Orijinalini görmek için tıklayınız : MEHMET EFE'nin KÖŞESİ....
MEHMET EFE
04.11.2006, 15:57
Yoğun öğretim yılına girdiğimiz için artık bu köşeden sizlerle birlikte olacağım... Konular oldukca yoğun... bu başlıktan sizlerle anılarımı,olayları,gündemi,yaşananları kendi yorumumla sunacağım inşallah... bir tür hasbihal sayılr tabi buda...
ve ilk yazım...
İstanbulda kış kendini yavaş yavaş göstermeye başladı..Sabah uyandığımda o hasret kaldığımız beyaz görüntü.. evet.. öncesinde gece durmak bilmeyen yağmur.. yağmurun sesi aşka davet ediyordu... kahrolası teknolojik camlar ise bu sesi geçirmemeye çalışsada...pimapen.. yok o pen.. yok cift cam... bırakın Allah aşkına... bırakın şu yağmurun sesi içeri girsin dedim kendi kendime... şöyle bir dışarıya baktım.. mükemmel bir görüntü... sokak lambası harika bir görüntü veriyordu... ve o an düşüncelere dalmak.... alabildiğince düşüncelere dalmak... evsiz insanları düşünmek... yağmurun altında ıslananları... kimi evi olmadığından.. kimi aşkından... Bir kış daha İSTANBULA bu şekilde geliyordu.....
dedim ya yağmurun sesine bak aşka davet ediyor diye...
Bu arada hayat tabi tüm rutinliğiyle devam ediyor.. İnsanlarda bir telaş... aşağı komşumuz bugun soba kuruyordu.. Simitcimiz Ferhat abi yağmurlukla çıkmıştı bugün.. Bu soğuğa inat SICAK SİMİT diye bağırıyordu...
Şemsiyeler çıkmış tozlu dolaplardan.. Birde şemsiye satan o küçük çocuklar.. O küçük yürekler... ne olur şemsiyeniz olsada alın bir tane o küçük yüreklerden... Ve bir sorun bakalım ... ne yapar o küçük cocuk... duygularınızı konuşturun..
Sımsıcak evimizde üşümeye varmısınız... üşümek lazım beyler,bayanlar... Bu kış SOĞUK geçeceğe benziyor benim için... Ömrümün bilmem kaçıncı KIŞ'ı olsada... Bu KASIM başka geçmeli....
Ve son söz....
Mutlu olamıyorsanız birilerini elbet MUTLU EDEBİLİRSİNİZ...
4.11.2006
gerçekten çok hoş
bir edebiyatçı yazısı okur gibiyim
Murat Sâki
04.11.2006, 16:05
Sevgili; Mehmet efe,
güzel bir konu, bende ilerde edebi üslupta katılmak isterim bu konuyu mümkün olduğunca inşaAllah..
MEHMET EFE
04.11.2006, 16:15
çok teşekkür ediyorum... edebiyatla benim pek aram yok ama neyse.kendimizce yazmaya çalışıyoruz işte.. bir duygu düşünce paylaşımı.. forumda konular oldukca yoğun.ara sıra giriyorum.. aslında hepsine cevap yazmak istiyorum ama..nasip kısmet tabi..
.. sayın adminimiz zınar çok iyi olur katılımlarınız.. sizin yazılarınızı takip ediyorum..gerçekten edebi uslubunuz çok hoşuma gidiyor.. zevkle okuyorum edebi yazılarınızı.. bu köşedende paylaşırsanız çok hoş olur...çok teşekkür ediyorum tekrar...
sık sık yazmanızı temenni ediyoruz...
bizi bu zevkten mahrum bırakmazsınız inş efendim...
Zeynep Özmen
04.11.2006, 18:22
bende takip edeceğim bu konuyu inşaallah
güzel bir düşünce ilk yazıda çok hoş.
zerefşan
04.11.2006, 22:25
İÇİnden GeÇenlerİ PaylaŞtiĞin İÇİn Saol
mehmet efe. sende sonra önce ''mızraksız ilmihal'' deyip sonra amerkalara gidip kızlıderili biriyle evlenmeyesin. :D
hani diyordu:
nasıl mutlu olabilirim.
nasıl huzur ve sukun bulabilirim.. bunu bilmiyorum
bildiğim bir şey varsa ben artık düşmanlıklarımla değil, dostluklarımla var olmak istiyorum.
huzur vereci sözlerim olsun istiyorum, sözlerimde kendiliğinden olsun istiyorum.
bana her gün bayram olsun istiyoru.. diyodu..
10 yıl olmuş okuyalı bu satırlar hala aklımda:D
bu deneme'lerinle umarım sende unutulmayan yazarlardan olursun. yolun ve bahtın açık olsun..
MEHMET EFE
04.11.2006, 23:44
arkadaşlar yazdıklarınız için çok teşekkür ediyorum.. dediğim gibi benimkisi bir paylaşım sadece.. içimden geçenleri buraya dökmek.. ama siyasi ama güncel ama kişisel.. öle deneme tarzındada değil aslında benimkisi.. edebiyatlada pek aram yoktur hani..
bu akşam başımagelen bir hadise oldu.. evde ölece otururken abim geldi eve.. ve elinde dört adet kitap vardı..Bunlar FETHULLAH hocanın kitaplarıydı.. ve satın aldığını bana söyledi.. bana kitapları tanıttı.. gösterdi vs.. Ön yazısında AHMET TAŞGETİREN'in olduğunu falan gösterdi... Ardından şöyle bir döndü.. SAKIN FETHULLAH HOCA hakkında kötü falan düşünmüyorsun di mi? diye sordu.. tabi olurmu falan dedim.. ama ekledim tabi.. bu diyalog olayı hoşuma gitmiyor falan dedim. olsun dedi. olabilir.. AMA sakın ola yanlış kelamlar etme dedi bu yüzden.. Ve mutlaka bu kitaplarıda oku dedi.. zamanın olursa..
bir an şöyle bir durdum..ve bu durmdan çok hoşlandığımı açıkcası kendimden bile gizleyemedim.. Kendisi senelerce MİLLİ GÖRÜŞ camiasında görevler yapmış bir kişi... gençlik teşkilatı vs.. bu kişinin bana böyle güzel anlatması.. bu kitapları tavsiye etmesi... işte dedim.. bizim davamız bu.. İyiyi tavsiye etmek.. abimede çok teşekkür ettim sonra.. bana bildiğim gerçekleri sunduğu için.. Bizzat yaşattığı için... Hani bazı insanlar MİLLİ GÖRÜŞ camiasının FETHULLAH hocaya çok sataştığını.. ve ondan nefret ettiklerini falan söylüyorlardı.. ben hayır efendim, gerçekte böyle değil diyordum.. VE BÖYLE OLMADIĞINIDA birinci elden ABİMDEN görmek açıkcası çok hoşuma gitti.. Onun bu tavsiyesi doğrultusunda inşallah o kitaplarıda okuyacağım... Bu olayı sizlerle paylaşmak istedim tüm samimiyetimle...
Bu arada İSTANBULDA KIŞ tüm rutinliğiyle devam ediyor...Bir kaç düşünce ardından.. RUVEYDA'nın o imzasındaki resimli yazıda dikkatimi çekti açıkcası...
eğer AŞK BUYSA... sevgi BUYSA...İSTEMİYORUM.. bu şehir sensiz yaşanmıyor .. DAYANAMIYORUM.....
İstanbul'un bu kasvetli havasına bu cümleler çok hoş gitti.. duygulara tercüman olan bir kaç cümle işte...
hayırlı akşamlar efendim...
MEHMET EFE
04.11.2006, 23:45
arkadaşlar yazdıklarınız için çok teşekkür ediyorum.. dediğim gibi benimkisi bir paylaşım sadece.. içimden geçenleri buraya dökmek.. ama siyasi ama güncel ama kişisel.. öle deneme tarzındada değil aslında benimkisi.. edebiyatlada pek aram yoktur hani..
bu akşam başımagelen bir hadise oldu.. evde ölece otururken abim geldi eve.. ve elinde dört adet kitap vardı..Bunlar FETHULLAH hocanın kitaplarıydı.. ve satın aldığını bana söyledi.. bana kitapları tanıttı.. gösterdi vs.. Ön yazısında AHMET TAŞGETİREN'in olduğunu falan gösterdi... Ardından şöyle bir döndü.. SAKIN FETHULLAH HOCA hakkında kötü falan düşünmüyorsun di mi? diye sordu.. tabi olurmu falan dedim.. ama ekledim tabi.. bu diyalog olayı hoşuma gitmiyor falan dedim. olsun dedi. olabilir.. AMA sakın ola yanlış kelamlar etme dedi bu yüzden.. Ve mutlaka bu kitaplarıda oku dedi.. zamanın olursa..
bir an şöyle bir durdum..ve bu durmdan çok hoşlandığımı açıkcası kendimden bile gizleyemedim.. Kendisi senelerce MİLLİ GÖRÜŞ camiasında görevler yapmış bir kişi... gençlik teşkilatı vs.. bu kişinin bana böyle güzel anlatması.. bu kitapları tavsiye etmesi... işte dedim.. bizim davamız bu.. İyiyi tavsiye etmek.. abimede çok teşekkür ettim sonra.. bana bildiğim gerçekleri sunduğu için.. Bizzat yaşattığı için... Hani bazı insanlar MİLLİ GÖRÜŞ camiasının FETHULLAH hocaya çok sataştığını.. ve ondan nefret ettiklerini falan söylüyorlardı.. ben hayır efendim, gerçekte böyle değil diyordum.. VE BÖYLE OLMADIĞINIDA birinci elden ABİMDEN görmek açıkcası çok hoşuma gitti.. Onun bu tavsiyesi doğrultusunda inşallah o kitaplarıda okuyacağım... Bu olayı sizlerle paylaşmak istedim tüm samimiyetimle...
Bu arada İSTANBULDA KIŞ tüm rutinliğiyle devam ediyor...Bir kaç düşünce ardından.. RUVEYDA'nın o imzasındaki resimli yazıda dikkatimi çekti açıkcası...
eğer AŞK BUYSA... sevgi BUYSA...İSTEMİYORUM.. bu şehir sensiz yaşanmıyor .. DAYANAMIYORUM.....
İstanbul'un bu kasvetli havasına bu cümleler çok hoş gitti.. duygulara tercüman olan bir kaç cümle işte...
hayırlı akşamlar efendim...
zerefşan
05.11.2006, 00:01
mehmet efe bu cemaatlerdeki herkez abin gibi olur inş...
neyse...
bu soğuk ankara havasındad bu cümleler çok hoş gidiyor....
€G€LI €F€
05.11.2006, 01:59
Başlangıç güzel devamını merakla bekliyorum..
devamını bekliyoruz hoş bir yazı....
pimapenlerin ardına saklanmış sesi yağmurun sesini çok hoş bir uslupla anlatmışsın.
bende dün fkm de bir programa gittim.GöZyaşı GECELERİ...
oradan ağlamadan çıkan yoktur heralde...konunun adı seccademdi..ortadoğu özel diye de eklenmişti...hakkaten çok hoştu..o atmosferden hala çıkmış değilim...dönüşteki trafik umrumda bile olmadı... saatlerce trafikte olsamda aklımda hep o program vardı... bir mevlevinin bu tiyatro tarzı programı benim gerçekleri düşünmemi sağladı..
www.gozyasigeceleri.netveya www.gozyasi.com.tr buradan randevu ve cd lerini temin edebilirsiniz. on yıldır bu işi yapıyolarmış geçekten çok başarılılardı...
neyse bu mehmet efnin köşesi gerçi.... bende mi açsam acaba:D:D :D
malik ejder
05.11.2006, 12:16
mehmet kardeş tebrikler,ben paylaşım kelimesini duydum mu dayanamam.Güzel bir çığır açtınız,inşallah başarılı olursunuz.:shake2[1]: :flowers:
samimi paylasımlarınız cok hos..devamını bekleriz..
Murat Sâki
05.11.2006, 16:35
Kazandığım savaşların ganimetini ihanete adadığım gün,terkedeceğim ayaklarımın altında ezilen bu namussuz şarkıyı.Ve ekmeğimi kursağıma bolca indirdiğim o lanetli günleri,yoksulluğumun sığırtmaç eteklerine yuvarlayacağım.Çünkü,oynak damarını kesen yaprakların dallara küstüğü gün,bizden içtiğimiz tüm kan kadehlerinin bedelini isteyecek bu şehir...
İşte o zaman,bu şehir lacivert kıpırtısını kaybetmişken yani,ben tüm acıları bedenime ilikleyip,korkusuz teneşirlerden uzanacağım hayatın ıskalanan paydasına.Islak bir okun ucuna bağladığım şu dirençsiz aşkımı,gerilmiş göğsümden fırlatmanın hüznüyle parlayacağım taş denizlerde.Ve varlığına kurban ettiğim yokluğunu bile hiç üşenmeden doğrayacağım.Çünkü yakamozları çalınmış bir sahranın sıcaklığı kavurmadan gözlerimi,sana sunduğum hayatın bahşişini,sürgün bir ölümle ödemek istiyeceğim...
Ölüm.Yani,iskeletimin üzerinde kılıcını törpüleyen o hırçın ses.Ve sen ölümün üstüne şarkılar söylerken yalaka ışıklar altında,ben duvar diplerine ektiğim günahları kusacağım sana ve tüm şehre.Ve sen,sadece susacaksın.Çünkü,üzerime yalnızlığı örttüğüm bu kent yataklarında,üşümüşlüğümün cehennem şiltesi kapatacak,yaşamın narkoz alanında çırılçıplak kalmışlığını...
Ve sen bilmeyeceksin,ey ateşi tetikleyen utancım!
Birgün hayallerini siyaha susamış çelenklerle donatınca bu şehir,ölümün pençesine düşürdüğün tüm kayıp düşlerini,gecelerin günahkâr tövbelerinden çalıp kendi yırtık gözlerime dikeceğim...
MEHMET EFE
05.11.2006, 20:09
.....
zerefşan
05.11.2006, 21:23
efe..darisi BaŞina...
MEHMET EFE
05.11.2006, 22:50
evet darısı başımıza.. ama daha genciz yaa
yaban_gülü
06.11.2006, 13:09
yazılarınız gerçekten harika.:flowers: İstanbul'u ne güzel anlatıyorsunuz. :clap2: O soğuk havada bile insanın içi içine sığmıyor gerçekten. İstanbul karlarla örtülü nazlı bir gelin gibiydi.Şimdi ise soğuk ve yağışlı.:good[1]:
MEHMET EFE
06.11.2006, 16:34
Sbah uyandığımda aldım KARAOĞLANIN vefat ettiğini.. Annem neredeyse gözlerimi açar açmaz bunu söyledi bana...tabi bende şöyle bir düşündüm.. baya baya gerilere gittim.. ECEVİT denince akıllara neler geliyorsa, onların aynıları belki benimde aklımdan geçti işte.. HELE O TARİHİ oturum.. ve hafızalardan silinmeyecek HADDİNİ BİLDİRİN LAFI... o gün hala hafızalarımda.. Oturumu canlı seyrediyorduk evden.. O küçük yaşıma aldırmadan meclisteki o DIŞARI DIŞARI diye bağıran beyefendilere hanımefendilere içimden küfür ediyordum... ve birşeyler yapmak istiyordum sanki.. bir üzüntü..bir ...küçükte olsak,büyüktü yüreğimiz...
ASLINDA ben sayın ECEVİT'E hiç kızmıyorum..Bugun bu tarihte bunları gönül rahatlığıyla söylüyebiliyorum.. O kendi misyonunu en iyi şekilde tamamladı.. Laiklik bekçiliği yaptı.. Taviz vermedi vs.. Tabiki HADDİNİ bildirin diyecekti o kürsüden SAYIN ECEVİT... ama biz ne yaptık.. HADDİMİZİ BİLMEDİK Mİ?? açık konuşacak olursak mağlup olduk arkadaşlar.. Bu kişileri tükürüklerimizle boğmamız gerekirken sessiz kaldık.. birileri susturdu bizi... belkide evimizin içi oldukca sıcaktı.. Belki birileri 28 şubattan çok etkilenmişti..Neyse iştee.. sonuçta kendimize batırmalıyız o iğneyi...
ECEVİT'i her zaman DEVLET adamı olarak tanıdık.. Bir çok hataları olsada TOPLUMUMUZA MAL olan bir kişi sonuçta... Bir YILDIZ DAHA KAYDI bugün siyaset arenasından.. Dünya tv'leride bu haberi geçti.. Kolay değil.. neredeyse yarım asır siyasetin içinde... çeşitli görevlerde bulunmuş...
Neyse işte.. Yaptığı yanlışların izahını ALLAH'a yapıcak.. biz orasını karıştırmamalıyız.. Ailesine baş sağlığı diliyorum...
Ve ECEVİT'in bir şiiriyle veda etmek istiyorum...
Ben Misin?
dirilten misin beni gövdem
öldüren misin bilmem
gördüren misin beni gözüm
körleten misin bilmem
bildiren misin bana başım
gizleyen misin bilmem
bir ben varım benden öte
ben misin bilmem
BÜLENT ECEVİT
06.11.2006
zerefşan
06.11.2006, 17:59
haklısın efe kızmamakta ecevite..
dediğin gbi o bekçiliğini yaptı..
ecevit kendi doğrularını sonuna kadar savundu ben bu yönünü tebrik ediyorum batıl bir davadan hiç vazgeçmedi...
ben kendi davamı bu kadar savunamadığım için kendimden utanıyorum...
