PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ehl-i Şia/İran dosyası...



|SEÇKiN|
08-03-2011, 07:16
Çoğu kimse Şii denilince (Türkiye’de buna Caferiler de dahildir) bunların normal bir Müslüman gibi inandıklarını, düşündüklerini ve yaşadıklarını zanneder. Oysa bu blogda yer alan birçok kitap ve belgede de görüldüğü gibi bunun kesinlikle böyle olmadığı açıktır. http://irananaliz.files.wordpress.com/2008/09/kelimeitevhid1.jpg?w=245&h=89 (http://irananaliz.wordpress.com/2008/09/30/siilerin-kelime-i-sehadeti/kelimeitevhid-2/) İslam dinine girerken Müslüman olmanın şartı olarak kabul edilen Kelime-i Şehadet (Ben şehadet ederim ki Allah (cc) birdir ve Hz. Muhammed (sav) O’nun kulu ve Resuludür) ve Kelime-i Tevhid (Allah (cc)’tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sav) O’nun Resuludür) iki temel ilke bakınız Şiiler tarafından nasıl çarptırılmış, neler eklenmiş ve nasıl inanılıyor?


İran Hükümeti’nin aylık olarak yayımladığı “Vahdet İslami” adlı 1984 tarihli, sayfa 4′te yer alan Kelime-i Tevhid herhangi bir Müslümanın getirdiği ve bildiğinden çok farklı?


Evet, gerçekten son derece şaşırtıcı ama bir gerçek. Şii itikadında Kelime-i Tevhid şöyle: Lailaheillallah Muhammedun Resulullah ve Aliyyun Veliyyu Hamiyetullahi ve Huccetullah!

|SEÇKiN|
08-03-2011, 07:20
Şİİ MEZHEBİ VE TEMELLERİ: KUR’AN-I KERİM’E İFTİRALAR!


İslam’ın dört hak mezhebi olan Hanefi, Şafii, Hanbeli ve Maliki mezheplerinin dışındaki mezhepler düşünce yapıları, temel itikadi esasları, imanın ve İslamın şartlarına dair farklı yorum ve okuyuş biçimleri, en önemlisi Allah’ın (cc) varlığı ve sıfatları, Hz. Peygamber’in (sav) konumu ve Kur’an-ı Kerim ile Sahabelere bakış açıları açısından ciddi anlamda farklılıklar arz etmektedirler. Batıl, bid’at mezhepler olarak adlandırılan bu akımların başında gelen Şiilik (İsna Aşeriye, Caferilik, İsmailiye vd) halihazırda Sünnilikten sadece küçük detaylarla ayrılan bir İslam mezhebi gibi lanse edilmektedir. Oysa Şii mezhebinin önde gelen nerdeyse tüm alimlerinin yazdıklarına, söylediklerinee ve genel olarak Şii literatürüne daha yakından bakıldığında aslında İslam’ın temel esaslarıyla çelişen, çok tehlikeli, kimi zaman oldukça şaşırtıcı ve gerçekten İslam’ın özüne tamamen ters düşen bir düşünce akımının olduğu görülmektedir. Bu dosyamızda onlarca Şii alimin eserlerine ve orijinallerine yer vererek, bunların Kur’an-ı Kerim’in bozulduğu, tahrif edildiği, çıkartma ve eklemelerin olduğu ve değiştirildiği yönündeki kabul edilemez iddialarını kamuoyu ile paylaşacağız. Şİİ ALİMLERİN KUR’AN-I KERİM’İN DEĞİŞTİRİLDİĞİ, BOZULDUĞU VE TAHRİF EDİLDİĞİ YÖNÜNDEKİ İFTİRALARI
1- El Bahrani: Kur’an Allah’ın (cc) indirdiklerinden farklıdır!
http://irananaliz.files.wordpress.com/2010/02/bahraniwy1.jpg?w=497&h=603 (http://irananaliz.wordpress.com/2010/02/09/sii-mezhebi-ve-temelleri-kuran-i-kerimin-bozulmustur/bahraniwy1-3/)
2- El Allame el Fani el İsfahani eserinde Şiilerin en muteber alimleri olan el Kummi ile el Kuleyni’ye atfen akidelerinin Kur’an-ı Kerimin tahrif edildiği yönünde olduğunu ifade etmesi:
http://irananaliz.files.wordpress.com/2010/02/asfahanibg2.jpg?w=497&h=603 (http://irananaliz.wordpress.com/2010/02/09/sii-mezhebi-ve-temelleri-kuran-i-kerimin-bozulmustur/asfahanibg2/)
3. Abbas el Kummi, Mefatihul Cinan eserinde Meclisiye dayandırdığı pasajda Ayetel Kürsi’yi çarpıtarak yeni ayetler ekleyerek kafasına göre bir sure ortaya koymaktadır!
http://irananaliz.files.wordpress.com/2010/02/kommiut8.jpg?w=497&h=603
4. Ali el Hairi adlı Şii alimin İlzamul Nasib fi İsbatil Hüccetil Gaib adlı eserinin 96. sayfasında elimizdeki mevcut Kur’anı Kerim’in Allah’ın indirdiği Kur’an olmadığı yönündeki iddiası.
http://irananaliz.files.wordpress.com/2010/02/hairiul5.jpg?w=497&h=603 (http://irananaliz.wordpress.com/2010/02/09/sii-mezhebi-ve-temelleri-kuran-i-kerimin-bozulmustur/hairiul5/)
5. Ebul Kasım el Hui adlı Şii alimin el Tıbyan fi Tefsiril Kur’an adlı kitabının 225. sayfasında Kur’an’ın tahrif edildiği yönündeki iddialarını dile getiriyor.
http://irananaliz.files.wordpress.com/2010/02/alkhouitm4.jpg?w=497&h=603 (http://irananaliz.wordpress.com/2010/02/09/sii-mezhebi-ve-temelleri-kuran-i-kerimin-bozulmustur/alkhouitm4/)
6. Es Seyyid Abdullah Şibr adlı Şii alimin Metabih el Envar adlı kitabının 295. sayfasında Şiiler nezdinde Kur’an-ı Kerim’in tevatüren (silsile olarak) tahrif edildiği iftirasını alenen ifşa etmektedir.
http://irananaliz.files.wordpress.com/2010/02/chibrmc7.jpg?w=497&h=603 (http://irananaliz.wordpress.com/2010/02/09/sii-mezhebi-ve-temelleri-kuran-i-kerimin-bozulmustur/chibrmc7/)
7. Hüseyin bin Muhammed el Nuri el Tabrusi adlı şimdiki Şiilerin doğal olarak ziyadesiyle itibar ettiği en önde gelen Şii alimin isminde bile iftiranın yer aldığı Faslul Hitab fi İsbati Tahrif Kitab Rabb el Erbab adlı eserinde Kur’an’ı Kerim’de “saçmalıkların, akılsızlıkların” bulunduğu yönündeki çirkin itham ve iftiraları. Kitabın aslında zaten haşa Kur’an-ı Kerim’de değişiklik ve bozulmalar olduğunu ispat için yazıldığı biliniyor!
http://irananaliz.files.wordpress.com/2010/02/tobrossyt4.jpg?w=496&h=654 (http://irananaliz.wordpress.com/2010/02/09/sii-mezhebi-ve-temelleri-kuran-i-kerimin-bozulmustur/tobrossyt4-2/)
8. Bir diğer Şii alim el Allame el Fani el İsfehani el Eraun Havlel Kur’an adlı eserinde Kur’an-ı Kerim’in bozulduğunu söyleyenler kimlerdir, bunların delilleri nelerdir? yönündeki soruya cevabında Şii müfessirlerin imamı el Kummi ile muhaddisinden el Kuleyni’nin Kur’an’ın tahrif edildiği yönündeki sapkın akidelerini itiraf ediyor!
http://irananaliz.files.wordpress.com/2010/02/asfahanibg21.jpg?w=497&h=603 (http://irananaliz.wordpress.com/2010/02/09/sii-mezhebi-ve-temelleri-kuran-i-kerimin-bozulmustur/asfahanibg2-2/)
9. Şeyh Yusuf el Bahrani adlı Şii alimin ed-Devretu’l Necefiyye adlı eseri sayfa 298′de alenen ve net bir şekilde şu an Müslümanların elindeki mevcut Kur’an-ı Kerim’in “muharref ve değiştirilmiş olduğu” iftirasını yazmakta bunun tersini söyleyenlerle mücadele ettiğini ve tartıştığını söylemektedir!
http://irananaliz.files.wordpress.com/2010/02/bahrpu6.jpg?w=497&h=655 (http://irananaliz.wordpress.com/2010/02/09/sii-mezhebi-ve-temelleri-kuran-i-kerimin-bozulmustur/bahrpu6/)
10. El Meclisi adlı Şii alimin Mir’at’ul Ukul adlı eserinde sayfa 525′te muvassak 28. hadiste Kur’an-ı Kerim’in noksanlığı ve tahrifi ile ilgili sarih ve sahih çok sayıda haberin olduğu, bunların gizli olmadığını ifade etmektedir. Bunu Şiilerin nezdinde en muteber kitaplardan biri olan el Kafi’ye yaptığı şerhte bu Şii alim Kur’an-ı Kerim’in tahrif edildiği yönündeki rivayetleri doğrulamaktadır!
http://irananaliz.files.wordpress.com/2010/02/majlissitt2.jpg?w=496&h=654 (http://irananaliz.wordpress.com/2010/02/09/sii-mezhebi-ve-temelleri-kuran-i-kerimin-bozulmustur/majlissitt2/)
11. Ali el Hairi adlı Şii alimin İlzamul Nasib fi İsbatil Hüccetil Gaib adlı eserinde sayfa 96′da bugün Müslümanların ellerinde olan Kur’an-ı Kerim’in Cenab-ı Allah’ın (cc) Hz. Resulullah’a (sav) indirdiği Kur’an olmadığı iddiasında bulunmaktadır. Dahası bunun delilinin Müslümanların mushafındaki ayetlerin irtibatsız olduğu iftirasını dillendirmektedir!
http://irananaliz.files.wordpress.com/2010/02/hairiul51.jpg?w=497&h=603 (http://irananaliz.wordpress.com/2010/02/09/sii-mezhebi-ve-temelleri-kuran-i-kerimin-bozulmustur/hairiul5-2/)
12. Nimetullah Cezairi adlı Şii alimin Nurul Berahin adlı eserinde Şii usul ve hadis kitaplarında Şii alimlerinin ve önde gelenlerinin Kur’an’ı Kerim’in tahrif edildiği, çoğu noksanlık ve ziyadeye maruz kaldığı yönünde tevatüren gelen bilgiler ve haberler olduğunu itiraf etmektedir!
http://irananaliz.files.wordpress.com/2010/02/jazaeri1.jpg?w=497&h=603 (http://irananaliz.wordpress.com/2010/02/09/sii-mezhebi-ve-temelleri-kuran-i-kerimin-bozulmustur/jazaeri1/)


