Orijinalini görmek için tıklayınız : ...Rahleme Düşen Notlar...
salı;
Bir güne daha veda ediyoruz hep beraber,yani ben ve yaratılmış herşey,iyi anlaşıyoruz kainatla,bazen aynı lisanı konuşuyoruz,bazen aynı ibadete birlikte niyet ediyoruz.Ne kötü,hafızlığa başlamadan önce bunları hissetmezdim.Yok muydu peki tüm kainat? Elbette vardı, ama nasıl görememişim ben bunları.Neyse,şuan önemli benim için...
Bugün 1. cüzü okudum, hocam dedi ki:"hafız Allah'ın sırdaşıdır." Öyle ürperdim ki ilk duyduğumda "acaba layık mıyız? diye düşündüm.Sonra aldım elime mushafı başladım okumaya,edeple,hayayla,sırdaş olduğumun bilincine vararak.Okudukça daldım,daldıkça kendimden geçtim kısacası günlük başıma hangi hal geldi ben bile anlamadım.Bildiğim bir şey vardı ki sonsuz mutluluğu yaşadım Rahman'ın sırdaşı olarak...
Günlerim neye gebedir bilinmez ama benim hergün sabırsızla bir sonraki günü beklediğim kesin...
çarşamba;
Mucizelerle uyandım bugün yine,mesela güneş doğudan gülümsedi bize,ya batıdan yükseldiği gün olsaydı,ya rüzgar nazlı nazlı esmesydi bir daha,akan dere secdesine son verseydi.Şükürler olsun ki bir gün daha mucizelerle uyandım.Ya hiç uyanmamış olsaydım... Allah muhafaza!
Rabbim! Daha hafızlığımı bitirmedim müsade et bana hıfzımı tamamlayayım.Bu çok kutlu bir vazife farkındayım ama birileri hep moralimi bozuyor.Bugün yine hafızlığını bırakmak isteyen biriyle karşılaştım,zormuş,kolay ezberleyemiyormuş,yaptığı sayfalarıda unutuyormuş...O kadar olumsuz şeyler sıraladı ki o an kulaklarımın hiç duymamış olmasını dilerdim.
"Kardeşim,"dedim ona;"kolay olsa herkes yapardı,belki de kıymeti zorluğunda saklıdır.Kolay mı Allah'a sırdaş olmak.."
"Allah'ım kelemını ezberleyen dillere kuvvet ihsan et."(amin)
Sevgili Günlük;Bugün çok etkilendiğin bir ayeti paylaşmak istiyorum seninle.Sure-i Bakara'nın 8.ve 9.ayetleri:
"İnsanlar içinden;'Allah'a ve ahiret gününe iman ettik' diyenler vadır.Oysa onlar mümin değillerdir.Allah'ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar,halbuki sadece kendilerini aldatırlar da farkına varmazlar."
Müthiş bir ayet değil mi? Bunu duyduktan sonra her müslümanın imanını yoklaması gerektiğini düşünüyorum.Ne kadar doğru yolda olduğumuzu zannetsek de bir gün ayaklarımızın kayabilme ihtimalinide hesaba katmalıyız.Hz.Ömer bile Peygamberimiz ()'in sırdaşı olarak bildiğimiz Huzeyfe ibn Yeman'a "Ya Huzeyfe! o listede ben de varmıyım ?" diye soruyorsa biz kim oluyoruz da cenneti garantilemiş gibi davranıyoruz.Nitekim Peygamberimiz () Huzeyfe'ye münafıkların listesini açıklamıştı...
İşte böyle içim doldu doldu taştı bugün,neyse ki arkadaşımız bu fikrinden vazgeçti.Çok şükür!...Ne demiş Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri:
Hak şerleri hayr eyler
Zannetme ki gayr eyler
Arif anı seyr eyler
Mevla görelim neyler
Neylerse güzel eyler...
perşembe;
Hava soğuk dışarda yağmur yağıyor,ya ruhum sanki sıtmaya tutulmuş titriyor.Ruh kabım daraldıkça daraldı,sanki yokluğa gidiyor gibiyim,karanlıklar içindeyim,belki de yolumu kaybettim ama dışarıda yağmur yağıyor bu havada dışarı çıkılmaz zemin kaygan,ya birden ayaklarım kayarsa hak yoldan.Üşüyormuyum ne?...işte bu duygular esir almışken beni bir gökgürültüsüyle kurtuldum esaretimden...