MEHMET EFE
06.11.2006, 22:24
.......
MEHMET EFE
07.11.2006, 10:17
Şu an sabahın 09.58'i..Birazdan okuluma gitmek için evden çıkacağım.. ama her sabah yaşadığım şu tıravmayı sizlerle paylaşmak istiyorum....
Önce düşüncelerinizle birlikte durağa gidiyorsunuz..Durak maşallah yediden yetmişe herkes var.. Otobüsler tıklım tıklım geliyor... Şöyle bir bakınca inanın nefret ediyorum.. O yaşlı teyzelerin,o amcaların o otobüslerin içinde balık istifi durmaları... Dün birde küçük çocuk vardı..O da BEYAZIT'a gidecekmiş..Sırtında çantası..Ortaokul 2 ye gidiyormuş..Bir an şöyle düşündüm...Yazık dedim.. Vallahi YAZIK...Bu çocuk kimbilir bu yollarda neler çekiyor neler...Neyse işte..En az kırkbeş dakika otobüs'ün gelmesini bekliyorum... Tabi bu süre zarfında içimden neler geçiyor bir bilseniz.. Hava soğuk..Nefesiniz sigara dumanı gibi çıkıyor vs...
Otobüs'e bindikte ne oldu?? tam bir saat onbeş dakikada BEYAZITTAYIZ..normalde yarım saatlik yol..İnanın bu tabloyu her sabah yaşayan insanlar var İSTANBUL'da.. Biz bunları hakkediyormuyuz??
Otobüs'ün içi ayrı bir alem..Hakkediyoruz dercesine bir tablo...AĞIR abimin teki oturmuş spor gazetesi okuyor..Ama içerde çocuklu kadınlar, yaşlı amcalar vs.. Bu tabloya bakıyo insan.. Sonra dışarıya(trafik ilerlemiyo), Sonra saatine...Ve sesli sesli hayıflanmalar başlıyor artık... Zaten bu tip otobüslerde biri bir kelam edince devamı geliyor..En ön koltukta başlayan muhabbet arkaya kadar devam ediyor..Tabi muhabbete başlayanlar birbirlerini tanımaması kaydıyla...
Unutmadan şunu da belirtmek istiyorum..Dışarıyı gözlemlerken çoğu arabanın tek kişi istikamet ettiğini gördüm..Arasıra ikili üçlüde oluyordu..Bir an düşündüm tabi..Bu abiler, amcalar acaba böyle arada sırada otobüs duraklarına uğrayıp yaşlı teyzelerimize amcalarımıza soruyorlar mıdır ne tarafa gidiyorsunuz diye..Bende o tarafa gidiyorum buyrun diyorlar mıdır??Bir gün arabanız olursa mutlaka uğrayın bence..İnsanı insan yapan değerlerden mahrum olmadığımızı hatırlatalım herkese...Belkide çok şey istiyorum ama... Dün sabah bir şahsi arabamın olmasını istedim gerçekten.. O teyzeyi ve amcayı alıp gitmek... o anlık bir düş işte...
İşte ben birazdan yine bu tabloyla karşılaşırmıyım bilmem.. Benimkisi hafiften bir sitem HAYAT'a....
ve son söz;
DENİZLERİN FIRTANALI OLMASI,İNSANLARIN DENİZİ SEVMESİNE ENGEL OLMAZ....
07.10.2006
yaban_gülü
07.11.2006, 11:37
ewet aynen anlattığınız gibi bu İstanbul trafiği. :good[1]: insanlar zaten bunalmış ses gürültüsü, iş yorgunluğu vs.. bide üstüne tarfik iyice çileden çıkarıyor bizleri.:blink: ne diyelim Allah yoldakilere sabır versin.:(
MEHMET EFE
07.11.2006, 18:45
Ecevit'e veda
Bülent Ecevit, iktidarları döneminde Kıbrıs Harekâtı'nı saymazsak Türkiye'nin kaderini etkileyecek icraatlara imza atmadı ama yine de Türkiye'nin yakın siyasi geçmişine damgasını vurabildi.
İktidarının son döneminde Ecevit'le dalga geçen, temizliğinden gıdasına aslı astarı olmayan her konuyu manşetlerine taşıyanlar şimdi onun arkasından gözyaşı dökecek.
Türkiye'nin tutarsızlığı bu zaten. Ne tarihi, ne siyaseti kendi gerçekliği içinde ele alabilmek; her ölenin arkasından samimiliği kuşkulu ağıtlar yakmak.
Televizyonda dün açıklama yapanlara, çevrelerindekilere bakıyorum. Hepsinde sahte bir matem havası, babasını kaybetmiş çocuk görünümü var.
Rollerle yürütülen bir yaşam var bu topraklarda.
Neyse bugün konumuz bu değil.
Konumuz Ecevit'in siyasi çizgisi.
Bence Bülent Ecevit'in siyasi yaşamını üç evrede değerlendirebiliriz.
Birincisi askerin siyasete müdahalesi karşısındaki duruşu.
Ecevit gerek 12 Mart muhtırası, gerek 12 Eylül darbesi sırasında son derece sivil davrandı. Askerin gölgesine sığınmadı. 12 Mart'taki duruşu, zaten ardından yapılan iki seçimde CHP'ye tarihinin en yüksek oy oranlarını sağladı.
12 Eylül'de ise adeta tek başına cesur bir yürekti. Hiç sinmedi. Kendisini sindirmelerine izin vermedi.
Yabancı basına yaptığı açıklamalarla, Arayış dergisi ile demokrasi mücadelesini sürdürdü.
Bu çalışmaları nedeniyle askeri mahkeme önüne çıkıp yargılandığında, bu nedenle cezaevine girdiğinde tek başınaydı.
O mücadelesi sırasında yanında bir tek CHP'li eski vekil, bir tek il başkanı, bir tek herhangi bir parti üyesi yoktu.
Tek başına direndi.
Bütün aydınların sindiği, siyasetçilerin sütre gerisine çekildiği bir ortamda inandığı fikirleri cesaretle savunarak gelecek kuşaklara bir duruş örneği mirası bıraktı.
Bu geleneğin çok kuvvetli olmadığı ülkemiz için bence tarihi bir tavırdı. Sırf bu duruşu bile büyük bir saygıyı hak eden biriydi.
Askerin siyasetteki rolüne bakışı ve duruşu açısından CHP kökenli bir politikacı olarak farklıydı.
İkincisi 12 Eylül'den sonra izlediği siyasi çizgiydi . Halkın inançlarını küçümsemeyen, inançlarına saygı duyan laik bir siyasetçiydi.
İnançla barışık olduğunu her fırsatta gösterdi. En keskin laikçi tavrı Merve Kavakçı'nın başörtüsüyle Meclis'e geldiğinde gösterdi.
Halkını aşağılamadan, onunla iç içe olarak yaptı siyasetini.
Üçüncüsü ise başında olduğu dönemde CHP'yi değiştirme çabasıydı . İttihat ve Terakki geleneğinden gelen, jakobenci partiyi demokratikleşme mücadelesi verdi ancak 12 Eylül darbesinin ardından bunun gerçekleşme şansı olmadığını gördü ve kendi yoluna gitti.
Parayla pulla ilgisi olmayan dürüst bir siyasetçiydi.
Siyasetin zenginleşme aracı olarak kullanıldığı günümüzün aykırı politikacısıydı. Hiçbir akçeli işin içinde olmadı. Bu da diğer önemli özelliğiydi.
Yurtseverdi.
Karaoğlan'dan yola çıkıp ulusalcı bir çizgiye geldiğinde biz de 40'lı yıllarımızı aşmıştık. Ortak noktamız yok denecek kadar azdı.
Ama bize gençlik yıllarımızın coşkusunu yaşatan bir siyaset adamı olarak sempatimizi hiç kaybetmedi.
ERGUN BABAHAN...
yazılarını ZEVKLE okuduğum bir yazar.. son zamanlarda tv'de programda yapmaya başladı.. bu yazıyı not defterime yazmak istedim...
Zeynep Özmen
07.11.2006, 20:18
güzel yazılar aktarıyorsunuz MEHMET EFE Teşekkürler elinize sağlık devam etmesini umuyorum.
MEHMET EFE
08.11.2006, 10:11
sabah ŞÖYLE BİR GAZETELERİ GEİYORDUM ARKADAŞLAR.. Gerçekten VAKİT gazetesi ECEVİT ile ilgili çok radikal yazılar yazdı... belkide kimsenin okumak istemediği.. veya bu noktada bunlar söylenir mi dercesine tavır aldığı.. sağda solda, haber sitelerinde eleştirildiği bir dönemde VAKİT bakın nasıl CEVAP veriyor... benim hoşuma gitti... TİMSAH GÖZYAŞLARI DİYOR....
DEMİREL-DÜN:
"Bu, demokrasiyi soysuzlaştırmak pahasına iktidar olmaktır. CHP lideri tehditle iktidarı ele geçirmeye çalışıyor. Partiler için de utanç verici yollara başvurarak güvenoyu için milletvekili aramak şuursuz gayretlerdir."
DEMİREL-BUGÜN
"Ülkemizin değerli devlet ve siyaset adamlarından Bülent Ecevit'in vefatını teessürle öğrendim. Uzun süren devlet ve siyaset hayatında yapmış bulunduğu hizmetler hatırlanacaktır."
İSMAİL CEM
DÜN: "DSP'ye kimliğini kaybettirdi!.."
BUGÜN: "Dürüst, ilkeli bir devlet adamını kaybettik."
FİKRİ SAĞLAR
DÜN: Ecevit'in bazı siyasi akımları dışlamasına tepki göstererek, "Ecevit açıkça bölücülük yapıyor." (SHP Genel Sekreteri olarak yaptığı açıklama)
BUGÜN: "Türkiye, gerçek liderini kaybetti."
KENAN EVREN
DÜN: "Ecevit jurnalcidir!.."
BUGÜN: "Cesur ve ilkeli devlet adamı, içeri aldığımız için üzgünüm."
DENİZ BAYKAL ÖLÜNCE NE DEDİ,
8 SENE ÖNCE NE DEDİ?
DÜN: CHP Genel Başkanı Deniz Baykal: "Ortada ihanet var, evet var.. İhaneti yapan, Atatürkçü olduğunu söyleyip, Atatürk’e ihanet eden Ecevit’tir... Ben dürüstüm demek yetmez!.. Hem namusluyum diyeceksin hem de namussuza göz yumacaksın!.. Bu, İsmet Paşa'nın namus anlayışına sığmaz!.. Bir ayağı tarikatta, bir ayağı çetede ve yolsuzlukta olanların Atatürk'ün adını anmaya hakları yoktur. Atatürk, onları çarpacak!.. DSP'nin imanı, inancı değişmiştir. Artık, o kökeni Atatürk'e, Kuvay-ı Milliye'ye dayanan bir parti değildir. Sağ çizginin uzantısı olarak siyasetteki yerini almıştır. DSP yolsuzlukların işbirlikçisi ve organizatörü olmuştur."
BUGÜN: CHP Genel Başkanı Deniz Baykal: 6 Kasım 2006: “Siyasal yaşamını, ülkesinin bağımsızlığı, dürüstlük, ilke ve onur üzerine kurmuş bir siyasi lider olan Sayın Bülent Ecevit’in herkesin ve ülkemizin yaşamında çok özel bir yeri vardır... O, hepimizin öğretmeniydi. Siyaseti kapalı kapılar ardında yapmayı reddeden bir insandı.!"
BU DA KARTEL YAZARLARININ
TİMSAH GÖZYAŞLARI!..
DÜN: Bekir Coşkun (Hürriyet) 2 Ekim 2002: “Kimsenin (Ecevit) hırsı, minik minik çocukların geleceğinden daha önde değil... Yazıktır. Bir ülke, bir kişiye feda edilemez... Yeter artık...”
BUGÜN: Bekir Coşkun (Hürriyet) 7 Kasım 2006: “Dört bir yanından soyulan, çalınan, yağmalanan bir memleketi yönetenler arasında istisnadır Ecevit. 57 senedir böyle “dürüst-namuslu” devlet adamı olmuşsa ve onu kaybetmişse... (...) Bence Ecevit’in bıraktığı en değerli yapıta iyi bakmalı: Dürüst devlet adamlığına...”
DÜN: Emin Çölaşan (Hürriyet) 28 Haziran 2002: “Koltuğa zamkla yapışmış, kendisini her gün bitirip tüketen, saygınlığını da giderek yitiren bir Başbakan! Ortada iş göremez durumda bir Başbakan var. Ecevit ciddi bir sorun olmaya başladı...”
BUGÜN: Emin Çölaşan (Hürriyet) 7 Kasım 2006: “Türkiye, siyaset çınarlarından birini daha yitirdi. 1970’li yıllarda dağlara taşlara yazılan ‘Karaoğlan’ sözcüğü hepimizin belleğinde. Kürsüye çıktığında ortalığı inim inim inleten, milyonlarca insanı peşinden koşturan Ecevit efsanesi de belleklerde. Türk siyasetinin, devlet ve hükümet yaşamının belki de son efsanesi olarak bu dünyadan göçtü. Büyük olayların içindeydi, çok önemli gelişmelere imza atmıştı. (...)”
DÜN: Cüneyt Arcayürek (Cumhuriyet)
“(...) Şu ya da bu neden öne sürerek iktidarda kalmakta ısrar eden Ecevit (Ecevitler) ne yazık ki, ülke ekonomisinin de, siyasal yaşamla ilgili geride kalan az buçuk umudun kendisiyle (kendileriyle) birlikte çökmesine neden oluyor (oluyorlar).
BUGÜN: Cüneyt Arcayürek (Cumhuriyet) 7 Kasım 2006
Onurlu bir yaşamın adı: Ecevit
(...) Özel ve siyasal yaşamında dürüstlüğüyle, kendine özgün inançlarıyla, ilkeleriyle yaşayan, bu ilkeler uğruna bir yaşam boyu savaşım vererek kazanan, yitiren bir siyasetçi örneği gösterilmek istenirse; bu insan, hiç kuşkusuz Bülent Ecevit olacaktır.
DÜN: Ali Sirmen (Cumhuriyet) 20 Temmuz 2005
(...) Ecevit ne zaman saçmalasa geçmişi anımsıyorum. Çok canım sıkılıyor ve fena halde utanıyorum. Çünkü bu adamdan ‘Umudumuz Ecevit Karaoğlan’ efsanesini yaratan budalalar kervanının bir üyesiyim...”
BUGÜN: Ali Sirmen (Cumhuriyet) 7 Kasım 2006
“Kolej mezunu, İngilizce bilen, tam bir aydın olan Ecevit, aydın olma ve halk ile bütünleşmenin bağdaşmazlığı savını çürütmüş bir kişi olarak, geleceğin aydınlarına ve politikacılarına yol gösterecek bir örnek oluşturmuştur ve bu niteliği ile gelecek kuşaklara ışık tutmayı sürdürecektir...”
DÜN: Zülfü Livaneli (Vatan)
(...) Benim kanıma göre Ecevit çifti hiçbir zaman solcu ve Atarükçü olmamıştı. Solun yükseldiği yıllarda bu kavramları siyaset için kullanmış bir kişidir.
BUGÜN: Zülfü Livaneli (Vatan) 7 Kasım 2006
“Bu ülkede hem benim yaş kuşağıma mensup hem de vicdan sahibi olan insanlar arasında, bir dönem Ecevit’e umut bağlamamışların sayısı pek azdır herhalde.Genç yüreklerimizde fırtınalar yaratan, değişimin, emeğin, aydınlığın lideriydi Karaoğlan.“Bu düzen değişmeli!” diye haykırdığı anda milyonlarca kişiyi ayağa kaldıran bir toplum önderiydi. (...) Güle güle Karaoğlan.”
DÜN: Güngör Mengi (Vatan)
“Ecevit, uzun siyasi yaşamını IMF’ye tam teslimiyetle noktalamış kişidir.”
BUGÜN: Güngör Mengi (Vatan) 7 Kasım 2006
Adını dağlara, taşlara yazdığımız Karaoğlan, 172 gün süren bir “kararsızlık” ardından hayata veda etti. (...) “İmkânsız” koalisyonu seçime kadar taşımış, istikrar adına mucize yaratmış (...)”
MEHMET EFE
08.11.2006, 18:27
ahh ahh.. bir bayan okumalı mı??? tabiki okumalı ama ....işte bütün mana bu ama cümlesinde... neden istediğimiz gibi okuyamıyoruz ?? burası bizim ülkemiz değil mi?? imamhatiplere ambargo.. cart curt.. bazen düşünüyorumda... acaba gerçekten bu ülkeyi savunmalı mıyım??? bu ülke için askerlik yapmalı mıyım??? ne bilim.. tuhaf düşünceler...benim kız kardeşim okuyamıyor... annem başörtüsüyle bazı yerlere giremiyor... amcamın oğlu damga yemiş bizim gibi imamhatipli.. bunları düşündüğüm zaman.... neyin uğruna bu ülkeyi savunam ki??? cumhurbaşkanımız ecevit ile ilgili cümle kurarken TANRI dan rahmet diliyor... Genelkurmay başkanı viski kadehlerini kameralar önünde tokuşturuyor... alıp başımızı gitmek mi lazım yoksa bu ülkeden...???
bırakalım mı laik ********lere bu ülkeyi??? belki onlarda bunu istiyordur... belki onlarda böyle mutlu olur..... bu şekil ne onlar rahat.. ne biz... olmuyor.. birşeyler yolunda gitmiyor.. hep bir bekleyiş var.. nereye kadar... nereye kadarr.. bilmiyorum... düşünüyorum... düşünüyorum... bir çıkış yolu bulamıyorum.... Norveçliyim ben... TÜRK'lük damarlarımıza kadar işlesede...... olmuyor işte... istifa edeceğim ama ne zaman... TÜRK'üm demekten utanacağım ama ne zaman??? bekleyiş var işte.....
değişen bişey yok.. rutin hayat..yanlızlığımda....