İRAN ANALİZ

|SEÇKiN|
08-03-2011, 07:32
Şii mezhebinde ve literatüründe sıkça geçen, sözde Hz. Ali, Hz. Hüseyin ve genel olarak Ehli Beyt düşmanları olarak isimlendirilen “Navasıb, Nasibi” gibi terimlerle asıl kast edilenlerin Sünni Müslümanlar (Ehli Sünnet) olduğu sürekli gizlenmek istenmektedir. Oysa TÜRKÇE İLK DEFA YAYIMLANAN bu tarihi önemi haiz kitap sapkın bir mezhep olan Şiiliğe dair bilinmeyen hakikatleri gün yüzüne çıkarmaktadır. Çok önemli olan bu husus Irak ve İran’daki Şii alimlerin yayımladığı Navasıb denilen kesimin öldürülmesine dair fetvalarda kimlerin kast edildiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Çünkü Şii kesimler Nasibi gibi terimlerin ve kavramların arkasına gizlenerek gerçek niyetlerini takiyye ile gizlemektedirler. Ancak bu kitap takiyye sahiplerinin elindeki en önemli kozu alarak, hakikati ayan beyan açığa çıkarmaktadır.
BİLGİLER
Kitap Adı: El Mehasin en Nefsaniyye fi Ecvibetil Mesailil Horasaniyye
Basan: Darül Meşrik el Arabi el Kebir
Eserin 147. sayfasında Nasibilerin Sünniler olduğu açıkça belirtilmektedir.
Kaynak: Difa Sunnah (http://www.dd-sunnah.net/records/view/action/view/id/1201/)
http://irananaliz.files.wordpress.com/2008/10/naseba11.jpg?w=477&h=713 (http://irananaliz.wordpress.com/2008/10/29/siilerin-gizlemeye-calistigi-hakikat/naseba1/)
http://irananaliz.files.wordpress.com/2008/10/naseba221.jpg?w=477&h=698 (http://irananaliz.wordpress.com/2008/10/29/siilerin-gizlemeye-calistigi-hakikat/naseba22/)
http://irananaliz.files.wordpress.com/2008/10/naseba331.jpg?w=477&h=746 (http://irananaliz.wordpress.com/2008/10/29/siilerin-gizlemeye-calistigi-hakikat/naseba33/)

|SEÇKiN|
08-03-2011, 07:36
İslam’ın dışında sapkın bir fırka, batıl bir itikad olarak değerlendirilen Şia mezhebini kendi kaynaklarından örneklerle incelemeye devam ediyoruz.İşte bu batıl inanç akidesinin temelinde de İmamet anlayışı yatmaktadır. Biharul Envar adlı eserde imamların Peygamberlerden (sav) daha iyi bildikleri iftirası. Eserin Adı: Biharül Envar
Telif: Şeyh Muhammed Bakır el Meclisi
Basım: Beyrut, Lübnan
Metinde İmamların Peygamberlerden (as) daha iyi bildikleri iddiasına yer verilmektedir? Normalde insanların en şereflisi ve Allah (cc)’ın seçtiği ismet sıfatına haiz insanlar olan Peygamberlere ait olması gereken konum Şiiler tarafından böyle asılsız bir anlayışla çarpıtılmaktadır. Öyleki Şia anlayışında İmamlar günahsız, gaybı bilen vs gibi sıfatlarla tanımlanmaktadırlar!
Kaynak: Kasr al Sanam (http://kasr-alsanam.com/imageHandler.ashx?id=gallery/klo%208.gif)
http://irananaliz.files.wordpress.com/2008/10/biharulenvar.gif?w=476&h=1489 (http://irananaliz.wordpress.com/2008/10/25/siilik-ve-gercek-mahiyeti-18/biharulenvar-2/)

|SEÇKiN|
08-03-2011, 07:38
Şia mezhebinin gerçek düşünce, itikad ve anlayışına dair TÜRKÇE İLK DEFA YAYIMLANMAKTA olan bu dosyamızda yer alan belgelerin tamamı; Şiilerin okudukları, okuttukları, inandıkları ve önde gelen alimlerinin kaleme almış oldukları eserlerin orijinal fotoğrafları ve metinlerini içermektedir. İşte en temel eserlerden Kafi’de atılan bir iftira… Eser: El Usul minel Kafi
Basan: Darül Kutubül İslamiyye
Murteza Ahondi, Birinci Cilt, Tahran
Kitabın Kitabul Hücce adlı kısmında sayfa 198′de yer alan metinde sözde Hz. Ali’nin dilinden ifadelere yer verilerek kendisinin farukul ekber, kadirul mutlak olduğu, Cennete istediği kişiyi koyduğu vs gibi son derece çirkin iftiralar yer almaktadır.
Değerli okuyucularımıza bu eserin Şiiler nezdinde muteber bir kitap olduğunu hatırlatmak isteriz.
Kaynak: Kasr al Sanam (http://kasr-alsanam.com/imageHandler.ashx?id=gallery/klo%207.gif)
http://irananaliz.files.wordpress.com/2008/10/elusulminelkafi.gif?w=328&h=1024 (http://irananaliz.wordpress.com/2008/10/25/siilik-ve-gercek-mahiyeti-19/elusulminelkafi/)

|SEÇKiN|
08-03-2011, 07:40
Kureyş’in İki Putu: inanılmaz bir niyaza (dua, yalvarış, yakarış) ve bunun nasıl isimlendirildiğine bakınız lütfen: “Kureyş’in İki Putu’nun Niyazı”. Bu iki putla H.z. Ebubekir (ra) ve Hz. Ömer (ra) kast edilmektedir. Ancak onlara sorduğunuzda sahabeleri tekfir etmediklerini iddia etmektedirler. http://irananaliz.files.wordpress.com/2008/10/sanemduasi.jpg?w=376&h=494 (http://irananaliz.wordpress.com/2008/10/27/sok-siilerin-muteber-dualarindan-bir-ornek/sanemduasi/)
Çeviri: Ey Allah, Salli ala Muhammed ve ala ali Muhammed. Kureyş’in iki putuna (Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer) lanet olsun, onların (Kureyşin) iki büyücüsüne, iki zalimine, iki yalancısına ve onların iki kız kardeşine (Hz. Ayşe ile Hz. Hafsa) de lanet olsun. Ki onlar (Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer) senin emrine itaatsizlik ettiler, senin vahyini inkar ettiler, senin iyiliğini reddettiler, Resulüne itaatsizlik ettiler, dinini değiştirdiler, senin kitabında (Kur’an-ı Kerim) değişiklik (tahrif) yaptılar, düşmanlarını sevdiler, dostlarını reddettiler, hükümlerini kaldırdılar, emirlerini geçersiz kıldılar, delillerine inanmadılar, sevdiklerine düşmanlık ettiler, düşmanlarına korudular, ülkeni harabe ettiler, kullarını baştan çıkardılar. Ey Allah! Her ikisine (Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer), onların takipçilerine, sevenlerine, onların milletlerine, onların taraftarlarına, yandaşlarına, bağlılarına…LANET ET!
Şiilerin son derece önem verdikleri ve Şii alimlerin bunu geçerli bir dua, niyaz, yakarış olarak değerlendirdikleri bu belge Şii kaynaklarındaki birçok kitapta yer almaktadır.
Şiilerin temel düşünce dünyasını teşkil eden bu sözde dua, niyaz metni örneğin şu şahısların eserlerinde yer almaktadır: El Kafami, el Keşani, el Nuri el Tubrisi, Esedallah el Haeriri, Murteza Hüseyin, Manzur Hüseyin, el Karkey, el Damad el Hüseyni, el Meclisi, el Tasaturi, Ebul Hasan el Amili, Abdullah Şubbar, el Haeriri, Mirza Habiballah ve daha birçokları.
Önemli olan nokta bu şahısların tümünün Şii din adamları arasında en üst rütbe olan Ayetullah sıfatı taşıdığını belirtmek gerekiyor. Bu şahıslar, Şia mezhebi mensuplarının itibar ettikleri ve sözlerine ittiba ettikleri din adamları sınıfındandırlar.
Aynı zamanda bu belgeyi İmam Humeyni de onaylamıştır. Tuhfetül Avam Makbul diye adlandırılan kitapta bu niyazın doğru olduğu noktasında ittifak eden Şii alimler şunlardır. Bu Şii alimlerin tamamı da Ayetullah sıfatını haizdirler!!

