Orijinalini görmek için tıklayınız : Cemaleddin Afgani Yanılgısı...
AdigeBatur
28.05.2008, 20:21
Afgani'nin sultanlarla ilişkisini incelerken Abdulhamit'in ona karşı tutumlarını da gözden kaçırmamak gerekir.
Abdulhamit onun hakkında bazen müsbet fikirler serdederken,57 bazen de alenen tahkir etmekte ve şöyle demektedir: "Ebu'l-Huda yolu ile kendisini İstanbul'a çağırttım...
Geldi ve bir daha İstanbul'dan çıkmasına izin vermedim."58 Görülen oydu ki Abdulhamit Afgani'den ölesiye şüpheleniyor ve gölgesinden korktuğu gibi59 ondan da korkuyordu. Gerçi Abdulhamit'in onu çağırmasına sebep olarak Pan-İslamizm, İslam Birliği politikalarında yardım almak istemesi gösterilir ki biz de buna yukarıda değindik, fakat onların İttihad-ı İslam fikirlerinin taban tabana zıt olduğu görülür.
Evet Abdulhamit, bir İslam politikası izliyordu, fakat (tüm hanedanların doğaları gereği sahip olduğu) Osmanlı Devleti'nin pragmatizmi onda da vardır. O, Osmanlı bayrağı altında, hanedanın bekaası için bir İslam birliği hayal ediyordu. Afgani ise bu fikrinde pragmatik değil, gayet samimiydi. Afgani'nin kafasındaki İslam birliği politikası o günün (ve hatta bugünün de) şartlarına uygun, ortakların eşitliğine dayalı bir tür konfederasyon sistemini içeriyordu. Yukarıdaki ifadeler Cemaleddin Afgani'nin biyografisinden alınmış (haksöz dergisindeki yazı) Yazık ki yazıyı hazırlayan kişinin üslubu Abdulhamid düşmanı bir gayri-müslimle aynı. Sırf Afgani'yi yüceltmek için Asrın En Büyük Sultanı'nı karalamaktan çekinmemiş.
Oysa İngilizler "hilafet" kozunu Osmanlıdan alıp kendi hesaplarına kullanmaya çalışırken Cemaleddin Afganiyi piyon olarak kullandılar ve Sultan Abdulhamid bu oyunu bozdu...
İşte Abdulhamid Han'ın kendi hatıralarında yazdığı Cemaleddin Afgani:
"Hilafetin elimde olması sürekli ingilizleri tehdit ediyordu. Blunt adlı bir ingilizle (selanik'in ingiltere konsolosu) Cemaleddin Afgani adlı bir maskaranın el birliği edip ingiliz hariciyesinde hazırladıklar bir plan elime geçti. Bunlar hilafetin Türkler tarafından zorla alındığını ileri sürüyor ve Mekke Şerifi Hüseyin'in halife ilan edilmesini teklif ediyorlardı. Cemaleddin Afgani'yi tanırdım, Mısırda bulunuyordu. Tehlikeli bir adamdı. Bana bir ara Mehdilik iddiasıyla bütün Orta Asya Müslümanlarını ayaklandırmayı teklif etmişti. Buna muktedir olacağını biliyordum. Ayrıca İngilizlerin adamı idi ve çok muhtemel İngilizler beni sınamak için bu adamı hazırlamışlardı. Derhal reddettim. Bu sefer Blund ile iş birliği yaptı."
Abdulhamid Han'ın verdiği bu bilgiler, Başbakanlık Osmanlı Arşivi tarafından da doğrulanmaktadır. Dönemin en güçlü İstihbarat servisine sahip (Teşkilat-ı Mahsusa) Sultanın tüm bunların bilincinde hareket etiği ve İngilizlerin İslam dünyasına eğemen olma planlarını nasıl suya düşürdüğü ortada... Eğer belgelerle tatmin olacaksanız işte belge:
Ömer Faruk Yılmaz Belgelerle Abdulhamid Han, sy.97-98-99 (Afgani'nin mason locasına kayıt olduğu ve başkan seçildiğine dair belgeler)
Sultan Abdulhamid Han'ın Hatıratından, Serdengeçti yayınları, sy. 23
Allah razı olsun muhterem...