08.10.2006
zerefşan
08.11.2006, 18:54
ne ********lere...ne lailklere...ne de laik ********lere bu ülkeyi bırakmamk istemem çoğunuz gibi....
ama ne yapabiliriz...
ALEMLERİ YARATININ O OLDUĞUNU...
YANİ HERŞEYİN SAHİBİNİN O OLDUĞUNU BİLİYORUZ...
NİYE ATTIĞIMIZ ADIMIMIZI ONUN YOLUNDA ATMIYORUZ...
İŞTE SORUN BU..
BİZ ONUN İÇİN NE YAPIYORUZ...MALESEF HİÇ DENECEK KADAR...
PEKİ BU EREFSİLER OLMASA RAHAT ORTAMDA OLSAK İMANIMIZI GÜÇLEDİRECEKMİYDİK...HAYIR..SANMIYORUM......
KÖTÜYÜ GÖRMEDEN İYİNİN KIYMETİNİ BİLEMEYİZYA..BUDA BÖLE BİR DURUM GİBİ...
ACİZANE FİKİRLERİM...
SAYGILARLA...
MEHMET EFE
08.11.2006, 19:09
''ALEMLERİ YARATININ O OLDUĞUNU...
YANİ HERŞEYİN SAHİBİNİN O OLDUĞUNU BİLİYORUZ...
NİYE ATTIĞIMIZ ADIMIMIZI ONUN YOLUNDA ATMIYORUZ...
İŞTE SORUN BU..
BİZ ONUN İÇİN NE YAPIYORUZ...MALESEF HİÇ DENECEK KADAR''
belkide anahtar cümleler burada gizli.. teşekkür ediyorum.. kaçtığımız gerçeklerle yüzleştirdiniz belki bizi... hakketmeseydik başımıza gelmezdi tabi bunlar.. sabır diyelim.. sebat edelim... olacak inşallah..GÜZEL GÜNLERİ göreceğiz elbet... ama SİSTEMİN BOYNU BÜKÜK ÇOCUKLARIYIZ malesef biz.... bu böyle...
zerefşan
08.11.2006, 19:21
belkide anahtar cümleler burada gizli.. teşekkür ediyorum.. kaçtığımız gerçeklerle yüzleştirdiniz belki bizi... hakketmeseydik başımıza gelmezdi tabi bunlar.. sabır diyelim.. sebat edelim... olacak inşallah..GÜZEL GÜNLERİ göreceğiz elbet... ama SİSTEMİN BOYNU BÜKÜK ÇOCUKLARIYIZ malesef biz.... bu böyle...[/QUOTE]
boynumuz bükülmeden önce nasıl iman ederdik.....
boynumuz büküldükten sonra nasıl iman ediyoruz...
nasıl derken bu imanımızı hergeçengün ve herşarta rağmen güçlendiriyormuyuz...hayır....
tabi bu bikaç yıllık bi süreç deil....
belki hakettik geldi başımıza...
belkide imanı güçlendirmek için geldi başımızaa...
ne biliim yaff...karışık konular...
rabbim yardımcımız olusn.....
MEHMET EFE
08.11.2006, 19:30
dediğiniz gibi karışık konular..ALLAH YARDIMCIMIZ OLSUN...
bir konuyu karıştıran insandır:)
konular gayet açık ;)
Murat Sâki
09.11.2006, 17:11
imanımızı hergeçengün ve herşarta rağmen güçlendiriyormuyuz
malesef
bu konuda bir yazı yazmayı düşünüyorum yarın ama şu anda yazacak hiç bir şeyim yok.
Zeynep Özmen
09.11.2006, 17:28
''ALEMLERİ YARATININ O OLDUĞUNU...
YANİ HERŞEYİN SAHİBİNİN O OLDUĞUNU BİLİYORUZ...
NİYE ATTIĞIMIZ ADIMIMIZI ONUN YOLUNDA ATMIYORUZ...
İŞTE SORUN BU..
BİZ ONUN İÇİN NE YAPIYORUZ...MALESEF HİÇ DENECEK KADAR''
bediüzzaman hz. güzel bir sözü var ''her kim Allah'a tam abd olursa manen her şey ona musahhar olur'' okuyunca yazıyı aklıma bu söz geldi
MEHMET EFE
09.11.2006, 17:50
sayın zınar'ın yazısını merakla bekliyoruz..Nurfer'in bizlerle paylaştığı sözde açıkcası çok yerinde olmuş.. teşekkür ediyorum sizlere...
09.11.2006
İstanbulda güneşli ve güzel hava vardı.. Ben çemberin dışından yine İSTANBUL'u seyrettim bugun... Anneler,çocuklar ve lise öğrencileri.. Bugün lise öğrenciler o kadar çok dikkatimi çekti ki.. Sarmaş dolaş olanlar.. Etek boyları.. Giyim kuşam.. dedim ya İSTANBUL'u çemberin dışından seyrediyordum... Ama pekde hoş görüntüler değildi bunlar... Ve bir başka manzara.. Kapalı bir çok gencimizin diğer arkadaşlarından farkı kalmamış... Başörtüsünün hakkını veremiyolardı açıkcası..ÜZÜLDÜM.. kendimce üzüldüm.. gerçi bu manzaralarla her gün karşılaşıyordum ama..Bugun bir başka gözle seyrettim İSTANBUL'u... Ve sonu hüsran.. sonu kızgınlık.. Bir önceki konuda hakketmeseydik olmazdı belki dedim ya... Birşeyler yolunda gitmiyor abiler,ablalar... Bizde genciz tabi.. Bizde LİSE'De okuduk.. Ama bu kadarıda yoktu bizde...BİZDE sevdik.. Bizde aşık olduk... Ama bu kadarı yoktu bizde....
Neyse... Birde İSTANBUL'da PERTEVNİYAL CAMİİ'sinin olduğunu öğrendim bugün... Hep Lisesiyle özdeşleşmiştir bu isim İSTANBUL'da.. KARİZMA liselerinden biridir PERTEVNİYAL lisesi... Aksarayda ikindi namazı için girdiğim camiide bu ismi görünce... HENÜZ İSTANBUL'u yeterince tanımıyoruz dedim kendi kendime.. AÇIKCASI PERTEVNİYAL isminide merak ettim ya o an... belki açıp bakmak gerek..araştırmak.. Bu isimlerin manasını öğrenmek gerek..Bir tabelaya ismini koyup yaşatılmaz ya...Neyse.. onada bakarız elbet...
İSTANBUL'da bahardan kalma birgün yaşandı işte... Havanın açık olması insanların neşeli olmasına yetiyordu sanki....veya ben öyle zannediyorum...
neysee... hayat devam ediyor....
Murat Sâki
10.11.2006, 13:27
Vahyi taşımamız gerekirken küfrün tetikçisi olduk robotlaştırılmış bir beynin tüm statikliğiyle.Televizyonlarla ve adına çağdaşlık denilen oysa köküne kadar postmodern olan kültürel yortularla asıl kimliğimizi beğenmemenin veyahut keşfedememenin hasebiyle kendimize yeni kimlikler kazandık.Şimdi okyanustan küvete düşmüş bir balık gibi çırpınıp duruyoruz burjuvaist oltaların hasretine yanmışlığımızla.Bu yüzdendir belkide her kovanın muhteviyatında Müslümanlarında mevcudiyetinin söz konusu olması...
Yetim sofraların misafiri olan melekleri küstürdük sonra.Ellerimizi secdeye uzatmak varken hep cebimize uzattık.Ve materyalist dünyanın maddesel döngüsünde kaybettik maneviyatımızı.Seccade izleri dokunan parmaklarımız artık yeşile bürünüyordu alabildiğine.Dolarla dolan ceplerin dolarla boşalan yüreklere gebe olduğunun bilincindeydi oysa tüm sürrealist dünya...
Buğdayımızı bozduk kısacası biz.Ve sonra undan hesap sorduk yürek değirmeninin çarklarını tıkayan kirli buğdaylarımızı sorgulamak varken.Bir çiçek güzel büyüyemiyorsa bunun hesabını toprağa yahut çiçeğe değil o tohumu yüreğiyle ekmeyen ellere sormak gerekirdi.Ama biz düşüncesizliğimizin katsayısını maksimum dereceye çıkarttık matematik olasılıklarını altüst etmenin gururluluğuyla.Çünkü bu yakışırdı materyalist düzende tüm inançlarını manipüle eden kavram karmaşası kurbanı Müslümanlara...
devam edebilirim belki daha sonra..
MEHMET EFE
10.11.2006, 18:17
''Yetim sofraların misafiri olan melekleri küstürdük sonra.Ellerimizi secdeye uzatmak varken hep cebimize uzattık.Ve materyalist dünyanın maddesel döngüsünde kaybettik maneviyatımızı.Seccade izleri dokunan parmaklarımız artık yeşile bürünüyordu alabildiğine.Dolarla dolan ceplerin dolarla boşalan yüreklere gebe olduğunun bilincindeydi oysa tüm sürrealist dünya...''
çok güzel cümleler.. biraz dokunaklı.. biraz düşündürücü.. çok teşekkür ediyorum.. ve devamı bekliyorum..belki demişsiniz.. paylaşırsanız bizi memnun edersiniz ...tekrar yüreğinize sağlık...
MEHMET EFE
10.11.2006, 18:48
Günlerden 10 KASIM... ve atanın ölüm yıl dönümü.. Sabah kapalı bir hava karşıladı İSTANBUL'da bizi..İnsanlar yine telaşlı..yine sıkıcı bir tramvay..yine kalabalık bir tramvay... ve normal yolunda giderken birden sirenler çalmaya başladı.. Tramvay durdu.. Şöyle bir yola baktım..İnsanlar yürürken durmuşlar.. Otomobillerin çoğu durmuş...Hatta kimi olayı anlamamış olsa gerek kornalarına yükleniyordu... İçeride oturanlar ayağa kalkmadı.. biraz tebessüm oldu önce bende.. DEDİM KOSKOCA ATATÜRK... guya 1 dakikalık saygı duruşu..İçimden dedim galiba bunlar yerlerinin kapılmasından korkuyorlar... veya bunlarda çakmadılar davayı... neysee işte..Ölümünüm 68. yıl dönümü böyle geçti...Devlet dairelerinde BAYRAKLAR yarıya inmiş... Hafifte olsa bir hüzün havası vardı İSTANBUL'DA... Veya öyle görünmek istiyordu İSTANBUL....
Neyseee... hayat herzamanki rutinliğiyle devam ediyor....
Zeynep Özmen
10.11.2006, 18:53
konuşmalarınızı dinliyorum
MEHMET EFE
10.11.2006, 19:24
konuşmalarınızı dinliyorum
çok teşekkür ediyorum efendim.. sizlerden de dinlemek isteriz efendim.. gününüzü, olayları vs.. bekliyoruz efendim.. mutlu edersiniz bizi..maksat bir nevi hasbihal.. bir nevi günlük.. tarihe not düşmek düşünceleri... ve serserice dolaşmak cümleler arasında... buyrun efendim.. sizleri dinlemek isteriz elbet..
zerefşan
10.11.2006, 20:48
Vahyi taşımamız gerekirken küfrün tetikçisi olduk robotlaştırılmış bir beynin tüm statikliğiyle.Televizyonlarla ve adına çağdaşlık denilen oysa köküne kadar postmodern olan kültürel yortularla asıl kimliğimizi beğenmemenin veyahut keşfedememenin hasebiyle kendimize yeni kimlikler kazandık.Şimdi okyanustan küvete düşmüş bir balık gibi çırpınıp duruyoruz burjuvaist oltaların hasretine yanmışlığımızla.Bu yüzdendir belkide her kovanın muhteviyatında Müslümanlarında mevcudiyetinin söz konusu olması...
Yetim sofraların misafiri olan melekleri küstürdük sonra.Ellerimizi secdeye uzatmak varken hep cebimize uzattık.Ve materyalist dünyanın maddesel döngüsünde kaybettik maneviyatımızı.Seccade izleri dokunan parmaklarımız artık yeşile bürünüyordu alabildiğine.Dolarla dolan ceplerin dolarla boşalan yüreklere gebe olduğunun bilincindeydi oysa tüm sürrealist dünya...
Buğdayımızı bozduk kısacası biz.Ve sonra undan hesap sorduk yürek değirmeninin çarklarını tıkayan kirli buğdaylarımızı sorgulamak varken.Bir çiçek güzel büyüyemiyorsa bunun hesabını toprağa yahut çiçeğe değil o tohumu yüreğiyle ekmeyen ellere sormak gerekirdi.Ama biz düşüncesizliğimizin katsayısını maksimum dereceye çıkarttık matematik olasılıklarını altüst etmenin gururluluğuyla.Çünkü bu yakışırdı materyalist düzende tüm inançlarını manipüle eden kavram karmaşası kurbanı Müslümanlara...
devam edebilirim belki daha sonra..
ellerine sağlık zınar...
hep tohumun güzel olmasını bekledik...halbuki eken yüreğn güzelliğini katmadık hesaba....
sero1978
11.11.2006, 01:14
gönül gözüne ben edebiyat diyarim tam gönül gözüyle bakilmis bir yasam kesiti ellerine saglik :good[1]:
yusufçuk
11.11.2006, 02:56
"MEHMET EFE" ve "zınar" kardeşlerim yüreğinize sağlık
içinde yaşadığımız toplumun halini gerçektende çok güzel ifade ediyorsunuz
ALLAH razı olsun
SELAMETLE
ALLAH c.c selami rahmeti hepimizin uzerine olsun.Kardeslerim burda icinizden geldiyi gibi samimi bir niyetle paylasimlariniz insani cok mutlu ediyor inslhALLAH c,c razi olur
i_piramit
11.11.2006, 09:15
çok güzel bir yazıydı teşekkür ettik
allah razı olsun çok hoş yazılar....
MEHMET EFE
11.11.2006, 11:21
Dün gece TV'nin karşısına geçtim... Önce KANAL 7'de İSKELE SANCAK proğramı dikkatimi çekti... Sunan ALİ BAYRAMOĞLU..Konuklarından biride PR.DR. HÜSEYİN HATEMİ..Konu:ATATÜRK... HATEMİ hoca ATATÜRK'ü o kadar güzel anlattıki.. bana göre o cümleleri herkes dinlemeliydi..ATATÜRK'ü gerçekten çok yanlış tanıyorduk..HATEMİ hoca öyle bir çalışmışki konuya..Kitaplar,dergiler,dökümanlar... ATATÜRK'ün islam diniyle bağını ele alıyordu HATEMİ HOCA.. ben gerçekten çok faydalandım dünkü HÜSEYİN HATEMİ HOCA'nin konuşmalarından..Şuan kelimelere dökmek isterdim burada O müthiş yorumları ve belgeleri ama.. Biraz dağınık işte beynimde...Dün gece not almayı bile düşündüm. artık gerisini siz düşünün....
Gecenin ikinci yıldızı ise NİHAT GENÇ'ti... SKYTURK GENEL YAYIN YÖNETMENİ SERDAR AKİNAN ile birlikte ''NE VAR,NE YOK'' proğramını yürütüyolardı... Nihat Genç yine bilindik uslubuyla karşımıza çıkıyordu..Yine O cesur adam sahnedeydi...Yine o cümlelerini kolay kolay yutmayan adam sahnedeydi...İSRAİL'in son günlerdeki katliamlarıyla ilgili çok öenemli cümleler sarfetti..Bir çok aydınım diye geçinen yazar'ın söyliyemiyeceği cümlelerdi onlar..Hatta bunları düşünmekten bile korkan yazarlar..evet evet..Bu düşünceleri beyninden geçirmeye korkan yazarlar...
Dün bir NİHAT GENC'e baktım...Birde bizim TÜRK medyasındaki köşe yazarlarına... kÖŞESİNİ parayla satanları biliyor bu memleket... Kalemini batıya sununları..Mürekkebini AMERİKAdan alan yazarları biliyor bu MEMLEKET... ama gel görki NİHAT GENC ve onun gibiler bu medyada yer bulamıyor.. Ama üç beş laiklik nutku atmış, üç beş patronla yemek yemiş, sibel canın popusundan bahsetmiş, patronu MİLYARları soyarken köşesinde tek bir laf etmemiş, İSRAİL KATLİAM yaparken tek bir cümle etmemiş, ülke uçuruma giderken dahi LAİKLİK saolsun diyebilen köşe yazarlarından geçilmiyo TÜRK MEDYASI... Yine de hakkını yiyemiyeceğimiz KÖŞE yazarları elbette var.Gazeteler elbette var...ama.....
MEDYA ile HALKIN gündemi ise gün geçtikce ayrışmakta... MEDYA'ya güvende son zamanlarda oldukca düşmüş bulunmakta.. yapılan araştırmalar bunu göstermekte.... TÜRK medyacılığının sonu ise pek aydnlık gözükmüyor bana göre....
