PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İki 10, Bir 5 ve 3 Pazartesi


rahlem
04.08.2008, 01:02
-I-

Biraz daha su vermeliyim cam güzeline, Yaradana kurban ne de güzel açıvermiş, capcanlı gözlerle o da beni izliyor farkındayım. Eve geldiği günü anımsıyorum da kimse ihtimal vermemişti bu kadar güzel olacağına, şimdi ise hayat dolu etrafa gülücükler saçıyor, hayat dağıtıyor, biraz daha su vermeliyim yaşatmalıyım onu...İhanetimi kaldıramaz biliyorum sadece 1 gün uzak kalsam ondan dudaklarını büzüveriyor hemen, yaprakları bir bir sırt çeviriyor ama haklı, neden güceniyorum ki onu yaşatan su...

Peki, peki ya insanı yaşatan ne?

Koca bir hayata sahipti herkes gibi o da, ve herkesin ki kadar koca bir hayata sığdırılmaya çalışılmış hayalleri, ümitleri, korkuları, sevinçleri ve sevgileri vardı...

Yaşamın ilk on senesiydi, öyle şen şakrak çocukluğu vardı ki, hani derler ya "tutabilene aşk olsun" dedirtecek cinstendi. En zevk alarak yaptığı şey mahalle maçıydı ama oyuncular bu durumdan ne kadar zevk alıyordu bilinmez, bir kız çocuğuyla aynı takımda top koşturmak racona ters düşse gerekti...Oysa top kimin umurunda, takım kimin umurundaydı ki, önemli olan abinin yanında olabilmekti, gerektiği zaman kavga etmek, yarış yapmak, herşey abisiyle güzeldi...

Gözleri doldu birden ve bir hatıra canlandı cam güzelini seyrederken, bir damla yüreğinden bir damla cam güzelinden düşüverdi toprağa...

İklim karasal, kışları soğuk, yazları bir o kadar sıcak ve baharlar alabildiğine yağışlı...Kızılırmak en coşkulu halini yaşıyor, heybetine heybet katmış önüne gelen herşeyi sürüklüyor...

Yine bir sonbahar ve günlerden pazartesi, hava yağışlı, zilin çalmasına 5 dk.var, sınıfta bir kargaşa, gözü dışarda, annesinin tüm ısrarlarına karşın kabanını giymemişti, belli ki arada artistlik yapmakta hoşuna gidiyordu..Şimdi n'olacak, iliklerine kadar ıslanacaktı...

Zil çaldı, ilk işi abisini bulmak oldu, her zaman ki gibi el ele yola koyuldular, yol uzun, hava bardaktan boşalırcasına, daha köprüye varmamışlardı ki yağmur burunlarından sızmaya başladı...Kendine ait bir çantası bile yoktu, gerçi hiçbirşey ona ait değildi, defterleri, kitapları, çantası herşey abisinden arda kalanlardı. Babaları her sene başında sıkı sıkı tembihlerdi:

- Oğlum! Kitaplarına sahip çık, defterlerini idareli kullan onlar seneye kardeşinin olacak...

Bu yüzden olasa gerek gelecek senenin kitaplarını alıp içini incelemek hoşuna giderdi, ne de olsa yarı onun sayılırdı, kendini hep bir sınıf üst sınıfta hissetmesini sağlardı bu...

Çantası sırtta değilde elde taşıması gereken bir çanta idi. Yağmur inadına hızlanmıştı sanki, yoksa bu bir ceza mıydı? Anne sözü dinlememenin cezası böyle mi olurdu? Öyleyse bir de bedel ödemesi gerekiyordu...Lastik çizmelerinden gelen vıcık vıcık su sesleri çoktan sinirlerini bozmuştu, çantasını bir eline, diğer elini de abisinin eline teslim etmişti, göz yaşları ise çoktan yağmurla el ele tuştuşup toprağa karışmıştı...

...

