PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Meral Maruf / Hicret Günleri



İsmail
23-02-2010, 06:16
http://images.gittigidiyor.com/2084/HICRET-GUNLERI-MERAL-MARUF__20840439_0.jpg

Yazar:Meral Maruf
Kitabın Katagorisi:İslam, Tarih, Siyasi - Felsefi İslam, Anı - Mektup - Günlük - Seyahatname, Dünya 20.yy (Siyasi-Askeri Tarih)
İlk Basım: Ekim 1983
Çeviren: Cahit Zarifoğlu (http://kitap.antoloji.com/kisi.asp?CAS=119922)

“Babam dışardan eve geldiğinde elinde bir dergi vardı bana doğru uzattı baktım Mavera adında Türkçe bir dergi. Çok sevindim çünkü evde otura otura canım sıkılmıştı. Sorarsanız niye? Çünkü tam dört ay oldu ki güzel memleketimizden Pakistan’a göç ettik ve göç ettiğimz günden beri üç dört kere hariç ki o da başka muhacirlerin evine gidiyordum hiç ayağımı dışarıya koymadım evde ise aman bunu sormayın nasıl bir ev içim patladı ama gene de üzgün değilim.”(Kitaptan)



ABDÜLHAK ve MERAL MARUF KARDEŞLERE MEKTUPLAR*
1.
Abdülhak Maruf’a


22 Nisan 1981
Muhterem Efendim,
Kerimeniz saygıdeğer Meral Hanım’ın mektubunu almakla memnun, mesrur ve mahzun oldum.
Başınızdaki büyük musibetin idraki içindeyiz. Türkiyeli Müslümanlar dünyada olup bitenlerin şuurundadır. Afganistanlı din kardeşlerimizin acılarını bütün kalbimizle bölüşüyor, mücadelelerinin yanında bulunuyoruz. Yıllardan beri yaptığımız yayınlarla Türkiye Müslümanları arasında Afganistan cihadımızı destekleyen duyarlı bir kamuoyu oluşturmaya muvaffak olduk. Milli Gazete’de Ahmet Sağlam ismi müstearı ile yazdığım yazılardan sadece bir kısmını bulup geçtiğimiz günlerden itibaren sizlere yollamaya başladım. Bunun gibi gerek Milli Gazete’de, gerekse Yeni Devir gazetesinde ve gerekse Mavera’da bu konu üzerinde bilinçli şekilde durduk.
Fakat ne yazık ki devlet olarak mücadelenize gösteremediğimiz ilgiden dolayı mahcup ve ezik durumdayız. Açıkçası utanç içindeyiz. Hem kendi adımıza, hem de bütün dünya Müslümanları adına…
Türkiye’de askeri idareden önceki zamanlarda Afganistanlı göçmenlere hiç olmazsa gıda ve yiyecek yardımı yapabilmek için Müslümanlar çok gayret sarf ettiler. Bilebildiğim kadarı ile iki kere gemi ile (Pakistan bandıralı gemilerle) yardım yollandı. bunların encamı hakkında hiçbir bilgi edinemedik. Sizlere ulaşıp ulaşmadığını öğrenemedik. Bizim Mavera dergisinin, yine bizim yönettiğimiz Akabe yayınlarının bürosunda bir hayli ilâç toplamıştık ve bunlar da aynı gemilerle yollanmıştı. Fakat dediğim gibi bunların encamını öğrenemedik. Bahsettiğim faaliyetin dışında ise maalesef herhangi bir katkımız olamadı. Bu tür teşebbüslere devlet müzahir olmadığı takdirde fertlerin yapabilecekleri şeyler son derece sınırlı. Allah başımızdakilere hidayet nasip etsin ve Türk halkının temayülü ve arzuları doğrultusunda hareket edebilsinler.
Türkiye’de Hizbi İslâmî Teşkilatının bir siyasi bürosunun veya en azından bir İrtibat Bürosunun açılması için muhterem Hüseyin Mangal ve Rıdvan Muhammed kardeşlerim teşrif ettiklerinde, onlarla uzun uzun görüşmek, onları tanımak bahtiyarlığına erişmiştik.teşebbüslerinde maalesef, burada anlayış görmedikleri için, muvaffak olamadılar. Fakat bun bir kere daha tecrübe etmekte fayda mülahaza ediyorum. Biliyorsunuz Taif İslâm Zirvesinden sonra Türkiye’nin Afganistanlı müslümanlara karşı tutumunda küçük bir değişiklik oldu. İlk defa Türkiye’ye Afganistanlı göçmenler gelebilmeye başladı. Bu kabul sanıyorum Taif Toplantısı sırasında, bizim mahiyetini bilmediğimiz, alınan kararlar veya bir karar sonucu gerçekleşiyor. Tahminen 700civarında Afganistanlı geldi.bunların büyük bir bölümü müslüman halkımız tarafından çeşitli köylere ve kasabalara alınarak yerleştirildiler. Halkımız bunlara büyük bir kabul gösterdi, onları sevdi.