Sultan Abdulhamid han ki kendi suikastçılarını affedip ceplerine harçlık koyupta uzaklara sürdüren bir şahıstır... çevresindekiler 'sultanım bunlar sizin canınıza kast etti idam edelim' diye ısrar etmelerine rağmen merhameti galib gelmiş ve o canileri dahi bağışlamıştır...
Hatta Sultan'a iftira atanlardan biri daha sonra pişman olup şiirlerle bu pişmanlığını dile getirmişlerdir...
keşke konu geçmişimiz olunca biraz daha hassas davranabilsek...
elmnightmare
28.05.2008, 21:12
"Cemaleddin Efgani Etrafında Makaleler"
M. Reşad
- Efganinin Masonluğu Etrafında bir makale (Sh:19-248)
2- Efganinin Kavmiyetçiliğine dair bir makale (Sh:249-300)
3- Abdulhamid Han'in Efgani hakkındaki teşhislerine dair bir makale (Sh:301-382)
4-Efgani'nin İstanbul'da "Peygamberlik san'atlardan sa'nattır" dediği hutbe ile ilgili tesbitler. (Sh:383-502)
5- Efgani'nin Ernest Renan'a cevabı'na dair bir makale (Sh:503-596) Daha sonra bir Hatime ve Zeyl ile bitmiştir.
Bu kitapta ilgi çeken hususlardan biri de İskoç Locasından kovulması idi..Kendi isteğiyle ayrıldı diyen Efgani Meddahlarını dumura uğratıyor...
"Efgani masonluktan kendi iradesiyle ayrılmamış, tam aksine kayıtlı bulunduğu locadan ihraç edilmiştir. İngiliz arşivlerindeki evraka göre Efgani; İskoç Locası'ndan, Allahı inkar ettiği gerekçesiyle ihraç edilmiştir. Efgani bunun üzerine ateizmin makbul sayıldığı Fransız "Grand Orien" locasına girmiş ve o locanın üstadı olmuştur" (Sh:21)
Yine ilginç bir belge daha var....
Yine tilmizi Abduh'un kendi şeyhine yazdığı (15 Mart 1853 Tarihli) bir mektupta kullanılan öyle bir cümle kaydedilmiştir ki maskara Efgani kervanından hiç kimse mektuptaki bu cümleyi tercüme edip orijinaline uygun olarak diğer mason severlere göstermemiştir, yahutta duyurmamıştır! "Bizi ellerinle yoğurdun (sana te'na) kamil bir suret üzere giydirdin (şekil verdin, teçhiz ettin) ve bizi en güzel bir şekilde yaratdın." (Sh:251) Tevhid ve Şirk konusunda Asr-i saadet başta olmak üzere bütün İslam tarihini Şirk içindeler diye reddeden bu edepsiz tilmizler Ustadlarının bu Şirk-namelerine acep niçin hiç değinmemişlerdir? Yoksa meselenin vahametini sezdikleri için mi bu cümlelerin olduğu yerleri üç nokta (...) şeklinde geçiştirmişlerdir.
http://www.misak1.com/kitap_tanitimi/cemeleddin.htm
İlginç değil mi bütün şeyhlere şirktesiniz diyen zihniyet Abduh'un hocasına yazdığı şirk ifadeyi görmezler:)
AdigeBatur
28.05.2008, 21:57
Bu adamın ısrarla İçtihat yolunun açık olması gerektiğini söylemesi de ilginçtir... Görünürde Çağın sorunlarına cevap verecek ictihatlar olmalı düşüncesi ağır bassa da bu hassas durumu kendi fikirlerini İslam alemine kabullendirmek ve "mehdilik" yolunu açmak için kullanmak istemesi muhtemeldir... Geleneği reddetme ve İslam dünyasına yeni bir söylemle çıkma heveslilerinin de Cemaladdin afganiyi arkalarına alma hevesinin nedeni de budur.