1. Ayetullah Seyyid Muhsin Hekim el-Tabatabi
2. Ayetullah Seyyid Ebul Kasım el Hui
3. Ayetullah Seyyid Ruhullah Humeyni
4. Ayetullah Seyyid Mahmud el-Şamrudi
5. Ayetullah Seyyid Muhammed Kazım Şeriatmedar
6. Ayetullah Seyyid Ali el-Naki el Nakari
http://irananaliz.files.wordpress.com/2008/10/sanemduasi2.jpg?w=348&h=468 (http://irananaliz.wordpress.com/2008/10/27/sok-siilerin-muteber-dualarindan-bir-ornek/sanemduasi2/)

|SEÇKiN|
08-03-2011, 07:42
Yıllarca tamamına yakını Sünni yoğunluklu müslüman nüfustan oluşan Türkiye’de yayılmak istenen İran destekli Şii (ülkemizde Caferi ismini kullanıyorlar) Mezhebinin temel eserlerinden TÜRKÇE ÖZELLİKLE GİZLENMEK İSTENEN çok önemli bir kitabı daha kamuoyuyla paylaşıyoruz. Hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kesin ve açık bir şekilde paylaştığımız Şiilere ait bu tefsir kitabında;bugün tüm Müslümanların elinde, evlerinde, camilerde ve her yerde bulunan Kur’an-ı Kerimlerin tam olmadığı, bozulduğu, tahrif edildiği iddia edilmektedir? Ne yazıkki Şia mezhebine inanan Şiilerin hemen hemen tamamı böyle düşünmektedir?! İşte Tefsirus Safi adlı sözde Şiilerin tefsirinden facia alıntılar…
BİLGİLER
Eser Adı: Tefsirus Safi, Birinci Cilt
Basım Yeri: Beyrut, Lübnan
Eserin 49. sayfasında şunlar yazılmaktadır; ….elimizde olan Kur’an Hz. Muhammed (sav)’e indiği gibi tam değildir…Belki de Allah (cc)’ın indirdiğinden farklı bir şeydir…Muğayyer ve muharreftir…Birçok mevzuda Hz. Ali Aleyhisselamın isminde olduğu gibi çok şey silinmiştir…Bunun dışında yine Allah (cc) ve Resulullah (sav) katında tatmin edici bir tertip (düzen) de yoktur?!
Sonuç olarak İslam Dininin en temel direğini teşkil eden bir konuda böylesi bir inanışın kişiyi dinden çıkartacağı hususunda tüm İslam alimlerinin ittifak ettiklerini vurgulamak istiyoruz.
DEĞERLİ OKUYUCULARIMIZA İSTEDİKLERİ TAKDİRDE SİTEMİZDE YAYIMLANAN KİTAPLARIN ORİJİNAL NÜSHALARINA MUHTELİF YOLLARDAN RAHATLIKLA ULAŞABİLECEKLERİNİ BELİRTMEK İSTİYORUZ.
Kaynak: Difa Sunnah (http://www.dd-sunnah.net/records/view/action/view/id/767/)
http://irananaliz.files.wordpress.com/2008/10/tahreef-111.jpg?w=477&h=678 (http://irananaliz.wordpress.com/2008/10/29/turkiyeyi-sarsacak-sii-mezhebine-dair-bir-bilgi-2/tahreef-11/)
http://irananaliz.files.wordpress.com/2008/10/tahreef-122.jpg?w=477&h=766 (http://irananaliz.wordpress.com/2008/10/29/turkiyeyi-sarsacak-sii-mezhebine-dair-bir-bilgi-2/tahreef-12/)

|SEÇKiN|
08-03-2011, 07:44
İslam dini içinde yer alan dört hak mezhebin dışında batıl ve sapkın bir mezhep olarak isimlendirilen Şiilik hakkında TÜRKÇE OKUYAN BÜYÜK BİR KESİMİN UZAK KALDIĞI bilgileri paylaşmaya devam ediyoruz. Şiilerin kendi alimlerinin yazdıkları eserler, kitaplar ve belgelerden Şia düşüncesinin gerçek yapısını fotoğraflar ile kamuoyuna naklediyoruz. Şiilerin Hz. :Ebubekir (ra) ve Hz. Ömer (ra) başta olmak üzere Sahabe denilen ilk Müslümanlardan ne kadar nefret ettiklerini gösteren aşırı nefretle dolu bu esere dair bilgiler:
Eser Adı: El Envarul Numaniye
Müellif: Es Seyyid Nimetullah el Cezairi
Birinci Cilt, Beyrut / Lübnan
“Sayfa 85.’te sözde Mehdi’nin çıkarak Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’i yattıkları kabirlerinden çıkartarak onları asacağı ve yakacağı…” şeklinde uzun bir metin yer almaktadır!
İşte bu esere inanan ve bununla büyüyen Şii zihniyetine sahip unsurlar ne yazıkki Irak’ta ve diğer güçlü olduğu yerlerde sadece ismi Ebubekir, Ömer, Osman diye binlerce Sünni müslümanı kaçırarak işkence etmiş ve katletmiştir.
Sahabelere ve Sünnilere karşı ne yazıkki kin, nefret ve haset taşıyan Şiiler (Caferiler) arasında yukardaki isimleri taşıyan tek bir şahıs bulmak mümkün değildir!
İsmi Ömer, Ebubekir, Osman olan tek bir ÜST DÜZEY BÜROKRAT, DİPLOMAT, RESMİ YETKİLİ VEYA İRAN DEVLET MAKAMLARINDA ÇALIŞAN VEYAHUT ŞİİLER NEZDİNDE MUTEBER BİR ŞAHIS BULMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR!
Kaynak: Kasrul Senam (http://kasr-alsanam.com/imageHandler.ashx?id=gallery/tan%2010.gif)
http://irananaliz.files.wordpress.com/2008/10/envarulnumaniye.jpg?w=450&h=1353 (http://irananaliz.wordpress.com/2008/10/30/siilik-ve-gercek-mahiyeti-20/envarulnumaniye/)

|SEÇKiN|
08-03-2011, 07:49
Şiilik ve gerçek içeriğine dair TÜRKÇE İLK DEFA YAYIMLANAN çeşitli kitaplar, vesikalar ve verdiğimiz bilgiler şimdiye kadar Türkiye’de Şiilik ve İran’a dair yapılan çeviri kitapların, çoğunlukla propaganda amaçlı eserlerin gerçek mahiyetini de ortaya çıkartmaktadır. Sözde İslam’ın içinde, hak bir mezhep gibi takdim edilmeye çalışılan Şii Mezhebine (İmamiye, Caferilik, Alevilik ve diğer kısımları dahil) dair Şİİ ALİMLER VE ESERLERİNİN ORİJİNALLERİNE YER VEREREK kamuoyunu bilgilendirmeyi hedefliyoruz. Zira bir fikri, görüşü ve hareketi en iyi o fikri inşa eden, ona inanan ve hayatına tatbik edenler temsil eder. Bu bağlamda başta Humeyni olmak üzere önde gelen Şii alimlerinin eserlerinden bilgiler vererek ŞİİİLERİN GERÇEK DÜŞÜNCELERİNİ takdim ediyoruz. Şiilerin gerçek iman esasları, dünya görüşleri, kimlere düşmanlık besledikleri ve nasıl bir zihniyet arkaplanına sahip oldukları bu eserlerde gün yüzüne çıkmaktadır.
İRAN ANALİZ ekibi ucuza kaçacak sloganlardan, ithamlardan, propagandalardan ve beyin yıkama faaliyetlerinden uzakta ilmi ve delilleriyle TÜRKÇE İLK DEFA YAYIMLANAN bilgileri Türkiye ve Türkçe okuyan kitlelere ulaştırmaya devam edecektir.
BİLGİLER
Eser Adı: Biharül Envar
Telif: Şeyh Muhammed Bakır el Meclisi
Sayfa 301. Cehennem Babı
Metin: …”Yedi kapısı olan Cehennem getirilir. İlk kapı zalim içindir o Zerik’tir. İkincisi Habter içindir…üçüncüsü…Dördüncüsü Muaviye içindir.Beşincisi Abdulmelik içindir.Altıncısı…Yedincisi Ebi Selame içindir. Bu da onlara tabi olanların kapısıdır…
Açıklama: Zerik, Ebubekir için bir kinayedir…Habter ise Ömerdir.
Kaynak: Kasr al Sanam (http://kasr-alsanam.com/imageHandler.ashx?id=gallery/tan%205.gif)
http://irananaliz.files.wordpress.com/2008/11/sahabecehennem1.gif?w=459&h=2127 (http://irananaliz.wordpress.com/2008/11/13/siilik-ve-gercek-mahiyeti-22/sahabecehennem/)

