Orijinalini görmek için tıklayınız : tasavvuf nedır hepsı burda son noktayı koyuyorum artık yeter
İmandanihsana
15.06.2006, 20:00
ARTIK YETER KARDESLERIM HER KAFADAN BIR SES CIKIYO BAZI KARDESLERIMIZ GUNAHA GIRIYOO BUYRUN GEREKLI BILGILERI KOYUYORUM INS VE BI KARDESIM O KENDINI BILIR EGER KI BU YAZILARA ARTIK IKNA OLMAZ YADA YAZILARA BISI DERSE BILEMIYCEM COK MUHTEREM BI HOCANIN YAZISIDIR BU ISMINIDE VERICEM.ACIKCASI BIRAZDA CEKINIYORUM BURAYA BU MUHTEREM SAHSIYETIN YAZILARINI KOYMAYA ONADA LAF GELCEK DIYE KORKUYORUM ALLAH AFFETSIN KARDESLERIM ANLIYARAK OKUYALIM INSAALLAH ISMIDE SOLIYPRUM LUTFEN ALLAH TAN KORKALIM KESINLIKLE EFENDI HZ LAF GELMESIN COK MUHTEREM OSMAN NURİ TOPBAŞ HZ YAZISIDIR HATTA KITABINDAN BOLUMLERI BURAYA NAKLEDIYORUM BUNLAR IMANDANIHSANATASAVVUF ADLI ESERIN BOLUMU BASLIYALIM INSAALLAH
TASAVVUFUN DOĞUŞU
..:: 1 ::..
Cenâb-ı Hak, insanoğluna ihsân ettiği sonsuz nîmetlerine ilâveten:
نَفَخْتُ فِيهِ مِنْ رُوحِى
"Rûhumdan (kudretimden bir sır) üfledim"1 buyurarak, kendi katından bir cevheri ikram etmekle, ona kıymetlerin en yücesini lutfetmiştir. Buna mukabil olarak da onun, Zât-ı Ulûhiyyet'ine muhabbet sûretiyle kullukta bulunmasını, neticesinde de mârifetten nasîb alarak, vuslata ermesini murâd etmiştir.
Hak Teâlâ, kullarını hidâyete ulaştırmak için, insana birtakım üstün vasıflar lutfetmiştir. Buna ilaveten bir de, aralarından müstesna yaratılışlı, vahye mazhar olmuş bazı kullarını peygamber olarak vazifelendirmek sûretiyle onlara ihsanda bulunmuştur. Peygamberlerin olmadığı zamanlarda ise, verese-i enbiyâ olan sâlih kullarıyla bu lutfunu devâm ettirmiştir.
Rabbin insanlığa müstesna bir yardımını ifâde eden peygamber gönderme keyfiyeti, bütün insanlığı şümûlüne alabilmesi için Hazret-i Âdem -aleyhisselâm- ile başlamıştır. Hazret-i Âdem, hem ilk insan ve hem de ilk peygamberdir.
Bu mübârek hidâyet yolu, ilâhî kudret akışları içinde bir nûr şerâresi hâlinde müteselsilen gelen yüz yirmi bin küsur peygamberle te'yîd ve takviye edile edile, insanlığın kaydettiği terakkîye muvâzî bir tekâmül kazanmıştır. Devrin husûsiyetlerine ve muhâtapların seviyelerine uygun bir teblîgatla devâm edip giden bu silsile, nihâyet son peygamber Hazret-i Muhammed -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'de kemâline erişip âzamî zirveye ulaşmıştır.
Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, nûruyla Hazret-i Âdem'den önce, cismâniyetiyle bütün peygamberlerden sonra zuhur etmekle, nübüvvet takviminin ilk ve son yaprağı olmuştur. Yâni risâlet takvimi, varlığın ilki olan Nûr-i Muhammedî ile başlamış, son yaprağı da "Cismâniyet-i Muhammedî" ile nihâyet bulmuştur. Dolayısıyla O, zaman itibariyle son, yaradılış itibariyle ilk peygamberdir.
Bütün mevcudâtın varlık sâikı, nûr-i Muhammedî olduğundan , Cenâb-ı Hak Hazret-i Peygamber'i "Habîbim" hitabına mazhar olacak bir liyâkatte yaşatmıştır. Rabbimiz, O'nun müstesna ve mûtenâ hayatını zâhiren ve bâtınen en güzel bir şekilde terbiye ederek, bütün insanlığa bir armağan olarak lutfetmiştir.
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in sîreti ve mübarek şahsiyeti, sırf insan idrâkine sığabilen tezahürleri ile dahî, beşerî davranışlar manzûmesinin en ulaşılmaz zirvesini teşkil eder. Zîrâ Allâh -celle celâlühû- O mübarek varlığı, bütün insanlığa bir "Üsve-i Hasene" yâni en mükemmel bir ahlâk numûnesi kılmıştır. Bundan dolayıdır ki, O'nu insan topluluğu içinde acziyet bakımından en altta bulunan "yetim çocukluk"tan başlatarak, hayatın bütün kademelerinden geçirip, kudret ve salâhiyet bakımından en üst noktaya, yâni devlet reisliği ve peygamberliğe kadar yükseltmiştir. Tâ ki beşeriyet kademelerinin herhangi bir yerinde bulunan herkes, O'ndan kendileri için en mükemmel fiilî davranışları örnek alıp, kendi iktidar ve istîdâdı nisbetinde bunları gerçekleştirmeye meyledebilsin.
Esâsen Cenâb-ı Hak, O'nun, bi'setinden (peygamber olarak gönderilişinden) itibaren dünyânın sonuna kadar gelecek bütün insanlara bir örnek teşkil ettiğini beyân buyurmaktadır:
لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ
لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا الله َ وَالْيَوْمَ الآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيرًا
"Andolsun ki, sizin için; Allâh'a ve âhiret gününe kavuşacağını uman ve Allâh'ı çok zikreden (mümin)'ler için Rasûlullâh'ta en mükemmel bir örnek (üsve-i hasene) vardır." (el-Ahzâb, 21)
Bu demektir ki bütün insanlık, îmânî ve ahlâkî -daha umûmî bir tâbirle- tasavvufî davranış mükemmelliğine ulaşabilmek için o mübârek varlığın hayat ve faâliyetlerini lâyıkıyla öğrenmek mecbûriyetindedir. Öğrendiklerini kendi istîdâdı nisbetinde taklîde yönelmeli ve zamanla tahkîke ulaşmayı hedeflemelidir. Bu ise, O'na duyulan muhabbet ve O'nun rûhâniyetine bürünebilme nisbetinde gerçekleşir. O'nunla duygulanıp feyz-yâb olmada sayısız rûhânî nasip ve tecellîler vardır. Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in örnek şahsiyet ve kalbî hayatından tâkatimiz kadar nasib alabilmek, O'nun ahlâkıyla ahlâklanabilmek, dünya ve âhiretteki şereflerin en yücesidir.
Âlemlerin Rabbi, Fahr-i Kâinât -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'i zâhiren ve bâtınen en güzel bir fıtratta yaratıp terbiye etmiştir ki O, bu ilâhî terbiyesini:
"Beni Rabbim terbiye etti ve terbiyemi ne güzel kıldı." (Süyûtî, Câmiu's-Sağîr, I, 12) sözleriyle ifâde buyurmuştur.
___________
1.Hicr Sûresi, 29.
..:: 2 ::..
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, dünyâ âlemine teşrîfinden itibaren, kırk yıl dehşetli bir câhiliyye toplumu içinde yaşadı. Buna rağmen ilâhî sıyânet, muhafaza ve terbiye altında büyüdü. Câhiliye döneminin hiçbir mâsiyetine bulaşmadı. Hattâ nübüvvete hazırlık mâhiyetinde mübarek sadırları yarılarak kalb-i şerîfleri temizlenmiş, mânevî füyuzât ve nurlarla müzeyyen kılınmıştır.
Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, peygamberlikten önce de tevhid muhtevâsı içinde asîlâne bir hayat yaşamış, bilhassa risâletle vazifelendirilmesine yakın zamanlarda kendini daha çok Allâh -celle celâlühû-'ya gerçek bir kul olmaya adamıştı. Nûr dağında uzun müddet inzivâlara çekilmiş ve derin tefekkürlere dalmıştı. Bu inzivânın sebebi, zâhirde halkın içine düştüğü sapıklık, zulüm ve sefâletten gönlüne akseden ızdıraplarla bütün âleme şâmil merhameti idi. Hakîkatte ise, insanlığa ebedî bir meş'ale olan Kur'ân'ın ind-i ilâhîden kalb-i pâk-i Muhammedî vâsıtasıyla beşer idrâkine intikâlini sağlayacak bir hazırlık safhasıydı. Bu tecellî ve tezahürlerle onun kalb âlemi, gerçek bir sâfiyete ererek, vahyi telakkî edebilecek bir seviyeye ulaştı. Vahye hazır hâle gelen o mübarek kalb, altı ay müddetle sâdık rüyâlar şeklinde tecellî eden mânevî işaretler ve ilhamlara mazhar oldu. Böylece kendisine mâneviyât âleminden esrar perdeleri aralandı. Bu hâl, vahye muhâtap olmak gibi, sıradan kullar için tahammülü imkansız ağır bir yükü taşımak hususundaki fıtrî istîdâdın, zâhire çıkma mevsimi idi. Tıpkı ham demirin derûnundaki istîdâd ile çelikleşmesi gibi…
Fahr-i Kâinât Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, bütün peygamberlerin salâhiyet ve vazifelerinin cümlesini şahsiyet ve davranışlarında cem etti. Neseb ve edeb asâleti, cemâl ve kemâl saâdeti onda zirveye ulaştı. Ahkâm vaz etti. Tasavvufun özü olan kalbi tasfiye ve nefsi tezkiye keyfiyetini tâlim edip, berrak bir kalb ile Cenâb-ı Hakk'a karşı yapılacak kulluk ve duâyı öğretti. En güzel ahlâkı yaşayarak insanlığa mükemmel bir numûne teşkil etti. Kırkıncı yaşı ise, kendisi ve beşeriyet için en mühim dönüm noktası oldu.
Tasavvuf, özü itibariyle gönül âlemimizin selîm bir hâle gelip, mârifetullâh ve muhabbetullâhtan hisse alacak bir seviyeye ulaşabilmesi ve bu sâyede ilâhî vuslata medâr olabilecek bir kıvâma gelebilmesidir. Bu kıvâm, bizi kurtaracak olan rûh, Hira ve Sevr'den kalan mukaddes bir mîrastır. Zîrâ gerek bu husûsî mekânlarda gerek diğer mekân ve zamanlarda Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'e, vahyi telakkîde takip ettirilen bu mânevî eğitim, kalb tasfiyesi ve nefs tezkiyesinin feyizli zeminini teşkil etmektedir.