Söylem aynı "Hepiniz yanlıştasınız, gelin etrafıma toplanın sizi doğru yola götüreyim"
Bu millet selçukludan bu yana bu fikirlerle mücadele etti, yine edecek...
körler sağırlar birbirini ağırlar...
elmnightmare
29.05.2008, 20:46
Söylem aynı "Hepiniz yanlıştasınız, gelin etrafıma toplanın sizi doğru yola götüreyim"
Bu millet selçukludan bu yana bu fikirlerle mücadele etti, yine edecek...
Eee Adigehocam gördünüz..Adam ateist locasına üye olmuş..Ateist mason locasına üye olan adamın din hakkındaki fikirleri geçmiş ulemanın sözlerinden daha çok dinleniyor...Demek ki onu sevenlerin de masonlardan farkı yok:clap2:
AdigeBatur
29.05.2008, 22:52
körler sağırlar birbirini ağırlar...
Gözlerii vardır, göremezler; kulakları vardır işitemezler...
kirli sudan beslenen kirden başka ne getirir ki...
efsun hayal
30.05.2008, 12:50
Artık her şey o kadar kolay ki
Teknoloji çağı, bilgi çağı, akıl çağı ya; her şey çok kolay.
Hakikat insanın aklına duruluk getirir. Hakikat kafa karşıklığını, suyun bulanıklığını gidermek içindir.
Kirli su demek kolay artık, bilgimiz var, çok kitap okuduk biz. Aklımız var, yazılanları görmüyor muyuz sanki!
Hakikat muğlaklık içermez, insanda tereddüt, şüphe hasıl etmekten beri olandır.
Allah yardımcımız olsun, selametini bizlerden esirgemesin inşallah. amin.
MoqavemaT
30.05.2008, 23:11
körler sağırlar birbirini ağırlar
İndirgemeci mantık!
Ya alçaltacak ya uçuracak ölçü yokki...
ne diyelim Mehmed Akiften diyelim :D
Deniz üstünde bulup kendimi şaştım bu işe
Dedim ki Anlatırım ben, Hamid öbür gelişe
Adam aldıkça Lazistan kıyısından takalar
Kurtuluş yok seni MANDAL yine bir yakalar.”
Ahi Evran
31.05.2008, 00:22
Yukarıdaki ifadeler Cemaleddin Afgani'nin biyografisinden alınmış (haksöz dergisindeki yazı) Yazık ki yazıyı hazırlayan kişinin üslubu Abdulhamid düşmanı bir gayri-müslimle aynı. Sırf Afgani'yi yüceltmek için Asrın En Büyük Sultanı'nı karalamaktan çekinmemiş.
Ortada bir Abdulhamid düşmalığı yok, nedense ön yargılarla okunan metinlerden hep böyle sonuçlar çıkarılır...Be hey gözüm, Abdulhamid'i karalayan sensin!!!
Abdulhamit Afgani'den ölesiye şüpheleniyor ve gölgesinden korktuğu gibi59
59 kime ait?
59. Akif, "Köse İmam"da Abdulhamit'i şöyle tanıtır:
"Gölgesinden bile korkup bağıran bir ödlek
Otuz üç yıl bizi korkuttu şeriat diyerek."
Görülüyor ki muhafazakarların aksine bir müslüman olarak Akif, saltanattan ve sultanlardan pek hazzetmemektedir.
yani makalenin sahibine ait değil...
kime ait milli şair Mehmet Akif Ersoy'a ait...
vayy hain vayyy!!!
AdigeBatur
31.05.2008, 19:42
Mehmet Akif, Said Nursi, Rıza Tevfik, Namık Kemal... listeyi uzatabilirim... Bunlar Abdulhamid Han'a karşı çıkan hatta onu şiddele eleştiren, fakat her şey gibi Abdulhamid Han'ında yokluğunda değerini anlayıp onun hakkını verenler...
Cehalet mazur görülebilir ama inat mazur görülemez...
Madem tarihten konuşuyuorsunuz, işinizi tam yapın. Alevilerin Kuran ayetlerinin başını söylemeyip sonuna bakarak hüküm çıkarmaları gibi bir bilginin tamamına bakmadan yarısıyla hüküm verirseniz sonra zor duruma düşersiniz...