Sözü şu noktaya getirmek arzusundayım:
Türkiye’de yönetimi elinde bulunduran Milli Birlik Konseyine Afganistan’daki Müslümanların durumu anlatılabilirse önemli gelişmeler olabilir. (Türkiye Filistin Kurtuluş Örgütü’ne burada siyasi büro açma izni tanımıştı.)
Şunu teklif ediyorum. Sizin başkanlığınızda yeni bir heyet, muhterem Gülbeddin Hikmetyar’ın bir mesajı ile birlikte yeniden Türk yetkililerine başvurmak üzere Türkiye’ye gelebilir. Türkçe bilmenizin bu teşebbüste büyük katkısı olacaktır umudundayım. Yalnız Türk Dış ve İç İşlerinin tutumunu peşinen bilmek bakımından Hüseyin ve Rıdvan kardeşlerimin düşüncelerini, tecrübelerini dinleyip istişare etmek faydalı olacaktır.
Sizi misafir etmekten şeref duyacağız. Bu konuda haberinizi beklemekteyim.
Biliyorsunuz maalesef haber ajanslarımız mevcut değil. Gazetemizin orada devamlı bir muhabiri de yok. Hüseyin Mangal kardeşimin ve diğer kardeşlerimin yolladıkları haber bültenlerini tercüme ederek gazeteye haber hazırlamaya ve köşe yazılarımızla da birleştirerek Afgan davamızı burada gündemde tutmaya çalışıyoruz. Bu konuda daha da yardımlaşmamız gerekiyor. Sizlerin ne kadar yoğun bir mesai içerisinde bulunduğunuzu bilmekteyim. Ancak Meral Hanım yüksek izninizle bize bu konuda büyük yardımlarda bulunabilir. Müslümanların cephe haberlerini, münferit ailelerin “Göç hikayelerini”, göçmenlerin Pakistan’daki durumlarını Türkçe yazarak yollarsa, ben burada onları yeniden gözden geçirerek gazete için hazırlayabilirim.
Rıdvan Muhammed kardeşim bana tahsili yarım kalmış Afganlı kardeşlerimizin Türkiye’de tahsil görmeleri konusunda soru sormuştu. Bu konuda belli prosedürler mevcut. Fevkalâde zorluklar var. Ama Türkiye’de sizin bir “İrtibat Büronuzu” açmayı başarabilirse, bu konuda büro, yetkili şekilde temaslar yapabilir ve gençlerimizin tahsili için ayrıcalıklar sağlanabilir. Bu gerçekleştirilmeden, yani resmen tanınmamış bir mücadele örgütüne özel muamele yapılması mümkün görünmüyor.
Umarım mektubumu rahatlıkla okuyabiliyorsunuz. Elimden geldiği kadar itinalı yazmaya çalıştım. Ve umarım bu uzun mektup sizsi sıkmamıştır.
Eğer müsaadeniz olursa Meral Hanım’a da yazmak istiyorum. Ekteki zarf onadır. Mektubu belirttiğim gibi beni çok duygulandırdı. Onu Mavera’nın Mayıs sayısında benim kaleme aldığım “Okuyucularla” sütununda yayınlıyoruz. Bunun için izin almam gerekir miydi bilmiyorum. Fakat bütün okuyucularımızın da bu mektubu okumalarını arzu ettim. Meral Hanımın arzu ettiği mektup arkadaşları olacaktır. Öyle umuyorum.
Burada son verirken bütün Müslüman kardeşlerim adına ellerinizden öper, selam, sevgi ve saygılarımızı sunarız.
Lütfen başta Gülbeddin Ağabeyimiz olmak üzere, Hüseyin Mangal, Rıdvan Muhammed ve eğer görüyorsanız Musa Tavana, Seyyit Nurullah kardeşlerime de selam ve muhabbetlerimizi iletiniz. Ve öyle arzu ediyorum ki karşılaştığınız her Afganlıya bizlerden selamlar söyleyiniz. Dua ettiğimizi, her zaman onları düşündüğümüzü ve onlar için ağladığımızı ve onlara gıbta ettiğimizi duyurunuz.
Allah muininiz olsun.