Bİ'takat
04.08.2008, 13:25
Kendi kalemi ile mürekkebe yol gösteren kardeşlerimizin artarak devam etmesi arzusu ile

BE'dualar

rahlem
04.08.2008, 22:07
-II-

Böyle günlerde adettendi aksiliklerin üst üste gelmesi, nasıl olduğunu anlamadan kendini suların içinde buluverdi, çantası bir tarafa kendisi bir tarafa..Malesef çantasının kolu kopmuştu, şimdi n'olacak? Ağlaması için bir neden daha ,hem kitapları ıslandı hem çantası koptu, bu yol çekilmez artık, anne sözü dinlememenin cezası böyle mi olurdu acep?...

"Söz veriyorum Allah'ım bir daha annemi üzmeyeceğim, yeterki bu yağmur dinsin..."

İşte bir sürpriz daha, yola bir ağaç devrilmiş belli ki rüzgara daha fazla karşı koyamamış, şimdi nereden geçecekler, yol da bir o kadar uzayacaktı. Evdekiler de merak edecek şimdi onun korkusuda eklenmişti iki kardeşin içine, yol hala uzun, çanta kopuk, kitaplar ıslak ve hala yağmur bardaktan boşalırcasına...

Ah anılar, ne çok acıtmıştı içini, şuan çocukluğuna dönmek için neler feda etmezdi ki, gencecik ömründe ne çok yük yüklemişti nahif omuzlarına, ezilmemek elde mi ki? Oysa yaşanacak daha çok şey var besbelli, her yaşanılan acı olaydan bir pay çıkarmasını bilmeli insan, o yağmurlu günün sonunda eve varmışlardı. Sıcacık sobanın yanına kedi gibi sinmişler ısınmaya çalışıyorlardı, kitaplar bir tarafta kendileri bir taraftaydı, o günden sonra anladı ki fırınlar sadece pasta börek yapmaz gelecekte kurtarırdı...

Ertesi gün babası en güzel sürprizi yapmıştı küçük kızına, emanet olmayan tamamen kendisine ait olacak bir sırt çantası almıştı, bundan sonraki seneleri bu çanta ile geçirecekti, kendi sırt çantasıyla tastamam dört sene...

Cam güzeli sen bilir misin sadece sana ait olan bir şeyin mutluluğunu? İnsan kendine ait olmayan şeyin mücadelesini veremez, neyi savunabilir ki sonuçta onun değil, söz hakkı bile tanınmaz böylesine...belki de bu sahiplik duygusu ileride mücadelesine anlam katacak, o benim derken var gücüyle almalarına müsade etmeyecek, kim ayağına çelme takarsa taksın kalkacak ve kaldığı yerden devam edecek, sahiplenecek ve sadece Allah'a güvenecek...

...

rahlem
06.08.2008, 12:17
-III-


-Baba ben artık böyle mi gideceğim okula?
-Evet kızım.
-Baba ben bundan sonra dışarıda da böyle olmak istiyorum,
-Tamam kızım çok güzel olur.
-Baba öğretmenler kızarda aç derlerse?
-Açmazsın sen?
-Tamam baba açmam ben.

Akşam hiç uyumadığı dışardan belli oluyor muydu acaba? Gözlerinin battığını hissediyor ama hiç birşey bugünkü heyecanını ve mutluluğunu engelleyemezdi bunu biliyor... En güzel kıyafetini seçmişti tıpkı bayram sabahı gibi...Üzerinde beyaz bir gömlek ve diz altını iki karış geçen uzun sayılabilecek kahverengi bir etek vardı, başında ise ne alaka dedirtecek cinsten yeşil bir başörtü vardı, bunu özellikle seçmişti çünkü kendisine çok yakıştığını düşünürdü... O sabah başını annesini yapmasına müsade etmedi, iğnenin ucunu dokunanı yakacak şekilde tutturmuştu bilinçsiz bir şekilde, ilk de kendi canını yakmıştı ama olsun iğneyede gülümsemeyi becerdi...

