PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Verbs (ingilizce fiiller)-regular/irregular verbs



Erdem
10-03-2010, 09:13
İngilizcede fiiller üç ayrı şekilde gruplandırılabilirler. Bunlar
Düzenli fiiller – Düzensiz fiiller
Geçişli fiiller – Geçişsiz fiiller
Yardımcı filler – Sıradan ( asıl ) fiiller

Bu dersimizde filleri


1. Regular – irregular verbs : Düzenli – düzensiz fiiller

İngilizcede fiiller düzenli fiiller ve düzensiz fiiller olarak ikiye ayrılır. Bir fiilin düzenli olup olmadığını anlamının bir yolu yoktur. İngilizcede 250 civarında düzensiz fiil vardır. Bu düzensiz filler ezberlenirse geriye kalan fiiller düzenlidir denebilir.

Kitabımızın sonunda düzensiz fiiller listesi vardır. Bu düzensiz fiillerden yaklaşık 100 tanesi çok kullanılan ve İngilizce öğrenenler tarafından ezberlenmesi gereken fiillerdir. Bunlar ezberlenirse iş büyük ölçüde kolaylaşır.

Düzenli fiillerde fiilin ikinci ve üçüncü halinde fiile -ed eki eklenir.

open opened opened
start started started

Düzensiz fiiller ise adından da anlaşılacağı gibi düzensizdirler. Bazen fiilin üç hali de aynı olur, bazen da üç hali de farklı farklı olur.

cut cut cut
go went gone

Bazen birinci ve ikinci haller, bazen ikinci ve üçüncü haller, bazen de birinci ve üçüncü haller aynı olur.

beat beat beaten
buy bought bought
come came come

Bazı fiiller ise hem düzenli hem düzensiz olarak kullanılabilirler.

burn burned burned veya burn burnt burnt
knit knitted knitted veya knit knit knit

2. Transitive – intransitive verb : Geçişli – geçişsiz fiiller

Geçişli fiiller kendilerinden sonra bir nesne alırlar.

I bought a pen. Bir kalem satın aldım.

Bu cümlede buy ( bought ) fiili geçişlidir. Çünkü kendisinden sonre bir nesne gelmiştir. Eğer sadece “I bought” deseydik “ben satın aldım” anlamına gelirdi ve cümlede bir eksiklik olurdu. Geçişsiz fiiller ise kendilerinden sonra bir nesne almazlar ve passive olarak kullanılmazlar.

I slept. Ben uyudum.

Bu cümlede sleep ( slept ) fiili geçişsizdir. Çünkü bu fiilden sonra bir nesne gelmemiştir. Bu filin geçişli olup olmadığı kimi veya neyi sorusunu sormak gerekir. Bu sorulara cevap bulunursa bu fiil geçişlidir, cevap bulunamazsa geçişsizdir. İngilizcede bazı fiiller ise hem geçişli hem de geçişsiz olarak kullanırlar. Bu fiillerden bazıları burn, ring, break, open, move ve fly dır.

The phone rang. Telefon çaldı.
I rang the bell. Zili çaldım.
The store opens at 9 o’clock. Dükkan 9′da açılır.
I open the store at 9 o’clock. Dükkanı saat 9′da açarım.

3. Auxiliary verbs and ordinary verbs : Yardımcı fiiller ve asıl ( sıradan ) fiiller

Yardımcı fiiller genellikle cümlede yardımcı olarak kullanılan ve kendilerinden sonre asıl fiil gelen fiillerdir.

İngilizcede kullanılan yardımcı fiiller şunlardır:

am / ise / are, geçmiş zaman şekli; was, were
do / does geçmiş zaman şekli; did
have / has geçmiş zaman şekli; was, were
have / has geçmiş zaman şekli; had
have ( to ) / has ( to ) geçmiş zaman şekli; had ( to )
ve can, may, must, shall, will, ought ( to ), could, should, would, need, dare, used ( to ) dur.

Bu yardımcı fiillerden be ( am / is / are ) bazı cümlelerde asıl fiil olarak da kullanılır.

He is ill. O hastadır.
We are students. Biz öğrenciyiz.
They are at home. Onlar evde.
He was busy yesterday. O dün meşguldü.

Şimdi de be nin yardımcı fiil olarak kullanıldığı örnekler verelim.

They are waiting for you. Onlar sizi bekliyor.
He was following us. O bizi takip ediyordu.