Bir anda karanlıkta bitti yağmurda kesildi.Huzur sardı tüm benliğimi ve Rahmani bir sesle irkildim birden.Hitap sanki sadece banaydı...
"O, size korku ve ümit içinde şimşek gönderendir.O,yağmur yüklü bulutları yaratır.Gökgürültüsü,Onu hamd ile anarak tesbih eder.Meleklerde korkularından tesbih eder.Yıldırımlar gönderir,onunla dilediğine çarpar.Onlarsa Onun hakkında tartışıp duruyorlar.O, azabı çok şiddetli olandır."(Ra'd suresi:12-13)
Amennâ billah...Semiğnâ ve edağnâ...
cuma;
Şafak söktü,gün ağardı...Lâkin içimde bir sıkıntı tüm bedenimi sardı.Sonbahar hüznü de beraberinde getirdi anlaşılan.O severek seyre daldığım ruhumu okşayan yemyeşil ağaşlar yapraklarını birer birer toprağa veriyor.Toprak cömerttir ya,onları da inciltmeden bağrına basıyor.
Bir an kurumuş bir yaprak olduğumu düşündüm...Ağaçta asılıyım ama zayıflamış,yorgun ve çaresiz...Arkadaşlarımın gözümün önünden teker teker gidişine şahitlik ediyorum.Engel olamıyorum... nihayetinde ben de kurumuş bir yaprağım,kaçınılmaz son beni de aynı girdabın içine sürüklüyor.Birden sert bir rüzgar esiyor,haykırmak istiyorum...
-Esme rüzgar! Dayanamam ben,eski canlılığım yok artık,senin esişin benim sonum olur.
Neden birden korkuyorum ve dalımdan ayrılıyorum,sonsuz bir boşlukta savruluyorum ama hiçlik değil...Herşey üstüme üstüme geliyor en son ben de ölümün kucağına düşüyorum yani toprağa dönüyorum...
Ve dilimde tekrarladığım beni can evimden vuran o ayet gizliden fısıldıyor:
"KÜLLÜ NEFSİN ZÂ İGATÜL MEVT"
"Her canlı ölümü tadacaktır."
Al-i İmran:185.ayet
Enbiya:35.ayet
Ankebut:57.ayet
cumartesi;
Zamanın gözlerine esirim,teslim oldum bilerek,söyleyecek sözüm yok aslında.Kalbimi de kendi ellerimle prangaya vurdum,herşey konrtolum altında...Artık daha düzenli,daha seviyeli,daha özverili herşey...
Zamana karşı yarışıyorum,ya da zamanın karşısında kendimle yarışıyorum.Hani derler ya iklimler birbirini kovalamakta ama ben hep içimde baharı yaşıyorum.Beni üzecek,canımı sıkacak ne varsa;
- Sen duur! Burda sana yer yok demeyide beceriyorum artık.Dalsam da zaman zaman derine,vurgun korkusundan geri çekiliyorum.
Birden yan tarafımdan isyana bürünmüş bir ses yankılanıyor:"Hayat ne kısa!" diyor."Daha bir hafta önce saçlarımı okşamıştı pamuk elleriyle,şefkat dolu gözleriyla daha bir hafta önce 'kızım yoruldun yat artık' demişti bu kadar mıydı herşey,bu kadarcık mıydı?Şimdi neden yok?..."
Belkide hayatın ilk sillesiydi bu onun için annesini kaybetmek fena yakmıştı içini ama elden ne gelirdi ki hayat işte kaldığı yerden devam ediyordu.Zaman neler getirir ilerde bilinmez ama rahlemin üzerinde ki şu kutsal mucize olmasa bu acıya yürek dayanmazdı...