NEYSE... tabi dün gece ben bu TV proğramlarını seyrederken İSTANBUL'a hafif ve narin bir şekilde yağmur damlaları düşmeye başlamıştı...Birileri tekrar üşümeye başlamıştı anlıyacağanız.... Yağmur'un düşmediği bir yer aramaya başlamıştı belki...Onlardan biride EYÜP adında küçük bir kardeşimiz...HaYAT zor ne diyebiliriz ki....
11.11.2006
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/b/bd/Nihat_Genç.jpg
http://www.milliyet.com.tr/2006/01/07/pazar/resim/yazortay.jpg
MEHMET EFE
11.11.2006, 14:56
http://turkmeneli.org/v2/images/stories/lider/bulent%20ecevit.jpg
Ecevit'in CENAZE törenini tv'den canlı olarak izleme fırsatım oldu..Baya yüksek bir katılım.. ECEVİT'e yakışan bir kalabalıktı..Ama bir kaç kendini bilmez laiklik sloganı attı..İnanın çok güldüm..Bu tip insanları luzumsuz kişilik olarak tanımladım..Ve CHP yandaşları olduğunu sezimledim...BUNLAR BU KAFAYLA LAİK kavanoz olurlar bence... CENAZE gününde bile kişisel TATMİNLİK arıyan bu insanları şiddetle kınıyorum açıkcası...
Hee birde bugünde gülen insanlarıda gördüm TV'den...yüzlerinde gülücükler olan... BELKİDE ORAYA SADECE ''TÜRKİYE LAİKTİR LAİK KALACAK'' sloganı atmaya gelmiştir bu kişiler..
neyse... güle güle karaoğlan....
ALLAH razı olsun.Gerçekten çok güzel yazmışsınız.ALLAH a emenet olun.
şöyle bir göz attım çok hoş yazılar yazıyorsunuz tebrikler.
Mevlüde Yıldız
11.11.2006, 21:18
Çok güzel bir konu olmuş gündelik yaşamdan kesitler edbei bir dilde :)
Mehmet Efe kardeş, çok hoş yazıyorsun.
Yazılarının takipçisi olacağım inşaallah. :)
Murat Sâki
12.11.2006, 13:42
İman meselelerine bir ara devam edelim ama bir şeyide yazmadan geçemeyeceğim yıllar önce sanırım lisedeyken bir araştırma yaparken güzel bilgilere sahip oldum araplar ve edebiyat.
İslamiyet öncesi belirgin ve gelişmiş bir Arap kültürünün olmadığını söylerler. Ama çok yetkin bir edebiyatlarının olduğunu belirtmeden geçmezler. Bu ikisinin niye yan yana olmadığını hep düşünmüşümdür.
Adonis’in Arap Edebiyatı ile ilgili aktardığı bilgiye göre, İslamiyet’ten önce şair olmak isteyen bir kişi, şair olamadığı gibi hemen şiir de yazamazmış. Önce bir “usta”nın yanında eğitime başlar. Bu eğitimin aşamaları ise şunlardır:
İstekli ustaya sorar:
“Nasıl şiir yazacağım?”
Usta:
“Keşke bu iş o kadar kolay olsaydı. Önce bu kitapları al, oku ve içindekileri ezberle.”
İstekli bir köşeye çekilir, günler, aylar, yıllar boyu ustasının verdiği onlarca kitaptaki şiirleri ezberlemeye çalışır. Sonunda başarır. Hemen ustasının yanına gidip, sevinçle bağırır.
“Ustam hepsini ezberledim, artık şiir yazabilir miyim? İcazetimi verecek misin?”
Usta:
“Keşke bu iş o kadar kolay olsaydı. Şimdi seninle, ezberlediğin bu şiirleri tek tek inceleyip, irdeleyeceğiz.”
Umudu bir parça sönen istekli günler, aylar, yıllar boyunca ustasıyla şiirleri tartışıp durur. Sonunda hepsi biter ve gönlü yine su olur akar. Evet sonunda icazetini alacaktır.
“Ustam bitirdik. Şimdi şiir yazabilir miyim? İcazetimi verecek misin?”
Usta:
“Keşke bu iş o kadar kolay olsaydı. Şimdi git, ezberlediğin bütün şiirleri unut gel. Unutup geldiğinde artık şiir yazabileceksin. İcazetini ancak o zaman verebilirim.”
ilginç ve manidar..aklında bir anektod olarak kalmıştır bu bilgi..
Hürmetler.
MEHMET EFE
12.11.2006, 14:06
İman meselelerine bir ara devam edelim ama bir şeyide yazmadan geçemeyeceğim yıllar önce sanırım lisedeyken bir araştırma yaparken güzel bilgilere sahip oldum araplar ve edebiyat.
İslamiyet öncesi belirgin ve gelişmiş bir Arap kültürünün olmadığını söylerler. Ama çok yetkin bir edebiyatlarının olduğunu belirtmeden geçmezler. Bu ikisinin niye yan yana olmadığını hep düşünmüşümdür.
Adonis’in Arap Edebiyatı ile ilgili aktardığı bilgiye göre, İslamiyet’ten önce şair olmak isteyen bir kişi, şair olamadığı gibi hemen şiir de yazamazmış. Önce bir “usta”nın yanında eğitime başlar. Bu eğitimin aşamaları ise şunlardır:
İstekli ustaya sorar:
“Nasıl şiir yazacağım?”
Usta:
“Keşke bu iş o kadar kolay olsaydı. Önce bu kitapları al, oku ve içindekileri ezberle.”
İstekli bir köşeye çekilir, günler, aylar, yıllar boyu ustasının verdiği onlarca kitaptaki şiirleri ezberlemeye çalışır. Sonunda başarır. Hemen ustasının yanına gidip, sevinçle bağırır.
“Ustam hepsini ezberledim, artık şiir yazabilir miyim? İcazetimi verecek misin?”
Usta:
“Keşke bu iş o kadar kolay olsaydı. Şimdi seninle, ezberlediğin bu şiirleri tek tek inceleyip, irdeleyeceğiz.”
Umudu bir parça sönen istekli günler, aylar, yıllar boyunca ustasıyla şiirleri tartışıp durur. Sonunda hepsi biter ve gönlü yine su olur akar. Evet sonunda icazetini alacaktır.
“Ustam bitirdik. Şimdi şiir yazabilir miyim? İcazetimi verecek misin?”
Usta:
“Keşke bu iş o kadar kolay olsaydı. Şimdi git, ezberlediğin bütün şiirleri unut gel. Unutup geldiğinde artık şiir yazabileceksin. İcazetini ancak o zaman verebilirim.”
ilginç ve manidar..aklında bir anektod olarak kalmıştır bu bilgi..
Hürmetler.
çok teşekkürler bizimle paylaştığın için...
İman meselesiyle ilgili paylaşımlarınıda bekliyoruz tabiki sayın ZINAR...farklı bir renk katıyorsunuz.. sizinle birlikte çok daha güzel oluyor burası...bunu samimi olarak söylüyorum... yukarıda paylaştığınız usta ile istekli kişinin diyaloğu ise, bize bazı şeyleri gösteriyor açıkcası.. bu zamanda önüne gelen SANATcı ilan ediyor kendini... içine bakıyorsun bu kişinin, boş... veya ne bilim.. tam anlatamıyorum belki...SANATCI kavramının içini boşaltıyorlar diyelim biz ona... Hatta orasını, burasını açanlarada artık sanatcı demeye başladık... sonumuz hayrola ne diyebilirizki...
Allah razı olsun arkadaşlar bende bu konuyu takip edeceğim inşallah ve zınar'ın yazıdığı edebiyat hakkındaki hikaye çok güzel elinize sağlık.
kim bu mehmet efe ndi. bilen varmı.ne dir, necidir,nerelidiir,fikri zikri nedir.
sümeyyedogan
13.11.2006, 13:26
"mızraksız ilmihal" in yazarı mehmet efe mi?
:) :) öyle bir mehmet efe de var.
klavuzu psikopat olanın burnu cinnetten çıkmaz demiş:) heyacanlı, deli dolu, tiyatrocu yazar:)
amerikalara iltica edip yerlileşmiş orda bir kızıldereli hatunla evlenmiş son duyumlarıma göre pişman olduğunu söyleyen adam. 'mızraksız ilmihal' mehmet efe tarafından 20 li yaşlarda yazmış olduğu orjinal kitaplardandır. bizi de zamanında bir hayli etkilemiştir.
kitaptan kısa bir alıntı;
"evet senin için ağlarım nurhan. senin için dua ederim, ikimiz için. bir kızın yüreği hangi dilden konuşur, bilmiyorum. ama benimle konuşmaya çalış benimle. bizleri farklı ve bir yaratan allah, anlaşılır da kılacaktır elbette. varlığmın her zerresiyle dinlerim seni, konuş ! düşlerini anlat bana. düşleri gördüren allah. hem biz konuşuruz zaten... kelimesiz, harfsiz bir dilin aramıza çiçekler serpiştirdiğini duymuyor musun nurhan?
ben de dirsek çürüttüm, ben de yutkundum; ben çok yutkundum nurhan, ama hiç yalan söylemedim. en azından son sekiz yıldır, polisler ve üzülmesinler diye aileme söylediklerim dışında hiç kimseye yalan söylemedim. hele sana! pırıltıları ruhuma yıldızlar serpiştiren gözlerine bakarak nasıl yalan söyleye bilirim ben?
ben dağlarda büyüdüm, ağaç diplerinde düşündüm çocukken.yuva yapan kuşlar gördüm nurhan. yapa bilirsin ki seni kadın olarak yaratmış allah
seni tarif edemiyorum nurhan! sen beni tarif ediyorsun... belki de kalu bela'dan beri tanışıyoruz biz ruhlarımız tanışıyor...
ben çiçekçi dükkanlarından çiçek alamam. sana çocukluğumun geçtiği dağlardan toplamak isterim çiçekleri. ama bunları söze dökemem, dökemem dökemedim, dökemiyorum... ama inan bana sen; ana dilimde; uğrunda bağdat halifesi ile tek başına savaşılan destandaki kadınsın...
ama biz savaşmak zorundayız nurhan! yaratılışımız bize yüklediği anlamlardan biri bu! kötülükle, yanlışlıkla, zulümle, insanlarla hakikatin arasına giren her şeyle savaşmak zorundayız. hayatsa ölümle bitmiyor; biliyorsun
korkma nurhan! çünkü allah "korkmayın" diyor."inanıyorsanız üstünsünüz..."
sümeyyedogan
13.11.2006, 14:06
ben de bir an o mehmet efe diye heyecanlanmıştım. ses seda duyamıyoruz o kardeşimizden zira. "saltan" efendim mızraksız ilmihal'i okuduğum zamanlara döndüm. gözlerimi dolduruyor. allah razı olsun ondan. sizden de geçtiğiniz ek için. isterdim ki kitabın hepsini geçeyim buraya. okumayanlar için şiddetle tavsiye edelim efendim okuyunuz.
MEHMET EFE
13.11.2006, 15:56
[I]kim bu MEHMET EFE...?? sizin zannetiğiniz veya düşündüğünüz MEHMET EFE değil tabiki..mızraksız ilmihal'in yazarı falan değilim tabii. benim tek yazdığım eserim var.O''da sadece bir kişide...zaten basım adedide bir....neyse.... ama o SALTAN'ın yazdığı cümlelerde çok hoştu...diğer MEHMET EFE'nin cümleleri yani... biz kendi halimizde serserice dolaşıyoruz cümleler arasında sadece... duygularımızı dökebildiğimiz kadar aktarabiliyoruz buraya.. piyasada ne bir kitabımız vardır.. nede yüzlerce sevenimiz... dedim ya işte..Bizimkisi bir nevi YANLIZLIK bestesi... ne bir sıfat geçirilir ismimizin başına.. ne bir ünvan...soranlara sıradan bir insan olarak tanıtayım kendimi... veya İHVAN FORUMDAKİ MEHMET EFE diye tanımlayabilirsiniz beni...Neyse... MEHMET EFE'ler bitmez bu çağda tabi.....
13.11.2006
BİR PAZAR AKŞAMI...
Dün akşam okuldan bir arkadaşımız vesilesiyle bir futbol maçı oynadık BAĞCILAR'ın bilmem hangi halı sahasında...Tabi bu müsabakanın en güzel tarafı bir tarafta cemaat evinden kalan insanların olması,diğer tarafında siyasi bakımdan milli görüşcü olmalarıydı..Gerçekten çok hoş bir müsabaka oldu.. Dostca bir mücadeleydi derler ya...Aynen o terimi burada kullanmak istiyorum...Hani o birbirlerini hiç sevmeyen iki kesim olarak lanse ediliyorduk ya...Ona inat sanki sahadaydı 14 kişi... O'na inat dostca sohbetler ediyorduk maç öncesi ve maç sonrası... Temelde ALLAH diyen her kişinin birbirleriyle teoride çatışmaması gerektiğine inanan bir insanımdır...Bunun için dünkü şahit olduğum tablo beni çok mutlu etti..Zaten birkaç arkadaşla okul vasıtasıyla yediğimiz içtiğimiz bir..O cemaat evinde kalıyomuş vs.. bunlar dostluğumuza falan asla engel değil..Yeri geldiğinde en koyu tartışmalara girdik..Yeri geldiğinde en koyu kahkahaları birlikte attık..Her defasında el ele çıktık o yerden... YERİ GELDİ solcuların astığı DENİZ GEZMİŞ fotoğrafını birlikte indirdik o arkadaşla...Olay bundan ibaret yani arkadaşlar... İllaki herkes bizim gibi düşünecek değil ya...Böyle oluncada ipler kopacak değil ya... KARDEŞİ KARDEŞTEN ayırmaya çalışıyorlar..Bizi kısır bir döngünün içine çekmeye çalışıyorlar..BİZ HAYIR DİYORUZ.... kişilerin görüş ve düşünceleri KARDEŞLİĞİMİZİN ötesine geçemez..Ve az öncede belirttiğim gibi ; temelde ALLAH diyen kişilerin her zaman ortak yönleri çoktur...Ve en büyük ortak yönleride o kelamın içinde gizlidir...
''ALLAH''
...........................................
İstanbulda yağmur devam ediyor.....
Murat Sâki
13.11.2006, 16:53
Sevgili: Mehmet Efe sosyal yaşantını anektod halinde paylaştığın için teşekkürler.
iman konusunda ise bizlerin yapması gerek çok basitti; Nuh'un gemisinde tayfa olmak gerekirken bizler firavun'un denizinde olmayı tercih ediyoruz. Kısacası Musa gibi susmalı Harun gibi haykırmalı Eyyüp gibi sabretmeliydik ve Allah'a adanmış bedenleri aramalıydık ama biz aramadık. Çünkü çoğumuzun bulma umudu dahi yoktu..
Kimbilir kaç kere öldürüldük diyordu kulağımzdaki ezgi.Bir acı doldu yüreğimize.Her geçen saniye bir katil taşıyordu yürek ülkesine.Postmodernliğe çağdaşlık diyen ellerin kırbasından içtiğimiz sular kuruttu belkide dudağımızı.Sakalı yüreğimizde değilde yüzümüzde taşıdık çoğu zaman.Örtüyü başımıza örttüğümüz kadar yüreğimize örtmedik.Oysa en çok örtülmesi gereken oydu.Biz böyle sorulardan kaçarak öldük belkide.Fatiha beklemeye dahi yüzü yoktu belki cesedimizin...
Biz hep uyuduk.Oysa uyandığımızda öğrendik gerçeği.Meğer uyurken vurulmuş tüm düşlerimiz.İbrahimi sevdalarla yanamamanın ezikliğiydi üşümüşlüğümüzün manası.Kudüs kadar yalnız Filistin kadar mağrur olduk şimdi.Kısacası biz hep eyleme dönüşmeyen söylemlerin bir numaralı yiğitleriydik.Ama unuttuğumuz bir şey vardı.Tarih kılıç tutanları yazardı kelam tutanları değil...
Muhabbetle kalın..
MEHMET EFE
14.11.2006, 16:44
sayın zınar'a.. yani bu cümlelerin sahibine çok teşekkür ediyorum....
''Nuh'un gemisinde tayfa olmak gerekirken bizler firavun'un denizinde olmayı tercih ediyoruz''
''Postmodernliğe çağdaşlık diyen ellerin kırbasından içtiğimiz sular kuruttu belkide dudağımızı''
''Meğer uyurken vurulmuş tüm düşlerimiz''
''Kudüs kadar yalnız Filistin kadar mağrur olduk şimdi.''