Have ve do da hem yardımcı fiil hem de asıl fiil olarak kullanılır. Önce yardımcı fiil olarak kullanımlarından örnekler verelim.

Have you talked to him? Onunla konuştun mu?
Had they finished the wall? Duvarı bitirmiş miydiler?
He hasn’t done his homework yet. Ödevini hala yapmadı.
Do you know that man? Şu adamı tanıyor musunuz?
He doesn’t work on Saturdays. O cumartesi günleri çalışmaz.

Have fiili yemek, içmek, sahip olmak gibi anlamlara gelir ve asıl fiil olarak kullanılır.

He is having dinner now. O şimdi akşam yemeği yiyor.
I have a new car. Benim yeni bir arabam var.

Do fiili ise yapmak anlamına gelir ve asıl fiil olarak da kullanılır.

I did my homework last night. Ödevimi dün gece yaptım.

Bu üç yardımcı fiilden be ( am / is / are ) hem olumlu cümlede, hem soru cümlesinde ve hem de olumsuz cümlede kullanılır.

He is a dentist. O dişçidir.
Is he a dentist? O dişçi midir?
He isn’t a dentist. O dişçi değildir.

Do ( does, did ) yardımcı fiili ise soru cümlesinde ve olumsuz cümlede kullanılır. Olumlu cümlede ( yardımcı fiil olarak ) kullanılmaz, ancak olumlu kısa cevapta ve kısaltılmış cümlede kullanılır.

Do you like war films? Savaş filmlerinden hoşlanır mısın?
Yes I do. Evet hoşlanırım.
I don’t like war films. Savaş filmlerinden hoşlanmam.
I like war films. Savaş filmlerinden hoşlanırım.

Have yardımcı fiili normalde hem soru cümlelesinde hem olumlu cümlede hem de olumsuz cümlede kullanılır.

Have you seen Bill? Bill’i gördün mü?
I haven’t seen Bill. Bill’i görmedim.
I have seen Bill. Bill’i gördüm.

Bu üç fiilin ( be, do, have ) dışındaki yardımcı fiillere modal auxiliaries ( modal yardımcı fiiller ) denir. Bu yardımcı fiiller have to / has to, had to hariç hem soru cümlelerinde, hem olumsuz cümlelerde, hem olumlu cümlelerde ve hem de soru cümlelerinde kullanırlar ve şahıslara göre değişiklik göstermektedir.

I must find him. Onu bulmalıyım.
Can you speak to her? Onunla konuşabilir misin?
You shouldn’t smoke. Sigara içmemelisin.

Bu yardımcı fiillerden ought ise to il birlikte kullanılır.

Have to / has to ise düz cümlelerde kullanılır, olumsuz cümlelerde ve soru cümlelerinde do / does kullanılır.

You have to be here at 8.30. Saat 8.30′da burada olmak zorundayım.
Do you have to be here at 8.30? Saat 8.30′da burada olmak zorunda mısın?
You don’t have to be here at 8.30. Saat 8.30′da burada olmak zorunda değilsin.

He has to get up early every day. O her gün erken kalkmak zorunda.
Does he have to get up early every day? O her gün erken kalkmak zorunda mı?
He doesn’t have to get up early every day? O her gün erken kalkmak zorunda değil.

Need, dare ve used to semi-modal ( yarı modal ) yardımcı fiil olarak nitelendirilirler.

Dare ve need de hem yardımcı fiil hem de asıl fiil olarak kullanılırlar. Bakınız 26.2, 22.3, 22.7 )

Used to da hem yardımcı fiil hem de asıl fiil olarak kullanılır ancak used to sadece geçmiş zamanda kullanılır. ( Bakınız 25.1, 25.3 )

You needn’t go there. Oraya gitmene gerek yok.
You don’t need to go there. Oraya gitmene gerek yok.

I daren’t talk to him. Onunla konuşmaya cesaret edemem.
I don’t dare to talk to him. Onunla konuşmaya cesaret edemem.

He used to smoke. O ( eskiden ) sigara içerdi.
Used he to smoke? O sigara içer miydi?
Did he use to smoke? O sigara içer miydi?

4. Do, make and have

do

Do fiili biraz önce de gördüğümüz gibi hem yardımcı fiil hem de asıl fiil olarak kullanılır. Yardımcı fiil olarak kullandığı zaman do ( does, did ) nun olumlu cümlede kullanılmadığından bahsetmiştik. Ancak bir şeyi vurgulamak üzerine basarak söylemek istediğimizde olumlu cümlelerde de do ( does, did ) kullanabiliriz.