|SEÇKiN|
08-03-2011, 07:51
Şii eserlerinde yer alan ÇOĞU TÜRKÇE İLK DEFA YAYIMLANAN bilgileri gören okuyucular cidden şaşkınlığa düşmektedirler. Zira son derece mantıksız, uçuk, islam’ın özüne aykırı, batıl ve delalet dolu düşünceleri içeriyor bu kitaplar. Şimdi paylaşacağımız bu eser de bunlardan bir tanesi… Tefsirul Kummi’den alıntılar.. “Şüphesiz Allah, bir sivrisineği de, ondan üstün olanı da, (herhangi bir şeyi) örnek vermekten çekinmez. Böylece iman edenler, kuşkusuz bunun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler; inkâr edenler ise, “Allah, bu örnekle neyi amaçlamış?” derler. (Oysa Allah) Bununla birçoğunu saptırır, birçoğunu da hidayete erdirir. Ancak O, fasıklardan başkasını saptırmaz. (Bakara Suresi, 26)
İşte bakınız Şii’lerin büyük alimlerinden bir tanesi Sivrisinek’in kim olduğunu söylüyor?
Kitap Adı: Tefsirul Kummi
Yazar: Ebil Hasan Ali bin İbrahim el Kummi
I.Cilt , Basım: Müessesetül A’la lil Matbuat, Beyrut, Lübnan
Sayfa 48’de Şii alim Kur’an’da anlatılan sivrisineğin Hz. Ali olduğunu ve onun Hz. Muhammed (sav)’den daha büyük olduğunu iddia ediyor? Ondan sonra buna delil olarak ayetleri sıralıyor ve hepsinin de Hz. Ali’yi işaret ettiğini iddia ediyor?
http://irananaliz.files.wordpress.com/2008/11/tefsirkummi1.jpg?w=99&h=297 (http://irananaliz.wordpress.com/2008/11/14/siilik-ve-gercek-mahiyeti-23/tefsirkummi/)

|SEÇKiN|
08-03-2011, 07:53
Mazlumiyet ve Hz. Hüseyin (ra)’in Kerbela’da şehit edilmesi üzerinden bir mit oluşturan, dahası bu acı olayı itikadi, tarihi ve şimdi siyasi bir düşmanlık aracı olarak kullanan Şii zihniyetinin mantıksal arka planına dair TÜRKÇE İLK DEFA YAYIMLANAN gerçekten vahşice, ürpertici ve bir o kadar da korkunç fotoğraflara yer veriyoruz. Bu fotoğraflar küçücük yaştaki masum çocukların, hatta bebelerin nasıl bir zihniyete sahip Şii anne babaları tarafından acılar içinde kanlar içinde bırakıldıklarını göstermektedir. Ağlayan, sızlayan ve dehşetle gözleri açılmış şu mazlum çocuklara ve yanlarında vahşi bir şekilde ellerinde kamalar ve kılıçlarla duran varlıklara bakınız!

http://irananaliz.files.wordpress.com/2008/11/fn0071.jpg?w=319&h=450 (http://irananaliz.wordpress.com/2008/11/14/siilerin-kucuk-cocuklara-yaptiklari-vahset/fn0071/)http://irananaliz.files.wordpress.com/2008/11/fn0057.jpg?w=450&h=337 (http://irananaliz.wordpress.com/2008/11/14/siilerin-kucuk-cocuklara-yaptiklari-vahset/fn0057/)http://irananaliz.files.wordpress.com/2008/11/fn0053.jpg?w=336&h=450 (http://irananaliz.wordpress.com/2008/11/14/siilerin-kucuk-cocuklara-yaptiklari-vahset/fn0053/)http://irananaliz.files.wordpress.com/2008/11/fn0135.jpg?w=274&h=432 (http://irananaliz.wordpress.com/2008/11/14/siilerin-kucuk-cocuklara-yaptiklari-vahset/fn0135/)

http://irananaliz.files.wordpress.com/2008/11/fn0285.jpg?w=150&h=230 (http://irananaliz.wordpress.com/2008/11/14/siilerin-kucuk-cocuklara-yaptiklari-vahset/fn0285/)

http://irananaliz.files.wordpress.com/2008/11/fn0373.jpg?w=150&h=180 (http://irananaliz.wordpress.com/2008/11/14/siilerin-kucuk-cocuklara-yaptiklari-vahset/fn0373/)

http://irananaliz.files.wordpress.com/2008/11/fn1329.jpg?w=460&h=320 (http://irananaliz.wordpress.com/2008/11/14/siilerin-kucuk-cocuklara-yaptiklari-vahset/fn1329/)

|SEÇKiN|
08-03-2011, 07:54
Şiilik mezhebinin ve doğal olarak Şiilerin İslam’ı ilk kabul eden, İslamı tüm dünyaya yayan, Hz. Peygamberin (sav) yanında bulunarak O’na iman eden Sahabeye düşmanlığı onların temel düşünce esaslarındandır. Sıradan basit bir Caferi (Şii) bile Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Muaviye veya herhangi bir sahabe ismini duysa rengi atar ve bir kin, bir nefret ile bakar karşısındakine…Zira Şii inanışında en temel düşman, en nefret edilen şahsiyet ve sürekli lanet ettikleri, küfürle itham ettikleri kişiler ne dinsizler, ne imansızlar, ne Siyonistler, ne Haçlılar ve ne de kafirlerdir: ŞİİLERİN LANET ETTİKLERİ, KÜFRETTİKLERİ KİŞİLER SAHABELERDİR.
İşte TÜRKÇE İLK DEFA YAYIMLANAN yandaki eser de Şiilerin hastalıklı bir bakış açısını gözler önüne sermektedir.
Yazar: Muhammed Cevad Muğniye
Eser Adı: Eş Şia vel Hakimun
Basım: Darul Cevad
Sayfa 53′te Sahabeden Amr ibnül As’ın (haşa) zina çocuğu olduğu iftirası atılmaktadır…
Kaynak: Difa Sunnah (http://www.dd-sunnah.net/records/view/action/view/id/1584/)
http://irananaliz.files.wordpress.com/2008/11/ethamamru221.jpg?w=459&h=644 (http://irananaliz.wordpress.com/2008/11/26/sianin-sahabeye-dusmanligi-2/ethamamru22/)http://irananaliz.files.wordpress.com/2008/11/ethamamru111.jpg?w=459&h=836 (http://irananaliz.wordpress.com/2008/11/26/sianin-sahabeye-dusmanligi-2/ethamamru11-2/)

|SEÇKiN|
08-03-2011, 07:57
TÜRKİYE’DE İRAN/ŞİA LOBİSİ



Türkiye’de İran yanlısı olup, bunu açıkça deklare eden; ancak Şii mezhebinin başta Kur’an’ın tahrif edilmesi, Hz. Aişe’ye (ra) iftira atılması, Sahabelere lanet edilmesi ve kendileri dışındakilerin, Sünnilerin Navasıb olarak tanımlanıp tekfir edilmesi, müslüman kabul edilmemesi gibi gerçekleri gizleyen kesimler mevcut…

İran tarafından desteklenen ve gizli/açık Şii mezhebiyle İran projelerini Türkiye’de yürütmekte olan belli başlı medya kuruluşları, basım-yayın evleri, dernekler, vakıflar, dergiler ve internet siteleri mevcut…
Türkiye’de İran Lobisi ve Şii Propagandası başlıklı dosyamızda Türkçe yayın yapan Şii-Safavi-İran yanlısı internet sitelerinin ikircikleri tavırlarını, gerçekleri nasıl saptırdıklarını, hakikati nasıl gizlediklerini, dün hedef tahtasına oturtup çirkin bir şekilde saldırdıkları kesimleri, takiyye icabı işlerine geldiğinde bugün nasıl yansıttıklarını tüm açıklığıyla kamuoyu ile paylaşacağız…