Mehmet Akif diğer bir çok kişi gibi Sultan'ın değerini onun yokluğunda anlamıştır. Yakın dostlarında Yozgatlı Mehmet Efendi'ye Mısır'da hastayken söylediği şu sözler onun pişmanlığını gösterir: Ölmezde iyileşirsem bazı konuları nazma döküp işleyeceğim. Bir de hatıralarımı yazmak istiyorum, hatıralarımda Sultan Abdulhamid'e karşı i'tizar (özür dileme) ve itiraflarım olacak.(Şemsettin Şeker, Mehmet Akif ve Sultan Abdulhamid)
Bakın Mehmet Akif'in naklettiği şu olay Abdulhamid'in kıymetini nasıl anlatıyor.:
"Camiye gidiyorum. Her sabah ne kadar erken gidersem gideyim mihrabın bir kenarında bir adam ümitsizce ağlıyor.Bir gün yanına sokuldum Muhterem dedim, Allah'ın rahmetinden insan bu kadar na-ümid olur mu? Dediki, ben Abdulhamid cennet mekanın devrinde bir binbaşıydım, Annem babam vefaat edince ailemden kalan mal mülkün başına geçmek için istifam kabul buyrulursa nezaretçe, istifa etmek istiyorum dedim. Biraz sonra bana doğrudan Hünkardan bir yazı geldi. "İstifan kabul edilmedi." Öyle anlaşılıyor ki Nezaret (bakanlık) benim dilekçemi Hünkara göndermişti. Ben bir daha dilekçe verdim yine aynı cevap geldi. Bizzat çıkayım huzuruna şifai olarak görüşeyim dedim. Haşmetmâb, istifamın kabulünü istirham edeceğim dedim, durumumuz budur dedim. Derin derin düşündü İstifamı kabul etmek istemiyordu, yüz hatlarından belliydi. Israrıma da dayanamadı. Öfkeli bir edayla elinin tersiyle ittirir gibi "Haydi İstifa ettirdik dedi". Ben döndüm geldim işimin başına.
Gece (rüyamda) alem-i manada orduların teftiş edildiğini gördüm. Risalet mâb Efendimiz (SAV) ordunun önünde duruyordu. Bütün Türk ordusu Aleyhisselam'a teftiş veriyordu. Osmanlı Padişahlarının ileri gelenleri vardı, Abdulhamid'de edeble Kainatın Fahrı'nın (SAV) arkasında duruyordu. Derken benim birlik geldi, başında kumandanı olmadığı için darma dağınıktı.
Döndü Abdulhamid'e dedi ki "Abdulhamid, nerede bunun kumandanı?".
Abdulhamid Dedi ki: "Ya Rasulallah (SAV) çok ısrar etti istifa ettirdik."
"Senin İstifa ettirdiğini bizde ettirdik" buyurdu.
Ben ağlamayayım da kim ağlasın!"
Onun değerini geç de olsa anlayan ve Özür dileklerini bir şiirle Sultan'a bir diger isimde Rıza Tevfiktir:
....
Tarihler ismini andığı zaman
Sana hak verecek Ey koca sultan
Bizdik utanmadan iftira atan
Asrın en sizyasi Padişahına
Padişah hem zalim hem deli dedik
İhtilale kıyam etmeli dedik
Şeytan ne dediyse biz belî dedik
Çalıştık fitnenin intibahına
Divane sen değil meğer bizmişiz
Bir çürük ipliğe hülya dizmişiz
Sade deli değil edebsizmişiz
Tükürdük atalar kıblegahına
....
(Sultan Abdulhamid Hanın Ruhaniyetinden İstimdad- Rıza Tevfik)
Geldik Bediüzzaman Said Nursi'ye. O da Sultan'ı şiddetle eleştirmiş ağır ithamlarda bulunmuş hatta Abdulhamid onu akıl hastanesine yatırmıştı...
Fakat Said Nursi daha zorlu dönemler yaşayınca Sultanı daha iyi anlar.