Henüz vahiy gelmeden önce belli bir kalbî ve rûhî seviyeye ulaşmış olan Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, ulvî bir hayatın ve yüksek bir ahlâkın içindeydi. Lâkin ilâhî bir tâlimat ile Hira Mağarası'ndan döndüğünde, eski hayatını fersah fersah aşan yüce bir merhaleye ulaşmış bulunuyordu. Yüce Rabbiyle derin ve kuvvetli bir kalbî irtibâta geçmiş, tevhid ve mârifetullâh nûrunu bütün zerrelerine sindirerek, kullukta takvâ ve huşûun zirvesine ulaşmıştır. Öyle ki, geceleri ayakları şişinceye kadar gözyaşları içinde kulluk ve ibâdete devam etmiş, gözleri uyusa bile kalbi dâimâ uyanık kalmış, Allâh'ın zikrinden, tefekkür ve murâkabesinden bir an bile uzak kalmamıştır.
Gerçekten O Yüce Varlık, kendisine vahyedilen Kur'ân-ı Kerîm'in ortaya koyduğu ilim ve hikmet muhtevâsıyla, devrinin seçkinlerini dahî âciz bırakmış, hayat ve icraatiyle o güne kadar ulaşılmamış ve kıyâmete kadar da ulaşılamayacak olan bir mûcize deryası hâline gelmiştir. Artık kıyâmete kadar vâkî olabilecek hiçbir keşif, O'nu tekzip edemeyecek ve hiçbir mürebbî de O'nun terbiyesinin kâbına erişemeyecektir.
Zamanla Fahr-i Kâinât -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'deki bu rûhî ve kalbî kıvam, daha da zirveleşmiş, Mahbûb'un Habîb'ine eşsiz ikramı olan Mîraç'la O, bir "sonsuzluk yolcusu" olmuştur. O gece Rabbinin husûsî misâfiri olarak ötelerin ötesine geçmiş, âyet-i kerîmede beyân edildiği vechile:
قَابَ قَوْسَيْنِ اَوْ اَدْنىَ 1
sırrına mazhar olmuştur.
İsrâ ve Mîraç olarak ifâdelendirilen bu büyük ikram-ı ilâhî, bütün beşerî perdeler kaldırılarak idrâk üstü ve tamamen ilâhî ölçülerle gerçekleşen bir lutuftur. Beşerî mânâda mekân ve zaman mefhumu kalkmış, milyarlarca insan ömrüne sığmayacak kadar uzun bir yolculuk ve müşâhedeler, çok az bir zaman içinde vukû bulmuştur. Âlemleri, kürsîyi, arşı ve sidretü'l-müntehâ'yı aşmış, ru'yetullâh tecellîsine mazhar olarak Rabbiyle vasıtasız bir şekilde mükâleme gibi müstesnâ bir nîmete nâil olmuştur.
Allâh'ın lutfu sâyesinde ulaştığı bu kalbî kıvam ve kemâl ile, bütün beşeriyeti hidâyete getirme iştiyâkı içinde dîn-i mübîni tebliğe devâm etmiş, kendisine tevdî edilen bu ilâhî emaneti îfâ şuuru, onu zirvelerin zirvesi hâline getirmiştir. Vazifesini icrâya mânî olacak bütün dünyevî teklifleri tereddütsüz reddetmiş, Hakk'a kulluğu her şeyin üzerinde telakkî etmiştir. Tebliğin ilk döneminde vukû bulan şu hâdise, bu hakîkati ne güzel ifâde etmektedir:
________________
1.Kaabe kavseyni ev ednâ: Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Mîraç Gecesi'nde, Cebrâil dâhil hiçbir mahlûkun hudûdunu aşamadığı Sidre-i Müntehâ'nın ötesine geçirildi. Âyette beşer idrâkine "birleştirilmiş iki yay arası veya daha az" mesâfe olarak bildirilen keyfiyetiyle, kullarca telakkîsi muhâl ve mahrem olan bir vuslat vukû buldu. Bkz. Necm Sûresi, 9.
..:: 3 ::..
Müşrikler, Ebû Tâlib vâsıtasıyla Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'e haber göndererek dâvâsından vazgeçmesini istemişlerdi. Bunun üzerine Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, cevap olarak amcasına şöyle buyurdu:
"- Amca! Vallâhi, Allâh'ın dînini tebliğden vazgeçmem için, güneşi sağ elime, ayı da sol elime koyacak olsalar, ben yine de bu dâvâdan vazgeçmem! Ya yüce Allâh, onu bütün cihâna yayar, vazîfem biter; ya da bu yolda ölür giderim!"1
İslâm nûrunun doğuşundan rahatsız olan müşrikler, Ebû Tâlib vâsıtasıyla yaptıkları teşebbüslerinin netîcesiz kalması karşısında, bu defa Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'e geldiler ve şu tekliflerde bulunmaya cür'et ettiler:
"- Zengin olmak istiyorsan, sana istediğin kadar mal verelim; öyle ki kabîleler arasında senden zengin kimse bulunmasın!
Reislik arzusundaysan, seni kendimize baş yapalım; Mekke'nin hâkimi ol!
Şâyet asîl bir kadınla evlenmek fikrinde isen, sana Kureyş'in en güzel kadınlarından hangisini istersen verelim!
Ne istersen yapmaya hazırız. Yeter ki, gel bu dâvâdan vazgeç!"
Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de o gâfillere, yaptıkları ve yapacakları bütün süflî ve nefsânî taleplerin hepsine birden cevap mâhiyetinde şöyle buyurdu:
"- Ben sizden hiçbir şey istemiyorum. Ne mal, ne mülk, ne saltanat, ne reislik, ne de kadın! Benim tek istediğim, tapmakta olduğunuz âciz putlardan vazgeçerek yalnız Allâh'a kulluk etmenizdir!" 2
Hiç şüphesiz bütün insanlığa emsâl olacak bu tavır ve beyânlar, îmânda sebatın ve vazife şuurunun en mükemmel bir tezâhürüdür. İdeal ve tertemiz bir kulluk hâlidir.
Çünkü Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'e yapılan bu kabil yersiz teklif, talep ve seslenişler, dünyâ mukâbilinde âhiretten "vazgeçmek" mâhiyetindeydi. Nitekim insanlık târihi, dünyânın, nefislere seslenip onları kendisine çağırması ve sonsuz olanı perdeleyip fânîliğe âit hevâ ve hevesleri yaldızlaması karşısında eriyen nice irâdeler ve sayısız aldanışlarla doludur.
Esasen, ilk olarak Âlemlerin Rabbine hamd ile başlayan, neticede de kalbi menfî duygu, düşünce ve vesveselerden arındırıp bütün mahlûkâtın yegâne Rabbine mutlak mânâda sığınmayı emrederek son bulan Kur'ân-ı Kerîm'in, kıyamete kadar insanlığa nazarî bir hidâyet rehberi oluşuna mukâbil; insanlığın fiiliyattaki rehberi olan, Peygamber -aleyhissalâtü vesselâm-'ın yolundan ve izinden yürümek, iki cihan ufkuna şâmil beşerî saâdetin yegâne vesîle ve vâsıtasıdır. Bu büyük nîmetten vazgeçmek, hangi şey mukâbilinde mâkul olabilirdi ki?..
O Kur'ân-ı Kerîm ki, Fahr-i Kâinât -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'e ve O'nun vasıtasıyla bütün beşeriyete ikram olunmuştur. O ilâhî kelâm, insanı, kendisini tanıyıp eserden müessire, sebepten müsebbibe, sanattan sanatkâra ve mahlûktan Hâlık'a varmaya çağırmaktadır. Nihâyetinde Allâh'ı çokça zikrederek, bütün hayatını sanki O'nu görüyormuşçasına ihsân ve takvâ duyguları içerisinde geçirip, böylece hakikî bir ilâhî murâkabe altında olduğu şuuruna erdirerek, Cenâb-ı Hakk'ın muhabbet ve rızasına vâsıl olma yollarını tâlim etmektedir.
Bilmelidir ki, Allâh'a muhabbet deryasına götürecek olan yegâne rahmet ve muhabbet pınarı, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'dir. Öyle ki, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'e muhabbet, Allâh'a muhabbet; O'na itaat Allâh'a itaat; O'na isyan ise Allâh'a isyan mâhiyetindedir.
Yukarıda temâs etmiş olduğumuz üzere mevcudâtın varlık sâikı, hilkatta ilk olan Nûr-i Muhammedî'ye O'nu yaratanın muhabbetidir. Bu sebeple bütün kâinât, yaratılışta ilk olan Nûr-i Muhammedî'nin şerefine ve O'na bir mazrûf olmak üzere halkedilmiştir. Nûr-i Muhammedî'ye mazrûf olan bu kâinâtın ilâhî lutuflara nâil ve muhâtap olmak yönünden zirvesi insandır. İnsanlık manzûmesinin zirvesi de vucûd-ı Muhammedî'dir. O insan ki, bu koskoca kâinâtın bir yelpaze misâli, içinde dürülüp meknûz bulunduğu minyatür bir âlemdir. Bu sebeple kendisinden aynı zamanda "âlem-i sağîr" (küçük âlem) diye de bahsedilir. O, tohum içinde gizli koca bir çınar, zerrede gizli büyük bir kürre ve ferd içinde bir cemiyet mevcûd olması kabîlinden, bünyesinde -müspet ve menfî- büyük ve küllî oluşların hülâsasını taşıyan zübde (öz) bir varlıktır. Bu vasıfları itibariyle "eşref-i mahlûkât" olan insan zerreciklerinin ummânında, hayâl ötesi bir zirve vardır ki o da vücûd-i Peygamberî'dir. O'na muhâtap olanlar Fahr-i Kâinât'ı, istîdâd ve iktidarları nisbetinde ve bir de muhabbet veya husûmetleri îcâbına göre telakkî etmişlerdir. O'na muhabbetle nûr, husûmetle nâr (ateş) görünür. Hazret-i Ebû Bekir ve Hazret-i Ali ile Ebû Cehil'in vücûd-ı Muhammedî'yi telakkîleri arasındaki fark, bu keyfiyette tezâhür etmiştir. Hazret-i Ebû Bekir ile Hazret-i Ali, Âlemlerin Efendisi'ne, büyük bir aşk ve muhabbetle bakabildikleri için, öze inerek tasavvufun altın silsilelerinde ilk halkayı teşkîl edebilme şerefine nâil olmuşlardır.