Bu kesimlerin nasıl taktik güttüklerini, nasıl çalıştıklarını, işgal altındaki ülkelerde mevcut direniş gruplarına ve en genel anlamda İslam coğrafyasındaki Sünni Müslümanlara karşı çok büyük darbe vuran terörist Şii gruplarını nasıl reklam ettiklerini, dezenformasyon ile tüm İslam aleminde ismi duyulunca dehşet saçan Mehdi Ordusu, Bedir Tugayları gibi mezhepçi Şii çetelerini nasıl masum gösterdiklerini bu dosyamızda delilleri ile karşılaştırmalı olarak okuyucularımıza sunacağız…

Türkiye’de koyu bir şekilde İrancı politika güden, dahası İran aleyhinde çıkan küçücük haberlere dahi organize bir şekilde saldıran, yorumlar yazan, İran’ın desteklediği ve onbinlerce Sünni Müslümanı feci şekilde katleden Bedir Tugayları, Mehdi Ordusu ve sair Şii terör örgütleri ile ilgili yayımlanan haberlerin kamuoyuna yayılması için feveran eden kesimler var…

Türkiye’de İran Lobisi Şii Hareketler dosyamızın bu kısmında öncelikle kalemi ustaca kullanan, İslami camianın entelektüel, yazar-çizer ekibine ve okur kitlesine hitap eden şahıs, site ve oluşumlara yer vereceğiz. Bu sitede mezkur kesimlerin nasıl sinsi bir şekilde gerçekleri çarpıttığını, bazı gelişigüzel verileri bir araya getirerek özellikle Ehli Sünnet Camiasını hedef alarak bunların temsil edildiği kurum, kuruluş, şahsiyet ve oluşumları nasıl hedef tahtasına oturttuklarını göstereceğiz.


Ayrıca bu kesimlerin ne yazıkki geçmişte çok çirkin bir şekilde hakaret ettikleri, küçümsedikleri, hatta tekfir ettikleri Türkiye’deki en önemli Ehli Sünnet vel Cemaat hareketi olan Milli Görüş Hareketi’nin basın-yayın organlarına sızdıklarını da ortaya çıkartacağız. Umarız Amerikan işgali altındaki Irak’ta mezhep çatışmaları fitnesini kışkırtan İran ile bu projeyi yürürlüğe koyup geniş ölçekli bir şekilde Sünni Müslümanları tasfiye eden Şii örgütlerin yaptıkları korkunç işkence ve katliamların boyutu, bunlar arasındaki ilişkiler ve gelecekteki muhtemel tehlikeler bilinerek; böylesi bir fitnenin önü daha büyümeden önlenir…

|SEÇKiN|
08-03-2011, 08:00
Türkiye’de açıkça veya planlı bir program dahilinde İran Rejimi, Şii mezhebi yanlısı çeşitli kişi, kuruluş, oluşum ve medya kuruluşu mevcut. Elbette herkes gibi İran-Şii lobisinin çalışma yapmaları, fikirlerini kamuoyu ile paylaşmaları ve özgürce konuşmaları beklenebilir. İran Analiz sitesi aracılığıyla açıkça ortaya koyduğumuz gibi Şii-İrancı kesimin temel düşünce yapısı, akidesi ve eline güç geçirdiği anda ortaya koyduğu eylemler bulunduğu tüm yerlerde şiddetli çatışmalara, kargaşaya, teröre, kanlı eylemlere ve mezhep çatışmalarına sebebiyet vermiştir. İşte bunun en acı örneğini Irak, Lübnan, Afganistan, Pakistan ve sair ülkelerde işlenen korkunç cinayetler, etnik temizlik operasyonları ve Sünni kesimlerin vahşi şekilde katledilmesi şeklinde şahit oluyoruz.

Ülkemizde de böylesi acı durumların yaşanmaması, bu yönde herhangi fiili bir durumun oluşmaması için yayılmacı İran-Şii politikalarının gerçek yüzünün bilimsel altyapıya dayalı olarak veriler, bilgiler ve belgeler ile kamuoyuna aksettirilmesi hedeflenmektedir. Burada yapılacak olan herhangi bir kişi veya kişilerin hedef gösterilmesi değil, daha üst perdede uygulanmakta olan tehlikeli bir Şii-İran destekli küresel projenin varlığını Türkçe okurlar ile paylaşmaktır. Burada yayımlanan bilgi ve belgelerin alındığı kaynaklar objektiflik esas alınması itibariyle zaten işaret edilmektedir.

|SEÇKiN|
08-03-2011, 08:04
Türkiye’de eli kalem tutan ancak doğru, yanlış her şart ve durum altında İran’a, Humeyni’ye ve http://irananaliz.files.wordpress.com/2009/05/kenan.jpg?w=56&h=74Şia’ya taş kondurmayan Beykozdaki makamından ve çeşitli ihalelerden uzaklaştırıldığından dolayı bir numaralı AKP Düşmanı haline gelen, hakareti de aşan ifadeler kullanarak saldıran Kenan Çamurcu adlı şahsın İran Lobisi’nin bu dosyasında enteresan bağlantılarına ve yazılarına yer vereceğiz. İranlı yazarlara dair kitapları dünyevi karşılıklar alarak çeviren Kenan Çamurcu adlı şahsın Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere özellikle belediyelerin kültür daire başkanlıkları ve yayımları üzerinde bir dönem ciddi etkinlik sağladığı, uluslararası konferanslarda kendi düşüncesiyle paralellik arz eden ve bir klişe olmaktan öteye gitmeyen İrancı, Şii entelektüelleri Türkiye’ye tanıttığını hatırlatmak istiyoruz.
Siyasi anlayışı itibariyle kayda değer bir duruş sahibi olmayan bu şahıs dün zemmettiği Milli Görüş Hareketinin basılı-yazılı medyasında pirim yapması itibariyle yer edinmeye başlamıştır. Bir ara siyasi çıkar uğruna bir ilden Saadet Partisi başkan adayı olmaya çalışmışsa da engellenmiştir. Ne yazıkki bir süre sonra Anadolu Gençlik Derneğinde yazılar yazmaya başlamış, şimdi TV 5 televizyon kanalında propagandadan ileri gitmeyen program yapmaya başlamıştır.


Şimdi de Milli Gazete üzerinden Ebubekir Sifil, Mehmet Şevket Eygi’ye ve Ehli Sünnet Camiasına olan kin ve öfke kusarak saldırıya geçmiştir. Dil bilen, ortadoğu basınını yakından takip eden ve ciddi bağlantıları olan İran Analiz Sitesi olarak Kenan Çamurcu adlı şahıs ve ekibinin ilişkilerine, durduğu yere ve konumlarına dair TÜRKÇE İLK DEFA YAYIMLANACAK olan bilgi ve belgeleri paylaşıyoruz.
Siyasi düşüncesi, partilere bakışı ve durduğu yer nokta-i nazara alındığında en temelde Sünni düşüncenin, Milli Görüş hareketinin, geleneksel İslami algılayışın, tarikatların ve sair oluşumların tam karşısında düşmanca bir tavır sergileyen Kenan Çamurcu zikzaklarla dolu bir hayat sürecinde sadece İrancı/Şii kimliğinden zerre kadar taviz vermemiştir. Çamurcu’nun yazdıkları, tenakuzlar, vurduğu, saldırdığı yerler ve en üst perdede kullandığı sinsi, tahripkar ve saldırgan metotlar neymiş. onlara karşılaştırmalı olarak bakalım.


Türkiye’de Şiiler (Caferiler), Şiileşenler, İran yanlısı Şii propagandası yapanların gerçekte kimlerle ne tür kirli ve derin ilişkiler ağına sahip olduklarına dair TÜRKİYE KAMUOYUNU BİLGİLENDİRMEYE YÖNELİK dizimizin bu kısmında bu kesimin önde gelen isimlerinden olan Kenan Çamurcuya yer veriyoruz.
Bu zatın gitgellerle dolu hayatına, ilişkilerine, hızlı yükselişine, İslami camia içindeki yerine, hırslarına ve yapmak istediklerine dair dosyamıza devam edeceğiz…

|SEÇKiN|
08-03-2011, 08:06
http://irananaliz.files.wordpress.com/2009/12/necatcamurcu.jpg?w=130&h=115 (http://irananaliz.wordpress.com/2009/12/22/turkiye%e2%80%99de-iransia-lobisi-%e2%80%93-5-kenan-camurcu/necatcamurcu/)İRAN ANALİZ ÖZEL /Türkiye’deki İran&Şii Lobisini tanıtmaya matuf olarak yayımladığımız dosyanın Kenan Çamurcu ile ilgili kısmının ikincisi ile karşınızdayız. Yazılan bilgiler tamamen araştırmalara, belgelere ve ilgili şahsın düşünce dünyasının yansıdığı dergiler, kitaplar, makaleler, katıldığı konferanslar, sempozyumlar, paneller, çıktığı veya düzenlediği televizyon programları, yurt dışı temasları ve görüştüğü kişiler, temsilciler, kuruluşlar ile bunların basına yansıyan kısımlarından derlenmiştir. Yani bu dosya bir nevi yazarın otobiyografisi niteliğinde olup farklı bir yönden kendisini şahsiyet analizine tabi tutmaktan ibarettir. Ülkemizdeki en ciddi lobilerden birisi olan İran&Şii lobisi mensuplarının kendi kimliklerini alenen ortaya koymaları, düşüncelerini hayatları ve eylemleri ile yansıtmaları gayet normal bir hadisedir; zira herkes kendi düşüncesini meşru ölçülerde ifade etmelidir. Bu ilkeye saygı duyan İran Analiz sitesi prensipli yayın çizgisi doğrultusunda ilgili dosyada tamamen bu lobi mensuplarının kendi ağızlarından ve yaptıklarından derlediği, ilişkiler ağını ortaya koyduğu bilgileri kamuoyu ile paylaşmaya devam etmektedir. Hakaret, yalan, ilzam etme veya olmayanı olmuş gibi gösterme hadisesine site olarak yer vermediğimizin altını çizmek istiyoruz.