Why didn’t you write to me? Bana niye yazmadınız?
But I did write to you. Ama ben sana yazdım.

I do love ice-cream. Ben dondurmayı çok severim.

Do ayrıca emir cümlelerinin başına getirilerek anlamı kuvvetlendirir.

Do stay here. Burada kal. ( Ne olur burada kal.)
Do have dinner with us. Bizimle akşam yemeği ye, ne olur.

Do kelime anlamı olarak yapmak anlamına gelir. Ancak İngilizcede make de aynı anlamı vermektedir. Bu yüzden Türkçe düşünülerek cümle kurulduğunda do mu yoksa make mi kullanılması gerektiğine karar vermek zor olmaktadır. Genellikle bir şey yapmak, bir iş yapmak için do, uğraşarak bir iş yapmak, imal etmek için make kullanılır.

Ancak bu kesin bir kural değildir bu yüzden do ve make ile kullanılan önemli kalıpları ezberlemek, diğer kalıplar için ( İngilizce – İngilizce ) bir sözlüğe bakmak gerekir. Şimdi do ve make ile kullanılan kalıpların önemli olanlarını görelim.

do work / a job / homework / housework / ( the ) cooking / ( the ) washing up / ( the ) cleaning / ( the ) shopping / ( the ) ironing / ( the ) -ing / something / good / harm / a favour / one’s best / ( some ) one’s hair / military service / business / research / repairs / 90 km, 50 miles, etc. / one’s duty

make a decision / a noise / a mistake / an attempt / an effort / an offer / a suggestion /trouble / a mess / money / a fortune / a profit / a cake / a bed / a phone call / war / peace / love

Have kelimesi de hem yardımcı fiil hem de asıl fiil olarak kullanılır, yardımcı fiil olarak kullanıldığı gördük. Asıl fiil olarak sahip olmak, yemek içmek anlamlarına geldiği gibi bazı değişik anlamlara da gelmektedir. Şimdi have ile kullanılan önemli kalıpları görelim.

Have lunch, breakfast, etc. / cigarettes / a drink / a shower / a bath / a look / a swim / a baby / a walk / a party / a good time / a rest / an operation / treatment

5. Verbs with two objects : Çift nesne alan fiiller

İngilizcede bazı fiiller kendilerinden sonra çift nesne alırlar. Bu nesnelerden birine direct object ( dolaysız nesne ) diğerine indirect object ( dolaylı nesne ) denir. Indirect object genellikle bir şahıstır, direct object ise genellikle bir eşyadır. Çoğunlukla indirect object önce, direct object sonra gelir.

Ancak bazı durumlardan ve direct object bir pronoun olduunda, direct object önce gelir ve direct object’ten sonra to veya for getirilir ve sonra indirect object gelir.

My father gave me a book.
My father gave a book to me. Babam bana bir kitap verdi.

I bought my mother a present.
I bought a present to my mother. Anneme bir hediye aldım.

Yukarıda örneklerde görüldüğü gibi direct object’in önde olduğu durumlarda indirect object’ten önce to veya for gelmektedir. Direct object öne geldiğinde to gelmesini gerektiren fiillerden en çok kullanılanları şunlardır.

give, bring, lend, send, show, teach, tell, write, post, read, offer, sell

Direct object öne geldiğinde for gelmesini gerektiren fiillerden en çok kullanılanları şunlerdır.

buy, build, find, cook, choose, do, make

Şimdi çift nesne alan fiillerle örnekler yapalım.

Give it to me. Onu bana ver.
Give me that ball. O topu bana ver.

He lent me 500 dollars.
He lent 500 dollars to me. O bana 500 dolar borç verdi.

She offered me a new hat. O bana yeni bir şapka önerdi.
Please show it to me. Lütfen onu bana göster.
Can you read me that sign? Şu levhayı bana okuyabilir misin?
I sold it to Mr Smith. Onu Mr Smith’e sattım.
My mother cooks delicious meals for us. Annem bize ( bizim için ) lezzetli yemekler pişirir.

The carpenter made me a bookcase. Marangoz bana bir kitaplık yaptı.

He found me a good hotel.
He found a good hotel for me. O bana güzel bir otel buldu.

?ngilizce S?n?f? Blog Archive VERBS – Fiiller (http://www.ingilizcesinifi.net/verbs-fiiller/49#more-49)