"Biz Kuran'dan öyle birşey indiriyoruz ki,o müminler için bir şifa ve rahmettir.Zalimlerin ise yalnızca hüsranını artırır."(isra:82)
Bela ve musibetler birer Allaha yaklaşma vesilesi olduğunda değer kazanır.Hani Sahabenin başlarına bir sıkınti gelmeyince kendilerini kötü hissedermiş ya Allah kendilerini terk etmiş unutmuş gibi çünkü sıkıntı beraberinde Allahı da hatırlatmalı onlara göre...Sanki Rabb'leri onlara ismini zikretmesin diye dert ve musibet vermemiş gibi...O zaman dertler ve tüm bu darlıklar bir rahatlama müjdeliyicisi gibi gelir insana,bu yürek darlığında da ancak böyle bir düşünce rahata erdirebilir bizi...Nitekim bela ve musibet Allah hatırlandığında hoş gelir...
Ben de bir hoş oldum bugün ve bir kez daha şükrettim Rabbime hala dertler benimle ve hala zikri dilimde...
cumartesi;(mübarek bir gün, her gün olduğu gibi...)
Yine kıskıvrak yakalandım,aslında hazırlıklıydım ama, teslimiyette hoşuma gitmiyor değil hani...Her teslimiyetimde yeni birşey öğreniyorum çünkü...
Teslimiyetim farkedişimdir...Ben herşeyi farkettim ama çaktırmadım.Çünkü teslim olmayı seçtim onu istedim...Çünkü hoşuma gidiyor teslim olmaklar...
Birden farkettim,bir topluluk var önümde haddi aşmış, kendinden geçmiş,ben de kendimin o topluluk içinde olduğunu farkettim ve yine teslim oldum...Sonra kalem düştü elimden, kırıldı birden, kalemin isyanını farkettim.Bir hamle ile kırık kaleme uzandım ve nefsin idam fermanını imzalayarak kırılan kalemin hakkını verdim.. Ve teslim oldum;"Nun'a, Kalem'e ve yazdıklarına..."(Kalem:1)
Teslimiyetim Rahman'nın hitabına muhatap oldu.İdam ettğim nefsim adam yerine kondu ve kuluna şah damarından daha yakın olan nefsimi muhatap kıldı:
"Ey kurtulmuş nefis! Sen O'ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak dön Rabbine! (Seçkin) kullarım arasına katıl ve cennete gir!"(Fecr:27-30)
Dedim ya teslim olmaklar hoşuma gidiyor, her teslimiyetim farkedişimdir...
Farkettim Rabbim, günahımı, isyanımı, acziyetim, küstahlığımı farkettim, ve sığındım Rabbim, bağışlamana, adaletine ve sonsuz rahmetine...
Alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum, ben esir olanların en şereflisiyim, çünkü Rabbmin esiriyim, kölesiyim...Gözümü ve gönlümü kör etme Allah'ım, hep farkında kıl, Sen ferkettir ki ben teslim olayım ve sadece Sen'in esirin kölen olarak kalayım...
çarşamba;
Kalem nedir? Kalem gönle düşman bence...
Ne zaman sıkılsak, bunalsak, dar gelse bulunduğumuz mekan, hele ruh çıkmak için sayısız hamleler yapsa... Kalem yetişir imdada...Yahu yazma, bırak nolur, kalsın içinde...
Şuan yaptığın nedir peki? Yazıyorsun...
Galiba kaleme düşman olan benim, gerçekleri duymaktan korkan benim, peki yazmazsa kalem nolur? Bi deneyelim...
- Müslümanlara yapılan zulmün haddi hesabı belli değil...
-?
- Yine karikatür krizi, bu sefer neyi dillerine doladılar...
-?
- Bu sabah belediyenin parkında bir bank üzerin de terk edilmiş yeni doğan bir bebek bulundu...
-?
- Filistin de bir katliam daha...
-?
---
---
---
Yok olmayacak, darlık geldi yine içime, ne kadar sessiz kalabilirim ki,
Yaz Ey Kalem!