______________________________
1.Bkz. İbnü'l-Esîr, el-Kâmil fi't-Târîh, II, 64
2.Bkz. İbn-i Hişâm, es-Sîre, I, 236.
devamı gelıcekk sımdılık bu kadar ve araya fıtne sokmaya calısanlarada fırsat vermıycemm ALLAH TAN KORKALIM KESINLIKLE BU MUHTEREME LAF GELMESIN
Topbaş hocayı tanırım.senin bu alıntı yaptığın yazıda en ufak bir delil varmı silsile ile alakalı tpbaş hoca mecazi olarak anlatıyor bunları yani nefsi hesaba cekme itikafa girme gibi insanın nefsini terbiye etme hallerini bizim meselemiz bu değil . Biz şunu tartışıyoruz bu silsileleri kim yazdı ve sahabelerin hepsi hangi tarikattandı .imam ebu hanife veya şafinin tarikatı neidi şimdi iyi düşün ve kim fitneci anla.Topbaş hoca bu kurumlaşmış ekolden bahsetmiyor osadece tasvir yapıyor o diyormuki ölülerden yardım iste veya vahdeti vucutu savunuyormu o kadar cahilmi?Tanıdığım kadarı ile değil .Şimdi sen bana bu tarikatların nasıl rasule dayandığını yaz delilleri ile yada yok böyle birşey de kurtul yoksa herkes kendini birşeye nisbet edr o ayrı şunu de deki biz şöyle bir ekol kurduk byle yaşıyor böyle ibadet ediyoruz.Ozaman ona göre yazalım tamam.Ve senin cehaletin şurda sen fırkanıza karşı cıkanı din düşmanı zannediyorsun ama yanılıyorsun .Dikkat et karşında kim var anla????!!!!!!
Bütün samimi din alimlerine derin saygı duyarım. İslama hizmeti geçmiş her insanı başımın tacı ederim ama huyum değil Allah ile arama vasıta yapmam... sadece yaptığı hizmetlerden dolayı saygı duyarım ve ellerinden saygı ile öperim...
şahıslarını şahsı manevi haline getirmiş maddeden arınabilmiş her islam alimi tekrar söylüyorum başımın tacıdır...
Ama biz de huydur şeyhimiz uçmasada biz onu uçurmaya kararlıyızdır her daim...
bediüzzaman ne der " ben beni beğenenleri beğenmiyorum" beni beğenmeyin yolumu sevin onun için uğraşın kim şahsıma ne derse desin umursamayın ama davama laf söyletmeyin davamı yere düşürmeyin...
bu sözlerim hiç kimseye ithafen değil zaten herkes vicdanına sorarsa kendini tanır...
herkes şeyhini sevebilir güzel insanları sevmek elbette gereklidir ama abartmamak lazımdır...
bu tasavvuf un en basit noktasıdır... her tarikat Allah'a ulaşan yollardırlar zaten tarik=yol dur arapçada... tasavvufta bir yoldur mezheblerde bağlantılı yollardır... ama gaye Allah tır...
En doğrusunu Allah bilir...
Saygılarımla
Abd-i Aciz
Enes Ali
İmandanihsana
15.06.2006, 21:57
kardesım adam tasavvuf yoktur dıyooo tarıkatlar yokturr dıyoo ya kardesım sen varya ne dıyeyım bılmıyon topbas hocayı tanıyom dıyorsun kardesım topbas hocaaa neeeee sole bakımm seyhhhh kardesım mursidi kamilllllll anlamıyon galıbbaaaa naskıbendı seyhı topbas hocaa sen bu ısı bıldını zannedıyosunn yazıkk yok bu bole olmıcakk sen adresını versene bana yakınsamm gelıcemm abı yok o zmn anlarsın benı adresını versene sen bana ınsanca bı mulakat yapalım merak etme yasım kucuk benım 18 yasındayım :) ha bır de bana senın cehalatın demıssın ya HAKLSINNN BEN CAHILIMMM ona bısı demedık ztn
Bende bir muvahhid olarak ancak Allah için sever ve ancak Allah için buğz ederim Ben topluma mal olmuş kişilerden bir sözve amellerini islama muhalif duyar veya okursam onları ve amellerini red ederim . Eğer yaptıkları onları dinden çıkarıyorsa onları sevmem sevemem .Ve ben hiç bir zaman ölü yıkayıcısının önündeki ölü olmam hesab sorarım anlaşıldımı . Ben onlar karşısında el bağlamam onlara yaptıklarının islamdaki hükmü nedir diye sorarım.
tasavvuf ve tarikatlar vardır ateşe tapanlarda vardır .islam bunları tevhid dinine davet etmek için vardır .sen tsavvuf adı altında Allah a nasıl iftira atılıyor biliyonmu? bana rabıtayı anlat;vahdeti vucuttan bahset,fenedan bahsed,bak bakalım bunlar islamla örtüşüyormu????
kardesım adam tasavvuf yoktur dıyooo tarıkatlar yokturr dıyoo ya kardesım sen varya ne dıyeyım bılmıyon topbas hocayı tanıyom dıyorsun kardesım topbas hocaaa neeeee sole bakımm seyhhhh kardesım mursidi kamilllllll anlamıyon galıbbaaaa naskıbendı seyhı topbas hocaa sen bu ısı bıldını zannedıyosunn yazıkk yok bu bole olmıcakk sen adresını versene bana yakınsamm gelıcemm abı yok o zmn anlarsın benı adresını versene sen bana ınsanca bı mulakat yapalım merak etme yasım kucuk benım 18 yasındayım :) ha bır de bana senın cehalatın demıssın ya HAKLSINNN BEN CAHILIMMM ona bısı demedık ztn
Canım kardeşim sakin ol... Burası güzel bir mülakat yeri işte burada yapın mülakatı...
Biz bilmeyiz Allah bilir... Tasavvuf vardır ama şartmıdır bilmiyorum... ben cahil bir insanım sadece konuyu basite indirgeyip öyle cevap yazarım...
Müsadenizle benden bugünlük bu kadar...
A.e.olunuz
İmandanihsana
15.06.2006, 22:27
tasavvuf ve tarikatlar vardır ateşe tapanlarda vardır .islam bunları tevhid dinine davet etmek için vardır .sen tsavvuf adı altında Allah a nasıl iftira atılıyor biliyonmu? bana rabıtayı anlat;vahdeti vucuttan bahset,fenedan bahsed,bak bakalım bunlar islamla örtüşüyormu???? ha birde bak osman hocam ustazım ne demıs Yâni tasavvufta kalbden kalbe sır naklinin İslâm târihindeki bilinen ilk tezâhür mekânı sadedinde Sevr Mağarası ve onun tâlihli muhâtabı olarak da Hazret-i Ebû Bekir -radıyallâhu anh- kabul edilir. Onun için Hazret-i Sıddîk -radıyallâhu anh-, ucu kıyamete kadar devâm edecek bir Altın Silsile'nin Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'den sonraki ilk halkası olarak telakkî edilmiştir." (Osman Nuri Topbaş Hocaefendi)
sorularına cvbım gelcem merak etme
mirzabey
06.10.2006, 00:11
aziz karderşlerim
bir şey hatırlatmam lazım
önce risalei nur hareketinde tasavvuf varmıdır bunu anlamak lazım.
kalp kırmadan konuyu anlatalım
21.lemada üstad ne diyor.
BEN SOFİ DEGİLİM.. EHLİ TASAVVUFDAKİ FENAFİŞŞEYH DÜSTURU BİZİM MESLEKTE FENAFİL İHVAN ŞEKLİNDE GÜZEL BİR DÜSTURDUR
tarikatta tasavvuf ilmi
hakikatta hakikat ilmi
şeriatte şeriat ilmi ile mesafeler kat edilir.
üstad ne diyor ...zaman tarikat zamanı degil hakikat zamanıdır...yani sofi degilim derken ben tasavvuf ilmi ile degil hakikat ilmi ile yola başlarım.demek istiyor. ve dahası eski tarikatlarda 10 senede kazandırılan tahkiki imanı,, hakikat ilmi ile işe başlayan risalei nur 10 dakikada erbablarına kazandırır.
şimdi insaf edelim 2006 tarihinde hangi şahıs yunus emre gibi 20 sene, bir tarikata gidip odun taşıyacak.zaman varmı.yok. öyle ise hakikat ilmi ile başlamak lazım.sofi kelimesinin tahlili yapldı.inşaallah faydası olur.sonra....
HAKİKAT MESLEĞİ ile ilgili ANLATAYIM.yine üstad ne diyor..... BEN HAKİKAT İLMİNİ ÜVEYSİ OLARAK ABDULKADİR GEYLANİDEN--ZEYNEL ABİDİNDEN--HASAN HÜSEYİN VASITASI İLE İMAM ALİDEN ra. ALMIŞIM.....
yani ZAMAN HAKİKAT ZAMANIDIR VE BEN HAKİKAT DERSİNİ ÜVEYSİ OLARAK ALMIŞIM demiyormu.......DİKKAT.... üstad meşrebini de açıklıyor....ÜVEYSİYET.... dersini üstadından alıyor ve üveysi olarak alıyor.zaman mekan aynı degil dikkat edelim. bir NAKŞİ gibi KADİRİ gibi biatını yapmıyor üveysi olarak biatını yapıyor ve dersini alıyor.(imam gazali hz. lerinin hz.isadan a.s.)(imam rabbani hz lerinin hz musa a.s.dan ders alması gibi)üstad bize yol gösteriyor.sizde benim gibi yapın.nur dairesinde telvihatı tisanın özelliklerini taşıyan bir zatın sohbetlerini kendinize emir telakki ederek, ona ihvan gözü ile bakarak ona biat ediniz.emir üstaddan gelmiyormu idi.tasavvufta şeyh ne ise hakikatta ihvan odur.
kendime şeyh bulamadım diyen ne kadar tarikatçı ise
kendime ihvan bulamadım diyen o kadar nurcudur.
insaf edelim hulusi efendi-hüsrev efendi üstada ne göz ile baktılar
sofi gibi degil ama hakikat erbabına yakışır şekilde baktılar. açıklama inşaallah yeterli olmuştur.
Allaha cc emanet olunuz
duanıza muhtaç bir kardeş
mirzabey
Evvela Saidi Nursi hazretleri Es'ad efendiden kadiri dersi almıştır. Dergahta kısa bi dönem kaldıktan sonra ayrılmıştır. Es'ad efendinin yerine Sami Ramazanoğlu hazretleri gelmiştir. Sami efendi ile Saidi Nursi pek sevişirlerdi ve Bediüzzaman hazretleri kendisinden tarikat dersi isteyenleri sultanul arifin olan Sami Efendiye gönderir idi. Geçmişten bu yana pek çok evliyaullah özellikle nakşi tarikinin kıyamete kadar devam edeceği söyler. meşreb taassubu ile tarikat zamanı bitmiştir demek en azından bunca meşayıhı yalancı çıkarmak olur. Tasavvuf erbabı Saidi Nursi hazretlerinin söylemiş olduğu zaman tarikat zamanı değil hakikat zamanıdır sözünü tevil eder. Bediüzzamana laf gelmesin diye... Yoksa hakiki manada tarikat zamanı değil demek ahmaklıktır ve çok veballi bir iştir. Böyle diyenlere cuhela takımına sormak lazım Osman Nuri Topbaş efendi, Mahmut efendi, menzil şeyhleri, Kıbrısi, Mehmet Emin Er gibi Allah dostları bilemedi de sen mi bildin a şaşkın. -Affınıza sığınarak söylüyorum- daha taharetini yapmasını bilmeyen bu şaşkın, gafil, cuhela ve budala takımı bu durumlarıyla Allah dostlarını yalancı ve yanlış yolda çıkarmaya çalışıyor.