Türkiye’deki İran ve Şia lobisinin önemli isimlerinden biri olan Kenan Çamurcu adlı şahsın ülkemizde tıpkı Irak, Afganistan, Lübnan gibi ülkelerde yaşanan mezhep çatışmaları ve İran’ın yüzde yüz destekleyerek Sünni kesimleri tasfiye ettiği bir süreç ve tehdit karşısında buna karşı duracak olan kesimleri hedef alması, bazılarına yanaşması ve tüm ilkelerini ayaklar altına alırcasına dün küfrettiklerini bugün övmesi hadisesi yakından incelenmesi gereken bir hadisedir.


Siyasi düşüncesi, partilere bakışı ve durduğu yer nokta-i nazara alındığında en temelde Sünni düşüncenin, Milli Görüş hareketinin, geleneksel İslami algılayışın, tarikatların ve sair oluşumların tam karşısında düşmanca bir tavır sergileyen Kenan Çamurcu İrancı/Şii kimliğinden zerre kadar taviz vermemiştir. Çamurcu’nun yazdıkları, tenakuzlar, vurduğu, saldırdığı yerler ve en üst perdede kullandığı tahripkar ve saldırgan metotlar dikkatlerden kaçmamaktadır.



Siyasi bakış açısını tartışmaktan ziyade mezkur şahsın öne çıkan yönlerinden en göze çarpanına değinmek istiyoruz. Çamurcu 2006 yılında İstanbul’da düzenlenen ve bulunduğu ülkelerdeki Sünni direniş kesimlerini temsil eden önderlerin katıldığı Küresel Saldırganlığa Karşı Hamle: Irak’ın Zaferi adlı konferansla ilgili olarak aslında safını ve zihniyetini gayet bariz bir şekilde ortaya koymuştur.
Ehli Sünnet kesimlerin temsilcilerinin katıldığı Lübnan, Somali, Irak, Afganistan, Sudan, Pakistan, Yemen vs birçok ülkeden katılımcının olduğu bu konferans öncesinde İran ve Şii kesimlerden ciddi yaygaralar çıktı. Kendisini açıkça İslam ve Direniş karşıtı oluşumlara karşı mücadeleye adadığını deklare eden Beyrut Merkezli Küresel Saldırganlığa Karşı Hamle adlı teşkilatın organize ettiği bu teşkilatın Türkiye’den kimseyle irtibata geçmediği, dahası tek bir resmi veya yarı-resmi kuruluşların dahi programa katılmadığı biliniyor. (Buna rağmen basına yansığı kadarıyla Irak’ın Zaferi konulu programda videolar, belgeler ve açıkça Irak içinde yüzbinlerce Sünni müslümanın çok net bir şekilde Bedir Tugayları, Mehdi Ordusu, Irak Hizbullahı başta olmak üzere İran destekli Şii terör örgütlerince vahşi şekilde katletildiği deklare edildi.)
Türkiye’de belki ilk defa bu kadar açık, sert ve gayet alenen deklare edilen Safavi İran terimlerinin telaffuz edildiği bu konferans İran’ın ve Şii tehdidinin gerçek boyutunu gözler önüne serdi. Bundan elbette İran, İrancı kesimler ve Kenan Çamurcu gibi şahıslar dehşete kapılarak hızla kamuoyunu iğfal etmeye yöneldiler. Bu doğrultuda Milliyet gazetesi başta olmak üzere anti-İslamcı basın-yayın organlarına malzeme vererek çok çirkin bir planı uyguladılar. Bunun en başında konferansın Taliban Konferansı, el Kaide Konferansı olduğunu yaydılar. Ki burada da gerçek yüzlerini ortaya çıkartarak Taliban’ın tasfiye edilmesinde Amerikan işgalcilerine en büyük hizmeti vererek İslam ümmetine ihanet eden İran’ın burada çirkin yüzünü ortaya koydular.


Öte yandan toplantıya katılan Adnan Duleymi, Şeyh Haris ed Dari gibi Sünni liderleri gözden düşürmek için çirkin iftiralar atarak bunları komik şekilde Saddamcı, Baasçı vs yaftalarla isimlendirdiler. Ancak zaman geçince bu kişilerin Saddam tarafından sürgüne gönderildiği, bir numaralı Baas düşmanı oldukları ortaya çıkınca bu yalanları da yüzlerine vurulmuş oldu. Enteresandır; bugün sözde Taliban’ı destekler gibi görünen Şii lobisinin ve İran’ın en önde gelen düşmanları Sünni kökenli olan Talibandır! Talibanın tasfiyesinde kuzey ittifakını İran’ın bizzat desteklediğini lütfen hatırlayınız!
Ancak en tehlikeli, sinsi ve haince bir saldırı Kenan Çamurcu ve İrancı kesimler tarafından bünyesinde belli başlı birçok İslami camiayı barındıran Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı’na karşılık yapıldı. Her ne kadar TGTV adlı kurum iktidardaki partiyi alenen destekler mahiyetteki çok yanlış siyasi adımlar atsa da bünyesinde Milli Görüş başta olmak üzere birçok müslüman camiayı barındırıyor. Dahası Recai Kutan başta olmak üzere yüzün üzerinde önemli şahsiyet bu teşkilatın kurucusu olarak yazılıyor internet sitesinde. Yazısında şunları söylüyor Çamurcu adlı İrancı şahıs: “TGTV, Kasım 2006’da İstanbul’da gerçekleştirilen ve Iraklı Şiilerin çağrılmadığı Sünni toplantısını düzenleyen örgüttür ve konu bu yönüyle sorgulandığında düpedüz tüymüş, ortadan kaybolmuştur.” Oysa bu vakfın tüm görüşmeleri, resmi açıklamaları, küçük ziyaretleri bile internet sitelerinde yayımlanırken, hadi olmadı Çeçenistan’a giden başkanı Av. Necati Ceylan’da olduğu gibi olmadı bir şekilde duyulurken nasıl oluyor da Çamurcu böylesi bir yazı yazıyor? İşte sorulması ve sorgulanması gereken önemli bir nokta?


Yoksa Nasrallah’ın yerini İsrail’e bildiren şahıs diye Ahmet Davutoğlu’na ve belirli kesimlere iftira atarken Çamurcu’nun aldığı istihbarat ile TGTV’ye dair ileri sürdüğü bu uyduruk metnin kaynağı da aynı yer mi???? BÜYÜK İHTİMAL KAYNAK AYNI; ANCAK ASLI ASTARI OLMASA BİLE SİNSİ VE BÖLGEDE HİZİPÇİ AYRIŞMAYI DERİNLEŞTİREN BÜYÜK PROJEYE HİZMET EDEN BU YAZILAR SADECE NORMAL VATANDAŞI ALDATMAYA YETECEK ŞEYLER…
Belki ilk defa kamuoyuna yansıyacak Kenan Çamurcu’nun gerçek yüzüne, hayatının gel gitlerine ve psikolojisine dair ciddi bir duyumu hatırlatmak istiyoruz. 2004 yılında düzenlenecek olan ve Çamurcu’nun BOP, ılımlı İslam (hırsla iman ettiği ve savunduğu Şii mezhebi sanki hak İslam mezhebi ) diye saldırdığı TGTV toplantısı öncesinde çok enteresan şeyler yaşanmış! Bu duyum; muhatabı ve yazının konusu olan şahsın kamuoyuna dürüst bir şekilde açıklaması gereken bir husustur ! Cevabını gayet iyi bilen bu şahıs konferans üzerinden (tartışılması ve ilişkileri elbette konuşulması gereken bir konferanstır bu) Türkiye’deki irili ufaklı müslüman camianın tamamına yakının bir çatı altında bulunduğu TGTV’yi günah keçisi ilan ediyor, vurdukça vuruyor. Elbette şu an bulunduğu yer itibariyle mezkur vakıf kesinlikle kurucu iradesi yeniden sorgulanması gereken bir yerde durmaktadır. Ancak burada Çamurcu TGTV veya herhangi bir teşkilat hakkında “masumiyet” mefhumunu temel baz kabul ederek yazılar kaleme almaktadır. Oysa bu dosyamızı kaleme almaya iten saik tam da kendisinin kullandığı bu “masumiyet” sıfatını ve terimini tıpkı yüzlerce makalesinde olduğu gibi maslahat-ı şahsiyesine hizmet edecek şekilde kullandığını gözler önüne sermeye matufdur!


