PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Allah bize mezhebimizi sormayacak!



Sayfa : [1] 2

manifesto
02-11-2009, 22:10
Mezhep tartışması hiç bitmedi
Mezhepler nedir ne değildir.Mezhep imamları kimdir kim değildir.
İçtihad nedir ne değildir..

Şunu söylemek gerek ki mezhepsizlik pratikte müslümana bir şey kazandırmadığı gibi mezhep ve meşrep de pratikte bir şey kazandırmaz.

Teoriktir.

Bir insanın hanefi şafii maliki hambeli şii caferi alevi olması nekadar anlam ifade eder ne kadar anlam ifade etmez buna cevap vermeli evvela.

Hesap günü Rabbimiz bize mezhebin ne diye sual etmeyecek.Bunu hatırlatmak gerek insanlara

Yada münker ve nekir men Rabbüke ve men dinüke ve men nebiyyüke sualini sorarken yanında men mezhebu diye sual etmeyecek

Yani kişi hanefi olmakla fazilet kazanmayacağı gibi caferi olmaklada bir şey kazanmaz.Aslolan kur'an ve sünnet ekseninde yaşamak.Bunu hanefi olarak şafii olarak şii olarak caferi olarak yapabiliyorsa ne mutlu ona.Mezhebinin ne önemi var.
Zaten islamda mezhepler belirleyici değildir.Kimi zaman hanefi olan malikilere göre veya şafiilere göre amel eder ki tüm mezheplerin bir olduğuna işarettir ki mezhep islam dairesinde ise..
Neyi niye tartışıyoruz..
Mezhep imamlarının her içtihadına katılmak DİNİN bir emri değil.Bunu da yerli yerine koymak gerek

hirahos
02-11-2009, 22:14
ihvanforumda Mezhepleri hafife almakta bir manifesto eksikti. O da yazdı, takımı tamamladık. :)

manifesto
02-11-2009, 22:22
ihvanforumda Mezhepleri hafife almakta bir manifesto eksikti. O da yazdı, takımı tamamladık. :)

O yazıdan bu sonuç.Aksine mezhepleri hafife almak değil yerli yerine koymak yazısı bu.
Yani kur'an sanki mezheplerin gerisinde.Veya mezheplere bakıp müslüman ve kafir tasnifi yapmaya kalkanlara bir cevap.
Tıpkı cemaatler bakım veya partilere bakım cennet cehennem bileti kesenler gibi..
Yoksa zaten yazmışım.

"..mezhepsizlik pratikte müslümana bir şey kazandırmadığı gibi..."

Uzak Yollar
02-11-2009, 22:32
Hesap günü Rabbimiz bize mezhebin ne diye sual etmeyecek.Bunu hatırlatmak gerek insanlara

Yada münker ve nekir men Rabbüke ve men dinüke ve men nebiyyüke sualini sorarken yanında men mezhebu diye sual etmeyecek

Yani kişi hanefi olmakla fazilet kazanmayacağı gibi caferi olmaklada bir şey kazanmaz.Aslolan kur'an ve sünnet ekseninde yaşamak.Bunu hanefi olarak şafii olarak şii olarak caferi olarak yapabiliyorsa ne mutlu ona.Mezhebinin ne önemi var.
Zaten islamda mezhepler belirleyici değildir.Kimi zaman hanefi olan malikilere göre veya şafiilere göre amel eder ki tüm mezheplerin bir olduğuna işarettir ki mezhep islam dairesinde ise..
Neyi niye tartışıyoruz..
Mezhep imamlarının her içtihadına katılmak DİNİN bir emri değil.Bunu da yerli yerine koymak gerek

Bazı arkadaşlarımız nedense bunu anlayamıyor,ve mezhebi imanın şartı
görüyorlar.Bu anlayış islami vahdet için aşılmalıdır,çünkü mezhepler ictihatlardan oluşur ve her çağa zamana görede ictihatlar değişir.
Değişmezse insanlığın ihtiyaçlarını karşılayamaz.
Oysaki Kuran ve sünnet evrenseldir,kıyamete kadar insanların
bütün ihtiyaçlarını karşılama kapasitesine sahiptir.
Ayrıca zaten avamın mezhebi yoktur pratikte,avam hangi alimi bulursa ona sorar amel eder.Bu alim hangi mezhepten olursa olsun.Bunu aşalım arkadaşlar.Lütfen biraz düşünelim.

Uzak Yollar
02-11-2009, 22:35
ihvanforumda Mezhepleri hafife almakta bir manifesto eksikti. O da yazdı, takımı tamamladık. :)

hiros senin böyle düşünmemen gerekir bence sen ilim ehlisin çünkü.
Bakın anlatmak istediğim ya anlaşılmıyor yada anlaşılmak istenmiyor.
Mezhepleri hafife alan yok,ama mezheplere uymayı itikad noktasına getirmek yanlış.İllaki bir mezhep demek islamın kolaylığını zorlaştırmaktır.
Bunu anlamak için ulema olmaya gerek yok,biraz düşünen bunu anlar.
Kaldıki senin anlaman gerekirdi bu zaman kadar.

dostluk
02-11-2009, 22:38
Mezhep tartışması hiç bitmedi


Mezhepler nedir ne değildir

.Mezhep imamları kimdir kim değildir.

İçtihad nedir ne değildir..




ha şimdi bu konu açıldı diye bitecekmi yani..

sayın manifosto,mezhebi inkar etmenin bile yolu yordamı olmalı..

mezhepleri kanun koyucu,hüküm verici,allahın kitabından uzaklaştırıcı..

mezhebi savunanlarıda allaha değil alimlere kul olucu,Allahın değil kulların hükmüne uyucu vs gibi seviyesiz yakıştırmalarla eleştirsen bu olmaz..

hem kabul etmiyorlar,hemde hakaret ediyorlar inanalara..

imamaı zam efendimiz gibi alimm nerdede büyük alimi zatı bu şekilde karalama gafleti gösterirler,yada imamı yusuf gibi alim nerde şimdide bunu deme gafletini gösterirler..

herşeyin uslubu var..

manifesto
02-11-2009, 22:48
hem kabul etmiyorlar,hemde hakaret ediyorlar inanalara..

Hayır da hakaret nereden çıktı şimdi,kime neye hakaret etmişiz?


imamaı zam efendimiz gibi alimm nerdede büyük alimi zatı bu şekilde karalama gafleti gösterirler,yada imamı yusuf gibi alim nerde şimdide bunu deme gafletini gösterirler..

Bence de herşeyin bir üslubu var.İmam-ı Azam'a hakaret nerede?
Yani bir mezhep imamının bir meselede ki içtihadına katılmamak ona hakaret mi?
O halde desene en büyük hakareti mezhep imamalrı birbir içtihadlarına katılmak yerine kendi içtihadlarını ortaya koyarak birbirlerine yapmış oluyorlar
Hani ille bir meselede fikrimizi yazacaksak mesele odaklı olmalı.

Ahi Evran
02-11-2009, 23:09
Allah bize mezhebimizi soracak.
Mezhebimiz Kuran ve sünnet üzere mi değil mi diye...
Mezhebi Kuran ve sünnet üzere olanlar kurtulacak...
Mezhebinde sünneti eksik olanın akıbeti hayır değildir...

dostluk
02-11-2009, 23:13
Hayır da hakaret nereden çıktı şimdi,kime neye hakaret etmişiz?


Bence de herşeyin bir üslubu var.İmam-ı Azam'a hakaret nerede?
Yani bir mezhep imamının bir meselede ki içtihadına katılmamak ona hakaret mi?
O halde desene en büyük hakareti mezhep imamalrı birbir içtihadlarına katılmak yerine kendi içtihadlarını ortaya koyarak birbirlerine yapmış oluyorlar
Hani ille bir meselede fikrimizi yazacaksak mesele odaklı olmalı.

sayın manifesto siz ediyorsunuz demedim,yada tüm mezhep gerekmez diyenlerde ediyor demedim..

lakin bu forumda günlerdir sıkıntı içinde bu tür mesajları okumaya maruz kaldım ..

bir insan kurandan kopmayalım meal okuyalım diyebilir amenna..


lakin ilmihal okuyanları,abdestsiz,aybaşılı kurana dokunmayanları,mukabelelere gidenleri,sohbete gidenleri,kurana saygı gösterip göbekten yukarda tutaları,ona karşı ayak uzatmayanları kurandan uzaklaşıyorlar,kuranı bırakıyorlar vs diye itham ederekten bunu derse doğru şey bile diyor olsa adamı dinden imandan çıkarır bu uslup..

insan tasavvufundayanlışlarını yazabilir lakin ehlisünnetin kalelleri olan alimleri karlayaraktan onların ilimlerini küçümseyerekten ,onları sevenleri onlara kul olmakla suçlayaraktan değil...

size değil isyanım..lakin yeter artık ..herşeyin bir usluubu dozajı var..

forumlara huzur bulmaya paylaşmaya,paylaşılanları okumaya geliyoruz biz,cedelleşmeye ,manevi değerlerimize saldıranları her mesajda görmeye değil..

hiçim
02-11-2009, 23:17
manifesto doğru tesbit :) ama illa altında kasıt aranır

Sofuoglu
02-11-2009, 23:21
konu basligi,"Allah bize mezhebimizi sormayacak!"

nasil yani,eminmisin?delilin nedir?

boyle bir soz ne curetle soylenir anlamis degilim,


bakin,Her asrın insanı yaşadığı devirde kime tâbi olduysa onunla mahşere çağırılacaktır.

Âyet-i kerime'de şöyle buyuruluyor:

"İnsan sınıflarından her birini biz o gün imamlarıyla beraber çağıracağız." (İsrâ: 71)


Herkes dünyada kimin bayrağı altında bulunmuşsa, kime uymuş, kimleri rehber edinmişse, ahirette de onun bayrağı altında bulunacaktır.

Rehber edindiği, peşine düşüp gittiği lideri,hocasi,imami, nereye götürürlerse onlar da oraya gidecek. Dünyada olduğu gibi ahirette de bir ve beraberdirler. İyiler iyilerle beraber cennette, kötüler kötülerle birlikte cehennemde olacaklardır..

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime'lerinde buyurur ki:

"Kim Allah'a ve Peygamber'e itaat ederse; işte onlar Allah'ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle, sâlihlerle beraberdirler. Onlar ne güzel birer arkadaştırlar!

İşte itaatkârlara yapılan bu ihsan Allah'tandır. Her şeyi bilici olarak Allah yeter." (Nisâ: 69-70)
Allah-u Teâlâ kıyamet gününde Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-ine ve beraberindeki müminlere ikram ve ihsanların en büyüğünü yaparak taltif eder, onları mahçup edip rüsvaylığa sürüklemez.

Diğer Âyet-i kerime'lerinde buyurur ki:

"O gün Allah Peygamber'ini ve iman edip onunla beraber olanları rüsvay etmeyecek, utandırmayacak." (Tahrim: 8)

agbi
02-11-2009, 23:22
Ben mezhepleri şu şekilde görüyorum.

MEZHEPLER benim için ALLAH cc giden bir yolun rehberleri.

Kimi hanefi mezhebini , Kimi Malik kimi Şafi kimi isede Hanbeli yi kendine uygun görür.

BU DÖRT HAK MEZHEBİNİN İMAMLARI HAKKINDA KİMSE EN NEGATİF KELİME BİLE DÜŞÜNEMEZ.

Bir arkadaş demişti bana hanefi mezhebindnsin bende oldum bu yanlış dedi HAKLI bence kişi MEZHEBİNİ BİLMELİ.

İmam ı Azam ın bana en büyük etkisi BAL YEME DEMEMEK için KIRK GÜN BAL YEMEMESİDİR ki BALI ı çok SEVERMiŞ.Basit görünen AMA YAZSAN KİTAPLARIN ALAMAYACAĞI BİR DÜŞÜNCE .

BİZLER ÖNCE TOPLAMA ÇIKARMAYI BİLELİM Problem çözmeye daha ilmimi yetmez.

dostluk
02-11-2009, 23:29
kabir suali desem,kabir azabı desem fayda verecekmiki..ayet diyecekler,ayet tevsiri vereceksin hadi b o öle deil diyecekler,hadis vereceksin uydurma diyecekler,alim görüşü diyeceksin o alim midir diyecekler..

SUSSAM GÖNÜL RAZI DEĞİL,SÖYLESEM TESİRİ YOK..


Beyhude gamlanma divane gönül
Cümle alemin rızkını veren vardır
Yaptığın hatayı görmüyor sanma
Kalpte gizli en derin sırları bilen vardır

Mal-ı emlakım var deyu güvenme
Arkam var deyu dayanma
Sırt üstü insanı yere varan vardır

Beyhude gamlanma divane gönül
Cümle alemin rızkını veren vardır

Derdime vakıf değil canan
Beni handan bilir
Hakkı vardır şad olanlar
Herkesi şadan bilir

Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil
Çektiğim alamı bir ben birde Allah’ım bilir

hirahos
03-11-2009, 00:02
Peygamber Efendimiz buyurmuştur:

"İnsanların en hayırlısı benim asrım(daki ashabım)dır. Sonra onlara yakın olan (Tabiîn)lerdir. Sonra da onlara yakın olan (Tebe-i Tabiîn)lerdir" (Buhar, Fedailü Ashabi'n Nebiyy, 1; Müslim, Fedailü'l-Ashap, 210-214; Ebû Dâvud, Sünne, 9; Tirmizî, Fiten, 45).

"Benim ashabımın, sonra onların ardından gelen (Tabiî)lerin, sonra da bunların ardından gelen (Tebe-i Tabiî)lerin değerini takdir etmek bakımından benim hakkımı gözetiniz" (İbn Mâce, Ahkâm, 27).

"Size ashabımın, sonra onların peşinden gelenlerin, sonra da bunların peşinden gelenlerin (hakkını gözetmenizi) tavsiye ederim" (Tirmizî, Fiten, 7).

-------------------------

Muhammed Hadimi hazretleri:

Dindeki dört delil (Kitap, Sünnet, İcma, Kıyas), müçtehidler içindir. Bizim için delil, mezhebimizin bildirdiği hükümdür. Çünkü bizler, âyet ve hadisten hüküm çıkaramayız. Mezhebin bir hükmü, âyete, hadise uymuyor gibi görünse de yanlış değildir. Çünkü âyet ve hadis ictihad isteyebilir, başka bir âyet veya hadisle değişmiş olabilir veya bilmediğimiz bir tevili vardır. (Berika, s. 94)

İmamı Rabbani Hz.:

Hadislerle amel etmek, bize caiz olmaz. Mezhebimizin hükmüne aykırı görünen hadis-i şerifler, âlimlerin sözlerini reddetmek için delil ve senet olamaz. Bir Hanefi’nin, imam arkasında Fatiha okuması ilhaddır. (1/ 312, Mebde ve Mead 31)

-------------------------------------

Biline ki: Meşhur dört mezhebi tutmanın büyük faydası, hepsini birden terk etmenin (mezhepsizliğin) de madde madde açıklayacağımız veçhile geniş zararı vardır:

1. İlk müslüman âlimleri (selef) dini öğrenme mevzuunda, kendilerinden öncekilere dayanmış, onlardan faydalanmışlardır. Bu cümleden olarak Tâbiûn Ashaba, Tebeu't-tabiîn, Tâbîûna... Böylece her devrin âlimleri daha öncekilere başvurup onlardan istifade etmişlerdir.

Akıl da bu davranışın iyi olduğuna hükmeder. Çünkü şeriat ancak nakil ve istinbat (delillerden hüküm çıkarmak) yoluyla öğrenilebilir. Nakil ise ancak sonra gelenlerin daha öncekilerden, irtibat kurup ilim almalarıyla mümkün olur.

İstinbat daha öncekilerin mezhep ve görüşlerini bilmeye muhtaçtır. Ancak bu sayede müctehid, ilmini daha öncekilerin attığı temeller üzerine kurar, icmâa aykırı hükümden sakınma imkânını bulur.

Zâten bütün ilim ve zanaatlar, sarf-nahiv (gramer), tıp, şiir, demircilik, marangozluk, kuyumculuk... bunları öğrenmek isteyen herkesin, ehil ve üstadlarına müracaatları, önlerinde dirsek çürütmeleriyle elde edilmiştir. Bunun istisnası mantıken mümkün ise de çok nadir olarak vukû bulmuştur.

İmdi selefin görüş ve emek mahsûlüne itimat ve ihtiyacın zarureti böylece sâbit olmuştur. Yalnız, bunlara dayanabilmek için bazı şartlar vardır:

a) Sözleri sahih bir senedle rivâyet edilmiş olmalı,

b) Veya meşhur kitaplarda yazılı bulunmalı,

c) Sözlerin çeşitli ihtimallerinden biri tercih edilmek, bazı mevzulardaki umumi hükümlerin tahsisleri yapılmış olmak, mutlak olanları kayıt ve şartlarına bağlanmak gibi hizmet görmüş olmalı,

d) Hükümlerin illet (esbâb-ı mücibe) leri açıklanmalı.

e) İhtilaflı olanlar bir araya getirilmeli, farklılığın sebepleri açıklanarak kullanılır hale getirilmelidir.

Şu son zamanlarda işte bu şartları kendisinde toplayan dört mezhepten başka mezhep yoktur.

İmamiyye ve Zeydiyye mezhepleri ileri sürülebilirse de onlar bid'at ehlinden olduğu için sözlerine istinat edilemez.

2. Rasûl-i Ekrem (s.a.): "Cemaate (şuurlu çoğunluğa) uyunuz" buyurmuşlardır.

Mezkür dört mezhepden başka hak mezhepler tarihe karıştığından, ancak bu dördüne uymak cemaate uymak olur, bunların dışında kalmak ise cemaati terk etmek demektir.

3. Asr-ı saadetten bu yana asırlar geçtiği, imanların ateşi söndüğü ve emanetlere riayet edilmediği devrimizde; nefislerine uyan müftüler ve günahkâr kadılar gibi kötü âlimlerin sözlerine dayanmak câiz değildir.

Bunlar söylediklerini; seleften, dindarlık ve güvenilir olmakla meşhur zevatın görüşlerine, açıkça veya delâlet yoluyla dayandırmadıkça kendilerine itimat edilemez.

Ancak selefin sözleri muhafaza edilip onlara istinat edilir, yoksa ictihadın şartlarını kendisinde topladığı bizce meçhul olan kişilerin sözlerine değil.

Selefin mezheplerine bağlı bulunan mütehassıs âlimlerin izah ve görüşlerini; selef âlimlerinin kitap ve sünnetten elde ettikleri sözlerine uygun bulursak alırız, değilse asla.

Hz. Ömer (r. a) ın şu sözü işte bu anlayışı ifade eder:

"Münafıkın kitapla uğraşması (mücadelesi) bu dini yıkar."

İbn Mesud da şöyle der:

"Kim birisine uyacaksa geçenlere (selefe) uysun."

KAYNAK:

IKDU'L-CÎD RİSÂLESİ ŞAH VELİYYULLAH DİHLEVİ

hirahos
03-11-2009, 00:05
Uzun olunca takip etmek güç olduğundan ayırmak zorundayım, mazur görülmesini rica ederim:

Tahtavi ismiyle meşhur, Hanefi âlimlerinden Ahmed bin Muhammed bin İsmail, Dürr-ül muhtar haşiyesinde (zebayıh) kısmında “Dinde fırkalara ayrıldılar” âyet-i kerimesini ve ümmetin 73 fırkaya ayrılacağını bildiren hadis-i şerifi zikretmekte, Kur’an-ı kerimdeki Allah’ın ipinden maksat cemaat, cemaatın da fıkıh ve ilim sahipleri olduğu, fıkıh âlimlerinden bir karış ayrılanın dalalete düşeceği, Cehenneme gideceği, sivad-ı a'zamın fıkıh âlimlerinin yolu olduğu, Peygamber aleyhisselam ve hülefa-i raşidinin yolunun fıkıh âlimlerinin yolu olduğu, bu yoldan ayrılanların Cehenneme gideceği bildirilmektedir. Fırka-i naciyyenin, Ehl-i sünnet vel cemaat denilen fırka olduğu, Allah teâlânın tevfîkınin bu fırkada bulunanlara, gazabının ise bu fırkadan ayrılanlara olduğu, bu fırkanın bugün dört mezhepte toplandığını, bu dört hak mezhebin ise Hanefi, Maliki, Şafii ve Hanbeli mezhepleri olduğu, bu zamanda bu dört hak mezhepten birine tâbi olmayan kimsenin bid’at sahibi olup Cehenneme gideceği bildirilmektedir.

Uzak Yollar
03-11-2009, 00:11
lakin bu forumda günlerdir sıkıntı içinde bu tür mesajları okumaya maruz kaldım ..

bir insan kurandan kopmayalım meal okuyalım diyebilir amenna..


lakin ilmihal okuyanları,abdestsiz,aybaşılı kurana dokunmayanları,mukabelelere gidenleri,sohbete gidenleri,kurana saygı gösterip göbekten yukarda tutaları,ona karşı ayak uzatmayanları kurandan uzaklaşıyorlar,kuranı bırakıyorlar vs diye itham ederekten bunu derse doğru şey bile diyor olsa adamı dinden imandan çıkarır bu uslup..

insan tasavvufundayanlışlarını yazabilir lakin ehlisünnetin kalelleri olan alimleri karlayaraktan onların ilimlerini küçümseyerekten ,onları sevenleri onlara kul olmakla suçlayaraktan değil...

size değil isyanım..lakin yeter artık ..herşeyin bir usluubu dozajı var..

forumlara huzur bulmaya paylaşmaya,paylaşılanları okumaya geliyoruz biz,cedelleşmeye ,manevi değerlerimize saldıranları her mesajda görmeye değil..

dostluk,sen buraya takıldın kaldın arkadaşım.
Oysaki kaç seferde yazdım ama bunu kasden yapıyorsun kanaati uyanacak içimde,bunu uynadırma olurmu.
Ben abdsetsizde okunabilir fikrini savunuyorum,halada arkasındayım sözümün.
Ben hakkı söyleyen alimleri eleştirmem,eleştirilmesi gerekenleri eleştiririm çekinmem.İnsanlar Allahın kitabına aykırı bilgi aktaranlar kim olursa olsun eleştirilmeye layıktır.
Dikkat ederseniz bütün konuların sizin konuların anti tezi,ama eleştiride dozu kaçıran arkadaşlarımız var.özellikle şahsi olarak.
Karşındaki insana sapık Allah hidayet nasip etsin demek ağır bir itham olsa gerek.Bunu yapan ben değilim dikkat edersen.
Sen ehli sünnet olmanın şartlarına seçilmiş insanları ve velilerin kerametlerinide katarsan,rabıtayı inkar küfürdür dersen,kendi düşüncene ait alimlerin her sözünü naas olarak kabul edersen bende gerekeni söyleyeceğim elbet.
Kuranı erişilmez anlaşılmaz kılmak için elinizden geleni yaparsanız bende öyle olmadığını anlatacağım elbetki.
Bundan sonrası senin bileceğin iş.
Kafalarınızı ve düşüncelerinizi gözden geçirin derim.
Artık biraz kafanızı kaldırma zamanı gelmedimi sence?

talib
03-11-2009, 00:12
Büyüklerimiz doğru yolu tarif ederlerken evvela, ilk olarak ehli sünnet inancı demişler. Ondan sonra başlar sözün çoğu.

İman, İslam, İhsan diyoruz. İman ilk sıradadır. Düzgün bir iman için de ehli sünnet inancı şarttır. Olmazsa olmazdır. İtikadda Maturdi ya da Eşari olacağız. Amelde de günümüze doğru olarak dört mezhep geldiği için onlardan birinde olacağız. Bunlar Ehli sünnet dairesi içindeki mezheplerdir.

talib
03-11-2009, 00:15
Kuranı erişilmez anlaşılmaz kılmak için elinizden geleni yaparsanız bende öyle olmadığını anlatacağım elbetki.


Sen bana Kur'an'ı abdestsiz okuyup, Kur'an'da derinleşenleri say ben de abdestli okuyup derinleşenleri. Bakalım kimlerden ne kadarı erişmiş ne kadarı erişememiş.

hirahos
03-11-2009, 00:16
Tekarrur etmiş (yerleşmiş) her mezhep, oturmuş bir sistemi ifade eder. O sistem, kendi içinde oluşturduğu mekanizmalarla, yani her tabakadan alimler vasıtasıyla en ince noktalarına kadar –tabir yerinde ise– gözden geçirilmiş, noksandan arındırılmış ve devamlılığını bu şekilde muhafaza edegelmiştir. Böyle bir sistem içinde önceki kuşakların, özellikle de mezhep imamının öğrencilerinin ve onların öğrencilerinin gözünden, dikkatinden kaçmış bir rivayeti bugün bizim tesbit etmemiz "aklî bir imkân" ile mümkün ise de, "adeten" (uygulamada) mümkün değildir. (Ebubekir Sifil)

“Hiçbir müctehid, başka bir müctehidin sözü ile amel edemeyeceği gibi, hiçbir mukallid, taklid ettiği, uyduğu mezheb İmamının sözünün dışına çıkamaz! Çıkar diyen kimse yoktur. Alimlerin en faziletlisi sayarak İmam diye tanıdığı mezheb kurucusuna bağlandıktan sonra, hoşuna gidenleri başka taraflardan alamaz. Her yönden ona uyması lazımdır. Uyduğu İmama muhalefeti münker bir harekettir ve bu muhalefeti sebebiyle günahkardır.” (İhya, 9. Kitab, 2.Bab, Emir ve Nehyin Şartları; c.2, s.803)

“İctihad mevkiine yükselemiyenler, bu asırda olanlar gibi, kendilerine sorulan meseleye, ancak bağlı bulundukları mezheb imamından naklederek cevap verirler. Eğer imamının ictihadını zayıf bulursa, onu terk etmesi caiz değildir. Binaenaleyh başkasının ictihadıyla cevap veremeyeceğine, mezhebi de bilinmiş olduğuna göre, daha mücadele etmesinde ne kâr var? Eğer bir meselede şüphe ederse uygun olan (Ben bunu anlayamadım, belki bağlı bulunduğum mezheb imamının bu babda bir cevabı var, fakat ben bilemiyorum; çünkü ben başlı başına bir müctehid değilim.) demesi lazımdır.” (İhya, 1. Kitab, 4. bab, Hilaf İlmi ve Münazaranın Afetleri; c.1, s.113)

Uzak Yollar
03-11-2009, 00:17
Âyet-i kerime'de şöyle buyuruluyor:

"İnsan sınıflarından her birini biz o gün imamlarıyla beraber çağıracağız." (İsrâ: 71)


Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime'lerinde buyurur ki:

"Kim Allah'a ve Peygamber'e itaat ederse; işte onlar Allah'ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle, sâlihlerle beraberdirler. Onlar ne güzel birer arkadaştırlar!

İşte itaatkârlara yapılan bu ihsan Allah'tandır. Her şeyi bilici olarak Allah yeter." (Nisâ: 69-70)

Diğer Âyet-i kerime'lerinde buyurur ki:

"O gün Allah Peygamber'ini ve iman edip onunla beraber olanları rüsvay etmeyecek, utandırmayacak." (Tahrim: 8)

Bu ayeti kerimelerde mezhep imamlarının bayrağı altında geleceksiniz manasını nasıl çıkarıyorsun arkadaşım izah edermisin?
İşte hatalarınızın başında bi ayeti alıp istediğiniz gibi anlatmak oluyor.
Bu çok yanlış böyle yapmamlısın.

diyarbekri
03-11-2009, 00:21
Rasûlullah sallallâhu Teâlâ aleyhi ve selem şöyle buyurmuştur: “Muhakkak İsrail oğulları yetmişbir fırkaya ayrıldılar.Yetmişi helak oldu, bir fırka kurtuldu. Benim ümmetim de şübhesiz yetmiş iki fırkaya ayrılacak. Yetmiş biri helak olur, bir tek fırkası kurtulur.” Ashab dediler ki: Bu fırka hangisidir? Nebî sallallâhu Teâlâ aleyhi ve selem: “El-Cemâatu, el-Cemâatu” dedi.[H.84]

Tefrika= Parçalanma

“Tefrika = parçalanma”dan maksad, dînin aslında ihtilaftır. Bütün parçalanmalar, i’tîkadî olan meselelerden meydana gelir. Ehli Sünnet arasında bu gibi hilaf ve muhalefet aslâ bulunmamıştır. Bazı ehli ilim dediler ki: Hiçbir millette din âlimlerine ve fukahaya buğzedilmemiştir. Amma bu ümmet içinden en fazla parçalanmaya sebebiyet verecek şey, din ulemâsına ve fukahaya düşman gibi bakarak din âlimlerinin ve reislerinin birbirinden ayrılmaları ve iki zümrenin birbirinden buğzetmeleridir.[188]

“…Yetmişiki fırkaya ayrılacaktır.” cümlesindeki tefrika yani parçalanmadan murad, dînin aslî ve i’tikâdî meselelerindeki parçalanmadır; fıkhî ihtilaf murad değildir. Fürû’da ihtilafın murad olmadığı hakkında başka hadislerle istidlal edilmektedir. Evet, lakin Şîa, Mu’tezile, Havâricî ve sâir fırkalar Tevhîd ve Allah Teâlâ’nın sıfatları hakkında ,kabir azabı hakkında, haşir neşir hakkında, Ashab hakkında, kabir azabı hakkında ihtilaf ettiler. Binnetice ihtilaftan dolayı birbirini tekfir ettiler.[189]

Ümmet, millet birdir

“Ümmet” ve “millet”in manalarını bilmek gerekir. “Ümmet”in manasını bilmeyen, ümmeti kafir, kafiri millet zanneder. Bu zannından dolayı başkasını kurtarmaya çalışırken kendisi helak olur.

“Ümmet ve “millet”, asıl lüğatte, hak olsun, bâtıl olsun, topluluk demek ise de, şer’î şerîfin ıstılâhında “ Ümmet, milletle eş anlamda olmak üzere, hayrları üzerinde toplayan” demektir. Şu kadar ki bir ferde, bir topluma ümmet denilir; ferde millet denilmez. Bu takdirde millet ve ümmet, büyük cemaat hakkında kullanılır.[190]

Tefrika hakkındaki bütün hadislerde Nebî sallallâhu Teâlâ aleyhi ve selem “ümmet” kelimesin nefsine izafe etmiştir: << “Ümmetî” = Ümmetim. >> Bundan anlaşılıyor ki, ümmet kelimesinden murad, ümmet-ud-da’ve yani Müslüman olmayanlar değil, ümmet-ul-İcâbe’dir, yani İslamı, Muhammed sallallâhu Teâlâ aleyhi ve sellem’in davetini kabul edenlerdir.Yani ehli kıbleden olan tüm cemaatler kasdolunmaktadır.

Vasıf itibarıyla, “din, millet ve ümmet” kelimeleri ayrı ayrı ise de hakîkatte maddesi bir, manası bütündür.[191]

“Millet” kelimesinin, hak veya bâtılda ittifak edenlerin hakkında isti’mal olunması, lüğat manaları itibarıyladır. “Din” kelimesi manasında da “ümmet” ve “millet” biribiri yerinde kullanılır.Nitekim din, ahlak manasında da olur “Kişi sevdiği kimsenin dîni üzerindedir.”[H.32] mealindeki hadis bu kabildendir. Binaenaleyh ehli kıbleden olanların tekfîri zorlaşmış olur. Çünkü “ümmet” kelimesini kendi zât-ı şerîfine izâfe etmiştir; mudaf, mudâfun ileyhisinden kesb-i tarif eder, kesb-i kemâl eder yani şeref alır. Şeref alan fâsık da olsa, bid’ati küfre sirayet etmeyen bid’atçi de olsa, yine de tekfir edilmez demektir.

“Yetmiş” deyimi

Gerek ehli hadis ve gerekse başka ulemâ, beşinci asra kadar İslâm’dan ayrılmış fırkaların aslına bakarken, asılları yetmişe ulaşmaz. “Yetmiş” deyimdir. Dalları ise üç yüz küsura ulaşır. Dolayısıyla yetmiş kelimesinin manasında birçok te’vile başvurdular.Kalbi zaif olanlar ise münakaşa etti. Dediler ki; “Akla muhalif olduğu için, bu babdaki hadisler zaiftir.” Halbuki hadîs-i şerifte muayyen bir aded asla söz konusu değildir.Yetmiş kelimesinden maksad çokluğu beyan etmektir. Yetmiş, yetmiş üç deyimleri, çokluğu beyan etmek için diller araında kullanılan bir deyimdir.Bununla söz takviye edilir. Aynı deyim dilimizde de kullanılır. Mesela: Vallah, yetmiş kişi şahid olsa inanmam.. Yetmiş kere öldürülsem yaparım.. Ben demiyorum, yetmiş iki millet söylüyor.. Yetmiş kere söyledim anlamıyor…. Denilir. Ayet ve hadislerde de bu âdet üzere bu deyim kullanılmıştır. Nitekim: “Onlara istiğfar etsen de etmesen de eşittir. Onlara yetmiş kere istiğfar etsen dahi yine elbette Allah onlara mağfiret etmez…” [192] “Bundan sonra da onu yetmiş arşın uzunluğunda bir zincir içinde oraya sokun.” [193] diye buyrulmuştur.

Bu ayetlerde “yetmiş” kelimesinde aded söz konusu değildir. Kulun konuşma âdetleri üzere varid olmuştur. Nitekim sahih bir hadiste: “ Gerçekte ben her bir günde yetmiş kere Allah Teâlâ’dan mağfiret dilerim.”[H.85] diğer bir hadîs-i şerîfte: “ Her kim gündüz bir saat Mekke’nin sıcaklığına sabrederse, yetmiş sonbahar kadar cehennem ondan uzaklaşır.”[H.86] buyrulmuştur.

Aslında “yetmiş” veya yedi sayısı çift ve tek adedleri kuşatır.Mesela yedide, “bir,üç,beş,yedi” olarak tek ve “ iki,dört,altı” olarak çift aded vardır.Tek veya çift olarak sözün takviyesi için kullanılır.[194]

____________________

[H.84] “Muhakkak İsrail oğulları yetmiş bir fırkaya ayrıldılar..” hadîsini İmam Ahmed Enes radıyallâhu Teâlâ anhu’^nun müsnedinde el-Müsned c.3 s.145 h.n.12463’te,İbnu Mâce kitâb-ul-fiten bâb-u iftirâk-il-ümemi h.n.3993’te, Taberî, Tefsîri = Câmiu-l-Beyan fî Tefsîr-il-Kur’ân cüz 4 s.20’de tahric ettiler. Bakınız Tek Çare s. 623, Gencim Nereye s.223

[188] Bakınız el-Câmiu li Ahkâm-il-Kur’ân c.4 s.159

[189]Feyz-ul-Kadîr c.2 s.20, Levâmiu-l-Ukûl c.1 s.495, Bezl-ul-Mechûd c.18 s.117, el-Farku beyn-el-Firak s.11, Avn-ul-Ma’bud ve zeylinde Şerh-u İbn-il-Kayyim-il-Cevzî c.12 s.340,Rûh-ul-Meânî c.4 s.19.. Burada güzel izahlar var; bakınız.

[190]Bakınız el-Müfredât fî Ğarîb-il-Kur’ân s.23, Keşşâf-u Istılâhât-il-Fünûn c.1 s.91, c.2 s. 1346’da “ümmet” ve “millet” kelimelerine bakınız.

[191]Mirkât-ul-Mefâtîh c.1 s.418. Bakınız Tek Çare adlı esere s.18,19

[H.32]Tahrîci geçti.

[192]Et-Tevbe Sûresi ayet 80

[193]El-Hâkka Sûresi 32

[H.85]Ebû Hureyre ve Enes radıyallâhu Teâlâ anhumâ’nın “Gerçekte ben her bir günde yetmiş kere Allah Teâlâ’dan mağfiret dilerim.” Hadîsini Tirmizî: “Bu hadis hasendir, sahihtir.” diyerek kitâb-u tefsîr-il-Kur’ân bâb-u min sûreti Muhammedin sallallâhu Teâlâ aleyhi ve selem h.n.3259’da, İbnu Mâce kitâb-ul-edeb bâb-ul-istiğfâri h.n. 3816’da, Neseî es-Sünen-ul-Kübrâ kitâb-u amel-il-yevmi vel’leyleti c.6 s.114 h.n.10266’da, Ebû Ya’lâ Müsned-i Ebî Ya’lâ c.5 s.310 h.n. 2934’te, İbnu Hibban el-İhsân fî Takrîb-i Sahîh-i İbni Hibban kitâb-ur-rakâik bâb-ul-ed’ıyyeti c.3 s.204 h.n. 924’te,Taberânî el-Mu’cem-ulEvsat c.3 s.201,418 h.n. 2418, 2898, c.5 s.124 h.n. 4234’te tahric ettiler.Bakınız Olgunluk Günahtan Sakınmaktır s.222, Edeble Varış Lütufla Dönüş s.89, Tahkîm-i Sâdat Şerh-i Mişkât c.4 s.1512

[H.86] “ Her kim gündüz bir saat Mekke’nin sıcaklığına sabrederse,…” hadîsini,İmam Nesefî’nin Tefsîri’’nde nakletmesinin, hadis zaif de olsa aslının olmasını gösterdiğini Şeyh Aliyy-ul-Kârî söylemektedir.El-Esrâr-ul-Merfua s.334 h.n.497

el-Ezrakî’nin senedsiz olarak, “Tarîh-ul-Mekke” adlı kitabında, Zemahşerî’nin “Keşşaf” adlı eserinde Âl-i İmrân Sûresi’nin tefsîrinde hadîsi zikrettiği,Ukaylî’nin “ed-Duafâu-l-Kebîr”de İbu Abbas’tan merfû’ olarak tahric edip: “Aslı yoktur.” dediğini, Deylemî’nin de Enes’ten îrâd ettiğini Aclûnî kaydetmekte ve Aliyy-ul-Kârî’nin sözünü nakletmektedir.Keşf-ul-Hafâ’ c.2 s.256 h.n.2512, Mercânî ale-l-Celal vel’Cemal cüz 1 s.25, Mecmau-t-Tefâsir zımnında Tefsîr-i Nesefî c.1 s.546, Kenz-ul-Ummâl c.12 s.210 h.n.34704, ed-Duafâu-l-Kebîr c.1 s.226, el-Cerh vet’Ta’dîl c.3 s.14

[H.194]Bakınız Mercânî alel-Celâl vel’Cemâl s.25.. Yukarıdaki ayetlerin tefsirlerine de bakın.

Üstaz İsmail Çetin rahmetullahi aleyh - İttiba' Ehli Sünnetedir.

Uzak Yollar
03-11-2009, 00:25
Muhammed Hadimi hazretleri:

Dindeki dört delil (Kitap, Sünnet, İcma, Kıyas), müçtehidler içindir. Bizim için delil, mezhebimizin bildirdiği hükümdür. Çünkü bizler, âyet ve hadisten hüküm çıkaramayız. Mezhebin bir hükmü, âyete, hadise uymuyor gibi görünse de yanlış değildir. Çünkü âyet ve hadis ictihad isteyebilir, başka bir âyet veya hadisle değişmiş olabilir veya bilmediğimiz bir tevili vardır. (Berika, s. 94)

İmamı Rabbani Hz.:

Hadislerle amel etmek, bize caiz olmaz. Mezhebimizin hükmüne aykırı görünen hadis-i şerifler, âlimlerin sözlerini reddetmek için delil ve senet olamaz. Bir Hanefi’nin, imam arkasında Fatiha okuması ilhaddır. (1/ 312, Mebde ve Mead 31)


-------------------------------------

Biline ki: Meşhur dört mezhebi tutmanın büyük faydası, hepsini birden terk etmenin (mezhepsizliğin) de madde madde açıklayacağımız veçhile geniş zararı vardır:

1. İlk müslüman âlimleri (selef) dini öğrenme mevzuunda, kendilerinden öncekilere dayanmış, onlardan faydalanmışlardır. Bu cümleden olarak Tâbiûn Ashaba, Tebeu't-tabiîn, Tâbîûna... Böylece her devrin âlimleri daha öncekilere başvurup onlardan istifade etmişlerdir.

Akıl da bu davranışın iyi olduğuna hükmeder. Çünkü şeriat ancak nakil ve istinbat (delillerden hüküm çıkarmak) yoluyla öğrenilebilir. Nakil ise ancak sonra gelenlerin daha öncekilerden, irtibat kurup ilim almalarıyla mümkün olur.

İstinbat daha öncekilerin mezhep ve görüşlerini bilmeye muhtaçtır. Ancak bu sayede müctehid, ilmini daha öncekilerin attığı temeller üzerine kurar, icmâa aykırı hükümden sakınma imkânını bulur.

Zâten bütün ilim ve zanaatlar, sarf-nahiv (gramer), tıp, şiir, demircilik, marangozluk, kuyumculuk... bunları öğrenmek isteyen herkesin, ehil ve üstadlarına müracaatları, önlerinde dirsek çürütmeleriyle elde edilmiştir. Bunun istisnası mantıken mümkün ise de çok nadir olarak vukû bulmuştur.

İmdi selefin görüş ve emek mahsûlüne itimat ve ihtiyacın zarureti böylece sâbit olmuştur. Yalnız, bunlara dayanabilmek için bazı şartlar vardır:

a) Sözleri sahih bir senedle rivâyet edilmiş olmalı,

b) Veya meşhur kitaplarda yazılı bulunmalı,

c) Sözlerin çeşitli ihtimallerinden biri tercih edilmek, bazı mevzulardaki umumi hükümlerin tahsisleri yapılmış olmak, mutlak olanları kayıt ve şartlarına bağlanmak gibi hizmet görmüş olmalı,

d) Hükümlerin illet (esbâb-ı mücibe) leri açıklanmalı.

e) İhtilaflı olanlar bir araya getirilmeli, farklılığın sebepleri açıklanarak kullanılır hale getirilmelidir.

Şu son zamanlarda işte bu şartları kendisinde toplayan dört mezhepten başka mezhep yoktur.

İmamiyye ve Zeydiyye mezhepleri ileri sürülebilirse de onlar bid'at ehlinden olduğu için sözlerine istinat edilemez.

2. Rasûl-i Ekrem (s.a.): "Cemaate (şuurlu çoğunluğa) uyunuz" buyurmuşlardır.

Mezkür dört mezhepden başka hak mezhepler tarihe karıştığından, ancak bu dördüne uymak cemaate uymak olur, bunların dışında kalmak ise cemaati terk etmek demektir.

3. Asr-ı saadetten bu yana asırlar geçtiği, imanların ateşi söndüğü ve emanetlere riayet edilmediği devrimizde; nefislerine uyan müftüler ve günahkâr kadılar gibi kötü âlimlerin sözlerine dayanmak câiz değildir.

Bunlar söylediklerini; seleften, dindarlık ve güvenilir olmakla meşhur zevatın görüşlerine, açıkça veya delâlet yoluyla dayandırmadıkça kendilerine itimat edilemez.

Ancak selefin sözleri muhafaza edilip onlara istinat edilir, yoksa ictihadın şartlarını kendisinde topladığı bizce meçhul olan kişilerin sözlerine değil.

Selefin mezheplerine bağlı bulunan mütehassıs âlimlerin izah ve görüşlerini; selef âlimlerinin kitap ve sünnetten elde ettikleri sözlerine uygun bulursak alırız, değilse asla.

Hz. Ömer (r. a) ın şu sözü işte bu anlayışı ifade eder:

"Münafıkın kitapla uğraşması (mücadelesi) bu dini yıkar."

İbn Mesud da şöyle der:

"Kim birisine uyacaksa geçenlere (selefe) uysun."

KAYNAK:

IKDU'L-CÎD RİSÂLESİ ŞAH VELİYYULLAH DİHLEVİ

İmamı Azam,fetvalarını yazan talebesi İmamı Yusufa, " Benim sözlerimi yazma,ben bugün böyle söylerim yarın başka düşünürüm onun için yazman uygun değildir" buyurmakta ve günlük fetvalarının gelecek zamanlara uymayabileceğini belirtmektedir.

İmamı Azam,"Benim ictihatlarımın karşında sahih bir hadise rastlarsanız,
hemen ictihadımı terk edin" buyurmaktadır.

İmamı azamın bu kadar açık beyanları varken kraldan fazla kralcı olmaya gerekte yoktur.

talib
03-11-2009, 00:26
1400 yıllık koca bir tarih. Kimler geldi kimler geçti. Say deseniz ömür yetmez. Fakat bir Gazali diyorsunuz şu 1400 yıllık tarihin içinde en önlerde görüyorsunuz. Herkes biliyor milyarların içinde. Ve onun gibi çok muhterem bazı isimler. Biz bu zatlardan alıntılarla geliyoruz ama muhatabımız benim Kur'an'dan anladığım bu değil diyor. Her ne kadar ben desede bir grup, cemaat olarak görüyorum onları. Yoksa kimse tek başına yanlışta bu kadar ısrar edemez.

Benim anladığım bu değil dedi mi, iş bitmiştir. Ne derseniz deyin. Geçmiş olsun :) İnşaallah büyüklerin sözleri tesir eder de bu hastalık geçer diyelim :) Ama kabak tadı verdi yanı bu iş. Taş kalsın yani artık yerinde. Burası mezheplerin, tasavvufun tartışıldığı yer oldu gitti.

dostluk
03-11-2009, 00:33
Bu ayeti kerimelerde mezhep imamlarının bayrağı altında geleceksiniz manasını nasıl çıkarıyorsun arkadaşım izah edermisin?
İşte hatalarınızın başında bi ayeti alıp istediğiniz gibi anlatmak oluyor.
Bu çok yanlış böyle yapmamlısın.


: )

ayetleri alıp istediği gibi anlatmak ha ..

deyene bak..

sayın talip in : Ama kabak tadı verdi yanı bu iş. Taş kalsın yani artık yerinde. Burası mezheplerin, tasavvufun tartışıldığı yer oldu gitti.

sözlerlerine

imza..dostluk

hirahos
03-11-2009, 00:39
Abdülgani Nablüsi hazretleri: Bugün dört mezhebden başkasına uymak caiz değildir.

İmam-ı Rabbanî hazretleri: Mezhebden ayrılmak ve mezhepsiz olmak ilhad, yani küfürdür. Dört mezhebten birini terk eden, boynundan İslam ipini çıkarmıştır.

İbn-i Melek: Şimdi yeryüzündeki yaşayan bütün müslümanlar, mukallittir. Yani taklit ehli olup, bir mezhebe bağlanması gerekmektedir. Bir mukallid, ne kadar âlim olursa olsun, ictihadda bulunamaz. Ancak müctehidlerin bildirdikleri hükümleri naklederler.

İbn-i Abidin ve Şevâhid-ül-hak hazretleri şöyle buyuruyor: İslâm âlimleri, sözbirliği ile bildiriyorlar ki; hicretin dördüncü asrından sonra, tek başına ictihad yapabilecek âlim dünyaya gelmedi. Şimdi bütün müslümanların, bilinen dört mezhebden birine uymaları lâzımdır. Çünkü şimdi, Kur’ân-ı Kerimi ve hadis-i şeriflerin tamamını anlayıp, bunlardan ahkâm çıkarabilecek ilim sahibi yoktur. Zaten bir mezhebe uyulursa, Kur’ân-ı Kerime ve Resulullah’ın sünnetine uyulmuş olur.

Celâleddîn-i Süyûtî gibi büyük bir âlim, müctehid olduğunu söyleyince, zamanındaki âlimler, Suyûtî hazretlerine bir soru sordular ve ona; önceki âlimler bu mesele hakkında iki farklı cevap vermişlerdir. İctihadın en aşağı derecesinde olan, bunlardan birini seçebilir. Sen müctehid isen, bunlardan birini seçip bize haber ver” dediler. Suyûtî hazretleri, Allah’tan korktuğu için, isabet edememe endişesinden dolayı birini seçmeğe cesaret edemedi.

İbni Hacer hazretleri bu olay üzerine der ki: En aşağı derecedeki ictihâd olan, iki haberden birini tercih etme işi böyle güç olunca, mutlak müctehid olmanın imkânsızlığını anlaşılmalıdır.

Şeyh-ül-islâm Zekeriyyâ buyurdu ki: “Mezheb imamları, kapalı olarak bildirilen hadis ve ayetleri izah edip açıklamasalardı, bunların hiçbirimiz anlayamaz, ya da yanlış anlardık.

Büyük âlim Muhammed Hadimi hazretleri Berika kitabında buyuruyor ki:“Şer’i delillerin; kitap, sünnet, icma ve kıyas olarak dört olması, ictihad mertebesindeki müctehid âlimler içindir. Mukallidler, yani müctehid olmayanlar için delil ve senet; bulunduğu mezhebin hükmüdür ve mezhep imamının görüşüdür. Çünkü mukallidler, ayet ve hadisten hüküm çıkaramaz. Bunun için bir mezhebin bir hükmü, ayet ve hadislere uymuyor gibi görünse de, yine o mezhebe uymak gerekir. Çünkü ayet ve hadisler tevili gerekebilir, neshedilmiş ve hükmü kalkmış olabilir. Bunu da ancak müctehid âlimler anlar.”

İmam-ı Şafi hazretleri: “İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin görüş ve ictihadını beğenmeyene, Allah-u Teâlâ lânet etsin! Çünkü bütün müctehidler, İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin çocukları hükmündedir.”

Taceddin-i Sübki hazretleri buyuruyor ki: Peygamberlerin varisi olan mezheb imamlarına karşı edepli olmalıdır. Din imamlarına dil uzatan, felakete gider. Onların her sözü bir delile dayanır.
Abdülgani Nablüsi hazretleri: Bugün dört mezhebden başkasına uymak, icmadan ayrılmak olur ki, bu caiz değildir.

İmam-ı Gazali hazretleri, bir ara müstakil bir mezhep kurmak istediği, ancak kendisine rüyada ikaz edildiği için bundan derhal vazgeçtiği sahih kaynaklarda nakledilmektedir. Evet, İmam-ı gazali gibi bir Hüccetü-l İslam, mezhep kuramamış ve fıkhî hükümlerde İmam-ı Şafi’yi taklit etmiştir. Acaba zamanımızın mezhepsizleri, İmam-ı Gazali’den daha mı âlimdir? Ya da ondan daha mı yeteneklidir? Belki de arada ki fark; Bunların, İmam-ı Gazali kadar Allah’tan korkmamaları ve isabet edememe endişesini taşımamalarıdır.