Cahit Zarifoğlu

ummuhan
23-02-2010, 12:43
Kitabı okumayana okumasını tavsiye ederim.... Ne heyecanlar ile okumuştuk o dönemlerde....
Meral Maruf gibi bakmaya hissettiklerini hissetmeye sevk etmişti bizi.
Meral Maruf çok sevimli bir Afgan kızıydı o dönemlerde çok popüler olmuşdu kitap Allah Rahmet Eylesin Cahit Zarifoğlu nun gayretiyle de.... Tam o sıralarda Türkiyeye de gelmişti o vesile ile tanışmıştık :)

İsmail
25-02-2010, 05:55
2.
Meral Maruf’a
Sevgili Meral,

Mektubunu ve yazını aldım. Teşekkür ederim. Birkaç hicret hikayesi daha yayınladıktan sonra bunları küçük b.ir kitap halinde yayınlamayı düşünüyoruz. Onun için elindeki bütün hicret hikayelerini temize çekerek bir an önce yollamanı rica ediyorum. Bu arada geçen mektuplarında sözünü ettiğin şekilde özellikle sayın Gülbeddin Hikmetyar ve kerimesinin de hicret hikâyelerini beklemekteyiz. Onların da senin kaleminden anlatılması isabetli olur. Yani sen dinler ve anlatırsın. Yollayacağın hicret hikayelerini bir yandan Mavera’da yayınlar bir yandan da kitap için hazırlarız diye düşünüyorum. Kitap için hazırlarken kitaba girecek bütün hikayeleri ben gözden geçirecek ve gerekli olan yerlerde bazı rötuşlar yapacağım.
Unutmadan şunları da yazayım. Sana geçen yolladığım mektupla beraber ikinci bir mektup daha yollamıştım. Bunun içinde hiçbir yazı yoktu ve fakat acaba eline geçecek mi diye 100 alman markı koymuştum. Bunu aldığını yazmıyorsun, demek ki eline geçmedi. Halbuki arada sırada elime bu tür paralar geçiyor, bu yolla sana ulaştırabilirim diye düşünmüştüm.
Daha önce de bahsettiğim gibi Almanya’da bazı arkadaşlar var. Bunlar Mavera ile ilgileniyorlar; abone yapıyorlar. Orada hesabımız var. İşte bu hesaptan sana her ay 100 veya 150 mark yollanmasını yazmıştım. İşte o hesaptan sana ilk para 13,1,1982 günü alman Kommerbank ile yollandı. 500 mark. Muhterem babanın adına Habib Bank ac no 329 geeren market branch Peshavar adresine. Umarım elinize geçmiştir. İnşallah mart ayından itibaren mümkün olduğu kadar düzenli şekilde her ay 100 veya 150 mark şeklinde yollanacak. İmkan bulduğumuz sürece devam edecek.
Bu arada özel bir ricam var. Acaba Afganistan’ın milli giysisi olan o uzun gömlek ve şalvardan bir takım edinmem mümkün mü? İyi bir kumaştan, açık sarı renk, veya açık mavi renk olabilir, mümkünse gömleğin iki yanında cepli, temin edebilir miyim? Bu elbiselerin standart olduğunu söyledi Erdem Bey. Belki boy önemli olabilir., benimki bir yetmiş. Bunun ücretini ayrıca yollayacağım, ama lütfen bana açıkça bildiriniz. Elbise posta ile gele bilir. Mavera’nın Afganistan özel sayısını aldığınızı umarım. İşte ancak o kadar bir şeyler yapabildik. Bu arada benim Yeni Devir gazetesinde 15-20 gün kadar devam eden Afganistan üzerine bir tefrika yazım çıktı. Ondan da takım halinde yollamıştım, bilmiyorum elinize geçti mi?
Çocukların resimlerini yolluyorum. Şimdilik yazacaklarım bu kadar. Mektuplarını uzun aralar vermeden yazmanı rica ediyorum.
Lütfen Muhammet Maruf beyefendiye, Abdülhak ve Abdulgaffar kardeşlerime, muhterem validenize ve Ayşe kardeşe selam ve hürmetlerimi ilet. Selam ve sevgilerimle.
Cahit Zarifoğlu

İsmail
16-05-2011, 11:04
MERAL MARUF NEREDE?
http://www.ihvanforum.org/images/news/26334.jpg
Afganistan’ın işgalini anlatmıştı
Mavera Dergisi’nde yayımlanan yazılarıyla tanıdığımız Meral Maruf, Afganistan’ın işgal edildiği dönemde bizi, orada yaşananlardan haberdar ediyordu.


Meral Maruf, bundan yıllar önce babasının Ankara Radyosu’nda görev yapmaya başlamasıyla Türkiye’ye gelmişti. Çocukluk dönemi Türkiye’de geçti. Daha sonra Afganistan’a dönmüşse de Afganistan’ın Ruslar tarafından işgal edilmeye başlanması sebebiyle ailesiyle birlikte Pakistan’a hicret etmek zorunda kaldı. Türkiye, Meral Maruf’u Mavera Dergisi’nde yayımlanan yazılarıyla tanıdı.