Aslında yazar salt belirli derneklere, vakıflara veya kesimlere saldırırken bunu gayet bilinçli bir şekilde yapmaktadır. Ancak durdukları yer itibariyle sağlam bir duruş sergilememeleri nedeniyle TGTV gibi kurumların yıpratılması ve yazarın yazısını biraz daha kabullenebilir kılması mümkün oluyor. Ancak yazar bununla da yetinmiyor. Kendisini ve sahip olduğu zihniyeti ürküten, dehşete düşüren Ebubekir Sifil hocaefendiye, onun üzerinden Milli Gazete, Milli Görüşe ve temsil ettiği Ehli Sünnet vel Cemaat dünya görüşüne de alenen saldırıyor. İşte önemli ve kesinlikle üzerine gidilmesi gereken bir mesele tam da budur..
Ne yazıkki bir zihin kırılması ile karşı karşıya bulunduğumuz bir dönemde böylesi şahsiyetler Türkiye’deki müslüman camiada hiç bir şekilde layık olmadıkları şekilde takdir görmektedirler. Bunu Milli Görüş hareketine bağlı medya kuruluşlarının yapması ise anlaşılacak bir şey değil…


Yazarın kendi yazdıkları, söyledikleri ve yaptıkları üzerinden hiçbir şekilde inkar edemeyeceği veriler üzerinden bilgiler vermeye devam ediyoruz. Değerli kamuoyunu özellikle Milli Görüş camiasını bu şahsın TV5′te yaptığı program esnasında hangi konukları çağırdığını ve hangi konuları tartıştığını hatırlamalarını, araştırmalarını rica ediyoruz. Aradaki ilişkilere çok güzel bir örnek hatırlatma olması hasebiyle Caferilerin lideri olan Selahaddin Özgündüz’ün çağrıldığına yer veriyoruz. Bu şimdilik yeter…


Öte yandan Çamurcu’nun 2007 yılında yapılan Kudüs Buluşmasıyla ilgili yazdıkları da son derece enteresan…

|SEÇKiN|
08-03-2011, 08:12
2003 Irak işgalinin başında işgale karşı milli bir duruş sergilemeye çalışan Mehdi Ordusu ne yazıkki Samarra’da İmam Askereyn Türbelerinin patlatıldığı (saldırıların diğer Şii örgütler tarafından planlandığı kanıtlandı) meşum hadiselerle birlikte alenen Ehli Sünneti hedef almaya başladı. Bir gün içinde yüzlerce Sünni camisi, imamı, müezzeni ve hatta cami cemaati ile birlikte patlatıldı, yakıldı ve yıkıldı. Özellikle Bağdat eşine görülmemiş ölçüde bir etnik temizlik ile karşı karşıya kaldı.Mehdi Ordusu Ehli Sünnete karşı kin ve nefretle dolu bir siyaset güderek binlerce insanı işkencelerden geçirdi ve katletti. Son aylarda kukla hükümet ve işgal güçleri bu milis güce ait azımsanmayacak sayıda toplu mezarların bulunduğu işkence odaları ve mekanlarını ele geçirdi. (http://video.google.com/videoplay?docid=-7249524954347472425&ei=_CXRSJaXGYWoiALujq3MAg&q=%D8%AC%D9%8A%D8%B4+%D8%A7%D9%84%D9%85%D9%87%D8%A F%D9%8A#)Neredeyse direnişçi diye lanse edilen bu Şii teolojisine mensup örgütün neler yaptıklarına dair yorumsuz olarak videoları kamuoyuna sunuyoruz.
İlk video Sünni camilere yönelik bir saldırıyı göstermektedir.

Video için tıklayınız. (http://video.google.com/videoplay?docid=-7249524954347472425&ei=_CXRSJaXGYWoiALujq3MAg&q=%D8%AC%D9%8A%D8%B4+%D8%A7%D9%84%D9%85%D9%87%D8%A F%D9%8A)

|SEÇKiN|
08-03-2011, 08:20
Türkiye’de nerdeyse işgal karşıtı bir kahraman gibi ilan edilen Şii lider Mukteda Sadr’a bağlı fanatik Mehdi Ordusu militanlarının Irak’taki Ehli Sünnete karşı işlediği toplu katliamlara dair bir fotoğraf… Fotoğraftaki cesetlerin çoğu çürümüş ve tanınmaz halde…

Hatırlatmak fayda olan bir husus: Ehli Sünnet’in yoğun yaşadağı bölgelere Şii milislerin saldırısı genelde geniş alanda Amerikan işgal güçlerinin bölgeyi kordon altına alması, büyük caddelerin Şii Irak Hükümetine bağlı güçler tarafından giriş çıkışa kapatılması ve bölgenin Şii bölücü Milislerin cirit atacağı hale getirilmesinin sağlanmasıyla yapılıyor.


Giriş çıkışların yasaklandığı, sokağa çıkma yasağının uygulandığı Sünni mahallelerde yaşayan masum halk bu Şii militanlar tarafından çoğu kez tutuklanarak kendilerine bağlı işkence merkezlerine götürülür, burada işkenceden geçirilerek sonrasında cesetleri bu fotoğrafta olduğu gibi ya ıssız mekanlara, ya çöplere, ya sokaklara ya da nehirlere atılır…

http://www.awda-dawa.com/photos/1790253794015192337_rs.jpg

|SEÇKiN|
08-03-2011, 08:21
konu devam edecektir....

Kaçak
08-03-2011, 09:14
Tebrik ederim Hocam ...
Maksad hasıl olmuştur umarım ...
Allah ibadetinizi kabul etsin ...
Bakalım fitili ateşeleme işi kime düşecek ...

Arayıcı
08-03-2011, 09:35
Ne kadar uğraşmış emekler çekmiş.Parantez içinde niyetler okumuş.Bir de Seyyah olacan boşa gezmişin.Neden müslümanların arasına fitne sokmak istersin.Bu gün dünya yarın ahiret.

|SEÇKiN|
08-03-2011, 13:28
ehl-i sünnet deyince adeta tu kaka oldu bu memlekette...
sağolsun iran kökenli ve yerli muhibbanı bunu elbirliğiyle başardılar. gerek medya, gerek akademi çevrelerindeki lobileriyle öyle faaliyet yürüttüler ki bu ülkede artık kimse ben ehl-i sünnetim demeye cesaret edemez hale geldi neredeyse... üç-beş kişilik cemaat ve tasavvuf erbabı hocalar dışında...

halbuki ehl-i sünnet yolu ve akaidi bu ülkenin omurgasıdır, varlık sebebidir. şah ismail'in bu ülkenin içlerine doğru başlattığı fütuhat hareketi yavuz sultan selim tarafından sekteye uğratılmış, asırlarca set çekilmişti buna ya, iran derin devleti uyandı birden... belki de uyanıktı da fırsat kolluyordu. bilmiyorum... şu kadar var ki, son yıllarda her ne olduysa asırlardan bu yana şerefle, onurla taşıdığımız bu akidemiz viran edildi, talan oldu adeta...

rûh-i pâk-i rahatsız olmasın diye peygamberinin şehrine yakın tren yoluna keçe döşetecek kadar muhabbet dolu olan ecdadın ahfâdı bugün peygamberini sorgulamaya, onun en aziz sahabileri hakkında en herzel ifadelerle hakaret edilmekte, onun getirdiği aziz emaneti(kur'an) sorgulanmaya başlandı. kurbanın aslında olmadığı söylendi, hac'daki menasıkın bir çoğu yok farzedilmeye... hülasa bütün istinatlarımız berhava edilmeye yüz tutturuldu. insanlar gelip soruyor sürekli, "neler oluyor, biz asırlardır bu ibadetleri yapmamış mıydık, yanlış olan ne? biz mi kandırıldık, yoksa birileri bizim inançlarımızı yıkmaya mı çalışıyor, vs."

senin inancından olan sitelerde dahi korkmaya başladık artık kendimizi, inancımızı, akidemizi savunmaya... en ağır şekilde suçlanıyor, müslümanlar arasına kin sokmakla, düşmanlık ve fitne ekmekle itham edilmekten kimse kalem oynatamaz hale geliyor. hayır, bu bir düşmanlık değil, fitne değil... evimi yağmalamaya gelenlere, talan etmeye gelenlere karşı bir savunma refleksidir... alınmay, gücenme yok, darılmaca yok... sen gelip benim evimin içinde kendi inancını, itikadını pervasızca tebliğ edecek, insanlarımızın kafasını iğdiş edecek, bulandıracaksın, ben ağzımı açınca tu kaka edileceğim! yok öyle yağma arkadaş!

gücümün yettiği, kalemimin erdiği kadar evimin namusunu korumaya çalışmak da benim namus borcumdur, vazifemdir, insan olarak, müslüman olarak... hem ülkeme, hem milletime, dinim ve inançlarıma karşı bir borçtur bu... ekmeğime uzanan elle, dinime, inançlarıma uzanan el arasında hiçbir fark yoktur.