Yine İslam hukukunda söz sahibi olan ve “Sadr-üş-Şeria” yani “Şeriatın Kalbi” unvanıyla meşhur olan, Abdullah ibni Mesud-ül Mahbubi hazretleri de beşinci bir mezhep kurmak istedi. Bunun üzerine rüyasında, Cebrail aleyhisselamı gördü. Kendisine, dört kapısı ve üzerinde dört penceresi olan çok güzel bir cami göstererek; bu güzel mabedin, ahenk ve nizamını, mimari özelliğini bozmadan, camiyi yıkılma tehlikesine maruz bırakmadan bir kapı ve bir pencere açmasını teklif etti. Ne kadar uğraştıysa da, sayılan bu özelliklere riayet ederek, yeni bir kapı ve pencere açma cesaretini gösteremedi. Bunun üzerine, Cebrail aleyhisselam, yeni bir kapı açılması halinde, mevcut ahengin bozulacağını, İslamın zarar göreceğini ikaz ederek, bu teşebbüsünden vazgeçmesini kesin bir şekilde ihtar etti. Bu önemli ikaz üzerine, “Sadr-üş-Şeria” hatasını anlayıp bu teşebbüsünden hemen vazgeçti. Daha sonra da kimse böyle bir teşebbüste bulunma cesaretini gösteremedi. Zaten buna ihtiyaç ta yoktur. Zira dört mezhep, dinimize ait bütün meseleleri çözmüş, ileride çıkabilecek meselelerin de çözüm yollarını göstermiştir.

Muhammed Zahid el- Kevseri: Mezhepsizlik, dizsizliğe giden köprüdür.

Şehristani ve Yusuf en-Nehbani: Hak olan, doğru olan dört mezhebin itikadları, yani imanları aynıdır. Dördü de, Ehl-i Sünnet itikandındadır. Mezheblerden birine uymayan bidat ehli sayılır ve mezhepsizdir.

Tahtavi: Ehl-i Sünnetin onlarca mezhebinden dört tanesi kitaplara geçmiş olup, diğerleri kısmen unutulmuştur. Müctehid olmayanların, bütün hareketlerinde ve ibadetlerinde bir müctehide tabi olması yani bu dört mezhebten birinde bulunması gerekmektedir.

Abdurrahman Silheti, İmam-ı Nablusi: Mezheb taklit etmek, Kitap ve sünnetten ayrılmış olmak demek değildir. Bilakis mezheb imamının Kitap ve sünnetten bildiklerine uymak, Kitap ve sünnete uymak demektir.

Bu meselede söylenen sözlerin tamamını nakledecek olsak, hususi bir kitap olabilir. Zira 14 asır boyunca her âlim bir mezhebe bağlanmanın şart olduğunu ve mezhepsizliğin caiz olmadığını beyan etmiştir.

(Alıntıdır)

talib
03-11-2009, 00:41
İmamı Azam,"Benim ictihatlarımın karşında sahih bir hadise rastlarsanız,
hemen ictihadımı terk edin" buyurmaktadır.

İmamı azamın bu kadar açık beyanları varken kraldan fazla kralcı olmaya gerekte yoktur.

Bunu sana bana mı dedi acaba? Yoksa yanıbaşındaki seçkin öğrencilerine mi? Ki bazıları müctehid idiler.

Sen hadisin sahih olduğunu nereden bileceksin bir kere? Yine ümmetin kabul ettiği zatlara gideceksin. O zatların söylediklerini de buralara taşıyoruz. Arapça bile yok iken, olsa bile, bu zamanda kimse ahkam kesemez artık kendi aklıyla şu sahih şu mevzu diye. Geçen geçti. Önceki Ulemanın eslerlerine bakılmadan bir şey deme imkanı yoktur.

agbi
03-11-2009, 00:44
MEZHEPLİLER

MEZHEPSİZLER

KİM DOĞRU

KİM YANLIŞ

SİYONİZMİN YENİ BİR SİLAHI.

TALİP GÜZEL DEMİŞ

Ama kabak tadı verdi yanı bu iş. Taş kalsın yani artık yerinde. Burası mezheplerin, tasavvufun tartışıldığı yer oldu gitti.

İmzamı atarım.

HİRAHOS ilmini burda konuşturma bilmeden MEZHEP MEZHEPSİLER tartışmalarına vesile oluyorsun.

İLMİNİ içinde bulunduğun mezhebini herkesin anlayacağı şekilde anlat ki bilmeyenler bilsin.

Uzak Yollar
03-11-2009, 00:44
: )

ayetleri alıp istediği gibi anlatmak ha ..

deyene bak..

sayın talip in : Ama kabak tadı verdi yanı bu iş. Taş kalsın yani artık yerinde. Burası mezheplerin, tasavvufun tartışıldığı yer oldu gitti.

sözlerlerine

imza..dostluk

Herkes sözünün arkasında yani,sen nasılsan öyle.
selametle arkadaşım.Umarım biraz düşünürsün.senden umutluyum çünkü
hirosta öyle,bilgili insanlarsınız.
Kendi doğrularınızı başkaları ilede karşılaştırın emin olun bişey kaybetmezsiniz.

fakiri
03-11-2009, 10:12
Mezhep tartışması hiç bitmedi
Mezhepler nedir ne değildir.Mezhep imamları kimdir kim değildir.
İçtihad nedir ne değildir..
Şunu söylemek gerek ki mezhepsizlik pratikte müslümana bir şey kazandırmadığı gibi mezhep ve meşrep de pratikte bir şey kazandırmaz.
Teoriktir.
Bir insanın hanefi şafii maliki hambeli şii caferi alevi olması nekadar anlam ifade eder ne kadar anlam ifade etmez buna cevap vermeli evvela.
Hesap günü Rabbimiz bize mezhebin ne diye sual etmeyecek.Bunu hatırlatmak gerek insanlara
Yada münker ve nekir men Rabbüke ve men dinüke ve men nebiyyüke sualini sorarken yanında men mezhebu diye sual etmeyecek
Yani kişi hanefi olmakla fazilet kazanmayacağı gibi caferi olmaklada bir şey kazanmaz.Aslolan kur'an ve sünnet ekseninde yaşamak.Bunu hanefi olarak şafii olarak şii olarak caferi olarak yapabiliyorsa ne mutlu ona.Mezhebinin ne önemi var.
Zaten islamda mezhepler belirleyici değildir.Kimi zaman hanefi olan malikilere göre veya şafiilere göre amel eder ki tüm mezheplerin bir olduğuna işarettir ki mezhep islam dairesinde ise..
Neyi niye tartışıyoruz..
Mezhep imamlarının her içtihadına katılmak DİNİN bir emri değil.Bunu da yerli yerine koymak gerek

Şu yazının meymenetsizliğine cehaletine bir bakınız !

"Allah bize mezhebimiz sormayacak!" demek ; sen istediğin gibi herhangi bir mezhebe uymadan abdestal, namaz kıl, oruç tutu, haccet ve zekât ver demektir ! Bir hak mezheeb uymadan bunalrı bir müslüman yerine getirebilir mi ? Elbetteki Getiremez ! Şu halde "Mmezheb bize sorulmayacak!" demek te ne oluyor ? Mezheb sorulmayacaksa, imamdan, itikattan ve İslâmın beş şartından 54 farzlardan hesaba çekilmeyecek miyizi ? Bütün bunları bir mezhebin olmadan neye göre yapacaksın ? Hiç kimse kendi kafasına ve keyfine göre mezheblerin hükümlerini birleştiremez! Bu dini alay etmek ve umursamamak olur. Mezheplerin görüşlerine isteyen istediği şekilde uyabilseydi, elbetteki ayrı olarak tasniflerine hiç ihtiyaç duyulmazdı. Mezheb imamalarının her içtihadına katılmak dinin emri değildir dediğiniz zaman , siz şeytanın emrine katılmış olursunuz. Çünkü, müminlerin yolundan ayrılm ış o melunun yoluna adım atmışsınız demektir. İşte bu sebeple Müçtehidlerin sözlerine uymak vaciptir. Cenabı Hak müminlerin yolundan ayrılmayı cehennme sürükelenmecek sebeplerden saydığını Nisa Sûresi 115. ayetinde açıklamıştır. Bu konudaki hadisler ise, şöyle sıralanmıştır.

Dininin hükümlerini bizim gibi cahillere derin âlimler ve olgun salihler bildirdi. Bunlar, Muhaddisler ve Müctehidler’dir. Hadis âlimleri, hadis-i şerifleri inceleyip, sahih olanlarını ayırmışlardır. Müctehidler de, âyet-i kerimelerden ve hadis-i şeriflerden ahkam çıkarmışlardır. Biz, ibadetlerimizi ve bütün işlerimizi bu ahkama uygun olarak yapıyoruz. (Üsul-ül-erbea fi-terdidil-vehhabiyye)

Avam [müctehid olmayan], bir hadis-i şerif işitince, bundan kendi anladığına göre iş yapması caiz olmaz. Ya onun anladığından başka mana verilmesi gerekir veya mensuh [yürürlükten kaldırılmış] olabilir. Müctehidin fetvası ise, böyle şüpheli değildir. (Kifaye)

Avamın Eshab-ı kiramı taklit etmekten men olunmalarını ve bunların, İslamiyet'i açıklayan, sözleri kolay anlaşılan, kısımlara ayırmış olan âlimlere uymaları lazım olduğunu derin âlimler sözbirliği ile bildirmişlerdir. (Müsellem-üs-sübut, Fevatih-ur-rahemut)

İmam-ül-Haremeyn, Burhan kitabında, avam Eshab-ı kiramın mezheplerine uymamalı. Din imamlarının, yani dört mezhep imamının mezheplerine tâbi olmalıdır demektedir. (Şerhi minhac-ül-üsul)

İslam âlimlerinin yukarıda yazılı icmalarına uymayanların sapık oldukları anlaşılır. Çünkü, Eshab-ı kiram cihad ile, İslamiyet'i yaymak ile uğraştıkları için, tefsir ve hadis kitapları hazırlamaya vakit bulamadılar. Resulullahın nuru, Onların mübarek kalblerine o kadar çok işledi ki, kitaptan öğrenmeye ihtiyaçları kalmadı. Her biri, bu nurun kuvveti ile, doğru yolu bulurdu. Asırların en iyisi olan saadet asrı bitince, fikirlerde, bilgilerde ayrılıklar hasıl oldu. Eshab-ı kiramdan ve Tabiinden nakil edilen haberler, birbirlerine uymaz oldu. Hak yolu arayanlar şaşırdılar. Allahü teâlâ, lütfederek, bu ümmet arasından salih, dört âlimi seçti. Nasslardan hüküm çıkarmak üstünlüğünü bunlara ihsan etti. Bunların taklit edilmesini emrederek bütün Müslümanların hidayete kavuşmalarını istedi.

fakiri
03-11-2009, 10:15
Bir mezhebi taklit etmenin vacib olduğunu gösteren dört delil:

1- Birinci delil:
Eshab-ı kiramın asrından ve ondan sonraki asırdan, bu zamana kadar, bütün Müslümanlar, dört mezhepten birini taklit etti. Bunda icma hasıl oldu. Şu hadis-i şerifler bu icmanın sahih olduğunu göstermektedir:
"Ümmetim dalalet olan bir şeyde icma yapmaz!" (İ.Ahmed)
"Allahü teâlânın rızası, icmadadır. Cemaatten ayrılan, Cehenneme gider." (İbni Asakir)
"Cemaatten ayrılan, yüzüstü Cehenneme düşer." (Taberani)

2- İkinci delil:
Bir âyet-i kerime meali:
"O gün, her fırkayı imamları ile çağırırız!" (İsra 71)
Kadı Beydavi hazretleri, bu âyet-i kerimenin tefsirinde, "Her ümmeti Peygamberleri ve dinde uydukları imamların isimleri ile çağırırız" buyuruyor. Medarik’te de böyle yazılıdır. Mealim-üt-tenzil tefsirinde "İbni Abbas, kendilerini dalalete veya hidayete sürükleyen devlet reisleri ile çağrılır dedi. Said bin Müseyyib ise, her kavim, kendilerini hayra ve şerre sürükleyen reislerinin yanına toplanırlar dedi" demektedir. Tefsiri Hüseyni’de ve Ruh-ul-beyan’da "Mezhebinin imamı ile çağrılırlar. Mesela, ya Şafii yahut ya Hanefi denilir" demektedir.
Bundan anlaşılıyor ki, kâmil olan imamlar kendilerine tâbi olanlara şefaat edeceklerdir.
Görülüyor ki, kıyamet günü, herkes mezhep imamının ismi ile çağrılacaktır. İmam, kendisini taklit edene, şefaat edecektir. Dört mezhep imamlarının her biri böyle yüksek idi. Allahü teâlâ, Lokman suresinin 15. âyetinde, "Bana inabet edenin yoluna tâbi ol" buyurdu. Bu dört büyük imamın, Allahü teâlâya inabet etmiş oldukları sözbirliği ile bildirilmiştir.
3- Üçüncü delil:
Bir âyet-i kerime meali:
"Hidayet yolunu öğrendikten sonra, Peygambere uymayıp müminlerin yolundan ayrılanı, saptığı yola sürükleriz ve çok fena olan Cehenneme sokarız!" (Nisa 114)
İmam-ı Şafii hazretlerine İcmaın delil olduğunu gösteren âyet hangisidir diye sordular. Cevap olarak, bu âyeti gösterdi. Bu âyet, müminlerin yolundan ayrılmayı haram ettiği için, bu yola uymak vacib olur.
Medarik tefsirinde, bu âyet-i kerime açıklanırken, "İcmaın delil olduğunu ve Kitaptan, Sünnetten ayrılmak caiz olmadığı gibi, icmadan ayrılmanın da caiz olmadığını bu âyet göstermektedir" buyurulmaktadır.
Beydavi tefsiri de, bu âyeti açıklarken, "Bu âyet, icmadan ayrılmanın haram olduğunu gösteriyor. Müminlerin yolundan ayrılmak haram olunca, bu yola uymak vacib olur" buyuruyor. Bu ümmetin salihleri, âlimleri, "Bir mezhebi taklit etmek vaciptir. Mezhepsiz olmak büyük günahtır" dediler. Âlimlerin bu sözbirliğinden ayrılmak, bu âyet-i kerimeden ayrılmak olur. Çünkü, Allahü teâlâ mealen buyuruyor ki:
"Siz, insanlar için hayırlı ümmetsiniz! İyi şeyleri emreder, kötü şeyleri men edersiniz." (Âl-i İmran 110)
Bu ümmetin âlimleri mezhepsizliğin kötü olduğunu bildirdiler. Bunun için, mezhepsiz olmak caizdir diyerek, âlimlerin bu sözlerinden ayrılan, bu âyet-i kerimeyi inkâr etmiş olur.
Bazı mezhepsizler, "Edillei şerıyye"nin dört kaynağından yalnız ikisine uyduklarını söylüyorlar. Diğer ikisini kabul etmiyorlar. Böylece, Müslümanların çoğunun yolundan ayrılıyorlar. "Ehl-i sünnet vel-cemaat" yolundan sapıyorlar.
4- Dördüncü delil:
Bir âyet-i kerime meali:
"Bilmiyorsanız, zikir ehline sorunuz!" (Nahl 43, Enbiya 7)
Bu âyet-i kerime, ibadetlerin ve işlerin nasıl yapılacağını bilmeyenlerin, bilenlerden sorup öğrenmelerini emretmektedir. Âyet-i kerimede, sorup öğrenmek herkesten ve din cahillerinden değil, bilinmeyenleri âlimlerden sormak emrolunmaktadır. Bunun için, bir kimse, yapacağı şeyi, Kur'an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde arayamaz, mezhebin âlimlerinin kitaplarından okuyup öğrenmesi lazım olur. Okuyup öğrendiğine göre yapan kimse, o müctehidi taklit etmiş olur. Müctehide uymaz ise mezhepsiz olur.

Uzak Yollar
03-11-2009, 10:31
Bir mezhebi taklit etmenin vacib olduğunu gösteren dört delil:

1- Birinci delil:
Eshab-ı kiramın asrından ve ondan sonraki asırdan, bu zamana kadar, bütün Müslümanlar, dört mezhepten birini taklit etti. Bunda icma hasıl oldu. Şu hadis-i şerifler bu icmanın sahih olduğunu göstermektedir:
"Ümmetim dalalet olan bir şeyde icma yapmaz!" (İ.Ahmed)
"Allahü teâlânın rızası, icmadadır. Cemaatten ayrılan, Cehenneme gider." (İbni Asakir)
"Cemaatten ayrılan, yüzüstü Cehenneme düşer." (Taberani)

2- İkinci delil:
Bir âyet-i kerime meali:
3- Üçüncü delil:
Bir âyet-i kerime meali:
"Hidayet yolunu öğrendikten sonra, Peygambere uymayıp müminlerin yolundan ayrılanı, saptığı yola sürükleriz ve çok fena olan Cehenneme sokarız!" (Nisa 114)

4- Dördüncü delil:
Bir âyet-i kerime meali:


Verdiğiniz ayetlr Kurandan olduğuna göre,mezhepler Peygamber(sav) efendimizden yaklaşık 500 yıl sonra oratay çıktığına göre bu aradaki insanların durumu nasıl olacak bi izah edemisin ayvaz.
Vacibin hükmü nedir? Vacip olmasına bu ulema nasıl karar vermiş?
Bu karara varanlarda mezheb taasubuyla davrananlar olamazmı?
Cemaat değiniz İslam dininde nedir sizce?

fakiri
03-11-2009, 10:48
Verdiğiniz ayetlr Kurandan olduğuna göre,mezhepler Peygamber(sav) efendimizden yaklaşık 500 yıl sonra oratay çıktığına göre bu aradaki insanların durumu nasıl olacak bi izah edemisin ayvaz.
Vacibin hükmü nedir? Vacip olmasına bu ulema nasıl karar vermiş?
Bu karara varanlarda mezheb taasubuyla davrananlar olamazmı?
Cemaat değiniz İslam dininde nedir sizce?

Sahabilerin hepsi kendileri birer müçtehitti. Çünkü, onalr birebir rasulullah (sça.v.9 efendimizden gördükelri ve dinledikleri ile amel ederlerdi. Bir meslede karar vermedikelrinde birbirlerine veya Rasulullah (s.a.v.) Efendimize bizatihi sorasrlardı. Tabiin ve tebe-i taibiin devirlerinde de sahabilerin aktardıkları görüşler ile amel edilirdi. O devirlerde müçtehid seviyesinde alimler çoktu. Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin aralarında bulunması ve sohbeti onları yetiştiriyordu. Ashâb-ı suffa da aynı şekilde yetişiyordu. Ashâb-ı kiram ile her zaman görüşemese de, Ashâb-ı suffa ile her zaman görüşüyordu. Onlar onun talebeleri idi. Onun feyzi ile gıdalanıyorlardı. Onlar onu tercih etmişlerdi.
Ashâb-ı kiram ve Tâbiîn devirlerinden sonra muhtelif ilimlerle uğraşanlara, uğraştıkları ilimlere göre isimler verilmişti. Meselâ Tefsir ilmiyle uğraşanlara “Müfessirûn”, Hadis ilmiyle uğraşanlara “Muhaddisûn”, Kelâm ilmiyle uğraşanlara “Mütekellimûn”, Fıkıh ilmiyle uğraşanlara da “Fukaha” gibi isimler verilmişti.
Sonraları değişik coğrafyalarda yaşayan müslümanalr için bir kolaylık olsun diye mezhepler ortay çıktı. Çünkü, ilim erbabı azalmış ve müslümanlr çoğalmıştı. Bu nokta-ı nazardan hareketle mezhepler ortaya çıktı. Bu konuda Bedüzzaman Hz.lerinin çok güzel açıklamaları vardır. Bilgilenmekte samimi isen işte sana okuman ve istifade etmen için o link :

Hak Bir Olur, Neden Böyle Dört Mezhebin Ayrı Ayrı Hükümleri Vardır? - :::Bilgipasajı Forum::: (http://www.bilgipasaji.com/forum/risale-i-nur-464/566582-hak-bir-olur-neden-boyle-dort-mezhebin-ayri-ayri-hukumleri-vardir.html)

Cemaat nedir ? diye sormuşsun ! San kısaca şöyle tarif edeyim cemaati : Cemaat ,yalnız başına yaptığın ibadetlerin 27 rakamı ile çarpılması demektir.

hirahos
03-11-2009, 16:20
“Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra Peygamber'e karşı çıkar, müminlerin yolundan başkasına uyup giderse, onu döndüğü yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir gidiş yeridir.” (Nisa 115)

İmam-ı Şafi hazretleri, icmanın (İslam âlimlerinin bir mesele hakkındaki ittifaklarının) şeriatta bir delil olduğuna ve hakkında icma olan bir hükme muhalefet etmenin haram olduğuna, bu ayet-i kerimeyi delil göstermiştir. Olayın detayını İmam Mûzenî hazretleri şöyle nakleder:

Bir gün İmam-ı Şafinin yanında bulunuyordum. Üzerinde yün elbise, elinde asası olan bir zat onun yanına geldi. İmam-ı Şafi hazretleri duvara yaslanır bir vaziyette iken, o zatın heybetinden doğruldu ve elbiselerini düzeltti. O zat kendisine: “Allah Teâlâ’nın dininde en büyük delil hangisidir?” diye sordu.

İmam-ı Şafi bu soruya: “Kitabıdır” diye cevap verdi.

Bunun üzerine o zat: “Sonra hangisidir?” dedi.

İmam-ı Şafi de: “Resulullah’ın sünnetidir” buyurdu.

O zat tekrar: “Daha sonra hangisidir?” diye sorunca, İmam-ı Şafi: “Ümmetin âlimlerinin bir hükümde ittifakı, yani icmadır” dedi.

O zat: “Bu sonuncusunu nereden buldun? İcmanın Allahın kitabında yeri var mıdır?” deyince, İmam-ı Şafi, bir mezhebe bağlanmanın şart olduğuna dair gösterdiğimiz bu ayeti okudu:

“Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra Peygamber'e karşı çıkar, müminlerin yolundan başkasına uyup giderse, onu döndüğü yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir gidiş yeridir.” (Nisa 115)

İmam Şafi hazretleri, bu ayetin nasıl icmaya delil olduğunu şöyle izah etti: Bu ayet-i kerimenin beyanıyla “müminlerin yolundan başka bir yola uymak” yasaktır ve haramdır. O halde müminlerin yoluna uymakta vacip olmalıdır.

Hem Cenab-ı Hak, bu ayet-i kerimesiyle müminleri 2 şeyle tehdit etmiştir:

1- Allahın resulüne muhalefet etmek,

2- Müminlerin yolundan başka bir yola uymak.

Hâlbuki sadece peygambere muhalefet etmenin de böyle bir tehdidi gerektirdiği kat’i delillerle sabittir. Dolayısıyla, “müminlerin yolundan başka bir yola uymak” tek başına tehdidi gerektirmemiş olsaydı, o zaman bu, tehditte herhangi bir tesiri olmayan şeyin, bu tehdidi tek başına gerektiren bir şeye lüzumsuz olarak ilave edilmiş olması demek olurdu ki, böyle bir şey caiz değildir ve belagat ilmine zıttır. Hâlbuki Kuran, belagat yani söz söyleme sanatında zirvededir.

O halde, hem peygambere muhalefet etmenin, hem de “müminlerin yolundan başka bir yola uymanın” tek başlarına tehdit sebebi olduğu meydana çıkmış olur. Bununla da, hakkında ittifak edilmiş bir hükme yani icmaya muhalefet etmenin haram olduğu ve icmaya uymanın vacip olduğu sabit olur.

Zira “müminlerin yoluna uymamak” ifadesi, “müminlerin yolundan başka bir yola uymak” demek olur ki, müminlerin yolundan başka bir yola uymak haram olunca, müminlerin yoluna uymamanın da haram olması gerekmektedir. Müminlerin yoluna uymamak haram olunca da, müminlerin yoluna yani icmaya uymak vacip olur. Çünkü bu iki zıt tarafın dışına çıkılmaz.

Madem bu ayet, icmanın şer’i bir delil olduğuna ve İslam âlimlerinin ittifak ettiği bir meselede onlara muhalefet edilemeyeceğine aşikâr bir şekilde delildir. O halde mezhepsizlik haramdır. Çünkü İslam âlimleri, müctehid olmayan müslümanların bir mezhebe bağlanması gerektiği hususunda ittifak etmişlerdir. Bu meselede âlimler arasında en küçük bir ihtilaf yoktur. Hiçbir ehl-i sünnet âlimi mezhepsizliği ders vermemiş, hatta İmam Gazali’den tutun, İ.Rabbani’lere; İmamların güneşi lakabıyla meşhur İmam Serahsi’den tutun, İmam Kurtubi’lere kadar, asırlarını güneş gibi aydınlatan âlimler dahi fıkhi meselelerde biz mezhep imamının peşinden gitmiş ve onu taklit etmişlerdir.

Elhasıl: Tefsirini yaptığımız ayet-i celile, bizleri iki şeyden menetmekte ve tehdit etmektedir.

1- Peygamberimize muhalefet etmek,

2- Müminlerin yolundan başka bir yola tabi olmak.

Madem bir mezhebe tabi olmak müminlerin yoludur ve mezhepsizlik, müminlerin yolundan başka bir yoldur, o halde müminlerin yolu olan bir mezhebe bağlanmak vacip olup, mezhepsizlik haramdır.

O halde mezhepsizler, kendi mezhepsizliklerini doğru gösterebilmek için şu iki şeyden birini yapmak zorundadır;

1- İcmanın delil olmadığını ispat etmeleri gerekir. Zira ispat edemezlerse, icmayı şer’i bir delil olarak kabul etmek zorunda kalırlar. Bir mezhebe bağlanmak hakkında da İslam âlimlerinin icması olduğunu göre, icmayı kabul etmek, aynı zamanda; bir mezhebe bağlanmayı kabul etmek demektir. Bu da, mezhepsizliğin icmaya muhalefet olduğundan dolayı caiz olmadığı neticesini verir.

Bunu yapmaları, yani icmanın şer’i bir delil olduğunu inkâr etmeleri ise mümkün değildir. Zira tefsirini yaptığımız ayetin, Kuran’da icmanın delil olduğunu bildiren diğer ayetlerin ve bu konudaki hadislerin delaletiyle icmaya uymak vaciptir ve kimse ayet ve hadislerin beyanını çürütemez.

2- İcmanın delil olduğunu çürütemezlerse ki, çürütemezler, o halde mezhepsizliğin hakkında da bir icmanın olduğunu göstermek zorundadırlar. Zira bunu da yapamazlarsa, icmaya muhalefet ettiklerini kabul etmek zorunda kalacaklardır.

Bunu yapmaları da mümkün değildir. Zira 14 asır boyunca İslam âlimleri ve ehl-i sünnet uleması mezhepsizliğin haram olduğu konusunda ittifak ederek büyük bir icmayı oluşturmuştur.

O halde mezhepsizliğin ve mezhepsizlerin yolu kapanmıştır. Kim bu ayetin beyanını işitir, icmanın vacip olduğunu öğrenir ve icmadan kendi görüşüne delil getiremeyerek, bile bile icmaya muhalefet ederse, işte onlar ayetteki tehdide muhataptırlar ve mezhepsizler bu tehdidin birinci safta muhataplarıdırlar.

(alıntıdır)

hirahos
03-11-2009, 16:48
Allah Mezhepten sormayacak demek, bir yanılsama ve bir yanıltmadır. Mezhebini sormayacak demek, hesap ve sorgudaki cevaplarının ömür boyu yaşadığın Mezhebe göre olacağını gözden kaçırmaktır. Vereceğin hesap ve cevapların yaşadığın ya da yaşayabildiğin Mezhebin kadardır.

Hak dört Mezhepten birisine tabi olmak vaciptir. İslam'ı yaşamak isteyenin olmazsa olmaz şartıdır.

Taklid (Uymak):

Müçtehid (Ayet ve hadisler başta olmak üzere diğer dinî delillerden hüküm çıkaran İmam-ı âzam ve İmam-ı Şâfî gibi büyük İslâm âlimi) olmayan Müslümanın ameli konularda, mutlak Müçtehid olan ve halen mezhebleri mevcut, tedvin edilmiş (toparlanıp bir araya getirilmiş), yayılmış, mutlaki takyid (kayıt ve şarta bağlanmış) ve ami tahsis edilmiş (bilmeyenlere özel), İmam Ebu Hanife Numan ibni-i Sabit, İmam Malik ibni-i Enes, İmam Muhammed ibni-i İdris Es-Şafii ve İmam Ahmed ibni-i Hanbel tarafından kurulmuş, gerek talebeleri ve gerekse diğer İslam ilim adamları tarafından kabul görmüş, gelişmiş ve dünyanın her tarafında tabileri (kendisine bağlananları) bulunan dört mezheb imamlarından birisine uymak, ibadetini uyduğu imamın mezheb ve görüşünün doğrultusunda yapmak demektir.

Şeyh ve İmam Ebu Abdullah Muhammed ibni-i Melik El-Bağdadi El-Hanefi (Rahimehullah), taklid hakkındaki risalesinde diyor ki:

"Taklid, başka bir müçtehidin delilini bilmeden, onun görüsünü kabul etmek ve ona uymaktır. Çünkü taklid eden kimseden delil istenmez" (Abdulgani En-Nablusi, Hulasat`üt-Tahkik fi Beyan-i Hükm`it-Taklid ve`l-Telfik, s.4)

Yine aynı kaynakta söyle denilmektedir:

"Bu dört mezhebten başka bir mezhebi taklid etmek caiz değildir. Bu o mezheblerin eksikliğinden değil, ancak bu dört mezheb dışındaki mezheb imamlarının görüşleri tedvin edilmediği ve zamanımıza kadar güvenilir yollardan bize gelmediği içindir. Şayet onların da mezhebleri tedvin edilmiş ve güvenilir yollardan bize gelmiş olsaydı ve onların şartlarını da bilmiş olsaydık, elbette ki onlara göre de amel etmek caiz olacaktı."

Münavi (r.a.) Es Suyuti`nin El Cami Şerhinde diyor ki:

"Ashab ve tabiini taklid etmek caiz değildir."

İmam Haremeyn`in dediği gibi:

"Bu dört mezhebin dışında, hüküm ve fetva vermek konusunda, mezhebi tedvin edilmeyen kimselere uyulmaz. Çünkü bu dört mezheb yazılmış, yayılmış, mutlaki takyid ve ami tahsis edilmiştir. Diğer mezhebler ise öyle olmamıştır ve etbaı (tabi olanları) yok olup gitmiştir."

İmam Fahri Razi (r.a);

Müçtehid olmayan avamın, Ashabın büyüklerini taklid etmelerinin caiz olmadığını belirtmekte ve bu konuda muhakkikinin icmasını nakletmektedir.

(İslam`da Mezhebler, Sf. 16–17, Mehmed Çağlayan Hoca)

Bu dört Mezhepten ayrılan, mutlaka başka bir mezhebe bağlanır. Ya kendi keyfinin mezhebince yaşar. Ya da başka birilerinin keyiflerince amel eder. Bu kesindir. Mezhepsizlik imkansız ve muhaldir. Tabii Müslüman için... Müslüman olmayana sözümüz yok.

İslam alimlerini ve arifanı bırakıp, forumlarda yazan ne idiğü belli olmayan şahısların, kendi keyfi ve nefislerine göre kurdukları mezheplerine bağlanacak değiliz, elhamdulillah... Allah şaşırtmasın.

Okey? Anlaşılabiliyor mu? Sesimizi duyan var mı? ;)

Dargo
03-11-2009, 17:01
:yn:

İhvan Forum'da mezhepsizler dahi görüşlerini yazabilir

Ancak mezhepsizler dahi mezhepleri aşağılayamaz, mezheplere saldıramaz...

Kabak benzetmesi vererek dimağlarda kabak tadı bırakan mesajlardan kaçınınız...

Bu size bir ikazdır!

Tekrarı durumunda gereken cezai işlem yapılacaktır...

aLi'ce

hirahos
03-11-2009, 18:20
“Peygamber’in sünneti olan bir şeyi sevmeyen Peygamber’e karşı gelmiş olur, Peygamber’e karşı gelen Allah’a karşı gelmiş olur.” :sav:

Amenna ve saddakna... Ne kadar doğru bir sözdür. ;)

Mübarek İmamımız Ayet-i Kerimeyi işaret etmişler:

“Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra Peygamber'e karşı çıkar, müminlerin yolundan başkasına uyup giderse, onu döndüğü yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir gidiş yeridir.” (Nisa 115)

Cehenneme girmek yanında kellenin kılıçlanması ne kiiii.... üüüüüüü... :blink:

Uzak Yollar
03-11-2009, 19:24
Allah Mezhepten sormayacak demek, bir yanılsama ve bir yanıltmadır. Mezhebini sormayacak demek, hesap ve sorgudaki cevaplarının ömür boyu yaşadığın Mezhebe göre olacağını gözden kaçırmaktır. Vereceğin hesap ve cevapların yaşadığın ya da yaşayabildiğin Mezhebin kadardır.



Allah kuluna neden bir mezhebe tabi değilsin diye soracaktır diyenler,Kurandan ve sünnetten delilini yazsınlar buraya.
Mezheplerin oluşumuna kadarki zaman zarfındaki yaşayan müslümanların durumuna dair hükmüde yazsınlar.(en az 500 yıl belkide daha fazla).
Bir insan iman edince gereğini yerine getirmekle mükelleftir.
Abdestini şafiye göre alır,namazını hanefiye göre kılar,bütün mezheplerin
ictihadlarıyle amel edebilir.
Bunun ahiret sorgusuyla ne alakası var Allah aşkına arkadaşlar,biraz insaflı olun,savunacağız derken işin gözünü çıkarmayın,sizde biliğyorsunuz bunun
nasıl olduğunu.
İcmaa diyenlere seslenelim birazda.
İcmaa vardır ümmeti bağlar diyenler,icmanın şartları,zamanı ve yöresi,katılanlar kimler izah edebilirmisiniz?
Ümmetin ulemasının kaç konuda icması var biliyormusunuz acaba?
Al yapıştır ümmetin icmaı var.İcmanın bütün zamanları ve şartları bağladığını düşünebilirmisiniz siz?Sallamayalım arkadaşlar,din kardeşiyiz.

saglıkcı
03-11-2009, 20:22
Allah kuluna neden bir mezhebe tabi değilsin diye soracaktır diyenler,Kurandan ve sünnetten delilini yazsınlar buraya.
Mezheplerin oluşumuna kadarki zaman zarfındaki yaşayan müslümanların durumuna dair hükmüde yazsınlar.(en az 500 yıl belkide daha fazla).
Bir insan iman edince gereğini yerine getirmekle mükelleftir.
Abdestini şafiye göre alır,namazını hanefiye göre kılar,bütün mezheplerin
ictihadlarıyle amel edebilir.
Bunun ahiret sorgusuyla ne alakası var Allah aşkına arkadaşlar,biraz insaflı olun,savunacağız derken işin gözünü çıkarmayın,sizde biliğyorsunuz bunun
nasıl olduğunu.
İcmaa diyenlere seslenelim birazda.
İcmaa vardır ümmeti bağlar diyenler,icmanın şartları,zamanı ve yöresi,katılanlar kimler izah edebilirmisiniz?
Ümmetin ulemasının kaç konuda icması var biliyormusunuz acaba?
Al yapıştır ümmetin icmaı var.İcmanın bütün zamanları ve şartları bağladığını düşünebilirmisiniz siz?Sallamayalım arkadaşlar,din kardeşiyiz.
Allah kuluna neden bir mezhebe tabi değilsin diye soracaktır diyenler,Kurandan ve sünnetten delilini yazsınlar buraya.
Allahü teâlâ, müctehid olmayanın bir müctehide uymasını emredip (...ve ülülemrinize itaat edin) buyuruyor. (Nisa 59)

Ülülemr, nasslardan ahkam çıkarabilen âlimlerdir. (Nisa 83)

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ülülemr, Fıkıh âlimleridir.) [Darimi]
Ülülemrin Fıkıh âlimi olduğu, Tefsir-i kebirin 3. cildinin 375., İmam-ı Nevevi’nin Müslim Şerhinin 2. cildinin 124. sayfasında ve Mealim ve Nişapur tefsirlerinde de yazmaktadır.
İşte delil:
İsra suresinin (O gün her fırkayı imamları ile çağırırız) mealindeki 71. âyeti, Ruh-ül beyan tefsirinde açıklanırken, (Mezhebin imamı ile çağırılır. Mesela ya Şafii yahut ya Hanefi denilir) buyuruluyor.

saglıkcı
03-11-2009, 20:34
Mezheplerin oluşumuna kadarki zaman zarfındaki yaşayan müslümanların durumuna dair hükmüde yazsınlar.(en az 500 yıl belkide daha fazla).
.
.(en az 500 yıl belkide daha fazla).Ya sen hakkaten tarih falanda okumamışsın İmamı Azamın hayatınıda okumamışsındır.Eshab-ı Kiramdan seksen kimseyi gördüğü ki ( Ashab-ı Kiramı görenlere tabiin denir.) tabiin olduğunu da bilmezsin Bisetten seksen sene sonra dünyaya geldiğinide bilmesin.?
Mezheplerin oluşumuna kadarki zaman zarfındaki yaşayan müslümanların durumuna dair hükmüde yazsınlar.
Eshab-ı kiramın mezhebi
Sual: Herkes Kur’ana bağlanmalı, çünkü Peygamberin mezhebi ne idi? Eshabın mezhebi mi vardı?
CEVAP
Bin küsur yıldan beri herkes bir mezhebe bağlı iken, bazı türediler, böyle sorularla zihinleri bulandırıp herkesi başı boş, mezhepsiz yapmaya çalışıyorlar. Dini delillerden anlamayanlara iki akli örnek verelim:

Milli eğitime bağlı okullar, sınıflar, müdürler, öğretmenler ve öğrenciler vardır. Okul ile sınıf, müdürle öğretmen mukayese edilmez. Çünkü hepsinin görevleri farklıdır. Öğretmenle öğrenci de mukayese edilmez. Öğrencileri müdür veya öğretmen yerine, öğretmenleri de öğrenci yerine koymak yanlış olur. Öğretmen veya müdür hangi sınıfın öğrencisi denemeyeceği gibi, şu öğrenci, hangi okulun müdürü denmez. Öğretmen ve müdüre öğrenci denmez.

Atalarımız, Temsilde hata olmaz demişlerdir. Müctehid âlimler birer öğretmen gibidir. Mutlak müctehidler ise müdür gibidir. İnsanlar da öğrenci gibidir. Öğretmene, bu hangi okulun müdürü denmeyeceği gibi, öğrenciye de hangi okulun öğretmeni denmez. Öğrenciler öğretmene tâbi olduğu gibi, insanlar da müctehide tâbi olur.

Öğretmenler nasıl müdüre bağlı ise, tamamı müctehid olan Eshab-ı kiram da, Resulullah efendimize bağlı idiler. Tabiinde ise müctehidler ve halk var idi. Halk müctehidlere tâbi oluyordu. Halkın mezhebi tâbi olduğu müctehidin mezhebi idi. Mezhepsiz kimse yok idi.

Eshab-ı kiram, Resulullaha değil, biz yalnız Allah’a tâbiyiz demediler ve demeleri de mümkün değildir. Sıradan bir müslüman da, Müctehide tâbi olmam, ben yalnız Resulullaha tâbi olurum diyemez. Müctehid, Allah’ın ve Resulünün emirlerini bildiriyor. Müctehide uymak Allah ve Resulüne uymak demektir. Bugün ise, bazı mezhepsizler, müctehide değil, Resulullaha bile tâbi olmayı uygun görmüyorlar. Yalnız Kur’ana tâbiyiz diyorlar.

Nasıl ki öğretmen müdüre, müdür de Milli eğitim Bakanına, Milli eğitim bakanı da Başbakana bağlı ise, insanlar bir müctehide, müctehidler mutlak müctehide, mutlak müctehidler de Resulullah efendimize bağlıdır. Bağsız yani mezhepsiz kimse yok idi.

Uzak Yollar
03-11-2009, 20:34
Ülülemr, nasslardan ahkam çıkarabilen âlimlerdir. (Nisa 83)




Sallamayalım lütfen,kendine en yakın bi tefsiri aç oku sağlıkçı.
Ululemrin ne olduğunu.onudamı ben öğreteyim sana illaki.

Uzak Yollar
03-11-2009, 20:38
.(en az 500 yıl belkide daha fazla).Ya sen hakkaten tarih falanda okumamışsın İmamı Azamın hayatınıda okumamışsındır.Eshab-ı Kiramdan seksen kimseyi gördüğü ki ( Ashab-ı Kiramı görenlere tabiin denir.) tabiin olduğunu da bilmezsin Bisetten seksen sene sonra dünyaya geldiğinide bilmesin.?


İmamı azamın hayatın çok iyi biliyorum.
Hanefi mezhebinin kuruluş ve uygulanmaya başlanış zamanı nedir
tarih olarak,imamı azamdan ne kadar zaman sonra hanefi mezhebi diye bir mezheb çıktı?sağlıkçı yazda öğrenelim.

saglıkcı
03-11-2009, 20:40
.Abdestini şafiye göre alır,namazını hanefiye göre kılar,bütün mezheplerin
ictihadlarıyle amel edebilir.

Niye Mezheblere müracaat etme ihtiyacı duydunki.Ne Abdestini Şafiye göre al ne de namazını hanefiye göre kıl.Kuran-ı Kerimden bul hükümlerini Bulduğun hükümler göre abdesttinide al namazınıda kıl.
Mezheplerin oluşumuna kadarki zaman zarfındaki yaşayan müslümanların durumuna dair hükmüde yazsınlar.(en az 500 yıl belkide daha fazla).Dediğin gibi bu beşyüz seneden fazla hanefi şafii maliki hanbali olmayanlar nasıl yapmışlarsa sende öyle yap.
.

hirahos
03-11-2009, 20:46
Allah kuluna neden bir mezhebe tabi değilsin diye soracaktır diyenler,Kurandan ve sünnetten delilini yazsınlar buraya.


Delil isteyene bak! Şimdiye kadar bu kadar forum ahalisi ne yapıyor sandınız beyahu... Sanki delilleri dikkate alıyormuşsunuz gibi... İyi misiniz siz kuzum? Ateş falan var mı? ;)

hirahos
03-11-2009, 20:57
Sallamayalım arkadaşlar,din kardeşiyiz.

Evet, rica ediyoruz, lütfen sallamayalım. :crying:

saglıkcı
03-11-2009, 20:58
İmamı azamın hayatın çok iyi biliyorum.
Hanefi mezhebinin kuruluş ve uygulanmaya başlanış zamanı nedir
tarih olarak,imamı azamdan ne kadar zaman sonra hanefi mezhebi diye bir mezheb çıktı?sağlıkçı yazda öğrenelim.
İmamı Azam ebu Hanife Hazretlerinin vermiş olduğu ictihad'lara uyan O'nun mezheb'inden olur.Hanefilik ismi isterse bin sene sonra teşekkül etmiş olsun.İmamı Azamdan duyduğu şekilde amel edenler ismi hanefi olmasada İmamı azam mezhebine tabi olmuş olduğundan isim önemli değildir.Bak İsimlerin teşekkülü ile ilgili tarihi bilgim şuan yoktur.Madem sende var bildir bakayım nasıl olmuş nasıl gitmiş.?

saglıkcı
03-11-2009, 21:04
Sallamayalım lütfen,kendine en yakın bi tefsiri aç oku sağlıkçı.
Ululemrin ne olduğunu.onudamı ben öğreteyim sana illaki.
Bunlar tefsir değilmi neyi bu tefsirlerin isimlerini verdiğim halde atlıyorsun
Ülülemrin Fıkıh âlimi olduğu, Tefsir-i kebirin 3. cildinin 375., İmam-ı Nevevi’nin Müslim Şerhinin 2. cildinin 124. sayfasında ve Mealim ve Nişapur tefsirlerinde de yazmaktadır.

hirahos
03-11-2009, 21:09
Bunlar tefsir değilmi neyi bu tefsirlerin isimlerini verdiğim halde atlıyorsun
Ülülemrin Fıkıh âlimi olduğu, Tefsir-i kebirin 3. cildinin 375., İmam-ı Nevevi’nin Müslim Şerhinin 2. cildinin 124. sayfasında ve Mealim ve Nişapur tefsirlerinde de yazmaktadır.


He he... Vatandaş yeri geldiğinde Ayet, Hadis kabul etmiyor. Siz ise ulemadan, arifandan bahsediyorsunuz. Ulema, Arifan kim ki bu vatandaşlarımızın nazarında... O tefsirler süs olsun diye yazılmış.

Usta, çek bir Ferit, "ahkam kesmeli" ossun... :glgl

(Bu smiley ne işe yarıyor pek anlamadım ya neyse...)

Sakallı
03-11-2009, 21:12
Allah kuluna neden bir mezhebe tabi değilsin diye soracaktır diyenler,Kurandan ve sünnetten delilini yazsınlar buraya.


Bu forumda okadar çok delil var ki, adeta
içinde yüzüyorsunuz... Biraz insaf be!

Enes
03-11-2009, 21:32
:yn:

Konu incelenmiş, düzenlenmiş ve yeniden açılmıştır...

Uyarı:
İhvan Forum'da mezhepsizler dahi görüşlerini yazabilir ancak hiçbir surette mezhebe saldıramazlar, bazı seviyesiz benzetmelerle mezheplere çamur atamazlar...

Biz nasıl onların mezhepsizliklerine müsaade ediyor ve sevgi beslemesekte saygı ile fikir beyan etmelerine izin veriyorsak onlar da aynı şekilde mezhep tabilerini rencide edici söz ve benzetmelerden uzak durmalılar...

Ayrıca; yazılan bütün delilleri görmezden gelerek "hani deliliniz nerede" tarzında iflah olmaz bir cahillikle yazan bütün fikir sahiplerine "provakatör" muamelesi yapılacaktır...

--------------------

Ve şahsi görüş;

Her mezhebi taklit ediyorum dediğimde mezhepsiz yaftası yemiş bir insanım. Ancak bir çok din aliminden bu doğrultuda ilmi cevaz aldığım için, hiçbir yaftaya kulak asmadım. Zaruret durumunda hanefi mezhebinin dışındaki mezhepleri gönül rahatlığı ile taklit ediyorum...

Ayrıca bana göre MEZHEPLER MÜSLÜMANIN YOLUNU AYDINLATAN GÜNEŞ GİBİDİRLER... MEZHEPSİZLİK İSE SIRTINI GÜNEŞE DÖNÜP EL FENERİ İLE YOL BULMAYA ÇALIŞMAKTAN BAŞKA BİRŞEY DEĞİLDİR VE HATTA MÜTEKEBBİRLİKTİR!

diyarbekri
03-11-2009, 21:41
Niye Mezheblere müracaat etme ihtiyacı duydunki.Ne Abdestini Şafiye göre al ne de namazını hanefiye göre kıl.Kuran-ı Kerimden bul hükümlerini Bulduğun hükümler göre abdesttinide al namazınıda kıl.
Mezheplerin oluşumuna kadarki zaman zarfındaki yaşayan müslümanların durumuna dair hükmüde yazsınlar.(en az 500 yıl belkide daha fazla).Dediğin gibi bu beşyüz seneden fazla hanefi şafii maliki hanbali olmayanlar nasıl yapmışlarsa sende öyle yap.
.

abiciğim mezheblere karşı alerjileri olan ancak mezheb imamlarını,onlara ittiba edenleri -kendilerince-küçük düşürmeye çalışırlar

soruyorum onlara sizin ölçülerinize göre abdest'in farzları nelerdir, hangi durumlarda bozulur?

manifesto
03-11-2009, 21:46
"Allah bize mezhebimizi sormayacak"

sözü öncelik esasına işaret idi.Mezhep imamları dini derlemiş toparlamış bir firhiste gibi önümüze koymuş ve doğruluğuna da şahadet etmişiz.Bunu tartışmıyoruz mesele şu 4 mezhep dediğimiz umumun kabulüdür.Umum nas'a göredir.Şimdi misal onmilyonlarca şia müslümanı sırf "ehli sünnet mezhepler" diye TEKELE ALMAYA çalıştığımız islam inancının dışında mı?
Bu insanlara veya caferilere veya "ehli sünnet" değiller diye islam paydasından uzaklaştırmaya çalıştığımız insanlara haksızlık etmiş olmuyormuyuz.
Onlar Allah'a inanmışlar peygamberine kitabına inanmışlar ama yooo birileri ısrarla Benim mezhebin haktır senin ki değil demekte
Biz bu insanlara işareten "ALLAH BİZE MEZHEBİMİZİ SORMAYACAK"dedik

reis
03-11-2009, 21:47
Çok şeritli bir otoban.

İsteyen sevdiği şeritten gider.

Gerek duyduğunda şerit değiştirebilir. Şerit değiştirse de yoldan çıkmadığı için birşey farketmez. Zaruri olmayan durumlarda zikzak çizer gibi sürekli şerit değiştirmek hem laubalilik hemde tehlikelidir. Polis durdurup alkol muayenesi yapabilir. :)

Ayrıca yan şeritlerden gidenleri umursamazsa bir kazaya sebebiyet verebilir.

Artık gidemeyecek kadar sıkışanlar emniyet şeridine çekip yardım beklerler..