Meral Maruf, Afganistan’ın Rus orduları tarafından işgal edildiği dönemde Cahit Zarifoğlu’na Afganistan’da yaşanılanlarla ilgili mektuplar gönderiyordu. İlerleyen zamanlarda Zarifoğlu, Meral Maruf’un mektuplarını Mavera Dergisi’nde yayımlamaya başladı. Türkiye’de edebiyatseverlerin bu vesileyle tanıma fırsatı bulduğu Afgan cihadının hanım yazarlarından Meral Maruf, Hicret Günleri, Afganistan Mektupları ve Dullar Kampı olmak üzere edebiyat dünyamıza üç eser kazandırdı.

Meral Maruf’un eserleri tekrar basılmadı
Meral Maruf, Afgan cihadının en sancılı ve en çetin dönemlerinde olayların bizatihi içinde bulunan genç bir yazar olarak yaşanılanları Zarifoğlu’na yazdığı mektuplarda anlatıyordu. Mavera Dergisi’nde yayımlanan mektuplar daha sonra üç farklı eser halinde Akabe Yayınları’ndan neşredildi. O yıllarda bu üç eser, edebiyatseverler tarafından çok fazla ilgi gördü. Fakat ‘Yedi Güzel Adam’ın kurduğu Akabe Yayınları’nın kapanmasından sonra Meral Maruf’un eserleri farklı bir yayınevi tarafından bir daha basılmadı. O yıllara damgasını vuran Mavera Dergisi’nin de yazı ailesinde bulunmuş Meral Maruf, şimdi hangi ülkede, ne yapıyor, neden bir daha Türkiye’ye gelmedi gibi soruları sormadan geçemiyoruz.

http://www.dunyabizim.com/images/news/26335.jpg

Erzurum’dan Üsküdar’a
Geçtiğimiz günlerde Üsküdar’da bir sahafı gezerken rastladık Meral Maruf’un eserine. Üst üste yığılmış yüzlerce kitap arasında sabırla sürdürülen arama çalışmalarından sonra Meral Maruf’un Dullar Kampı adlı eserini bulduk. 1992 yılında Akabe Yayınları tarafından neşredilmiş Dullar Kampı’nın 6. baskısı. Sahaftan eski bir eser alındığında akla düşen sorular: “Acaba bu kitap benden önce kaç kişi tarafından okunmuştur veya bu kitabı kim ne zaman, nereden satın almıştır?” Dullar Kampı’nın kapağını araladığımızda bu soruların da cevabı vardı. 1998’in Aralık ayının 7’sinde Erzurum’da satın alınmış bir eserdi Üsküdar’da bir sahaftan satın aldığımız. Kim bilir nasıl da etkileyici bir hikâyesi vardır bu kitabın; tıpkı içerisinde yazılı destansı öyküler gibi.

Ruslar, Afgan şehitlerini parayla satıyordu

http://www.dunyabizim.com/images/news/26336.jpg

Meral Maruf, Dullar Kampı’nda Afganistan’ın Rus işgaline uğradığı dönemde Afgan cihadına ilişkin anılarını aktarıyor. Dullar Kampı, Afganistan’ın Rusların elinden kurtulması için canlarını feda etmiş yüzlerce erkeğin eşlerinden, evlatlarından, annelerinden, kız kardeşlerinden oluşan bir kamp. Kocalarını, oğullarını özgürlük uğruna, Hak yolunda şehit veren yüzlerce kadının Pakistan’a hicret ederken başlarından geçen gerçek olayların anlatıldığı bir eser. Kocaları şehit düşen dulların, öksüz çocukların, kimi kimsesi kalmayan kadınların Pakistan’a sığınma sürecinde her adımda artan çaresizliklerinin ve bir o kadar da artan yiğitliklerinin öyküsünü yazmış Meral Maruf. Şehit düşen oğlunun cansız bedenini Rus askerlerinin elinden alabilmek için malını mülkünü feda etmiş bir annenin acıklı ama bir o kadar da destansı hikâyesine şahitlik ediyoruz eserde. Hicret yolunda soğuğa ve her türlü bakımsızlığa maruz kalmış bir bebeğin annesinin ellerinde ağlayarak son nefesini vermesi, dağ gibi mücahit askerleri bile ağlatmış. Cihat uğrunda zulüm ve işkenceyle geçen birçok ömrün, duygulandıran anılarına tanık olacaksınız Dullar Kampı’nda.
Meral Maruf bizlere yaşadıklarından çok önemli anılar anlattı yıllarca. O günleri hatırlamak isteyenler onun bu üç eserini yeniden eline almalı. Afgan cihadında yerinden yurdundan olmuş kimsesiz kadınların arasında Dullar Kampı’nın acıklı öyküsüne bizleri ortak eden Meral Maruf umarız bir gün yine Türkiye’ye gelir.


Samet Akten hatırlattı