Sende hikmet olmasaydı Rahman üzerine yemin etmezdi. Sen yazdıkça ben "amin" diyeceğim...Yaz ki bebeğini terk eden anne utansın..Yaz ki dinine söven millet utansın... Yaz ki tetiğe basan eller kırılsın... Yaz ki sessiz kalan milletin sesi duyulsun..
Vicdanın üzeri neyle örtülür ki, ne zaman devekuşunu oynamaktan vazgeçeceğiz, bize dokunmasın diye nereye kadar yılanları besliyeceğiz, onlara şirin gözükeceğiz, yılan şirinlikten ne anlar!...Sabrediyoruz değil mi? Doğru başka türlü nasıl susacak vicdan, tam haykıracakken ağzını kapattık vıcdanların, karışma herkesin işine dedirttik, sen sus başkaları konuşsun dedirttik, suskunluğunun adını da "Sabır" koyduk. "Zalime yardın edin" buyuruyor Efendimiz "zalime yardım mı, nasıl olur Ya Rasulallah?" "Zalime yardım zulmünü kesmektir, zulmüne engel olmaktır." Burada dahi sabır yok, haksızlığın sabrı olmaz vicdan! Kandırma kendini...
Yazmayı öğreneceksin, doğruyu yazan kaleme düşman olunmaz, ses çıkar biraz konuşsun yüreğin, nefsinle yazma, vicdanın karşında olsun, onu hiç susturma, bu kadar da sabırlı olma(!)
Kalem sana niye düşmanım biliyor musun, çünkü doğru yazıyorsun..sen bilmez misin, doğru söyleyen dokuz köyden kovulur... Ben sana düşman olsam da sen bakma bana, Hadi Allah işini rast getire...
pazar;
"Yüreğim titriyor Hâfız!
Takatim kalmadı bu aşkı taşımaya"
Bu neydi Ya Rabb? Beni benden etti. Şimdi ortalıkta hissiz dolaşan kim? Sen misin yoksa Hâfız? Aman kalbini yokla, bulduğun bir nebze iman aşkına söyle bana, ruhun çepeçevre kuşatılmışken sende ki bu aşk kimin esiri olmuş böyle? Aman dikkat et! Ki sen cümlelerinin başına sır sonuna acz gizledin, İbrahim'i yoldaş eyleyip batan şeyleri sevmedin...
Bir fısıltı dolaşıyor içimde hâfız, yoksa tuhan habercisi midir bu? Korkuyorum hâfız kalbini koru, Fravunlar dolaşıyor ortalıkta, Musa ol, at asanı ortalığa, sakın korkma atılım diye kuyulara. Buram buram toprak koksun senin de odan, unutma hâfız! Ölüme çeyrek var...
"Bugün daha bir deli,
Daha bir yalnızım,
Birşeyler söyle susma!
Birşeyler oku Hafızım..."
Verme sırrını öyle kimseye bilecekse bir Meryem bilsin seni, sırt çevirme sakın sen de Züleyha'ya dikkat eyle Yusuf zindana girmesin. Kaç kez gidip geldin, korkuyla ümit arasında hâfız! Kabiller hala Habillere düşman bilesin. Güneş ile ay sırayla saklanıyor İbrahimlerden...Kapatma gözlerini hâfız bunlar çocuklara sıkılan kurşunlardır, hadi söylesene susma! Korkuyla ümit arasında daha ne kadar yaşanır...
Okusana Hâfız, bir iftiradır dolaşıyor ortalıkta, Ayeşeler seni bekliyor adı temizlensin diye...Boğazıma kadar kanla doldum kaldır asanı ki boğuluyorum ve korkuyorum balık beni de yutacak, hadi hâfız, hadi söyle "illâ ente Sübhanek" de, çünkü bizde zalimlerden olduk. Kalbimizde ki paslanmış mührü sök at, artık duyalım, görelim ve bilelim...
"Bugün daha bir deliyim,
Bugün daha bir yalnız,
Birşeyler söyle susma!
Birşeyler oku Hâfız..."
>
terk-i diyar
01.07.2008, 13:42
Maşallah, subhanallah... Devamını bekleriz efendim,selametle...