"Vaaa mı bunun başga izaah taaazı" :)

hiçim
03-11-2009, 21:52
“Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra Peygamber'e karşı çıkar, müminlerin yolundan başkasına uyup giderse, onu döndüğü yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir gidiş yeridir.” (Nisa 115)

pardon kimin mümin olduğunu nerden bileceksiniz burda mezhep kabul etmiyorsa bir insan tamamen mezhepsiz manasına mı gelecek illaki. bi arkadaş öğretmen ve öğrencilerden örnek vermiş bazı öğrencilerde vardır ki okula gitmeden alim olurlar buna ne diyeceksiniz eline kitabı alıp okuması yeter Allah kalbini ve zihnini açmıştır...
İmamı azam bile eğer yanlış isem beni takip etmeyin demiş onlar yanlıştır ya da yanılmıştır demiyorum ama inanç doğrultusunda kişi kendi çizgisini de belirleyebilir.
yine çok uzatılmış bir tartışma...

saglıkcı
03-11-2009, 22:00
“Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra Peygamber'e karşı çıkar, müminlerin yolundan başkasına uyup giderse, onu döndüğü yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir gidiş yeridir.” (Nisa 115)

pardon kimin mümin olduğunu nerden bileceksiniz burda mezhep kabul etmiyorsa bir insan tamamen mezhepsiz manasına mı gelecek illaki. bi arkadaş öğretmen ve öğrencilerden örnek vermiş bazı öğrencilerde vardır ki okula gitmeden alim olurlar buna ne diyeceksiniz eline kitabı alıp okuması yeter Allah kalbini ve zihnini açmıştır...
İmamı azam bile eğer yanlış isem beni takip etmeyin demiş onlar yanlıştır ya da yanılmıştır demiyorum ama inanç doğrultusunda kişi kendi çizgisini de belirleyebilir.
yine çok uzatılmış bir tartışma...
pardon kimin mümin olduğunu nerden bileceksiniz.Sen hiç kimseyi mümin bilmiyormusun?,veya senin tanıdığın mümin bir kimse yokmu?,veya sen müminmisin, ben senin mümin olduğunu nerden bileceğim.?
mezhep kabul etmiyorsa bir insan tamamen mezhepsiz manasına mı gelecek.O zaman az mezebsiz veya Mezebi az deriz.
İmamı azam bile eğer yanlış isem beni takip etmeyin
Sende yanlış bildiğini takip etme kardeş.

hirahos
03-11-2009, 22:32
"Allah bize mezhebimizi sormayacak"

sözü öncelik esasına işaret idi.Mezhep imamları dini derlemiş toparlamış bir firhiste gibi önümüze koymuş ve doğruluğuna da şahadet etmişiz.Bunu tartışmıyoruz mesele şu 4 mezhep dediğimiz umumun kabulüdür.Umum nas'a göredir.Şimdi misal onmilyonlarca şia müslümanı sırf "ehli sünnet mezhepler" diye TEKELE ALMAYA çalıştığımız islam inancının dışında mı?
Bu insanlara veya caferilere veya "ehli sünnet" değiller diye islam paydasından uzaklaştırmaya çalıştığımız insanlara haksızlık etmiş olmuyormuyuz.
Onlar Allah'a inanmışlar peygamberine kitabına inanmışlar ama yooo birileri ısrarla Benim mezhebin haktır senin ki değil demekte
Biz bu insanlara işareten "ALLAH BİZE MEZHEBİMİZİ SORMAYACAK"dedik

manifesto'cum,

O kadar yazıyı esasen sizin için yazdık. Çünkü konuya yazan kimi arkadaşlara laf anlatmaya çalışmak maalesef vakit kaybıdır. Lütfen okuyunuz. Alimlere tabi olunuz. İyi niyetlisiniz, fakat iyi niyet her zaman tek başına yol gösterici değildir. Selamlar. :ppty

Dargo
04-11-2009, 10:35
:yn:

İhvan Forum'da mezhepsizler dahi görüşlerini yazabilir

Ancak mezhepsizler dahi mezhepleri aşağılayamaz, mezheplere saldıramaz...

Kabak benzetmesi vererek dimağlarda kabak tadı bırakan mesajlardan kaçınınız...

Bu size bir ikazdır!

Tekrarı durumunda gereken cezai işlem yapılacaktır...

aLi'ce

Peki yorumsuz verelim.




Ebu Yusuf, Hanefi mezhebinin 3 kurucusundan biridir ve Ebu Hanife’den sonra ikinci en önemli adamıdır.

Bir gün Ebu Yusuf “Peygamber’imiz kabak severdi.” der.
Bu lafı söylediği ortamda bulunan bir kişi bu lafın üstüne “Ben kabak sevmiyorum.” der.
Ebu Yusuf “Peygamber’in sünneti olan bir şeyi sevmeyen Peygamber’e karşı gelmiş olur, Peygamber’e karşı gelen ALLAH’a karşı gelmiş olur.” der.
ALLAH’a karşı gelen kafirliğe dönmüş olacağı için Ebu Yusuf bu şahsın kellesinin kesilmesi için muşamba ve kılıç ister.
Kabak sevmem izahına tövbe eden adam kellesini zor kurtarır.

(Bakınız Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi, Ehli Sünnet İtikadı, Sayfa 80).

agbi
04-11-2009, 10:55
Peki yorumsuz verelim.

Buda benim yorumum



http://www.ihvanforum.org/serbest-kursu/64402-ylmym-az-az-olan-ylmym-le-mezheplery-acyklyyorum-bana-gore-nokta/#post639551

Dargo
04-11-2009, 11:23
Sayın agbi sen kabak sevmeyenin öldürülmesi gerektiği fetvasına ne diyorsun?
Bunu kabul ediyormusun?
Etmiyorsan hanefi mezhebinden çıkmış,daha doğrusu dinden çıkmış olmuyor musun?
Kabak sevmeyen belki Türkiyede 45 milyon vardır.Bu kadar kişiyi ilgilendiren bir fetvyı nasıl görmezlikten geliyorsun?
Yoksa mezhepleri ciddiye almıyor ama yine de mezhep türküsü mü söylüyorsun?

saglıkcı
04-11-2009, 11:45
Sayın agbi sen kabak sevmeyenin öldürülmesi gerektiği fetvasına ne diyorsun?
Bunu kabul ediyormusun?
Etmiyorsan hanefi mezhebinden çıkmış,daha doğrusu dinden çıkmış olmuyor musun?
Kabak sevmeyen belki Türkiyede 45 milyon vardır.Bu kadar kişiyi ilgilendiren bir fetvyı nasıl görmezlikten geliyorsun?
Yoksa mezhepleri ciddiye almıyor ama yine de mezhep türküsü mü söylüyorsun?
sevmeyenin öldürülmesi gerektiği fetvasına ne diyorsun?
Hangi İslam kitabında yazıyor bu zırva.Tam mednini kitab ismi ve sayfasıyla ver bakalım.Neymiş bu senin ittian.

saglıkcı
04-11-2009, 11:54
Peki yorumsuz verelim.
Bir gün Ebu Yusuf “Peygamber’imiz kabak severdi.” der.
Bu lafı söylediği ortamda bulunan bir kişi bu lafın üstüne “Ben kabak sevmiyorum.” der. (Bu adamın kastı peygamber efendimizi beğenmemek ise ki sen tam olarak aktarmadığın halde bile adamın kastı kabak sevib sevmemek değil.Peygamberimizin amelini yani sünnetini beğenmemek olduğu anlaşılıyor.Elbet bu aleni bir küfürdür.)
Ebu Yusuf “Peygamber’in sünneti(ni beğenmeyen olması lazım) olan bir şeyi sevmeyen Peygamber’e karşı gelmiş olur, Peygamber’e karşı gelen ALLAH’a karşı gelmiş olur.” der.
ALLAH’a karşı gelen kafirliğe dönmüş olacağı için Ebu Yusuf bu şahsın kellesinin kesilmesi için muşamba ve kılıç ister.

Dargo
04-11-2009, 11:59
sevmeyenin öldürülmesi gerektiği fetvasına ne diyorsun?
Hangi İslam kitabında yazıyor bu zırva.Tam mednini kitab ismi ve sayfasıyla ver bakalım.Neymiş bu senin ittian.

Bakınız Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi, Ehli Sünnet İtikadı, Sayfa 80

saglıkcı
04-11-2009, 12:01
Bakınız Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi, Ehli Sünnet İtikadı, Sayfa 80
Şu an işteyim.Akşam sekizden sonra burda ol.Eğer senin ifadelerin gibiyse ben 30 yıllık yolumu terk edeceğim.Eğer senin dediğin gibi değilse,sende tevbe edib hak bir mezhebe tabi olacanmı.?
Hadi be vaktim doluyor vaedleşelimde ben işime başlayayım.

dostluk
04-11-2009, 16:34
Sayın agbi sen kabak sevmeyenin öldürülmesi gerektiği fetvasına ne diyorsun?
Bunu kabul ediyormusun?
Etmiyorsan hanefi mezhebinden çıkmış,daha doğrusu dinden çıkmış olmuyor musun?
Kabak sevmeyen belki Türkiyede 45 milyon vardır.Bu kadar kişiyi ilgilendiren bir fetvyı nasıl görmezlikten geliyorsun?
Yoksa mezhepleri ciddiye almıyor ama yine de mezhep türküsü mü söylüyorsun?


: )

nasılda açık yakalmış edasıyla yazıyorsunuz..siz abdestiz cenabet aybaşılı kuran okunabilir diyenlerede böyyle yazsanız ya..ayeti inkar ediyorlar,abdestle ilgili hadisleri inkar ediyorlar..rasule itaa = allaha itaat buyuruyor rabbimiz ayeti kerimede..

hepsimi uydurma bu hadislerin ..


sevmeyenin öldürülmesi gerektiği fetvasına ne diyorsun?
Hangi İslam kitabında yazıyor bu zırva.Tam mednini kitab ismi ve sayfasıyla ver bakalım.Neymiş bu senin ittian.

zırva tabi..eksik,haince..


Bir gün Ebu Yusuf “Peygamber’imiz kabak severdi.” der.
Bu lafı söylediği ortamda bulunan bir kişi bu lafın üstüne “Ben kabak sevmiyorum.” der. (Bu adamın kastı peygamber efendimizi beğenmemek ise ki sen tam olarak aktarmadığın halde bile adamın kastı kabak sevib sevmemek değil.Peygamberimizin amelini yani sünnetini beğenmemek olduğu anlaşılıyor.Elbet bu aleni bir küfürdür.)
Ebu Yusuf “Peygamber’in sünneti(ni beğenmeyen olması lazım) olan bir şeyi sevmeyen Peygamber’e karşı gelmiş olur, Peygamber’e karşı gelen ALLAH’a karşı gelmiş olur.” der.
ALLAH’a karşı gelen kafirliğe dönmüş olacağı için Ebu Yusuf bu şahsın kellesinin kesilmesi için muşamba ve kılıç ister.



bunu ehli insaf insanlar ehlisünnet böyyle yazar..başkaları okumadan sallar sayın sağlıkcı..



Bakınız Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi, Ehli Sünnet İtikadı, Sayfa 80



baktık : ))

birde siz bakın ezberci,kopyacı..


Şu an işteyim.Akşam sekizden sonra burda ol.Eğer senin ifadelerin gibiyse ben 30 yıllık yolumu terk edeceğim.Eğer senin dediğin gibi değilse,sende tevbe edib hak bir mezhebe tabi olacanmı.?
Hadi be vaktim doluyor vaedleşelimde ben işime başlayayım.


onlar bahane bulur sayın sağlıkcı..başka konuya atleyverirler olur biter..hatadan dönmek anca erdemdir..

________________

http://www.ihvanforum.org/639559-post56/ (http://www.ihvanforum.org/639559-post56/)

sayın dargo..

cehalet denebilir yaptığınıza en hafifinden hemde..ehlisünnet üyeleri kopy pastecilikle suçlayan,gogleden netten işine gelen yazıları rast gele elıp gelip yapıştırmakla suçlayan bir zihniyetin esasen kendinin ne kadar zavallı olduğunun delilisiniz şuan siz..



bir defa kaynak diye verdiğiniz kitapın sayfası yanlıştır..80 sahifede böyyle birşey yoktur..


ikincisi..kaynakta geçen bilgi eksik laınmıştır,gerisi yazılmamıştır..

üçüncüsü diyim e açıklamaya başlayalım..



______________

KİTAP OKUMANIN ZARARLARI
Edip Yüksel

BEYAN YAYINLARI, 95
1. Baskı, Şubat/1988

Kitapta ki bir makale:

Kabak sevmemenin bedeli

Bazı dini kitaplarda, Eb-u Hanife'nin talebesi Eb-u Yusuf'un takvasını övmek için bir olay anlatılır. Bu olayı naklettikten sonra, bu kitaplardan İslam'ı öğrenen insanların takva sahibi olmak için neler hayal edebileceklerini siz hayal edebilirsiniz!

Rivayete göre, İmam Eb-u Yusuf ile bir cemaat yemek yiyorlarmış. Sofrada kabak varmış. Adamın teki, her ne hikmetse, peygamberimizin kabağı çok sevdiğini söylemiş. Bunun üzerine, sofrada bulunanlardan birisi de "ben de kabak sevmiyorum" deyivermiş. İmam Eb-u Yusuf hemen celallenmiş ve "sen misin bunu diyen" diyerek bir kılıç ve bir muşambanın acele getirilmesini emretmiş. Neyse ki kabağı sevmeyen adam, yalvarıp yakarmış, bu sözleriyle peygambere saygısızlıkta bulunmayı kasdetmediğine yemin billah etmiş de kellesini muşamba üzerine kan revan içinde düşmekten güç bela kurtarmış! (1)

Kabak hazretlerini sevmemenin bile mürtedlik, yani dinden çıkış için bir sebep görüldüğü ve dinden çıkanın dine girmedikçe kanının mübah kabul edildiği bir zihniyetin fikir özgürlüğünden söz etmesini Türkçede hangi kelimeyle tanımlayabiliriz?

1) Ehl-i Sünnet İtikadı, Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi, Bedir Yayınevi, sa: 80


bu edip yüksel tarafından idda edilen yazılan dır,kaynağı veren nete eksik yayan,ve bunu araştırmadan netten sitelere yayan cahil insanlara Rahman faydalı ilim versin..

_____________

buda gerçeği gerçek sayfası..
Ehl-i Sünnet İtikadı, Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi, Bedir Yayınevi 126-127 . sayfasının, şerh kısmının 141. maddesinde bahsi geçen olayı ..

141: Imam Ebu Yusuf, bir gün halifenin yaninda iken, bir adam ResulUllah (Sallallahu aleyhi ve sellem) kabagi severdi dedi..



Bir başkası da, ben sevmem dedi. Bunun uzerien Ebu Yusuf, idam edilenlerin kanının etrafa saçılmamasını önleyen muşambanın ve kılıcının getirilmesini emretti.


Adam bu sefer "Estagfirullah, ben böyle bir sey hatırlamıyorum"diyerek kelime-i şehadet getirdi.


Bundan sonradır ki Imam Ebu Yusuf onun katlini emretmekten vazgeçti.


Bu hadisenin te'vili şöyledir: Bu "sevmeme" istihfaf YANİ KÜÇÜMSEMEK ANLAMINDA manasini ifade ederse katline hüküm verilir.

Yaradılışı icabı onu gerçekten sevmiyorsa, bunun üzerine şer'i Hüküm cari olmaz.

_____________-

şimdi bir insanın maksadı ne olabilir,kitap ismini verirken devamını yazmaması,bilgiyi saklaması,eksik vermesi ,cınbızlama alması..


sayın dargo,kuranda peygamberimizi alaya almanın,küçümsemenin hükmü mıdır?

manifesto
04-11-2009, 21:49
Ebu Yusuf, Hanefi mezhebinin 3 kurucusundan biridir ve Ebu Hanife’den sonra ikinci en önemli adamıdır.

Bir gün Ebu Yusuf “Peygamber’imiz kabak severdi.” der.
Bu lafı söylediği ortamda bulunan bir kişi bu lafın üstüne “Ben kabak sevmiyorum.” der.
Ebu Yusuf “Peygamber’in sünneti olan bir şeyi sevmeyen Peygamber’e karşı gelmiş olur, Peygamber’e karşı gelen ALLAH’a karşı gelmiş olur.” der.
ALLAH’a karşı gelen kafirliğe dönmüş olacağı için Ebu Yusuf bu şahsın kellesinin kesilmesi için muşamba ve kılıç ister.
Kabak sevmem izahına tövbe eden adam kellesini zor kurtarır.

:)
Yok daha neler

Sakallı
05-11-2009, 02:31
Kişinin damak zevkine göre kabağı sevmiyorum demesi
kadar doğal birşey olamaz.. Haşa, Peygamber seviyor
diye sevmiyorum demek ayrı birşey... Bu konunun bukadar
uzması daha farklı birşey... Adamlar gösterdiğiniz delilleri
kabul etmiyor, daha ne diye uğraşıyorsunuz??

diyarbekri
05-11-2009, 03:18
Bu konu hakkında çok güzel tesbitlerin olduğu,sorulu cevablı ve biraz uzun olan şu yazıyı okumanızın faydalı olacağı kanaatindeyim

http://www.ihvanforum.org/yslam-i-hayat/64399-dort-mezhebden-bathkasyyla-amel-edilmez/

hirahos
05-11-2009, 07:09
Anlaşılmayan bir şey var:

Kabak sevmeyen hakkında konuşulmuş değil.

Bunun Sünnet olduğunu bile bile kabak sevmediğini söylemektir yerilmiş olan.. Yani sanki şöyle söylenmişse: "Hz. Peygamber Efendimiz kabak sever yerdi, fakat ben sevmem ve yemem" Böyle söyleyene en başta şöyle denir "Bire densiz, sen kimsin ki?!"

Burda küçük görülen, küçümsenen Hz. Peygamber Efendimizin sünnetidir. Kabak değil. Kabağı sevmek ya da sevmemek değil.

Hz. Peygamberin sünnetini ve sevdiğini küçük görmek ise, buyrun İslam kaynaklarına bakınız. Karşılığında neler ile tehdit edilmiş. :)

hirahos
05-11-2009, 07:50
Evet kitabı indirdim ve ilgili başlığı okudum. Aşağıya şöyle bir kayıt düşülmüş. " Bunu diyen kişi resullulaha hakaret amaçlı ve küçümsemek için söylüyor ise kafir olur yoksa doğası gereği gerçekten sevmiyor ise olmaz" denmektedir.

MaşAllah şöyle bir kaç sitede araştırma yaptımda ne kadar da ilmi araştırmalar yapıp meseleleri halletmişler. Bunu öne sürüp mezheplere sövenmi dersin "böyle din olur mu?" diyen mi dersin. İilim ayağa düştü mü sonuç bu oluyor tabi ki.


Başka forumda bir arkadaş bunu yazmış.

Tekrar okunabilsin diye ifadelerini buraya da alıntılıyorum.

Bu meseleyi anlamadan tartışmak sahibine ciddi zararlar verir. Hatta Allah korusun, kalbinde Peygamber Efendimize karşı bir hastalığa dahi sebep olabilir. Faturası ağır olur.

Dikkat edelim kardeşlerim, bunlar hafife alınacak basit konular değildir. Şap yalap hakkında "fikir" üretilmesin.

Dargo
05-11-2009, 09:31
Ebu Yusuf, Hanefi mezhebinin 3 kurucusundan biridir ve Ebu Hanife’den sonra ikinci en önemli adamıdır.

Bir gün Ebu Yusuf “Peygamber’imiz kabak severdi.” der.
Bu lafı söylediği ortamda bulunan bir kişi bu lafın üstüne “Ben kabak sevmiyorum.” der.
Ebu Yusuf “Peygamber’in sünneti olan bir şeyi sevmeyen Peygamber’e karşı gelmiş olur, Peygamber’e karşı gelen ALLAH’a karşı gelmiş olur.” der.
ALLAH’a karşı gelen kafirliğe dönmüş olacağı için Ebu Yusuf bu şahsın kellesinin kesilmesi için muşamba ve kılıç ister.
Kabak sevmem izahına tövbe eden adam kellesini zor kurtarır.

(Bakınız Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi, Ehli Sünnet İtikadı, Sayfa 80).


Hemen alakasız tevil yollarına saptınız.Bu demektirki siz de Ebu Yusufun fetvasını doğru bulmuyorsunuz.Buna da şükür. :)

Teviliniz yanlıştır.Çünkü Ebu Yusuf ölüm fetvası verirken gerekçeyi veriyor:
Sünneti sevmemek.
Gerekçede Peygamber efendimizi küçümseme diye bir şey yok -ki kimsenin haddine değildir.-

Bir kere kabak sevmek sünnet değildir.
Kabak sevip sevmemek kişinin iradesi ile alakalı değildir.

Bu olayda olan o adamın öldürülmek istenmesidir ve buna bahane aranmasıdır.
Kurt-kuzu hikayesindeki gibi " su bulandırdın" bahanesidir.
Malesef Ebu Yusuf Abbasilerin siyesi cinayetlerine dini bahaneler bulmuştur.
İşte İmamı Azamın ölümü tercih edip kabul etmediği görev budur.


http://img690.imageshack.us/img690/5855/kabak.png

saglıkcı
05-11-2009, 11:19
: )

nasılda açık yakalmış edasıyla yazıyorsunuz..siz abdestiz cenabet aybaşılı kuran okunabilir diyenlerede böyyle yazsanız ya..ayeti inkar ediyorlar,abdestle ilgili hadisleri inkar ediyorlar..rasule itaa = allaha itaat buyuruyor rabbimiz ayeti kerimede..

hepsimi uydurma bu hadislerin ..



zırva tabi..eksik,haince..

[/SIZE]


bunu ehli insaf insanlar ehlisünnet böyyle yazar..başkaları okumadan sallar sayın sağlıkcı..





baktık : ))

birde siz bakın ezberci,kopyacı..




onlar bahane bulur sayın sağlıkcı..başka konuya atleyverirler olur biter..hatadan dönmek anca erdemdir..

________________

http://www.ihvanforum.org/639559-post56/ (http://www.ihvanforum.org/639559-post56/)

sayın dargo..

cehalet denebilir yaptığınıza en hafifinden hemde..ehlisünnet üyeleri kopy pastecilikle suçlayan,gogleden netten işine gelen yazıları rast gele elıp gelip yapıştırmakla suçlayan bir zihniyetin esasen kendinin ne kadar zavallı olduğunun delilisiniz şuan siz..



bir defa kaynak diye verdiğiniz kitapın sayfası yanlıştır..80 sahifede böyyle birşey yoktur..


ikincisi..kaynakta geçen bilgi eksik laınmıştır,gerisi yazılmamıştır..

üçüncüsü diyim e açıklamaya başlayalım..



______________

KİTAP OKUMANIN ZARARLARI
Edip Yüksel

BEYAN YAYINLARI, 95
1. Baskı, Şubat/1988

Kitapta ki bir makale:

Kabak sevmemenin bedeli

Bazı dini kitaplarda, Eb-u Hanife'nin talebesi Eb-u Yusuf'un takvasını övmek için bir olay anlatılır. Bu olayı naklettikten sonra, bu kitaplardan İslam'ı öğrenen insanların takva sahibi olmak için neler hayal edebileceklerini siz hayal edebilirsiniz!

Rivayete göre, İmam Eb-u Yusuf ile bir cemaat yemek yiyorlarmış. Sofrada kabak varmış. Adamın teki, her ne hikmetse, peygamberimizin kabağı çok sevdiğini söylemiş. Bunun üzerine, sofrada bulunanlardan birisi de "ben de kabak sevmiyorum" deyivermiş. İmam Eb-u Yusuf hemen celallenmiş ve "sen misin bunu diyen" diyerek bir kılıç ve bir muşambanın acele getirilmesini emretmiş. Neyse ki kabağı sevmeyen adam, yalvarıp yakarmış, bu sözleriyle peygambere saygısızlıkta bulunmayı kasdetmediğine yemin billah etmiş de kellesini muşamba üzerine kan revan içinde düşmekten güç bela kurtarmış! (1)

Kabak hazretlerini sevmemenin bile mürtedlik, yani dinden çıkış için bir sebep görüldüğü ve dinden çıkanın dine girmedikçe kanının mübah kabul edildiği bir zihniyetin fikir özgürlüğünden söz etmesini Türkçede hangi kelimeyle tanımlayabiliriz?

1) Ehl-i Sünnet İtikadı, Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi, Bedir Yayınevi, sa: 80


bu edip yüksel tarafından idda edilen yazılan dır,kaynağı veren nete eksik yayan,ve bunu araştırmadan netten sitelere yayan cahil insanlara Rahman faydalı ilim versin..

_____________

buda gerçeği gerçek sayfası..
Ehl-i Sünnet İtikadı, Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi, Bedir Yayınevi 126-127 . sayfasının, şerh kısmının 141. maddesinde bahsi geçen olayı ..

141: Imam Ebu Yusuf, bir gün halifenin yaninda iken, bir adam ResulUllah (Sallallahu aleyhi ve sellem) kabagi severdi dedi..



Bir başkası da, ben sevmem dedi. Bunun uzerien Ebu Yusuf, idam edilenlerin kanının etrafa saçılmamasını önleyen muşambanın ve kılıcının getirilmesini emretti.


Adam bu sefer "Estagfirullah, ben böyle bir sey hatırlamıyorum"diyerek kelime-i şehadet getirdi.


Bundan sonradır ki Imam Ebu Yusuf onun katlini emretmekten vazgeçti.


Bu hadisenin te'vili şöyledir: Bu "sevmeme" istihfaf YANİ KÜÇÜMSEMEK ANLAMINDA manasini ifade ederse katline hüküm verilir.

Yaradılışı icabı onu gerçekten sevmiyorsa, bunun üzerine şer'i Hüküm cari olmaz.

_____________-

şimdi bir insanın maksadı ne olabilir,kitap ismini verirken devamını yazmaması,bilgiyi saklaması,eksik vermesi ,cınbızlama alması..


sayın dargo,kuranda peygamberimizi alaya almanın,küçümsemenin hükmü mıdır?



Eline sağlık değerli ve kıymettar kardeşim.

Sofuoglu
05-11-2009, 14:00
Hemen alakasız tevil yollarına saptınız.Bu demektirki siz de Ebu Yusufun fetvasını doğru bulmuyorsunuz.Buna da şükür. :)

Teviliniz yanlıştır.Çünkü Ebu Yusuf ölüm fetvası verirken gerekçeyi veriyor:
Sünneti sevmemek.
Gerekçede Peygamber efendimizi küçümseme diye bir şey yok -ki kimsenin haddine değildir.-

Bir kere kabak sevmek sünnet değildir.
Kabak sevip sevmemek kişinin iradesi ile alakalı değildir.

Bu olayda olan o adamın öldürülmek istenmesidir ve buna bahane aranmasıdır.
Kurt-kuzu hikayesindeki gibi " su bulandırdın" bahanesidir.
Malesef Ebu Yusuf Abbasilerin siyesi cinayetlerine dini bahaneler bulmuştur.
İşte İmamı Azamın ölümü tercih edip kabul etmediği görev budur.


http://img690.imageshack.us/img690/5855/kabak.png

alakasiz tevil yollarina sapan yok

senin ekledigin yazida geciyor tevil zaten,

Ebu yusuf (k.s) madem adami katletmek istedi bahane aradida neden sonra vazgecti o vakit,herhalde o kismida sen biliyorsundur,niyetlerini bildigine gore...!!!

agbi
05-11-2009, 16:11
ALLAHIM şükürler olsun sana bana akıl verdin.

Verdiğin AKIL nimetine şükür için Bu konulara bakmıcam.

YAZILANLAR tam ŞEYTAN ın vesvesesi.

OKUYUNCA insan mezhebindede ŞÜPJE ye düşer MAZALLAH.

Bu Forum da MEZHEPLER üzerine İLİM YAPAN NE KADAR ÇOK kişi varmış.

dostluk
05-11-2009, 17:23
Hemen alakasız tevil yollarına saptınız.Bu demektirki siz de Ebu Yusufun fetvasını doğru bulmuyorsunuz.Buna da şükür. :)

Teviliniz yanlıştır.Çünkü Ebu Yusuf ölüm fetvası verirken gerekçeyi veriyor:
Sünneti sevmemek.
Gerekçede Peygamber efendimizi küçümseme diye bir şey yok -ki kimsenin haddine değildir.-

Bir kere kabak sevmek sünnet değildir.
Kabak sevip sevmemek kişinin iradesi ile alakalı değildir.

Bu olayda olan o adamın öldürülmek istenmesidir ve buna bahane aranmasıdır.
Kurt-kuzu hikayesindeki gibi " su bulandırdın" bahanesidir.
Malesef Ebu Yusuf Abbasilerin siyesi cinayetlerine dini bahaneler bulmuştur.
İşte İmamı Azamın ölümü tercih edip kabul etmediği görev budur.


http://img690.imageshack.us/img690/5855/kabak.png



buda bir gelişme..demekki insan araştıraraktanda kaynak verebiliyormuş..




Peygamber efendimizin yaptığı işlere sünnet denir. Hatta birisini bir şey yaparken görüp de bir şey demediği işlere de sünnet denir. Peygamber efendimiz bu yaptıklarını ya ibadet olarak veya âdet olarak yapardı. Âdet olarak yaptıklarına sünnet-i zevaid denir. Uzun entari giymesi, saçlarını uzatması veya kısaltması, sakal bırakması gibi. Bir kimse, (Peygamberimiz, kadınlar gibi entari, uzun gömlek giyermiş) diyerek alay etse, imanı gider. Yahut sakalı beğenmeyen veya sünnete uygun sakalı olana çember sakallı, top sakallı diye hakaret eden kâfir olur. Çünkü Peygamber efendimizin yaptığı işleri yani sünnetini, beğenmemiş olur. Halbuki Allahü teâlânın bütün insanların en üstünü olarak yarattığı ve âlemlere rahmet olarak gönderdiği Peygamberini beğenmemek, Allah’ı beğenmemek olur. (Niye böyle Peygamber gönderdin) demek olur. Allah’ı beğenmeyenin de kâfir olacağı pek açıktır. Kur'an-ı kerimde, Peygamber efendimizin emrettiğini yapmak, yasakladığından kaçmak gerektiği bildiriliyor. (Haşr 7)


http://www.ihvanforum.org/yslam-i-hayat/11873-sunnet-bidat-nedir/

agbi
05-11-2009, 17:29
ALLAHIM şükürler olsun sana bana akıl verdin.

Verdiğin AKIL nimetine şükür için Bu konulara bakmıcam.

YAZILANLAR tam ŞEYTAN ın vesvesesi.

OKUYUNCA insan mezhebindede ŞÜPJE ye düşer MAZALLAH.

Bu Forum da MEZHEPLER üzerine İLİM YAPAN NE KADAR ÇOK kişi varmış.

Bana göre bu konu kapatılmalı.

Bu Forum İSMEN çağrışımı ile İSLAMİ bir Forum.Bundan dolayı öğrenmek için çok ziyaretçi geliyor.

Bu konu ve buna benzerler öğrenmek için gelenler i NEGATİV ETKİLİYOR.

fakiri
05-11-2009, 17:37
&quot;Allah bize mezhebimzi sormayacak !&quot; diyen veya bu düşüncedeki kişiler müslümanlara sorulacak sualleri Rabbimizle -haşa- beraber mi hazırladılar da böyle bir şey söyleyebiliyorlar ???

dostluk
05-11-2009, 17:38
Bana göre bu konu kapatılmalı.

Bu Forum İSMEN çağrışımı ile İSLAMİ bir Forum.Bundan dolayı öğrenmek için çok ziyaretçi geliyor.

Bu konu ve buna benzerler öğrenmek için gelenler i NEGATİV ETKİLİYOR.

bize görede açık kalmalı..kabak hadisesinin açığa çıktığı ender forumlardan,konulardan biridir bu..

bundan sonra açık kalsada kapalı kalsada arşivlenmemeli aksine üyelerin göreceğ yerde kalamalı..

sonra bu konudan daha sakıncalı konular var ona kalırsa..


öğrenmek için gelenler konusuna hiç değinmeyeyim : )

fakiri
05-11-2009, 17:46
Bugün için dünyadaki mezhepsizleri çok mutlu etmek ve keyiflerine keyif katmak için müslümanların ------- Allah bize mezhebimizi sormayacak !---------------------------------sözünden başka daha etkili bir beyan bulunamaz diye düşünüyorum.

agbi
05-11-2009, 17:48
bize görede açık kalmalı..kabak hadisesinin açığa çıktığı ender forumlardan,konulardan biridir bu..

bundan sonra açık kalsada kapalı kalsada arşivlenmemeli aksine üyelerin göreceğ yerde kalamalı..

sonra bu konudan daha sakıncalı konular var ona kalırsa..


öğrenmek için gelenler konusuna hiç değinmeyeyim : )

Çok haklısınız KABAK konusunu ilk burda gördüm vede okumak bile istemedim.

Gerçekten bu Forumda yazmamın tek sebebi Forum a üye olup aktif olanlar değil ZİYARETÇİLER içindir.

A CEMEATİ ÜYESİ ( B ) Cemat üyesini ve Cemeati TENKİT ediyor.

B CEMEATİ ÜYESİ ( C & D ) Cemat üyesini ve Cemeati TENKİT ediyor

C CEMEATİ ÜYESİ ( D & A ) ) Cemat üyesini ve Cemeati TENKİT ediyor

Böyle gidiyor.

Şimdi bu MEZHEPLER konusunu diğer konu ile birlikte karşılaştıralım DÖRT HAK MEZHEBİNİN imamları bile tenkit edilmeye başlandı SÖYLEDİKLERİ veya SÖYLEMEDİK leri sözler getiriliyor.BANA GÖRE TEHLİKELİ konu.

Hiç kimse düşünmüyor SİYONİZMİN SİLAHLARINDAN BİRİSİDE MEZHEP ler arasına FİTNE sokmak. Benim anlatmak istediğim bu.

manifesto
05-11-2009, 18:12
Bunun Sünnet olduğunu bile bile kabak sevmediğini söylemektir yerilmiş olan.. Yani sanki şöyle söylenmişse: "Hz. Peygamber Efendimiz kabak sever yerdi, fakat ben sevmem ve yemem" Böyle söyleyene en başta şöyle denir "Bire densiz, sen kimsin ki?!"

:)
Malzemelere bak hele.Kabağı sevmenin nesi SÜNNET yahu
İşi iyice acipliğe vurdunuz.
Peygamberi küçük görmek ona hakaret etmek hakir görmek ayrıdır.
Peygamber kabağı sevmiş olabilir ama kardeşim ben sevmiyorum demek ayrıdır
Sevmek zorunda mı? Yada seviyormuş gibi yapmak zorunda mı?Kabak için takiyye mi yapsın
Kabak sadece misal..Ama bir çok konuda aynı taassub var..
Kafir olmak bukadar kolay mı? insan bilmeden küfür olabilecek sözleri sarfedebilir.anlık ama Allah'a kitaba peygambere inanan bir kimse kafir değildir

fakiri
05-11-2009, 18:15
Çok haklısınız KABAK konusunu ilk burda gördüm vede okumak bile istemedim.

Gerçekten bu Forumda yazmamın tek sebebi Forum a üye olup aktif olanlar değil ZİYARETÇİLER içindir.

A CEMEATİ ÜYESİ ( B ) Cemat üyesini ve Cemeati TENKİT ediyor.

B CEMEATİ ÜYESİ ( C & D ) Cemat üyesini ve Cemeati TENKİT ediyor

C CEMEATİ ÜYESİ ( D & A ) ) Cemat üyesini ve Cemeati TENKİT ediyor

Böyle gidiyor.

Şimdi bu MEZHEPLER konusunu diğer konu ile birlikte karşılaştıralım DÖRT HAK MEZHEBİNİN imamları bile tenkit edilmeye başlandı SÖYLEDİKLERİ veya SÖYLEMEDİK leri sözler getiriliyor.BANA GÖRE TEHLİKELİ konu.

Hiç kimse düşünmüyor SİYONİZMİN SİLAHLARINDAN BİRİSİDE MEZHEP ler arasına FİTNE sokmak. Benim anlatmak istediğim bu.

Yuakrıdaki ayzıya ve yazıya teşekkür edene cevabımdır.-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------mmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm ! MMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM! mmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm! MMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM! ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Not : Yazılarım siliniyor ve aynı bilgisyardan artık foruma giremiyorum. Yazılarım silinmesin diye böyle bir yöntem buldum. Bilmem ki yönetimdekiler ne der acaba ?

agbi
05-11-2009, 18:15
Bu konuda ilginç alıntılar bende varım.








&quot;Allah bize mezhebimzi sormayacak !&quot; diyen veya bu düşüncedeki kişiler müslümanlara sorulacak sualleri Rabbimizle -haşa- beraber mi hazırladılar da böyle bir şey söyleyebiliyorlar ???

Kanıt yorumunuza ?


Bugün için dünyadaki mezhepsizleri çok mutlu etmek ve keyiflerine keyif katmak için müslümanların ------- Allah bize mezhebimizi sormayacak !---------------------------------sözünden başka daha etkili bir beyan bulunamaz diye düşünüyorum.

Düşünce doğru.


Allah bize mezhebimizi soracak.
Mezhebimiz Kuran ve sünnet üzere mi değil mi diye...
Mezhebi Kuran ve sünnet üzere olanlar kurtulacak...
Mezhebinde sünneti eksik olanın akıbeti hayır değildir...

72 i Fırka mı , Mezhep mi , tarikat mı ?


konu basligi,"Allah bize mezhebimizi sormayacak!"

nasil yani,eminmisin?delilin nedir?

boyle bir soz ne curetle soylenir anlamis degilim,


bakin,Her asrın insanı yaşadığı devirde kime tâbi olduysa onunla mahşere çağırılacaktır.

Âyet-i kerime'de şöyle buyuruluyor:

"İnsan sınıflarından her birini biz o gün imamlarıyla beraber çağıracağız." (İsrâ: 71)


Herkes dünyada kimin bayrağı altında bulunmuşsa, kime uymuş, kimleri rehber edinmişse, ahirette de onun bayrağı altında bulunacaktır.

Rehber edindiği, peşine düşüp gittiği lideri,hocasi,imami, nereye götürürlerse onlar da oraya gidecek. Dünyada olduğu gibi ahirette de bir ve beraberdirler. İyiler iyilerle beraber cennette, kötüler kötülerle birlikte cehennemde olacaklardır..

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime'lerinde buyurur ki:

"Kim Allah'a ve Peygamber'e itaat ederse; işte onlar Allah'ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle, sâlihlerle beraberdirler. Onlar ne güzel birer arkadaştırlar!

İşte itaatkârlara yapılan bu ihsan Allah'tandır. Her şeyi bilici olarak Allah yeter." (Nisâ: 69-70)
Allah-u Teâlâ kıyamet gününde Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-ine ve beraberindeki müminlere ikram ve ihsanların en büyüğünü yaparak taltif eder, onları mahçup edip rüsvaylığa sürüklemez.

Diğer Âyet-i kerime'lerinde buyurur ki:

"O gün Allah Peygamber'ini ve iman edip onunla beraber olanları rüsvay etmeyecek, utandırmayacak." (Tahrim: 8)

İnsan sınıflarından her birini biz o gün imamlarıyla beraber çağıracağız

O Sınıf Hamgi sınıf

Tarikat İmamların sınıfımı ? Mezhep İmamları sınıfımı ? Yoksa hangi sınıf ?

Sünnilerin imamımı yoksa Şia ların imamımı.

Not. Bunlar benim sorularım değil ZİYARET e gelen öğrenmek isteyenlerin soruları ? Birde 72 Fırka var.




Peygamber Efendimiz buyurmuştur:

"İnsanların en hayırlısı benim asrım(daki ashabım)dır. Sonra onlara yakın olan (Tabiîn)lerdir. Sonra da onlara yakın olan (Tebe-i Tabiîn)lerdir" (Buhar, Fedailü Ashabi'n Nebiyy, 1; Müslim, Fedailü'l-Ashap, 210-214; Ebû Dâvud, Sünne, 9; Tirmizî, Fiten, 45).

"Benim ashabımın, sonra onların ardından gelen (Tabiî)lerin, sonra da bunların ardından gelen (Tebe-i Tabiî)lerin değerini takdir etmek bakımından benim hakkımı gözetiniz" (İbn Mâce, Ahkâm, 27).

"Size ashabımın, sonra onların peşinden gelenlerin, sonra da bunların peşinden gelenlerin (hakkını gözetmenizi) tavsiye ederim" (Tirmizî, Fiten, 7).

-------------------------

Muhammed Hadimi hazretleri:

Dindeki dört delil (Kitap, Sünnet, İcma, Kıyas), müçtehidler içindir. Bizim için delil, mezhebimizin bildirdiği hükümdür. Çünkü bizler, âyet ve hadisten hüküm çıkaramayız. Mezhebin bir hükmü, âyete, hadise uymuyor gibi görünse de yanlış değildir. Çünkü âyet ve hadis ictihad isteyebilir, başka bir âyet veya hadisle değişmiş olabilir veya bilmediğimiz bir tevili vardır. (Berika, s. 94)

İmamı Rabbani Hz.:

Hadislerle amel etmek, bize caiz olmaz. Mezhebimizin hükmüne aykırı görünen hadis-i şerifler, âlimlerin sözlerini reddetmek için delil ve senet olamaz. Bir Hanefi’nin, imam arkasında Fatiha okuması ilhaddır. (1/ 312, Mebde ve Mead 31)

-------------------------------------

Biline ki: Meşhur dört mezhebi tutmanın büyük faydası, hepsini birden terk etmenin (mezhepsizliğin) de madde madde açıklayacağımız veçhile geniş zararı vardır:

1. İlk müslüman âlimleri (selef) dini öğrenme mevzuunda, kendilerinden öncekilere dayanmış, onlardan faydalanmışlardır. Bu cümleden olarak Tâbiûn Ashaba, Tebeu't-tabiîn, Tâbîûna... Böylece her devrin âlimleri daha öncekilere başvurup onlardan istifade etmişlerdir.

Akıl da bu davranışın iyi olduğuna hükmeder. Çünkü şeriat ancak nakil ve istinbat (delillerden hüküm çıkarmak) yoluyla öğrenilebilir. Nakil ise ancak sonra gelenlerin daha öncekilerden, irtibat kurup ilim almalarıyla mümkün olur.

İstinbat daha öncekilerin mezhep ve görüşlerini bilmeye muhtaçtır. Ancak bu sayede müctehid, ilmini daha öncekilerin attığı temeller üzerine kurar, icmâa aykırı hükümden sakınma imkânını bulur.

Zâten bütün ilim ve zanaatlar, sarf-nahiv (gramer), tıp, şiir, demircilik, marangozluk, kuyumculuk... bunları öğrenmek isteyen herkesin, ehil ve üstadlarına müracaatları, önlerinde dirsek çürütmeleriyle elde edilmiştir. Bunun istisnası mantıken mümkün ise de çok nadir olarak vukû bulmuştur.

İmdi selefin görüş ve emek mahsûlüne itimat ve ihtiyacın zarureti böylece sâbit olmuştur. Yalnız, bunlara dayanabilmek için bazı şartlar vardır:

a) Sözleri sahih bir senedle rivâyet edilmiş olmalı,

b) Veya meşhur kitaplarda yazılı bulunmalı,

c) Sözlerin çeşitli ihtimallerinden biri tercih edilmek, bazı mevzulardaki umumi hükümlerin tahsisleri yapılmış olmak, mutlak olanları kayıt ve şartlarına bağlanmak gibi hizmet görmüş olmalı,

d) Hükümlerin illet (esbâb-ı mücibe) leri açıklanmalı.

e) İhtilaflı olanlar bir araya getirilmeli, farklılığın sebepleri açıklanarak kullanılır hale getirilmelidir.

Şu son zamanlarda işte bu şartları kendisinde toplayan dört mezhepten başka mezhep yoktur.

İmamiyye ve Zeydiyye mezhepleri ileri sürülebilirse de onlar bid'at ehlinden olduğu için sözlerine istinat edilemez.

2. Rasûl-i Ekrem (s.a.): "Cemaate (şuurlu çoğunluğa) uyunuz" buyurmuşlardır.

Mezkür dört mezhepden başka hak mezhepler tarihe karıştığından, ancak bu dördüne uymak cemaate uymak olur, bunların dışında kalmak ise cemaati terk etmek demektir.

3. Asr-ı saadetten bu yana asırlar geçtiği, imanların ateşi söndüğü ve emanetlere riayet edilmediği devrimizde; nefislerine uyan müftüler ve günahkâr kadılar gibi kötü âlimlerin sözlerine dayanmak câiz değildir.

Bunlar söylediklerini; seleften, dindarlık ve güvenilir olmakla meşhur zevatın görüşlerine, açıkça veya delâlet yoluyla dayandırmadıkça kendilerine itimat edilemez.

Ancak selefin sözleri muhafaza edilip onlara istinat edilir, yoksa ictihadın şartlarını kendisinde topladığı bizce meçhul olan kişilerin sözlerine değil.

Selefin mezheplerine bağlı bulunan mütehassıs âlimlerin izah ve görüşlerini; selef âlimlerinin kitap ve sünnetten elde ettikleri sözlerine uygun bulursak alırız, değilse asla.

Hz. Ömer (r. a) ın şu sözü işte bu anlayışı ifade eder:

"Münafıkın kitapla uğraşması (mücadelesi) bu dini yıkar."

İbn Mesud da şöyle der:

"Kim birisine uyacaksa geçenlere (selefe) uysun."

KAYNAK:

IKDU'L-CÎD RİSÂLESİ ŞAH VELİYYULLAH DİHLEVİ

SELEFE nedir ? Kimdir ?


Büyüklerimiz doğru yolu tarif ederlerken evvela, ilk olarak ehli sünnet inancı demişler. Ondan sonra başlar sözün çoğu.

İman, İslam, İhsan diyoruz. İman ilk sıradadır. Düzgün bir iman için de ehli sünnet inancı şarttır. Olmazsa olmazdır. İtikadda Maturdi ya da Eşari olacağız. Amelde de günümüze doğru olarak dört mezhep geldiği için onlardan birinde olacağız. Bunlar Ehli sünnet dairesi içindeki mezheplerdir.

Sünni Şia ne oluyor ?

Bunlar mı

Yoksa benim için de hak olan Dört mezhep mi ?


Bu ayeti kerimelerde mezhep imamlarının bayrağı altında geleceksiniz manasını nasıl çıkarıyorsun arkadaşım izah edermisin?
İşte hatalarınızın başında bi ayeti alıp istediğiniz gibi anlatmak oluyor.
Bu çok yanlış böyle yapmamlısın.

Bak öğrenmek için gelenlerin yönlendirebileceği akıllı bir soru.


Rasûlullah sallallâhu Teâlâ aleyhi ve selem şöyle buyurmuştur: “Muhakkak İsrail oğulları yetmişbir fırkaya ayrıldılar.Yetmişi helak oldu, bir fırka kurtuldu. Benim ümmetim de şübhesiz yetmiş iki fırkaya ayrılacak. Yetmiş biri helak olur, bir tek fırkası kurtulur.” Ashab dediler ki: Bu fırka hangisidir? Nebî sallallâhu Teâlâ aleyhi ve selem: “El-Cemâatu, el-Cemâatu” dedi.[H.84]

Tefrika= Parçalanma

“Tefrika = parçalanma”dan maksad, dînin aslında ihtilaftır. Bütün parçalanmalar, i’tîkadî olan meselelerden meydana gelir. Ehli Sünnet arasında bu gibi hilaf ve muhalefet aslâ bulunmamıştır. Bazı ehli ilim dediler ki: Hiçbir millette din âlimlerine ve fukahaya buğzedilmemiştir. Amma bu ümmet içinden en fazla parçalanmaya sebebiyet verecek şey, din ulemâsına ve fukahaya düşman gibi bakarak din âlimlerinin ve reislerinin birbirinden ayrılmaları ve iki zümrenin birbirinden buğzetmeleridir.[188]

“…Yetmişiki fırkaya ayrılacaktır.” cümlesindeki tefrika yani parçalanmadan murad, dînin aslî ve i’tikâdî meselelerindeki parçalanmadır; fıkhî ihtilaf murad değildir. Fürû’da ihtilafın murad olmadığı hakkında başka hadislerle istidlal edilmektedir. Evet, lakin Şîa, Mu’tezile, Havâricî ve sâir fırkalar Tevhîd ve Allah Teâlâ’nın sıfatları hakkında ,kabir azabı hakkında, haşir neşir hakkında, Ashab hakkında, kabir azabı hakkında ihtilaf ettiler. Binnetice ihtilaftan dolayı birbirini tekfir ettiler.[189]

Ümmet, millet birdir

“Ümmet” ve “millet”in manalarını bilmek gerekir. “Ümmet”in manasını bilmeyen, ümmeti kafir, kafiri millet zanneder. Bu zannından dolayı başkasını kurtarmaya çalışırken kendisi helak olur.

“Ümmet ve “millet”, asıl lüğatte, hak olsun, bâtıl olsun, topluluk demek ise de, şer’î şerîfin ıstılâhında “ Ümmet, milletle eş anlamda olmak üzere, hayrları üzerinde toplayan” demektir. Şu kadar ki bir ferde, bir topluma ümmet denilir; ferde millet denilmez. Bu takdirde millet ve ümmet, büyük cemaat hakkında kullanılır.[190]

Tefrika hakkındaki bütün hadislerde Nebî sallallâhu Teâlâ aleyhi ve selem “ümmet” kelimesin nefsine izafe etmiştir: << “Ümmetî” = Ümmetim. >> Bundan anlaşılıyor ki, ümmet kelimesinden murad, ümmet-ud-da’ve yani Müslüman olmayanlar değil, ümmet-ul-İcâbe’dir, yani İslamı, Muhammed sallallâhu Teâlâ aleyhi ve sellem’in davetini kabul edenlerdir.Yani ehli kıbleden olan tüm cemaatler kasdolunmaktadır.

Vasıf itibarıyla, “din, millet ve ümmet” kelimeleri ayrı ayrı ise de hakîkatte maddesi bir, manası bütündür.[191]

“Millet” kelimesinin, hak veya bâtılda ittifak edenlerin hakkında isti’mal olunması, lüğat manaları itibarıyladır. “Din” kelimesi manasında da “ümmet” ve “millet” biribiri yerinde kullanılır.Nitekim din, ahlak manasında da olur “Kişi sevdiği kimsenin dîni üzerindedir.”[H.32] mealindeki hadis bu kabildendir. Binaenaleyh ehli kıbleden olanların tekfîri zorlaşmış olur. Çünkü “ümmet” kelimesini kendi zât-ı şerîfine izâfe etmiştir; mudaf, mudâfun ileyhisinden kesb-i tarif eder, kesb-i kemâl eder yani şeref alır. Şeref alan fâsık da olsa, bid’ati küfre sirayet etmeyen bid’atçi de olsa, yine de tekfir edilmez demektir.