Babasının elini tutmuş olduğu halde okulun kapısından içeri girdi, evet bugün hiçbirşey mutluluğunu engelleyemezdi lâkin bu mahsunlukta neyin nesi oluyordu şimdi...Okulun bahçesinden geçiyorlardı ki adımlarını zorla sürüklediğini farketti. Babası bir-iki adım daha atmıştı ki küçük kızın yerinde çivilenip kalması üçüncü adımına müsade etmedi, yüzünü kızına çevirip;

-N'oldu kızım birşey mi var?
-Hayır baba.
-Peki neden gelmiyorsun, sıranı bulacaktık?
-Baba ben buraya ait değilim...
-Olurmu kızım kaydını yaptırdık ya..
-Öyleyse neden onlar gibi değilim?
-...

Durumu farketti baba, kızının bu kadar içerleyebileceğini hesaba katmamıştı. Herkes lacivertler içindeyken, kızının cennet yeşili dediği başörtüsü fazlaca dikkat çekmişti, öğrenciden çok ziyaretçiye benziyordu, oysa bugünden itibaren bu okulun müdavimlerinden olacaktı, çok şey yapacaktı, kıyafetiyle değil başarısıyla dikkat çekmeliydi...Aylığı almasına daha birkaç gün vardı belli ki planları sonradan almaktı ama o esnada fikrini değiştirdi ve kızını bahçede belli belirsiz oluşturulmuş sıraya teslim edip en yakında ki kırtasıyeye girdi. Fiyatları hiç düşünmeden okul kıyafeti olup olmadığını sordu, satıcıdan müsbet cevab gelmişti, soluğu hemen kızının yanında aldı...

Başörtüsünü kimsenin yapmasına müsade etmedi, herkes gösün diye de kocaman açmıştı omuzlarından aşağı fazlaca sarkıtmıştı ve kimsenin almasına müsade etmemecesine her yerinden iğnelemişti...

Günlerden pazartesi, sınıf şubesi "J" ve pencereden babasına el sallıyor, lacivert başörtüsünün altında gülümseyen bir çift gözle...

...

Bİ'takat
06.08.2008, 13:23
Kardeşimizin paylaşımlarının artarak devam etemesi arzusu ile

rahlem
06.08.2008, 20:36
Allah razı olsun, inşâallah gelir devamı...

rahlem
07.08.2008, 15:03
-IV-

-Siz hala burda mısınız?
-Gitmemiz için bir sebep mi var hocam?
-Terbiyesizler, yönetmeliğe uymuyorsunuz işte...
-Öyle mi? Peki yönetmelik Allah'ın kitabına ne kadar uyuyor?
-...

"Nankördür insanoğlu, cahildir, zalimdir de ayrıca, var oluştan beri devam eden bir kanundur bu, hep birileri var ortalıkta dolaşan, görevleri sadece huzur bozmak, fitne çıkarmak, hakkı yerinden alıp haksıza hizmet etmek...Ah zalim dünya! Ah zalim dünyanın zalim müdavimleri, hesabınız pek çetin olacak biliyorum, zalime azabı müjdeleyen Allah'a şükürler olsun..."

Satırları bile karalarken kin ve nefret doluydu, herkesin sıcak yatağında uyduğu vakitler onun erkenden yola çıkma vaktiydi, sokaklar ıssız bir o kadarda tehlikeli...Her sabah alışıla gelmiş bir şekilde abdestini alır duasına bürünürdü, attığı her adımda yeminler verirdi Yaradanına..."Cahiliz aciziz Allah'ım! halimiz Sana malumdur, güç ver, işimize şeytanı karıştırma, ayaklarımızı yolun üzerinde sabit tut!Bize yardım et!..."