''Ama unuttuğumuz bir şey vardı.Tarih kılıç tutanları yazardı kelam tutanları değil... ''
yüreğine sağlık sevgili ZINAR....
ammaryasinosman
15.11.2006, 02:05
üstadım ne yapmışsın üstün körü baktım yazılara hemende ekibi kurmuşsun
helal sana bu kadar açık yazman ne kadar hoşuma gitti bilemezsin
hani bir akşam bakırköye karşı murat sen ve ben yakmıştın ya o metaolı gece geldi aklıma o geceye inat bende senin için yakıyorum iyi etmiyorum biliyorum ama işte
edebiyatcı okuyan yazan cizen kardeşler varsa şöyle ekstradan bir ekip kursak nasıl olur
nuri amca ve demli çaylar bu akşamda benden çaylar
ESSELAMU ALEYKUM
ammaryasinosman
15.11.2006, 02:10
[I]kim bu MEHMET EFE...?? sizin zannetiğiniz veya düşündüğünüz MEHMET EFE değil tabiki..mızraksız ilmihal'in yazarı falan değilim tabii. benim tek yazdığım eserim var.O''da sadece bir kişide...zaten basım adedide bir....neyse.... ama o SALTAN'ın yazdığı cümlelerde çok hoştu...diğer MEHMET EFE'nin cümleleri yani... biz kendi halimizde serserice dolaşıyoruz cümleler arasında sadece... duygularımızı dökebildiğimiz kadar aktarabiliyoruz buraya.. piyasada ne bir kitabımız vardır.. nede yüzlerce sevenimiz... dedim ya işte..Bizimkisi bir nevi YANLIZLIK bestesi... ne bir sıfat geçirilir ismimizin başına.. ne bir ünvan...soranlara sıradan bir insan olarak tanıtayım kendimi... veya İHVAN FORUMDAKİ MEHMET EFE diye tanımlayabilirsiniz beni...Neyse... MEHMET EFE'ler bitmez bu çağda tabi.....
13.11.2006
BİR PAZAR AKŞAMI...
Dün akşam okuldan bir arkadaşımız vesilesiyle bir futbol maçı oynadık BAĞCILAR'ın bilmem hangi halı sahasında...Tabi bu müsabakanın en güzel tarafı bir tarafta cemaat evinden kalan insanların olması,diğer tarafında siyasi bakımdan milli görüşcü olmalarıydı..Gerçekten çok hoş bir müsabaka oldu.. Dostca bir mücadeleydi derler ya...Aynen o terimi burada kullanmak istiyorum...Hani o birbirlerini hiç sevmeyen iki kesim olarak lanse ediliyorduk ya...Ona inat sanki sahadaydı 14 kişi... O'na inat dostca sohbetler ediyorduk maç öncesi ve maç sonrası... Temelde ALLAH diyen her kişinin birbirleriyle teoride çatışmaması gerektiğine inanan bir insanımdır...Bunun için dünkü şahit olduğum tablo beni çok mutlu etti..Zaten birkaç arkadaşla okul vasıtasıyla yediğimiz içtiğimiz bir..O cemaat evinde kalıyomuş vs.. bunlar dostluğumuza falan asla engel değil..Yeri geldiğinde en koyu tartışmalara girdik..Yeri geldiğinde en koyu kahkahaları birlikte attık..Her defasında el ele çıktık o yerden... YERİ GELDİ solcuların astığı DENİZ GEZMİŞ fotoğrafını birlikte indirdik o arkadaşla...Olay bundan ibaret yani arkadaşlar... İllaki herkes bizim gibi düşünecek değil ya...Böyle oluncada ipler kopacak değil ya... KARDEŞİ KARDEŞTEN ayırmaya çalışıyorlar..Bizi kısır bir döngünün içine çekmeye çalışıyorlar..BİZ HAYIR DİYORUZ.... kişilerin görüş ve düşünceleri KARDEŞLİĞİMİZİN ötesine geçemez..Ve az öncede belirttiğim gibi ; temelde ALLAH diyen kişilerin her zaman ortak yönleri çoktur...Ve en büyük ortak yönleride o kelamın içinde gizlidir...
''ALLAH''
...........................................
İstanbulda yağmur devam ediyor.....
hani derler ya kalıbımı basarım diye aynen o misal benimkiside
biraz umut vari biraz terettütlü için hadi hayırlısı belkide yalnızlıktan
VESSELAM
MEHMET EFE
15.11.2006, 20:36
teşekkür ediyorum ammaryasinosman kardeşim... açık yazmak. kapalı yazmak.. yazdırıyor içimde birşeyler bana bu satırları işte...
uzun zamandır seni bu forumda göremiyordum...ne iyi ettin uğramakla.. tabi yazdıkların beni maziye götürdü.. lise yıllarımıza.. seni tanıdığım ilk güne...
hatırlarsın elbet.. başörtüsü olayları.. ve iki polis çarşaflı bir veliyi azarlıyordu... birisi dayanamayıp ''ulan .erefsizler adam gibi davranın'' deyip arkasına o iki polisi takmıştı.. ... ... DEVLET arkandaydı İKİ polisiyle birlikte.. ve sen devlete ******** demiştin dayanamayıp..bir çoğumuzun o gün söyleyemediği cümleyi bağırarak söylemiştin..... ve senin BU BAŞÖRTÜSÜ konusunda yolun uzundu...arkana taktığın polislerden belliydi bu yolun uzun olacağı...
ertesi sabah iki polisi bir binanın bodrumuna girerek atlattığını anlatmıştın bize.. içimden sana hayranlık duyuyordum.. o tepkine ortak oluyordum gizlice...DEVLET'i atlatmış olman..... hani merakta etmiştik seni.. gözlerden kaybolmuştunuz hemen... önde sen.. arkanda iki polis......
neyseee..
neysee işte...tabi LİSE yıllarımızda mehtaba karşı yakılan o sigaralar.. SİSTEME SİTEM... aynı dünyaların insanlarıydık...AZ hükümet yıkıp yenilerini kurmadık... Milli Eğitim Politikalaraından az bahsetmedik... Devrim hayalleri.... Hani hatırlarmısın bilmem..Kemal ALEMDAROĞLU muhabbetini.... SİSTEMİN BOYNU bükük çocuklarıydık.. ve aynı sıraları paylaşıyorduk... Samimiyeti beraberinde getiriyordu bu ortam...
Ardından KUZULUK..ANKARA... BURSA...ve en son AKCAKOCA... bİR ÇOK yerede birlikte seyahat ettik... yıllar bizi çürütemedi... sigaramız hiç eksik olmazdı... hele o ÇAMLICA muhabbetleri.. Okul çıkışı muhabbetleri..
neysee... dedim yaa beni maziye götürdün AMMARYASİNOSMAN.... zaten anlatamadım içimdekileri tam olarak buraya.. zaten anlatamıyacağımı biliyordum... neyseee... bizim liseden kalma bir sloganımızı buraya yazmak istiyorum...hani o tahtaya ve duvarlara sık sık yazdığımız bir yazı...
ALLAAHH !! VE ELBETTE YENİLMEDİK....
15.11.2006
Mehmet efe , en son yazın bir harika çok güzel insanın eskilerini hatırlaması çok güzel bir şey. umarım her zaman devam edersin bu konuya şahsen ben her zaman takipciniz olacağımız elinize yüreğinize sağlık.
Murat Sâki
16.11.2006, 06:52
Soğuk gecelerin bezminde titreyen şafağın söküklüğünde,sana sesleniyorum yine,ey kaygılarını mahşerden alan sancım!
Gecenin kahhâr notalarını dokuyan tüm duyargalarımı kürtaj ettirdiğimden beri,meyus yaraların dipçik lekesi kol geziyor ensemin aynasında.Canavar ürküntüsünün leşe büründürdüğü caddelere inanmıyorum artık.Sirenleri rafa kaldıran cinayet bulutlarından yağan hınç yağmurlarıdır artık kutsalım.Birgün enkazına mısralar düzdüğüm bu şehrin yanağından dökülecek günahlarım.Ve ben haykırışlarını aynasına gizlemiş bir suskunluk bombasının pimine biat edeceğim.Çünkü,sana anladığın dilden konuşmanın vakti geldiğinde,yeryüzünü çatlatacak o asil cümlenin son noktası ben olacağım...
Ve sen sunağında kalmış çiçekleri sularken gözlerinle,ben seni yokluğuna armağan edeceğim.Sana ellerinin uzanamayacağı bir gökten seslendiğim gün,yıldırımlar boşalacak günahımın çetelesine tutulan tüylerine.Kıyametin borusunu ürperten yalnızlığımın polis raporlarına geçecek ağıdıdır bu,bilesin.Çünkü ben sabıkası kuşların kanadında saklanmış bir isyanın meşalesi sönük yangınından sıçrayacağım saçlarının kuytusuna.Gülleri koparılmış dağlardan gelen o kekremsi kokunun önünde sücud ederken,ardında bıraktığın gölgeni cebime doldurup,seni çizeceğim mendireği sıkışmış gönlüme...
Gönlüm.Cenaze muştularının ardına sokulmuş gönlüm.Seni nergislerin ölüm döşeğindeki kırağılara teslim ettiğim gün,sıyıracağım onu,tenimi kirlendiren bu sorgusuz sevişlerden.Çünkü ben tetiğine ayaz sokulmuş silahların titreyişlerine kurban ettiğim ömrümü,bir merminin beyazlığında öreceğim üzerime.Kefeni kurşundan örülmüş bir günahkârın,Endülüs'ü ağlatan nağmeleri fısıldayacak gözlerinin kanla kirlenmiş inlerine...
Ve sen bilesin,ey namahrem düşlerimi dürtükleyen yanım!
Gölgen vurdukça yüzüme,bu şehrin namus sabıkası olmayan ayaklarına kapanacak binlerce çocuğum olacak,gönlümün zindanlarında prangasını aşkla çözdüğüm...
...
arkadaşlar yüreğinize sağlık çok güzel olmuş ben burayı baştan sona okuyum yorumlarınıza yorum ekleyeceğim bu arada zınar maşallah ablam tebrik ediyorum senide güzel yazıyorsun görmeyeli baya değişiklik oldu sende yürekten tebrik ediyorum seni yazın ankaraya geldim ama telefonun olmadığı için ulaşamadım sana ;)
bu sayfayı açan mehmet efeyede teşekkürler mehmet efe bende bir kaç cümleler eklerim inşallah yüreğinize sağlık tekrardan ;)
MEHMET EFE
16.11.2006, 19:48
sevgili zınar paylaşımlarınız çok hoş..bizleri alıp götürüyor..birde o eşsiz yorumunuz yokmu.... çok teşekkürler...
ArZu'yu da en yakın zamanda aramızda görmekten mutluluk duyarız.. teşekkürleriniz için, teşekkür ederim:)
bugün yazacak pek bişey yok... İHL,ERDOĞAN,YÖK,KPSS,ÇANKAYA,.....
bugün susmayı tercih ediyorum....
16.11.2006
Uzak şehirler arası bir yerlerde uçsuz bucaksız ülkeler arasında bir kalp bu kalp öyle ki sım sıcak sevgi dolu neşe dolu hasret dolu....
Başlasam bir yerlerden nerden ama başlayacağımı inan ki bende bilmiyorum sana şu sözlerle başlamak istiyorum SEN SEVME SEVGİN BİTER SEVİLDİĞİNİ BİL YETER!!!!
Seni tanıdığım gün nasıl bir gündü nasıldı bende bilmiyorum aslında biliyorum da açık vermiyorum sadece bir yazı ve yazı sonrası sevgiye dönüşen sıcacık bir dostluk....Ve yazacak o kadar şey var ki cümleler düğümleniyor sözcükler tıkanıyor korkuyorum belki bu dostluktan çünkü kalbim sana sonsuz açık sevgim sana sınırsız seni ben kanatlarımın altına aldım bir şeylerden ürkmenden korkabilirimde çünkü yüreğin o kadar temiz o kadar güzelliklere layıksın ki incinmenden korkuyorum seni kimsenin üzmesini istemiyorum....
Sen sadece benim sevgimin hem sana hem bana yeteceğini bil yeter biliyorum ki sen oralarda kendini yalnız hissediyorsun sım sıcak sevgilere muhtaçsın en çok da hasret çekiyorsun özlüyorsun memleketini havasını suyunu tadını en önemlisi bizlerin yanında olmak istiyorsun... Olsun ablam ben sana ne diyorum yanımda olmasan da kalplerimiz bir dualarım her daim yanında ve biliyorum ki seninde kalbin bende duaların benimle böyle bir sevgi böyle bir kardeşlik .....
Ben seni iyi ki tanıdım ve biliyorum ki sende beni tanıdığına çok mutlusun keşke seni daha önceden tanısaydım daha önceden böyle bir kardeşe sahip olsaydım senin o güzel pırıltılı yüreğin seni hep mutlu neşeli ve sevimli bırakacak biliyoruz ki yollar mesafeler ne kadar uzak olsa da yollarımız kesişecek sen ve ben bir gün buluşacağız ve o güz bizim mutluluk zaferimiz olacak...Ben her gece aya yıldıza denize İSTANBUL’a senden bahsediyorum özlemlerini hasretlerini anlatıyorum....biliyorum ki sende beni anlatıyorsun herkese tüm dünyaya...Senin oralarda en ufacık bir şeyden mutlu olman benim günümü daha mutlu ediyor ben daha çok seviniyorum biliyorum ki sen mutlusun ablam dedin kardeşim dedin canım dedim dedin en önemlisi bi bi bi bi bitanem dedin..Sende benim bi bi bi bi bitanemsin canımsın kardeşimsin bu öyle bir sevgi ki anlatılamaz yazılara sığdırılamaz sana o kadar yazacak çok şeyim var ki yazamıyorum içimde saklıyorum yanıma geldiğinde yanına geldiğimde o güzelim pırıl pırıl yüzüne ve yüreğine bakarak söyleyeceğim ve unutma ki BEN SENİ GÖRMEDEN SEVDİM... Şu sözün hep aklımda kalacak ablam sen bana kalbini dostluğunu verdin ya o bana yeter işte bu kalbim ve bu dostluğum hep sende kalacak....
Verdullah'a 24 .10.2005
ilk olarak bu yazıyı eklemek istedim... devam edeceğim hepiniz çok güzel yazmışsınız yüreğinize sağlık...
ammaryasinosman
18.11.2006, 11:41
merhaba değerli dostlar eğer devam ederrse paylaşımlarımı sunacağım sizlere
yani aktif olursa eğer biraz şiirimsi biraz da edebi üslüpla bir şeyler yazacağız.
hani o fatihin eski mimarisi bana o osmanlının mihenkli havasını anımsatıyor biraz da hüzünleniyorum açıkcası bana bunu fransız yazarı hondere de balzac öğretti fransız edebiyatının usta yazarı tasviri muhteşem
bir odayı 25 sayyfada tasvir yapıyor hayret ettim doğrusu
fatihin eski mimarisi osmanlının kalesi olarak düşündüm hep orasını
dar sokakları insanları içe içe
yarından itbaren........
VESSELAM...
herkese selamun aleyküm dostlar bende şimdi birşeyler yazıyım paylaşıyım sizlerle....
bir gün bana derlerse hayat nedir...yaşamayı seviyormusun...mutlumusun...
cevabım hayat yaşamaktır derim acısıyla tatlısıyla ömrünün tükenmesini beklemektir...yine düşünürüm ama yaşamaktır ama acılar olmazsa ihanetler riyakarlıklar olmazsa daha güzeldir diye düşünürdüm...bir yönden şöyle düşünürdüm belkide hayatta acılar riyakarlıklar olmazsa hayat güzel olmayabilirdi...hepimiz bir sınavdayız bu sınavımızı hayatta yaşıyoruz....
herşeyde iyi düşünürsek hep iyilerle karşılarız ama olmuyorki... ne kadar iyi olursan ol kötüler seni hep gelip buluyor...hep üzüyor...hep ağlıyorsun aslında ağlamak istesende bazen gözyaşların tıkanıyor...tıkıyor seni sözcüklere bile vuramıyorsun kendini konuşmak istiyorsun konuşamıyorsun...yüreğin susuyor için kan ağlıyor ama derdini kimseye anlatamıyorsun....aslında hayattan öğrenecek çok şeyimiz var bazen gerçeklerimizin bile arkasına sığınamıyoruz...gözlerimizi kaçırarak saklıyoruz kendimizi...aslında kendimizi kendimize ifade edemiyoruz bazen...yinede hayat herşeye rağmen yaşamaya değer ....doğru yoldan gittikten sonra bildiğin yoldan şaşmadıktan sonra...
allah kimseyi doğru yoldan ayırmasın....en üzücü anlarınız bile her zaman bir tebessümle geçsin....
Sevgilerimle
Arzu Kuduban
18.11.2006
MEHMET EFE
18.11.2006, 17:22
sevgili ARZU hanım'a teşekkür ediyorum...son yazınızı iki defa okudum.. bazı cümleleriniz bana çok yabancı gelmedi.. çok hoş cümleler... altını çizdiklerimi sizinle paylaşmak istiyorum...
''bir yönden şöyle düşünürdüm belkide hayatta acılar riyakarlıklar olmazsa hayat güzel olmayabilirdi...''
''yüreğin susuyor için kan ağlıyor ama derdini kimseye anlatamıyorsun.... ''
''aslında kendimizi kendimize ifade edemiyoruz bazen...''
''yinede hayat herşeye rağmen yaşamaya değer ....''
gerçekten yüreğinize sağlık...duygularınızı paylaşmanız.... farklı bir yorum.. farklı bir bakış açısı hayata... ben tekrar teşekkür ediyorum.. bu yazılarınızında devamını diliyorum...dediğim gibi bizden biri gibi yazıyorsun... cümlelerin sonunda noktaları uzatışın bile gözüme çarptı... o noktalarda bir çok duygu saklıdır...
sayın AMMARYASİNOSMAN arkadaşımızında yazılarını merakla bekliyoruz... çok iyi edersiniz efendim...
işte böle arkadaşlar.. bugün aslında bu köşeye bir çok şey yazacaktım.. kah birilerine küfredecektim.. kah dert yanacaktım...Sistemi elİeştirecektim..Belkide hükümeti yıkacaktım....Olmadı işte..yine beceremedim... yine beceremiyorum... başka sefere inşallah....