“Yetmiş” deyimi

Gerek ehli hadis ve gerekse başka ulemâ, beşinci asra kadar İslâm’dan ayrılmış fırkaların aslına bakarken, asılları yetmişe ulaşmaz. “Yetmiş” deyimdir. Dalları ise üç yüz küsura ulaşır. Dolayısıyla yetmiş kelimesinin manasında birçok te’vile başvurdular.Kalbi zaif olanlar ise münakaşa etti. Dediler ki; “Akla muhalif olduğu için, bu babdaki hadisler zaiftir.” Halbuki hadîs-i şerifte muayyen bir aded asla söz konusu değildir.Yetmiş kelimesinden maksad çokluğu beyan etmektir. Yetmiş, yetmiş üç deyimleri, çokluğu beyan etmek için diller araında kullanılan bir deyimdir.Bununla söz takviye edilir. Aynı deyim dilimizde de kullanılır. Mesela: Vallah, yetmiş kişi şahid olsa inanmam.. Yetmiş kere öldürülsem yaparım.. Ben demiyorum, yetmiş iki millet söylüyor.. Yetmiş kere söyledim anlamıyor…. Denilir. Ayet ve hadislerde de bu âdet üzere bu deyim kullanılmıştır. Nitekim: “Onlara istiğfar etsen de etmesen de eşittir. Onlara yetmiş kere istiğfar etsen dahi yine elbette Allah onlara mağfiret etmez…” [192] “Bundan sonra da onu yetmiş arşın uzunluğunda bir zincir içinde oraya sokun.” [193] diye buyrulmuştur.

Bu ayetlerde “yetmiş” kelimesinde aded söz konusu değildir. Kulun konuşma âdetleri üzere varid olmuştur. Nitekim sahih bir hadiste: “ Gerçekte ben her bir günde yetmiş kere Allah Teâlâ’dan mağfiret dilerim.”[H.85] diğer bir hadîs-i şerîfte: “ Her kim gündüz bir saat Mekke’nin sıcaklığına sabrederse, yetmiş sonbahar kadar cehennem ondan uzaklaşır.”[H.86] buyrulmuştur.

Aslında “yetmiş” veya yedi sayısı çift ve tek adedleri kuşatır.Mesela yedide, “bir,üç,beş,yedi” olarak tek ve “ iki,dört,altı” olarak çift aded vardır.Tek veya çift olarak sözün takviyesi için kullanılır.[194]

____________________

[H.84] “Muhakkak İsrail oğulları yetmiş bir fırkaya ayrıldılar..” hadîsini İmam Ahmed Enes radıyallâhu Teâlâ anhu’^nun müsnedinde el-Müsned c.3 s.145 h.n.12463’te,İbnu Mâce kitâb-ul-fiten bâb-u iftirâk-il-ümemi h.n.3993’te, Taberî, Tefsîri = Câmiu-l-Beyan fî Tefsîr-il-Kur’ân cüz 4 s.20’de tahric ettiler. Bakınız Tek Çare s. 623, Gencim Nereye s.223

[188] Bakınız el-Câmiu li Ahkâm-il-Kur’ân c.4 s.159

[189]Feyz-ul-Kadîr c.2 s.20, Levâmiu-l-Ukûl c.1 s.495, Bezl-ul-Mechûd c.18 s.117, el-Farku beyn-el-Firak s.11, Avn-ul-Ma’bud ve zeylinde Şerh-u İbn-il-Kayyim-il-Cevzî c.12 s.340,Rûh-ul-Meânî c.4 s.19.. Burada güzel izahlar var; bakınız.

[190]Bakınız el-Müfredât fî Ğarîb-il-Kur’ân s.23, Keşşâf-u Istılâhât-il-Fünûn c.1 s.91, c.2 s. 1346’da “ümmet” ve “millet” kelimelerine bakınız.

[191]Mirkât-ul-Mefâtîh c.1 s.418. Bakınız Tek Çare adlı esere s.18,19

[H.32]Tahrîci geçti.

[192]Et-Tevbe Sûresi ayet 80

[193]El-Hâkka Sûresi 32

[H.85]Ebû Hureyre ve Enes radıyallâhu Teâlâ anhumâ’nın “Gerçekte ben her bir günde yetmiş kere Allah Teâlâ’dan mağfiret dilerim.” Hadîsini Tirmizî: “Bu hadis hasendir, sahihtir.” diyerek kitâb-u tefsîr-il-Kur’ân bâb-u min sûreti Muhammedin sallallâhu Teâlâ aleyhi ve selem h.n.3259’da, İbnu Mâce kitâb-ul-edeb bâb-ul-istiğfâri h.n. 3816’da, Neseî es-Sünen-ul-Kübrâ kitâb-u amel-il-yevmi vel’leyleti c.6 s.114 h.n.10266’da, Ebû Ya’lâ Müsned-i Ebî Ya’lâ c.5 s.310 h.n. 2934’te, İbnu Hibban el-İhsân fî Takrîb-i Sahîh-i İbni Hibban kitâb-ur-rakâik bâb-ul-ed’ıyyeti c.3 s.204 h.n. 924’te,Taberânî el-Mu’cem-ulEvsat c.3 s.201,418 h.n. 2418, 2898, c.5 s.124 h.n. 4234’te tahric ettiler.Bakınız Olgunluk Günahtan Sakınmaktır s.222, Edeble Varış Lütufla Dönüş s.89, Tahkîm-i Sâdat Şerh-i Mişkât c.4 s.1512

[H.86] “ Her kim gündüz bir saat Mekke’nin sıcaklığına sabrederse,…” hadîsini,İmam Nesefî’nin Tefsîri’’nde nakletmesinin, hadis zaif de olsa aslının olmasını gösterdiğini Şeyh Aliyy-ul-Kârî söylemektedir.El-Esrâr-ul-Merfua s.334 h.n.497

el-Ezrakî’nin senedsiz olarak, “Tarîh-ul-Mekke” adlı kitabında, Zemahşerî’nin “Keşşaf” adlı eserinde Âl-i İmrân Sûresi’nin tefsîrinde hadîsi zikrettiği,Ukaylî’nin “ed-Duafâu-l-Kebîr”de İbu Abbas’tan merfû’ olarak tahric edip: “Aslı yoktur.” dediğini, Deylemî’nin de Enes’ten îrâd ettiğini Aclûnî kaydetmekte ve Aliyy-ul-Kârî’nin sözünü nakletmektedir.Keşf-ul-Hafâ’ c.2 s.256 h.n.2512, Mercânî ale-l-Celal vel’Cemal cüz 1 s.25, Mecmau-t-Tefâsir zımnında Tefsîr-i Nesefî c.1 s.546, Kenz-ul-Ummâl c.12 s.210 h.n.34704, ed-Duafâu-l-Kebîr c.1 s.226, el-Cerh vet’Ta’dîl c.3 s.14

[H.194]Bakınız Mercânî alel-Celâl vel’Cemâl s.25.. Yukarıdaki ayetlerin tefsirlerine de bakın.

Üstaz İsmail Çetin rahmetullahi aleyh - İttiba' Ehli Sünnetedir.

Bu bilgiler bende olsa Üfffff

72 Fırkadan Bir fırka

Bu Fırka Dört Mezhebi kabul edenler mi oluyor ?

Yoksa Adapazarlı Hocanın dediği o cemeat mi oluyor.


: )

ayetleri alıp istediği gibi anlatmak ha ..

deyene bak..

sayın talip in : Ama kabak tadı verdi yanı bu iş. Taş kalsın yani artık yerinde. Burası mezheplerin, tasavvufun tartışıldığı yer oldu gitti.

sözlerlerine

imza..dostluk

Gerçekten Kabak tadı verdi Talib in söylediğine bende imza atmıştım.


Bunu sana bana mı dedi acaba? Yoksa yanıbaşındaki seçkin öğrencilerine mi? Ki bazıları müctehid idiler.

Sen hadisin sahih olduğunu nereden bileceksin bir kere? Yine ümmetin kabul ettiği zatlara gideceksin. O zatların söylediklerini de buralara taşıyoruz. Arapça bile yok iken, olsa bile, bu zamanda kimse ahkam kesemez artık kendi aklıyla şu sahih şu mevzu diye. Geçen geçti. Önceki Ulemanın eslerlerine bakılmadan bir şey deme imkanı yoktur.


MEZHEPLİLER

MEZHEPSİZLER

KİM DOĞRU

KİM YANLIŞ

SİYONİZMİN YENİ BİR SİLAHI.

TALİP GÜZEL DEMİŞ

Ama kabak tadı verdi yanı bu iş. Taş kalsın yani artık yerinde. Burası mezheplerin, tasavvufun tartışıldığı yer oldu gitti.

İmzamı atarım.

HİRAHOS ilmini burda konuşturma bilmeden MEZHEP MEZHEPSİLER tartışmalarına vesile oluyorsun.

İLMİNİ içinde bulunduğun mezhebini herkesin anlayacağı şekilde anlat ki bilmeyenler bilsin.

Enem den getirdim bu alıntıyı.


“Peygamber’in sünneti olan bir şeyi sevmeyen Peygamber’e karşı gelmiş olur, Peygamber’e karşı gelen Allah’a karşı gelmiş olur.” :sav:

Amenna ve saddakna... Ne kadar doğru bir sözdür. ;)

Mübarek İmamımız Ayet-i Kerimeyi işaret etmişler:

“Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra Peygamber'e karşı çıkar, müminlerin yolundan başkasına uyup giderse, onu döndüğü yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir gidiş yeridir.” (Nisa 115)

Cehenneme girmek yanında kellenin kılıçlanması ne kiiii.... üüüüüüü... :blink:


İmamı azamın hayatın çok iyi biliyorum.
Hanefi mezhebinin kuruluş ve uygulanmaya başlanış zamanı nedir
tarih olarak,imamı azamdan ne kadar zaman sonra hanefi mezhebi diye bir mezheb çıktı?sağlıkçı yazda öğrenelim.


Niye Mezheblere müracaat etme ihtiyacı duydunki.Ne Abdestini Şafiye göre al ne de namazını hanefiye göre kıl.Kuran-ı Kerimden bul hükümlerini Bulduğun hükümler göre abdesttinide al namazınıda kıl.
Mezheplerin oluşumuna kadarki zaman zarfındaki yaşayan müslümanların durumuna dair hükmüde yazsınlar.(en az 500 yıl belkide daha fazla).Dediğin gibi bu beşyüz seneden fazla hanefi şafii maliki hanbali olmayanlar nasıl yapmışlarsa sende öyle yap.
.


Şehit edilen Mahmut efendinin damadı Peygamberimiz sav : Allah sözünü bu anlamda kullanmıştır bana göre

Peygamber’in sünneti olan bir şeyi sevmeyen Peygamber’e karşı gelmiş olur, Peygamber’e karşı gelen Allah’a karşı gelmiş olur

Fakat orda Mübarek bu konuda suçlanırken seni göremedim.


He he... Vatandaş yeri geldiğinde Ayet, Hadis kabul etmiyor. Siz ise ulemadan, arifandan bahsediyorsunuz. Ulema, Arifan kim ki bu vatandaşlarımızın nazarında... O tefsirler süs olsun diye yazılmış.

Usta, çek bir Ferit, "ahkam kesmeli" ossun... :glgl

(Bu smiley ne işe yarıyor pek anlamadım ya neyse...)


?????????????????


:yn:

Konu incelenmiş, düzenlenmiş ve yeniden açılmıştır...

Uyarı:
İhvan Forum'da mezhepsizler dahi görüşlerini yazabilir ancak hiçbir surette mezhebe saldıramazlar, bazı seviyesiz benzetmelerle mezheplere çamur atamazlar...

Biz nasıl onların mezhepsizliklerine müsaade ediyor ve sevgi beslemesekte saygı ile fikir beyan etmelerine izin veriyorsak onlar da aynı şekilde mezhep tabilerini rencide edici söz ve benzetmelerden uzak durmalılar...

Ayrıca; yazılan bütün delilleri görmezden gelerek "hani deliliniz nerede" tarzında iflah olmaz bir cahillikle yazan bütün fikir sahiplerine "provakatör" muamelesi yapılacaktır...

--------------------

Ve şahsi görüş;

Her mezhebi taklit ediyorum dediğimde mezhepsiz yaftası yemiş bir insanım. Ancak bir çok din aliminden bu doğrultuda ilmi cevaz aldığım için, hiçbir yaftaya kulak asmadım. Zaruret durumunda hanefi mezhebinin dışındaki mezhepleri gönül rahatlığı ile taklit ediyorum...

Ayrıca bana göre MEZHEPLER MÜSLÜMANIN YOLUNU AYDINLATAN GÜNEŞ GİBİDİRLER... MEZHEPSİZLİK İSE SIRTINI GÜNEŞE DÖNÜP EL FENERİ İLE YOL BULMAYA ÇALIŞMAKTAN BAŞKA BİRŞEY DEĞİLDİR VE HATTA MÜTEKEBBİRLİKTİR!
MEZHEPLER MÜSLÜMANIN YOLUNU AYDINLATAN GÜNEŞ GİBİDİRLER... MEZHEPSİZLİK İSE SIRTINI GÜNEŞE DÖNÜP EL FENERİ İLE YOL BULMAYA ÇALIŞMAKTAN BAŞKA BİRŞEY DEĞİLDİR VE HATTA MÜTEKEBBİRLİKTİR:clap2: :shake2: :clap2:


abiciğim mezheblere karşı alerjileri olan ancak mezheb imamlarını,onlara ittiba edenleri -kendilerince-küçük düşürmeye çalışırlar

soruyorum onlara sizin ölçülerinize göre abdest'in farzları nelerdir, hangi durumlarda bozulur?

Size göre ?


Çok şeritli bir otoban.

İsteyen sevdiği şeritten gider.

Gerek duyduğunda şerit değiştirebilir. Şerit değiştirse de yoldan çıkmadığı için birşey farketmez. Zaruri olmayan durumlarda zikzak çizer gibi sürekli şerit değiştirmek hem laubalilik hemde tehlikelidir. Polis durdurup alkol muayenesi yapabilir. :)

Ayrıca yan şeritlerden gidenleri umursamazsa bir kazaya sebebiyet verebilir.

Artık gidemeyecek kadar sıkışanlar emniyet şeridine çekip yardım beklerler..

"Vaaa mı bunun başga izaah taaazı" :)

Harika uslup :clap2:


Buda benim yorumum



http://www.ihvanforum.org/serbest-kursu/64402-ylmym-az-az-olan-ylmym-le-mezheplery-acyklyyorum-bana-gore-nokta/#post639551

ENEM kurusun.


Sayın agbi sen kabak sevmeyenin öldürülmesi gerektiği fetvasına ne diyorsun?
Bunu kabul ediyormusun?
Etmiyorsan hanefi mezhebinden çıkmış,daha doğrusu dinden çıkmış olmuyor musun?
Kabak sevmeyen belki Türkiyede 45 milyon vardır.Bu kadar kişiyi ilgilendiren bir fetvyı nasıl görmezlikten geliyorsun?
Yoksa mezhepleri ciddiye almıyor ama yine de mezhep türküsü mü söylüyorsun?


Bakınız Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi, Ehli Sünnet İtikadı, Sayfa 80



Şu an işteyim.Akşam sekizden sonra burda ol.Eğer senin ifadelerin gibiyse ben 30 yıllık yolumu terk edeceğim.Eğer senin dediğin gibi değilse,sende tevbe edib hak bir mezhebe tabi olacanmı.?
Hadi be vaktim doluyor vaedleşelimde ben işime başlayayım.


Kişinin damak zevkine göre kabağı sevmiyorum demesi
kadar doğal birşey olamaz.. Haşa, Peygamber seviyor
diye sevmiyorum demek ayrı birşey... Bu konunun bukadar
uzması daha farklı birşey... Adamlar gösterdiğiniz delilleri
kabul etmiyor, daha ne diye uğraşıyorsunuz??

??????????????


Dostluk yeğenim ne dersin ? Şimdi ?

Sofuoglu
05-11-2009, 18:30
bize görede açık kalmalı..kabak hadisesinin açığa çıktığı ender forumlardan,konulardan biridir bu..

bundan sonra açık kalsada kapalı kalsada arşivlenmemeli aksine üyelerin göreceğ yerde kalamalı..

sonra bu konudan daha sakıncalı konular var ona kalırsa..


öğrenmek için gelenler konusuna hiç değinmeyeyim : )

kardes ,konu kapatilsin diyen biri butun mesajlari alinti yapip herkese laf yetistirme yarisina girermi ?
fikrini burdan belirtmek yerine ayni minvalde ayri konu acarmi ?
onun derdi burasi kapatilsinda kendi actigi bu linkteki

http://www.ihvanforum.org/serbest-kursu/64402-ylmym-az-az-olan-ylmym-le-mezheplery-acyklyyorum-bana-gore-nokta/

konusundan devam edilsin,yani rant ve ene kaygisi;)
merak etme baska kaygisi yoktur onun:)

fakiri
05-11-2009, 18:34
ayvaz kardeş yazıların görünüyor bir problem yok yani.Senin pc ne alemde ona bak

Dün akşam 3 ve sabahleyin 1 mesaj asmıştım , bu akşam bir başka pc'den girdiğimde yerlerinde yeller estiğini gördüm ! Hem sonra sen bunu nerden bileceksin ?

saglıkcı
05-11-2009, 18:45
Abi'den alıntı
Şehit edilen Mahmut efendinin damadı Peygamberimiz sav : Allah sözünü bu anlamda kullanmıştır bana göre

Peygamber’in sünneti olan bir şeyi sevmeyen Peygamber’e karşı gelmiş olur, Peygamber’e karşı gelen Allah’a karşı gelmiş olur

Fakat orda Mübarek bu konuda suçlanırken seni göremedim.
Kardeşim zerzenişiniz bana olmuş,anladığım kadarıyla cevabım:Birincisi okumadığım bir konu hakkında ne yazabilirimki.İkincisi kendisini yakınen tanıyan ve sevenlerinden formda da vardır elbet.Yanlış yazanın cevabını muhakkak vermişlerdir.Cevabım sizi tatmin etmiş olmalı sanırım.

AşK_€r
05-11-2009, 19:24
manifestoya katılıyorum.allah mezhebimizi sormayacak.

ondan önce sorulacak bir soru var.KUL HAKKI.

mesela;gemicikleri,gariban simitçiden bile vergi alınırken,mücevherat ve pırlantadan 0 vergiyi,likit yımırtayı soracak.

fakiri
05-11-2009, 19:31
manifestoya katılıyorum.allah mezhebimizi sormayacak.

ondan önce sorulacak bir soru var.KUL HAKKI.

mesela;gemicikleri,gariban simitçiden bile vergi alınırken,mücevherat ve pırlantadan 0 vergiyi,likit yımırtayı soracak.

İslâm dinini oyuncak ve kendi siyasi mülâhazalarınıza malzeme ediyorsunuz ! Rabbimizin namına hangi cüretle konuşuyorsunuz ? Size büyükleriniz hiç --Dile nasıl sahip çıkılır ?-- diye birşey öğretmedi mi ?

saglıkcı
05-11-2009, 19:35
manifestoya katılıyorum.allah mezhebimizi sormayacak.

ondan önce sorulacak bir soru var.KUL HAKKI.

mesela;gemicikleri,gariban simitçiden bile vergi alınırken,mücevherat ve pırlantadan 0 vergiyi,likit yımırtayı soracak.
Keman calana'da sorulaçak.

diyarbekri
05-11-2009, 19:35
diyarbekri Nickli Üyeden Alıntı http://www.ihvanforum.org/images/VA_Arwa/buttons/viewpost.gif (http://www.ihvanforum.org/serbest-kursu/64332-allah-bize-mezhebimizi-sormayacak-post639369/#post639369) abiciğim mezheblere karşı alerjileri olan ancak mezheb imamlarını,onlara ittiba edenleri -kendilerince-küçük düşürmeye çalışırlar

soruyorum onlara sizin ölçülerinize göre abdest'in farzları nelerdir, hangi durumlarda bozulur?
Size göre ?

Esasen bunun size göre,bize göresi yoktur,lakin arkadaşların mezheblere-müctehidlere- karşı istihfafi yazıları,kendilerini onlarla kıyas ettiklerini gösteriyor.Eğer öyle ise,herkes müctehid olabilir- kendileri mutlak müctehid tabii ki ! -,hüküm istinbat edebilir,mezhebsiz olabilir ya da başka bir deyişle herkesin kendine has bir mezhebi olabilir..

sorumuzu şöyle soralım,En-Nisâ’ sûresinin “Kadınlara dokundunuzsa” 43’üncü ayetindeki لاَمَسَ = dokunmak kelimesi ne manadadır? Müctehidler bu kelimeye binaen bir hüküm çıkarmışlardır,onlar ne diyorlar ?

e kendileri cevab verme lüksünde bulunmadıkları için,verebilecekleri cevablara kendimiz bakalım ;)


Mesela En-Nisâ’ sûresinin “Kadınlara dokundunuzsa” 43’üncü ayetindeki لاَمَسَ = dokunmak kelimesi, جَامَعَ= temas etmek manasında mı; ki bu Hazreti Ali, İbnu Abbas, Hasan Basrî ve İmâm-ı A’zam radıyallâhu anhum’un görüşüdür.Yoksa مَسَّ= değmek manasında mı; ki bu İbnu Mes’ûd, Nehaî, Şâbî ve İmam Şâfiî radıyallâhu anhum’un görüşüdür. Hüccete tâbi’ olan, nasıl tâbi’ olacak?.. Arab lugatında لاَمَسَ her iki manada da kullanılıyor. Eğer “temas” manasındadır derse, birinci görüşe; “değmek” manasındadır derse, ikinci görüşe taklid etmiş olur. Birinci sûrette hüccete yani لاَمَسَ ‘ye değil, Hanefî’ye; İkinci sûrette Şâfiî’ye taklid etmiş olur. Bu takdirde, birinci sûrete taklid ettiyse, temasta gusleder; ikinci sûrette, değmekte küçük abdest alır.

Hadi Arabiyâta vâkıf olan bir zâtın, mezheblerin görüşlerine taklid etmeksizin, hüccet olan لاَمَسَ kelimesine tâbi’ olduğunu kabul edelim. Fakat Arabîden mahrum olan zavallı genç, mealden لاَمَسَ kelimesine nasıl tâbi’ olacak?.. Mealcinin “temas etmek veya değmek” tercümesine uyarsa, hüccete değil, mealciye tâbi’ olmuş olur. Allah intibahlar versin.

Mezhebe taklid etmekten kaçan, kendisi gibi olan mealciye taklid ettiğinden farkında değil.. Onun için hüccete tâbi’ olmak dahi, taklidsiz olamaz.

Şimdi dört imama taklid etmede, “Dokunan kimsenin gusül etmeksizin namaz kılması haramdır?”; yahud “Eli kadına değen bir erkeğin abdest almaksızın namaz kılması haramdır” hükmü, yukarıdaki لاَمَسَ kelimesinde yoktur. Öyleyse bu hüküm, şahsın görüşü mü, Allah’ın indirdiği mi?.. Muhakkak, ikisinden birisi Allah’ın indirdiğidir. Adamın hüccete tâbi’ olup olmadığını nerden öğrenecek. İşte kimden öğrenirse ona taklid etmiş olur. Çünkü kendisine vahiy gelmez.

http://www.ihvanforum.org/yslam-i-hayat/64399-dort-mezhebden-bathkasyyla-amel-edilmez/

hirahos
05-11-2009, 19:38
"soruyorum onlara sizin ölçülerinize göre abdest'in farzları nelerdir, hangi durumlarda bozulur?"

Bu sorunuza cevap verecek olmadı mı?

Bari aşk_er ve manifesto cevap verseydi. :P

diyarbekri
05-11-2009, 19:41
Bu bilgiler bende olsa Üfffff

72 Fırkadan Bir fırka

Bu Fırka Dört Mezhebi kabul edenler mi oluyor ?

Yoksa Adapazarlı Hocanın dediği o cemeat mi oluyor.

Bu fırka Ehli Sünnet velCemaat oluyor !

Enes
05-11-2009, 19:48
"Mezheplere gerek yok" manasına çıkacak bu başlık çok iddialı olmuş manifesto abim...

Belki sizin öyle bir niyetiniz dahi yoktu ancak bir yerde bir açık bulsak da Ehli Sünnet alimlerini iyice yerin dibine geçirsek diye fırsat kollayan zavallılara yataklık etmiş konu...
-------


Ehli Sünnet alimlerinin ilim öğrendikleri mekanlarda gezen sinek kadar ilmi ve değeri olmayanlar kendi basit mantıkları ile bir yol bulmaya çalışıyorlar...

Tekrarlamak gerekirse;
MEZHEPLER MÜSLÜMANIN YOLUNU AYDINLATAN GÜNEŞ GİBİDİRLER... MEZHEPSİZLİK İSE SIRTINI GÜNEŞE DÖNÜP EL FENERİ İLE YOL BULMAYA ÇALIŞMAKTAN BAŞKA BİRŞEY DEĞİLDİR VE HATTA MÜTEKEBBİRLİKTİR!

El feneri insanı küçük çukurlardan dahi koruyamaz...

Mezhepleri ve mezhep imamlarını hafife almak;
"o imamlara gerek yok ben de hadis okuyabilir ben de sünneti öğrenebilir ve onların söylediklerini direkt peygamberden öğrenebilirim" tarzında dehşetane bir mütekebbirlik örneği teşkil etmekten başka birşey değildir...

Sevginiz olmasa da saygınız olsun.

fakiri
05-11-2009, 19:58
----...Ehli Sünnet alimlerini iyice yerin dibine geçirsek diye fırsat kollayan zavallılara yataklık etmiş konu...
-------


Sayın admin, Eğer burada işaret ettiğiniz zavallıların içinde biz de varsak, size de şunu hatırlatalım ki, manifesto'nun mesajlarında kırdığı bardaklarınm bu ne ilkidir ve ne de sonu olacaktır ! Dolayısıyla bahsettiğiniz zavallılara her zaman bir yataklık söz konusudur. Umarız zavallıalra bu fırsatalrı verneler akıllarını başalrına alır da hem forum ve hem de saf ve tecübesiz üyeler ifsad edilemekten kurtulmuş olur. :)

Sofuoglu
05-11-2009, 20:35
Sayın admin, Eğer burada işaret ettiğiniz zavallıların içinde biz de varsak, size de şunu hatırlatalım ki, manifesto'nun mesajlarında kırdığı bardaklarınm bu ne ilkidir ve ne de sonu olacaktır ! Dolayısıyla bahsettiğiniz zavallılara her zaman bir yataklık söz konusudur. Umarız zavallıalra bu fırsatalrı verneler akıllarını başalrına alır da hem forum ve hem de saf ve tecübesiz üyeler ifsad edilemekten kurtulmuş olur. :)

"Ehli Sünnet alimlerini iyice yerin dibine geçirsek diye fırsat kollayan zavallılara" diyor

sana demiyor ,sen musterih ol;)

fakiri
05-11-2009, 20:42
&quot;Ehli Sünnet alimlerini iyice yerin dibine geçirsek diye fırsat kollayan zavallılara&quot; diyor

sana demiyor ,sen musterih ol;)

Farkındayız kardeş,Ama, ne gariptir ki, bu başlıkta açılan konuda kedisini en çok tebrik edenlerin Ehli Sünnet alimlerini iyice yerin dibine geçirsek diye fırsat kollayanlar olduğunu görememek ve bilememek te ne kadar acı değil mi ? :(

manifesto
05-11-2009, 21:23
manifestoya katılıyorum.allah mezhebimizi sormayacak.

ondan önce sorulacak bir soru var.KUL HAKKI.

mesela;gemicikleri,gariban simitçiden bile vergi alınırken,mücevherat ve pırlantadan 0 vergiyi,likit yımırtayı soracak.

Aşk Er bu konuyu da siyasileştirdin ya helal olsun.



"Mezheplere gerek yok" manasına çıkacak bu başlık çok iddialı olmuş manifesto abim...

aLi'ce hocam elbet öyle bir niyetimiz yok.Allah onları bizim başımızdan eksik etmesinler ki dini kendi çağdaşlarının anlamasına ve bizlerin anlamasına yardımcı olmuşlar.
Peygamber dini yaşadı bizler de onun yaşadığı gibi yaşıyoruz elimizden geldiğince

O nasıl namaz kılmış ise o nasıl oruç tutmuş ise o nasıl hac etmiş ise yani.
Bunu bize mezhep imamları anlatmadı onlardan çok daha önce peygamberin kendisi anlattı.
Ama EHLİ SÜNNET diyerek islamı sadece bu 4 mezhep ile izah etmek islam budur demek de iddialı değil mi?
Onmilyonlarca bizim ehli sünnet demediğimiz şia müslümanı.Caferiler ve diğerleri
Onlar müslüman değil mi?

Mezhepsizliğin elbette müslümana faydası yok ama mezhep taasubu da müslümana ne kazandırır?
Herkesin birbirini TEKFİR ettiği bir din yaşanır olur mu?

manifesto
05-11-2009, 21:29
Ayrıca konu rencide edici noktaya geldi diye düşünülüyorsa kilitlenip arşive alınabilir
Bunda zerre sakınca görmem
Ben meramımı anlattım düşüncesindeyim.
Mezhep taasubunu eleştirenleri mezhepsizlikle suçlamamak gerektiği gibi mezheplerin önemine işaret edenleri de mezhepçi görmemek gerek.

Ehli Sünnet olanlar ve olmayanlar.

Bu ehli sünnet tasnifi dahi tek yanlı bir tasnif.

Neye göre ehli sünnet neye göre değil.?

Kur'ana göre olmadığı aşikar değil mi?
Çünkü hiçbir müslüman kur'ana muhalefet edemez
O halde bu tasnif hem tarihsel hem bölgesel hemde mezhepsel bir tasnif

hirahos
05-11-2009, 21:35
Ama EHLİ SÜNNET diyerek islamı sadece bu 4 mezhep ile izah etmek islam budur demek de iddialı değil mi?

On milyonlarca bizim ehli sünnet demediğimiz şia müslümanı.Caferiler ve diğerleri
Onlar müslüman değil mi?

Mezhepsizliğin elbette müslümana faydası yok ama mezhep taasubu da müslümana ne kazandırır?

Herkesin birbirini TEKFİR ettiği bir din yaşanır olur mu?

Muhterem, ısrar ettikçe yaptığınız "kazaların" sayısını ve "hasar oranını" artırıyorsunuz. :)

"Israrda darbe vardır" derler.

Ehli sünnet Mezhebleri savunanlar, diğer mezhepleri TEKFİR ETMİYORLAR... Onları da müslüman görüyorlar. Fakat Ehli Bid'at olarak niteliyorlar. "Ehli Bid'at Müslümanlar"...

Neticede Cennete gireceklerdir. Küfre kaymadıkları ve imanlı gittikleri takdirde... Fakat itap edilip cezaya layık olacaklardır. Bid'atleri temizleninceye kadar azaba müstahaktırlar. Allah Teala affeder ve şefaate uğrarlar mı, affa uğrayanları olur mu? Allah Teala bilir elbette.

Anlaştık mı muhterem. :ppty

fakiri
05-11-2009, 21:37
Aşk Er bu konuyu da siyasileştirdin ya helal olsun.



aLi'ce hocam elbet öyle bir niyetimiz yok.Allah onları bizim başımızdan eksik etmesinler ki dini kendi çağdaşlarının anlamasına ve bizlerin anlamasına yardımcı olmuşlar.
Peygamber dini yaşadı bizler de onun yaşadığı gibi yaşıyoruz elimizden geldiğince

O nasıl namaz kılmış ise o nasıl oruç tutmuş ise o nasıl hac etmiş ise yani.
Bunu bize mezhep imamları anlatmadı onlardan çok daha önce peygamberin kendisi anlattı.
Ama EHLİ SÜNNET diyerek islamı sadece bu 4 mezhep ile izah etmek islam budur demek de iddialı değil mi?
Onmilyonlarca bizim ehli sünnet demediğimiz şia müslümanı.Caferiler ve diğerleri
Onlar müslüman değil mi?

Mezhepsizliğin elbette müslümana faydası yok ama mezhep taasubu da müslümana ne kazandırır?
Herkesin birbirini TEKFİR ettiği bir din yaşanır olur mu?

Vay be ' ne kadar büyük ve ince düşünceli düşünceli biri ile karşı karşıyayız değil mi ? Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz ümmetinin 73 fırkaya ayrılacağını ve biri hariç diğerlerinin cehenenmede olduğunu bildirirken bu din yaşanılıyor da, şia gibi ehl-i bida'nın birinci sırasını igal eden bir mezhebin cehenemlik olduğunu söyleyince din yaşanılamaz oluyor öyle mi ? Ya siz bu dini kimsenin bilmediği kadar çok biliyorsunuz yahutta, herkes haddi aşıyor, bütün İslâm alemi dışlanıyor azizim !Millet size özür için sıraya girmeli sıraya !... :(

hirahos
05-11-2009, 21:39
Ayrıca konu rencide edici noktaya geldi diye düşünülüyorsa kilitlenip arşive alınabilir
Bunda zerre sakınca görmem
Ben meramımı anlattım düşüncesindeyim.
Mezhep taasubunu eleştirenleri mezhepsizlikle suçlamamak gerektiği gibi mezheplerin önemine işaret edenleri de mezhepçi görmemek gerek.

Ehli Sünnet olanlar ve olmayanlar.

Bu ehli sünnet tasnifi dahi tek yanlı bir tasnif.

Neye göre ehli sünnet neye göre değil.?

Kur'ana göre olmadığı aşikar değil mi?
Çünkü hiçbir müslüman kur'ana muhalefet edemez
O halde bu tasnif hem tarihsel hem bölgesel hemde mezhepsel bir tasnif

:oleyo:

İşte bir kaza daha... Şimdi konunun en başına dönüp yeniden yazışalım. ;)

Kardeş, sana nasıl izah edilir, hangi tarzı kabul edersin, bari onun yolunu söyle de Müslümanlar uğraşmasın. Okay?

manifesto
05-11-2009, 22:01
şia gibi ehl-i bida'nın birinci sırasını igal eden bir mezhebin cehenemlik olduğunu söyleyince din yaşanılamaz oluyor öyle mi

hirahos bahsettiğim işte bu tasnif.Ehli cehennem ehli cennet.
Kur'ana ve islama göre değil mezhebe göre yapılan bir tasnif
TEK YANLI bir tasnif çünkü biz kendimizi ehli sünnet olarak tasnif ediyorken onlar kendilerini ehli sünnet olmayanlar olarak tasnif etmiş değil.
Sen kendi zaviyenden bakıyorsun yani.
Zaten son yıllarda ciddi çalışmalar var
Bu mezheplerin ihtilaflarını ortadan kaldırmak için sistematik ve ortak eserler ortaya çıkarılmaya çalışılıyor.Umarız muaaffak olunur

Sofuoglu
05-11-2009, 22:10
Zaten son yıllarda ciddi çalışmalar var
Bu mezheplerin ihtilaflarını ortadan kaldırmak için sistematik ve ortak eserler ortaya çıkarılmaya çalışılıyor.Umarız muaaffak olunur

kimmis bu ciddi calismayi yapanlar?

nicin boyle bir ihtiyac duymuslar?

mezheplerin ne gibi ihtilaflari varmis?

bugune kadar bu eksikligi hicbir Allah dostu gorememisde,bunlar nasil gormusler?

hele bi acsana ?bakalim altindan ne bit enigi cikacak

talib
05-11-2009, 22:15
Yeni Mehdi çıkacak herhalde :) Mezhepleri ortadan kaldıracak.. Ya da bilinen bir isim bu işi becerdi filan diyerek, Mehdi ya da Mesih diye takdim edilecek :) Latife bir yana, konu başlığına bakınca Efendi hz.lerinin anlattığı şu kıssa hatıra geldi:

Bir vâiz, kürsüde âhiret ahvâlini anlatmaktaydı. Cemaatin arasında Şeyh Şiblî Hazretleri de vardı.

Vâiz efendi, Cenâb-ı Hakk’ın âhirette soracağı suallerden bahisle:

“–İlmini nerede kullandın, sorulacak! Malını-mülkünü nereden kazanıp nereye harcadın, sorulacak! Ömrünü nasıl geçirdin, sorulacak! İbadetlerin ne durumda, sorulacak! Harâma, helâle dikkat ettin mi, sorulacak!.. (Burada mezhebi yok :) )

Bunların ardından, şunlar şunlar da sorulacak!..” diye uzun uzadıya birçok husus saydı.

Vâizi dinleyen Şiblî Hazretleri, yumuşak bir ifadeyle şöyle seslendi:

“–Ey vâiz efendi! Suâllerin en mühimlerinden birini unuttun! Allah Teâlâ kısaca şunu soracak:

«Ey kulum! Ben seninleydim, sana şah damarından daha yakındım; fakat sen kiminle beraberdin?!»”

OSMAN NURİ TOPBAŞ HOCAEFENDİ - Hak Dostlarının Örnek Ahlâkından ?21- Maiyyet Allah ile Beraberlik (http://www.osmannuritopbas.com/altinoluk-dergisi/hak-dostlarinin-ornek-ahlakindan-21-maiyyet-allah-ile-beraberlik.html)

fakiri
05-11-2009, 22:18
hirahos bahsettiğim işte bu tasnif.Ehli cehennem ehli cennet.
Kur'ana ve islama göre değil mezhebe göre yapılan bir tasnif
TEK YANLI bir tasnif çünkü biz kendimizi ehli sünnet olarak tasnif ediyorken onlar kendilerini ehli sünnet olmayanlar olarak tasnif etmiş değil.
Sen kendi zaviyenden bakıyorsun yani.
Zaten son yıllarda ciddi çalışmalar var
Bu mezheplerin ihtilaflarını ortadan kaldırmak için sistematik ve ortak eserler ortaya çıkarılmaya çalışılıyor.Umarız muaaffak olunur

Bizce siz de katılın o çalışmalara ! İlminizden istifade ederler hiç değilse !. Bu forumlarda kıymetinizi bilmiyorlar, kendiniz buralarda harcayıp gidiyorsunuz !Yalnız o kurulun yaptığı çalışma bir kitap haline getirildiğinde o çalışmaya ve kitaba ilk reddiyeyi biz yapacağımızı şimdiden haber vereyim >:)

manifesto
05-11-2009, 22:33
[QUOTE]Bugüne kadar bu eksikliği HICBIR Allah'ın dostu gorememisde, bunlar nasil gormusler[/ QUOTE]

Mezhepler arası ihtilafı hiçbir alim görememiş mi? Nasıl olmuş bu ...
Yazarken bence inanarak yazalım

Bir düşünün ki ehli sünnet diye Tasnif Ettiğimiz Mezhepler arasında dahi fıkhi ve içtihadi farklar varken ehli sünnet mezhebi dışında gördüğümüz mezhepde içtihadi farklılıkların OLMASINI niye büyütüyoruz?

Bu kitap ki Kur'an ümmeti insanlığı birleştirmek için indirilmişken parçalaması ayrıştırması mümkün mü? Dolayısıyla kitaptan kaynaklanan bir ayrılık yok
Kıblesi bir namazı bir Hacci bir ve bütün bu birleri beraber olan bir topluluk ayrıdır denilebilir mi?

Biri islamdır ötekisi değildir denilebilir mi?

Kur'ana tabi OLDUKTAN SONRA peygambere tabi olduktan sonra Allah'a iman ettikten sonra hocan kim olmuş mezhebin ne olmuş ne önemi var?
Yada tüm bunları terketmiş Isen mezhebin ne olmuş kaç para eder?

hirahos
06-11-2009, 00:32
Belki bu teşbihimiz vicdanınızda yankı bulur:

Tertemiz bir süt kabına pislik atılıp ya da pislenmiş bir süt eklenip, o karışım temizdir hükmüyle içilmez, kardeşim. Sağlığınıza afiyet katacağına, aksine karnınızı ağrıtır, yataklara düşürür. Yani siz, içinde pislik yüzen böyle bir sütü içmeyi millete teklif ediyorsunuz. Belki sizin ve sizin gibi düşünenler bu yazıyı okuyorlar ise onların midesi kaldırabilir ama, biz almayalım, kusura bakmayasın.

Teşbihte hata olmaz demişler. Şimdi bu "pislik" teşbihine takılmazlar inşallah... "Pislik" yerine "kir" diyelim "bakteri" diyelim, "mikrop" diyelim "zehir" diyelim... Hangisi kalbimize yatıyor ise onu seçebiliriz.

Sofuoglu
06-11-2009, 00:53
Mezhepler arası ihtilafı hiçbir alim görememiş mi? Nasıl olmuş bu ...
Yazarken bence inanarak yazalım

Bir düşünün ki ehli sünnet diye Tasnif Ettiğimiz Mezhepler arasında dahi fıkhi ve içtihadi farklar varken ehli sünnet mezhebi dışında gördüğümüz mezhepde içtihadi farklılıkların OLMASINI niye büyütüyoruz?

Bu kitap ki Kur'an ümmeti insanlığı birleştirmek için indirilmişken parçalaması ayrıştırması mümkün mü? Dolayısıyla kitaptan kaynaklanan bir ayrılık yok
Kıblesi bir namazı bir Hacci bir ve bütün bu birleri beraber olan bir topluluk ayrıdır denilebilir mi?

Biri islamdır ötekisi değildir denilebilir mi?



ihtilafi gormemisler demedik ,bahsettigin eksikligi neden gorememisler dedik,mezhepler arasi ictihatlarda farkliliklar vardir ,buda rahmettir bir eksiklik degildir,gorememisler dedigimizde buna mukabildi,

Hadis-i şerifde buyuruldu ki:
(Ümmetimin âlimlerinin farklı ictihadları, mezheplere ayrılması rahmettir.) [Nasr El-Makdısî, Beyheki],


Kur'ana tabi OLDUKTAN SONRA peygambere tabi olduktan sonra Allah'a iman ettikten sonra hocan kim olmuş mezhebin ne olmuş ne önemi var?

onemi olmazmi hic........!!!

kurana tabi olan zaten hak yolunu bulur,hak yolunu bulanda oyle mezhebe ne luzum var diye laf aymazligi yapmaz,
bak bakalim kimlere uyacakmisiz,secereyi iyi takip....!!!

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Kur’an-ı kerime uymak farzdır. Onda bulamazsanız, sünnetime, sünnetimde de bulamazsanız, Eshabımın sözüne uyun.) [Beyhekî],
(Âlimlere uyun.) [Deylemî],
(Alimler, peygamberlerin varisleridir.) [Tirmizî],

Uzak Yollar
06-11-2009, 01:06
Mezhep din değildir arkadaşlar.
Mezhepsizlikte dinsizlik değildir.
Mezhep=İslam değildir,mezhep=iman değildir.
Mezhep dinin önünde değildir,mezhep islamı yaşamada şart değildir.
Mezheplerden herbirini karıştırıp amel etmek sapıklık değildir.
Bunu böyle yansıtanlar,Allahın dinini zorlaştırıp şartları değiştirenlerdir.
Mezhepler yokkende müslümanlar vardı,bu müslümanların herhangi bir mezhebi yoktu.Ebu Zerin mezhebi olmadığı gibi.
Yada İmamı Azamın mezhebi olmadığı gibi.
Hiç bir mezhep imamı mezhep kurmak için ortaya çıkmadı,
içtiahdlarının birgün dinin önüne geçeceğini bilseydi,büyük olasılıkla
içtihadda bile bulunmazlardı.
Doğruya giden yol,illaki bir mezhebe mensup olmak değildir.
Doğruya giden yol Kur'an ve sahih sünneti takip etmektir.
Mezheplerin taassubuna takılıp kalanlar,islamın yeryüzene geliş gayesini
arkalarına atmaktadırlar.
Avamın mezhebi yoktur,avamın mezhebi müftüsünün mezhebidir.
İllaki bir mezhebe mensup olmalısınız diyenler,yanılmakta olduğunu kendileride bilmektedirler.Bu yanılgıda çıkmak için gerekli çabayıda göstermelidirler.
Herşeyin en doğrusunu Allah bilir.

Sofuoglu
06-11-2009, 01:36
Mezhep din değildir arkadaşlar.
Mezhepsizlikte dinsizlik değildir.
Mezhep=İslam değildir,mezhep=iman değildir.
Mezhep dinin önünde değildir,mezhep islamı yaşamada şart değildir.
Mezheplerden herbirini karıştırıp amel etmek sapıklık değildir.
Bunu böyle yansıtanlar,Allahın dinini zorlaştırıp şartları değiştirenlerdir.
Mezhepler yokkende müslümanlar vardı,bu müslümanların herhangi bir mezhebi yoktu.Ebu Zerin mezhebi olmadığı gibi.
Yada İmamı Azamın mezhebi olmadığı gibi.
Hiç bir mezhep imamı mezhep kurmak için ortaya çıkmadı,
içtiahdlarının birgün dinin önüne geçeceğini bilseydi,büyük olasılıkla
içtihadda bile bulunmazlardı.
Doğruya giden yol,illaki bir mezhebe mensup olmak değildir.
Doğruya giden yol Kur'an ve sahih sünneti takip etmektir.
Mezheplerin taassubuna takılıp kalanlar,islamın yeryüzene geliş gayesini
arkalarına atmaktadırlar.
Avamın mezhebi yoktur,avamın mezhebi müftüsünün mezhebidir.
İllaki bir mezhebe mensup olmalısınız diyenler,yanılmakta olduğunu kendileride bilmektedirler.Bu yanılgıda çıkmak için gerekli çabayıda göstermelidirler.
Herşeyin en doğrusunu Allah bilir.

Özellikle oryantalistlerden etkilenen bir zümre var ki, mezheb kelimesini duyduklarında hemen karşı çıkarak; “Ne gerek var canım bir mezhebe uymaya? Hz. Peygamber zamanında mezheb mi vardı sanki? Eski alimlere uymaya ne gerek var, biz de alimiz, elimizde hadis var, Kur’an var, biz anladığımız gibi hüküm verir, ona göre amel ederiz” diye cesurca (!) bir tavır sergiliyorlar.

Kendilerini ‘alimler üstü’ gören, ancak gerçekte Sahabe ve Tabiin’den başlayarak oluşan İslam ilmi geleneği içerisinde bir yerleri olmayan böyle kimselere, olsa olsa ancak cahil olabilir.
Aldıkları akla ve felsefeye dayalı ‘teoloji’ eğitimi ile Kur’an-ı Kerim’i kendi ‘modern’ anlayışlarına göre yorumlayıp, hadislerden sadece işlerine geleni kabul etmektedirler.

İslami ilim usulüne göre ilmî yeterlikleri olmadığı halde, mezhebleri, Kur’an ve Sünnet dışı birer ayrılık unsuruymuş gibi gösteren bu kimseler, bu halleri ile de İslam’ı içten çökertmeye çalışan müsteşriklere hizmet etmektedirler.

arkadas,İki alternatif var önünde… ya “müçtehit” olacaksın ya “mukallit”
Mukallit, taklit eden.
Müçtehit , ayetlerden, hadislerden hüküm çıkarandir.
Müçtehitsen Bir başka büyük bilgine uyman gerekmez .
Ama böyle değilsen güvenilir bir alimin anlayışına uyacaksın. Onun yorumunu kendi yorumun kabul edeceksin.

ayni seyleri isitip isitip onumuze getirmeyeceksin..!!

diyarbekri
06-11-2009, 01:58
Mezhep din değildir arkadaşlar.
Mezhepsizlikte dinsizlik değildir.
Mezhep=İslam değildir,mezhep=iman değildir.
Mezhep dinin önünde değildir,mezhep islamı yaşamada şart değildir.
Mezheplerden herbirini karıştırıp amel etmek sapıklık değildir.
Bunu böyle yansıtanlar,Allahın dinini zorlaştırıp şartları değiştirenlerdir.
Mezhepler yokkende müslümanlar vardı,bu müslümanların herhangi bir mezhebi yoktu.Ebu Zerin mezhebi olmadığı gibi.
Yada İmamı Azamın mezhebi olmadığı gibi.
Hiç bir mezhep imamı mezhep kurmak için ortaya çıkmadı,
içtiahdlarının birgün dinin önüne geçeceğini bilseydi,büyük olasılıkla
içtihadda bile bulunmazlardı.
Doğruya giden yol,illaki bir mezhebe mensup olmak değildir.
Doğruya giden yol Kur'an ve sahih sünneti takip etmektir.
Mezheplerin taassubuna takılıp kalanlar,islamın yeryüzene geliş gayesini
arkalarına atmaktadırlar.
Avamın mezhebi yoktur,avamın mezhebi müftüsünün mezhebidir.
İllaki bir mezhebe mensup olmalısınız diyenler,yanılmakta olduğunu kendileride bilmektedirler.Bu yanılgıda çıkmak için gerekli çabayıda göstermelidirler.
Herşeyin en doğrusunu Allah bilir.

mezhebsizlik diye diye göbeğini çatlattın yaw
"mezheb mutaassıplarına" laf atarken, kendi yaptığın mezhebsizlik mutaassıplığını görmüyorsun herhalde

dinin genişlik hakikatini de batıla alet ediyorsun

yazdığımız yazılara cevabın hep aynı şarkı,boyna kasedi başa alıyorsun

kitab,sünnet diyorsun

yahu biz başka kitabla sünnete mi ittiba' ediyoruz? bu ne demogoji?

senin başka derdin yok mu?

diyarbekri
06-11-2009, 02:16
Mezhep din değildir arkadaşlar.
Mezhepsizlikte dinsizlik değildir.
Oku (http://www.ihvanforum.org/yslam-i-hayat/64399-dort-mezhebden-bathkasyyla-amel-edilmez/)



Mezhep dinin önünde değildir,mezhep islamı yaşamada şart değildir.Bu zamanda şarttır


Mezheplerden herbirini karıştırıp amel etmek sapıklık değildir.Bir mezhebe bağlanan bir kimsenin mezheb değiştirmesinde, İmam Subkî’nin de beyan ettiği üzere yedi hal vardır:

1-İçinde bulunmuş olduğu mezhebden başka bir mezhebin daha seçkin ve tercih olduğuna inanmak sûretiyle, itikadına mebnî mezhebini değiştirmek halidir. Hanefîlerden Kemal İbn-ul-Himam Feth-ul-Kadîr’de: “Hüccete mebnî olsun olmasın, bu derecede ictihadın zamanı olmadığından, caiz değildir.” demiştir. Bazı Hanefîler ve Hanefînin dışındaki ulemâ, buna cevaz verdiler. Şah Veliyullah Dehlevî bunu tercih etmiştir.