Tek Parti döneminin baskılarının arttığı bir dönemde Talebesi Mustafa Sungur'un anlattığına göre şunları söylemiştir:
"Keçel Said, sen şevkatli bir padişaha müstebit diye itiraz etmiştin. Onun cezası olarak şu şiddetli istibdatın (Baskı) cezasını çek bakalım" (Abdulkadir Badıllı, Mufassal Tarihçe-i Hayat)
Yine Mustafa Sungur, Üstadın Abdulhamid hakkında şunları söylediğini nakleder:
"Sultan Abdulhamid velidir, ben onu husisi dualarıma almışım" (Vehbi Vakkasoğlu, Başkasının Günahına Ağlayan Adam)
Abdulhamid, anlaşılamamış bir Büyük şahsiyettir. Tarih bize onun fikirlerinde yanılmadığını gösteriyor. Zira Tahttan indirilip, esaret hayatı yaşadığı devirlerde onu tahttan indirenler bile ileri görüşlüğüne hayran kalmış onun işaret ettiği meselerde ülke zor durumlara düştüğünde tahttan indirenler gelip fikir almak istemişlerdi. Başta Abdulhamidi kimse dinlememişti şimdi gelip bizi kurtar diyorlardı... Bunca Belge ortadayken bunca gerçek gün yüzüne çıkmışken Bu Afgan'i ısrarı niye? Afgani'yi yücelteyim derken Koca Sultanı Harcamak niye?
El İnsaf...
elmnightmare
31.05.2008, 20:12
Mehmet Akif, Said Nursi, Rıza Tevfik, Namık Kemal... listeyi uzatabilirim... Bunlar Abdulhamid Han'a karşı çıkan hatta onu şiddele eleştiren, fakat her şey gibi Abdulhamid Han'ında yokluğunda değerini anlayıp onun hakkını verenler...
Cehalet mazur görülebilir ama inat mazur görülemez...
Madem tarihten konuşuyuorsunuz, işinizi tam yapın. Alevilerin Kuran ayetlerinin başını söylemeyip sonuna bakarak hüküm çıkarmaları gibi bir bilginin tamamına bakmadan yarısıyla hüküm verirseniz sonra zor duruma düşersiniz...
Mehmet Akif diğer bir çok kişi gibi Sultan'ın değerini onun yokluğunda anlamıştır. Yakın dostlarında Yozgatlı Mehmet Efendi'ye Mısır'da hastayken söylediği şu sözler onun pişmanlığını gösterir: Ölmezde iyileşirsem bazı konuları nazma döküp işleyeceğim. Bir de hatıralarımı yazmak istiyorum, hatıralarımda Sultan Abdulhamid'e karşı i'tizar (özür dileme) ve itiraflarım olacak.(Şemsettin Şeker, Mehmet Akif ve Sultan Abdulhamid)
Bakın Mehmet Akif'in naklettiği şu olay Abdulhamid'in kıymetini nasıl anlatıyor.:
"Camiye gidiyorum. Her sabah ne kadar erken gidersem gideyim mihrabın bir kenarında bir adam ümitsizce ağlıyor.Bir gün yanına sokuldum Muhterem dedim, Allah'ın rahmetinden insan bu kadar na-ümid olur mu? Dediki, ben Abdulhamid cennet mekanın devrinde bir binbaşıydım, Annem babam vefaat edince ailemden kalan mal mülkün başına geçmek için istifam kabul buyrulursa nezaretçe, istifa etmek istiyorum dedim. Biraz sonra bana doğrudan Hünkardan bir yazı geldi. "İstifan kabul edilmedi." Öyle anlaşılıyor ki Nezaret (bakanlık) benim dilekçemi Hünkara göndermişti. Ben bir daha dilekçe verdim yine aynı cevap geldi. Bizzat çıkayım huzuruna şifai olarak görüşeyim dedim. Haşmetmâb, istifamın kabulünü istirham edeceğim dedim, durumumuz budur dedim. Derin derin düşündü İstifamı kabul etmek istemiyordu, yüz hatlarından belliydi. Israrıma da dayanamadı. Öfkeli bir edayla elinin tersiyle ittirir gibi "Haydi İstifa ettirdik dedi". Ben döndüm geldim işimin başına.
