PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İbrahim Sadri....


Rüveydaa
14.06.2006, 19:57
Yetmişdokuzun kışıydı

Sertti, soğuktu

İstanbul'a kar yağıyordu

Kömür yanıyordu sobalarda

Geceleri polisler, bekçiler oluyordu

Bir de biz oluyorduk

Ölümüne üşüyorduk ha,

Yalan yok, polisler de üşüyordu

Onaltı yaşındaydım

Herşeyi bükecek bileğim vardı

Onaltı yaşındaydım

Aslan gibi ortadaydım

Gündüzleri, okulda coğrafya defterimin arkasına

Senin için şiirler

Geceleri duvarlara ülkemi kurtarmak için

Kahrolsun yazacak kadar adamdım

Onaltı yaşındaydım

Ne senin haberin oluyordu şiirlerimden

Ne de birileri kahroluyordu

Mahalle duvarlarına çiziktirdiğim harflerimden

Onaltı yaşındaydım

Yalan yok

Ben yazmaya böyle başladım

Coğrafya defterim bir eskiciye kurban gitti

Duvarlarına yüreğimi bağırdığım o evler birer birer

Yıkıldı gitti

Şimdi güzel kağıtlara yazıyorum

Kocaman laflar ediyorum

Marşlar biliyordum

Kitaplar okuyordum

Koşarak ve ıslanmadan geçiyordum sulardan

İstanbul'u seviyordum

Seni seviyordum

Dualar öğreniyordum

Meydanlarda toplanıp bağırıyordum

Herkes gibiydim

Herkes kadar cesur

Herkes kadar korkak

Herkes kadar filinta delikanlı

Ve herkes kadar buralı

Yetmişdokuzun kışıydı

Sertti soğuktu

İstanbul'a kar yağıyordu

Ağzımızdan dumanlar çıkıyordu konuşurken

Haliç'in arkasında toplanıyorduk

Gece adamı içine çekiyordu

Biz geceyi içimize çekiyorduk

En güzel ben yazıyordum duvarlara yazıları

Herkes beni seviyordu

En güzel şiirleri de ben yazıyordum oysa

Coğrafya defterimin arkasına

Bunu kimse bilmiyordu

Sizin evin duvarına "kahrolsun" diye yazıyordum

Ve hızla kaçıyordum

Sizin evin duvarına birkez olsun

"Seni seviyorum" diye yazamadım

O zaman duvarlara öyle şeyler yazılmıyordu

Dedim ya

Yetmişdokuzun kışıydı

Sertti soğuktu

İstanbul'a kar yağıyordu

İ.Sadri....

hiba_nur
06.05.2008, 16:19
EĞER



Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse,

Yalnızca birkaç günlüğüne aniden çalsa kapınızı,

Merak ediyorum neler yapacağınızı...

Biliyorum ama

Böylesine şerefli bir konuğa açacağınızı en güzel odanızı,

Ona sunacağınız yemeklerin en iyisi olacağını,

Ve inandırmaya çalışacağınızı,

Onu evinizde görüyor olmaktan mutluluk duyacağınızı;

Gerçekten evinizde ona hizmet etmekten alacağınız hazzı.

Fakat söyleyin bana,

Efendimizi evinize doğru gelirken gördüğünüzde,

Onu kapıda mı karşılayacaksınız?

Yoksa onu içeri almadan önce, aceleyle,

Bazı dergileri, gazeteleri çarçabuk saklayıp

Yerine Kur'anı mı koyacaksınız?

Peki hala Amerikan filimlerini seyredecek misiniz televizyonda?

Yoksa kapatmaya mı koşacaksınız aceleyle,

O size kızmadan önce?

Kimbilir?

Belki de ağzınızdan hiç çıkmamış olmasını mı dilerdiniz,

Hatırlayamadığınız en son çirkin kelimeyi...

Peki ya dünyalık müziğinizi, kasetlerinizi de saklayacak mısınız?

Ve bunun yerine ortalığa,

Kitaplığınızın raflarında tozlanmış,

Hadis kitapları mı çıkaracaksınız?

Hemence içeriye girmesine izin verecek misiniz?

Yoksa teleşla ne yapayım diyerek,

Sağa sola mı koşturacaksınız?

Merak ediyorum:

Eğer Peygamber Efendimiz,

Bir kaç günlüğüne sizinle birlikte yaşasa,

Yapmaya devam edecek misiniz,

Her zaman yaptığınız şeyleri?

Ailenizdeki sohbetler eski halini koruyacak mı?

Her yemekten sonra sofra duası etmeyi,

Yine zor mu bulacaksınız?

Hiç yüzünüzü asmadan,

Oflayıp puflamadan,

Her vakit namazınızı kılacak mısınız?

Ya sabah namazı için,

Sıcacık yatağınızından,

Erkenden fırlayacak mısınız?

Peki ya yine mırıldanacak mısınız,

Her zaman söylediğiniz şarkıları?

Ve okuyacak mısınız,

Her zaman okuduğunuz kitapları?

Peki bilmesine izin verecek misiniz,

Aklınızın ve ruhunuzun beslendiği şeyleri?

Yoksa hiç bilmemesini mi isterdiniz?

Şöyle diyelim ya da:

Gideceğiniz her yere götürebilecek misiniz Peygamberi de?

Yoksa birkaç günlüğüne değişecek mi planlarınız?

Tanıştırmaktan onur duyacak mısınız en yakın arkadaşınızı onunla?

Yoksa hiç karşılaşmamalarını mı umardınız,

Peygamberin ziyareti bitene dek birbirleriyle?

Şimdi söyleyin açık yüreklilikle,

Onun kalmasını ister misiniz sizinle?

Sonsuza dek, hep birlikte...

Yoksa rahat bir nefes mi alacaksınız,

Ziyareti bitip gittiğinde?

Gerçekten bilmek ilgi çekici olabilir değil mi?

Bilmek ve düşünmek,

Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse

Yapacağımız şeyleri...

Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse,

Yalnızca birkaç günlüğüne aniden çalsa kapınızı,

Merak ediyorum neler yapacağınızı ...


İbrahim SADRİ.