2-Gayrın mezhebinin tamamını değil, bazı meseleleri takliddir.Hâkim’in hükmü dışında, bundaki ihtilaf da önceki şık gibidir.

3-Ruhsata tâbi’ olmak için takliddir. Bu da eğer kendi nefsi hakkında ise; ve tâbi’ olduğu ruhsata herkesi davet etmemesi; İbnu Abdiselâm’ın dışında bir cemaat ulemâya göre, keyfî de olmaması şartıyla caizdir.

4-Şeriatin teklifinden kurtulmak için mücerred ruhsata tâbi olmak için takliddir.İttifakla bu caiz değildir.Çünkü bu bozgunculuktur.

5-Her bir mezhebden ruhsatlara yahud zayıf kavillere tâbi olmayı adet haline getirmektir.Bu, taklîdin en çirkinidir; ve caiz değildir.Amma mensub olduğu mezhebin en zayıf kavline, kendisiyle Allah arasında taklid eden, İnşâallah sorumlu olmaz denilmiştir.

6-Dört mezhebin dışına çıkmak suretiyle takliddir.Mesela mut’a yapan ashabdan birine taklid; yahud mezhebi müdevven olmayan herhangi bir ulemâya taklid, mesela şahidsiz ve velîsiz nikaha cevaz veren ulemâya taklid gibi.. İttifakla bu memnûdur, caiz değildir. Çünkü taklîdin bir şartı da, taklid edilen mezhebin müdevven olmasıdır.

7- Aynı meselede, aynı vakitte, iki imamın sözüyle amel etmek halidir, yani teflîk.İttifakla bu da memûdur.Mesela Şâfiîye taklid ettiği halde, aynı abdestte eli bir kadına değmekte Hanefîye taklid ederek namaz kılmasıdır. Çünkü bu surette Şâfiîye göre, eli değdiği için; Hanefîye göre, kan geldiği için abdestsizdir.


Bunu böyle yansıtanlar,Allahın dinini zorlaştırıp şartları değiştirenlerdir.Yukarda dediğim gibi dinin genişlik hakikatini batıla alet ediyorsun
Asıl siz zorlaştırıyorsunuz


Mezhepler yokkende müslümanlar vardı,bu müslümanların herhangi bir mezhebi yoktu.Ebu Zerin mezhebi olmadığı gibi.
Yada İmamı Azamın mezhebi olmadığı gibi.Senin İslam Tarihinden haberin yok
Fıkhi meselelerde ashab arasında görüş ayrılıklarının olduğunu bilmiyormusun

Ayrıca İbni Mesud,Hazreti Aişe,İbnu Ömer ve sair ashabın mezheblerinin olduğu rivayet edilmektedir


Hiç bir mezhep imamı mezhep kurmak için ortaya çıkmadı,İşkembe-i kübra boş durmuyor..



Doğruya giden yol Kur'an ve sahih sünneti takip etmektir.Kitab ve sünneti nakıs ilminle takib edebiliyormusun?
evet ise,önceki mesajlarımızdaki suale cevab ver

ayrıca bu sözünle ümmetin ekserini -mezheb imamları ve ulema dahil - sapık yolda olmakla itham ettiğinin farkındamısın?



Avamın mezhebi yoktur,avamın mezhebi müftüsünün mezhebidir.Yine doğruyu batıla alet ediyorsun


İllaki bir mezhebe mensup olmalısınız diyenler,yanılmakta olduğunu kendileride bilmektedirler.Bu yanılgıda çıkmak için gerekli çabayıda göstermelidirler.Bu da senin mezhebin ;)



Herşeyin en doğrusunu Allah bilir.Bunda hemfikiriz

fakiri
06-11-2009, 08:37
Yav siz hayatınızda hiç ---&quot;Mezhepsizlik Dinsizliğin Köprüsüdür&quot; sözünü söyleyen, yirminci yüzyılın yetiştirdiği en büyük alimlerden ve son Osmanlı Şeyhülislam vekillerinden biri olan merhum Muhammed Zâhid el-Kevserî'yi duymadınız mı ? Onun böyle birsözü neden söylediğini hiç merak etmediniz mi ? Yoksa, o da kendisini yetiştirmiş olduğu onca dini ve ilmi derinliğe rağmen bu sözü ile hata mı etmiştir ? Oysa, bütün ehl-i sünnet ulemasınca çok hikmetli bir söz, olarak kabul edilen bu söz sonra adeta darb-ı mesel haline gelmiş ve dilden dile yayılmıştır. Haydi kafalarınızı kumdan çıkarın ve adama gibi bu ulemanın dedikleline kulak verelim. Yol yakınken kendimize çeki düzen verelim, aksi takdirde sizi ben bile kurtaramam ! :)MEZHEPSİZLİK NİÇİN DİNSİZLİĞİN KÖPRÜSÜDÜR? | zehirli.org (http://www.zehirli.org/konu/mezhepsizlik-nicin-dinsizligin-koprusudur.html)

Uzak Yollar
06-11-2009, 09:42
Osmanlı Şeyhülislam vekillerinden biri olan merhum Muhammed Zâhid el-Kevserî'yi duymadınız mı ?

Kevseriböyle düşünüyor diye bende böyle düşünmek zorunda değilim ayvaz.
Kevseri yanılmış olamazmı?
Yada diğerleri zamanna göre fetva vermiş olamzmı?
Birazda kendimiz düşünemezmiyiz ne dersin?

fakiri
06-11-2009, 09:52
Kevseriböyle düşünüyor diye bende böyle düşünmek zorunda değilim ayvaz.
Kevseri yanılmış olamazmı?
Yada diğerleri zamanna göre fetva vermiş olamzmı?
Birazda kendimiz düşünemezmiyiz ne dersin?

Peki ya ŞEYTAN da senin gibi düşünüyor diye de herkes senin gibi mi düşünecek ?

Uzak Yollar
06-11-2009, 10:28
Peki ya ŞEYTAN da senin gibi düşünüyor diye de herkes senin gibi mi düşünecek ?

Kimse benim gibi düşünmek zorunda değil,kimsede senin gibi düşünmeye zorlanmasın ayvaz.Şeytan niye benim gibi düşünsünki.?
Mezhepli, mezhepsiz diye müslümanları ayıran ben değilim biliyorsun.
Şeytan iman edenlerin arasına fitne sokmak için çalışır,anladın...
İsteyen istediği mezhebe uysun,isteyende hepsinden birer parça alsın amel etsin,imandan bir cüzmüki mezheb...

fakiri
06-11-2009, 11:54
Kimse benim gibi düşünmek zorunda değil,kimsede senin gibi düşünmeye zorlanmasın ayvaz.Şeytan niye benim gibi düşünsünki.?
Mezhepli, mezhepsiz diye müslümanları ayıran ben değilim biliyorsun.
Şeytan iman edenlerin arasına fitne sokmak için çalışır,anladın...
İsteyen istediği mezhebe uysun,isteyende hepsinden birer parça alsın amel etsin,imandan bir cüzmüki mezheb...

Kaç kez sana söylendi, halâ çaldığım düdük diyorsun ! Tarif ettiğin müslüman tipi tam da şeytanın istediği bir tip ! Şeytan sizin gibilerin arasına ne diye fitne çıkarsın ki,? sizin bütün fikirleriniz onunki örtüşüyor zaten !

Uzak Yollar
06-11-2009, 12:29
Kaç kez sana söylendi, halâ çaldığım düdük diyorsun ! Tarif ettiğin müslüman tipi tam da şeytanın istediği bir tip ! Şeytan sizin gibilerin arasına ne diye fitne çıkarsın ki,? sizin bütün fikirleriniz onunki örtüşüyor zaten !

Ne söyledni bana,mezheb uymamak sapıklıktır dendi.
Nedenmiş o,ben de size sordum,mezhebler yokken müslümanların
durumu sapıklıkmıydı diye.
Görüş açınızı biraz genişletin.
Şeytan bizden hoşlanmyıor,çünkü ümmeti birleştirmeye çalışıyoruz.
Anladın ayvaz.

Hasan
06-11-2009, 12:54
islam tarihin de mezhep kurmuş bir imam dahi yoktur,müminler bu müctehidleri kendilerine örnek alarak arkalarından gittikleri ve bu yola yönelenler sayıca çok oldukları zaman bir mezhep olarak adlandırılırlar.
Mesxela Ebu HANİFE hazretleri hayatında imam ı azam kelamına hiç muhatap olmadı öldükten 200 sene sonra bu lakabı aldı ki çok isabet olmuş,gerçekten imam ı azam dır kendisi.

Mezhep islamı anlayış ve uygulayış metodları olarak tarif edilir.Her müctehid alim kendi ictihatları yoluyla kitleleri hak yol olan islam üzerine birleştirir.O halder mezhepler islamın lokomatiflri öncüleri dir.

Mutlaka ki el elden üstündür,her k,im ki ben onlardan daha güçlü bir lokomatifim der ve kitleleri yine islama hak yoldan toplarsa başımız üstüne ,ancak Daha öle bir babayiğit görmüş değiliz.Ancak mezhepsizlik ayrı bir mezhep olarak zuhur ediyor ki bu sakıncalı bir durum,diyorsan ki ben bu dini imamı azamdan,imam şafiden,imam malikten daha iyi anlarım ozaman koy fıkhını ortaya görelim derler.Ama canım mezhepler öncesi müminler ne yapıyomuş ne gerek var dersen gülerler adama çünkü müctehit imalar öncesi tabiin ve sahabaler varmış,onlar kalmadığı için müctehidler tevecüh görmüş.bİR YERDEN NEKADAR UZAKLAŞIRSAN ORAYI BULMAK İÇİN OKADAR ÇOK KILAVUZ ENSTRÜMAN A İHTİYACIN OLUR,ZAMAN İÇİNDE İSLAMI KAYNAĞINDAN TAŞIYAN SAHABE VE ABBİN TÜKENDİKÇE Kİ BU ALLAH IN EMRİ MÜCTEHİDLER VE MEZHEPLERİ OLUŞMUŞTUR.

Uzun lafın kısası teknik olarak mümkün dür bu mezhebi aşma olayı,ancak pratik olarak dedik ya öle bir babayiğiti görmemiz lazım.SELAMETLE.

Uzak Yollar
06-11-2009, 13:17
Mezhep islamı anlayış ve uygulayış metodları olarak tarif edilir.Her müctehid alim kendi ictihatları yoluyla kitleleri hak yol olan islam üzerine birleştirir.O halder mezhepler islamın lokomatiflri öncüleri dir.



İllaki bir mezheb anlayışı nerden geliyor hasan kardeş?
Neden bütün mezhebleri kullanamıyoruz.

fakiri
06-11-2009, 13:24
İllaki bir mezheb anlayışı nerden geliyor hasan kardeş?
Neden bütün mezhebleri kullanamıyoruz.


Sen serbestsin ! Sana karışan var mı ? Yalnız Hiçbir zaman ibadet ettiğini zannetme ! :rtfm:

Uzak Yollar
06-11-2009, 13:35
Sen serbestsin ! Sana karışan var mı ? Yalnız Hiçbir zaman ibadet ettiğini zannetme ! :rtfm:

Bilmem artık,sen mezhebi dinin önüne geçir,ondan sonrada
ibadet ettiğimi düşünmeyeyim.
Çok acaip bir nalayışınız var gerçekten okadar anlattım anlayamıdın.
Ne diyeyim...
"De ki: "Namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm, alemlerin Rabbi Allah içindir.(En'am-162)

Hasan
06-11-2009, 13:36
İllaki bir mezheb anlayışı nerden geliyor hasan kardeş?
Neden bütün mezhebleri kullanamıyoruz.

diyorsan ki ben bu dini imamı azamdan,imam şafiden,imam malikten daha iyi anlarım ozaman koy fıkhını ortaya görelim derler

SORUNUN CEVABI YUKARDAKİ YAZIMDA BU ŞEKİLDE İFADE EDİLMİŞ.
İllaki mezheb anlayışı haddini bilmekten geliyor.Ya müctehidlerden üstünsün daha iyisini yapaqrsın bizde elinden öperiz,yada haddini bilirsin ,annadın.SELAMETLE.

Uzak Yollar
06-11-2009, 13:47
[

diyorsan ki ben bu dini imamı azamdan,imam şafiden,imam malikten daha iyi anlarım ozaman koy fıkhını ortaya görelim derler


Öyle bir iddiam yok hasan,ama ben her mezhebden kolayıma geleni uygularım,amelde ederim.Değilmiki hepsi hakk,değilmiki hepsinin delili var,
islamın kolaylığını kullanırım.Buda islmın gezelliğidir.
"Ümmetim batılda ittifak etmez"
diyor Rasulullah(as) bilirsiniz.

Sakallı
06-11-2009, 13:52
Bakıyorum işine gelmiyen yerleri pas geçiyorsun sayın uzak yollar..
Aynı red baron ve diğerleri gibi...

fakiri
06-11-2009, 13:52
[


Öyle bir iddiam yok hasan,ama ben her mezhebden kolayıma geleni uygularım,amelde ederim.Değilmiki hepsi hakk,değilmiki hepsinin delili var,
islamın kolaylığını kullanırım.Buda islmın gezelliğidir.
"Ümmetim batılda ittifak etmez"
diyor Rasulullah(as) bilirsiniz.

Bu hükmü Kuran'da mı gördün ? Delilin nedir ? Yani, millete sürekli Kuran'dan delil getir diyordun ya, işte biz de senden Kura'dan veya sünneten bir delil isityoruz bu her mezhebi kullanblme hususunda !
Hadi bakalım göreyim seni !
:oleyo:

Uzak Yollar
06-11-2009, 14:00
Bakıyorum işine gelmiyen yerleri pas geçiyorsun sayın uzak yollar..
Aynı red baron ve diğerleri gibi...

Yok sakallı öyle bişey yok.
Sana öyle geliyor.Red Baronu kısa süreliğine gördüm,pek tanıyamadım.
İşte sizin iki lafınızdan birisi,bi kendinizin olduğu,bide diğerleri diye müslümanları ayırmanız.
Ben vahdeti öneriyorum,beraber olalım diyorum sende diğerleri diyorsun.
Umareım bu sözlerini güzelce değenlendirisin.

Uzak Yollar
06-11-2009, 14:02
Bu hükmü Kuran'da mı gördün ? Delilin nedir ? Yani, millete sürekli Kuran'dan delil getir diyordun ya, işte biz de senden Kura'dan veya sünneten bir delil isityoruz bu her mezhebi kullanblme hususunda !
Hadi bakalım göreyim seni !
:oleyo:

Bu konuda delil iste sen,bundan bol ne var...
Bitane yazayım sadece tatmin olacaksın emin ol.
Hem ayette değiğl Hadisi Şerif:
" Kolaylaştırınız zorlaştırmayınız."
Bak gördünmü ayvaz kapı gibi delil hemde bisürü tevile bile gerek yok.
Direk konuya hitap ediyor.
Ama sen şimdi bu hadisi de tevil edeceksin biliyorum.

fakiri
06-11-2009, 14:29
Bu konuda delil iste sen,bundan bol ne var...
Bitane yazayım sadece tatmin olacaksın emin ol.
Hem ayette değiğl Hadisi Şerif:
" Kolaylaştırınız zorlaştırmayınız."
Bak gördünmü ayvaz kapı gibi delil hemde bisürü tevile bile gerek yok.
Direk konuya hitap ediyor.Ama sen şimdi bu hadisi de tevil edeceksin biliyorum.


Bu cevaba söyleneilecek tek ibare "E yuh yani !" dir.
" Kolaylaştırınız zorlaştırmayınız." hadis-i şerifinden mezheplerin birleştirilmesini çıkaran birine ilk defa rastlıyoruım. A akıllım ! Bilmez misin ki " Kolaylaştırınız zorlaştırmayınız." hadisi sadece meşru şartlar dairesinde değerlendirilmek zorundadır. İbadetlerin terki, asla kolaylaştırma ilkesi ile bağdaştırılamaz. Kolaylaştırma ilkesi, ikisi de caiz olan hususlar için geçerlidir. Yani iki uygulama varsa ve ikisi de caizse mükellefin hangisi kolayına geliyorsa, kolay olanı tercih edilebilir. Yoksa biri helal diğeri haram olan iki şeyle karşılaşan bir müslüman, kolaylık ilkesine sığınarak haramı tercih edemez. Bu durumda "Zorlaştırmayınız, kolaylaştırınız" hadisine binaen mistediğin mezhebin kurallrını işine geldiği zaman uygulamak diye bir şey dinde yoktur !

Uzak Yollar
06-11-2009, 14:35
[/B][/COLOR][/FONT]


Bu cevaba söyleneilecek tek ibare "E yuh yani !" dir.
" Kolaylaştırınız zorlaştırmayınız." hadis-i şerifinden mezheplerin birleştirilmesini çıkaran birine ilk defa rastlıyoruım. A akıllım ! Bilmez misin ki " Kolaylaştırınız zorlaştırmayınız." hadisi sadece meşru şartlar dairesinde değerlendirilmek zorundadır. İbadetlerin terki, asla kolaylaştırma ilkesi ile bağdaştırılamaz. Kolaylaştırma ilkesi, ikisi de caiz olan hususlar için geçerlidir. Yani iki uygulama varsa ve ikisi de caizse mükellefin hangisi kolayına geliyorsa, kolay olanı tercih edilebilir. Yoksa biri helal diğeri haram olan iki şeyle karşılaşan bir müslüman, kolaylık ilkesine sığınarak haramı tercih edemez. Bu durumda "Zorlaştırmayınız, kolaylaştırınız" hadisine binaen mistediğin mezhebin kurakalrını işine geldiği zman uygulamak diye bir şey dinde yoktur !

Ne güzel ayvaz,tamda benim kasdettiğimi yazmışsın.
iki müctehid ictihad etmiş,ikiside hakk üzere,helal dairesinde bende bunu söylüyorum,demek sende benim gibi düşünüyorsun...
Mezheplerin birlikte uygulanmasında sorun yok yani...
Seninde benim gibi düşünmene sevindim doğrusu.
Aferin ayvaz,sonunda doğru olana geldin,Allah razı olsun.

fakiri
06-11-2009, 14:44
Ne güzel ayvaz,tamda benim kasdettiğimi yazmışsın.
iki müctehid ictihad etmiş,ikiside hakk üzere,helal dairesinde bende bunu söylüyorum,demek sende benim gibi düşünüyorsun...
Mezheplerin birlikte uygulanmasında sorun yok yani...
Seninde benim gibi düşünmene sevindim doğrusu.
Aferin ayvaz,sonunda doğru olana geldin,Allah razı olsun.

Oradaki ikisi de caiz olur tabiri, aynı mezhebin iki görüşü olduğundadır. Ayrı mezheplerin görüşleri değil !
Örenğin iamm-ı Azamın bir konu hakkındaki görüşüne immaeyn daha başka bir fetva vermiş olabilir. Şu halde her iki görüşün de Hanefi mezhebinin görüşü olduğu bilinir ve bunalra göre amel edilir..

Sofuoglu
06-11-2009, 14:47
Ben vahdeti öneriyorum,beraber olalım diyorum sende diğerleri diyorsun.
Umareım bu sözlerini güzelce değenlendirisin.


nasil vahdet olacak ?

ashaba uzatilan diller susacakmi?

ehli tarika sirkdesiniz iddilarina bir son verilecekmi?

mezhep dusmanligi son bulacakmi?

ehli sunnet alimlerinin ictihatlari kabul edilecekmi?

sadece kuran ve sunet ekseninde olanlari vahdetde davet ediyoruz,icma, kiyas,mezheb,rabita,seyh,vesile, tevessul diyenleri istemiyoruz sozleri geri alinacakmi?

nasil hareket edilecek?

nasil birlik saglanilacak?

sadece kuru lafla onermek(davet etmek ) yeterli olacakmi?

fiilen bireysel olarak neler yapilacak?

bugune kadar cagri showmenligi ile ne kadar yol katedildi?

bu sorulara ne vakit vicdanen(samimiyetle) yanitlar verirsiniz isde o vakit vahdet onermeye yetkili olursunuz vesselam...........(!)

Hasan
06-11-2009, 14:54
İllaki bir mezheb anlayışı nerden geliyor hasan kardeş?
Neden bütün mezhebleri kullanamıyoruz.


[


Öyle bir iddiam yok hasan,ama ben her mezhebden kolayıma geleni uygularım,amelde ederim.Değilmiki hepsi hakk,değilmiki hepsinin delili var,
islamın kolaylığını kullanırım.Buda islmın gezelliğidir.
"Ümmetim batılda ittifak etmez"
diyor Rasulullah(as) bilirsiniz.

FIKIHTA BİR RUHSAT VARDIR Kİ MEZHEPLER BU RUHSATLARI BELİRLER,YANİ MİNİMUM YAPMAN GEREKENİ YADA NE ŞARTLARDA HANGİ RUHSATI KULLANACAĞIN KONUSUNDA SANA CEVAZ VERİR CAİZ DİR DER.

cAİZ OLAN LA AMEL ETMEK MUHAKKAK Kİ HELALDİR YANİ RUHSAT VARSA YAPABİLİRSİN,

ANCAAAK RUHSATLARDA GEZİNEN KİŞİ SINIRDA GEZEN ASKER GİBİDİR ,İLK KURŞUN SINIRDAKİ ASKERE GELİR KENDİNİ KORUMAK İÇİN ,RUHSATI VERİLMİŞ FARZLARIN ETRAFINA VACİPLERLE ONUN DA ETRAFINA SÜNNETLERLE DUVAR ÖRMELİSİN ,İŞTE O DUVARLARI MEZHEPLER SANA SUNAR,SANA NAKLEDER VE ÖĞRETİR.

O MEZHEPTEN BU MEZHEBE RUHSAT AÇIZINDAN ZIPLARSAN Bİ GÜN ÇEKİRGE GİBİ YANLIŞ YERE ZIPLARSIN,

DORĞU OLAN RUHSATLA DEĞİL TAKVA İLE HAREKET ETMEKTİR.

sultan@hmet
07-11-2009, 13:06
Allah cc mezhebiniz ne diye sormayabilir fakat
MEZHEPSİZLERE çok şey soracağı kesin...

Uzak Yollar
07-11-2009, 13:45
Allah cc mezhebiniz ne diye sormayabilir fakat
MEZHEPSİZLERE çok şey soracağı kesin...

Nerden biliyorsunuz?
Bu konuda vahiy yada sahih sünnette bir emirmi var?

fakiri
07-11-2009, 14:14
Nerden biliyorsunuz?
Bu konuda vahiy yada sahih sünnette bir emirmi var?


Sen mezheb sormayacağını nerden bilyorsan, biz de mezhepsizlerin sıkı bir sorguya çekileceğini ordan biliyoruz !

:banned:

Lodos_Rüzgarı
07-11-2009, 14:23
Nerden biliyorsunuz?
Bu konuda vahiy yada sahih sünnette bir emirmi var?
Belki bunlar yok ama irade var insanda gayet gereği gibi düşünebilir!..MESELA:
İslam dinin hükümleri 3'e ayrılmıştır.
1.İBADAT yani abadetlerdir!..
2.MUAMELAT yani Alış-veriş-evlenme gibi muameleler!..
3.UKUBAT yani cezalardır!..
Peygamber efendimiz[s.a.v] zamanında Müslümanlar bu hükümleri doğrudan doğruya Efendimiz'e sorup öğreniyodular.Peygamberimiz s.a.v den sonra Sahabe Kiramın Alimlerine sorularak öğreniliyordu.Daha sonraki zamanlarda islam topraklarının genişlemesi ,değişik kavimlerin müslüman olmalarıyla yeni yeni meseleler ortaya çıkmış ama bu hükümlerin danışılıp öğrenileceği alimlerin azlığı ,Müslümanları zorluğa düşürmüştür.İşte ikinci asrın Müctehit alimleri bu sıkıntıya ilaç olmak için ömürlerini bu ilimleri öğrenmeye sarf etmişlerdir.Ve zamanla bu alimlerin içinden dört tanesi dünyaya yayılmış ve bunlara uyan müslümanlarla MEZHEPLER meydana gelmiştir.
MEZHEP;GİDİLEN,TAKİP EDİLEN YOL DEMEKTİR!...

Yani şimdi mezhep de neymiş kim çıkarmış,Kitapta varmıymış,sünnette varmıymış demeninde anlamı YOKMUŞ!..
inş...anlamıştırınız!..

Uzak Yollar
07-11-2009, 14:43
Belki bunlar yok ama irade var insanda gayet gereği gibi düşünebilir!..MESELA:
İslam dinin hükümleri 3'e ayrılmıştır.
1.İBADAT yani abadetlerdir!..
2.MUAMELAT yani Alış-veriş-evlenme gibi muameleler!..
3.UKUBAT yani cezalardır!..
Peygamber efendimiz[s.a.v] zamanında Müslümanlar bu hükümleri doğrudan doğruya Efendimiz'e sorup öğreniyodular.Peygamberimiz s.a.v den sonra Sahabe Kiramın Alimlerine sorularak öğreniliyordu.Daha sonraki zamanlarda islam topraklarının genişlemesi ,değişik kavimlerin müslüman olmalarıyla yeni yeni meseleler ortaya çıkmış ama bu hükümlerin danışılıp öğrenileceği alimlerin azlığı ,Müslümanları zorluğa düşürmüştür.İşte ikinci asrın Müctehit alimleri bu sıkıntıya ilaç olmak için ömürlerini bu ilimleri öğrenmeye sarf etmişlerdir.Ve zamanla bu alimlerin içinden dört tanesi dünyaya yayılmış ve bunlara uyan müslümanlarla MEZHEPLER meydana gelmiştir.
MEZHEP;GİDİLEN,TAKİP EDİLEN YOL DEMEKTİR!...

Yani şimdi mezhep de neymiş kim çıkarmış,Kitapta varmıymış,sünnette varmıymış demeninde anlamı YOKMUŞ!..
inş...anlamıştırınız!..

İlk sırada iman geliyor onu untmuşsunuz.
Çünkü imansız hiç bir amelin faydası olmuyor.
Sizin yada sizlerin dini İslam değilmidir?
Kimse mezhepler yada müctehidler,alimler gereksiz demedi.
Şimdi sizden buraya ayaetlerden ve hadisi şeriflerden kabirde,yada ahirette
sorulşacak soruları yazmanızı rica etsem efendiler.
Beraberce görelim bakalım hangi ayette yada hadisi şerifte mezhebin
sorusu var bakalım.
Böylelikle hep birlikte sorulacak soruları görelim.
Kuranda ve Hadislerde bu konuda çok bilgi var.
Sizde ben gibi birisine yardımcı olursunuz.
İllaki bir tek mezhep hangi delilde geçiyor.

Lodos_Rüzgarı
07-11-2009, 14:49
Kardeşim illa delille geçmesimi lazım!..
Bizim bu imamlarımızın ilmine ihtiyacımız var mı yok mu?
Tabiki var dimi yani onlara gerek var!..
Ehli sünnet olanınıda seçmek sana düşer bana değil!..
Benim mezhebim var Allah'a şükür!..
Olmayanlar düşünsün dimi abicim??

fakiri
07-11-2009, 14:53
İlk sırada iman geliyor onu untmuşsunuz.
Çünkü imansız hiç bir amelin faydası olmuyor.
Sizin yada sizlerin dini İslam değilmidir?
Kimse mezhepler yada müctehidler,alimler gereksiz demedi.
Şimdi sizden buraya ayaetlerden ve hadisi şeriflerden kabirde,yada ahirette
sorulşacak soruları yazmanızı rica etsem efendiler.
Beraberce görelim bakalım hangi ayette yada hadisi şerifte mezhebin
sorusu var bakalım.
Böylelikle hep birlikte sorulacak soruları görelim.
Kuranda ve Hadislerde bu konuda çok bilgi var.
Sizde ben gibi birisine yardımcı olursunuz.
İllaki bir tek mezhep hangi delilde geçiyor.

oku bak bu ayette ne yazıyor ?
isra suresi, ayet:71;
"Biz o gün herkesi imamları,önderleriyle birlikte çağıracağız..." , Sen imamını söylerken bütün imamları ve mezhepsiz önderlerinle birlikte mi sayacaksın ?

Uzak Yollar
07-11-2009, 14:58
Kardeşim illa delille geçmesimi lazım!..
Bizim bu imamlarımızın ilmine ihtiyacımız var mı yok mu?
Tabiki var dimi yani onlara gerek var!..
Ehli sünnet olanınıda seçmek sana düşer bana değil!..
Benim mezhebim var Allah'a şükür!..
Olmayanlar düşünsün dimi abicim??

İllaki delile ihtiyaç var.
Başka türlü olmaz efendi...Alimlerimize ihtiyacımız var tabiki,
Kuran "Bilmiyorsanız zikir ehline sorunuz" diyor.
Ben zikir ehline sorarım,içime yatmazsa delilini sorarım.
Şimdi sizi yapamadığınızı ben yapamağım inşaallah.
Biraz araştırıp nelerden hesaba çekileceğimizi sahih olarak sizlerede bildireceğim.Öyle sallama hüküm kabul edilemez.
Mezhebe gelince bende hanefi üzereyim.
Amma illakide hanefi deme ihtiyacı hissetmiyorum.
Çünkü adımızın sadece müslüman olduğunu kitamız gayet açık olarak
bize berlirtiyor.
Allah'a çağıran, salih amelde bulunan ve: "Gerçekten ben müslümanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kimdir? (Fussilet-33)

13.savaşcı
07-11-2009, 15:15
Allah cc mezhebiniz ne diye sormayabilir fakat
MEZHEPSİZLERE çok şey soracağı kesin...

Mezhepsizliğin kaynağı Kurandır,ne kadar mezhepsiz varsa hepsi Kurancıdır,Kuraniyyundur.
Mezhepsizliğin önünün kesilmesi için derhal Kuran yasaklanmalıdır.Piyasadan kaldırılmalıdır veya okunması bir şekilde önlenmelidir.Yoksa din elden gidecek.(Mezhepsizlik dinsizliğe giden yoldur deniyor o bakımdan.)

Allah mezhepli mezhepsiz herkesi sorguya çekecek.Bu kesin.
Ama bu işten mezhepsizler karlı çıkacak gibime geliyor.Çünkü Allah hepimizi Kurandan sorguya çekeceğini söylüyor .(ZUHRUF 44).
Mezhepsizler tek kaynak Kuran dedikleri ve herşeyi Kurana göre değerlendirdikleri için devamlı okudukları Kurandan sorguya çekilince epey bi avantaja sahip olacakları muhakkak.

Uzak Yollar
07-11-2009, 15:25
oku bak bu ayette ne yazıyor ?
isra suresi;ayet;75;
"Biz o gün herkesi imamları,önderleriyle birlikte çağıracağız..." , Sen imamını söylerken bütün imamları ve mezhepsiz önderlerinle birlikte mi sayacaksın ?

Daha öncede demiştimya,ayetleri istediğin gibi kıvırabiliyıorsunuz diye
bak ne kadar bariz.
Kuranda ilk birinci imam Kitap olarak geçer.(Hud Suresi-17) bak oku.
İkinci imam peygamberdir(Bakara-124) bak oku.
Üçüncüsü senin değin önderler.Oda ayvaz efendi,senin dediğiğn ayetki,bugünkü mürşidleriniz tabi olduğunuz siyasi görüşlerin liderleri,kısaca kimi yolunda kimin görüşünde gidiyorsan,beraber yaşadığınız önderler kasdedilen ayvaz efendi.Yani zamnın canlı önderleri kastediliyor anlayacağın.

Lodos_Rüzgarı
07-11-2009, 15:47
Bakın bununla ilgili size bi mesele anlatayım:
Osmanlının son dönem ulemsından Dört mezhebin müftüsü Ali HaydarEfendi hz(k.s.)şöyle anlatmıştır:
Bir gece şeytan aşikare bana geldi ve:
_Sen hangi mezheptensin?diye sordu.Bende;
_Ehli sünnet vel cemaat mezhebindenim.''dedim.O da;
_Mezhebinin hak olduğuna dedilin nedir?dedi.Ben de;
_Kuranı Kerimdir dedim.bu cwp üzerine o;
_Her mezhep sahibi haklı olduğuna dair Kuran'ı delil getiriyo.O halde onların haksız,senin haklı olduğun ne malüm''dedi..
Böyle ona ne dedil getirdiysem bir türlü def olmadı ve bana karşılık verdi.Sonra çok yoruldum ve yanımdaki yatağa uzandım.İşte o anda Allah'u Teala Hazretleri:FEİN AMENÜ Bİ MİSLİ MA AMENTÜM bihi fegad ihtedev''
ayetini aklıma getirdi.Bende yatağımdan doğruldum ona cwp olarak bu ayeti okudum ve dedim ki:
''Bu ayeti celilede Mevla,Habibine ve ashabına hitaben buyuruyorki;
''Eğer onlar(kendi dinlerini hak bilip,insanları ona davet eden Yahudi,Hristiyan vesair din mensupları)senin ve ashabının inandığı gibi inanırlarsa muhakkak ki(ancak o zaman)hidayete ermiş olurlar.Eğer yüz çevirirlerse,ancak onlar haktan büyük bir ayrılık içindeler''sonra şeytana dedim ki''işte bu ayeti kerime nazil olduğu zaman ne şia, ne Cebriyyr,ne kaderiyye gibi batıl mezhepler mevcud değildi''ancak Efendimiz s.a.v ve ashabı mevcuttular ve hak üzere olanlarda ancak bunlardır.
Öyleyse dünya yıkılıncaya kadaronların inancı gibi inanaıp,amelleri gibi amel edenleronlara hakkıyla tabi olduklarındanhidayet üzerine olmuş olurlarki:''EHLİ SÜNNET VEL CEMAAT''bunlardır.Efendimiz sav ve ashabından sonra onların itikatına muhalif(inancına zıt)olarak zuhur eden(meydana gelen)bütün fırkalar ise batıldır.Hidayetten ayrılık içindedirler.Mevla Teala,Efendimize ve ashabına hitaben:
''Eğer onlar sizin inandığınız gibi inanırlarsa,muhakkak hidayete ermiş olurlar.Eğer yüz çevirirlerse ancak onlar Hak'tan uzak bir ayrılık içindedirler(ve hidayetten uzaktırlar)''buyuruyo.
İşte şeytana bunları diyince defolup gitti!!!!!..

Mevla Teala hazretleri bütün müslümanları Ehli sünnet inancında birleştirsin.Yanlış yolda olanlara hidayet etsin.AMİN...
inşallah yardımcı olabilmişimdir size abicim!...

Sofuoglu
07-11-2009, 15:51
Daha öncede demiştimya,ayetleri istediğin gibi kıvırabiliyıorsunuz diye
bak ne kadar bariz.
Kuranda ilk birinci imam Kitap olarak geçer.(Hud Suresi-17) bak oku.
İkinci imam peygamberdir(Bakara-124) bak oku.
Üçüncüsü senin değin önderler.Oda ayvaz efendi,senin dediğiğn ayetki,bugünkü mürşidleriniz tabi olduğunuz siyasi görüşlerin liderleri,kısaca kimi yolunda kimin görüşünde gidiyorsan,beraber yaşadığınız önderler kasdedilen ayvaz efendi.Yani zamnın canlı önderleri kastediliyor anlayacağın.


simdi bu ayetin tevilini(tefsirini) senmi yaptin yoksa biryerdenmi aldin

eger sen yaptiysan hemen tovbe et


Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:

“İnsan sınıflarından her birini biz o gün imamlarıyla beraber çağıracağız.” (İsrâ: 71)

İşte mihenk budur.

Hazret-i Ali -radiyallahu anh- Efendimiz bu Âyet-i kerime hakkında “İmamdan murad, herkesin yaşadığı asrın önderidir.” buyurmuşlardır.

Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz de bir Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuşlardır:

“Kıyamet gününde insanlar bir araya toplanır, Rabb’imiz ‘Her kim neye tapmışsa onun ardına düşsün.’ buyurur. Artık kimi güneşin, kimi ayın, kimi tağutların (kodamanların) peşine düşüp gider.” (Buhârî. Rikak: 52)

Herkes dünyada kimin bayrağı altında bulunmuşsa, kime uymuş, kimi desteklemiş, kimleri rehber edinmişse, ahirette de onun bayrağı altında bulunacaktır. Peşine düşüp gittiği lideri orada nereye götürürlerse onlar da oraya gidecek. Dünyada olduğu gibi ahirette de bir ve beraberdirler. İyiler iyilerle beraber cennette, kötüler kötülerle birlikte cehennemde olacaklardır.

Uzak Yollar
07-11-2009, 15:52
Mevla Teala hazretleri bütün müslümanları Ehli sünnet inancında birleştirsin.Yanlış yolda olanlara hidayet etsin.AMİN...
inşallah yardımcı olabilmişimdir size abicim!...

Allah-u Teala bütün iman edenleri Kuran ve sünnette birleştirsin.
İslamın önüne hiçbir anlayışı geçirmesin.
İnsşaallah ben size yardımcı olmuşumdur kardeş.

fakiri
07-11-2009, 15:55
Daha öncede demiştimya,ayetleri istediğin gibi kıvırabiliyıorsunuz diye
bak ne kadar bariz.
Kuranda ilk birinci imam Kitap olarak geçer.(Hud Suresi-17) bak oku.
İkinci imam peygamberdir(Bakara-124) bak oku.
Üçüncüsü senin değin önderler.Oda ayvaz efendi,senin dediğiğn ayetki,bugünkü mürşidleriniz tabi olduğunuz siyasi görüşlerin liderleri,kısaca kimi yolunda kimin görüşünde gidiyorsan,beraber yaşadığınız önderler kasdedilen ayvaz efendi.Yani zamnın canlı önderleri kastediliyor anlayacağın.



Kıvıran ve yalan söyleyen sensin ! Hud Sûresinin 17. ayetini iki tefsirden baktım ve aşağıya çıkardım. Burada her iki tefsirde de Kuran=imamdır diye bir ibare asla geçmemiş ! Sen böyle bir çeviriyi hangi mezhepsizden öğrendin yalancı ! Bilesin ki, yalan munafıklık alâmetidir.:rtfm:

Elmalılı tefsiri :
Rabbinden apaçık bir delil üzerinde bulunan, onu yine ondan bir şahid izleyen ve ondan önce bir önder ve rahmet olarak Musa'nın kitabı (kendisini doğrulamakta) bulunan kimse, (artık onlar) gibi midir? İşte onlar, buna (Kur'an'a) inanırlar. Gruplardan biri onu inkar ederse, ateş ona vaadedilen yerdir. Öyleyse, bundan kuşkuda olma, çünkü o, Rabbinden olan bir haktır. Ancak insanların çoğunluğu inanmazlar.


Hulâsatu'l-Beyan tefsiri:
[Âsiler zannederler mi ki, Rabbisinden dâvasını ispat edercesine delili ve şahidi olan kimse, ameliyle yalnız hayat-ı dünyayı murad eden kimse gibi olur ve ikisi mertebede indallah müsavi olur mu? Elbette olmaz. Eğer böyle zannederlerse bu gibi zanları fasiddir ve Rabbisinden dâvasının doğru olduğuna delil-i aklîsi olan zatın deliline Kur'an gibi bir de taraf-ı ilâhiden şahid tâbi olur, o delil-i aklîyi te'yid ederse delili olmayanlar müsavi olamaz ve delil-i aklîye tabi olan Kur'an'dan evvel kendisine iktida olunan ve iman edenlere ayn-ı rahmet olan kitab-ı Mûsâ ki, Tevrat-ı Şerif de dâvasının sıdkına şehadet ederse böyle bir takım büyük delillerle dâvasını ispat eden kimseyle delilsiz dâvaya kıyam eden kimseler müsavi olabilirler mi? Elbette olamazlar. İşte şu beyyine üzerine dâvasını ispat edenler Kur'an'a iman ederler ve hak üzere bulunurlar.] Binaenaleyh; Kur'an'a iman eden müminlerle iman etmeyip bütün himmetleri dünyaya masruf olan kâfirler elbette müsavi olamaz.

Lodos_Rüzgarı
07-11-2009, 15:58
Allah-u Teala bütün iman edenleri Kuran ve sünnette birleştirsin.
İslamın önüne hiçbir anlayışı geçirmesin.
İnsşaallah ben size yardımcı olmuşumdur kardeş.

Siz bu düşünceyle bana yardımcı olmazsınız.Ne demek istediğiniz açık sizin abicim ya...
anlamıyorum ki kabullenmek istemediğiniz şey ne?...
Ben size Ehli sünnet üzere birleştirsin diyorum siz bana Kuran ve sünnet üzewre birleştirsin diyosunuz.
Evet çok güzel Bu ikisi olunca saten ehli sünnet olur bunlar olmazsa olmaz.
Ne demek istiyosunuzki siz şimdi!..
Yada benden ne bekliyosunuz?
Eğer amin dememi bekliyosanız diyim AMİN'' inş..
Ama bana yardımc olmadınız ben size olduysam güzel Rabbim mükafat versin!..
Şu yazdığım mübareğin şeytandandan kurtuluşu nasıl olmuş okumadın herhalde!..
Ya da anlamadınız!..
Neyse yapcak bişey yok!..
''Karşındaki olursa sağır.
Sen nekadar bağırısan bağır''
Şimdi anlamaya çalışın bence abicim!..

Uzak Yollar
07-11-2009, 16:02
simdi bu ayetin tevilini(tefsirini) senmi yaptin yoksa biryerdenmi aldin

eger sen yaptiysan hemen tovbe et


Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:

“İnsan sınıflarından her birini biz o gün imamlarıyla beraber çağıracağız.” (İsrâ: 71)

İşte mihenk budur.

Hazret-i Ali -radiyallahu anh- Efendimiz bu Âyet-i kerime hakkında “İmamdan murad, herkesin yaşadığı asrın önderidir.” buyurmuşlardır.

Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz de bir Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuşlardır:

“Kıyamet gününde insanlar bir araya toplanır, Rabb’imiz ‘Her kim neye tapmışsa onun ardına düşsün.’ buyurur. Artık kimi güneşin, kimi ayın, kimi tağutların (kodamanların) peşine düşüp gider.” (Buhârî. Rikak: 52)

Herkes dünyada kimin bayrağı altında bulunmuşsa, kime uymuş, kimi desteklemiş, kimleri rehber edinmişse, ahirette de onun bayrağı altında bulunacaktır. Peşine düşüp gittiği lideri orada nereye götürürlerse onlar da oraya gidecek. Dünyada olduğu gibi ahirette de bir ve beraberdirler. İyiler iyilerle beraber cennette, kötüler kötülerle birlikte cehennemde olacaklardır.



Aynı şeyleri söylüyoruz işte.
Farkımız yok bende öyle diyorum.Sen şimdi günümüzde hangi mürşide tabiysen,hangi siyasi görüşe muhatapsan,milliyetçimisin kapitaşistmisin,şamanistmisin,mezhepçimisin herneyse.
Kim kimin kuluysa,kimin kanunularını yasalarını savunuyorsa,sosyal içtimai olarak hangi görüşü savunuyorsa onun peşinden gidecek.
Ama iki önderi olanlar nasıl yapacak onuda siz düşünün artık.

fakiri
07-11-2009, 16:05
(T) uzak Yolcu ,
Hud Sûresinin 17. ayetinde Kuran= İlk İmam'dır yazmıyor ! Sen bu manayı kime ve hangi işkembeye göre verdin ? Cevap ver !

:mad:

Lodos_Rüzgarı
07-11-2009, 16:09
Kardeşim bence bu anlamayan insanlarla fazla muhatap olmayın!..
Mevla tealanın habibine buyurduğu gibi:
Onları hidayet edecek sen değilsin!..
Ben dilediğimi hidayet ederim dilediğimi saptırırım!..
Bunun gereğince fazla uğraşmayın anlamayan anlamaz....
Anlayan sivri sinek saz
Anlamayana davul zurna az''...
Daha ne diyim abimiz davulun sesini duymuyoooo!..

Uzak Yollar
07-11-2009, 16:09
(T) uzak Yolcu ,
Hud Sûresinin 17. ayetinde Kuran= İlk İmam'dır yazmıyor ! Sen bu manayı kime ve hangi işkembeye göre verdin ? Cevap ver !

:mad:

Herşeyi benden bekleme ayvaz,birazda sen oku araştır.
Değilmi ama?

Lodos_Rüzgarı
07-11-2009, 16:12
Herşeyi benden bekleme ayvaz,birazda sen oku araştır.
Değilmi ama?
Çok komikleştin sayın uzak yollar''
O kadar araştırmışsın kii nerden araştırdıysan yanlış hükmediyosun''
çok araştırıcı olarak bunu da sen araştır ayvaz şimdi yanlış araştırır.
Sen doğrusunya sen bul getir hadii!!:..
(: (: (:

fakiri
07-11-2009, 16:12
Herşeyi benden bekleme ayvaz,birazda sen oku araştır.
Değilmi ama?

Ayeti çarpıtarak ve yanlış bir mana ile foruma aksettirdin ! Buna hakkın ve selâhiyetin yok ! Hud Sûresi 17. ayete kim Kuran = "İmamdır" manası vermiş ? Söyle yoksa seni en büyük YALANCI ilân ediyorum !

Uzak Yollar
07-11-2009, 16:42
Çok komikleştin sayın uzak yollar''
O kadar araştırmışsın kii nerden araştırdıysan yanlış hükmediyosun''
çok araştırıcı olarak bunu da sen araştır ayvaz şimdi yanlış araştırır.
Sen doğrusunya sen bul getir hadii!!:..
(: (: (:

Herşey hazı olursa kıymeti olmaz.
Biraz emek gerekir.

Uzak Yollar
07-11-2009, 16:44
Ayeti çarpıtarak ve yanlış bir mana ile foruma aksettirdin ! Buna hakkın ve selâhiyetin yok ! Hud Sûresi 17. ayete kim Kuran = "İmamdır" manası vermiş ? Söyle yoksa seni en büyük YALANCI ilân ediyorum !

İşte anlamadığın nokta burası.
Sana oku diyorum ama beni dinlemiyorsun.
Sen kitaba tabi değilimisin,Allah kitaptan sormayacakmı ayvaz.
Sen beni neler olarak ilan ettin geçmişte yalancı desen nolurki.
Sapık yaptınya,yalancılık yanında çok hafif değilmi ayvaz efendi.

fakiri
07-11-2009, 16:59
İşte anlamadığın nokta burası.
Sana oku diyorum ama beni dinlemiyorsun.
Sen kitaba tabi değilimisin,Allah kitaptan sormayacakmı ayvaz.
Sen beni neler olarak ilan ettin geçmişte yalancı desen nolurki.
Sapık yaptınya,yalancılık yanında çok hafif değilmi ayvaz efendi.

Konuyu çarpıtma !
Hud Sûresi 17. ayete kim Kuran = "İmamdır" manası vermiş ?
Cevap yaz ! Cevap vermeye mecbursun !
:pokey:

hirahos
07-11-2009, 18:21
Şu hadiseyi bir dahi daha okunaklı olarak alıntılayıp tekrar edelim:


Osmanlının son dönem ulemasından Dört mezhebin müftüsü Ali Haydar Efendi hz. şöyle anlatmıştır:

Bir gece şeytan aşikare (açıktan, görünerek) bana geldi ve:

- Sen hangi mezheptensin? diye sordu. Ben de;

- Ehli sünnet vel Cemaat mezhebindenim, dedim. o da;

- Mezhebinin hak olduğuna delilin nedir? dedi. Ben de;

- Kur'an-ı Kerim'dir dedim. Bu cevap üzerine o;

- Her mezhep sahibi, haklı olduğuna dair Kur'an'ı delil getiriyor. O halde onların haksız, senin haklı olduğun ne malum (nerden belli), dedi..

- Böyle ona ne delil getirdiysem, bir türlü def olmadı (ayrılıp gitmedi) ve bana karşılık verdi.

Sonra çok yoruldum ve yanımdaki yatağa uzandım. İşte o anda Allah Teala Hazretleri

"FEİN AMENÜ Bİ MİSLİ MA AMENTÜM bihi fegad ihtedev''

ayetini aklıma getirdi. Ben de yatağımdan doğruldum ona cevap olarak bu ayeti okudum ve dedim ki:

- Bu Ayet-i Celile'de Mevla Teala, Habibine ve Onun Ashabına hitaben buyuruyor ki;

"Eğer onlar (kendi dinlerini hak bilip, insanları ona davet eden Yahudi, Hıristiyan vesair din mensupları) Senin ve Ashabının inandığı gibi inanırlarsa muhakkak ki (ancak o zaman) hidayete ermiş olurlar. Eğer yüz çevirirlerse, ancak onlar haktan büyük bir ayrılık içindeler"

Sonra şeytana dedim ki:

- İşte bu Ayet-i Kerime nazil olduğu zaman ne Şia, ne Hariciyye, ne Cebriyye, ne Kaderiyye gibi batıl mezhepler mevcud idi. Ancak Efendimiz aleyhisselam ve Ashabı mevcuttular ve Hak üzere olanlar da ancak bunlardır.