Sami Efendi bizzat Efendimizden (SAV) almıştır icazetini. İlk başta karşı olmasına rağmen manevi bir işaretle girmiştir tarikata Ali Haydar Efendi. Böyle pek çok örnek var. Bu zaman tarikat zamanı değilse ya bu zatlar yalan söylüyor (Haşa) ya da Efendimiz ve manevi işaretin geldiğe yer yanlışta (Haşa sümme haşa) Ya da bazı ahmaklar konuşuyor işte... Rabbim sapıtanlardan eylemesin bizleri...
uyarıcı kardeş bize lazım gelen tasavvufun felsefesi değil islamı yaşantıya olan yardımıdır. Senin ve bizim neme lazım vahdeti vücud, fena, beka gibi meseler hakkında konuşmak. Rabıta ise şeyhe duyulan muhabbetten başka bişey değildir. Tasavvuf bir disiplindir. Kişiyi Allah'ı görürcesine bir hayat yaşamayı öğreten bir yoldur. Yüzyıllardır bu yol ile nice Allah dostları yetişmiştir. Mevlanalar, Gazaliler, Rabbaniler, bu zamanımızda gerek maddi gerekse manevi cihetle ümmetin şeref duyduğu Topbaş ailesi, menzil şeyhleri, Nazım Kıbrısi gibi zatlar bu yolda yetişmiştir. Yani islamın içinde ve çokca denenmiş bir yol. Bu bakımdan inkarı mümkün değildir.
ya arkadaşlar neyi ispat etmeye çalışıoyorsunuz anlayamıyorum!
imam ı azam şeytana 100 tane delil getitmiş allahın varlıgına ve birligine dair şeytan hepsini çürütmüş
herkesin bildiği kendine herkes bildigiyle amel etsin ,yarin huzuru mahşerde görüşürsünüz
Tarikat yol dur varana
islamveinsan
12.10.2006, 16:32
S.a
İslamda bir şey varmıdır yokmudur helal mi haram mı ?
Sorularına cevap ancak, delil ile sabit olur.
Delilin var mı? Deriz var ise kabul yok ise red ederiz...
Bugün tasavvuf a girenler/çıkanlar/girdirenler/içinde olanlar
"tasa"sında kalıyor vuf una eremiyorlar... tasa oluyor onlar için...
Tarikat benim içinde uzaklarda ?
Peygamber Efendimiz Resülü Ekremde böyle bişey yok
Sahabede böyle bir olay ve inanç görülmemiş
Sahabede ve Resül Ekremde olmayan Tabiin de de görülmemiş
Tebei tabiin de de yok...
Mürşid i olmayanın mürşidi şeytandır sözüne katılıyorum...
Ama Mürşidi; Kur'an olarak görüyorum...
Sünnet i Seniyeyi Kur'an ın tefsiri olarak değerlendiriyorum...
Velhasil tarikata karşı değilim, taraf olmamda mümkün değil...
Bugün ehil kişi kalmadığına inanıyorum...
Türkiyenin her yerinde 100 lerce Mürşid i Kamil olduguna da inanmıyorum...
Usame Bin Laden ve arkadaşlarına terörist gözüyle bakıldığı cihad ruhunun hem gönül dünyamızda hem zahiri dünyamızda bittigi bu günlerde, cemaat ve tarikatlarinda karşısında oldugu bu hakikati üzülerek izliyorum...
Selametle...
Bedrin_Aslanı
12.10.2006, 19:58
as
Kardeş tarikatın ne manaya geldiğini bizden iyi bilirsin. Allah C.C gidilen yol.
Hem Efendimiz S.A.V hemde sahabeleri hemde tabiinde görülmüş bir şeydir.
Bugün ehil kişi kalmadığına inanmıyorum demen doğru değildir. En azından her yüzyılda gelen dini yenileyici şahıs vardır. Kim olduğunu Allah C.C bilir. Tarikat dediğin şey şeriattır. Normal yaşayışa ek olarak burada edep çok önemlidir. Artı olarak sünnetler tarikatlarda farz gibi görülüp uygulanmaya çalışılır. Eğer uygulayamasan bile hepsini onlara inanır ve yerine getirmek için dua edersin.
Sana bu yolu gösterecek kişiler vardır nedeni ise bu yolu iyi bilmeleridir. Nasıl 4 mezhep imamı bize yolu gösterdiyse onlarda o yolu gösterir. Bu yoluda sünnetler ve Kuranla gösterirler. Eğer sen dersin ki benim mürşidim Kuran ondan başka kimse bana yol gösteremez o zaman mezhep imamlarına neden uyuyoruz. Bizim gibi ilimden yoksun insanlar ne hadisleri nede kuranı yorumlayıp ondan hüküm çıkarabilir demi. O yüzden zamanında onları yorumlayanların izinden gidiyoruz. buda aynı şekilde... Olmadığına inandığın ehli biriyle konuşsan o nasip olsa çok daha değişik olur. Hiç birşey canının istediği gibi yapılmaz. İstersen özeldende konuşuruz. Selametle...
Sofuoglu
13.10.2006, 00:08
Bismillahirrahmanirrahim...
kendinde olmayani inkar eden ibn teyyimiyenin talebelerine ve onun itikatinin savunucularina itaam olunur...
tarikata ve tasavvufa delil isteyenlerede buyurun deliller........
Rabitaya isik tutan Ayet ve hadisler
'' Ey iman edenler, Allah'tan korkun ve sadıklarla bir olun.''(Tevbe 119).
Alimler bu ayetten rabıtanın bahsedildiği manasını çıkarıyorlar.
'' Onlar görüldüğü zaman akla Allah gelir. '' ( Hadis-i Şerif/Adap 215)
-Kıyamet günü bütün insanları önderleriyle çağıracağız. O gün, kimin amel defteri sağ eline verilirse, işte onlar kitaplarını okuyacaklar ve en küçük bir haksızlığa uğratılmayacaklar. (İsrâ: 71)
Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse işte onlar,Allah 'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle, iyilerle birliktedir. Bunlar ne güzel arkadaştır! (Nisâ: 69)
mü`minler birbirlerinin kardesleridirler(hucurat 10),
kendileri bir yanlisa dustukerinde vede bunu yanlis degilde dogru zann ettiklerinde kendilerinin bir mumin kardesi tarafindan nasil uyarilmasini ister ,
tasavufa,tarikata sirk diyenlere; söyle bir tarikatlerin tarihine bakin diyoruz
o manevi mesleklerden yetisenlere bakin diyoruz;
gazaliye,rabbaniye,ceylaniye bakin diyoruz ki o meslek sahibleri vede onlara tabi olanlar a bir bakin
ne diyorlar ne yapiyorlar bir bakin
diyoruzki kur ani kerimin ayeti kerimelerini o zatlar okumadimi bilmiyormu idi hasa ,
diyoruz ki o zatlar hayatlarini dine imana hizmete ve kur ani kerimin emirlerini yasamaya adamislar,
dirdiyoruz ki iste onlarin hayatlari ilmi tahsilleri seviyeleri yasadiklari asirlari
diyoruz ki iste BIZLER ISTE ILMI SEVIYEMIZ TAHSILLERIMIZ VEDE ZAMANIMIZIN HALI YAPTIKLARIMIZ
diyoruz ki ilmin unvani olan hassas vede mahrem meseleler hele ehli olmayanlarla konusulmaz,
diyoruz ki ILIM SILAH TIR ONU EHIL OLMAYANA VERMEMEK GEREK
diyoruz ki BIR KONUDA IDDA SAHIBI OLAN BIRI EGER IDDASINA TEK BIR DELIL GETIRSE O MESELENIN DOGRULUGUNU ISBAT EDER
AMMA TERSINI IDDA EDEN DE, ONUN OLMADIGINI ISBAT ICIN O MESLEKLERIN YASANDIGI ZAMANLARI VEDE SAHISLARIN TUMUNU GETIRIP ELEKTEN GECIRIP HER BIRININ TEKER TEKER YANLIS OLDUGUNU ISBATA MECBURDUR,
ZIRA DOGRULUGUNA TEK DELIL YETTIGI GIBI YANLIS OLDUGUNU ISBATA TUM ZAMANLARIN TARIKAT EHLI VEDE TUM ILMI ESERLERI ORTAYA SERILMELIDIRKI O AKSI IDDA ISBAT EDILE,
BUNA BU TARIKATLER HAKKINDA ILERI GERI YAZAN ITHAM EDENLERIN NE ILMI NEDE SEVIYESINE HAKLARI NEDE CAPLARI YETMEZ
DIYORUZKI
GÜLÜ TARIFE NE GEREK NE CICEKTIR ,
BILIRIZ EHLI BILIRDIYORUZ KI::::::::
TARIFE NE GEREK ::::::::::::
NE ::::::::: DIR BILEN BILIR......
''Allah u Teala buyuruyor ki :
Kim velilerimden (dostlarımdan) birine düşmanlık ederse, şüphesiz ona harp ilan ederim.'' (Kudsi Hadis/ Ebu Hureyre)
Ehl-i İnsaf bir insan(müslüman)
sadece yukarda ki Hadis-i Şerif bile haklarında icma-ı ümmet tarafından Dostları ve Veliler olduğuna şahidlik bulunan
Abdulkadir Geylani(k.s), Imam-i Gazali,İmam-ı Rabbani(k.s), Şahı Nakşıbendi(k.s.), Seyid Ahmed Er-Rufai Hz.(k.s.), Mevna (k.s),Molla Cami(k.s), ve dahi isimlerini burada zikretmekten aciz olduğum onbinlerce ,alimlerin gütmüş olduğu yolu ve onların yaşantısını sirk olarak nasıl iddia edebilir.
son olarak rabitaya ve tarikatlara sirk diyenlere su ayet yeterlidir sanirim
İşte siz böylesiniz. Haydi biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız, ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz.(Al-Imran 66)
suphesiz herseyin dogrusunu Allah (c.c) biliyor,bizleri kendi taatina cevirsin,insaAllah dogru yolundan ayirmasin
selametle kalin,kalbi muhabbetlerimle
Kör ne anlar Leyla dan O nu sen Mecnuna sor...
kardesler hic birinizi tanimiyorum,kalbilnizi kirmak da degil gayem.
kurandan nasibini alan kisi yani,ibrahimi,musayi,yusufu,davutu,muhammedi tanir.inananlarin idolleri onlardir.onlari taniyanlar hakikate ve güzel ahlaka ulasirlar.bence gercek mürsit olarak onlar yeter.ve diyorumki yolunuz KURAN ve PEYGAMBERLER yolu olsun.bol bol kuran okuyun.
rahmet ve selam üzerinize olsun.