Şimdi okurken bu yazılarını yine vakıfdayız ve sen sesli olarak okuyorsun gibi oldum..
Sesin kulaklarımda çınladı kardeşim..
Kabiller hala Habillere düşman bilesin....
.....bir iftiradır dolaşıyor ortalıkta, Ayeşeler seni bekliyor adı temizlensin diye...
Bu iki cumleye vuruldum.
Devamını bekliyorum demiyorum kardeşim Zaten yüreğin Kaleme akınca sen yazıyorsun.. Kaleminde yüreğime dokunuyor bilesin..
Allah razı olsun kardeşlerim beğenmenize sevindim, vakit buldukça devamı gelecek aciz cümlelerimin inşâallah...
Cuma'ya bir kala;
Nasılda sevindin değil mi hava karardı diye, ben seni bilmez miyim yanına eş arıyorsun sen. Hiç boşuna uğraşma hangi gece örter ki üstünde ki günahı, hem geceler değil midir günah yuvası, çok değil birkaç gönül aşağıda nahoş bir kahkaha sevapları boğuyordu gördün...N'olur kes artık kendini kandırmayı,
Rahlen kırıldı haberin olsun, bir feryattır kopuyor her gece, sahi hangi mushaf dayanır ki bu yalnızlığa, sen oku da Süleyman haber salsın Belkıs'a, oku ki Yakup kavuşsun Yusuf'una... Musa'nın yüzü yerde söylede Hızır bir çift söz söylesin yaranına...Ah! Sen suskun dilber sana yakışmaz sessizlik, elindeki anahtar her kapıyı açar hala bilemedin mi? hadi bir seçim yap artık, korkma kovulurum diye kapıdan, dua dua yalvar dur Huzur’a, doy huzura…
Bİ'takat
06.08.2008, 17:03
Maşallah görmeyeli kardeşimiz binbir merkebin taşımaya takat getiremeyeceği onca hisi , arzuyu,kederi ve hasretlerimizi aciz latin harflerinin sırtına veripte istediği yöne götürmeye başlamış. Allah cc muaffak etsin inşallah.
BE'dualarda.....
Allah razı olsun abi, bu yazıları ilk paylaştığım gün siz hatırlamazsınız ama bizim için önemliydi ilk defa yazmıştım ve acaba nasıl yorum yapalar diye bir endişemiz vardı, şükür ki yorum sizden geldi sonrada benim yazmaların devamı geldi, sizler gibi kelimelere tam hakimiyetimiz yok ama karınca misali sürnerekte olsa hedefimiz menzile varmaktır, varamasakta yolundayız inşâallah...Allah yardımcımız olsun sizlerin ve yanı sıra bizlerin...
Turkbeyi
06.08.2008, 20:43
Allah cc razi olsun
Bİ'takat
06.08.2008, 20:46
Yüz yılda bir olsada latife yapayım tam yeri
Acıklı ve daramatik bir türk filminden bir sahne
Yoksa yoksa sen o musun hani simsiyah önlüğü başında siyah kurdaleli çocuk senmisin.
Tabi işin şakası bir yana O zamanlar o bölüme kendi yazılarını yazan kardeşimiz sayısı az idi ve gayet iyi hatırlıyorum size yazmanız için telkinde bulunacak cümleleri sarf etme cüretinde bulunduğumu. İyikide yapmışım. İnşallah paylaşımlarınız artarak devam eder.
:) Tebessüm ettirdiniz..Allah razı olsun...
sabır taşı
19.08.2008, 00:03
Hafız Recai Yılmaz’a
Ya-Sin…
Yüreğim titriyor.
Takatim kalmadı bu aşkı taşımaya.
Ne Leyla vü Mecnun,
Ne Romeo and Juliette.
“Batan şeyleri sevmem ben.”
Adım: İbrahim.
Nemrud’un kartalları yüreğimin peşinde.
Asiye’yim asi’ye ikna odalarında,
İmrü’l Kays’ın kadınları utandırıyor beni.