Öyleyse dünya yıkılıncaya kadar onların inancı gibi inanıp, amelleri gibi amel edenler onlara hakkıyla tabi olduklarından hidayet üzerine olmuş olurlar ki:

"EHLİ SÜNNET VEL CEMAAT"

bunlardır. Efendimiz sav ve Ashabından sonra onların itikatına muhalif (inancına zıt) olarak zuhur eden (meydana gelen) BÜTÜN FIRKALAR İSE BATILDIR. Hidayetten ayrılık içindedirler. Mevla Teala, Efendimize ve Ashabına hitaben:

"Eğer onlar, sizin inandığınız gibi inanırlarsa, muhakkak hidayete ermiş olurlar. Eğer yüz çevirirlerse ancak onlar Hak'tan uzak bir ayrılık içindedirler (ve hidayetten uzaktırlar)'' buyuruyor.

İşte şeytana bunları diyince defolup gitti!...

***

Bir dua:

Mevla Teala hazretleri bütün müslümanları Ehli sünnet inancında birleştirsin.Yanlış yolda olanlara hidayet etsin. AMİN...

Allah razı olsun nakledenden. Bu kıssada ne ibretler vardır. Allah Teala istifade nasip etsin cümlemize...

Bir çok kitapta okumuş ve ehlullahtan duymuştum. Şeytan, can çekişirken, son nefesten önce en aliminin dahi olsa ölmek üzere olan Müslümanın yanına yaklaşarak, onu alt etmeye çalışır, şüpheye salarak imanını almaya çabalar ve onu imansız göndermek için çok uğraşırmış. Ve ilmi çok olduğundan ölmek üzere olanın getirdiği ne varsa çürütürmüş. Bu nedenle kuvvetli bir iman, hakiki bir ihlas ve hiç bir rüzgarın savuramayacağı bir yakin'e sahip olmayanları çok zorlar terletirmiş. Allah Teala, eğer medet imdat etmez ise Müslümanın o imtihanı çok çetin olurmuş, Allah muhafaza etsin. Kötü bir sondan cümlemizi muhafaza buyursun.

Yukarıdaki kıssada bu hakikat açık bir şekilde ortadadır.

İkinci bir ibretlik yön, şeytan ne kadar da insaf ehlidir. Haşa tabiri caiz ise... Kendisine Şer'i bir delil getirildiğinde, akli bir cevap verildiğinde; hayır deyip bildiğini okumaya devam etmiyor. Çürüdüğünde teslim olup arkasını dönüp gidiyor. Yani özlediğimiz bir davranış desek bilmem yanlış anlaşılır mıyım?

Üçüncü ibretlik yön, Mezhep tartışmalarına son noktayı koymuştur. Ehli Sünnet vel Cemaat dışında lakırdı edenlerin, kiminle arkadaşlık ettikleri ortaya çıkmıştır. "Kişi arkadaşının dini üzerindedir", kelam-ı şerifinin ne kadar doğru olduğu bir kez daha anlaşılmıştır.

Bu kıssadan alınacak hisse şudur:

Ehli Sünnet vel Cemaatten başkasına itibar etmeyelim. Bir Hak Mezhebi yol tutup onun sayesinde amel ve ibadet edelim. Sarsılmaz bir inanç ve ihlasa, hakke'l yakin bir imana sahip olabilmenin çarelerine bakalım. Allah dostlarından ve Mürşid-i Kamillerden ayrılmayalım. "Sadıklarla olunuz", "onlarla arkadaşlık ediniz" emr-i şerifini tutalım. Gerisi, görelim Mevla neler eyler.

manifesto
07-11-2009, 21:12
İşte bu Ayet-i Kerime nazil olduğu zaman ne Şia, ne Hariciyye, ne Cebriyye, ne Kaderiyye gibi batıl mezhepler mevcud idi. Ancak Efendimiz aleyhisselam ve Ashabı mevcuttular ve Hak üzere olanlar da ancak bunlardır.

BATIL mezhep...
Yani şia da bir takım farklı içtihadların olduğunu biliyoruz
ama BATIL MEZHEP tabiri hem onmilyonlarca müslümana hakaret
hem onların kıblelerine hakaret hem secdelerine..

Bu konuyu tartışmamızın asıl gayesi bu

Kendmizi temiz alemi kirli sanırız kim bilir belki de yanılıyoruz..
Bu BATIL mezhepler yoktu da hanefilik mi var dı bu ayetler nazil oluyorken?
Konunun ana eksenini ne yazık ki kaçırıyorsunuz

Konu mezhepler niye var niye yok olmasa daha iyi olur mevzuu değil

Batıl ve HAK tasnifini KUR'ANA göre değil de mezhebe göre yapma kolaycılığı

fakiri
07-11-2009, 21:16
BATIL mezhep...
Yani şia da bir takım farklı içtihadların olduğunu biliyoruz
ama BATIL MEZHEP tabiri hem onmilyonlarca müslümana hakaret
hem onların kıblelerine hakaret hem secdelerine..
Bu konuyu tartışmamızın asıl gayesi bu
Kendmizi temiz alemi kirli sanırız kim bilir belki de yanılıyoruz..
Bu BATIL mezhepler yoktu da hanefilik mi var dı bu ayetler nazil oluyorken?
Konunun ana eksenini ne yazık ki kaçırıyorsunuz
Konu mezhepler niye var niye yok olmasa daha iyi olur mevzuu değil
Batıl ve HAK tasnifini KUR'ANA göre değil de mezhebe göre yapma kolaycılığı


Batıl Mezhep vardır. Bu ne demektir ? Yani, doğru yolda olmayan uyduruk mezhep demektir. Bence siz kendi inanç durumunuzu acilen kontrol ve muhasebe edin ! Çünkü, ne dediğinizi bilmiyorsunuz !

:rtfm:

talib
07-11-2009, 21:22
Her ekolün, sistemin kendi içinde bir bütünlüğü vardır. O yüzden bir şurdan, bir burdan olmaz. Her müctedin kendine özgü kuralları ve yöntemleri olabilir. Buna göre Kur'an ve sünnetten hüküm çıkarır. Siz abdesti birine göre namazı diğerine göre kılarsanız, o bütünlüğü yıkmış olursunuz ve hatada olmak ihtimaliniz vardır.

1. Kendimiz hüküm veremeyeceğimiz için müctehid alimlere uyarız. Ben de veririm diyenler, uzmanlığa önem vermeyn cahillerdir. Her işin bir uzmanı vardır.

2. Her ekolünde kendi içinde bir bütünlüğü olduğuna göre, mezhepleri birleştirmek caiz değildir. Birini uymak lazımdır.

manifesto
07-11-2009, 21:33
Her ekolünde kendi içinde bir bütünlüğü olduğuna göre, mezhepleri birleştirmek caiz değildir. Birini uymak lazımdır.
Mezheplere ayrılmak caiz ama tüm inananları ortak bir itikat amel ve içtihad etrafında toplamak caiz değil
Vay bee :)

Aslında görmediğiniz veya görmek istemediğiniz mezheplerde ki ayrılıkların ana unsurunun sen abdesti böyle alıyorsun sen namazı birleştiriyorsun sen köpeğe dokununda abdest alıyorsun ben kadına dokununca abdest alıyorum farklılığı değil

Zaten bu konularda bütünlük var.Asıl ayrılığın nedeni SİYASİDİR.Özellikle ŞİA ve Sünni ayrımının ve ayrılığının ANA GÖVDESİ siyasi meselelerdir.
Taaa kim halife olacaktı olmayacaktı kavgasından başlayan bu mezhepçi tarafgirlik bir EKOL olmuş ve bu günkü ayrılık gibi görünen bakışlara yorumlara neden olmuş
Dolayısıyla mezhepleri birleştirmek veya ayrılıkları gidermek işi sadece ortak içtihadlar ile değil ortak SİYASİ birlikle gerçekleşir

fakiri
07-11-2009, 21:38
Mezheplere ayrılmak caiz ama tüm inananları ortak bir itikat amel ve içtihad etrafında toplamak caiz değil
Vay bee :)
Aslında görmediğiniz veya görmek istemediğiniz mezheplerde ki ayrılıkların ana unsurunun sen abdesti böyle alıyorsun sen namazı birleştiriyorsun sen köpeğe dokununda abdest alıyorsun ben kadına dokununca abdest alıyorum farklılığı değil
Zaten bu konularda bütünlük var.Asıl ayrılığın nedeni SİYASİDİR.Özellikle ŞİA ve Sünni ayrımının ve ayrılığının ANA GÖVDESİ siyasi meselelerdir.
Taaa kim halife olacaktı olmayacaktı kavgasından başlayan bu mezhepçi tarafgirlik bir EKOL olmuş ve bu günkü ayrılık gibi görünen bakışlara yorumlara neden olmuş
Dolayısıyla mezhepleri birleştirmek veya ayrılıkları gidermek işi sadece ortak içtihadlar ile değil ortak SİYASİ birlikle gerçekleşir

Bu işlerin siyasetini Şai çok iyi yapar arkadaş ! Bizim merakımız senin bu batıl mezhebin avukatlığına neden soyunduğundur ? Gerçi, gayrı müslimlerle oturup-kalkmakta ve birlikte iftar yapmakta bir beis görmeyenlerin Şia ile ne alıp veremeyeceği olabilir ki ? Neye ve nasıl olursa olsun, bütün inananlar (müslim-gayrı müslim) kardeştir dersiniz olur biter !

NEÛZUBİLLÂH !

:(

talib
07-11-2009, 21:43
Biz hak mezhepleri birleştirmek caiz değil diyoruz. Yani bir konuda hangi mezhebin görüşü işine geliyorsa onu almayı caiz görmüyorlar. Sizin dediğiniz başkadır. Başka meseledir.

Bizim dediğimiz manada mezheplere ayrılmak rahmettir ve birleştirmek mümkün de değil gibidir.

Sizin dediğiniz manada ehli sünnet üzere birleşmek lazımdır. Bunun içinde diyaloga ihtiyaç vardır. Bugüne kadar yapılamamış bugünden sonra da zor. Bu da Mehdi aleyhisselam'ın işi olacak gibi.

hirahos
07-11-2009, 22:04
BATIL mezhep...
Yani şia da bir takım farklı içtihadların olduğunu biliyoruz
ama BATIL MEZHEP tabiri hem onmilyonlarca müslümana hakaret
hem onların kıblelerine hakaret hem secdelerine..

Bu konuyu tartışmamızın asıl gayesi bu

Kendmizi temiz alemi kirli sanırız kim bilir belki de yanılıyoruz..

Bu BATIL mezhepler yoktu da hanefilik mi var dı bu ayetler nazil oluyorken?
Konunun ana eksenini ne yazık ki kaçırıyorsunuz

Konu mezhepler niye var niye yok olmasa daha iyi olur mevzuu değil

Batıl ve HAK tasnifini KUR'ANA göre değil de mezhebe göre yapma kolaycılığı

Şu işi bir somutlaştıralım. Mesela Şia'nın hangi yönleri (sizin tabirinizle İÇTİHADLARI) takip ve taklid edilebilir?

Siz hangilerine uydunuz şimdiye kadar? Yani hangi yönleri TEMİZdir? Kur'an'a göre hangi yönleri HAKtır?

Somut örneklerle lütfen.

manifesto
07-11-2009, 22:30
Şu işi bir somutlaştıralım. Mesela Şia'nın hangi yönleri (sizin tabirinizle İÇTİHADLARI) takip ve taklid edilebilir?


Siz hangilerine uydunuz şimdiye kadar? Yani hangi yönleri TEMİZdir? Kur'an'a göre hangi yönleri HAKtır?

Somut örneklerle lütfen.
Hangi yönleri temizdir derken sanki baştan ayağa PİS olan bir necaset varmış gibi ifade ettin.
Bir şii ile gönül rahatlığı ile HAC edebilirsin.
Senden bende daha temizdir hac ibadetleri..Bizlerde ki gibi KOCAMAYI da beklemezler..
Şia nın ekserisi ahli sünnet mezheplerini sapmış sapıtmış insanlar grubu olarakl tasnif etmez.
Yani kişi şia değil ise batıl yada sapıtmış değildir diye iman ederler
Şia değilse de müslümandır ancak şia değildir şeklinde genel kabulleri var
Ama sanki özellikle sizler DİNİ tekele almışsınız gibi hareket ediyorsunuz
Kişi şia ise caferi ise mecusi ile bir tutacaksınız

Sofuoglu
07-11-2009, 22:35
Hangi yönleri temizdir derken sanki baştan ayağa PİS olan bir necaset varmış gibi ifade ettin.Bir şii ile gönül rahatlığı ile HAC edebilirsin.
Senden bende daha temizdir hac ibadetleri..Bizlerde ki gibi KOCAMAYI da beklemezler..

hac ibadeti ile ne alakasi var manifasto,

somut ornek derken sanirim hirahos agbey itikati meselelerde demek istedi

yoksa fiziki pislikten,temizlikten bahsetmedi(Allah-u alem)

saglıkcı
07-11-2009, 22:53
İbni Sebeciler,(Yani şia taifesi) Peygamber efendimizin mübarek kayınpederi Hazret-i Ebu Bekir’e hâşâ kâfir diyorlar. Allah Resulünü yakalatmak için onunla hicret etti diyorlar. Fedek hurmalığını Fatıma’nın elinden zorla alıp beytülmala verdi diyorlar. Hazret-i Ali de halife olunca bu haksızlığı önlemedi diyerek ona da dil uzatıyorlar.
İbni Sebeciler, Peygamber efendimizin mübarek kayınpederi Hazret-i Ömer’e de âyet-i kerimelere, hadis-i şeriflere rağmen hâşâ kâfir diyorlar. Daha başka iftiraları varsa da bu iftira yanında onların bir önemi yoktur. Çünkü bir insan kâfirse onun diğer işlerine bakılır mı?
İbni Sebeciler, Peygamber efendimizin iki kızını verdiği mübarek damadı Hazret-i Osman’a da hâşâ kâfir diyorlar. Kur’an-ı kerimi değiştirdi, iş başına hep akrabalarını getirdi diyorlar.
İbni Sebeciler, Peygamber efendimizin mübarek damadı Hazret-i Ali’ye, eshabı sevmediği halde senelerce onları idare etti, yani ikiyüzlülük etti diyerek hâşâ münafıklık isnat ediyorlar. Allah’ın verdiği ilmi sakladı sadece torunlarına verdi, onlar da bunu gizledi, ahir zamanda Mehdi meydana çıkaracak diye de hâşâ küfür isnat ediyorlar.
Sebeciler, âlemlere rahmet olarak gönderilen sevgili Peygamber efendimizin zevcesi Hazret-i Âişe’ye, kayınpederleri Hazret-i Ebu Bekir, Hazret-i Ömer ve Hazret-i Ebu Süfyan’a, kayınvalidesi Hazret-i Hind’e, insanlık tarihinde bir Peygamberin iki kızıyla evlenme şerefine kavuşmuş tek zat olan damadı Hazret-i Osman’a, kayınbiraderi aynı zamanda vahiy kâtibi olan Hazret-i Muaviye’ye hâşâ kâfir diyorlar, burada yazmaya İslami hayamızın müsaade etmeyeceği şekilde ağza alınmayacak çirkin sözler söylüyorlar, bu mübarek insanlara sövmeyi, lanet etmeyi ibadet kabul ediyorlar.
Allahü teâlânın, Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an-ı kerimde methettiği, (Hepsinden razıyım, hepsine Cenneti vaad ettim) diye buyurduğu eshab-ı kirama, ibni Sebeciler, hâşâ münafık, kâfir diyorlar, olmadık şeyleri söylüyorlar. İlk üç halifeye sövmeyi ibadet kabul ediyorlar.
İbni Sebeciler, Hazret-i Ali ile savaşan sahabeye kâfir diyorlar.

manifesto
07-11-2009, 23:05
Sebeciler, âlemlere rahmet olarak gönderilen sevgili Peygamber efendimizin zevcesi Hazret-i Âişe’ye, kayınpederleri Hazret-i Ebu Bekir, Hazret-i Ömer ve Hazret-i Ebu Süfyan’a, kayınvalidesi Hazret-i Hind’e, insanlık tarihinde bir Peygamberin iki kızıyla evlenme şerefine kavuşmuş tek zat olan damadı Hazret-i Osman’a, kayınbiraderi aynı zamanda vahiy kâtibi olan Hazret-i Muaviye’ye hâşâ kâfir diyorlar,

:)
Kimi şia ya kafir der
Kimi Vehhabiye kafir der
...
Sanırsınız ki şiiler yatıyor kalkıyor hz.Ebubekir'e küfür ediyor yada hzç ömer e kafir demek için birbirleri ile yarışıyor
İşte sünnilere böyle söyletiyorlar şiilere de haksızlığa uğradınız didirtiyorlar
Herkes birbir kulağına acip mucip şeyler fısıldıyor

saglıkcı
07-11-2009, 23:17
:)
Kimi şia ya kafir der
Kimi Vehhabiye kafir der
...
Sanırsınız ki şiiler yatıyor kalkıyor hz.Ebubekir'e küfür ediyor yada hzç ömer e kafir demek için birbirleri ile yarışıyor
İşte sünnilere böyle söyletiyorlar şiilere de haksızlığa uğradınız didirtiyorlar
Herkes birbir kulağına acip mucip şeyler fısıldıyor
Sanırsınız ki şiiler yatıyor kalkıyor hz.Ebubekir'e küfür ediyor yada hzç ömer e kafir demek için birbirleri ile yarışıyor
Yahu yatıp kalkıp söylemesi gerekmez böyle biliyor ve inanıyorsa ve bu hususları böylece kitablarına geçmişlerse.Sorulduğunda böyle diyorlarsa kısacası bir kere söylemesi yeterlidir.

hirahos
07-11-2009, 23:18
Hangi yönleri temizdir derken sanki baştan ayağa PİS olan bir necaset varmış gibi ifade ettin.
Bir şii ile gönül rahatlığı ile HAC edebilirsin.
Senden bende daha temizdir hac ibadetleri..Bizlerde ki gibi KOCAMAYI da beklemezler..
Şia nın ekserisi ahli sünnet mezheplerini sapmış sapıtmış insanlar grubu olarakl tasnif etmez.
Yani kişi şia değil ise batıl yada sapıtmış değildir diye iman ederler
Şia değilse de müslümandır ancak şia değildir şeklinde genel kabulleri var
Ama sanki özellikle sizler DİNİ tekele almışsınız gibi hareket ediyorsunuz
Kişi şia ise caferi ise mecusi ile bir tutacaksınız

Kardeş, hakkınızda ne söyleyeceğimi şaşırmış durumdayım... Zira durumunuzu ifade etmek için kullanacağım kelimeler kalbinizi kırabilir.

Şu yazının neresini ele alıp düzeltelim ki? Hayret...

Mesele ibadet, muamelat, ukubat ise Ehli Sünnet Mezhepleri bunları en mükemmel ve noksansız şekilde zaten vermiştir ve bunlar tatbik edilmek üzere beklemektedir.

Fıkhi olarak, Ehli Sünnet mezheplerinde eksik olan nedir ki tamamlamak için başka mezheplere de bakacağız.

4 Hak mezhepte "ihtiyarken" Hacca gidilir diye bir kural (hüküm) bulup getirmelisiniz. Bizler gibi kocamayı bekler demeniz, bunu yapabildiğiniz takdirde muteberdir. Yapamazsanız, iftira etmeyiniz.

Daha geçen Humeyni'nin Ehli Sünneti (dört Mezhebi) kafir ilan eden ve öldürülmeleri gerektiği konusunda kitaplarından, tarama alıntılar okudum. Şia'yı nasıl da tebrie ediyorsunuz, maşallah. Oktar'dan mı öğrendiniz?

Biz ise Şia'yı tekfir etmeyiz. Ehli Bid'at MÜSLÜMANLARDIR. Geçen yazdım ama ya okumadınız, ya da hafızanızda bir rahatsızlık var. Şia'yı mecusiyle bir tutmamız da nerden çıktı a birader? Uymasa da biz uydururuz mu dersiniz?

Şimdi şu sorulara cevap veriniz:

* Şia, ilk üç Hulefa-i Raşidinin halifeliklerini kabul etmez. Onları tekfir edenleri vardır. Hepsi, Ashap düşmanıdırlar. Ashabın neredeyse yarısını kabul etmezler ve onlara sayıp söverler, lanet ederler. Onların katillerine süslü mezarlar yaparlar, o günleri bayram kabul ederler.

Hz. Aişe validemize karşı saygı ve edep ölçüleriyle bağdaşmayan ifade ve tutumlar benimseyenleri olmuştur.

* Bir de Mut'a uygulamaları vardır. Haftalık, aylık, 3 aylık, 1 yıllık; afedersiniz karı koca münasebetlerine izin verirler. Ondan sonra çiftlerin biri bir yana diğeri bir yana çekip giderler. Yani zinanın dine uydurulmuş bir uygulamasıdır.

* Şia'nın (Humeyni'nin) ters cinsel ilişkiye cevaz verdiği de bilinir. İslamoğlu, bu fetvayı kutsamıştır. Bilinmeyen bir husus değildir.

* Hatta bazı Şiaların affedersiniz toplu beraberliklere yani sayıca kalabalık kadınlar ve erkeklerin bir arada bulunmasına cevaz verdikleri görülmüştür.

* Şia'ya göre, bir Şia'nın, Mezhebini gizleyip, başka Mezheplerden görünmesi, onların aralarına şüphe ve nifak sokması caizdir. Hatta dini bir vaciptir.

* Şia (İsna Aşeriye), Peygamber Efendimizin görevini tam yapmadığına inanır. Onlara göre, İmamlar doğuştan gelen ilim ve marifetleriyle Peygamber Efendimizin tamamlamadığını tamamlarlar. İmamlar masumdur. Hatadan beridirler. Allah adına helal ve haram koymaya yetkilidirler. Hatta kimi zaman İmamların, Peygamberlerin dahi bilmediklerini bildiklerini söylerler.

* Şiilere göre sünnet, sadece Peygamber efendimiz Hz. Muhammed'in sünneti değil, bilakis Hz. Muhammed'in ve ondan sonra gelen masum imamların sünnetidir.

* Hatta bir kısım Şia kolları, Kur'an'ı Kerim'in, özellikle sayıp sövdükleri Ashab tarafından 1/3 oranında azaltıldığını, Mehdi-yi Muntazar geldiğinde kalan 2/3'ün de ortaya çıkacağını söylerler. Mehdi geldiğinde Hz. Ali'den başkası Halifeleri diriltecek ve çarmıha gerecektir diye inanırlar.

* Ulema tespit etmiştir ki Hadis uydurmada Şia'dan daha yalancı bir topluluk yeryüzünde görülmemiştir. Takiyye uygulamasıyla "yalanı" vacip gören Şia'nın bu hususiyetine şaşırmamak gerekir.

***

İşte bu ve benzeri ve de sayılmamış temel umdelerde (ana ilkelerde) Şia, Ehli Sünnet'ten Yani Peygamber Efendimizin ve Ashabının yolundan ayrılmışlar, bid'ate sapmışlardır.

Bunlar TEMİZ olmayan inanç ve amellerdir. REDDEDİLMESİ gerekir.

Manifesto bu inanç ve uygulamalar sizce de reddedilmeli midir? Ne diyorsunuz?

Ahi Evran
07-11-2009, 23:24
* Bir de Mut'a uygulamaları vardır. Haftalık, aylık, 3 aylık, 1 yıllık; afedersiniz karı koca münasebetlerine izin verirler. Ondan sonra çiftlerin biri bir yana diğeri bir yana çekip giderler. Yani zinanın dine uydurulmuş bir uygulamasıdır.

Evet, o zina dediğiniz sünni kaynaklarda haddinden fazla rivayet ile bulunmaktadır...
O zina lafınıza iyice bakın bakalım nereye gidiyor?

Bazı husularda haklısınız...
Haklılığınızı haksız konuma getirmekten sakının...

hirahos
07-11-2009, 23:26
Evet, o zina dediğiniz sünni kaynaklarda haddinden fazla rivayet ile bulunmaktadır...
O zina lafınıza iyice bakın bakalım nereye gidiyor?

Bazı husularda haklısınız...
Haklılığınızı haksız konuma getirmekten sakının...

Ahi, hiç bir Ehli Sünnet Mezhep ve alim öncesinden bugüne kadar mut'a'ya cevaz vermemiştir. Mut'a, Asr-ı Saadette bir müddet uygulanmış, Peygamber efendimizce yasaklanmıştır.

Sünni kaynaklardaki rivayetler bu minval üzeredir.

Mut'a, yani sınırlı nikah batıl ve haramdır. Nokta.

Ahi Evran
07-11-2009, 23:29
Ahi, hiç bir Ehli Sünnet Mezhep ve alim öncesinden bugüne kadar mut'a'ya cevaz vermemiştir. Mut'a, Asr-ı Saadette bir müddet uygulanmış, Peygamber efendimizce yasaklanmıştır.

Sünni kaynaklardaki rivayetler bu minval üzeredir.

Mut'a, yani sınırlı nikah batıl ve haramdır. Nokta.

Bakın, asr-ı saadette uygulandığını biliyorsunuz...
Neymiş, zina değilmiş...

hirahos
07-11-2009, 23:32
Sizin iyi niyetinizden kuşkulanıyorum, azizim. Peygamber Efendimiz yasaklamışsa zinadır. Bunun bir süre uygulanıp uygulanmaması bir ölçü değildir. Ölçü Allah ve Resulüdür. Resulullah efendimiz yasaklamışsa haramdır. Bitti.

Neyse, konunun yönünü değiştirmeyelim.

saglıkcı
07-11-2009, 23:42
İslamın ilk yıllarında şarab içmek serbestti (Sonra Ayet-i Kerimelerle haram kılındı.)diye nasılki içki bak asr-ı saadettede içiliyormuş öyleyse diye bir laf edilemez.Bu bahis içinde edilimez.Yalnız muta nikahıyla zina edenlere recm cezası uygulanmaz,ve muta nikahıyla bir olmak zina değildir diyene kafir denmez.

agbi
07-11-2009, 23:50
HİRAHOS

Şimdi ben kabul ettiğim mezhep dışında başka mezhebi kabul etmiş TARİKATA a giremem mi.

Mezhebimimi değiştirmem lazım.

Yoksa bilinen ve kabul edilen Tüm tarikatlar aynı mezhebimi kabul etmiş.

Bu konuda avamca aysınlatıcı bilgi vermenizi istesem.

hirahos
08-11-2009, 00:12
Hangi Mezhepteyseniz, o Mezhepçe itikad ve amel sahibi olmanız lazımdır. Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbeli...

Tarikat fark etmez. Aynı Tarikatte 4 farklı Mezhepten Müridan bulunabilir.

Mezhebiniz ne ise ona göre hareket edersiniz. Tarikatiniz ne gerektiriyorsa onu da işlersiniz. Ağbi.

agbi
08-11-2009, 00:18
Hangi Mezhepteyseniz, o Mezhepçe itikad ve amel sahibi olmanız lazımdır. Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbeli...

Tarikat fark etmez. Aynı Tarikatte 4 farklı Mezhepten Müridan bulunabilir.

Mezhebiniz ne ise ona göre hareket edersiniz. Tarikatiniz ne gerektiriyorsa onu da işlersiniz. Ağbi.

Yapmayın şimdi.

verdiğiniz cevap ta doğru olabilir ama siz dmiyormusunuz Allah cc İmamları ile çağıracak diye.

O zaman tarikat imamı ilemi beni çağıracak yoksa Mezhep imamım lamı.

Ben ümmiyim sorularım yanlış olabilir yanlışlıktamda Allah cc sığınırım.

Hangi imamın arkasında rabbimin önüne çıkıcam ?

Şimdi tarikat imamım varsayım Şafi imamını kabul etmiş ben hanefi şimdi bu ÇELİŞKİ değilmi ?

Bak Hirahos

Konu çok ciddi İnsanı aldatabilir ilmi ALLAH cc muhafaza.

hirahos
08-11-2009, 00:25
Öncelikle Şeyh Efendinizle birlikte çağrılırsınız. Sonra, Mezhep imamlarının yanında toplanırsınız. Sonra, bütün Hak Tarikatler ve Hak Mezhepler, hep beraber Peygamber Efendimizin sancağı altına inşallah... O mübarek sancağa gidelim de Şeyh efendimiz mi önce olur, Mezhep İmamımız mı önce olur fark etmez değil mi ağbi? ;)

Şeyh efendiden, Mezhep İmamından maksad Peygamber Efendimize kavuşmaktır.

agbi
08-11-2009, 00:29
Öncelikle Şeyh Efendinizle birlikte çağrılırsınız. Sonra, Mezhep imamlarının yanında toplanırsınız. Sonra, bütün Hak Tarikatler ve Hak Mezhepler, hep beraber Peygamber Efendimizin sancağı altına inşallah... O mübarek sancağa gidelim de Şeyh efendimiz mi önce olur, Mezhep İmamımız mı önce olur fark etmez değil mi ağbi? ;)

Şeyh efendiden, Mezhep İmamından maksad Peygamber Efendimize kavuşmaktır.

Hirahos

İlmin var bu gerçeği kabul ederim fakat TEHLİKELİ SULARDA YÜZÜYORSUN yaşça senden büyüğüm herhalde Bugün Allah cc izniyle 54 Yaşına giriyorum. buda haddim olmuyarak bir ağbi nasihatı olsun siz.nasihat konusunda haddimi aştıysam özür dilerim hakkını helal et.

hirahos
08-11-2009, 00:53
Allah razı olsun abi ve estağfirullah, nasihatınızı aldık baş üstüne dedik.

(Haşa, ilmim yoktur. Bildiğim ne var ise copy-paste sağolsun :) )

dostluk
08-11-2009, 01:10
Yapmayın şimdi.

verdiğiniz cevap ta doğru olabilir ama siz dmiyormusunuz Allah cc İmamları ile çağıracak diye.

O zaman tarikat imamı ilemi beni çağıracak yoksa Mezhep imamım lamı.

Ben ümmiyim sorularım yanlış olabilir yanlışlıktamda Allah cc sığınırım.

Hangi imamın arkasında rabbimin önüne çıkıcam ?

Şimdi tarikat imamım varsayım Şafi imamını kabul etmiş ben hanefi şimdi bu ÇELİŞKİ değilmi ?

Bak Hirahos

Konu çok ciddi İnsanı aldatabilir ilmi ALLAH cc muhafaza.

bu kadar zora sokmaya ,yokuşa sürmeye gerek varmıdır.. ?

İtikadda mezhep tektir. Çünkü itikadda ayrılık olmaz. İtikadda mezhebimiz Ehl-i sünnet vel-cemaattir.

İmam-ı Eşari ile imam-ı Matüridi arasında iman konusunda temelde ayrılık yoktur. Hatta biri Hanefilerin, diğeri Şafiilerin imamı demek de doğru değildir. İkisi de ehl-i sünnetin imamlarıdır..

Bir şafii, imam-ı Matüridi gibi inansa veya bir hanefi, imam-ı Eşari gibi inansa Ehl-i sünnet olmaktan çıkmaz. Fakat bir kimse, amele ait bir hükümde ihtiyaçsız kendi mezhebini bırakıp, başka bir mezhebin hükmü ile amel etse mezhepsiz olur.

inançları ayynı, haktır - tektir ..Amelleri farklıdır..!

ittikatta imamlarımızı ayırmak uygun değilken,tarikatlerdeki mezhep farklılıklarını ayırım yapmak ne derece doğru..


çağırdıkları vakit zincirleme inşallah gideceğiz ..Rahman yolda koyanlardan eyylemesin..

agbi
08-11-2009, 01:21
kimmis bu ciddi calismayi yapanlar?

nicin boyle bir ihtiyac duymuslar?

mezheplerin ne gibi ihtilaflari varmis?

bugune kadar bu eksikligi hicbir Allah dostu gorememisde,bunlar nasil gormusler?

hele bi acsana ?bakalim altindan ne bit enigi cikacak


Bizce siz de katılın o çalışmalara ! İlminizden istifade ederler hiç değilse !. Bu forumlarda kıymetinizi bilmiyorlar, kendiniz buralarda harcayıp gidiyorsunuz !Yalnız o kurulun yaptığı çalışma bir kitap haline getirildiğinde o çalışmaya ve kitaba ilk reddiyeyi biz yapacağımızı şimdiden haber vereyim >:)


Sen mezheb sormayacağını nerden bilyorsan, biz de mezhepsizlerin sıkı bir sorguya çekileceğini ordan biliyoruz !

:banned:


simdi bu ayetin tevilini(tefsirini) senmi yaptin yoksa biryerdenmi aldin

eger sen yaptiysan hemen tovbe et


Âyet-i kerime’de şöyle buyuruluyor:

“İnsan sınıflarından her birini biz o gün imamlarıyla beraber çağıracağız.” (İsrâ: 71)

İşte mihenk budur.

Hazret-i Ali -radiyallahu anh- Efendimiz bu Âyet-i kerime hakkında “İmamdan murad, herkesin yaşadığı asrın önderidir.” buyurmuşlardır.

Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz de bir Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuşlardır:

“Kıyamet gününde insanlar bir araya toplanır, Rabb’imiz ‘Her kim neye tapmışsa onun ardına düşsün.’ buyurur. Artık kimi güneşin, kimi ayın, kimi tağutların (kodamanların) peşine düşüp gider.” (Buhârî. Rikak: 52)

Herkes dünyada kimin bayrağı altında bulunmuşsa, kime uymuş, kimi desteklemiş, kimleri rehber edinmişse, ahirette de onun bayrağı altında bulunacaktır. Peşine düşüp gittiği lideri orada nereye götürürlerse onlar da oraya gidecek. Dünyada olduğu gibi ahirette de bir ve beraberdirler. İyiler iyilerle beraber cennette, kötüler kötülerle birlikte cehennemde olacaklardır.




Hirahos

İlmin var bu gerçeği kabul ederim fakat TEHLİKELİ SULARDA YÜZÜYORSUN yaşça senden büyüğüm herhalde Bugün Allah cc izniyle 54 Yaşına giriyorum. buda haddim olmuyarak bir ağbi nasihatı olsun siz.nasihat konusunda haddimi aştıysam özür dilerim hakkını helal et.


bu kadar zora sokmaya ,yokuşa sürmeye gerek varmıdır.. ?

İtikadda mezhep tektir. Çünkü itikadda ayrılık olmaz. İtikadda mezhebimiz Ehl-i sünnet vel-cemaattir.

İmam-ı Eşari ile imam-ı Matüridi arasında iman konusunda temelde ayrılık yoktur. Hatta biri Hanefilerin, diğeri Şafiilerin imamı demek de doğru değildir. İkisi de ehl-i sünnetin imamlarıdır..

Bir şafii, imam-ı Matüridi gibi inansa veya bir hanefi, imam-ı Eşari gibi inansa Ehl-i sünnet olmaktan çıkmaz. Fakat bir kimse, amele ait bir hükümde ihtiyaçsız kendi mezhebini bırakıp, başka bir mezhebin hükmü ile amel etse mezhepsiz olur.

ittikatta imamlarımızı ayırmak uygun değilken,tarikatlerdeki mezhep farklılıklarını ayırım yapmak ne derece doğru..


çağırdıkları vakit zincirleme inşallah gideceğiz ..Rahman yolda koyanlardan eyylemesin..

Yeğenim

İlk başta belirttim.

Benim için mezhebim ve ders aldığım tarikatım benim için ALLAH cc varmak için beni yönlendiren bana bilgi veren okul dur.Efendim ve İmam ım bana göre ALLAH cc bizlere gönderdiği seviği kullardır vede bana göre Nöbetçi öğretmenlerdir.

İçimde bulunduğum Cemeatim in ise mutatapları daha doğrusu benim ilgilendiklerim Başta deistsler ve Sol görüşçüler olduğu için bu konuda TECRÜBE lerim kendime göre vardır.

AKIL bazında çok ilginç soruları vardır basittirler ama kişiyi yoldan da çıkartabilir veya kişiyi ilim sahibide yaparlar alim de yaparlar.BEN ÜMMİYİM konuya avamdan bakarım.

Bana göre bu konu TEHLİKELİ SULAR da yüzmekten başka bir şey değil

agbi
08-11-2009, 01:48
Yeğenim

İlk başta belirttim.

Benim için mezhebim ve ders aldığım tarikatım benim için ALLAH cc varmak için beni yönlendiren bana bilgi veren okul dur.Efendim ve İmam ım bana göre ALLAH cc bizlere gönderdiği seviği kullardır vede bana göre Nöbetçi öğretmenlerdir.

İçimde bulunduğum Cemeatim in ise mutatapları daha doğrusu benim ilgilendiklerim Başta deistsler ve Sol görüşçüler olduğu için bu konuda TECRÜBE lerim kendime göre vardır.

AKIL bazında çok ilginç soruları vardır basittirler ama kişiyi yoldan da çıkartabilir veya kişiyi ilim sahibide yaparlar alim de yaparlar.BEN ÜMMİYİM konuya avamdan bakarım.

Bana göre bu konu TEHLİKELİ SULAR da yüzmekten başka bir şey değil

Unuttuğumu da belirteyim

UZAKYOLLARIN samimiyetine inanmıyorum yanlış ta düşünüyorsam hakkını helal et uzakyol.

Siz ve sizin benzerlerinizle Gerçek yaşamda karşılaştığım için çağrışım yapıyorsunuz.

Siz Dört mezhepten kabul ettiklerinizi gerçek yaşamda uygulayın akıllı insansınız mutlak rabbime cevap verebilirsiniz.Benim aklım sizin kadar değil Tek mezhep kabul ediyorum diğer 3 Mezhebide HAK KABUL EDİYORUM.

Şunada değinmek isterim.

Monifestoya karşı yazanlar oldukça acımasız ki monifesto uzun süredir burda onun kim olduğunu ne düşündüğünü bilmelisiniz.Bu kadar acımasızca düşünmeyin.

Sofuoglu
08-11-2009, 15:14
Monifestoya karşı yazanlar oldukça acımasız ki monifesto uzun süredir burda onun kim olduğunu ne düşündüğünü bilmelisiniz.Bu kadar acımasızca düşünmeyin.

manifestoya karsi yazanlarmis,lafa bak hizaya gel,

sanki bu kadar kisinin manifastoya garezi varya sirf giciklik icin yaziyorlar

kisaca
manifastoya dokunmayin uzun zamandir buralarda ve o bir diyalogcu ve hizmetten(cemaatden) biri,onun icin o ne derse dogrudur,fazla zorlayarak derin denizlerde yuzmeyin ha,ona gore bogulursunuz mu
demek istiyorsun......!!!!

vurgun
08-11-2009, 17:15
Konu başlığı ilginç. Mezhep sanki Kuran Sünnet İcma ve Kıyastan ayrı birşeymiş gibi tavır alınmış.

Bir çok agabeyimiz,hocalarımız belirtmişler ama bizde birşeyler karalamak diledik.

Dört Hak Mezhepin Asli delilleri,Kitap Sünnet İcma ve Kıyastır.Bir Hak Mezhepte bir mevzu tayin edilirken evvela Kuran-ı Kerime müracat edilir.Şayet Allahu Tealanın Kitabı Kuranında açıkca veya delaleten cevap varsa bu hüküm aynen uygulanır.Eğer aranılan cevap bulunamamışsa dini neşr ve tebliğ eden ve her sözü ilahi vahyin ''gayri metluvv'' denilen diğer bir tecellisi olan Resulullah sallahu aleyhi vesellemin sözlerinden,fiillerinden ve takrirlerinden ibaret sünnetine,hadis-i şeriflerine müracat edilir.Bunlardan baska bir hadise,dini bir mesele hakkında Ashab-ı Kiramın ,müctehitlerin ittifak ve icması var ise ona da müracat edilir.Şayet hükmü,kitap ile,sünnet ile,icma ile açıkca sabit olmayan bir hadise varsa o zamanda kıyas-ı fukaha denilen delile müracat edilir.

Fer-i delillere gelince bunlar da kitap ile sunnete veya icma'a muhalif olmayan ve mesruyeti bu üç esastan biriyle çıkarılan (istihsan,istishab,tahkim-i hal,adet ve örf) gibi tali derecede olan delillerdir.Bunlar usul-i fıkıh ilmiyle beyan olmuştur.

agbi
08-11-2009, 17:27
manifestoya karsi yazanlarmis,lafa bak hizaya gel,

sanki bu kadar kisinin manifastoya garezi varya sirf giciklik icin yaziyorlar

kisaca
manifastoya dokunmayin uzun zamandir buralarda ve o bir diyalogcu ve hizmetten(cemaatden) biri,onun icin o ne derse dogrudur,fazla zorlayarak derin denizlerde yuzmeyin ha,ona gore bogulursunuz mu
demek istiyorsun......!!!!

İLGİNÇ sin her zaman yaptığın gibi bir paragrafı alıp yazıyorsun aldığın paragraf mesajımdaki tüm ana fikrini anlatmıyor aksine nötürleştiriyor kısacası bu stareji iyi değil.

fakiri
08-11-2009, 17:31
İLGİNÇ sin her zaman yaptığın gibi bir paragrafı alıp yazıyorsun aldığın paragraf mesajımdaki tüm ana fikrini anlatmıyor aksine nötürleştiriyor kısacası bu stareji iyi değil.

İşte o nötürleştiren paragrafları birdaha yazmaman lazım geliyor ! Anlayamıyor musun ? Bu stratejiyie sen kendin sebep oluyorsun yani ! :dancing:

Sofuoglu
08-11-2009, 17:32
İLGİNÇ sin her zaman yaptığın gibi bir paragrafı alıp yazıyorsun aldığın paragraf mesajımdaki tüm ana fikrini anlatmıyor aksine nötürleştiriyor kısacası bu stareji iyi değil.


Şunada değinmek isterim.

diye baslayan cumle,daha oncesi ayri fikir sonrasi ayri,

ikisini bir butun olarak ele alamassin

bizde ikinci kisimdaki cumleni actik

sende dogrulugunu teyit ettin;)

agbi
08-11-2009, 17:40
Eski sofuoğlu



İşte o nötürleştiren paragrafları birdaha yazmaman lazım geliyor ! Anlayamıyor musun ? Bu stratejiyie sen kendin sebep oluyorsun yani ! :dancing:

yeni stareji benimseyen Sofuoğlu


diye baslayan cumle,daha oncesi ayri fikir sonrasi ayri,

ikisini bir butun olarak ele alamassin

bizde ikinci kisimdaki cumleni actik

sende dogrulugunu teyit ettin;)


AYVAZ ve SOFUOĞLUNA açık teklif akıllarınıza güveniyormusunuz ?

içinde bulunduğunuz oluşumu çok iyi biliyormusunuz ?

Evet ise

Buyrun tartışmaya AKIL BAZINDA BELGELER IŞIĞINDA.

saglıkcı
08-11-2009, 17:55
Gelin bırakın tartışmayı.Hiç kimse masum değil.Bizi birleştiren,bizi bir birimize sevdiren yani kardeş eyleyen Dinimiz.Bu Dini mübinin tertemiz yolu Ehli Sünnet itikadinde olmaktır.Öyleyse özellerinizi buraya taşımayın.Özellerinizi kem gözlerden koruyun.Hem tartışma vesilesi yapmayın.
Ehli Sünnet vel Cemaat yoluna uymayan her söz ve amel merduttur.Kimden gelirse gelsin fark etmez.

Sofuoglu
08-11-2009, 17:56
Eski sofuoğlu



yeni stareji benimseyen Sofuoğlu




AYVAZ ve SOFUOĞLUNA açık teklif akıllarınıza güveniyormusunuz ?

içinde bulunduğunuz oluşumu çok iyi biliyormusunuz ?

Evet ise

Buyrun tartışmaya AKIL BAZINDA BELGELER IŞIĞINDA.

ne alaka simdi,nerden nereye getirdin konuyu

yahu sende ne belgesi ,delili varki ikide bir ayni seyleri tekrarlayip duruyorsun

icinde bulundugumuz olusummus,
hadi gel senin icerisinde bulundugun olusumu akil bazinda belgeler ve deliller isiginda tartisalim,varmi boyle birsey yahu ,
her konuya alakasiz sekilde ayni seyleri tasiyorsun

bak gecenlerde bi agbiyle yazismamizda hocanizin su sozunu soylemisdi bana,seninde kulagina kupe olsun

"eviniz kristalse baskasinin camina tas atmayin"

hadi bu soz uzerine biraz tefekkur et bakalim....

vurgun
08-11-2009, 18:01
(Hak Mezhepler Nassa dayanır.. )

Ebubekir Sifil der ki ;

Öte yandan ''FIKIH'' her ne kadar beşeri bir faliyet alanını ifade ediyorsa da,bu faliyet vahiyden bağımsız değildir.Böyle oldugu içindir ki ''Dinde şahsi görüş ile hüküm vermek'' yasaklanmıştır.Bu demektir ki ''FIKIH'' da vahyi bir temele dayanılarak tesbit edilmek/oluşturulmak durumundadır.

Zaten -Kıyas'ı teoride kabyul etmeyen ama fiiliyatta ona basvurmaktan kaçınamayan Zahirileri dışarıda bırakırsak Müctehit İmamların (Allah hepsine rahmet etsin) tümünün epistemolojik olarak benimsedikleri ortak tavır Şer-i Deliller dizgisini Kur'an Sünnet İcma'a Kıyas-ı Fukaha şeklinde olmuştur.

Burada Kur'an'ın Vahiy oldugu noktasında her hangi bir problem yoktur.Genel kabul gören anlayışa göre Sünnet'in de Dinin tebliği alanına giren öğeleri vahye dayanmak durumundadır.

İcma'a gelince onunda genel olarak Kuran'dan veya Sünnetten bir dayanaga senet istinat ettirilme zaruriyeti vardır.

Geriye Kıyas kalmaktadır ki,oda hakkında Kuran veya Sünnet'te bir hüküm bulunmayan bir meseleyi aralarında ki illet birliğine dayanarak bu iki kaynakta hükme bağlanmış bir meseleye havale ederek çözmek demektir.Bu itibarla Kıyasda sonucta nass'a dayanmaktadır.

İktibas ; Sözü Müstakim Kılmak..

13.savaşcı
08-11-2009, 21:23
(Hak Mezhepler Nassa dayanır.. )

Ebubekir Sifil der ki ;

Öte yandan ''FIKIH'' her ne kadar beşeri bir faliyet alanını ifade ediyorsa da,bu faliyet vahiyden bağımsız değildir.Böyle oldugu içindir ki ''Dinde şahsi görüş ile hüküm vermek'' yasaklanmıştır.Bu demektir ki ''FIKIH'' da vahyi bir temele dayanılarak tesbit edilmek/oluşturulmak durumundadır.



Fıkıh vahye dayanıyorsa fıkıhtki çelişkilerin kaynağı da vahiy demektir ki bu Allaha iftira atmaktır.

Halbuki Kuranın Allahtan geldiğine delil olarak çelişki barındırmayışı ileri sürülmektedir.

Nisa/82. "Hala Kur'an'ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı?
Eğer o, Allah'tan başkası tarafından olsaydı,
mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı."

dostluk
08-11-2009, 21:39
Fıkıh vahye dayanıyorsa fıkıhtki çelişkilerin kaynağı da vahiy demektir ki bu Allaha iftira atmaktır.

Halbuki Kuranın Allahtan geldiğine delil olarak çelişki barındırmayışı ileri sürülmektedir.

Nisa/82. "Hala Kur'an'ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı?
Eğer o, Allah'tan başkası tarafından olsaydı,
mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı."

az dengeli konuşsanız,az tutarlı konuşsanız..

nasılda fıkıhın tüm hükümlerini bile kurana dayandırıyorsunuz..

evet kurana dayanıyor lakin rasulume uyun emrinden dolayı,rasulum açıkla emrinden dolayı kurana dayanıyor..

namazın nasıl kılınacağı ezan vs ibadeter kuranda açıklanmadı diye vahi dışımı ..

bıktık gerçekten ama ne edersin işte forumar bu şekilde yürüyor..

vurgun
10-11-2009, 17:38
Fıkıh vahiydir denmiyor,Fıkıh hükümlerine varılırken kaynak olarak vahiy alınıyor. Vahiy Kuran ve Sünnettir (Hadis-i Şerifitir) Müctehit ictihatında dogruysa 2 yanılmışsa 1 sevap alır.Bunun nedeni ise Vahiyle iCtihatın ortaya çıkmasıdır.

Lütfen yazılanları anlayarak okuyun, mevzuyu haklı çıkmak adına saptırmayın.Bu sizi küçük düşüren bir girişim olur ancak.

manifesto
10-11-2009, 22:41
Fıkıh vahiydir denmiyor,Fıkıh hükümlerine varılırken kaynak olarak vahiy alınıyor. Vahiy Kuran ve Sünnettir (Hadis-i Şerifitir) Müctehit ictihatında dogruysa 2 yanılmışsa 1 sevap alır.Bunun nedeni ise Vahiyle iCtihatın ortaya çıkmasıdır.

Lütfen yazılanları anlayarak okuyun, mevzuyu haklı çıkmak adına saptırmayın.Bu sizi küçük düşüren bir girişim olur ancak.

Katılmıyor değiliz ki ancak VAHİYLE ortaya çıkar sözün epey mesnetsiz.
Bahiyde ve sünnette olmadığı için Müçtehid İÇTİHAD ediyor.Aksi olsaydı yani vahiyle yada sünnetle sabit olsaydı içtihad edilmez amel edilirdi.

Konu aslında mecrasına yeteri kadar açıklık getirdi.

Ahirzamanda zaten mezhepler arasın ayrılık ve tefrikaların kalkacağını ümit ediyoruz.Biz bu ümidi taşıdığımız için Rabbimiz bize mezhebimizi sormayacak dedik

vurgun
12-11-2009, 10:19
Katılmıyor değiliz ki ancak VAHİYLE ortaya çıkar sözün epey mesnetsiz.
Bahiyde ve sünnette olmadığı için Müçtehid İÇTİHAD ediyor.Aksi olsaydı yani vahiyle yada sünnetle sabit olsaydı içtihad edilmez amel edilirdi.

Konu aslında mecrasına yeteri kadar açıklık getirdi.