Bedrin_Aslanı
14.10.2006, 07:43
Yolumuz zaten Kuran ve Efendimiz S.A.V in yolu. Kardeş. Başka bir dine mensup değiliz.
İmandanihsana
14.10.2006, 23:18
kardesler hic birinizi tanimiyorum,kalbilnizi kirmak da degil gayem.
kurandan nasibini alan kisi yani,ibrahimi,musayi,yusufu,davutu,muhammedi tanir.inananlarin idolleri onlardir.onlari taniyanlar hakikate ve güzel ahlaka ulasirlar.bence gercek mürsit olarak onlar yeter.ve diyorumki yolunuz KURAN ve PEYGAMBERLER yolu olsun.bol bol kuran okuyun.
rahmet ve selam üzerinize olsun.
AKSİNİ İDDAA EDEN YOK KARDEŞİM ZTN .. YOLUMUZ ELHAMDÜLİLLAH KURAN VE SÜNNET YOLU..
İmandanihsana
14.10.2006, 23:23
S.a
İslamda bir şey varmıdır yokmudur helal mi haram mı ?
Sorularına cevap ancak, delil ile sabit olur.
Delilin var mı? Deriz var ise kabul yok ise red ederiz...
Bugün tasavvuf a girenler/çıkanlar/girdirenler/içinde olanlar
"tasa"sında kalıyor vuf una eremiyorlar... tasa oluyor onlar için...
Tarikat benim içinde uzaklarda ?
Peygamber Efendimiz Resülü Ekremde böyle bişey yok
Sahabede böyle bir olay ve inanç görülmemiş
Sahabede ve Resül Ekremde olmayan Tabiin de de görülmemiş
Tebei tabiin de de yok...
Mürşid i olmayanın mürşidi şeytandır sözüne katılıyorum...
Ama Mürşidi; Kur'an olarak görüyorum...
Sünnet i Seniyeyi Kur'an ın tefsiri olarak değerlendiriyorum...
Velhasil tarikata karşı değilim, taraf olmamda mümkün değil...
Bugün ehil kişi kalmadığına inanıyorum...
Türkiyenin her yerinde 100 lerce Mürşid i Kamil olduguna da inanmıyorum...
Usame Bin Laden ve arkadaşlarına terörist gözüyle bakıldığı cihad ruhunun hem gönül dünyamızda hem zahiri dünyamızda bittigi bu günlerde, cemaat ve tarikatlarinda karşısında oldugu bu hakikati üzülerek izliyorum...
Selametle...
Evet, asr-ı saadette tasavvuf yoktu. Ama adı yoktu,yaşantısı zaten hayata hakimdi. Şimdi adı var ama yaşayan çok az!..”(MUSA TOPBAŞ HOCAEFENDİ)
MUSA EFENDİMİZ SON DERECE GÜZEL SÖYLEMİŞ... FAZLA SÖZE GEREK YOK..
GÖNÜL İKLİMİ
14.10.2006, 23:35
Eski sahabe zamanını bırakın eski tasavvuf devrinde yasasaydık tekkeden içeri giremezdik bu halimizle..Ama günüzmüz iman kurtarma devridir...Eski Mürşidlerin kalmadığı bir gerçektir...Alimin ölümü alemin ölümü dememişmi peygamberimiz s.a.v..Bir bakın örnekler çoktur..Bir seyda raşidimin yeri doldurulabildimi..Bir Mahmud sami efendinin yeri doldurulabildimi..Bir Mehmed zahit kotku yeri doldurulabildimi..Daha örnek çoktur..Fazla geriye değil hemen yakın geçmişe bakın..Doldurulamadı ve doldurulamayacak..Anak Ne zaman Mehdi a.s gelecek o zaman bayram edeceğiz..Bugün cemaetler ne kadar hak ise yanlışları ve aşırılıklar pekçoktur..Bu da üzüntü vericidir...
Yahu neyi tartıştığınızı sanıyorsunuz.tasavvufu isbat et diyenlere tarikatın doğruluğunu isbat et diyenlere söylüyorum yaşamayan bilmez içinde olmayan anlamaz.anlamak için en azından gerçekten de tarikat ehli olanların yaşantılarına bakın .belki biraz anlarsınız.farkında değilsiniz galiba ama tarikat cemaat polemiğine giriyorsunuz.Üstadların arasında hiç sorun çıktığını duydunuz mu siz?birbirleriyle olan dostlukları ne güzeldir.Onlar arasında sorun yokken siz avam takımı kimi kime karşı savunuyorsunuz?Bırakın tarikata inanmayan inanmasın.tasavvuf kısa yoldan ve en güzel şekilde ALLAHa ulaşmak için lüzumludur ama herkes tarikatten olacak diyemeyiz.Onlar da kurana sünnetlere uyarlarsa elbette kurtuluşa ereceklerdir.Sadece maneviyatlarda farklılıklar olacaktır.Bırakalım isteyen istediği yolda gitsin.İllaki bizim yolumuz olacak diyemeyiz.Sonu BİR nasılsa...!Yalnız şeyhlerimize bağlılığımıza kimse laf söylemesin.Şirke girmediğimiz sürece şeyhimizi sevmek kötü mü?onlar bizi ALLAHa yakın ediyorsa neresi kötü?bu ALLAHla kul arasına girmek değildir.vesile olmaktır.Bir insanın nurlu yüzüne bakınca ALLAHı hatırlatmaya vesile olması da ALLAHla kul arasına girmektir o zaman dediğinize göre.mantıklı olalım kardeşler boşuna kalp kırmayalım.
kemalali
17.10.2006, 01:18
S.a
Tarikat benim içinde uzaklarda ?
Peygamber Efendimiz Resülü Ekremde böyle bişey yok
Sahabede böyle bir olay ve inanç görülmemiş
Sahabede ve Resül Ekremde olmayan Tabiin de de görülmemiş
Tebei tabiin de de yok...
Selametle...
Tarikat senin için uzaklarda degil ama sen Tarikattan uzaktasın. Tarikat ve Tasavvuf onlara dayanmaktadır. Körler görmez,sagırlar işitmez. Tasavvuf İslam dışı degildir. Bırakın artık Tasavvufa karşı çıkmayı. Tarikata karşı degilim diyorsan inkar etmeyi bırak.
Eski sahabe zamanını bırakın eski tasavvuf devrinde yasasaydık tekkeden içeri giremezdik bu halimizle..Ama günüzmüz iman kurtarma devridir...Eski Mürşidlerin kalmadığı bir gerçektir...Alimin ölümü alemin ölümü dememişmi peygamberimiz s.a.v..Bir bakın örnekler çoktur..Bir seyda raşidimin yeri doldurulabildimi..Bir Mahmud sami efendinin yeri doldurulabildimi..Bir Mehmed zahit kotku yeri doldurulabildimi..Daha örnek çoktur..Fazla geriye değil hemen yakın geçmişe bakın..Doldurulamadı ve doldurulamayacak..Anak Ne zaman Mehdi a.s gelecek o zaman bayram edeceğiz..Bugün cemaetler ne kadar hak ise yanlışları ve aşırılıklar pekçoktur..Bu da üzüntü vericidir...
Pek çok cahil nurcu Saidi Nursinin mezkur sözünü o şekilde anlamış ve tarikat zamanının bittiğini iddia etmiştir. Taharet almasından gafil bu insanlar, nasılda zamanımızdaki mürşidleri tartıpta, hakiki mürşidin kalmadığını iddia edebiliyorlar.
Her zamanda 124000 bin evliya bulunur ve bunlardan 10-15 veya biraz daha fazlası irşada memurdur. Özellikle nakşi tarikinin kıyamete kadar devam edeceği ve Mehdi aleyhirrahmenin bu tarik üzerine olacağı geçmiş evliyaullah tarafından belirtilmiştir.
Risalei Nur veya başka kıymetli kitapları okuyup, iyice anlayıp, hayatına tatbik eden kardeşlerimizde Hak üzeredirler. İnşallah, okumuş olduğu kitabı telif eden mübarek zatın himmeti o kişiye yetişir (Ama bu yol zor bir yoldur ve şartları vardır). Bırakalım artık mürşid kalmadı, tarikat devri bitti gibi cahilane sözleri. Böyle yaparak meşrebinize daha sağlam bağlanmış olmazsınız. Belki nice mürşidleri inkar ederek, Onları yalancı konumuna düşürüp, büyük bir vebal altına girersiniz.
Cemaatlerde görmüş olduğunuz yanlışlıkların pek çoğu bizim ve sizin gözümüzün şaşılığındandır. Yanlış olabilir ama Hak üzerine olan bir cemaat yanlışlıkta ısrar etmez...
DJ MESNEVI
17.10.2006, 17:06
Fırat kanka Bana bak Eğer bir daha cahil adamlarla tarikat sudur tasavvuf budur tartısmasına girersen cok kötü bozusuruz.. haberin olsun.. eğer zahmet edipte yazdıgın seyler kaale alınmıyor sen adam yerine konmuyorsan Sen karsıdakini hic adam yerine koyma ve Sesinide kes!..
Su sözü hep cok sevmisimdir ve halada seviyorum sanırım bir ömğr boyuda sevicem
CAHİLİN YANINDA KİTAP GİBİ SESSİZ OL! (Mevlana c.r.)
Bİr daha görmiyeyim.. sen anlat tarikat sudur budur diye velakin tartısmalara girme.. (yamulturum)
Tarikat senin için uzaklarda degil ama sen Tarikattan uzaktasın. Tarikat ve Tasavvuf onlara dayanmaktadır. Körler görmez,sagırlar işitmez. Tasavvuf İslam dışı degildir. Bırakın artık Tasavvufa karşı çıkmayı. Tarikata karşı degilim diyorsan inkar etmeyi bırak.
Benim "din nasıl tamam olur"yazımı okumanı tavsiye ederim.Peygamber efendimiz zamanında tarigat varmıy mış? yok muymuş? anlarsın.Peygamber efendimiz dinini 4 mertebede tamamlamamış mıdır?Şeriat,Tarigat,Marifet,Hakikat.Yazımı okursan geniş bilgi bulabilirsin.
Fırat kanka Bana bak Eğer bir daha cahil adamlarla tarikat sudur tasavvuf budur tartısmasına girersen cok kötü bozusuruz.. haberin olsun.. eğer zahmet edipte yazdıgın seyler kaale alınmıyor sen adam yerine konmuyorsan Sen karsıdakini hic adam yerine koyma ve Sesinide kes!..