Okula müdürden önce girmeliydi yoksa dışarda kalırdı, kurala uymayan saf dışı kalacaktı bundan böyle, artık oyunu kendi kurallarına göre oynayacaklardı, yaşıtları okuldan kaçarken onlar "okula kaçacaktı", sabah namazından sonra yola koyulacak, hizmetlilerle okula girilecekti ve bu mihval üzere günler geçip gidecekti...Birileri rahat koltuklarında "açıverseler sanki kıyamet mi kopar?Allah Rahîm'dir affeder..." diye Allah hakkında hüküm verecek ama kimsecikler onların örtülü yakalanmamak için kürsü içlerine saklandığını ve burada Rahîm olan Allah'a ne dualar ısmarladığını bilmeyecekti...

-Kızım tek ümidimizsin sen bizim, okumalısın sana ihtiyacımız var halimizi görüyorsun bu senin için bir görev, anla bizi n'olur...
-Anlıyorum anne
-Kararın nedir?
-...

-Tonlarca para saydım ben bu okula, küçük hanım şimdi istemiyor diye keyfine göre hareket edemem, okumanın şartları neyse ona uyacaksın...
-Ama baba Kur'an da...
-Konuşma daha fazla bizde biliyoruz sanki kafir mi olacağız...
-...

-Herkes yanlış biliyor bir sen herşeyi biliyorsun öyle mi?Kızım senin okumaya niyetin yok baştan ben okumayacağım de de evlendireyim seni...
-...

-Kızım ben hocalara sordum, fetvası var bu işin, için de rahat olsun vebali benim boynuma açabilirsin...
-...

...

Aşiyân
07.08.2008, 17:36
Devamını beklıyorum ınsAllah..

rahlem
07.08.2008, 18:11
İnşaallah kardeşim...Sağolasın...

rahlem
12.08.2008, 00:22
-V-

Sınıfta bir kargaşa, her gün eksik olmayan kavgalardan biri yaşanıyor, bir sözden, bir bakıştan türlü anlamlar çıkarılıyor, sınıf ikiye bölünmüştü...Açanlar ve açmayanlar, birbirini suçlayan iki taraf oluvermişlerdi, nasıl bu hale gelinmişti onlar bile anlamadılar ama şeytan işini hakkıyla yapıyordu kimse sorgulamayı bilmiyor herkes birbirini suçluyordu. O günlerin klasik bir cümlesi vardı ağızlarda dolaşan iki tarfın tek ortak dilleri buydu belki;

"Mücadele etmeyi bilemediniz..."

Mücadele neydi ki? Ve şimdi iki taraf birbirini mücadelesizlikle suçluyordu. Birileri saat 8'de ders başı yaparken diğerleri saat 6'da okul bahçesinde müdür nöbeti tutuyor....Birileri sorgusuz rahatça derse girerken diğerleri kapı ardından gizlice dersi dinliyor...Birleri yarın ki dersin hesabını yaparken diğerleri yarın okula girebilmenin hesabını yapıyordu...Sahi ya mücadele de neydi ki?

Bu hal üzere saatler günleri, günler ayları kovaladı, herkes mezun oldu okuldan, ve dahi sınavlara bile girildi. Saat 9-12 arası eli kalem tutan er kişiler bir soru daha fazla çözmenin telaşı içine girdiler, sahi yapılacak bir sürü iş vardı, çekilin daha ülke kurtarılacaktı...(!)

Yazık oldu birilerine, ama kimlere yazık oldu, kimse bilemedi, dualar arşı çoktan titretti, herkesin sesi duyuldu ama herkes Hakk'tan gelen sesi duymadı, kalpler mühürlendi, diller bağlandı, bir daha açılmamacasına bu konu orda kapandı.

Yine bir pazartesi, "sen de ne çok susamışsın öyle Cam güzeli'm, yoksa dilin damağın mı kurudu ben gibi, sakın boynunu bükmeyesin dik dur! Kimse ezik görmemeli seni, gülümse sen de ben gibi, çünkü hayat bir anlık tebessümde gizlidir, tüm yaşanılanlara inat yine de gülümse Cam güzeli..." Değil mi ki geçip giden sadece iki 10, bir 5 ve 3 pazartesi, oysa yaşanacak daha çok şey var besbelli...