Ahirzamanda zaten mezhepler arasın ayrılık ve tefrikaların kalkacağını ümit ediyoruz.Biz bu ümidi taşıdığımız için Rabbimiz bize mezhebimizi sormayacak dedik


Abdest almanın Farzı 4 Hanefi de 4,Şafilerde ise 6'dır. Bu iki İctihatta Peygamberin Sünnetine dayanır.Dolayısıyla Allahtan gayri degildir.Yalnız biri hata etmiş,digeri ise isabet etmiştir.Fakat ikiside Sünnet-i Şerife dayalı oldugundan Haktır.

İctihat Nedir? Sorusunun cevabını iyi anlaman lazım Manifesto.

İctihat ; Yani, Kur'an, hadis ve icma ile sabit olan şer'î delillerden hüküm çıkarmaktır

Zaten sizin gayeniz Hanefi,Şafi,Hambeli veya Maliki degil. Kaldı ki bu Mezhepler hükümlerinin %90'nında ayrılığa düşmemiştir ve birbirleriyle alakalı en ufak bir sürtüşmeleri yoktur.

Sizin maksadınız bu dört Mezhebin yanına Şia'nın Vahhabiliğin vesaire de girmesidir ve bu mümkün degildir.Size düşen bu Mezheplerin Fırka-i Naciyeye hangi hususlarda muhalefet ettiğidir.

13.savaşcı
12-11-2009, 10:29
Abdest almanın Farzı 4 Hanefi de 4,Şafilerde ise 6'dır. Bu iki İctihatta Peygamberin Sünnetine dayanır.Dolayısıyla Allahtan gayri degildir.Yalnız biri hata etmiş,digeri ise isabet etmiştir.Fakat ikiside Sünnet-i Şerife dayalı oldugundan Haktır.



Hangisi hata etti?
Eğer şaffiler haklı da Hanefiler hata etti ise hanefilerin 2 farz eksikle aldıkları abdest sahih olur mu?

Hem birisi hata etti diğeri isabet etti diyorsun hem de ikisi de haktır diyorsun.
Bu nasıl bir mantık.
Allahım sen aklıma mukayyet ol.

fakiri
12-11-2009, 10:39
Hangisi hata etti?
Eğer şaffiler haklı da Hanefiler hata etti ise hanefilerin 2 farz eksikle aldıkları abdest sahih olur mu?
Hem birisi hata etti diğeri isabet etti diyorsun hem de ikisi de haktır diyorsun.
Bu nasıl bir mantık.
Allahım sen aklıma mukayyet ol.

Sen olmayan aklınla mukayyed olmaya devam et ! Ve böyle bir prensibi sana öğretenlere git önce şu soruyu sor :

Müçtehidler hata dahi ettiğinde nasıl oluyor da sevab alıyorlar ?
Keza, müçtehid olmayan bizim gibi çapulcular, dini bir meselede isabet dahi etseler kendi yorumlarıyla ---akıllarıyla mukayyed dahi olsalar--- nasıl günâha girerler ?
Bu madeleri çok iyi öğren de gel ! :halay:

vurgun
12-11-2009, 15:08
Peygamber (s.a.v) den gelen bir sahih hadiste şöyle buyurulmuştur: "Hakim hükmedip içtihad ettiğinde isabet ederse iki sevap alır, hata ederse bir sevap alır Buhari, İ’tisam: 21; Müslim, Akdiye: 15. Hadis şu açıdan delildir: Bır kere hadiste müçtehidin hata edebileceği ifade edilmektedir.

Bunun manası şudur: isabet edenle hata eden müçtehit arasında ihtilafın bulunması mümkündür. Zaten Fiilen de ihtilafın bulunmasıyla bu imkan gerçekleşmiştir. Hadis-i şerif müçtehidlerden ihtilaf edene yani hata edene ve isabet edene sevabın bulunduğunu ortaya koymuştur. Bunun manası şudur: müctehitlerin ihtilafı caizdir, makbuldür. Çünkü, sevap, kötülenen şeyi yapmaya bağlanmaz. Bu gayet açıktır.

Sahabe de, peygamber (s.a.v) zamanında ihtilaf etti. Beni Kureyza’da ikindi namazını eda etmeleri için onlara verdiği emri anlamada ihtilaf etmeleri gibi. Bazıları ikindiyi, vaktinde yolda kıldılar, bazıları da vaktinden sonra Beni Kureyza’da kıldılar. Peygamber (s.a.v) onların yaptığını öğrenince gruplarından hiç birini yadırgamadı. Bu gösterir ki, onların ihtilafı caizdir/makbuldür.

Sahabe-i Kiram- Hulefa-i Raşidin de onlardan olduğu halde ictihat etmişlerdir. Ve onlardan hiç biri bu ihtilafı yadırgamadı. Bunun makbul bir ihtilaf olduğu onların icmasıyla sabit olmuştur.

Sahabe asrından sonra ve bu güne kadar İslam hukukçuları, kimseyi yadırgamadan, ictihadi mes’elelerde ihtilaf etmeye devam etmişlerdir. Bu gösteriyor ki, ümmetin icmaı (icma-i ümmet) ile bu ihtilaf, caizdir.

MiHRiMaH
12-11-2009, 15:43
Allah bize mezhebimizi sormayacak EVET... Gittiğin yol yol mudur??? onu soracak... Hatta onu da sormayacak, çünkü o gün geldiğinde herşey zaten açık seçik ortaya konulacak...

İlim bilmeyen adam bile, mezhebin insana bir referans değil, yol haritası olduğunu düşünebilir sanıyorum!.. Mezhebi en şık duranı, ön saflardan cennete de almayacaklar ama mezhep; insana islamı yaşamada kolaylık ve yol gösterici olur... Yani mezhep aslında bir kartvizit gibi taşınmaz da bir kıyafet gibi giyilirse şahıs tarafından, o zaman dünyada da, ahiretde de hayrı görülür!!!...

Ayrıca mezhepler arası ihtilaf yoktur... Bu çeşitlilik bir rahmet, bir kolaylıktır bizim bildiğimize göre... İş o ki biz müminler her konuya atlamayalım, her ilmi meseleyi eleştirmeyelim, ilmimiz yeterli midir? diye şöyle bir düşünelim...

Selametle...

real.ist
05-01-2010, 16:37
O yazıdan bu sonuç.Aksine mezhepleri hafife almak değil yerli yerine koymak yazısı bu.
Yani kur'an sanki mezheplerin gerisinde.Veya mezheplere bakıp müslüman ve kafir tasnifi yapmaya kalkanlara bir cevap.
Tıpkı cemaatler bakım veya partilere bakım cennet cehennem bileti kesenler gibi..
Yoksa zaten yazmışım.

"..mezhepsizlik pratikte müslümana bir şey kazandırmadığı gibi..."

Katılıyorum kardeş.

Rabbin kim, kitabın ne, peygamberin kim diye sorulacak, cemaatin, mezhebin, din devletindemi yaşadın onlar sorulmayacak.

fakiri
05-01-2010, 17:02
Katılıyorum kardeş.

Rabbin kim, kitabın ne, peygamberin kim diye sorulacak, cemaatin, mezhebin, din devletindemi yaşadın onlar sorulmayacak.


Hiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii!
Öbür dünyaya gidip te gelmiş ne kadar da çok insan var burada ?
Başka türlü bu malumat nasıl bilinir ki ?
Merak ettiğim şey şu :
Demek ki, mezhep sorulmayacağına göre, namazlarımızı nasıl kılarsak kılalım ! Mezheb sorulmayacağına göre, kıyamda ellerimizi başımızın üstüne bağlayıp kılmış olsak bile, bunu neden böyle yaptığımız sorulmayacak demektir ! :confused1:
İcabında tahiyyatta kahvecilye bir çay söyleyip öylece teşehhüdü de tamamlayabiliriz ! :blink:
Sizi bilmem amam, bizim aklımıza "mezheb sorulmayacak" denildiğinde bunlar geliyor.

SeTTaR
23-10-2010, 14:23
Hiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii!
Öbür dünyaya gidip te gelmiş ne kadar da çok insan var burada ?
Başka türlü bu malumat nasıl bilinir ki ?
Merak ettiğim şey şu :
Demek ki, mezhep sorulmayacağına göre, namazlarımızı nasıl kılarsak kılalım ! Mezheb sorulmayacağına göre, kıyamda ellerimizi başımızın üstüne bağlayıp kılmış olsak bile, bunu neden böyle yaptığımız sorulmayacak demektir ! :confused1:
İcabında tahiyyatta kahvecilye bir çay söyleyip öylece teşehhüdü de tamamlayabiliriz ! :blink:
Sizi bilmem amam, bizim aklımıza "mezheb sorulmayacak" denildiğinde bunlar geliyor.

Peygamber efendimizin sünnetleri bizlere yeterli.O da mezheplere göre değişir,sonuçta hepside aynı kapıda birleşir.

manifesto
30-12-2010, 20:54
Mezhep meselesini DİNİN önüne koyduk ve koymaya da devam ediyoruz.
Mezhepler bir dönem ve hala çok önemli görev ve işleve sahiptiler/sahipler.
Zaten Ahir zaman da Mehdinin zuhurundan sonra Mehdi'ye ittiba etmek gerek.
Bu manevi bir meydiyet de olabilir madden ve ceseden bir beden de olabilir tabiyet için
Mezhep meselesi islami yaşamda en son akla gelen şey olmalı.
İnsana etnik kökenini sormak gibi

Mezhep imamları dinin kendisi demek değildir.İçtihadda isabet edemedikleri de olmuştur.
Zaten müceddid olan manevi rehberlerin herhangi bir mezhebe bir müçtehide bağlı kalmaları gerekmez.
Müceddid başka müçtehidi de taklit etmek zorunda değil.

Ve yine herşeyi birbirine karıştırmışlar.
Mehdiye inanmasan dinden çıkarsın gibi ABUK SUNUK sözler..
Bir yeden duymuş atlamış bizim sazan

Bir kere Hz.Mehdi meselesi AKİDEDEN değildir.Akideden olmayan bir meseleden dolayı dinden çıktı demek için CAHİL olmak yeterli.
Şu mezhepte böyle bu mezhepte şöyle.
Yok öyle.

maksut ibrahim
28-05-2012, 21:20
Herkes bir yol tutmus gidiyor

Hiristiyanlarin 4 tane farkli incilleri var iyi anlasiyorlar

Bizim bir tane Kuranimiz var ama bir türlü anlasamiyoruz

Biz Müslümanlarin neden dünya capinda bir lideri yok?

Mahpeyker
28-05-2012, 21:39
mezhepleri suna benzetebiliriz .
düsünün ki bir restorana yemege gittiniz .yemekten önce bir garsondan mesrubat istediniz .baska bir garsondan yine mesrubat istediniz ve bunu iki üc defa daha yaptiniz .
size ne getirirler garsonlar "mesrubat" olarak ?

garson mesrubat kelimesi ile neyi anliyorsa onu getirir .
biri gazoz getirir ,digeri ayran ,öbürü de su .

peki simdi niye her bir garson ayri ayri icecek getirdi diyebilir miyiz ?

mezheplere dinde gerek yok demek , abdestin ne zaman bozulacagini ,tekbirden sonra ellerini nereye bagliyacagini ayet veya hadislerden delil olarak getirebilecegin manasina gelir .

bunlari yapabilir misin ?
veya en cok tartisilan konulardan biri sigaradir .
sigara icin kesin kesin helaldir -icilmesinde hic bir mahzur yoktur diyebilir misin ?

netice olarak 4 hak mezhep vardir ve bunlari veya bunlardan birini inkar etmek , kendini hasa peygambere denk tutmak demektir .
rasulümüz bile "ben ancak bana Allah tarafindan bildirileni bilebilirim " diye buyurmus .
kaldi ki bizler bu aklimiz ile kalkip mezhepleri yok sayamayiz veya "gerek yok " diyemeyiz .

islami tam manasinda yasayabilmemiz icin ,mezheplere ihtiyacimiz vardir .

yaziyi kim yazdi bilmiyorum lakin müctehidlerin mezhebe ihtiyaci yok felan yaziyor .
nerden biliyorsunuz müctehidlerin mezhepsiz oldugunu ?
sordunuz mu veya hayatlarini incelediniz mi ?

inceleseydiniz görürdünüz ki Imam-i Rabbani Hz.nin hanefi mezhebine mensub oldugunu .

yeter artik gercekten ; Islam dininin mukaddesatina saldirilari birakalim da ehli sünnet üzere itikadlarimizi ve amellerimizi sabitlestirelim !

manifesto
28-05-2012, 21:49
netice olarak 4 hak mezhep vardir ve bunlari veya bunlardan birini inkar etmek , kendini hasa peygambere denk tutmak demektir .
rasulümüz bile "ben ancak bana Allah tarafindan bildirileni bilebilirim " diye buyurmus .

Mezhep = 4
100 yıl önce = 6
300 yıl önce =30
Bir çok mezhep zamanla kayboldu taraftarı kalmadı geriye 4 büyük akım ve bir kaç farklı ekol kaldı..

Bu yazılanlardan dolayı insanları da mezhepsiz sanmamak gerek.Ben doğduğum coğrafya sebebi ile hanefiyim.Az biraz daha güneyde doğmuş olsaydım Şafii olacaktım arap yarımadasında olsaydım hambeli olacaktım vesair.
Coğrafyadır mezhep
İkinci olarak mezhep diyor ki namazı terk edeni hapset devam ederse boynunu vur?
Şimdi ne yapacaksınız sizler?
Mezhep'e mi iman edeceksiniz yoksa Kur'ana mı?
Yada Mezhep ile mi amel edeceksiniz yoksa Kur'an ile mi?

Dadaş
28-05-2012, 21:51
İkinci olarak mezhep diyor ki namazı terk edeni hapset devam ederse boynunu vur?
Şimdi ne yapacaksınız sizler?
Mezhep'e mi iman edeceksiniz yoksa Kur'ana mı?
Yada Mezhep ile mi amel edeceksiniz Kur'an ile mi?

Bu fetvayı veren mezhep sahibini Kur'an'a ve sünnete aykırı hüküm verdiğini düşünebilecek kadar daha da müçtehidler var heralde bu sitede !!!

maksut ibrahim
28-05-2012, 21:58
Neden bir tane hak mezhep yokta

4 Tane hak mezhep var?

Allah bir

Kuran bir

Ama mezhep dört

manifesto
28-05-2012, 22:00
Neden bir tane hak mezhep yokta

4 Tane hak mezhep var?

Allah bir

Kuran bir

Ama mezhep dört




Hak mezhep 4 falan değil.Şimdi ben size sayayım 12 tanesini
Hepsi de mezheptir,taraftarları kalmamış bir çoğu zamanla kaybolup gitmiş.
"hak" dedikleri türden

12 hak mezhep ;

1) İmam-ı Azam Ebu Hanife
2) İmam-ı Mâlik
3) İmanı-ı Şafiî
4) İmam-ı Ahmed b. Hanbel
5) İmam-ı Evza'î
6) İmam-ı Sufyan b. Ûyeyne
7) İmam Sufyan es-Sevrî
8) İmam Davud
9) İmam Muhammed İbn-ül Cerir et-Taberi
10) İbni Hazm
11) İmam-ı Ebu bekir b. Münzir
12) İmam-ı İshak İbn-i Rahvey

talib
28-05-2012, 22:03
Namaz kıldım ama kafama göre namaz kıldım dememek için hak mezheplerden birine uymak lazımdır. Burada kimse, 4 hak mezhep vardır, din gibidir, birine girin dememiş iken ne saçma laflar gelmiş. 3 milyon tane hak mezhep ortaya çıkmış olsa bile bugüne ancak 4 ü gelebilmiş. Bugünün insanı için birinin görüşlerine göre amel edin deniiliyor. Sen dinde fetva makamına gelene kadar ömrün biter. Hazır olanı al kullan demişler sana. Sonra sen hizmetini yap, dinini yaşa. Daha ne!

Ercan Tekin
28-05-2012, 22:06
'MEZHEPSiZLiK DiNSiZLiGiN KöPRÜSÜDÜR.'' Muhammed Zahid el-Kevseri
http://www.zehirli.org/konu/mezhepsizlik-nicin-dinsizligin-koprusudur.html

manifesto
28-05-2012, 22:11
1400 yılda müslümana namaz kılmayı öğretemedik mi?
Namazı farklı kılana ben rastlamadım
Hepsi kıbleye dönüyor
Hepsi ellerini bağlıyor
Hepsi kur'an okuyor secdeye gidiyor
Ufak tefek teferruat farklılıkları dışında.
Caferiler Şiiler milyonlarca müslüman
Bu insanları ne yapacağız,sorun bu.
Sen benim ki hak diyorsun,öteki de benim ki hak diyor
Mezheple yola çıkınca ortada buluşmak mümkün olmuyor.

Mahpeyker
28-05-2012, 22:17
Mezhep = 4
100 yıl önce = 6
300 yıl önce =30
Bir çok mezhep zamanla kayboldu taraftarı kalmadı geriye 4 büyük akım ve bir kaç farklı ekol kaldı..

Bu yazılanlardan dolayı insanları da mezhepsiz sanmamak gerek.Ben doğduğum coğrafya sebebi ile hanefiyim.Az biraz daha güneyde doğmuş olsaydım Şafii olacaktım arap yarımadasında olsaydım hambeli olacaktım vesair.
Coğrafyadır mezhep
İkinci olarak mezhep diyor ki namazı terk edeni hapset devam ederse boynunu vur?
Şimdi ne yapacaksınız sizler?
Mezhep'e mi iman edeceksiniz yoksa Kur'ana mı?
Yada Mezhep ile mi amel edeceksiniz yoksa Kur'an ile mi?








amelde hak mezhep dört tanedir
imanda mezhep ise ancak ehli sünnet vel cemaat mezhebidir .

1 .hak mezhep dörtdür demek, bunlarin disinda ki itikadi bozuk kisilerin uydurduklari mezheplerin Allah indinde gecersiz oldugu manasidir

2.mezheplerin insanlarin bulunduklari yerlere göre degismesi , mezhebin dinde yerinin olmadigi manasini iktibaz etmez

3. dört hak mezhebden birine mensub oldugunuz müddetce ehli sünnetsiniz demektir .yani illa ki hanefi veya safii diye bir kayit yoktur

4.namaz konusunda ki hapis fetvasi hanefi mezhebinde ,ölüm fetvasi ise safii mezhebine göredir .
söyle soralim ; namazin farziyyeti kat-idir degil mi ? bunda inkar yok .peki ama namazini kilmayan bir insanin hükmü nedir ? bu sorunun cevabi ne Kur´anda ne de sünnetde verilmemistir . iste böyle bir durumda 4 mezhep imami yaptiklari arastirmalar ve sahip olduklari ledünni ilim neticesinde kendilerince dogru olan fetvayi vermistir .



böyle agir fetva verildigi icin de ,mezheplerin seriatda veya islamda yeri yoktur demenin de bir manasi yoktur .

imanda dört mezhep aynidir .sadece amelde farklilik vardir - bunun böyle olmasinin dahi , insanlar icin rahmet oldugunu söylemislerdir ehli sünnet alimleri .

düsünün hanefi mezhebine göre igne ucu kan akarsa abdestiniz bozuluyor .namazinizi kildiniz ,bitti ve sonradan parmaginizin kanamis oldugunu gördünüz .bu durumda ne yapmaniz gerekir ?

fakiri
28-05-2012, 22:17
Neden bir tane hak mezhep yokta
4 Tane hak mezhep var?
Allah bir
Kuran bir
Ama mezhep dört



Mezhep 4 oldu da senin zoruna giden ne ? Eğer, mezhepsizsen -ki öyle görünüyor mezhepsizsin- mezheplerden sana ne ?
Sen kendinin doğru yolda olduğunu bildikten sonra, başkalarının mezheplerle birlikte yanlış (!) yolda olmalarının sana zararı var mı? Yok ! Şu halde ne kaşınıyorsun yoldan çıkmış insan ?

maksut ibrahim
28-05-2012, 22:19
Hak mezhep 4 falan değil.Şimdi ben size sayayım 12 tanesini
Hepsi de mezheptir,taraftarları kalmamış bir çoğu zamanla kaybolup gitmiş.
"hak" dedikleri türden

12 hak mezhep ;

1) İmam-ı Azam Ebu Hanife
2) İmam-ı Mâlik
3) İmanı-ı Şafiî
4) İmam-ı Ahmed b. Hanbel
5) İmam-ı Evza'î
6) İmam-ı Sufyan b. Ûyeyne
7) İmam Sufyan es-Sevrî
8) İmam Davud
9) İmam Muhammed İbn-ül Cerir et-Taberi
10) İbni Hazm
11) İmam-ı Ebu bekir b. Münzir
12) İmam-ı İshak İbn-i Rahvey



Simdi anladim

Yani dört büyük kitab gibi

Kuran bizim, tevrat yahudilerin, incil Hiristiyanlarin , Zebur kimin? Zebura inanalar yok olmuslar

fakiri
28-05-2012, 22:21
Allah bize mezhebimizi soracaktır. Hem de adam akıllı soracaktır. Mezhepsizlere , bütün müslümanalrın tutturmuş olduğu yoldan neden ayrıldığı sorulacaktır ve msülümanalrın yollarından ayrılanalr da yüzüstü cehenneme sürüklenecektir. (Nisa Sûresi :115)

manifesto
28-05-2012, 22:25
4 mezhep imami yaptiklari arastirmalar ve sahip olduklari ledünni ilim neticesinde kendilerince dogru olan fetvayi vermistir .
Kendilerince doğru ama yanlış.Kur'ani değil.Bu fetvayı kabul etmek mümkün değil.
Bu sadece bir misal ve bu misalleri çoğaltmak mümkün
Bu onlara yani bu büyük insanlara saygısızlık yapıldığı anlamına da gelmesin.
İsabet edememişler.
Tüm müslümanları kucaklayacak ortak bir lisan geliştirmeliyiz.
Senin mezhebin benim mezhebim diyerek bütünlüğü sağlamak kolay değil.

maksut ibrahim
28-05-2012, 22:26
Mezhep 4 oldu da senin zoruna giden ne ? Eğer, mezhepsizsen -ki öyle görünüyor mezhepsizsin- mezheplerden sana ne ?
Sen kendinin doğru yolda olduğunu bildikten sonra, başkalarının mezheplerle birlikte yanlış (!) yolda olmalarının sana zararı var mı? Yok ! Şu halde ne kaşınıyorsun yoldan çıkmış insan ?


Ben yoldan cikmadim yola girdim

sende insaallah yola girersin

Allahin bir tane yolu var

Oda Kuran ve Hz. Peygamberimiz

Son.Fedai
28-05-2012, 22:26
Allah bize mezhebimizi sormayacak!




Sana öyle geliyor

hirahos
28-05-2012, 22:32
04- NİSA 115. Ve mey yüşakıkır rasule min ba’di ma tebeyyene lehül hüda ve yettebı' ğayra sebilil mü’minine nüvellihi ma tevella ve nuslihi cehennem* ve saet masira (115. Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra, kim Peygamber’e karşı çıkar ve Mü’minlerin yolundan başka bir yola giderse, onu o yönde bırakırız ve Cehenneme sokarız; o ne kötü bir yerdir.)

Siz mezheplerden sorulmayacak sana durun... Bekleyiniz.

maksut ibrahim
28-05-2012, 22:34
Allah bize mezhebimizi soracaktır. Hem de adam akıllı soracaktır. Mezhepsizlere , bütün müslümanalrın tutturmuş olduğu yoldan neden ayrıldığı sorulacaktır ve msülümanalrın yollarından ayrılanalr da yüzüstü cehenneme sürüklenecektir. (Nisa Sûresi :115)

Fakiri sen kendi söylediklerini ayet yaptin


Kim, kendisine hidayet (doğru yol) besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar, mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir varış yeridir.

nisa 115

manifesto
28-05-2012, 22:40
Bana mezhebim sorulmayacak.Size sorulacaksa bilmem
Size mezhepleriniz öğretmedi mi
Sorgu sual meleklerinin ne soracağı
Men Rabbüke
Ve men dinüke
Ve men nebiyyuke..vesair
Men mezhebu yok bu suallerde

Allah resulü'nün yolundan ayrılanlara gelince
O yol hidayet yoludur hepimizin muradı da budur.
Milyonlarca müslümanı islam dışına atıp kendini islamın baş köşesine oturtanlar mı Allah resulünün yolunda yoksa tüm müslümanları kendisi gibi görenler mi O'nun yolunda takdir Mevlamızın.

Son.Fedai
28-05-2012, 22:43
Sorgu sual meleklerinin ne soracağı
Sorgu sual meleğinin sorgusuyla iş bitiyor mu?

Hem bunların cevaplarını inceden inceye araştırdın mı?

Bazıları (mesela ben) kabir sorgusunu ve sualleri düşününce cevaplar içinde "İnancım Ehli Sünnet Vel Cemaat" der.

Mahpeyker
28-05-2012, 22:48
Kendilerince doğru ama yanlış.Kur'ani değil.Bu fetvayı kabul etmek mümkün değil.
Bu sadece bir misal ve bu misalleri çoğaltmak mümkün
Bu onlara yani bu büyük insanlara saygısızlık yapıldığı anlamına da gelmesin.
İsabet edememişler.
Tüm müslümanları kucaklayacak ortak bir lisan geliştirmeliyiz.
Senin mezhebin benim mezhebim diyerek bütünlüğü sağlamak kolay değil.







yanlis fetva verdiklerini nerden biliyorsunuz ki ?
bakin bazi ihvanlar ayetlerden deliller getirmis mezhebin elzemiyetine dair .

hayret dogrusu "isabet edememisler " diyebilecek kadar alim mi görüyorsunuz kendinizi ? unutmayin ki Imam-i Azam Hz. tabiindir .yani sizin asla ulasamiyacaginiz bir makama ermistir .o Ashab-i kirami dünya gözü ile görmüstür .

hal böyle iken takindiginiz tavir ukalaliktir baska bir sey degil .

dünyanin en meshur on üniversitesinden mezun olsaniz dahi , ledünni ilme eremezsiniz .
ledünni ilim olmadan ise mezhep imami olma yetkiniz Allah indinde sifirdir .

bugün bos bos konusan sözde imamlar ,hocalar vs var .
bunlarin olmasi ve konusmalari ,hak mezhep sayisini cogaltmazda eksiltmezde .
o insanlar kendi yerlerini hazirliyorlar .

senin mehebin benim mezhebim diyen yok ki zaten .
kuran diyorsunuz -alin iste size kurandan mezhebler hakkinda ayet ( Nisa suresi ayet 115 ) .

bütünlügü sagliyamazsiniz diyorsunuz , sanki dört mezhep imanda ve itikadda farkliliklar teskil ediyormus gibi .

farklilik amelde -itikadda degil !

arada ki farki anlamiyorsunuz sanirim .
üstelik birde 12 tane mezhep imamlari saymissiniz .burada da mezhebi tarikat ile karistirmissiniz .

Süfyani Sevri Hz. zaten Ashabi Kiramdir .o dönemde mezhep imamlari yoktu .müslümanlar direk olarak rasulümüze gelir ve sorularini sorarlardi .

bütünlük mezhep ile degil -ehli sünnet vel cemaat ile olur ve olmalidir ...

arasinda ki farki bir arastirin isterseniz !

Mahpeyker
28-05-2012, 22:53
Bana mezhebim sorulmayacak.Size sorulacaksa bilmem
Size mezhepleriniz öğretmedi mi
Sorgu sual meleklerinin ne soracağı
Men Rabbüke
Ve men dinüke
Ve men nebiyyuke..vesair
Men mezhebu yok bu suallerde

Allah resulü'nün yolundan ayrılanlara gelince
O yol hidayet yoludur hepimizin muradı da budur.
Milyonlarca müslümanı islam dışına atıp kendini islamın baş köşesine oturtanlar mı Allah resulünün yolunda yoksa tüm müslümanları kendisi gibi görenler mi O'nun yolunda takdir Mevlamızın.








ne söylerseniz söyleyin -sizin hataniz itikadda mezhebin ehli sünnet oldugu
amelde ise hanefi ,safii ,hanbeli ve maliki olmak üzere dört oldugu gercegini ve itikad ile amelde ki mezhebin arasinda ki farki anliyamamaniz .

size tavsiyem itikad ve amelde mezhebleri bir arastirin .
4 mezheb hakkinda ki görüsleriniz ehli sünnet itikadina uymuyor .söylemesi bizden - bu konuda ki itikadinizi düzeltmeniz dua ve temennisi ile ...


selametle

Son.Fedai
28-05-2012, 22:56
üstelik birde 12 tane mezhep imamlari saymissiniz .burada da mezhebi tarikat ile karistirmissiniz .

Karıştırmamış...

Eskiden Ehli SÜnnet Vel Cemaat mezebi çokmuş.

Tarih içinde bazıları silinmiş...

Bugün 4 tane sunni diye adlandırılan mezhep kalmış..



dönemde mezhep imamlari yoktu .müslümanlar direk olarak rasulümüze gelir ve sorularini sorarlardi .

Doğrudur

Onlar RA ilmi kaynağından aldılar.

Her biri müctehid imamdı. Her biri mezhep imamı seviyesinde alimdi.

Allah CC bizleri şefatlerine nail eylesin

levent48
28-05-2012, 23:52
Sen aciz bir beşer iken ailene,çoluk çocuğuna yaptığı işlediği herşeyi sorup takip etmiyor musun?Allah c.c. seni yaratmış, "O"nsuz gözünü kırpamazken değil mezhebi, akıl baliğ olduktan ölene kadar aldığımız her nefesi ,yediklerimizi içtiklerimizi,gönül verdiğimiz her şeyi/herkesi ,kimle dostluk yaptığımızı,kime tabi olduğumuzu,kırdığımız kalpleri, soracak elbet....

ebkem
29-05-2012, 00:29
Herkes bir yol tutmus gidiyor

Hiristiyanlarin 4 tane farkli incilleri var iyi anlasiyorlar

Bizim bir tane Kuranimiz var ama bir türlü anlasamiyoruz

Biz Müslümanlarin neden dünya capinda bir lideri yok?







Estağfurullah lafınıza dikkat ediniz bizim dünya hatta kainat çapında liderimiz iki cihan güneşi Muhammed Mustafa'dır! Üstelik hristıyanların güllük gülistanlık geçindikleri koca bir yalan, reformu göz önüne aldığınızda protestan ve katolikler arasında nasıl nasıl kanlı katliamlar olmuştur bilmiyorsunuz sanırım. Araştırınız.



Neden bir tane hak mezhep yokta

4 Tane hak mezhep var?

Allah bir

Kuran bir

Ama mezhep dört




Ya bu cümle aklı selim birinin mi Allah aşkına ya? Siz var ya siz hafiften hafiften öyle yıkıyırsunuz ki, bu cümle o farmason Reşid Rıza'nın ileriye sürdüğü kitabında dile getirdiği ve mübarek(!) Hayreddin Karamanın da türkçeye çecirdiği eserden yayılmış deli saçması bir fikir! "Telfik" 4 hak mezhebi bir araya toplama, he kurn sünnet neyine yetmiyor mantığı.. Güye mezhepler dinde sınırlamaymış, a be ahmak demezler mi adama; bir mezhepte ahvaline uygun hükmü bulamıyorsuan diğer hak mezhepten istifade için vardır bunlar. Yalnız sui istimal etmemek şartıyla. İdeolojimizden mesulüz, kendimize amir bellediğimizden mesulüz, önderi olmayanın önderi kimdir bilirsiniz. ""Kim ki bir kapıdadır o her kapıdadır, kim ki her kapıdadır o hiçbir kapıda değildir." Allah ayaklarımızı sabit olan şeriat üzere eylesin. 4 mezhebin dördü de haktır. FarklıKlar içtihad farkıdır. Her birine uyan feraha erer. O imamı azamın yorumudur, kişisel görüşüdür demek büyük densizliktir. Herkes müçtehid değildir kardeşim. Dikkatli konuşalım.

Ve sayın manifesto maden mezhep tamamen coğrafik bir meseledir, kendisi gavur illerde yaşayan bir müslüman olsaydı neyi baz alacaktı? Merak ediyorum.

Ercan Tekin
29-05-2012, 06:42
Zaten itikadda müslümanlarin mezhebi tekdir. Oda ehl-i sünnet vel cemaattir.
Sünneti seniyyedeki ulemanin ehli sünnet cizgisinde olan hal ilimlerindeki Resulüllah'in s.a.v, yaptigi uygulamalarin yorumlari 4 kulvara yerlesmistir, yani itikadi bir olan 4 mezhep sistemi icma-i ümmetin ittifakiyla uygulanmistir.
Tabi ülkemizdeki farmason Resid Riza, mütezile mezhebi, C.Efgani hareketi ve vehhabi uzantili alimlerin ehli sünnet müslümanlarini yalnis bilgilerle saptirmalarindan dolayi mezhepsizlik fitnesi bilhassa son yillarda tekrar körüklendirilmeye calisiliyor.
Hak mezheplerimiz selefi salihinlerin yoludur.
Bunu inkar edenler büyük bir yanilgi icindedir.
Bilmeden bu konularda ehli sünnete aykiri yorum yapanlara kizmamali ama uyarmali.
Bilerek ehli sünnet düsmanligi yapanlara ise ölcülü olmak kaydiyla ikna etmeye calismali eger ikna olmazsa müslümanlari saptirmasindan sakindirilmalidir.

Mezhepsizligi savunanlar hangi alimleri ve delilleri referans aliyorlar belirtirlerse buyursunlar tartisalim.

Bu konularda bilgisi olmayanlar dikkatli davranmalidir.

Ercan Tekin
29-05-2012, 07:44
Mezhebin lüzumu

Bir müctehidin ictihad ederek elde ettiği bilgilerin hepsine, o müctehidin mezhebi denir. Eshab-ı kiramın hepsi derin âlim, birer müctehid idiler. Din bilgilerinde, siyaset, idarecilik ve zamanlarının fen bilgilerinde ve tasavvuf marifetlerinde birer derya idiler. Bu bilgilerinin hepsini, Resulullahın kalblere işleyen, ruhları çeken sözlerini işitmekle, az zamanda edindiler. Herbirinin mezhebi vardı. Mezhepleri az veya çok farklı idi.

Tâbiinin ve Tebe-i tâbiinin arasında da müctehidler vardı. Bu müctehidlerin mezheplerinden yalnız dördü kitaplara geçip, dünyanın her yerine yayıldı. Diğerlerinin mezhepleri unutuldu. Bu dört mezhebin imanları Eshab-ı kiramın ortak olan imanıdır. Bunun için dördüne de Ehl-i sünnet denir. İmanları arasında esasta ayrılık yoktur. Birbirlerini din kardeşi bilirler. Birbirlerini severler. Birbirlerine uymayan işlerinde, zaruret olunca, birbirlerini taklit ederek yaparlar. Allahü teâlâ, mezheplerin böyle ayrı olmalarını istemiştir. Bu ayrılığın, müslümanlara Allahü teâlânın rahmeti olduğunu, Peygamberimiz haber vermiştir. Çünkü, dört mezhep arasındaki ufak tefek başkalıklar, müslümanların işlerini kolaylaştırmaktadır. Her müslüman, vücut yapısına, yaşadığı iklim şartlarına ve iş hayatına göre, kendisine daha kolay gelen mezhebi seçer. İbadetlerini ve her işini, bu mezhebin bildirdiğine göre yapar.

Allahü teâlâ dileseydi, Kur’an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde, her şey açıkça bildirilirdi. Böylece, mezhepler hasıl olmazdı. Kıyamete kadar, dünyanın her yerinde, her iklim ve şartta, her müslüman için tek bir nizam olurdu. Müslümanların halleri, yaşamaları güç olurdu.

Resulullahın yolu
Peygamberimizin yolu, Kur’an-ı kerim ile hadis-i şerifler ile ve müctehidlerin ictihadları ile gösterilen yoldur. Bu üç vesika ile bir de, İcma-ı ümmet vardır ki, Eshab-ı kiramın ve Tâbiinin sözbirliği olduğu, Redd-ül-muhtar’da yazılıdır. Bir hüküm üzerinde, dört mezhebin ictihadları arasında icma hasıl olursa, bu icmaya da inanmak gerekir, inanmayan küfre girer. (Mektubat 2/36)
İslam âlimleri yanlış bir şey üzerinde ittifakta bulunmazlar. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ümmetim dalalet üzerinde birleşmez.) [İ.Ahmed]

Bu dört vesikaya Edille-i şeriyye denir. Bunların dışında kalan her şey bid’attir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ümmetim 73 fırkaya ayrılacak, bunlardan yalnız biri Cennete girecektir. Bunlar, benim ve Eshabımın yolunda olanlardır.) [İbni Mace]

Bu ayrılık, usulde, imanda olan ayrılıktır. Eshab-ı kiramdan sonra, yeni müslüman olanlardan bir kısmının imanları bozuldu. Eshab-ı kiramın doğru imanından ayrıldılar. Dalalet fırkaları meydana geldi. Bu bozuk fırkalara, bid’at fırkaları denir. Bunlar, bazı nassları tevil ederek yanıldıkları için kâfir değildir. Fakat, İslamiyet’e zararları, kâfirlerin zararlarından çok oldu. Birbirleri ile ve Ehl-i sünnet ile çekiştiler. Harp ettiler. Çok müslüman kanı döküldü. Müslümanların yükselmelerini, ilerlemelerini baltaladılar. Bid’at fırkalarını, Ehl-i sünnetin dört doğru mezhebi ile karıştırmamalıdır.

Mezhep ve rahmet
Allahü teâlâ ve Resulü, müminlere merhamet ettikleri için, bazı işlerin nasıl yapılacağı, Kur’an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde açık bildirilmedi. Açıkça bildirilse idi, öylece yapmak farz ve sünnet olurdu. Farzı yapmayanlar günaha girer, kıymet vermeyenler de kâfir olurdu. Müminlerin hali güç olurdu. Böyle işleri, açık bildirilmiş bulunanlara benzeterek işlemek gerekir. Din âlimleri arasında, işlerin nasıl yapılabileceğini, böyle benzeterek anlayabilenlere, Müctehid denir.

Dört mezhebin hali, bir şehir halkının haline benzer ki, önlerine çıkan bir işin nasıl yapılacağı kanunda bulunmazsa, o şehrin eşrafı, ileri gelenleri toplanıp, o işi kanunun uygun bir maddesine benzetip yaparlar. Bazen uyuşamayıp, bazısı devletin maksadı, beldeleri tamir ve insanların rahatlığıdır der. O işi, rey ve fikirleri ile, kanunun bir maddesine benzetir. Bunlar, Hanefi mezhebine benzer.

Bazıları da, devlet merkezinden gelen memurların hareketlerine bakarak, o işi, onların hareketine uydurur ve devletin maksadı, böyle yapmaktır, derler. Bunlar da, Maliki mezhebine benzer.

Bazısı ise ifadeye, yazının gidişine bakıp, o işi yapma yolunu bulur. Bu da, Şafii mezhebine benzer.

Bir kısmı ise, kanunun başka maddelerini de toplayıp, birbiri ile karşılaştırarak, bu işi doğru yapabilmek yolunu arar. Bunlar da,Hanbeli mezhebine benzer.

Dört doğru yol
İşte şehrin ileri gelenlerinden herbiri, bir yol bulur ve hepsi, yolunun doğru ve kanuna uygun olduğunu söyler. Kanunun istediği ise, bu dört yoldan biri olup, diğer üçü yanlıştır. Fakat, kanundan ayrılmaları, kanunu tanımadıkları için, devlete karşı gelmek için olmayıp, hepsi kanuna uymak, devletin emrini yerine getirmek için çalıştıklarından, hiçbiri suçlu görülmez. Belki, böyle uğraştıkları için, beğenilir. Fakat, doğrusunu bulan daha çok beğenilip, mükafat alır. Dört mezhebin hâli de buna benzer. Her mezhep imamı, doğru yolu bulmak için uğraştığından, yanılanlar affolur. Hatta sevap kazanır. Onlara bu yetkiyi Allahü teâlâ ve Resulü vermiştir.

Dört mezhepten başkasına uymak caiz değildir. Bu, Eshab-ı kiramın ve Tâbiinin mezheplerini küçümsemek değildir. Çünkü, Eshab-ı kiramın ve başkalarının mezheplerini tam olarak bilmiyoruz. O mezhepleri de bilseydik, onlara uymamız da caiz olurdu. Çünkü, hepsinin mezhepleri doğru idi. Dört mezhep, tam bilindiği ve kitapları her yere yayılmış olduğu için, her müslümanın yalnız bunlardan birine uyması gerekir.

İmam-ı Rabbani hazretleri, Bir mezhebe tâbi olmayan mülhid olurbuyuruyor. (Mebde ve Mead)

Yusuf Nebhani hazretleri, Şimdi her müslümanın, dört mezhepten birine uyması gerekir buyurduğu gibi, imam-ı Şarani, S.Ahmed Tahtavi hazretleri gibi birçok âlim de, aynı şeyi bildirmişlerdir.
Kur’an-ı kerimdeki; (Allah’ın ipine sarılın!) emri, (Fıkıh âlimlerinin, mezhep imamlarının bildirdiğine uyun!) demektir. [Tahtavi (Dürr-ül-muhtar) haşiyesi, zebayih kısmı]

Mezhep değiştirmek
Dört mezhebin imamları ve onları taklit eden âlimler, her müslümanın dört mezhepten dilediğini taklitte serbest olduğunu ve bir mezhepten başka mezhebe geçmenin caiz olduğunu ve harac, sıkıntı olduğu zamanlarda, başka mezhebin taklit edileceğini bildirdiler. Allahü teâlâ, müminlerin dört mezhebe ayrılmalarını ve bunun, kulları için faydalı olacağını ezelde takdir ve irade buyurdu. Amelde mezheplere ayrılmaktan razı olduğunu bildirdi. Razı olmasaydı Resulü, bu ayrılığın rahmet olduğunu bildirmezdi. İtikadda ayrılmayı yasak ettiği gibi, amelde ayrılmayı da yasak ederdi. (Mizan)

Resulullah, Kur’an-ı kerimde icmalen bildirilenleri, yani kısa ve kapalı olarak bildirilenleri açıklamasaydı, Kur’an-ı kerim kapalı kalırdı. Resulullahın vârisleri olan mezhep imamlarımız, hadis-i şeriflerde mücmel olarak bildirilenleri açıklamasalardı, sünneti nebeviyye kapalı kalırdı. Böylece, her asırda gelen âlimler, Resulullaha tâbi olarak, mücmel olanı açıklamışlardır.

Bilinen 4 imam zamanında, başka mezhep imamları da vardı. Bunların da mezhepleri vardı. Fakat, bunların mezheplerinde olanlar azala azala bugün hiç kalmadı. (Hadika)

Ehl-i sünnetin dört mezhebinin imanları, inandıkları şeyler, birbirlerinin aynıdır. Aralarında hiç fark yoktur. Ayrılıkları yalnız ameldedir. Bu da, müslümanlara bir kolaylıktır. Her müslüman, dilediği mezhebi seçerek, bunu taklit eder. Her işini, seçtiği mezhebe göre yapar. Müslümanların, dört mezhebe ayrılmaları, Allahü teâlânın rahmetidir. Bir müslüman, kendi mezhebine göre ibadet yaparken, bir zahmet, bir meşakkat hasıl olursa, başka bir mezhebi taklit ederek, bu işi kolayca yapar.

Ölçümüz ne olmalı?
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
(Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiğine uymayan, her mana yanlıştır. Çünkü her sapık, Kur'an-ı kerime ve hadis-i şeriflere uyduğunu sanır ve iddia eder. Kısa görüşü ile, bu kaynaklardan yanlış manalar çıkarır, doğru yoldan kayar. Felakete gider. Allahü teâlâ, Kur'an-ı kerimde mealen, (Kur'an-ı kerimde bildirilen misaller, çoklarını küfre sürükler, çoklarını da hidayete, doğru yola ulaştırır) buyurdu. (Bekara 26)

Ehl-i sünnet âlimlerinin anladıkları mana doğrudur. Çünkü, bu manaları, Selef-i salihinin eserlerini inceleyerek elde etmişlerdir. Doğru bilgileri bizlere ulaştıran bunlardır. Kurtuluş yolunu, yanlış yollardan ayıran onlardır. Onların hidayet ışıkları olmasaydı, bizler doğru yolu bulamazdık. Doğruyu bozuk olanlardan ayırmasalardı, dalalete yuvarlanırdık. İslamiyet’i bozulmaktan koruyan onların çalışmasıdır. Onlara uyan kurtulur. Onlara uymayan sapıtır, herkesi de sapıtmaya çalışır.) [Mektubat, m. 286]

Mezheplere olan ihtiyaç
Bazıları, Hadislere değil, Kur'ana uymak gerekir diyor. Halbuki hadisler, Kur’andan ayrı değildir. Kuran-ı kerimin açıklamasıdır. Allahü teâlâ buyurdu ki:
(Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80]

(Peygamberin emrine uyun, yasak ettiklerinden sakının!) [Haşr 7]

(İndirdiğimi insanlara açıkla!) [Nahl 44]

Âlimler de, âyetleri açıklayıp Kur'an-ı kerimden hüküm çıkarabilselerdi, Allahü teâlâ Peygamberine, (Sadece sana vahiy olunanları tebliğ et) derdi. Ayrıca açıklamasını emretmezdi. Resulullah, Kur'an-ı kerimde, kısa ve kapalı olarak bildirilenleri açıklamasaydı, Kur'an-ı kerim kapalı kalırdı. Hadis-i şerifler olmasaydı, namazların kaç rekat olduğu, nasıl kılınacağı, rüku ve secdede okunacak tesbihler, cenaze ve bayram namazlarının kılınış şekli, zekat nisabı, orucun, haccın farzları, hukuk bilgileri bilinmezdi. Yani hiçbir âlim, bunları Kur'an-ı kerimden bulup çıkaramazdı. Bunları Peygamber efendimiz açıklamıştır. Mezhep imamları, hadis-i şerifleri açıklamasaydı, sünnet kapalı kalırdı. Sünneti, müctehid âlimler açıklamış, böylece mezhepler meydana çıkmıştır.

Mezhep nedir? Bir müctehidin edille-i şeriyyeden elde ettiği bilgilere, o müctehidin mezhebi denir. Sahabelerin tamamı müctehid idi. Hepsinin de mezhebi vardı. Mezheplerden yalnız dördü kitaplara geçip, dünyanın her yerine yayıldı. Dört mezhep arasında amelle ilgili farklı ictihadlar, işlerimizi kolaylaştırmaktadır. Her Müslüman, durumuna göre, kendisine kolay gelen mezhebi seçer.

Bugün dört mezhepten birine uymak gerekir. Çünkü, Eshab-ı kiramın ve diğer müctehidlerin mezhepleri tam olarak bilinmiyor. Dört mezhep, tam bilindiği ve kitapları her yere yayılmış olduğu için, dört mezhepten birine uymak şarttır. Mezhepler rahmettir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Âlimlerin farklı ictihadları, [mezheplere ayrılmaları] rahmettir.)

[B](Âlimlere tabi olun!) [Deylemi]

(Ulema, enbiyanın vârisidir.) [Tirmizi]

Bir Müslüman, kendi mezhebine göre ibadet yaparken, bir meşakkat hasıl olursa, başka bir mezhebe uyarak, bu işi kolayca yapar. Mesela Şafiiler, hacda kadına dokununca abdestleri bozulur. Bunun için Hanefi’yi taklit ederek haclarını yapıyorlar. Bu apaçık bir rahmettir.

misak
29-05-2012, 07:45
Zaten itikadda müslümanlarin mezhebi tekdir. Oda ehl-i sünnet vel cemaattir.
Sünneti seniyyedeki ulemanin ehli sünnet cizgisinde olan hal ilimlerindeki Resulüllah'in s.a.v, yaptigi uygulamalarin yorumlari 4 kulvara yerlesmistir, yani itikadi bir olan 4 mezhep sistemi icma-i ümmetin ittifakiyla uygulanmistir.
Tabi ülkemizdeki farmason Resid Riza, mütezile mezhebi, C.Efgani hareketi ve vehhabi uzantili alimlerin ehli sünnet müslümanlarini yalnis bilgilerle saptirmalarindan dolayi mezhepsizlik fitnesi bilhassa son yillarda tekrar körüklendirilmeye calisiliyor.
Hak mezheplerimiz selefi salihinlerin yoludur.
Bunu inkar edenler büyük bir yanilgi icindedir.
Bilmeden bu konularda ehli sünnete aykiri yorum yapanlara kizmamali ama uyarmali.
Bilerek ehli sünnet düsmanligi yapanlara ise ölcülü olmak kaydiyla ikna etmeye calismali eger ikna olmazsa müslümanlari saptirmasindan sakindirilmalidir.

Mezhepsizligi savunanlar hangi alimleri ve delilleri referans aliyorlar belirtirlerse buyursunlar tartisalim.

Bu konularda bilgisi olmayanlar dikkatli davranmalidir.

kaynağınız nedir?
islamda mezheblerin çıkışı ashabtan Allahu alem 200 yıl sonradır. ki şu anda hak dedğiniz mezheb imamlarının hiç biri ben mezheb kuruyorum da dememiştir.
islam dünyasında mezheb bir realitedir. vardır fakat mezheb din değildir.
mezheblerin ayrıldığı noktalar ayrıntıdan ibarettir. hiçbir mezheb alimi farzlarda ayrılığa düşmemişlerdir.
ayrıca hak olan sadece 4 tane değil daha fazladır.
türkiyede mezhebsiz dediğiniz insanlar da genelde mealci kesimdir ki onlarda sünneti topyekün inkar ederler.
din 4 mezhebten ibarette değildir...

Ercan Tekin
29-05-2012, 07:47
Mezhepler dinimizi doğru kaynaktan ölçülendirip müslümanların itikadlarını hal ilmi ve fıkıh akaid ölçülerinde muhazafa etmektir. Bir önceki eklediğim yazıda detayları kaynakları ile vardır.

Kaynağım İmam-ı Rabbani müceddidi el-fisani Ahmed el-Faruki hz'leridir.

misak
29-05-2012, 07:54
Kaynağım İmam-ı Rabbani müceddidi el-fisani Ahmed el-Faruki hz'leridir.