Su sözü hep cok sevmisimdir ve halada seviyorum sanırım bir ömğr boyuda sevicem
CAHİLİN YANINDA KİTAP GİBİ SESSİZ OL! (Mevlana c.r.)
Bİr daha görmiyeyim.. sen anlat tarikat sudur budur diye velakin tartısmalara girme.. (yamulturum)
Biz anlatalımda onlar ister inansın ister inanmasın. Bize bildiğiniz şeyi niçin anlatmadınız diye sorulmasın.Belki anlayanda çıkar.Bir kişi kurtarmak bir dünyayı kurtarmak kadar sevattır. Arkadaşımız bunları anlatsın.Bizde inşallah ilerleyen zamanlarda ayet hadisle isbatlarını yapacaz arkadaşlara.Zaten yazılarımızı okuyanlara çok yerde bu isbatı ayet ve hadislerle yaptık.Ayrıntılarada girecez ilerleyen zamanlarda.
volkanik28
18.10.2006, 00:25
selam peygamberimiz ve sahabe zamanında tasavvuf yokmuş????
ALLAH AŞKINA ASRI SAADETTE İHLAS YOKMUYDU? TEVEKKÜL YOKMUYDU?
HASED KİBİR GIYBET ZUİ ZAN KALBİ BÜTÜN HASTALIKLARIN TEDAVİSİNE ÇALIŞILMIYORMUYDU. ALLAH İÇİN SEVMEK ALLAH İÇİN TEVEKKÜL ETMEK YOKMUYDU?* BU TASAVVUF TAN NE ANLIYORUZ?
SANKİ MÜRŞİTLER İSLAM DIŞI HAYAT YAŞAYIN HARAM İŞLEYİN
ALLAHA KULLUK YAPMAYIN DİYOR?
FESÜBHANELLAH!!!!!!!!!
ÖNÜNE GELENDEN HESAP SORACAKMIŞ ???** NEFSİNE HESAP SORRRRR
İNSANI ALLAHIN RIZASINDAN AYIRAN YERLER GÖKLER DEĞİL İNSANIN NEFSİDİR!!!!!!!
YARABBİ BENİ BİR AN OLSUN NEFSİMLE BAŞ BAŞA BIRAKMA (HADİSİ ŞERİF)
İŞTE TASAVVUF BU HADİSTEKİ İNCELİĞİ KAVRAMAKTIR
BEDİUZZAMANIN RİSALELERİNİ OKURUM DEVAMLI TASAVVUFA KARŞI EN KÜÇÜK BİR SÖZÜNÜ OKUMADIM.
MEKTUBAT-29 MEKTUP-TELVİHAT I TİS A
"TARİKATTA HİSSESİ OLMAYAN VE KALBİ HAREKETE GELMEYEN,BİR MUHAKKİK
ALİM ZATTA OLSA,ŞİMDİKİ ZINDIKLARIN DESİSELERİNE KARŞI KENDİNİ TAM MUHAFAZA ETMESİ MÜŞKİLLEŞMİŞTİR"
tamamını okuyun vesselammm
İmandanihsana
18.10.2006, 00:41
Fırat kanka Bana bak Eğer bir daha cahil adamlarla tarikat sudur tasavvuf budur tartısmasına girersen cok kötü bozusuruz.. haberin olsun.. eğer zahmet edipte yazdıgın seyler kaale alınmıyor sen adam yerine konmuyorsan Sen karsıdakini hic adam yerine koyma ve Sesinide kes!..
Su sözü hep cok sevmisimdir ve halada seviyorum sanırım bir ömğr boyuda sevicem
CAHİLİN YANINDA KİTAP GİBİ SESSİZ OL! (Mevlana c.r.)
Bİr daha görmiyeyim.. sen anlat tarikat sudur budur diye velakin tartısmalara girme.. (yamulturum)
Biz hakk ı hakikatı anlatırız alan alır..Tasavvuf peygamber (a.s) ın zamanında varmıydı dıyenlere ustazımız guzel bı yanıt vermıs olsa gerek
Evet, asr-ı saadette tasavvuf yoktu. Ama adı yoktu,yaşantısı zaten hayata hakimdi. Şimdi adı var ama yaşayan çok az!..”(MUSA TOPBAŞ HOCAEFENDİ)
kemalali
18.10.2006, 02:34
Benim "din nasıl tamam olur"yazımı okumanı tavsiye ederim.Peygamber efendimiz zamanında tarigat varmıy mış? yok muymuş? anlarsın.Peygamber efendimiz dinini 4 mertebede tamamlamamış mıdır?Şeriat,Tarigat,Marifet,Hakikat.Yazımı okursan geniş bilgi bulabilirsin.
Sen niye bana karşı çıkıyorsun ki Tarikata karşı degilim. Peygamber efendimizde eksiklik olması düşünülemez ki 4 mertebe tamamlamış yazıyorsun.
Bedrin_Aslanı
18.10.2006, 17:59
Evet, asr-ı saadette tasavvuf yoktu. Ama adı yoktu,yaşantısı zaten hayata hakimdi. Şimdi adı var ama yaşayan çok az!..”(MUSA TOPBAŞ HOCAEFENDİ)
Allah razı olsun. Adam olana çok bile bu açıklama...Mübarek ne güzel açıklamış.
Allah C.C inşa'Allah onların izinden gitmeyi nasip eder.
s.a
Balın tadını bilmeyene balı izah edemezsiniz.Tarikati bilmeyenede tarikati izah edemezsiniz.Önce neyin ne olduğunu bilmesi gerekir ki onunla ancak bir zeminde konuşmak lazım.
Zaman tarikat zamanı veya değil tartışması zaten onun ne kadar ön yargılı olduğunu göstermektedir.Bütün büyük alimler mutlak bir şeyh terbiyesinden gecip bu alana ve bu alanda iştigal göstermişlerdir.
Günümüzde ben bilirim ki baya güzel sofi ler var hakikata eren.AMA dedim ya balı bilmeyene anlatamazsın balı.O halen fenafil şeyh fenafil sofi fenafillah deyip durur ama bunların bir tanesini bile yaşamamış birine neyi anlatayım ki.
Bak kardeşim hic namazda bütün azalarınla beraber süreliri okuyarak namaz kıldınmı.HA benmi evet kıldım buda tarikat sayesinde oldu. Dudaklarımdan dökülen ayetle beraber kalbimde okudu ama dedim ya sana bunu anlatmam imkansız.
GECE yatıpta sabah kalktığında bütün vucudunun Allah cc zikri ile sirkelendiğini yaşadınmı.Tabiki hayır onun icin bazı şeyleri burada yazıyorum zira kimse beni zahiren tanımaz onun icin sakınca görmediğimden.
Riyadan Allah cc sığınırım.Ama bilmediğin bi konu hakkında israr etme.Sadece tarikat ta en büyük tehlike şirk tir oda şeyhin bir rehbet olduğunu unutup resul yerine koyması ile olur.Sen istediğin kadar yok de veya yorum yap senin yok demenle veya cok bilgicilik taslamanla gercekleri kapatamazsın.
O zaman mevlanalar yunuslar imamı rabaniler veya bür sürü alimlerimiz şirkemi düştüler.Haşa zira hepsi tarik ehli idi.Birşey cok önemli oda şu her alim tarikatın icinde olacak diyede bi gaye yok örneğin imamı ahmet hanbeli hz leri tarikat ehli değildi ama tarikatlı larıda öğerdi örnekmi istiyon.
Bişrafi hz icin söylediği söz o Allah cc bizden daha iyi biliyor.Sözü.
Bak birşey daha tarikat bi nasıp işidir.Ve mutlak icinde olmak gerekmiyor cennet veya cehennemi kazanmak icin.Zira bu Allah cc cemaline talip olma yoludur.Zordur vede meşakatlidir.
Seni aşan konulara girme zira senin yararına olur.
Allah herkesin yar vede yardımcısı olusun
Ey aziz yolcu! Ehlullah bildirir ki: Zikre devam, meleküt aleminin anahtarı, ALLAH (CC) Hz.lerine yakın olmanın aracıdır. Murakabeye dalmak, ALLAH (CC) Hz.lerini düşünüp zikretmek, kalbe cila verir. Zikir bitince kalb huzuru içinde susmalı zikir yapanın beşeriyeti üstün ve şehveti çoksa, "Lailaheillellah" sözünü söyledikçe kalbi "Lamabude illellah" demeli ki, beşeriyeti zayıflasın, şehveti sönsün, manevi lezzet artsın.
Issız bir odada zikre devam edenin kalbine ilk defa bir Nur doğar ve söner. Bir müddet sonra bir daha parlar, biraz daha durur ve söner ve en sonra devamlı kalır. Gönül ondan lezzet, ruh hikmet alır ve her şeyi unutup, onda gömülür. Vücudunun her cüzünün adeta zikir sesini işitir. Ağacın rüzgârdan sallanışı gibi kalbde zikrin etkisiyle adeta titrer. Bu hal ona zevk verir. Zikir, sahibinin kalbinde bir kuş gibi uçar. Onu gafletten uyandırır ve huzura götürür. Zikirle kalbe doğan nur, sahibine bitmez tükenmez manevi zevk verir ve onu ebedi mutluluğa kavuşturur.
Bu zikiri cekerken kesin bir mürşidin gözetiminde olmanız gerekir.Zira nefs mertebe kazandıkca tehlikelerde artar.Bu tehkeli yolda vede virajlarda mutlak bi rehbere ihtiyac vardır.Buda mürşidi kamil dir.İnsan zikir esnasında halden hale gecer.Bakın bu önemli Musa a.s min mürşidi Hızar a.s idi niye zira ledün ilmini Musa A.S Hızar A.S dan öğrenmiştir.İşin bi zahiri bide batini tarafı var.Hatta imamı rabbani hz leri kur an nın harflerinin altındaki manaya insanlara anlatmaya kalksak bizi dinsizlikle suclarlardı diyor.Yani bu işin 2 yönü var biri zahiri biri batini.Zahiri olarak suya sabuna dokunmayanda Allah cc nin cennetine girecek.Lakin diğeri cemaline talip .Yunus Emrenin dediği gibi Cennet cennet dediğin 3-5 köşk 3-5 huri bana seni gerek seni.Zaten işin sırrı burada.Hatta bi başka beyitinde.Bİ ben var benden gayri bende.Derken acaba neyi kast etmekte idi.
Onun icin haddi aşmasak iyi olur.Zira cok ince yerlerde dolaşılmakta Mazallah tufaya gelirsek kimse bizi kurtaramaz.Onun icin kişi tarikata mı girmek istiyor girsin ha sende tarikatsızmı yürümek istiyosun yürü zira Tarikat zorunlu değil.Ruhul furkan da Mahmut efendi hzleri şöyle yazmış .