18.11.2006
Zeynep Özmen
18.11.2006, 18:33
herkese selamun aleyküm dostlar bende şimdi birşeyler yazıyım paylaşıyım sizlerle....
bir gün bana derlerse hayat nedir...yaşamayı seviyormusun...mutlumusun...
cevabım hayat yaşamaktır derim acısıyla tatlısıyla ömrünün tükenmesini beklemektir...yine düşünürüm ama yaşamaktır ama acılar olmazsa ihanetler riyakarlıklar olmazsa daha güzeldir diye düşünürdüm...bir yönden şöyle düşünürdüm belkide hayatta acılar riyakarlıklar olmazsa hayat güzel olmayabilirdi...hepimiz bir sınavdayız bu sınavımızı hayatta yaşıyoruz....
herşeyde iyi düşünürsek hep iyilerle karşılarız ama olmuyorki... ne kadar iyi olursan ol kötüler seni hep gelip buluyor...hep üzüyor...hep ağlıyorsun aslında ağlamak istesende bazen gözyaşların tıkanıyor...tıkıyor seni sözcüklere bile vuramıyorsun kendini konuşmak istiyorsun konuşamıyorsun...yüreğin susuyor için kan ağlıyor ama derdini kimseye anlatamıyorsun....aslında hayattan öğrenecek çok şeyimiz var bazen gerçeklerimizin bile arkasına sığınamıyoruz...gözlerimizi kaçırarak saklıyoruz kendimizi...aslında kendimizi kendimize ifade edemiyoruz bazen...yinede hayat herşeye rağmen yaşamaya değer ....doğru yoldan gittikten sonra bildiğin yoldan şaşmadıktan sonra...
allah kimseyi doğru yoldan ayırmasın....en üzücü anlarınız bile her zaman bir tebessümle geçsin....
Sevgilerimle
Arzu Kuduban
18.11.2006
yüreğine sağlık arzı okurken çok duygulandım
MEHMET EFE
18.11.2006, 20:39
Güneşli bir gündü. Kadın parkta yanında oturan adama "Bakın, salıncakta sallanan şu kırmızı kazaklı çocuk benim oğlum" dedi.
Adam gülümseyerek "Güzel bir oğlunuz var" dedi. "Diğer salıncaktaki mavi kazaklı çocukda benim oğlum"
Sonra saatine baktı ve "Heyyy, Todd, sanırım artık gitme zamanı" diye seslendi oğluna.
Çocuk salıncakta yükselirken "Beş dakika daha baba, lütfen yalnızca beş dakika daha" diye karşılık verdi babasına.
Adam başını "peki" anlamında sallayınca çocuk neşeyle sallanmaya devam etti.
Dakikalar sonra adam ayağa kalkarak tekrar seslendi oğluna "Todd, artık gidelim mi, ne dersin?"
Çocuk yine gitmeye isteksiz "Ne olur baba, beş dakika daha, lütfen, beş dakika daha" diye bağırdı babasına.
Adam" Tamam" deyince çocuk kahkahalar atarak sallanmaya devam etti.
Sonunda kadın dayanamadı ve sesinde gizli bir hayranlıkla "Ne kadar sabırlı bir babasınız" dedi .
Adam gülümsedi kadına. "Sabır değil yaptığım bayan" dedi. "Büyük oğlum Tommy'yi geçen yıl burada sarhoş bir sürücünün çarpması sonucu kaybettim. Buraya yakın yolda bisiklet sürüyordu. Tommy'e hiç yeterince zaman ayırmamıstım. Oysa şimdi onunla beş dakika daha fazla birlikte olabilmek için herşeyi yapardım. Todd'la ayni hatayı yapmayacağıma söz verdim kendi kendime..
O her "Beş dakika daha baba" dediği zaman , oyun oynamak için beş dakika daha kazandığını düşünüyor, oysa işin gerçeği ne biliyor musunuz? Ben onu oyun oynarken beş dakika daha fazla izleyebiliyorum, asıl kazanan benim"
sizinle paylaşmak istedim...
bu son yazdığın hikaye mi yoksa snmi yaşadın?
bu son yazdığın hikaye mi yoksa snmi yaşadın?
Sonra saatine baktı ve "Heyyy, Todd, sanırım artık gitme zamanı" diye seslendi oğluna.
Büyük oğlum Tommy'yi geçen yıl burada sarhoş bir sürücünün çarpması sonucu kaybettim.
:D
Sonra saatine baktı ve "Heyyy, Todd, sanırım artık gitme zamanı" diye seslendi oğluna.
Büyük oğlum Tommy'yi geçen yıl burada sarhoş bir sürücünün çarpması sonucu kaybettim.
:Dniye canım belki yabancıydı olamazmı ala ala:S:D
MEHMET EFE
19.11.2006, 12:27
bu son yazdığın hikaye mi yoksa snmi yaşadın?
ya bu son yazdığımı bir sitede okudum.. ve paylaşmak istedim.. benim çok hoşuma gitmişti..
MEHMET EFE
19.11.2006, 22:36
Bir Pazar akşamı daha son buluyor...Şimdiden o Pazartesi sendromu yaşanıyor içimde..Gelecek gün tüm hatlarıyla düşünülüyor...Ne için? Neyin uğruna? Bu şarkıyı kim söylüyor bu saatte? Bir muamma bu hayat...Bir bekleyiş var hep...Kaçınılmazdan mı kaçıyorum acaba ? Yoksa bir kör kuyuya mı dalmak üzereyim? Dedim ya bir muamma bu hayat..Belkide ben içinden çıkılmaz durumdayım..Neyse...
Haftasonu tüm rutinliğiyle bitmek üzere..Değişen bişey yok.Trabzonspor yine mağlup. Fener kahrediyor..Papa sesleri kulağıma kadar geliyor. Mhp kurultayında BAHÇELİ şov. Ahmet HAKAN,HAŞMET BABAOĞLU... O ona yavşak, o ona bilmem ne.. Yenişafak dahi AHMET HAKANLA polemiğe giriyor...Bu medyanın vay haline.. O köşeleri ne için kullanıyorlar..Tükürürüm vallahi AHMET’i görsem yüzüne..Başkaaa...Kpss sonuçları açıklandı.YÖK yine skandal.. Numan Kurtulmuş ABDULLAH DİLİPAK’A dert yanıyo HİLAL TV ekranlarında... Rutin bir haftasonu işte....İHL tartışmalarıda gündemde tabi bu aralar..Mağlum MİLLİ EĞİTİM ŞURASI.. Ahh ahhhh..Boşverin abi...Siz bu sorunla falan ilgilenmeyin..İstemiyoruz sizden birşey..Biz alıştık...Onlar alıştı..Abi bırak başörtüsünü ağzında sakız etme..Oynama gururumuzla...Heveslendirme binlerce yüreği...Abi dedim ya alıştık biz boynumuz bükük yürümeye...Alıştı onlarda o başörtüsünü devrim yaparcasına çıkarmaya...AMAN abi siz boşverin.... Siz ülkemizin başka meseleleriyle uğraşın..O zengin sofralarınızda iki kelam etmeyin sakın bizlerden... Bu ülkede İHL sorunu var çözmemiz lazım falan demeyin.Boşverinnn siz....Biz bir martı tadında yaşarız hayatı..Siz siyasetinizi yaparsınız bu martılar üzerinden.... Boşverin abi.. Gerçi seçimlerde yaklışıyor di mi abi? Sende haklısın..Bende haklıyım.Onlarda haklı...
Nereden nereye geldim...Rutin bir hafta sonu...Rutin bir Pazar akşamı... Hafif bir müzik... Ve hafif bir rüzgar odamda..Beni maziye götüren bir rüzgar... Kahrolası müzikte eşlik ediyor bu rüzgara... Kasım ayının o malum tarihide yaklaşıyor.... Ahhh ki ne ahhhh !!!
19.11.2006
Ey Dost..... sana ey dost diye yazıma başlamak isterdim ama bu kelime bana anlamsız geliyor senin için...hani bir insan insanı tanır hemen güvenmez hemen herşeyini paylaşmaz...ama seninle tanışmamızda çok sevdiğim bir ablam vesile olduğu için tanıştım...senide onun gibi bildim... çünkü onu hiç görmedim ama kanım ısındı...ben onunla hiçbirşeyimi paylaşmadım ama o benimle herşeyini paylaştı...bana güvendi sıcak bir insan olduğumu anladı hani insan bazen hiç görmeden hiç tanımadan bir insana ısınır ya sever ya bende onu öyle sevdim...konuşmalarımız, birini tanısa istanbula yolu düşecek olursa hep beni arar biliyor ki; Arzu ilgilenecek... bir gün işte senle tanışmama vesile oldu...istanbula geldin işyerimde ziyaret ettin... bana hoş davrandın ama ilk günden beri bir çelişki vardı içimde sana hiç belli etmedim...yine Arzu sıcaklığını gösterdim... evine geldim sohbet ettik konuştuk....işte o gün farkettiğim şeyi sana sordum...sormaz olaydım...halbuki banane benim işim olmaz ki nedense içime doğdu anladım her zaman anladığım bir şeyin doğru olduğunuda duydum hep... keşke dilim tutulsaydı da sana sormasaydım...neden sordum ki...evet sordum işte ve tahmin ettiğim şeyin doğru olduğunu öğrendim ve ben sana anlattım hayatta hiç yapmadığım bir şeydir...demekki senin iyiliğin için unutman için dedim... ama sen ne yaptın...beni sırtımdan vurdun...söylenmeyecek şeyi söyledin...herşey söylenir her kelime denir... ama o söz söylenmezdi... gerçi söylediğin kişi çok güzel cevap vermiş sana sağolsun çünkü beni çok iyi tanır...aslında hepsi bir tarafa üzüldüğüm ne oldu biliyormusun? ben seni içten samimiyetimle arkadaş dedim ve sen sen ne yaptın bir kişiye ulaşmak için beni kullandın...benim yaptığım hiç birşey yoktu...senin yaptığın sana yakışmazdı...bir tek beni değil o çok sevdiğim ablamı bile kullandın...senden sonra gittim tanıdım da ablamı çok konuşamadık ama çok iyi geldi bana senin söylediklerin üzdü beni bir tek ona değil diğer arkadaşlarıma da söylediklerin bana geliyor.... ama artık hakkımda konuşman bile beni üzmüyor hanımefendi...neden mi çünkü kendi değerini düşürüyorsun...beni değil kendini....beni herkes çok iyi biliyor...
benim dost arkadaş anlayışım senin gibi değil... birine ulaşmak için kimseyi hiçbir zaman kullanmam...hayatımdan kimseyi kolay kolay çıkarmam silmem... ama seni çıkardım sildim...senin için hiç bir söz kullanmam... yinede mutlu olmanı isterim...ama şu var ki; benim sevgim kendime de dostlarımada yeter...kimse senin için beni silmez sen bunu unut hanımefendi...dost demek isterdim ama sen o kelimenin ''D'' harfini bile haketmiyorsun!!!
Arzu Kuduban
20.11.2006
kardeş ne demek istediğini anlamadım birisine mesajmı gönderiyorsun
yok kardeş yazı yazıyoruz içimden geçenleri yazdım.... burdan birine gönderilmiş bir mesaj değil...
kusura bakma galiba yanlış anladım
Bir kapıya gittim, içim buruk. burkulmuş geri döndüm.. sevdiğim dostlarımı alarak...
Sana evet abicim bu gün içim burkuldu...bir acı daha çöktü içime...bu gün ziyaretine gelmek istedi dostum...arkadaşım....herşeyim....değer verdiğim... onu hiç kıramıyorum çok seviyorum tanışmamız belki kısa sürdü ama çok iyi dost olduk kötü anımda iyi anımda hep yanımda olan arkadaşım dostum kardeşim... seni görmek istedi bugün gidelim dedi... ben o ve bir ablam yollara düştük...saat beşe kadar ziyaret demişler...saat 16:45 geç kalcaz...taksi yok... hadi gidelim nerde kaldı bu taksi...tamam sabret arkadaşım az kaldı...geldik içeri girdik.... ama ne bugün günlerden pazar... içeri alınmazsınız...bugün görüş yok...nereye.... ailesimisiniz ... arkadaşları alınmıyor adınız verilmeli...yoksa göremezsiniz...o kadar dedik be abim dikkat edin yapmayın sonunuz iyi olmaz...dinlemediniz....para herşeyi satın aldı...oysa para herşey değil...o lüks hayat varmı şimdi yanında...kim yanında...seni evde bekleyen çocukların mı....dışarda özleyenlerin mi....sevdiklerin mi...şu anki durumunu düşünemiyorum bile....evet işte geldik ama seni göremedik...hele gördüğüm manzara beni şok etti....çok üzüldüm...içimdekileri anlatamayacak kadar çok hemde....her tarafta bloklar kocaman bir yer....burda susuyorum...anlatamam....hele dostum arkadaşımın gözlerinin doluşu beni mahvetti...gözlerine bakamadım...bir şey söylesem ağlayacaktı....dayamazdım onu orda o halde görmeyi...neyse bir taksi geldi doğru ablamıza gittik....ben mutfağa çay koymaya gittim... ve sen öyle bir oturdunki dostum...gözlerin bir noktaya bakıyor...dalmışsın biri birşey derse ağlayacaksın....aldım seni kolumun kanatlarına dayanamadın...ağladın....kendimi zor tuttum bende ağlasam sana nasıl destek olacağım...biliyorum sen imkansızı seviyorsun...yasağı seviyorsun....kendinde bunun farkındasın ama içinden atamıyorsun...sen kendini dahada çok mahkum ediyorsun....senin halin beni daha çok üzüyor...kötü oluyorum...onamı üzülüyüm sanamı....dostum bazen buralardan hem seni hem kendimi alıp uzaklaşmak istiyorum...bilsem bu gün gelirsin alır giderim seni uzaklaştırırım herşeyden....
Arzu Kuduban
20.11.2006
MEHMET EFE
20.11.2006, 10:27
ARZU KUDUBAN...içinizden geçenleri bu sayfada cümlelere döktüğünüz için yüreğinize sağlık..Tabi ilk konuda NURCAN arkadaşımızın o soruyu sorması gayet normal..Çünkü mesajından bu soru çıkabilir yani rahatca...Neyse...Yazılarını dikkatle okuyorum.. Her insan bir kitaptır...Her cümle bir romandır benim için..Teşekkürler..
Yazıların vasıtasıyla Senin dünyanada bir nebze olsun ortak oluyoruz...
rica ederim Mehmet Efe...sen güzel bir köşe açmışsın bizde senin köşende birşeyler paylaşıyoruz...evet nurcan arkadaşımızın o soruyu sorması normal bende cevabımı yazdım o bir arkadaşıma dostum sandığım birine yazılmış bir yazıdır...ama bu sitede değil o kişi...o an aklımdan geçti yazıya döktüm...ama nurcan arkadaşımız bir tek burda değil diğer bölümlerde de yazdı öyle birşey ama alınmadım burası forum dostlarımız ve arkadaşlarımızın olduğu forum içimden geldiği gibi yazıyorum....yazılarım genelde hep kararsam olur insanları düşündürür ama kendim öyle bir insan değilim...nurcan arkadaşımızda yazılarımızın başını okumadan sonlarını okuyarak yorum yapmış yinede sağolsun...yorum yazmasıda yeterli....
herkesin düşüncesine görüşüne saygılıyım....
Sevgilerimle
Arzu Kuduban...
Mevlüde Yıldız
20.11.2006, 21:34
arzu kardeşim çok güzel yazılar yazıyorsunuz yüreğinize sağlık.
MEHMET EFE
20.11.2006, 21:54
HERKESLE GÜLÜNÜR, FAKAT ÇİLELİM AĞLANMAZ HERKESLE.....
20.11.2006
ammaryasinosman
21.11.2006, 00:29
saat gecenin bilmem kaçı bir iki satır yazayım dedim hayata dair.
önünde bir yıpın dolusun kitap romanından ders kitabına güncel yazı dizilerinden dini kitaplara kadar hepsini okuyabiliyor musun diyeceksiniz okumaya çalışıyorum hepsi yararlı ve gerekli şeyler.
dün yazacağımı söylemiştim hasta olduğum için yazamadım..
ne yazam yazmaya otursam aklıma gelmiyor bir şey şöyle yatapıma hafiften uzandığım zaman yada yolda yürürken çayımı yudumlarken aklıma gelir ne yzacağım hele otobüsteyken tek başıma isem o zaman geliyor ilham nedense yanlış ve bozukluklarla dolu bir hayatın akışına bir de benim kalemim çizsin bir şeyler
bu ilk yazımlar sizlere merhaba diyorum eğer aktifliğe devam ederse sizlerle çok şeyi paylaşacağıma inanıyorum.
köşe paşında pilet satan amcanın duygularından tutunda abdullah gülün akşam eve göderken düşüngüğü duygularına kadar her şey
VESSELAM...