Demsiz
12.08.2008, 00:38
Hay MâşAllah.Öyle güzel ki hepsini bir arada okumayacağım.2.bölüm sonu ve durabildim sonunda...:)O kadar çok yorum söyleyeceğim yer oldu ki diğer satıra geçtiğimde diğer yorumumu yazmam gerektiğini düşündüm ama akışa kapıldım bir kere.Roman yeteneği görüyorum tabi biraz eksileri de var yanında.

''Ah anılar, ne çok acıtmıştı içini, şuan çocukluğuna dönmek için neler feda etmezdi ki, gencecik ömründe ne çok yük yüklemişti nahif omuzlarına, ezilmemek elde mi ki?'' (alıntı)

Bu sözü üstüme alabilir miyim? acı! ama öyle ben de, bence de...

Ufaklığı oğlan sanıyordum kız çıktı :) bazı yerlerde hemen direk diğer cümleye geçiyorsunuz ara bağlar da biraz hızlısınız. oda dilinin ucunda kalmış çıkamayan söz gibi oluyor..

Kaleminize, yüreğinize sağlık...

rahlem
12.08.2008, 07:06
Hay MâşAllah.Öyle güzel ki hepsini bir arada okumayacağım.2.bölüm sonu ve durabildim sonunda...:)O kadar çok yorum söyleyeceğim yer oldu ki diğer satıra geçtiğimde diğer yorumumu yazmam gerektiğini düşündüm ama akışa kapıldım bir kere.Roman yeteneği görüyorum tabi biraz eksileri de var yanında.

''Ah anılar, ne çok acıtmıştı içini, şuan çocukluğuna dönmek için neler feda etmezdi ki, gencecik ömründe ne çok yük yüklemişti nahif omuzlarına, ezilmemek elde mi ki?'' (alıntı)

Bu sözü üstüme alabilir miyim? acı! ama öyle ben de, bence de...

Ufaklığı oğlan sanıyordum kız çıktı :) bazı yerlerde hemen direk diğer cümleye geçiyorsunuz ara bağlar da biraz hızlısınız. oda dilinin ucunda kalmış çıkamayan söz gibi oluyor..

Kaleminize, yüreğinize sağlık...

Okuma nezaketinde bulunduğunuz için çok teşekkür ediyorum, yorumunuza kıymet verdim denemdeen uzaklaştığım ilk çalişmam bu benim anı tarzı biraz ama dediğim gibi ilk olması hasebiyle hatalarımız fazlaca olacaktır.Çok teşekkür ediyorum sonuna kadar okursanız yorumunuzu da beklerim...

Bİ'takat
12.08.2008, 10:01
Hani derler ya işte bu tamda denecek yer. Evelce kafamda olup hep sormak istediğim sualler vardır. Mesela sanat sanat için mi olmalı yoksa toplum için mi? sanat öğreticimi olmalı diye sorular. neyse

Merhaba baharla birlikte açan her bir çiçek
Dallardaki tümurcuk merhaba
Annesinden süt emen kuzu merhaba
Yıkılma dik dur ayakta yeni doğmuş oğlak
Tüm hüzünlü şarkılara ve dökülen yapraklara inat
İçimde bir umut var

Bu şiirimi hatırlattı
Bütün seller ve çığlar ilk başta bir katre idi

rahlem
12.08.2008, 10:50
Bütün seller ve çığlar ilk başta bir katre idi...Eyvallah...

Yorum için çok teşekkür ediyorum...

seyyah_acem
12.08.2008, 11:17
sagolasın rahlem güzel yazılar eklemişsin. yüregime dokunan yazılardı.:(

rahlem
12.08.2008, 11:20
Yüreğe dokunmadan yüreğe dokunmaz derler eyvallah kardeşim, vakit ayırdığınız için teşekkür ederim...