AVAM zarardadır.alime göre lakin onun onu zararda görmesi avamı zararda tutmaz zira avam şeriat ölcülerini yerine getirince Allah cc nin emir vede yasaklarına uyunca Allah cc cennetine girecektir.
ALİM zaradadır Havasa görü.Lakin oda alimi zararda tutmaz zira oda şeriat ölcüsünde olduğu müdetce oda cennetine girecektir.Lakin her üst mertebe alttakini zararda görmesi bulunduğu makam itibari iledir.Ama ölcü şeriatın esaslarıdır.Onun icin kim nasıl yürümek istiyorsa Allah cc öyle yürüsün.
Kimi semaya bakınca nurun yağdığını görür kimide boş boş bakar lakin Allah cc azametini müşahade eder.Onun icin boşuna tartışma ortamı oluşturupta bir birimizi kırmanın bi anlamı yok.
Ölcü şeriat şeriat vede şeriat.Biri sünneti seniyeye fazla itiba eder diğeride az ama sonucta Allah cc emir vede yasaklarına uyduğu sürece kurtarır.Lakin Cennet teki makamlarda faklılık olur.oda ne kadar samimi olduğuna bağlı.
Kişi tarikattadır lakin emir vede yasaklara uymadığında onu kimse kurtaramaz şeyhi bile zira Tarikat mutlak cem olma yoludur.Bu yolda cok yitenler olmuştur.
Neyse hakkınızı helal edin hadim olmayarak boyumdan büyük işlere girdim inşallah Allah cc nin katında bi yanlışa düşmemişimdir.
Allah cc herkesin yar vede yardımcısı olsun
Selamun Aleyküm
Siteye yeni üye oldum.. Bu sayfada ki yazılara biraz göz attım.. Baya uzunca birşeyler yazıp yollayacaktım ama sonradan vazgeçtim ve yazdıklarımın hepsini sildim.
Çünkü biz çoğu zaman Allah için yaptığımızı zannettiğimiz şeyleri nefsimiz için yapıyoruz güzel kardeşlerim. Hatta bunları bile yazmak istemiyordum ama yine nefsime engel olamadım.
Benim gibi tasavvuf ehli olan kardeşlerime söylüyorum ve bu sitede bir daha bişeyler yazacağımı, buraya uğrayacağımı da sanmıyorum, zaten bir ilahiye bakmak için google dan arayıp buldum burayı :))
"Tasavvuf ehli kardeşlerim.. Bu konularda kimseyle tartışmayın.. Gözlerinizi kapatın, kulaklarınızı tıkayın, tasavvuf yoluna sımsıkı sarılın ve bu yoldan dönmemeye azmedin. Siz boşverin o şunu demiş, bu bunu demişleri.. Siz öyle güzel bir yoldasınız ki.. Bakın tasavvuf ehli için konuşuyorum.. Şu tarikat bu tarikat değil haaaa... Tasavvuf yolunda ki herkes için konuşuyorum.. Yolunuz çok güzel.. Bu yolda gidenlerin dünyada yüzü gülmez belki ama ahirette de gözünden yaş gelmez Allah'ın izni ile.. Dediğim gibi,bırakın o şunu desin bu bunu desin falanca ne derse desin.. Ha insanlara anlatmayacak mıyız yolumuzu? Tabii ki anlatacaz.. Ama zaten "anlamak isteyen anlar"...Bir adama bir anlatacaksın, iki anlatacaksın, baktın anlamamakta direniyo, selametle diyip geçeceksin.. Çünkü öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, kendi imanımızı kurtarabilecek miyiz -Allah korusun- belli değil .. "
Bizim mürşidimiz "Zaman daraldı, kaza namazlarınızı kılın" buyurdu. Gerisini varın siz düşünün..
Allah hepinizin yolunu açık etsin.. Tasavvuf ehli olmasa da bütün müslümanlar kardeştir bunu da unutmayalım.. Bazen siz biz lafları çok ediyoruz.. Hepimiz BİZİZ ARKADAŞLAR BİZZZZZZZZZ BİİİİİZZZZZZZZZZ.... Allah'a emanet..
Nefsi gördünüz mü? Yine kazandı bugün..Olsun bugün o kazanır, yarın biz.. Ama sonuçta BİZZ İNŞALLAH BİİİZZZ :))
Bu son cümlelerde nefsimdendi..Buda.. Buda.. Böyle gider..
Evet, asr-ı saadette tasavvuf yoktu. Ama adı yoktu,yaşantısı zaten hayata hakimdi. Şimdi adı var ama yaşayan çok az!..”(MUSA TOPBAŞ HOCAEFENDİ)
MUSA EFENDİMİZ SON DERECE GÜZEL SÖYLEMİŞ... FAZLA SÖZE GEREK YOK..
allah razi olsun hakkattende cok güzel demis.
MiHRiMaH
13.12.2006, 16:08
Sehzade kardeşim... Allah senden razı olsun... Ne kadar güzel yazmışsın... Aslında hakikat bu... Gerisinde konuşulanlar nefsin dürtüklemeleri... İnanacaksıın.. İnanacaksııın......... daa nasibin varsa inanacaksın, nasibin varsa o yola gireceksin... Ben de tasavvuf talebesi olmaya çalışıyorum...
Bakın yol dediğiniz şey sizin meşrebinize bakar!!!! "Ben nurcuyum kardeşim, tasavvufu bilmem, gereklimidir bilmem" denmez!!!!
"Ben müslümanım kardeşim, Allah'la arama vesile koymam" denmez!!!!!! Bunlar kibir sözlerine döner Rabbim korusun!!!! Bİr kimse Allah yolunda ise herkesi kabul eder... Nurcu olmak tasavvufu inkara sebep değildir!!!... Ben de iki sene nurlarla meşgul oldum, nakşibedi tarikatından tövbe de aldım daha önce, ama buralarda nasibim yokmuş ki şu anda daha başka bir yönden inşallah Rabbimin yolunda ilerlemeye çalışıyorum!!!!!!!!! Yapılanlar çok yanlış lütfen önce mümin olalım!!!
Mümin olmak, güzel ahlaktır, imandır, hayadır, edebtir, tebliğdir, birliktir, hoşgörüdür, çiledir!, sevgidir, saygıdır.............
Sonra nurcu, nakşi, ..... olunur...
İşte bakın... Tasavvuf ona buna tapmak değildir! Aslında islamın özü, mümin olma vasfıdır!!! Tasavvuf herşeydedir! Rİsalededir... Tövbededir... İbadettedir... Tasavvuf bir irtibat noktasıdır... İlk irtibat... Allah sevgisi, tasavvufun içindedir... İman hakikatine giden yol tasavvufun içindedir... Yani tasavvuf, işin özüdür!!!... Lütfen tasavvufu ayrı bir din, ayrı bir cemaat, ayrı bir görüş, ayrı bir yol olarak düşünmeyin... Hepimiz tasavvufçuyuz... Sadece bazıları tasavvufta ilerleyip hikmet ilmiyle, ilm-i vehbi ile meşguliyetlerle sırra eriyor,imanını kurtarıyor... Bazıları da tasavvufun içerisinde yani imanın içerisinde kendine daha belirgin, daha kesin yollar buluyor... Bugün nurcu olan biri için nurculuk ebedi midir??? Evet denebilir... Ama herkes için denemez... Meşreb farklılıkları insanları kendine yakın olana çeker... Lütfen... Tasavvuf saygıdır... Tasavvuf birilerinin dediği gibi şirk değildir... Bir yerlerde takılıyorlar ve ordan vuruyorlar hep... Bu işin yumuşak karnı yok!!!!! Bu işin kayan bir uçurum kısmı var... Lütfen değerli mümin kardeşlerim... Lütfen konuşmalarımızda yanlış yapmayalım...
Şeriat katkısız safi tereyağ, Tarikat mumsuz bal..
Allah için balı, yağın üstüne sürer yersen lezzet üstüne lezzet, nur üstüne nur olur..
Yok ben sadece yağ yiyecem dersen; sen de nimetine ulaşır gıdandan mahrum kalmazsın.. O da nurdur.. İnsan sade yağ ile de yaşar çünkü..
Ama sadece "bal" yiyecem, yağa luzum yok dersen aldanır; bütün nimetinden mahrum kalırsın.. Yemeği sunana kadirsizlik etmiş olursun.. Kadirsizlik, küfran ise şüphesiz insanı felakete çıkarır..
Böylelerinin yağsız yediği bal, boğazdan geçince zehir'e dönüşür...
Asıl ziyafet ise herhalukarda burda değildir!
Sözün kısası:
1- "Ben yağın yanında balı da tatmak, ondan da istifade etmek istiyorum" diyenleri kınamayınız.. Engellemeye çalışmayınız.. Nimetine mani olursunuz..
2- "Bal'dan yemem, yağ bana yeter" diyenleri kınamayınız.. Engel olmaya çalışmayınız.. Soğumasına ve sıkıntıya düşmesine neden olursunuz..
3- "Bana yağsız bal yeter" diyenleri de Allah için uyarınız..
DJ MESNEVI
14.12.2006, 18:36
S.a
Tarikat benim içinde uzaklarda ?
Peygamber Efendimiz Resülü Ekremde böyle bişey yok
Sahabede böyle bir olay ve inanç görülmemiş
Sahabede ve Resül Ekremde olmayan Tabiin de de görülmemiş
Tebei tabiin de de yok...
Selametle...
evet bu sahabe ve peygamber efendimizin hayatında yok.. ama tasavvufun anagayeside bu değilmi be kardesim? onların hayata bakıs acısıyla bakmak..
onlar gibi yasamak..
sevgili dj mesnevi tarikatlarla ilgili sempatim yok demişsin resulallahta ve döneminde tarikat yok demişsin. fakat tarikat büyüklerinin hepsi seyyit yani resulallah torunlarıdır hiç birine yok diyemeyiz dostum kimsenin itikadına dil uzatmayalım.
dj mesnevi konuyu sen yazmış gibi anladım özür dilerim
DJ MESNEVI
14.12.2006, 19:02
önemli değil kardesim..
İmandanihsana
15.12.2006, 20:27
Canım üstazımız efendi hazretleri Musa hocamız ın sözünü gene yazmak istedim...Bilirsiniz Peygamber efendimizin cevamiul kerim denilen bi özelligi vardır..yani az lafla cok şey anlatmak...Üstazlarımızda elhamdülillah peygamber vekilleri oldukları için efendimiz aleyhisselatuvesselam efendimizden gelen özellikler görülüyo..Şeyhler Peygamber varisleri oldukları için..2 cümlede herşeyi anlatmış üstazımız...