Dostluk anlatılmaz yaşanır....
bir gün bir yerlerden çıkıyoruz tanışıyoruz hepimiz birbirimizi aile gibi görüyoruz, abla kardeş abi diyoruz...kendimiz oluyoruz sevgimizi, dertlerimizi, üzüntülerimizi, sevinçlerimizi paylaşıyoruz....içten oluyoruz...kötü anılar güzel anılar yeri geliyor ters düşüyoruz gerek fikir, gerek yorum...gerek başka konular...bazen birileri üzüyor bazen birileri sevndiriyor bazen samimiyetimizden ne dediğimizi, bazende hiç yapmayacağımız şakaları yapıyoruz...''bir insan olduğu gibi göründüğü gibi olmalı''... en ufak bir şeye kırılıp alınmamalı...dediği gibi sözünde durmalı...dönmemeli...yiğit olmalı sözünün eri olmalı....bir gün bakıyoruz birisi birini üzüyor o onun hakında atıyor tutuyor işim olmaz diyor...aradan günler geçmeden bir bakıyorsun sözünden dönüyor...o sanki onu dememiş, onu yaşamamış gibi...birden sen bir tarafa atılıyorsun o samimi arkadaşı oluyor....benim dostluk anlayışım bu değil....ben olduğum gibiyim değişemem aynıyım....kimse içinde kendimi değiştiremem...hele bizler ki yaşımızı almış insanlarız...çocuk değiliz çocuk yaşımızı geçmiş insanlarız....yaptığımız bir çok şey çocukca geliyor bana...
oysaki...böyle olmamalı...bir çok şeyde hayır diyorum...yanlış düşünüyorum...olmaz....yapmaz böyle....ama ben bu zamana kadar hiç bir düşüncemde yanılmadım ki, hislerim beni hiç şaşırtmadıki...ben olduğum gibiyim...kimseyi üzmek incitmek istememki, insanız hiçbirimiz dört dörtlük olamayız...hepimizin hatası olabilir...ama aniden hayatımıza alıp can ciğer olup sonrada bir şey yokmuş gibi iki yabancı...ben dostluğumu kardeşliğimi arkadaşlığımı ebedi sürdürmek isterim...vereceğim son nefesime kadar tüm arkadaşımın, tüm kardeşlerimin, tüm dostlarımın hep yanımda olmasını isterim...ben hep gülerim elimden geldiği kadar üzüntümü kimseye belli etmem...ben kendimi içimde yaşarım...herkes beni tanıdığını sanır ama...halbuki beni kimse tanımaz...ben gülücüklerimi yüzüme yansıtan, dertlerimi içime atan bir insanım...oysaki bütün bu anıalr, bütün bu dostluklar bir kaç aylıksa silin beni hayatınızdan...yok edin hiç tanımamış varsayın...bir rüzgar esti geldi geçti diye düşünün....
Arzu Kuduban
20.11.2006
MEHMET EFE
21.11.2006, 13:13
http://www.internethaber.com/images/news/19950.jpg
Üsküdar belediyesi içki içmeyi yasaklıyor bir bölgede. Dışarıda bu bölüm tabi.. Bazı vatandaşlarda bu yasağı protesto ediyor.. Hemde şarap kadehi kaldırarak.. Hemde hangi sloganlar eşliğinde biliyormusunuz..
"Türkiye laiktir laik kalacak"
"Çankaya laiktir laik kalacak"
"Çankaya'da imam istemiyoruz"
işte olay bu arkadaşlar.. ben bu haberi okuyunca önce bi şaşırdım.. sonra içimden hafif bir küfür... ardından düşüncelere dalmak....
Bu adamlar neyin kavgasını veriyolar? Bu içki yasaklanması olayının ÇANKAYA ile alakası ne?? İçki sadece dini yasak mı?? İçki içen adamların ne yaptıkları ortada değil mi?? Yoksa bunlar bu hareketlerden hoşlanıyorlar mı?? Sokakta yürürken eşiyle birlikte falan..İçki içen kişileri görünce rahatsız olmuyorlar mı?? Bu içki yasağının ahlak boyutunu hiç düşünmüyorlar mı?? Yoksa ben bunlardan çok mu şey bekliyorum???
Çankayaya İMAM istemiyorlarmış..Peh peh peh... Bu ne hazımsızlık ağalar?? Sizin imam dediğiniz adam şuanki BAŞBAKAN olmalı...eee ne oldu?? İMAM BAŞBAKAN?? ne yapabiliyorsunuz?? geçip şimdi çankayada İMAM istemiyoruz diyosunuz.. HADİYİN LAN ORADAN... siz akşam konken masalarında için şaraplarınızı.. yatın onla bunla yatağa... sonra ülke batsa bile LAİKLİK SAĞOLSUN deyin... HADİYİN LAN ORADAN... tabi saygılıyım görüşünüze ama... bu kadarıda ahmaklık be ağalar... Bu kadarıda cahillik.. hazımsızlık...
Siz merak etmeyin ama..Türkiyede LAİK kalır..Çankayada... TAbi sizin laiklik kavramınızıda bilmemiz lazım... Gerçi siz laikliğin hukuktaki karşılığını bile bilmezsiniz.. Ama iş lafa geldimi..
Ben sizi en arsız yürüyüşlerden tanırım..En arsız tepkilerden.. Danıştay üyesinin cenaze töreninden tanırım sizi... Ecevit'in cenaze töreninden tanırım sizi... Hani o arsız sloganlarınızı... Bu gibi günleri bile kendi cahilliğinize kullanmalarınız varya... Tabi bu benim yakın tarihten hatırladıklarım...Dedim ya siz ülke işgal edilse bile LAİKLİK sağolsun dersiniz....
Ne diyeceğimi bilmiyorum.. Sizin bu protestonuzdan haberimiz olsaydı oraya gelip YÜZÜNÜZE YÜCE TÜRK MİLLETİ adına tükürmek isterdim... Arsız yüzsüz pezevenkler !!! Ülkenin içini boşaltan zihniyet sizin bu içkici zihniyetiniz işte... Batık bankalar falan hepsi bu içkici zihniyet.. Laiklik sağolsun zihniyeti...
Güya siyasi iktidarı eleştirecekler... Güya bu ülkeye sahip çıkıyorlar....Güya birşeylerin mücadelesini veriyorlar...
SÖZÜN BİTTİĞİ AN....
21.11.2006
cevher man
21.11.2006, 17:53
http://www.internethaber.com/images/news/19950.jpg
Üsküdar belediyesi içki içmeyi yasaklıyor bir bölgede. Dışarıda bu bölüm tabi.. Bazı vatandaşlarda bu yasağı protesto ediyor.. Hemde şarap kadehi kaldırarak.. Hemde hangi sloganlar eşliğinde biliyormusunuz..
"Türkiye laiktir laik kalacak"
"Çankaya laiktir laik kalacak"
"Çankaya'da imam istemiyoruz"
işte olay bu arkadaşlar.. ben bu haberi okuyunca önce bi şaşırdım.. sonra içimden hafif bir küfür... ardından düşüncelere dalmak....
Bu adamlar neyin kavgasını veriyolar? Bu içki yasaklanması olayının ÇANKAYA ile alakası ne?? İçki sadece dini yasak mı?? İçki içen adamların ne yaptıkları ortada değil mi?? Yoksa bunlar bu hareketlerden hoşlanıyorlar mı?? Sokakta yürürken eşiyle birlikte falan..İçki içen kişileri görünce rahatsız olmuyorlar mı?? Bu içki yasağının ahlak boyutunu hiç düşünmüyorlar mı?? Yoksa ben bunlardan çok mu şey bekliyorum???
Çankayaya İMAM istemiyorlarmış..Peh peh peh... Bu ne hazımsızlık ağalar?? Sizin imam dediğiniz adam şuanki BAŞBAKAN olmalı...eee ne oldu?? İMAM BAŞBAKAN?? ne yapabiliyorsunuz?? geçip şimdi çankayada İMAM istemiyoruz diyosunuz.. HADİYİN LAN ORADAN... siz akşam konken masalarında için şaraplarınızı.. yatın onla bunla yatağa... sonra ülke batsa bile LAİKLİK SAĞOLSUN deyin... HADİYİN LAN ORADAN... tabi saygılıyım görüşünüze ama... bu kadarıda ahmaklık be ağalar... Bu kadarıda cahillik.. hazımsızlık...
Siz merak etmeyin ama..Türkiyede LAİK kalır..Çankayada... TAbi sizin laiklik kavramınızıda bilmemiz lazım... Gerçi siz laikliğin hukuktaki karşılığını bile bilmezsiniz.. Ama iş lafa geldimi..
Ben sizi en arsız yürüyüşlerden tanırım..En arsız tepkilerden.. Danıştay üyesinin cenaze töreninden tanırım sizi... Ecevit'in cenaze töreninden tanırım sizi... Hani o arsız sloganlarınızı... Bu gibi günleri bile kendi cahilliğinize kullanmalarınız varya... Tabi bu benim yakın tarihten hatırladıklarım...Dedim ya siz ülke işgal edilse bile LAİKLİK sağolsun dersiniz....
Ne diyeceğimi bilmiyorum.. Sizin bu protestonuzdan haberimiz olsaydı oraya gelip YÜZÜNÜZE YÜCE TÜRK MİLLETİ adına tükürmek isterdim... Arsız yüzsüz pezevenkler !!! Ülkenin içini boşaltan zihniyet sizin bu içkici zihniyetiniz işte... Batık bankalar falan hepsi bu içkici zihniyet.. Laiklik sağolsun zihniyeti...
Güya siyasi iktidarı eleştirecekler... Güya bu ülkeye sahip çıkıyorlar....Güya birşeylerin mücadelesini veriyorlar...
SÖZÜN BİTTİĞİ AN....
21.11.2006
kardeş sağol.O adamları hiç sevemedim
ammaryasinosman
21.11.2006, 18:24
Ne diyeceğimi bilmiyorum.. Sizin bu protestonuzdan haberimiz olsaydı oraya gelip YÜZÜNÜZE YÜCE TÜRK MİLLETİ adına tükürmek isterdim... Arsız yüzsüz pezevenkler !!! Ülkenin içini boşaltan zihniyet sizin bu içkici zihniyetiniz işte... Batık bankalar falan hepsi bu içkici zihniyet.. Laiklik sağolsun zihniyeti...
kardeş sağolasın bak senden duydum bu haberi bizde onlara inat gider zemzem suyu içeriz kardeş..
bunla ilgili yazı yazacaktım vazgeçtim şimdi şerefin adı şeref ama kendisi ******** ise adının şeref olması hiç bir şeyi değiştirmez.
gece sizlerle birlikte olacağım.
VESSELAM...
arzu kardeşim çok güzel yazılar yazıyorsunuz yüreğinize sağlık.
teşekkürler melda sağol:flowers: birşeyley yapmaya çalışıyorum allah razı olsun
Mehmet Efe kardeşim paylaşımlarını takip edeceğim inş...Alıp götürüyorsun...
Allah razı olsun ...
MEHMET EFE
22.11.2006, 13:49
http://www.internethaber.com/images/news/19950.jpg
Üsküdar belediyesi içki içmeyi yasaklıyor bir bölgede. Dışarıda bu bölüm tabi.. Bazı vatandaşlarda bu yasağı protesto ediyor.. Hemde şarap kadehi kaldırarak.. Hemde hangi sloganlar eşliğinde biliyormusunuz..
"Türkiye laiktir laik kalacak"
"Çankaya laiktir laik kalacak"
"Çankaya'da imam istemiyoruz"
işte olay bu arkadaşlar.. ben bu haberi okuyunca önce bi şaşırdım.. sonra içimden hafif bir küfür... ardından düşüncelere dalmak....
Bu adamlar neyin kavgasını veriyolar? Bu içki yasaklanması olayının ÇANKAYA ile alakası ne?? İçki sadece dini yasak mı?? İçki içen adamların ne yaptıkları ortada değil mi?? Yoksa bunlar bu hareketlerden hoşlanıyorlar mı?? Sokakta yürürken eşiyle birlikte falan..İçki içen kişileri görünce rahatsız olmuyorlar mı?? Bu içki yasağının ahlak boyutunu hiç düşünmüyorlar mı?? Yoksa ben bunlardan çok mu şey bekliyorum???
Çankayaya İMAM istemiyorlarmış..Peh peh peh... Bu ne hazımsızlık ağalar?? Sizin imam dediğiniz adam şuanki BAŞBAKAN olmalı...eee ne oldu?? İMAM BAŞBAKAN?? ne yapabiliyorsunuz?? geçip şimdi çankayada İMAM istemiyoruz diyosunuz.. HADİYİN LAN ORADAN... siz akşam konken masalarında için şaraplarınızı.. yatın onla bunla yatağa... sonra ülke batsa bile LAİKLİK SAĞOLSUN deyin... HADİYİN LAN ORADAN... tabi saygılıyım görüşünüze ama... bu kadarıda ahmaklık be ağalar... Bu kadarıda cahillik.. hazımsızlık...
Siz merak etmeyin ama..Türkiyede LAİK kalır..Çankayada... TAbi sizin laiklik kavramınızıda bilmemiz lazım... Gerçi siz laikliğin hukuktaki karşılığını bile bilmezsiniz.. Ama iş lafa geldimi..
Ben sizi en arsız yürüyüşlerden tanırım..En arsız tepkilerden.. Danıştay üyesinin cenaze töreninden tanırım sizi... Ecevit'in cenaze töreninden tanırım sizi... Hani o arsız sloganlarınızı... Bu gibi günleri bile kendi cahilliğinize kullanmalarınız varya... Tabi bu benim yakın tarihten hatırladıklarım...Dedim ya siz ülke işgal edilse bile LAİKLİK sağolsun dersiniz....
Ne diyeceğimi bilmiyorum.. Sizin bu protestonuzdan haberimiz olsaydı oraya gelip YÜZÜNÜZE YÜCE TÜRK MİLLETİ adına tükürmek isterdim... Arsız yüzsüz pezevenkler !!! Ülkenin içini boşaltan zihniyet sizin bu içkici zihniyetiniz işte... Batık bankalar falan hepsi bu içkici zihniyet.. Laiklik sağolsun zihniyeti...
Güya siyasi iktidarı eleştirecekler... Güya bu ülkeye sahip çıkıyorlar....Güya birşeylerin mücadelesini veriyorlar...
SÖZÜN BİTTİĞİ AN....
21.11.2006
dün bu yazıyı yazmıştım.. sizde okumuşsanız bilirsiniz..Bugün köşe yazarlarına şöyle bir göz atıyordum.. ENGİN ARDIÇ.. evet evet.. Açıkcası bizim kesime yazdığı yazılardan dolayı sevmem o adamı...
ÜSKÜDAR'daki o protesto eylemini CUMHURİYET GAZETESİNDEN DENİZ SOM adında şahıs da destekliyor..Ve bugün..Bakın ENGİN ARDIÇ neler yazmış ona....
ÇARŞAF YIRTICILAR
ENGİN ARDIÇ - AKŞAM
http://www.medyaline.com/resimupload/files/EnginArdic.jpg
Eskiden ortalıkta 'çarşaf yırtma eylemi' yapan kadınlar dolaşırlardı... Bunlar bir kara çarşaflı hemcinslerini gördükleri zaman üzerine saldırır, 'burası Suudi Arabistan değil' şeklinde haykırarak kadının çarşafını Sümerbank patiskası gibi caaart diye yırtarlardı...
Sonra bazı gazeteci hanım arkadaşlarımız aynı eylemi bir İsviçre gezimizde bir Suudi kadına koymaya kalktılar da, 'burası Türkiye değil' diye kendilerini zor tuttum... Neyse ki kadının kocası ters ters bakmakla yetindi, polis çağırmadı.
Gazeteci arkadaşları tenzih ederim ama bu çarşaf yırtıcı hanımların ortak özellikleri geniş kalçalı olmaları, tayyör-etek içine fırfırlı beyaz bluz giymeleri ve kocalarının da mutlaka memur çıkmasıydı! (Laf aramızda, sözkonusu gazeteci arkadaşların da 'sülün gibi' oldukları pek söylenemez.)
Hilmi Yavuz ve eski eşi Nuran'ın kulakları çınlasın, biz bu tür hanımlara 'Mustafa Kemal rahibeleri' derdik. Fakat kimileri de çarşaflı kadınlara 'peygamber tavuğu' demiyorlar mı?
Turistler çarşaflı kadınların ya da hamalların resmini çektikleri zaman kızıp 'ne güzel yerlerimiz var, neden bunları çekiyorlar' diyenler de bu kafada olanlardı.
Çarşaflı kadının üzerine saldırmakla 'şeriatla mücadele ettiklerini', fotoğrafı çekilmediği sürece de sorunun göze görünmeyeceğini sanıyorlardı.
Cumhuriyet Gazetesi'nden Deniz Som arkadaşımız da benzer bir eylem gerçekleştirmiş, Üsküdar Belediyesi 'sokakta içki içenlere ceza keseceğini' açıklayınca gitmiş, eşi ve birkaç arkadaşıyla birlikte Kızkulesi'ne karşı şarap içmiş.
Hayvanın biri de üzerine saldırmakta gecikmemiş tabii, böylece haklı görünmüş.
Bunlar şarap içerlerken (Yakut mu acaba?) bir yandan da Onuncu Yıl Marşı'nı söylemişler. Bu marşı sevgili dostumuz Bekir Coşkun da Ankara kaldırımlarında yürürken kendi kendine mırıldanır, biliyorsunuz...
O marşta 'on yılda on beş milyon kişiye içki içirdik her yaştan' gibi bir dize yoktur ya...
Arkadaş elbette 'şeriatçılara karşı çıktığını' düşünüyor.