BAHSETTİĞİNİZ KİŞİ 1563-1624 yılları arasında yasamis bir alimdir. Allah resulünden yaklaşık 900 yıl sonra mezheblerin gerekliliğini savunmuştur.

bizler için ölçü olması gereken sıralamada Allah'ın kitabı ,resulünün sünneti , ashabın din konusundaki uygulaması ve daha sonra mezhebler olmalıdır.
eğer mezheb Allah ve resulünün önüne geçerse bu en başta mezhebe yapılmış bir zulüm olur. ve hiçbir mezheb alimi de kendi ictihadlarının mutak doğru olduğunu söylememiş aksine imam-ı azam bir konuda ictihad yaptımı bu benim ictihadım eğer bundan daha isabetlisi çıkarsa ona uyun demiştir. günümüzde ise imam-ı azamın bütün ictihadları dinin olmazsa olmazı haline getirilmiştir.

YANLIŞTA ANLAŞILMASIN sözüm kimseye değil benim mezbep hakkında düşündüğümdür.

Ercan Tekin
29-05-2012, 08:09
BAHSETTİĞİNİZ KİŞİ 1563-1624 yılları arasında yasamis bir alimdir. Allah resulünden yaklaşık 900 yıl sonra mezheblerin gerekliliğini savunmuştur.

bizler için ölçü olması gereken sıralamada Allah'ın kitabı ,resulünün sünneti , ashabın din konusundaki uygulaması ve daha sonra mezhebler olmalıdır.
eğer mezheb Allah ve resulünün önüne geçerse bu en başta mezhebe yapılmış bir zulüm olur. ve hiçbir mezheb alimi de kendi ictihadlarının mutak doğru olduğunu söylememiş aksine imam-ı azam bir konuda ictihad yaptımı bu benim ictihadım eğer bundan daha isabetlisi çıkarsa ona uyun demiştir. günümüzde ise imam-ı azamın bütün ictihadları dinin olmazsa olmazı haline getirilmiştir.

YANLIŞTA ANLAŞILMASIN sözüm kimseye değil benim mezbep hakkında düşündüğümdür.

Evet bu yorumunuzdaki her kelimeye katılıyorum. Sorun yok anlaşıyoruz.
Yalnız İmam-ı Azam r.a.'den daha iyi ictihad yapan çıkarsaki artık Allahualem zor görünüyor elbette bu büyük alimin ictihadları veli nimet kalıyor biz müslümanlarada sahip çıkmak kalıyor.
Zaten bizimde mezheplere bakışımız Kur'an ve Sünnete uyumundaki ölçüyle alakalıdır. Kur'an ve sünnete aykırı olan ne varsa ona karşıyız.
Günümüzdeki dört hak mezhep ise icma-i ümmetin ittifakıyla Kur'an ve Sünnete aykırı olmayıp dosdoğru bir ölçülendirmede olduğuna kanaat getirmişlerdir.
Zira Osmanlı ecdadımızda bu konuya epeyce ehemniyet vermiştir. Hatta Resulüllah s.a.v. efendimizin İstanbul'un fethiyle müjdelediği ordunun komutanı ve ordusu olma müjdesine nail olan Fatih Sultan Mehmed han ve ordusununda mehzepleri ehl-i sünnet vel cemaatinin itikadları üzeredir.
Buda hadisle müjdelenen ecdadın doğru bir istikamette olduğunun daha iyi anlaşılmasını sağlıyor.
Fi emanillah

serdengeçti
29-05-2012, 08:13
Eğer desen: Hak bir olur; nasıl böyle dört ve oniki mezhebin muhtelif ahkâmları hak olabilir?

Elcevab: Bir su, beş muhtelif mizaçlı hastalara göre nasıl beş hüküm alır; şöyle ki:

Birisine, hastalığının mizacına göre su ilâçtır, tıbben vâcibdir.

Diğer birisine, hastalığı için zehir gibi muzırdır; tıbben ona haramdır.

Diğer birisine, az zarar verir; tıbben ona mekruhtur.

Diğer birisine,
zararsız menfaat verir; tıbben ona sünnettir.

Diğer birisine ne zarardır, ne menfaattir; âfiyetle içsin, tıbben ona mubahtır.

İşte hak burada taaddüd etti. Beşi de haktır.

Sen diyebilir misin ki: "Su yalnız ilâçtır, yalnız vâcibdir, başka hükmü yoktur."

İşte bunun gibi, ahkâm-ı İlahiye mezheblere hikmet-i İlahiyenin sevkiyle ittiba edenlere göre değişir, hem hak olarak değişir ve herbirisi de hak olur, maslahat olur.

Rnk..

Ercan Tekin
29-05-2012, 08:28
Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat

Mehmet TALU hocaefendi kaleminden



Günümüzdeki küfür tufanından,
isyan selinden kurtulabilmek için, ALLAH
Teâlâ'nın dinine sımsıkı sarılmak
gerekir. Bilindiği gibi Nuh (A.S) ve beraberindekiler
ALLAH'ın dinine sarıldıkları
için selamete ermişler, o günkü
tufandan kurtulmuşlardır. Bunun için
de öncelikle: İtikadı tashih etmek; yani
Hz Peygamber (S.A.V.) Efendimiz'in,
Sahabe-i Kiramın, Ehl-i Beyt'in, Selefi
Salihinin inandığı gibi inanmak; bid'atlerden,
bozuk itikadlardan kaçınmak;
Ehl-i Sünnet uleması tarafından yazılmış
muteber ve güvenilir akaid kitaplarını
okuyarak doğru ve mutedil yolda
olmak; Muhkem yani mânâsı açık ve
kesin olan ayet-i kerime ve hadis-i şeriflere
sarılmak, Müteşabih yani mânâsı
tam açık olmayan ayet-i kerime
ve hadis-i şerifleri esas ve usûl olarak
kabul etmemek, bunların manasını ALLAH'a
havale edip, ilimde yeterli derecesi
olan gerçek ve icazetli âlimlere
sormak; tashih-i itikat yani inançların
doğru olması hususunda çok titiz ve
hassas olmak; bid'atlerden, zındıklıklardan
sapık görüşlerden kaçınmak; ilmiyle
amel eden, ihlaslı âlimlerin, Salihlerin,
kâmil mürşidlerin Hz.
Peygamber (S.A.V.) Efendimiz yolundan
gidenlerin itikadı üzere inanmak
gerekir.

İşte bu inanç, Nuh (A.S.)ın gemisi
gibidir. Ebû Zer (R.A) dan rivayete
göre Hz. Peygamber (S.A.V.)
Efendimiz şöyle buyurdu:
“Ona binen kurtulur, selamete
erer, binmeyip geri kalan da (oğlu
bile olsa) boğulup gider.” 1

İnsana en fazla lazım olan şey;
bilinmesi ve kesin şekilde inanılması
gerekli olan hususlara iman etmektir.
İman etmiş olanların en çok dikkat ve
titizlik göstermeleri gereken konu
"Tashih-i itikâd", yani inanılacak, bilgilerin,
Kur'âna, Sünnet'e, Din'e uygun
olmasını temindir. Hz. Muaviye (R.A) anlatıyor: Resûlullah
(S.A.V.) Efendimiz bir gün aramızda doğrulup
buyurdular ki:
Haberiniz olsun! Sizden önce ehl-i kitap
yetmiş iki millete (dine) bölündüler. Bu ümmet
ise yetmiş üç fırkaya bölünecek, bunlardan yetmiş
ikisi ateşte, sadece birisi cennettedir. Bu da
(ehl-i sünnet ve'l-) cemaattir. 2

Avf b. Malik (R.A) dan rivayet edildiğine göre
Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:
Yahudiler yetmiş bir fırkaya ayrıldı. (Bunlardan)
biri cennette ve yetmişi ateştedir. Hıristiyanlar
da yetmiş iki fırkaya ayrıldı. (Onlardan da) yetmiş
bir fırka ateşte ve biri cennettedir.
Muhammed'in canı (kudret) elinde bulunan (ALLAH'a)
yemin ederim ki, benim ümmetim
muhakkak yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bir
fırka cennette ve yetmiş iki fırka ateştedir.

-Ya Resûlellah! Cennette olan fırka kimlerdir?
diye soruldu.
-O (Sahabilerin yolunda olan) cemaat, diye
cevap verdi. 3

Hadis-i şeriflerde geçen cemaat kelimesi ile
Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz'in ve sahabelerinin
yolunda olup bid'at ve yanlış itikaddan uzak duran
grup kastedilmiştir ki, bu gruba ehl-i sünnet ve’l-cemaat
derizki şu hadis-i şerif bunu ifade etmektedir:
Abdullah b. Amr b. As (R.A.) den rivayete
göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:
“Beni İsrail üzerine gelen şeyler, tıpatıp
aynısıyla benim ümmetimin üzerine de gelecektir.
Öyle ki onlardan aleni olarak annesine
gelen olmuşsa, ümmetimden de bu çirkin işi
mutlaka yapan olacaktır. Nitekim beni İsrail yetmiş
iki millete (dine, fırkaya) bölünmüştü.
Benim ümmetim de yetmiş üç millete
bölünecektir. Bunlardan bir tanesi hariç hepsi
ateştedir.

- Bu fırka hangisidir? diye soruldu.
- Benim ve ashabımın üzerinde olduğu
şeyden ayrılmayanlar-dır,” buyurdular. 4
Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz'in dedikleri aynen
tahakkuk etmiş ve maalesef müslümanlar bir
sürü fırkaya ayrılmışlardır. Biri müstesna, hepsi
derece derece bozuk ve dalâlettedir. Bu müstesna
yol, bu kurtulacak olan fırka, ehl-i sünnnet ve’l-cemaat
mezhebidir. İslâm, Hz. Peygamber (S.A.V.)
Efendimizimiz'den bugüne kadar bozulmadan,
tahrife uğramadan, bir kopukluk olmadan gelmiştir.

Abdullah b. Ömer (R.A.) den rivayete göre Resûlullah
(S.A.V.) Efendimiz:
“Ümmetim dalâlet (sapıklık) üzerinde ebediyen
ittifak etmez. Siz bu cemaate sımsıkı
sarılınız. Çünkü ALLAH Teâlâ’nın yardımı cemaat
üzerinedir” 5 buyurmuştur.

Gerçek İslâm, Kur'ân'ın ve Sünnetin doğru
yorumuna dayanan İslâm'dır. O da Ehl-i Sünnet
ve’l-Cemaat İslâmlığıdır. Hakikat budur. Çünkü
Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: Artık onlar, sizin
(Sen ve Ashabı’nın) iman ettiği gibi, iman ederlerse,
muhakkak hidayete ermiş olurlar ve eğer
yüz çevirirlerse, hiç şüphe yok ki onlar Hak’tan
yana büyük bir ayrılık içindedirler. O halde ALLAH
Teâlâ onlara karşı sana yetecektir. Ve O her
şeyi hakkıyla işitici ve hakkıyla bilicidir. 6

Bu ayet-i Kerime açıkça ifade ediyor ki:
Kıyamet kopuncaya kadar, Hz. Peygamber (S.A.V)
Efendimiz ve Ashab-ı Kiram gibi inanıp, onlar gibi
amel edenler, onlara hakkıyla tabi olanlar hidayettedirler.
“Ehl-i Sünnet ve’l-cemaat” da bunlardır.
Hz. Peygamber (S.A.V) Efendimiz ve Ashabından
sonra onların itikadına ve ameline muhalif olarak
türeyen bütün fırkalar, muhalefetleri ölçüsünce
Hak’tan, hidayetten ayrılık içindedirler.

Bir Müslüman için en büyük değer imandır.
Ona ebedî mutluluk kapısını imanı açar. İmanla
yaşar ve ömrü ölümüne imanla bitişirse en büyük
saadeti kazanmış olur. İmanı elden giderse en
büyük zarara uğramış olur. İman yoksa para, mal,
mülk, büyük servet, tantana, şaşaa, debdebe hiçbir
şeye yaramaz.

Burada yeri gelmişken Üstadımız Hacı Ali
Haydar Efendi (Kuddise Sırruhu) Hazretlerinin, bu
ayet-i celileyle alâkalı acaip, insanı hayrete düşürecek
bir kıssasını zikredelim:
Üstadımız Hacı Ali Haydar Efendi (Kuddise
Sırruhu) Hazretleri bize bir kaç kere şöyle anlattılar:
Bir gece seher vakti, uyanıkken aşikâre olarak şeytan
geldi ve bana:
- "Sen hangi mezheptensin?" diye sordu. Ben de:
- "Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat mezhebindenim."
dedim. - "Peki mezhebinin hak olduğuna delilin nedir ?"
diye sordu. Ben de:
- "Kur’an-ı Kerim'dir." dedim. O da:
- "Her mezhep sahibi haklı olduğuna dair Ku’ran’ı
delil getiriyor. O hâlde onların haksız olup, senin
haklı olduğun ne malûm?" dedi. Bunun üzerine,
ben ona nice ayet ve hadislerle cevap verdiysem
de, bir türlü def olmuyor ve bana karşılık veriyordu.
Böylece uzun müddet mücadele devam etti, çok
yoruldum, âciz kaldım ve yanımda duran yatağa
düştüm, uzandım. O anda Mevlâ Teâlâ Hazretleri
yukarıda zikredilen: (Artık onlar, sizin (Sen ve
Ashabı’nın) iman ettiği gibi, iman ederlerse,
muhakkak hidayete ermiş olurlar ve eğer yüz
çevirirlerse, hiç şüphe yok ki onlar Hak’tan yana
büyük bir ayrılık içindedirler. O halde ALLAH
Teâlâ onlara karşı sana yetecektir. Ve O her
şeyi hakkıyla işitici ve hakkıyla bilicidir.) ayet-i
celilesini hatırıma getirdi. Ben de hemen yatağımdan
doğrulup ona cevap olarak bunu okudum ve
dedim ki:
- Bu ayet-i celilede Mevlâ Teâlâ, habibine
(S.A.V) ve ashabına hitaben buyuruyor ki: “Eğer
onlar (kendi dinlerini hak bilip, insanları ona davet
eden yahudi, hristiyan ve diğer din mensupları)
senin ve ashabının inandığı gibi inanırlarsa,
muhakkak (ancak o zaman) hidayete ermiş olurlar.
Eğer yüz çevirirlerse, ancak onlar Hak'tan büyük bir
ayrılık içindedirler.” Sonra Şeytana dedim ki: İşte bu
ayet-i celile nazil olduğu zaman ne Mutezile, ne Şia,
ne Cebriyye, ne de Kaderiyye gibi batıl mezhepler
vardı. Ancak Efendimiz (S.A.V) ve ashabı mevcuttular
ve Hak üzere olanlar da ancak bunlardır. Öyleyse
dünya yıkılıncaya kadar onların inancı gibi
inanıp, amelleri gibi amel edenler onlara hakkıyla
tâbi olduklarından hidayet üzere olmuş olurlar ki:
"Ehl-i sünnet vel-cemaat" bunlardır. Efendimiz
(S.A.V) ve ashabından sonra onların itikadına
muhalif, inancına zıt olarak ortaya çıkan bütün
fırkalar, topluluklar ise batıldır. Hidayetten ayrılık
içindedirler. Mevlâ Teâlâ, Efendimiz (S.A.V) ve
ashabına hitaben: "Eğer onlar sizin inandığınız
gibi inanırlarsa, muhakkak hidayete ermiş
olurlar. Eğer yüz çevirirlerse, ancak onlar Hak'-
tan büyük bir ayrılık içindedirler ve hidayetten
de uzaktırlar" buyuruyor, işte Şeytana bunları deyince,
defolup gitti.

Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat, sonradan çıkmış
herhangi bir mezheb, fırka ve cereyan değildir.
Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin, Sahabe-i güzin
(R.A.)mun, Ehl-i Beytin, Selef-i Sâlihîn efendilerimizin,
Eimme-i müctehidînin tebliğ ettikleri ve açıkladıkları,
aslına uygun gerçek İslâm'dır. Bu yol
cadde-i kübrâdır. İ'tikad ve füru'daki bid'at fırkaları
ise küçük patikalardan ve çıkmaz yollardan başka
bir şey değildir.

Bu bakımdan Ehl-i Sünnet, Kur'ân'a ve Sünnet'e
dayanan gerçek İslâm demektir. Hz. Peygamber
(S.A.V.) Efendimiz ile, Kur'an ile başlamıştır.
Ehl-i Sünet'i herhangi bir fırka gibi görmek, gerçekleri
çarpıtmaktır. İslâm dininin ana caddesi Ehl-i
Sünnet ve’l-Cemaat yoludur. Hadîste geçen “sevad-
ı azam” Ehl-i sünnet’tir. 7 Ehl-i Sünnet diğer
fırkalar gibi herhangi bir fırka değildir.

Bu arada şu hususu da belirtmek isterim ki:
Bütün mü’minler kardeştir. Bid’ati ve yanlışlığı kendisini
küfre götürmeyen herkes mü’mindir. Beraeti
zimmet asıldır.

BÜYÜK İMAMLAR
Kendilerine "Ehl-i sünnet ve'l-cemaat" ve
"Fırka-i Nâciye" adı verilen Müslümanların itikatları,
kısaca yazdığımız şekildedir. Malûmdur ki, Hz.
Peygamber (S.A.V.) Efendimiz ile görüşüp ona
iman etmiş olan zatlara "Ashab-ı Kiram, Ashab-ı
Güzîn" denir, Ashab-ı Kiram’ı görüp onlardan feyz
almış olan müslümanlara da "Tabiîn" adı verilmiştir.
Ashabı güzîn ile tabiîne, "Selef-i salihîn" denilir.
Bunlar, ehl-i sün-net ve'l-cemaatın ilk rehberleridir.
Bunlar Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz'in
yolunu hakkıyla takib etmiş, İslâmiyeti her tarafa
yaymaya çalışmış, İslâm birliğini, İslâm câmiasını
kuvvetlendirmiş, bid'atlardan, yani din adına sonradan
türemiş, dine aykırı bulunmuş şeylerden beri
bulunmuşlardır.

Ehl-i sünnetin i'tikat hususunda büyük üstatları,
büyük imamları vardır. Bunlardan her biri, selefi
salihîn mezhebi üzere yürümüş, İslâm âleminde
yüz gösteren muhtelif ceryanlara, felsefî görüşlere
karşı hak ve hakikati müdafaaya çalışmış, İslâm
akaidinin ne kadar saf, ne kadar doğru olduğunu
yeni yeni deliller ile, çalışmalar ile isbat etmiştir. İşte
bu büyük mücahit âlimlerden birisi: İmam Matüridî
(H. 280-333), diğeri de: İmam Eş'arî (H. 260-324)
dir.

İmam Matüridî ile İmam Eş'ari arasında esas
itibariyle ihtilâf yoktur. Her ikisi de selefi sâlihin yolunu
takib etmiştir, ikisi de hak üzeredir. Ancak ikinci derecede bulunan, teferruat sayılan birkaç tali
meselede ihtilafları vardır. Fakat bunların başlıcaları
da sözde ve görünüşte bir ihtilaftan başka
değildir.

Bu sebeple bugün Müslümanların en büyük
kısmı, itikatça ya İmam Maturidi'ye veya İmam
Eşari'ye tabi bulunmaktadır. ALLAH Teâlâ Hazretleri
hepsinden razı olsun. Amin.

BÜYÜK MÜCTEHIDLER
Dünyanın her tarafına yayılmış olan milyonlarca
müslüman, İslam tarihinin ilk asırlarından zamanımıza
kadar ibadetler hususunda ve muamelât
(muameleler) ile ukûbât (cezalar) gibi İslam
Hukuku’nu teşkil eden meseleler hususunda dört
büyük müçtehidden birinin mezhebine tabi
olagelmişlerdir. Bu dört büyük müçtehid şu zatlardır:

1- İmam-ı Azam Ebû Hanife (H. 80-150)

2- İmam Malik ibn-i Enes (H. 93-179)

3- İmam Muhammed ibn-i İdris eş-Şafii (H. 150-
204)

4 - İmam Ahmed ibn-i Muhammed ibn-i Hanbel (H.
164-241)

DÖRT DELIL
Bu dört kudretli, mübarek imamın mezhebleri
kitap, sünnet, icma-ı ümmet ve kıyas-ı fukaha üzerine
kurulmuştur. Kitaptan maksat, Kur'an-ı
Mübin'dir. Sünnet’ten maksat, Hz. Peygamber
(S.A.V) Efendimiz'in mübarek sözleri, işleri ve
görüp de men etmeksizin sükût buyurmuş olduğu
şeylerdir. Hz. Peygamber (S.A.V) Efendimiz'in
evvelce men etmemiş olduğu bir şeyi görüp de
ona karşı sükût buyurmaları, o şeyin meşru
olduğunu gösterir. İcmâ-ı ümmet’ten maksat, bir
asırda bulunan bütün müçtehitlerin bir hâdisenin
şer'i hükmü hakkında ittifak etmeleridir. Abdullah bin
Ömer (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.)
Efendimiz:
“Ümmetim dalâlet (sapıklık) üzerinde ebediyen
ittifak etmez. Siz bu cemaate sımsıkı
sarılınız. Çünkü ALLAH Teâlâ’nın yardımı cemaat
üzerinedir” 8 buyurmuştur. Abdullah (R.A.)
den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:
“Müslümanların güzel gördüğü birşey, ALLAH
katında da güzeldir” 9 buyurmuştur.

Bu sebeple müslümanların dini varlıklarını
temsil eden bütün müçtehitlerin bir mesele
hakkında aynı görüş ve kanaatta bulunmaları, o
mesele hakkında şer'an muteber bir delildir, bir
hüccettir.

Kıyas-ı fukaha’ya gelince bundan maksat da:
Bir hâdisenin kitap ile, sünnet ile veya icmâ-ı ümmet
ile sabit olan hükmünü aynı illete, aynı sebebe,
aynı hikmete bağlı olarak o hadisenin tam
benzerinde de meydana çıkarmaktan ibarettir. Bu
ikinci hâdise hakkındaki hüküm de; güzelce
düşünülünce anlaşılır ki, yine kitap ile veya sünnet
ile veya icma ile sabit bulunmuştur. Müçtehit ise
yaptığı kıyas ile bu hükmü yeniden isbat etmiş olmuyor.
Bilakis ikinci hadiseye göre kapalı bulunan
bu hükmü yeniden açığa, meydana çıkarmış oluyor.
Kıyas-ı fukahâ, bir içtihat meselesidir. Bunun
meşru olması, makbul olması ise şer'an sabittir.
“Ey akıl, basiret sahipleri! Düşünün de
ibret alın.” 10

Kur'an emri buna delildir. Resûl-ü Ekrem
(S.A.V) Efendimiz, ümmetinin fukahası için böyle
bir içtihadı câiz görmüş, güzel kabul etmiştir.
Nitekim Sahabe-i Kiram’dan Muaz ibn-i Cebel
(R.A.) Yemen’e kadı tayin olunmuştu. Hz. Peygamber
(S.A.V) Efendimizin:
- “Ya Muaz! Bir dava ile karşılaşırsan nasıl,
ne ile hükmedeceksin?” Sualine, Muaz da şöyle
cevap vermiştir:
- ALLAH’ın kitabı ile hükmedeceğim.
- ALLAH’ın kitabında bir hüküm bulamazsan?
- Resûlullah (S.A.V) in sünneti ile hükmedeceğim.
- Ya, Resûlullah’ın sünnetinde ve ALLAH’ın
kitabında da bir hüküm bulamazsan?..
- O zaman içtihadımla, kendi görüşümle
hükmedeceğim, hüküm vermekten geri kalmam.
Bunun üzerine Resûl-ü Ekrem (S.A.V) Hazretleri
Muaz’ın göğsüne vurarak:
- ALLAH Teâlâ'ya hamd olsun ki
Resûlünün elçisini resûlünün razı olduğu şeye
muvaffak buyurmuş” 11 diye memnuniyetini belirtmişti. Bu sebeple salâhiyetli zatların kıyas yolu ile
içtihatta bulunmaları da şer'an pek güzel ve makbul
bulunmaktadır.

Kitap, sünnet, icmâ-ı ümmet ile kıyas-ı fukahaya:
“Edile-i Erbaa= dört delil”, “Usulü Erbaa=
dört temel, asli delil” denir. Bütün müçtehitlerin ekseriyeti
bu dört delili kabul etmiş, bütün yüksek
müçtehitler, şer'i hükümleri bu dört delilden birine
veya bir kaçına dayandırmıştır. Artık bu delillerin
hepsini de kabul etmek gerekli bir vazifedir. Bu
deliller insanların haklarını, vazifelerini bildiren İslam
hukukunun gelişmesini temine mahsus birer
çok yüksek feyiz ve hikmet kaynağıdır. Müslümanların
dini hayatı bu dört feyizli hikmet ve maslahat
kaynağından asla uzak, beri olamaz.

Yukarıda mübarek adlarını yazdığımız dört
büyük imam, müslümanlar hakkında bir ilahi rahmettir.
Bunlar dört temel delilden dini hükümleri
çıkarmış, müslümanlara takip edecekleri yolu
açıkça göstermişlerdir. Artık bunlardan her
hangisinin mezhebine uyan bir Müslüman hak bir
mezhebe intisap etmiş, Hz. Peygamber (S.A.V.)
Efendimiz'in yolunda bulunmuş olur.

Bu pek muhterem müçtehitlerin hepsi de dini
meselelerin esasında ittifak etmişlerdir. Aralarında
bir ayrılık yoktur. Ancak ikinci derecede bulunan bir
kısım fer'î (ayrıntılı) meselelerde ihtilaf etmişlerdir.
Fakat güzelce incelenirse görülür ki, bunların
birçoğu da görünüşte bir ihtilaftan başka şey
değildir. Çünkü bu meselelerin birçoğunda bu
mübarek zatlardan biri, bir azimet ve takva yolunu,
diğeri de bir ruhsat ve müsaade yolunu tercih etmiş,
bu şekilde ümmet-i merhumenin önünde geniş bir
rahmet sahası açık bulunmuştur. İşte Abdullah ibni
Abbas (R.A.) den rivayet edilen Hz. Peygamber
(S.A.V.) Efendimiz'in: “Ümmetimin ihtilafı bir rahmettir.”
12 hadis-i şerifi ile buna işaret buyurulmuştur.

Evet… Düşünmeli ki, müslümanlıkta
ibadetlere, muamelelere ve diğer konulara âit ne
kadar çok meseleler vardır. Bunların hükümlerini,
Kur'an-ı Mübin ile hadis-i şeriflerden ve ümmetin
icmâından bulup meydana çıkarmak öyle her müslüman
için kolay birşey değildir. Bu pek büyük bir
ihtisas işidir.

İşte bu yüksek müçtehitler, bu vazifeyi sadece
Hak Teâlâ'nın rızası için yapmış, müslümanlara
lazım olan bütün meseleleri açıkça bildirmiş, her
asırda milyonlarca ehli islama rehber olmuşlardır.
Artık bu muhterem zatların İslam milleti için ne
büyük hizmetlerde bulunmuş olduğunda, bunların
her türlü şükrana layık bulunduğunda kim şüphe
edebilir?

Bu kıymetli âlimler büyük bir manevi kuvvet
ve seciye ile ve pek güzel bir niyet ile içtihat sahasında
çalıştıkları içindir ki isabet ettikleri meselelerden
dolayı ikişer kat, isabet edemedikleri
meselelerden dolayı da birer kat sevaba nail olmuşlardır.
Şunu da ilave edelim ki, bu dört büyük müçtehide
ait dört mezhepten her birinin müntesipleri,
kendi mezheplerinin daha doğru, daha isabetli,
sünnete, maslahata daha uygun ve daha elverişli
olduğuna inanırlar. Aksi takdirde, o mezhebi tercih
etmelerinin hikmeti kalmaz.

Fakat bundan dolayı diğer mezheplerin
itibarını azaltmak da akıllarından geçmez, bu dört
mezhebin dördüne de hürmet ederler. Bu hürmet,
ehl-i sünnetin şiarıdır.

Malûmdur ki, İslam hukukunu ihtiva eden
ilme, “fıkıh” denir. Fıkıh, lûgatta bir şeyi hakkıyla
bilmek, bütün esaslarıyla kavramak manasınadır.
İbadetlere, muamelelere, cezalara dair dinî hükümleri
bildiren ilme, fıkıh ilmi adı verilmiştir.

Dini hükümleri mufassal delillerden, yani
yukarıda yazdığımız dört temel delilden anlayıp
çıkarmaya ilmi gücü olan İslâm âlimlerinden her
birine fakih, çoğuluna da fukaha denir. Müçtehitler
ise fukahanın en yüksek tabakasını teşkil ederler.
.................................................. .................
1 Taberani, El- Mu’cemü’l-Kebir, 3/45, No:2636,2637, Müsned-i Bezzar, 9/343,
No:3900. Ayrıca bak. Hüd Suresi:43, 2 Ebû Davud, Sünne:1, Tirmizi, İman:18 , 3 İbni
Mace, Fiten:17, 4 Tirmizi, İman:18, 5 Taberanî, el-Mu’cemü’l-Kebîr, 12/342, No:13623,
6 Bakara suresi:137, 7 Bak. Ahmed b. Hanbel; 4/278, No: 17982, 8 Taberanî, el-
Mu’cemü’l-Kebîr, 12/342, No:13623, 9 Hakim, el-Müstedrek: 3/78, A,b.Hanbel, 1/379,
Taberani, el-Mu’cemu’l-Kebir, 9/112, 10 Haşr sûresi: 2, 11 Ebû Dâvud; Akzıye:11;
No:3592; 2/327; Tirmizi; Ahkam:3; No:1332; 3/62; Nesâî; Kuzat:11; No:5334; 8/230;
A. b. Hanbel; 5/230, 12 Deylemi, Firdevs; No:6497; 4/160; Ebû Nuaym, Hılyetü’l-
Evliya;7/119



http://www.youtube.com/watch?v=Uwwzv9Qxv6o

Cevad
29-05-2012, 10:04
iyide mesela sahabede vahdeti vucut inancı yoktu. günümüzde bazı ehli sünnetim diyenlere bakıyorsunuz bu inancı savunuyorlar hatta ileri gidip vahdeti vucudu kabul etmeyene ehli sünnet dışı bile diyorlar hakeza rabıta öyle.

Resulullah ashabımın yolu demiş işte ne güzel o zaman ashaba uyalım ashab zamanında olmayan şeyleri atalım.

Ercan Tekin
29-05-2012, 10:16
iyide mesela sahabede vahdeti vucut inancı yoktu. günümüzde bazı ehli sünnetim diyenlere bakıyorsunuz bu inancı savunuyorlar hatta ileri gidip vahdeti vucudu kabul etmeyene ehli sünnet dışı bile diyorlar hakeza rabıta öyle.


Resulullah ashabımın yolu demiş işte ne güzel o zaman ashaba uyalım ashab zamanında olmayan şeyleri atalım.

Vahdeti vücud olayı bir keşif ve seyri sülük olayıdır. Bu hadiseye inanıp inanmamak kişiyi ehl-i sünnetten çıkarır iddiası yalnıştır böyle bir iddiayı da ilk defa sizden gördüm. Zaten bizler bilmediğimiz işleri inkar etmekle memur değiliz ki?
Bu iş makamı yüksek alimlerimizin hal işidir. Bizim işimiz asla değildir.
Vahdet-i vücud olayı akaid konusu da değildir. Anlamadığımız tam kavrayamadığımız birşeyi inkar etmekte lüzumsuz bir haldir.
Zira ağır bir konudur.
Ağır konuların ise ehliyetsiz kimselerce değerlendirilmesi zararlıdır.
Herkes seviyesine ve lüzumu olan bilgilere yönelmelidir.
Vahdet-i vücud meselesi bizim meselemiz değildir alimlerin halleridir .

Ehl-i Sünnet vel cemaat adına birkaç paylaşım yaptık inşaAllah sakin kafayla tek tek okuyup değerlendirmenizi ayrıca vaktiniz varsa Cübbeli hocamızında bu yöndeki videosunu izlemenizi rica ederim.

SORU: Vahdet-i vücut meselesi Ehl-i Sünnet'e zıt mıdır?


CEVAP: Burada meseleyi iyi kavramak çok önemlidir. "Alemde Allah Teala'dan başka hakiki varlık sahibi yoktur; diğer varlıklar, varlığını O'ndan alır; onların varlığı izafi ve fanidir. O'nun varlığı ise mutlak ve bakidir. Bütün varlıklar O'ndan gelmiştir ve yine O'na dönecektir. O halde gerçek varlık tekdir ve O'dur" anlamında Vahdet-i Vücut inancı Ehl-i Sünnet'e zıt değildir. Her şeyde Allah Teala'nın kudret ve azametini görmek, alemi O'nun sıfatlarının yansıması/tecellisi olarak telakki etmek niye Ehl-i Sünnet'e zıt olsun ki? Denebilir ki İmam-ı Rabbânî Vahdet-i Vücud'a itiraz ederek Vahdet-i Şuhud'u savunmuştur. Doğrudur; ancak Vahdet-i Vücut ile ilgili bir karar vermeden önce, bu konuda birbiriyle çelişkili, muhtelif "okumalar" yapılabildiğini akıldan çıkarmamak gerekir.

Dr.Ebubekir SİFİL
ves'selam

Cevad
29-05-2012, 10:28
SORU: Vahdet-i vücut meselesi Ehl-i Sünnet'e zıt mıdır?


CEVAP: Burada meseleyi iyi kavramak çok önemlidir. "Alemde Allah Teala'dan başka hakiki varlık sahibi yoktur; diğer varlıklar, varlığını O'ndan alır; onların varlığı izafi ve fanidir. O'nun varlığı ise mutlak ve bakidir. Bütün varlıklar O'ndan gelmiştir ve yine O'na dönecektir. O halde gerçek varlık tekdir ve O'dur" anlamında Vahdet-i Vücut inancı Ehl-i Sünnet'e zıt değildir. Her şeyde Allah Teala'nın kudret ve azametini görmek, alemi O'nun sıfatlarının yansıması/tecellisi olarak telakki etmek niye Ehl-i Sünnet'e zıt olsun ki? Denebilir ki İmam-ı Rabbânî Vahdet-i Vücud'a itiraz ederek Vahdet-i Şuhud'u savunmuştur. Doğrudur; ancak Vahdet-i Vücut ile ilgili bir karar vermeden önce, bu konuda birbiriyle çelişkili, muhtelif "okumalar" yapılabildiğini akıldan çıkarmamak gerekir.

Dr.Ebubekir SİFİL

bu şekilde olanı elbette sakıncalı değildir. ama herşey haşa allahın parçasıdır diyenleride gördüm.

Ehl-i Sünnet
29-05-2012, 10:37
Mezhepleri müçtehidlerin Kur'an ve sünnetten ayrı bir din oluşturmak çabasıyla oluşturduğu kavram olarak görürsek tabiki de mezhepten sorulmayacak gibi ucube bir sonuca varılabilir.

Ama mezhepler bizim İslamı yaşamak için sistemetik hale getirmiş ekoller olduğu idrakına varırsak,
Ashab-ı Kiram devrinden sonra, Kur'an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerden hüküm çıkarma kudretine sahip müctehidler azalmıştı. Bunun üzerine Müslümanlar, içtihat kudretinde bulunan fakihlere tabi olma yolunu tuttular. Onların derslerinde bahsettikleri mevzular, sorulara verdikleri cevaplar ve fetvalar halkın takip ettiği bir yol ve fıkhi bir mezhep olarak doğmuş oldu.

Biri kalkmış Kur'an bir Allah bir mezhep niye 4 gibi soru sormuş.

el-Cevap: El bir tane olduğu halde, parmakların beş tane oluşu nasıl bizim iş görmemizi kolaylaştırmakta ise, mezheplerin durumu da aynen öyledir. Hepsi İslam esaslarına bağlı olup, halkın kolaylığı içindir.

Birisi de sormuş ki :' Herkes kendi mezhebinin (Ehl-i sünnet ve Şia ve diğerleri vs) Hak olduğunu iddia ediyor. Kimin Hak yolda olduğunu nerden bileceğiz'

el-cevap: Allah'ın (cc) kitabı ve Resulü'nün (sav) sünneti, amellerin hükme bağlanmasında en sağlam ölçü ve şaşmaz bir kıstastır. Bu esaslara uyan bir şey, meşru ve hakka uygun kabul edilir. Ehl-i sünnet mezhebinin hak olduğunu, Allah'ın(cc) Kitabındaki hükümlere, Resulü'nün(sav) sünnetine ve Ashab-ı Kiramın yürüdüğü yola uygun olması ile isbat ederiz.

Mezheplerin hak oluşu, umumi hükümler bakımından, İslam dininin inanç, ibadet ve muamelat ile alakalı hükümlerine her bakımdan uygun düşmesi ile anlaşılır. Batıl mezhep de bu esaslara ters düşen yolun adıdır. Mezhep kurucularının aynı tarihte yaşamaları, aynı şehir ve hatta aynı medresede yetişmiş olmalarıyla, kurdukları mezheplerin hak veya batıl olarak vasıflandırılmasında aynı sıraya konulamaz. O zatın İslam'a mutlak bağlı olması, fasit te'villere, kusurlu tefsirlere ve mantıksız tezvirlere kaçmaması ile mezhebinin hak olduğu anlaşılır. Vasıl bin Ata, Hasan Basri Hazretleri'nin rahle-i tedrisinde yetişmiş ve fakat sonunda ondan yüz çevirmiş ve Mütezile'nin önderi olmuştur.

Birisi kalkmış demiş ki bu kadar farklı mezhep varken orta yolda buluşmamız mümkün değil. "Telfik” gerekir.

el cevap:
Bir kimse çıkıp şöyle dese; bu kimseler ne derler acaba: Hepsi de insan taşımak için olduğu halde arabalar niçin çeşit çeşit? Hepsi aynı olmalı değil mi? Gaye giyinmek olduktan sonra, elbiseler niçin ayrı ayrı? Hepsi tek tip olmalı. Ordular öyle. Karacısı var, havacısı var, denizcisi var. Olmaz! Devlet tek olur da ordu çeşit çeşit olur mu? Ordu da tek olmalı, mensuplarının elbiseleri de aynı olmalı. Silah da tek çeşit olmalı. Ayrı ayrı silah olmamalı. Silah dediğin tek çeşit olmalı.


İslâm’ı tek noktada toplayalım diyenler diyorlar ki; “Biz mezhepleri kaldırmıyoruz. Mezhep imamlarına saygılıyız da. Onların ictihadlarına değer veriyor ve doğru olanlarını alıyoruz.”


Yani mezhep imamlarının ictihadlarının hangisinin doğru olduğuna kararı bunlar veriyorlar. Mezhep imamlarını karşılarına oturtup, “Şu meselenin cevabı sana göre nasıl?” der gibi yapıyorlar. Yani müctehidlerin görüşlerini teker teker ele alıp kendi kafalarına göre değerlendiriyorlar. “Şu meselede şu imamın söyledikleri doğru, diğerleri yanlış. Şu meselede de falan imamın ictihadı doğru, diğerlerinki yanlış.”
Son takdir kendilerinin, ama bunu da eskisi gibi değil, artık kurnazca yapıyorlar. Meselâ şöyle: “Falan meselede birinci zat şöyle derken, ikinci, üçüncü, dördüncü zat şöyle diyor. Ben de ikincisinin tarafındayım.”
Yani bazı maddeleri ondan bazı maddeleri diğerinden alarak ortaya karma bir yol çıkarıyorlar. Ama bunun adı mezhepleri birleştirmek-kaldırmak değil de mezhep imamlarına hürmet oluyor!


Ayrıca bkz >> http://www.ihvanforum.org/showthread.php?t=17966&page=1
http://www.youtube.com/watch?v=zuoWRaVU9bk&feature=related


Not: Mehmet Emre Hocaefendi ve Ali Eren Hocaefendi'nin yazılarından alıntılar yapılmıştır.

bi husben
29-05-2012, 11:16
SORU: Vahdet-i vücut meselesi Ehl-i Sünnet'e zıt mıdır?


CEVAP: Burada meseleyi iyi kavramak çok önemlidir. "Alemde Allah Teala'dan başka hakiki varlık sahibi yoktur; diğer varlıklar, varlığını O'ndan alır; onların varlığı izafi ve fanidir. O'nun varlığı ise mutlak ve bakidir. Bütün varlıklar O'ndan gelmiştir ve yine O'na dönecektir. O halde gerçek varlık tekdir ve O'dur" anlamında Vahdet-i Vücut inancı Ehl-i Sünnet'e zıt değildir. Her şeyde Allah Teala'nın kudret ve azametini görmek, alemi O'nun sıfatlarının yansıması/tecellisi olarak telakki etmek niye Ehl-i Sünnet'e zıt olsun ki? Denebilir ki İmam-ı Rabbânî Vahdet-i Vücud'a itiraz ederek Vahdet-i Şuhud'u savunmuştur. Doğrudur; ancak Vahdet-i Vücut ile ilgili bir karar vermeden önce, bu konuda birbiriyle çelişkili, muhtelif "okumalar" yapılabildiğini akıldan çıkarmamak gerekir.

Dr.Ebubekir SİFİL

bu şekilde olanı elbette sakıncalı değildir. ama herşey haşa allahın parçasıdır diyenleride gördüm.

ebu bekırsıfılde kendı arasında celısıyor o oyle dedı doğru ımamı rabbanı boyle dedı doğru al takke ver kulah

bizim bilmemiz gereken şudur o Allah doğmamış doğurulmamış yaratıklarının hiç birine benzemeyen ona hıc bır şeyın denk olmadığı alemler ve içindekilerinin onun ol demesiyle olduğu

Allahın yaratıcı oldugu yaratıklarının dan ayrı olduğu Allahın allah olduğunu kulların kul olduğu eşya ve maddenın esya ve madde olduğunu Alahın ol demesıyle meydana geldıklerıne ıman etmelıyız

aksı taktırde ıcınden cıkılmaz dusuncelere saparız maazallah

fakiri
29-05-2012, 12:12
Vahdet-i Vücûd bahsi çok derin ve ince bir konudur. Şahsen bziler bu konuda konuşmaya bşle mezun değiliz ama, bilgi kabilinden şunları ekleyelim. Rabbimiz ayet-i kerimesinde kendisi hakkında " O Evvel'dir, Âhir'dir, Zâhir'dir, Bâtın'dır. O, her şeyi bilendir." buyuruyor. "Ben zahirim" diyor; peki Rabbimizin zahir olduğunu görebiliyor muyuz ? Var mı görebilen ? Sen-bemn göremiyorsak, görenler var ama... Şu halde bizim gçremediğimizi görenlere ne diye şaşı bakıyoruz ? Hallac-ı Mansur merhum (.K.S.) işte Rabbimizi her şeyde ve her yerde görenlerden biriydi...İkinci olarak Rabbimiz yine şöyle buyurmaktadır : "Doğu da batı da Allah'ındır. Yüzünüzü hangi cihete çevirirseniz çevirin, vech-i ilâhî oradadır. Şüphesiz ki Allah'ın (rahmeti ve kudreti) geniştir, O her şeyi bilendir." Bu ayeti nasıl anlammzı gerekiyor ? Var mı anlayan ? Hangicihete dönersek dönelim vech-ilâhi orada ise, şu halde her yerde ve şeyde Rabbimizi görmek - görebilmek bizim için gerekli değil mi ?
Bu bağlamda ve bu Vahdet-i Vücûd konusunda daha bir çok ayet olmasına karşılık sadece bu iki ayetle iktifa ederiz. Akıl sahipelrine bu yeter deartar bile...Vesselâm.

Cevad
29-05-2012, 13:34
allahın varlığı zahirdir herşey ona delildir. ama zatı gizlidir.

Mahpeyker
29-05-2012, 13:35
Herkes bir yol tutmus gidiyor

Hiristiyanlarin 4 tane farkli incilleri var iyi anlasiyorlar

Bizim bir tane Kuranimiz var ama bir türlü anlasamiyoruz

Biz Müslümanlarin neden dünya capinda bir lideri yok?













tesbihinizi yaparken iyice düsündünüz mü ?
ne kadar cahilce bit tesbih !
hiristiyanlarin cok kanli tarihleri ve gecmisleri vardir .
bugün iyi anlasmalari ,ortak düsmanlari kabul ettikleri " Islam´a ve islam alemine " karsi ortak hareket etmelerinden kaynaklaniyor .
haddi zatinda hic biri birbirini sevmez de tutmaz da .
ortak düsmanlarini ortadan kaldirin bakin nasil bir birlerine düsüyorlar !

nasil kiyasliyabiliyorsunuz islami hiristiyanlik ile -aklim almiyor .ama anlasilan siz hiristiyan empatizanisiniz .

dört mezhep , farkli farkli yol degildir .itikadda yani kuran ve sünnetde birdirler .amelde farklilik vardir - yani hanefi mezhebinde erkekler ellerini göbeklerinin altina baglarlar -safiilerde mide kismina dogru .

diger bir misalde ; hanefi mezhebinde bir ine ucu kadar kanin akmasi abdesti bozar -safii mezhebinde ise bir cizme dolusu kanin akmasi gerekir abdestin bozulmasi icin .lakin onlarda söyle bir sey de var , abdestli bir insanin yanindan bir köpek gecse veya bir kadinin eli ogluna veya esine degse abdesti bozulur .

görüyoruz iste farklilik amelde .

birlik beraberlik ehli sünnet iledir .

siyonist ve emperyalist güclerin Osmanliyi yikmalarinda ki en büyük hedeflerden biri de Halife-i müslimini ortadan kaldirip ,müslümanlarin basi bos kalmasini saglamakti .
ve nitekimde basarili oldular - sahibsiz kalan müslüman ülkelerinden tutun ,osmanlinin himayesinde asirlarca rahat yasayan hiristiyan olan bazi ülkeler bile doyumsuz ve gaddar ülkelerin sömürüsüne ugradi !

gecmisimizi ne kadar iyi bilirsek
o kadar suurlu ve bilincli oluruz ve tekerrür eden tarihi sömürülere , oyunlara , tuzaklara düsmeyiz !

Cevad
29-05-2012, 13:45
hristiyanların 4 farklı incili yoktur. bu 4 incili hepsi kabul eder ve tek kitabın bölümleridir.

Mahpeyker
29-05-2012, 14:03
Allah Allah ya siz hiristiyanligi tam bilmiyorsunuz ya da dört incili yillarca arastirip farkliliklarina varincaya kadar bilimsel arastirmalar yapan insanlar bilmiyorlar .

dört incil : luka - matta - markos -yuhanna






4 İncil

LUKA İNCİLİ

Dört İncil'den biridir. Yazarı Luka, Antakyalı Yahudi olmayan bir aileden gelir. Luka'nın kaynakları hem yazılı kaynaklardır hem de İsa ile birlikte bulunmuş olanların sözlü şahitliğidir. Antakya'daki bir çok Hıristiyanın sözleri Onun için belirleyici olmuştur.

Luka'nın yazdığı İncil, daha çok Yahudi kökenli olmayan Hıristiyanlar içindir. Bunun için inananları cezbedecek öykülere yer vermiştir. Hıristiyan görüşüne göre, Luka ve diğer İncil yazarları, bu metinleri kaleme alırlarken, Kutsal Ruh'dan ilham almışlardır. Bu İncillerin kıymeti de buradan kaynaklanır.

MATTA İNCİLİ

Bu İncili havari Matta'nın yazdığı düşünülmektedir. Matta aslında bir vergi memurudur ve İsa'nın ilk havarilerinden biridir. Matta İncilinin 65 yılları dolaylarında yazıldığı sanılmaktadır. Önce Aramice yazılmıştır ve sonra Yunanca'ya tercüme edilmiştir.

Matta İncili'nin en büyük özelliği sık sık Tevrat'a göndermeler yapması, onu kendisine kaynak olarak göstermesi, ona karşı haklı olma çabası içinde olması ve İsa'nın şeriatı değiştirmek için değil de onu geliştirmek için geldiğini belirtmesidir.

MARKOS İNCİLİ

Markos, havari Petrus'un şakirdidir. Pavlus'a birinci seyyahatinde eşlik etmiştir. İskenderiye Hıristiyan Cemaati'nin kurucusudur. İsa ile ilgili bilgilerini Petrus'un vaazlarından öğrenmiştir. İncilini 63-70 yıllarında Roma cemaatının yoğun isteği üzerine yazmıştır. İncil yazarları arasında anlatım kalitesi en düşük olan yazar Markos'dur. Bir çok cümleyi ve bağlacıyla bağlayıp geçirir. Sözcük dağarcığı çok küçüktür.

YUHANNA İNCİLİ

On iki havariden biridir. Havarilerin en genç olanıdır. 90-110 tarihleri arasında Efes ya da Antakya'da yazdığı tahmin edilmektedir. Yuhanna, İsa'nın öğretisini mistik bir şekilde anlatır. Örneğin girişteki ilk cümlesi önce söz vardı çok tartışmalar yaratan, bir çok değişik yoruma götüren bir cümledir. İsa'nın mucizelerinden çok az söz eder. Sadece yedi tanesinden. Felsefi olarak yeni Platonculukla yakınlığı göze çarpmaktadır.

Yuhanna İncili özellikle İsa'nın tanrılığına vurgu yapar. Bir çok yorumcu İsa'nın tanrılığını kabul etmeyenleri ikna etmek için yazıldığını düşünmektedir.

Cevad
29-05-2012, 14:05
tamam bunlar tek kitabın içindedir tek kitabın bölümleridir.

tüm hristiyanlar bu 4 kitaba inanır ve aynı zamanda eski ahite yani tevrata inanırlar.

Mahpeyker
29-05-2012, 14:19
ne kadar sacma bir sey . farkli zamanlarda yazilmis , yazilma sebepleri bile bir birine aykiri , arti birde eski ahite inaniyorlar .

Isa as´a indirilen incil nerde ?
neden hiristiyanlar o incile inanmiyorlar ve okumuyorlarda dört farkli insanin yazdigi kitaplari okuyorlar ?

bir kitabin icine toplanmis olsalar bile netice itibari ile dört farkli kitaptirlar !
birde eski ahit varmis - onuda unutmamak lazim