Evet, asr-ı saadette tasavvuf yoktu. Ama adı yoktu,yaşantısı zaten hayata hakimdi. Şimdi adı var ama yaşayan çok az!..”(MUSA TOPBAŞ HOCAEFENDİ)
hollandada bediuzzaman ustadin kendi elinden ders alan talabesi abdullah hoca var her zaman firsat buldukca ziyaretine giderim bir nevi ali dostumuz kendi agzindan isittiklerimi aynen aktariyorum talebesi buyurduki ustad hazretleri bizzat kendisi 12 hak tarikatin derslerini cekerdi rus esareti sirasinda soguk zindana attiklari zamanda ise soguk zindan gecelerinde aklina abdurrahmani tagi hazretlerinin medresesindeyken cektigi kalbi zikri cekmeye basliyor ve oyle bir hararet olusuyorki hazretin etrafinda sicaklik olusuyor ve daire seklinde oturdugu yer cozuluyor bunu goren rus askerler saskinliklarini gizleyemiyorlar yani ustad saidi nursi hazretleri sadece dememistir zamanimiz taikat zamani degildir diye ondan onceki zatlarda buyurmuslardir hatta ilave olarak simdi tarikatlarin olmasi ahir zamanda iman hakikatlari icindir imanin kurtulmasi icindir yoksa egerki tarikat eski den oldugu gibi evliyalar yetisirdi nice agir riyazetler olurdu simdi ise iman kurtulsun asil hedef budur kufur hizlandirilmistir buyuruyor ustad imanda hizlandirilmistir allahin izniyle yanlis tevil yorum yapilmasin ins kim ne derse desin mezhebsizler ogunden buyana gelmistir ibni teymiyeci sinifi daima olacaktir allah islah etsin diyorum baska ne diyebilirizki lemalarda ustad bu dini mubini allah ahir zamanda efendimizin soyundan gelecek olan mursidi kamillerin vesilesiyle ayakta tutacaktir bidatlardan arindiracaktir seriati muhafaza edeckelerdir hamd olsun bozuk firkalar bellidir ehli sunnette bellidir
hakikatı anlatabilirmisinz.ancak yaşayanlar bilir ve fehmeder.onların sözlerinden de nasibimiz kadar anlayabiliyoruz.dört kapılı bir evde yaşıyoruz ancak vardığımız kapı sayısınca evi anlıyoruz.ilk kapıdan bakana yanlış diyemezsin ama o gelip diğer kapıdan bakmadanda izah edemezsin.ilmin sahibi ilmini dilediği kadar verir.gelin evi bildiğimiz,gördüğümüz kadarıyla seyredelim.HU
ayrıca,büyük bir tarikatın mübarek şeyhi,bir büyük tasavvuf büyüğü'nün bu çok ince ve çok yerinde eleştirisinden tasavvufun gerekli olmadığını çıkarmak ne derece mantıklı bir bakış açısıdır saygı duyarak merak ediyorum
yani ustad saidi nursi hazretleri sadece dememistir zamanimiz taikat zamani degildir diye ondan onceki zatlarda buyurmuslardir hatta ilave olarak simdi tarikatlarin olmasi ahir zamanda iman hakikatlari icindir imanin kurtulmasi icindir yoksa egerki tarikat eski den oldugu gibi evliyalar yetisirdi nice agir riyazetler olurdu simdi ise iman kurtulsun asil hedef budur kufur hizlandirilmistir
küçük cihaddan,büyük cihada....
nefs terbiye olunmadan nerede iman...?hangi iman....?:flowers:
eskidende tasavvuf aynıydı özünde....şimdide aynıdır....yunus emre,mevlana,abdülkadir geylani anlaşılamamışsa....yada yanlış anlaşılmışsa suç kimin...._?
tasavvufun amacı evliya yetiştirmek değildir sevgili kardeşim....
O'nu tanımamız ve onda eriyip fena bularak,onda varolmamızdır...
saygılarımla....
ask_er ozaman neden veli olmuyorsun neden durmadan benimle didisiyorsun yani bu huy bu ahlak bu haslet hangi bir velide var? eskiden tasavvuf aayniydi evet ama sen benim demek istedigimi anlamadin galiba molla abdurahmani camiide evliyalar menkibesi eserinde diyorki mubarek bundan 100 200 yil noce bir cemaatte 400 evliya bir arada olurdu sana soruyorum burda kac kisimiz bu kadar zamandir tasavvuf terbiyesi altindayiz ne derecede yol aldik hangi sui ahlakimizda bir guzellik peyda oldu ona laf yetistirmek buna laf yetistirmekten baska neyimiz var . hani ustad mahmud hudai hz der ya, nedir bu ellere ayak nedir bu dillere dudak gozunu acta ibretle bak alem bir temasagah imis.. ustad bediuzzaman buyururki zaman ahirzaman ahirzaman oldugu icin kufur hizlandirilmistir bu nedenden dolayida imanda hizlandilmistir eskiden insanlar kaza namazi olmadan oruc kazasi olmadan belirli sartlari olarak terbiyet altina girer ve belirleuzun riyzatlerden sonra allahin murad ettigi kadar velilik sirrina ererdiler ama bu zaman oyle degildir simdi ise bir insan samimimane ihlasane bir sekilde az bir zaman 3 4 yil icinde o seviyelere gelebilir buyurmustur ustad bediuzzaman burdaki sirri anlamadinsa ben ne yapabilirim madem fena bulmaktir madem onu tanimaktir onda varolmaktir nedir bu cibiliyetindeki kibir gurur inat ???
ask_er ozaman neden veli olmuyorsun neden durmadan benimle didisiyorsun yani bu huy bu ahlak bu haslet hangi bir velide var? eskiden tasavvuf aayniydi evet ama sen benim demek istedigimi anlamadin galiba molla abdurahmani camiide evliyalar menkibesi eserinde diyorki mubarek bundan 100 200 yil noce bir cemaatte 400 evliya bir arada olurdu sana soruyorum burda kac kisimiz bu kadar zamandir tasavvuf terbiyesi altindayiz ne derecede yol aldik hangi sui ahlakimizda bir guzellik peyda oldu ona laf yetistirmek buna laf yetistirmekten baska neyimiz var . hani ustad mahmud hudai hz der ya, nedir bu ellere ayak nedir bu dillere dudak gozunu acta ibretle bak alem bir temasagah imis.. ustad bediuzzaman buyururki zaman ahirzaman ahirzaman oldugu icin kufur hizlandirilmistir bu nedenden dolayida imanda hizlandilmistir eskiden insanlar kaza namazi olmadan oruc kazasi olmadan belirli sartlari olarak terbiyet altina girer ve belirleuzun riyzatlerden sonra allahin murad ettigi kadar velilik sirrina ererdiler ama bu zaman oyle degildir simdi ise bir insan samimimane ihlasane bir sekilde az bir zaman 3 4 yil icinde o seviyelere gelebilir buyurmustur ustad bediuzzaman burdaki sirri anlamadinsa ben ne yapabilirim madem fena bulmaktir madem onu tanimaktir onda varolmaktir nedir bu cibiliyetindeki kibir gurur inat ???
yaw sevgili buhara kardeşim...nedir bu şiddet bu celal...ben seninle didişmek için yazmadım...birkaç kişi hariç çoğu kardeşimizin hakkında fazla bilgim yok...ben veli oldum falan demedimki buhara can....sen bizi kibirli görmüşsün...ama incinmedim sana ve söylediklerine kardeşim...
iman etmek kolay değil...yazıdaki amacım buydu....öyle dille inandım demekle iman etmiş sayılmayız...üstelik ..;ey inananlar iman ediniz....dendiği halde...
bak inananlardan bile iman etmeleri isteniyor...acep niçün...ben çıkamadım bu işin içinden vesselam..
tarikatlar ve 3-4 yıl mevzuunda......buhara kardeşim.değişen bizleriz.....eğer bizden o cevher çıkmayacaksa bu zamandada yaşasak o zamandada yaşasak yine çıkmaz...yıllarla,zamanla alakası yok...
saygı ve sevgilerimle kardeşim...:flowers: :flowers: :flowers:
Bi Kamil abi bu gün .....dayı dedi....bak... Muhammed önce kendine yaptı Peygamberliği..:thinking:..Musa idi Musa Kelimeullah oldu..İbrahimdi Halilullah oldu..İsa idi,Ruhullah oldu..aç gözünü..:thinking:..Muhamed Habibullah oldu..dayıııı dedi sen ne oldun..:cray::cray:
HU..
Zaman, ahir zaman. Ne zamandan beri? Son Nebi'nin geldiği günden beri. Her geçen gün ise insanlık daha koyu bir gaflet içerisine düşmekte ve kutlu mesajdan adım adım uzaklaşmaktadır. Cenabı Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) hz.lerinin:
“Ey Eshâbım! Siz öyle bir zamanda geldiniz ki, Allahü teâlânın emirlerinden onda dokuzunu yapıp, birini yapmazsanız, helâk olursunuz. Cehenneme gidersiniz. Bir zaman gelecek ki, o zamanın mü’minleri, emirlerinin birini yapabilip, dokuzunu bıraksalar, Cehennemden kurtulurlar.” diyerek haber verdiği o bir zamanları yaşıyoruz olsa gerek.
Şeriatın koymuş olduğu farzları yapıp, günah-ı kebairden kaçınmak bu zamanda kurtuluş için yeter şarttır. Nur yolu ve tarikatlar bu noktada ortakdırlar. Ama ihsan kıvamını yakalamak için bir mürşidin manevi terbiyesine girmek zaruridir. Hatta denebilir ki bizden beklenen de budur. Gel gör ki insanlığın çoğu hüsrandadır...
ben kendimi fikirlerimi ve dusuncelerimi ifade etmiyorum dikkat edersen hep buyuk zatlarin dediklerini diyorum ama sen her bir yazimi alinti alarak bana karsi cevablar veriyorsun yada kendini cevap vermek istegini goruyorsun soylediklerimi baska bir yolla bana geri yaziyorsun sanki ben aksini demis gibiyim allah razi olsun hepinizden
sevgili kardeşim....inan özellikle senin yazılarını takip edip buhara kardeşe cevap yazayım diye bir düşüncede değilim.ve konuları okurken çoğu zaman kimin yazdığına dikkat etmeden sadece yazılanları okuyup öyle cevap veriyorum...ama sende öyle bir intiba uyandırmışım.
tamam canım kardeşim...seni üzmüşsem hakkını helal et...
sevgilerimle...:flowers: :flowers: :flowers:
helal olsun kardesim allah razi olsun sende helal et ins herseyin hayirlisi selametle kal ins rabbim yar ve yardimcimiz olsun allaha emanet ol ins
eyvallah...helal olsun kardeşim yaw:flowers:
sağlıcakla kal...
saygılarımla...
:flowers: :flowers: :flowers: :flowers: :flowers:
:flowers: :flowers: :flowers: :flowers: :flowers: :flowers: oldumu acaba pek anlamam bu isaretlerden ama bende yapayim dedim senin gibi:):flowers:
vBulletin v3.7.3, Copyright ©2000-2008, Jelsoft Enterprises Ltd.