Bir miraç gecesi Muhammed’e tutunmak,
Kaçmak geliyor içimden, bitirmek serüveni,
Bitirmek komedyayı,
Dante’ye inat.
Bugün daha bir deliyim.
Bugün daha bir yalnız.
Bir şeyler söyle susma!
Bir şeyler oku Hafız!
Kabil’in Habil’e attığı taşı anlat.
Yakub’un Yusuf için döktüğü yaşı anlat.
Musa’nın asasını, melikenin tahtını,
Tufan günü yaşanan, o pürtelâşı anlat.
Er-Rahman…
Her an,
Tükeniyorum Hafız!
Buram buram toprak kokuyor odam.
Ölüme hazır mıyım?
Bilemiyorum, yalnız…
Bir şey var yüreğimi gün be gün kundaklayan.
Kaçıp kaybolmakla kalıp susmak arasında
Kıstırıldım şuracıkta, bütün gençliğim talan.
Fişlenmişim bir vakit namazı sonrasında.
Her yanım sobelenmiş çağdaşlar tarafından.
Bıraktı mı beni ahhh! Bırakmaz bildiğim gerçek.
Eyyub’un sabrı nerde kurtlar beni bitirecek.
Nerde benim cennet aşkım; cehennem korkum heyhaaaat!
Korku ümit arasında nasıl yaşanırdı hayat?
Oku hafız! Bileyim evrensel yazgımızı.
Oku ki bir Meryem zuhur etsin kalbimde.
Şuara sussun… İkiye bölünsün ay…
Ve büyük göç başlasın medeniyet şehrine.
Ha-Mim…
Bilirim…
Dinim dinlerin garibi.
Sımsıkı sarılmak gerek Allah’ın ipine.
Gözyaşıyla abdestini tazeleyen derviş gibi,
Uyandım ve kulak verdim biricik sahibime.
Mürteci olduğumun kapı gibi belgesi
Secdeye varmış dizlerimin üzerindeki nasır
Budur…
Budur, koskoca devletimin kaygısı.
Bu kafa hangi kafa; bu asır hangi asır.
Bilimin adamları, bir apolet umuduyla
İyiliğimi istiyorlar.
Vermem, vermeyeceğim!
Çoğaldıkça zayıflıyor putların gürültüsü,
Çiğnetir miyim tanklara kalbimdeki Kudüs’ü…
Gökyüzü kimlerin malıdır artık böyle!
Süleyman Nebi mührü bak kimlerin elinde.
Dalkavuk aydınlarım, olabildiğince pişkin.
Mehdilerim kayıp, cemaatlerim şaşkın.
Haykır Hafız! Kudursun, kinlerinden yoldaşlar.
Benim başım olamaz, bu denli kokmuş başlar.
Yunus’u sahillere taşıyan Yunus kadar
Gözü tok bir hamalım ben. Sadık ve itaatkâr.
Elif-Lam-Mim…
Duyabilseydim,
Davud’un sesinde yayılan sırrı,
Belki daha iyi anlardım filozoftan
İlahi söze sadık babayı ve oğulu.
Mesken tutardım kendime Zekeriya’nın
Cennet bahçesi diye sığındığı kovuğu.
Farkı yok Medyen’den, Ad’dan, Semud’dan
Gayrı iflah olmaz bir isyankârım kavmime.
Alber Camus’den çok Ashab-ı Kehf’e yakın
Bedir’e, Uhud’a, Hendek’e yakın
Dünyayı kıran bu
Savaşlardan çok.
Hıncım, aşkım, kaygılarım beni tutası değil.
Sabır telkin ediyor, sabır taşı kardeşlerim,
Geceyle karanlığın farkının idrakinde
Birer yarasa hepsi ve yakalarında gül…
Öylece durma Hafız! Çağır ebabilleri,
Ruhumu çiğnemeden Ebrehe’nin filleri
Zeytin dalını kargalar, baykuşlara uzattı
Beni de örümceğin sadakati kuşattı.
BASRİ AKDEMİR ERZURUM / ŞUBAT 1998
vBulletin v3.7.3, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.