Gece (rüyamda) alem-i manada orduların teftiş edildiğini gördüm. Risalet mâb Efendimiz (SAV) ordunun önünde duruyordu. Bütün Türk ordusu Aleyhisselam'a teftiş veriyordu. Osmanlı Padişahlarının ileri gelenleri vardı, Abdulhamid'de edeble Kainatın Fahrı'nın (SAV) arkasında duruyordu. Derken benim birlik geldi, başında kumandanı olmadığı için darma dağınıktı.
Döndü Abdulhamid'e dedi ki "Abdulhamid, nerede bunun kumandanı?".
Abdulhamid Dedi ki: "Ya Rasulallah (SAV) çok ısrar etti istifa ettirdik."
"Senin İstifa ettirdiğini bizde ettirdik" buyurdu.
Ben ağlamayayım da kim ağlasın!"
Onun değerini geç de olsa anlayan ve Özür dileklerini bir şiirle Sultan'a bir diger isimde Rıza Tevfiktir:
....
Tarihler ismini andığı zaman
Sana hak verecek Ey koca sultan
Bizdik utanmadan iftira atan
Asrın en sizyasi Padişahına
Padişah hem zalim hem deli dedik
İhtilale kıyam etmeli dedik
Şeytan ne dediyse biz belî dedik
Çalıştık fitnenin intibahına
Divane sen değil meğer bizmişiz
Bir çürük ipliğe hülya dizmişiz
Sade deli değil edebsizmişiz
Tükürdük atalar kıblegahına
....
(Sultan Abdulhamid Hanın Ruhaniyetinden İstimdad- Rıza Tevfik)
Geldik Bediüzzaman Said Nursi'ye. O da Sultan'ı şiddetle eleştirmiş ağır ithamlarda bulunmuş hatta Abdulhamid onu akıl hastanesine yatırmıştı...
Fakat Said Nursi daha zorlu dönemler yaşayınca Sultanı daha iyi anlar.
Tek Parti döneminin baskılarının arttığı bir dönemde Talebesi Mustafa Sungur'un anlattığına göre şunları söylemiştir:
"Keçel Said, sen şevkatli bir padişaha müstebit diye itiraz etmiştin. Onun cezası olarak şu şiddetli istibdatın (Baskı) cezasını çek bakalım" (Abdulkadir Badıllı, Mufassal Tarihçe-i Hayat)
Yine Mustafa Sungur, Üstadın Abdulhamid hakkında şunları söylediğini nakleder:
"Sultan Abdulhamid velidir, ben onu husisi dualarıma almışım" (Vehbi Vakkasoğlu, Başkasının Günahına Ağlayan Adam)
Abdulhamid, anlaşılamamış bir Büyük şahsiyettir. Tarih bize onun fikirlerinde yanılmadığını gösteriyor. Zira Tahttan indirilip, esaret hayatı yaşadığı devirlerde onu tahttan indirenler bile ileri görüşlüğüne hayran kalmış onun işaret ettiği meselerde ülke zor durumlara düştüğünde tahttan indirenler gelip fikir almak istemişlerdi. Başta Abdulhamidi kimse dinlememişti şimdi gelip bizi kurtar diyorlardı... Bunca Belge ortadayken bunca gerçek gün yüzüne çıkmışken Bu Afgan'i ısrarı niye? Afgani'yi yücelteyim derken Koca Sultanı Harcamak niye?
El İnsaf...
Sonuna kadar zevkle okudum Adige..Eline ayağına sağlık...:clap2:
efsun hayal
31.05.2008, 20:27
Allah razı olsun hocam. İlgi ve emeğiniz için teşekkürle; hakikatlerin konuştuğunu görmek ne güzel. Sular durulur böyle...
vesselam..
Bunca Belge ortadayken bunca gerçek gün yüzüne çıkmışken Bu Afgan'i ısrarı niye? Afgani'yi yücelteyim derken Koca Sultanı Harcamak niye?
El İnsaf...
Allah razı olsun muhterem...
klavuzu karga olanın burnu leşten çıkmaz(mış) .. ne diyelim...
vBulletin v3.7.3, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.