Oysa parklarda, kıyılarda alkol alanlar Kemalistler değil, lumpenler (hani şu donla denize giren emekçi dostlarımız), ve içtikleri de Öküzgözü ya da Boğazkere falan değil, Efes Pilsen birası. Bunların huzuru kaçırmaları, sağa sola bulaşmaları da mutlaka önlenmek zorunda.
Elbette, Üsküdar Belediyesi'nin asıl amacının bu olmadığını, meselenin 'içki içenlere uyuzluk ve kıllık etmek' olduğunu, yasağın 'Atatürkçülere karşı bir tasarruf olduğunu' söyleyecektir, çünkü bu ülkede içki içmek ilericilikle eşanlamlı tutulmaktadır. Alevi vatandaşlarımız da 'içki içtikleri ve namaz kılmadıkları' gerekçesiyle 'solcu' sayılmaktadırlar.
Peki, iyi niyetli belediye, kötü niyetli belediyeden nasıl ayırdedilecektir? Başkanın partisine mi bakacağız? Serserilerle mücadele nerede bitiyor, Atatürk'le mücadele nerede başlıyor?
Yoksa içilen içkinin türüne mi? Yoksa markasına mı? Güzel Marmara yasaklansın, Doluca serbest mi olsun? Ya da Efes'e kızalım da Tuborg'a alkış mı tutalım?
Deniz, kusura bakma ama bu eylem azıcık 'haberciliğiyle ünlü olmayan Cumhuriyet Gazetesi'ne malzeme çıkarma' çalışması kokuyor!
Bir kere, eylemde kullanılacak silahı yanlış seçmişsin, Atatürk şarap değil, rakı içerdi.
İkincisi, Onuncu Yıl Marşı yerine Vardar Ovası, Alişimin Kaşları Kara, Benliyi Aldım Kaçaktan gibi Rumeli türküleri söyleyecektiniz.
Fakat gene de eylemi toparlamanız mümkün: Eşin Harika hemen mahkemeye başvursun, Latife adını alsın!
Samsun vapuruna da iki bilet kestirirseniz iş tamamdır, oradan da otobüsle Erzurum ve Sivas'a geçersiniz.
:) mehmet efe kardeşim teşekkür ederim...
engin ardıç haklı
dün gazetede hasan karakaya nın köşesini okudum da sadece gülüp geçmekle yetindim...
:) korkunun ecele faydası yok
Allah nurunu elbet tamamlayacaktır ve bu siyasetle olacak birşey değil...
yaban_gülü
22.11.2006, 14:18
yüreğine eline vede diline sağlık..:flowers: :good[1]: Bunlar laftan ne anlarlarki.. İçki zaten dinimizce yasak değilmi.. :blink: Bu geri kafalılarda sokakta içmek yasak diye eylem yapıyolar... Ne demeli ki... Rabbim ıslah eylesin akıl fikir versin inşallah..
MEHMET EFE
23.11.2006, 11:27
Mehmet Efe kardeşim paylaşımlarını takip edeceğim inş...Alıp götürüyorsun...
Allah razı olsun ...
mehmet efe kardeşim teşekkür ederim...
yüreğine eline vede diline sağlık
Ben SİZLERE teşekkür ederim.. MATRAX.ZEYNEB.PEYGAMBER_gÜLÜ...
İnşallah devam edeceğim..Yanlız vize sınavlarımız başladı..Onun için pek fazla yazamıyorum bu köşeye... Tabi devam edeceğiz... Ben tekrar size teşekkür ediyorum...
ammaryasinosman
25.11.2006, 13:27
dostlar bu gün günlerden c.tesi işciler saat 13:30 u iple çekiyor.
bazıları tatilde c.tesi çalışmıyorlar
memur kesimi çayını yudumlarken sigarasını tüttürüyor bizim efe yine kovalıyor bir şeyleri malum iyi şeyler tabiii
ben yarının planlarını kuruyorum kafamda ayne beş sene öncesi gibi...
istanbul sessizliğini koruyor bu havalar bana çatıda kuşların neden sessiz bağırırlar hissini uyandırır.
erzurumdaki hoca ikindi vaktini beklemekte
ertuğrul yine köşesinde malzeme arıyor...
anlayacağınız herkes bir şeyler yapıyor veya yapmaya çalışıyor hayat her şeye rağmen devam ediyor bizler yaşıyoruz
demiştiya gardiyan ahh sülayman bu dünya sanada kalmaz
ecevite de kalmadı....
MEHMET EFE
26.11.2006, 09:03
...
Vahyi taşımamız gerekirken küfrün tetikçisi olduk robotlaştırılmış bir beynin tüm statikliğiyle.Televizyonlarla ve adına çağdaşlık denilen oysa köküne kadar postmodern olan kültürel yortularla asıl kimliğimizi beğenmemenin veyahut keşfedememenin hasebiyle kendimize yeni kimlikler kazandık.Şimdi okyanustan küvete düşmüş bir balık gibi çırpınıp duruyoruz burjuvaist oltaların hasretine yanmışlığımızla.Bu yüzdendir belkide her kovanın muhteviyatında Müslümanlarında mevcudiyetinin söz konusu olması...
Yetim sofraların misafiri olan melekleri küstürdük sonra.Ellerimizi secdeye uzatmak varken hep cebimize uzattık.Ve materyalist dünyanın maddesel döngüsünde kaybettik maneviyatımızı.Seccade izleri dokunan parmaklarımız artık yeşile bürünüyordu alabildiğine.Dolarla dolan ceplerin dolarla boşalan yüreklere gebe olduğunun bilincindeydi oysa tüm sürrealist dünya...
Buğdayımızı bozduk kısacası biz.Ve sonra undan hesap sorduk yürek değirmeninin çarklarını tıkayan kirli buğdaylarımızı sorgulamak varken.Bir çiçek güzel büyüyemiyorsa bunun hesabını toprağa yahut çiçeğe değil o tohumu yüreğiyle ekmeyen ellere sormak gerekirdi.Ama biz düşüncesizliğimizin katsayısını maksimum dereceye çıkarttık matematik olasılıklarını altüst etmenin gururluluğuyla.Çünkü bu yakışırdı materyalist düzende tüm inançlarını manipüle eden kavram karmaşası kurbanı Müslümanlara...
devam edebilirim belki daha sonra..
konuyu okurken dikkatimi çekti güzel bir yazı, elinize sağlık.
Töre :O
baya ilerletmişsin sen köşeni :yahoo:
iyi güzel güzel sınavları bitir de tekrar dön bakalım köşene :O
MEHMET EFE
29.11.2006, 14:35
Emin Çölaşan'dan güzel bir yazı....
PAPASAL VAZİYETLER..
PAPA Hazretleri dün ülkemizi onurlandırdı! Hoşgeldi, sorunlar getirdi. Millet birbirine girdi. Protesto mitingleri yapıldı, devletten maaş alan bazıları bile Papa’ya çağrıda bulunup "Hazır gelmişken Müslüman ol" dediler.
İster misiniz bu çağrılara uyup Müslüman olduğunu açıklayıversin, valla muhteşem olur!
Tayyip Erdoğan Papa ile görünmeyi içine sindiremiyordu. Hazret’in geleceği gün zaten yurtdışında bir NATO toplantısına gidecekti. Bunu bahane etti ve Papa ile görüşmeyeceğini açıkladı.
Fakat gelin görün ki, bazı AB ülkelerinden tavsiye ve nasihatler gelmekte gecikmedi. "Görüşmezsen ayıp olur, yakışıksız olur."
Bu durumda ne yapsın, son saatlerde karar değiştirmek zorunda kaldı ve dün havaalanında Hazret’i uçağın merdivenlerinde karşılamak zorunda kaldı.
Başbakan olmak zor iş!
***
Şimdi gelelim dünkü karşılama törenine ve TRT’nin ne durumlara düştüğüne. Dünyaya ilan edilmişti. Papa’nın Türkiye ziyareti sadece TRT tarafından yayınlanacak ve bütün dünyaya geçilecekti. Dün saat 13.00’te naklen yayın başladı. Başbakan ve Papa uçak merdiveni önünde el sıkıştılar ve içeri geçtiler, oturdular.
Karşılıklı konuşmalar başladı. Ses düzeni sıfırdı. İkisinin de ne söylediği tam duyulmuyordu... Ve yayın birdenbire kesiliverdi. Ne olduğunu hiç kimse anlamadı. Anıtkabir’de saygı duruşunda, Papa’nın sadece kulakları görünüyordu. TRT işi yine berbat etmişti.
Günün ilk aşamasında akıllarda iki soru kaldı:
1- Papa ile Başbakan yan yana aşamasının kısa kesilmesini acaba hükümet mi TRT’den istemişti?
2- Başbakan’ın Papa ile görüşmesi madem mümkündü, bu olay niçin son anda havaalanı buluşmasına dönüştürüldü? Başbakan son dakikaya kadar bunu niçin istemiyordu? Ne değişti, kimlerden hangi ’rica ve istekler’ geldi de bu görüşme oldu?
***
Bu aşamada bir şeyi çok iyi bilelim. Papa’nın Türkiye ziyaretinin tarihi ve gündemi, bugün ve yarın İstanbul Ortodoks Patrikhanesi’nde yapılacak ayin günlerine göre belirlendi.
Aziz Andreas Yortusu. Ortodoksların en kutsal günlerinden biri.
Şimdi bugün ve yarın beklenen sürpriz dolu bir olay var. Merakla bekliyoruz!
İstanbul’daki Ortodoks Patrikhanesi, sadece İstanbul Rumlarının patrikhanesidir.
Oysa pek çok ülke ve en başta İstanbul Patrikhanesi, bu kurumu "ekümenik" olarak tanımlar.
Ekümenik nedir? En basit anlatımla dünyadaki tüm Ortodoksların temsilcisi, Türkiye Cumhuriyetinden bağımsız olma anlamına gelir.
Türkiye bu kavramı Cumhuriyet’in kurulmasından önce reddetmiş, Patrikhanenin ekümenik olmadığı Lozan Anlaşması’na konulmuştur.
Bu açıdan bakıldığında, bugün ve yarın İstanbul’da neler olacak? Papa, Patrikhane’de ayinlere katılacak ve konuşacak.
Orada bu kurumdan "ekümenik" diye söz edecek mi?
Eğer ederse, Türkiye Cumhuriyeti’ne saygısızlık sergilemiş olacak.
Dikkat ediniz, Patrikhane önceki gün İstanbul’da Papa ziyaretini izleyecek gazetecilere tanıtım kartlarını dağıttı. Kartların üzerinde "Ekümenik Patrikhane" yazıyordu...
Patrikhane Lozan Anlaşması uyarınca sadece İstanbul ve Türkiye’de yaşayan Ortodoksları temsil eder. Patrik Türk vatandaşı olmak zorundadır. Patrikhane idari yönden Türk makamlarına bağlıdır ve muhatabı Eyüp Kaymakamlığı’dır.
Bugün ve yarın İstanbul’daki Patrikhane ayinlerinde bu konuda ne olacak? Papa, Patrikhane’den "ekümenik" diye söz edecek mi?
Bilgiler edeceğini gösteriyor.
O zaman bizi yönetenler ne yapacak? Nasıl bir tepki koyacak?
Göreceksiniz, hiçbir şey!
(Neyse, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Patrikhane çevresini yağladı yıkadı, boyadı, temizledi, süsledi, çiçekler dikti ya, o bize yeter!)
Papa bizim ülkemize resmi ziyaret için gelmedi. İşin sadece resmi görüntüsü öyle.
Patrikhane için, Katolik ve Ortodoks dünyası arasındaki sorunlara çözüm bulmaya geldi. Siz bakmayın o karşılıklı zoraki demeçlere, dostluk mesajlarına falan. Onların tümü göstermelik.
"Ekümenik Patrikhane" mesajını İstanbul’da inadına verip gidecek. Güle güle gitsin.
Amin.
EMİN ÇÖLAŞAN / 29.11.2006
mehmet efe
emin çölaşandan 10 gün içinde okuduğum ikinci güzel yazı...
ne dersin bişeylermi oluyor minik kuşa :)
MEHMET EFE
29.11.2006, 16:54
mehmet efe
emin çölaşandan 10 gün içinde okuduğum ikinci güzel yazı...
ne dersin bişeylermi oluyor minik kuşa :)
bozuk saat bile günde iki defa doğruyu gösteriyor..Bizim Emin'de arada yapıyor böyle işte...:)
MEHMET EFE
30.11.2006, 17:02
sarkilarda sen, rüyalarda sen
dön artik gel her nerdeysen...
30.11.2006 / kasım biterken....
töre bu roportah iyi oldu ya :)
biras zor oldu ama güsel oldu eline elimise sağlık :)
MEHMET EFE
02.12.2006, 16:39
töre bu roportah iyi oldu ya :)
biras zor oldu ama güsel oldu eline elimise sağlık :)
harbi biraz zor oldu ama... elimize sağlık umutsuz_vaka... roportajı milliyet gazetesi yayınlamış ona göre:)
Sana ne kadar dedim(ysem) dinlemedin beni, anlamadın beni....
Şimdi bana hak veriyorsun dimi...ben sana zamanında dedim...dinlemedin beni olmas dedin...güveniyorum dedin....başka dedin....oysaki bu zamanda güven çok zor...sen her defasında aynı olayları yaşa, hep ağlayan hep gözyaşlarını döken sen ol...oysaki senin yüreğin o kadar temiz, o kadar masumki haketmediğin şeyler yüzünden kendini üzüyorsun, ağlıyorsun...değermi değmez...hayat bazen seni o kadar ince noktandan vuruyorki, kendin bile anlamıyorsun...kendini üzüyorsun....yapmayacağım diyorsun ama aynı şeyleri yapıyorsun...hayatın akışına bırakıyorsun herşeyi...bazen hepimiz dalıyoruz geçiyoruz kendimizden ama hatalarımızı farketmiyoruz...bu zamanda bence, bana göre, kendi düşüncem sevgi ve saygıdan önce güven gelir...güven olduktan sonra bana göre sevgide gelir saygıda...hayatta bazı gerçekleri görmen gerekiyor...yıllardır tanıdığın dostun bile seni kırabiliyor...hiç ummadığın kişinin (dostunun) senin arkandan farklı konuştuğunu duyunca şaşırabiliyorsun..olmaz olamaz diyorsun ama oluyor....sonra farklı bir şekilde güvenmem güvenim bitti diyorsun ama aynı kişiye yine aylar geçtikten sonra güvenebiliyorsun...zedelenen bir dostluğu nasıl kurabiliyorsun...hani değer verirsin ya insana vermediğin değeri almayınca yıkıldığın gibi...yanlış bana göre...şimdi ne oldu her gece gözyaşı, her gece sızlayış...kendini üzmekten başka şey yapmıyorsun...diyorum ya ya benim sevgi, dostluk,saygı güven anlayışım farklı, yada sen farklısın...bilmiyorum anlamıyorum ya da anlatamıyorum...sana diyebileceğim kendini silkeyip kendine gelmen...bir çırpıda herşeyi unutman...bir hata yaptıysan o hatanın seni düzeltmesi ve aynı hatayı yapmaman...yaşadığın olaylardan ders çıkarman...Sen herşeyin güzelini hakediyorsun...o temiz kalbini üzmeyeceğin şeyler için üzmemen...o güzel gözlerinden gözyaşlarını dökmemen....birgün çok mutlu olacaksın o zaman bana teşekkür edeceksin...
Bir Ablama...
Arzu Kuduban
02.12.2006
MEHMET EFE
02.12.2006, 18:09
''...bu zamanda bence, bana göre, kendi düşüncem sevgi ve saygıdan önce güven gelir...güven olduktan sonra bana göre sevgide gelir saygıda...''
''...hayatta bazı gerçekleri görmen gerekiyor...''
''...şimdi ne oldu her gece gözyaşı, her gece sızlayış...''
''...bir hata yaptıysan o hatanın seni düzeltmesi ve aynı hatayı yapmaman...''
''...bilmiyorum anlamıyorum ya da anlatamıyorum...''
eline sağlık... bu özgün yazıları bizimle paylaşman çok hoş... çeşitli başlıklar altında onlarca yazın var... keşke herkes özgün yazılarıyla çıksa karşımıza... keşke oyun bölümleride yüz mesaj yazan arkadaşlarımız bir mesajıda bu şekil yazsa..ve paylaşsa bizimle..... ince bir sitem benimkisi... teşekkürler....
Selamunaleykum..
Bayadır ihvan foruma uğramıyordum..
Sınavlar.. Dernek çalışmaları derken.. Baya bir zaman olmuş..
Yeni konular açılmış.. Yeni cevherler gün gün kendini göstermiş..
Mailime baktığımda ihvan forumdan gelmiş iki mail gördüm.. Birisi; "Matrax ın parkı" başlığının reklamı diyelim..
Ordan öğrendim ki.. Bir köşe başlatmışsınız.. Daha hepsini bitiremedim ama İnşaallah biticek..
Çok güzel olmuş.. Yüreğinize, emeğinize sağlık..
Eğer birkaç kelimeyi bir araya getirip, güzel cümleler oluşturabiliyorsak.. Hele hele bu cümleleri insanlara dinletebiliyorsak.. O zaman daha çok konuşmalı daha çok yazmalıyız diyorum ki, doğrular pekişsin.. Duymayan kalmasın..
Rabbim'in size bahşetmiş olduğu bu yeteneği en güzel şekilde kullanırsınız inşaallah..
Rabbim yolunuzu açık etsin..
Kolay gelsin..
Selametle ve SAADETLE..!!