türkiye cumhuriyeti devleti ergenekon belası ile uğraşırken manevi varlığını tehdit eden bu büyük tehlikeyi görmezden gelemez, gelmemeli...

siyonistlerin arz-ı mev'ud hayali neyse, iran derin devletinin ülkemiz üzerindeki tarihi hayali de aynıdır... ben yahudiden, amerikasından, ingilizinden, almanından korkmuyorum... korkmuyorum çünkü onları biliyor ve tanıyorum... onun tehlikesine karşı gardımı almasını biliyorum... lakin suret-i haktan gözüküp siyasi ve dini meşreplerinin getirdiği emeller için ülkemde cirit atan, dört koldan saldırıya geçerek inançlarımızı yavaş yavaş kemiren, içini boşaltan ve kendine benzetmeye çalışan, bu ülkeyi iran'ın adeta bir uydusu haline getirmek için çabalayan bu kişilere karşı savunmasız ve adeta çaresiz bir duruma düşürülmüşüzdür. yahudi ve hempaları ülkemin toprağına göz koymuşken bu adamlar benim kafamın için, asırlardır muhabbetle taşıdığım, bu ülkenin taşında toprağında imzası olan inançlarıma, itikadime göz koymuştur.

hani bir çin atasözü vardır: "pirincin içindeki taşlardan korkmayın, pirince benzeyen taşlardan korkun" der... bu kişiler tam da bu tanıma uyan kişiler işte...

ben senin ülkene gelmiyorum, senin ülkende inançların, itikadin aleyhinde propaganda yürütmüyorum, peki sen niye gelip bu ülkede olanca gücün ve hışmınla bunca propaganda, faaliyet yürütüyorsun ki?!

ne istiyorsunuz bizden?!

türkü
08-03-2011, 13:48
jaferian yasaklı olmasaydı cevap verirdi size :D

"başka bir yol yok mu!" nasıl bir ihtiyacın, iştiyakın, çıkmazın soru cümlesidir?
her kesimin bir zannı var; dogruyu bildigine dair ve yaşadıgına.. ama aynı zamanda her kesimin bir digerinin yanlışına isbatı da var. zaten benimsemedigimiz akidesinin yamukluguna altı kalın çizgilerden oluşan kelimelerle vurgu yapmakla mı püskürtecegiz? kendi degerlerimize sahip çıkmıyorsak her rüzgar bizi başka alanlara savuruyorsa bunda suçlu yüzde yüz dış müdehaledir denilebilir mi? sen zaten açık bırakmışsın kapıyı hırsız girer de çalar da.. kökleri ile uzlaşmakta, ıslahta, barışta sorunu var ülkemiz müslümanlarının bence. "begenmedigi" ile "begenilmeyen" bir kuşak çatışıyor özünde göremiyoruz birtürlü.. "kalbini tırmalayan şeyi terket" deyip başlıgı kapatıyorsam bu konuya ilgi duydugum halde, yokla bakalım kendini hocam sende nasıl bir eminlik hasıl oluyor neye istinaden oluyor hakça mı bencilce mi hareket ediyorsun bir ölç-tart bakalım derim ben iznin olursa..

Ehl-i Sünnet
08-03-2011, 14:24
HZ. Ebu Hureyre (R.A) Çok hadis rivayet ediyor diye ŞİA bu güzide sahabeyi pek sevmez. Aslında Bunun nedeni “HZ. Ali efendimizden nasıl olurda çok fazla hadis rivayet eder?.” Herhalde böyle bir dayanağı ilk defa duydunuz. Şia’nın bütün dayanakları buna benzer köpük misalidir. edille i şeriyye hiç birine uymaz. Akıllı her insan sadece buna dayanarak inkar yapılamayacağını bilir.

Ebû Hüreyre (Radıyallahu Teala Anh) şöyle demiştir:
- Benim çok hadîs rivâyet etmemin sebebi şudur: Ben fakîr bir kimseydim. Belli bir işim yoktu. Her zaman Resûlullah efendimize hizmet ediyordum. Muhâcirler çarşıda, pazarda alış-verişle; ensâr da kendi malları, mülkleriyle uğraşırken, ben Resûlullah efendimizin yanında bulundum. Dolayısıyla diğerlerinden daha çok şey duydum.


Hayber’in fethinden sonra Peygamber efendimiz, Ebû Hüreyre’ye Hayber’de alınan ganîmetlerden hisse verdi. Sonra Medîne’ye döndüler. Bundan sonra Ebû Hüreyre Yemen’e dönmeyip Medîne’de kaldı. Gece gündüz Resûlullah efendimizin yanından hiç ayrılmadı. Peygamberimizin vefâtına kadar dört sene böyle devam etti. Yemen’den gelen annesi de yanında kalmakta idi.


İsâmiyeti geç benimsediği için kaybettiği yıllarını telâfi etmek amacıyla, açlıktan bayılacak dereceye geldiği halde Mescid-i Nebevîdeki Suffeden ayrılmazdı.
İbn-i Hacer, el-İşâbe, VII, 436-437).



Ebu Hüreyre, sahabe ve muhaddislerce son derece güvenilir, yüce bir zattır. (Buhari)

O, ( Ebu Hureyre) benden daha hayırlı ve naklettiğini daha iyi bilendir. (Abdullah ibni Ömer)



Hazret-i Ebu Hüreyre’nin çok hadis rivayet etmesi


Sual: Bir arkadaş, Nehcül-belaga şerhinden bir kaynak gösterip, Ebu Hüreyre’ye güvenilmeyeceğini söyledi. Ebu Hüreyre Sahabi değil mi?
CEVAP

Nehc-ül-belaga kitabını Bir Yahudi dönmesi olan Ali Mürteda’nın kardeşi, Radi isminde bir Şii’nin yazmış olduğunu, İslam âlimleri ittifakla bildirdiler. Zaten Şiiler bile, bunu inkâr etmiyorlar.
Zahiri ilimlerdeki ve tasavvuf bilgilerindeki yüksek derecesiyle tanınmış olan büyük veli, seyyid Abdullah-i Dehlevi hazretleri, Mektubat kitabında, Nehc-ül-belaga kitabının muteber olmadığını bildirmektedir. (m. 61)

Nehc-ül-belaga kitabını Şiiler ve Mutezile olanlar şerh etmiştir. Mesela şerh edenlerden biri İbni Ebilhadid mutezilidir. Bu kitabı, mason Abduh da şerh etmiştir; fakat hiç bir Ehl-i sünnet âlimi muteber kabul etmemiştir.


Nasıl ki, Ehl-i sünnetin nakilleri bid’at fırkalarınca muteber sayılmazsa, onların nakilleri de, elbette Ehl-i sünnete göre muteber sayılmaz. O kitaptaki yazıların Ehl-i sünnete göre, hiçbir ilmi değeri yoktur.
Hazret-i Ebu Hüreyre (radıyallahü teâlâ anh), Eshab-ı kiramın büyüklerindendir. Eshab-ı kiramın, derece olarak, büyüğünün de, küçüğünün de Cennetlik olduğu, hadis-i şeriflerle ve âyet-i kerimelerle bildirilmiştir. Bir âyet-i kerime meali:
(Mekke’nin fethinden önce Allah için mal verip savaşanlar, daha sonra harcayıp savaşanlarla eşit değildir. Onların derecesi, sonradan Allah yolunda harcayan ve savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber, Allah hepsine de en güzel olanı [Cenneti] vaat etmiştir.) [Hadid 10]
Allahü teâlâ, (Ve küllen vaadallahü hüsna [Hepsi için Hüsnayı [Cenneti] söz verdim.]) buyuruyor. Hepsi Cennetlik olan insanlar için, nasıl, muteber değildir denebilir ki? Bu, âyet-i kerimeyi inkâr olmaz mı?


Ehli bilir ki, hadis ravilerinde, adalet şartı aranır. Ama Eshab-ı kiram ravi ise, onda böyle bir şart aranmaz. Çünkü hepsinin adil olduğunda icma hasıl olmuştur. Eshab-ı kiramdan herhangi birine adil değil diyen, icmaya karşı gelmiş olur. İcma’ya karşı gelmek de küfürdür.
Hazret-i Ebu Hüreyre, Müslüman olduktan sonra, annesinin de Müslüman olmasını çok istiyor, bunun için çok uğraşıyordu; fakat bir türlü muvaffak olamıyordu. Bu hususta şöyle anlatmıştır:



Resulullaha, annemin hidayete kavuşması için dua buyurun dedim. Resulullah, (Allah’ım, Ebu Hüreyre’nin annesine hidayet ver) diye dua buyurdu. Eve varınca annem, ya Eba Hüreyre, ben Müslüman oldum dedi ve kelime-i şehadeti söyledi. Ben sevincimden ağlayarak annemin Müslüman olduğunu müjdeledim. Dedim ki, ya Resulallah, annemi ve beni müminlerin sevmesi için, bizim de, müminleri sevmemiz için dua edin. Resulullah, (Allah’ım, şu kulunu ve annesini mümin kullarına, müminleri de onlara sevdir) buyurarak dua etti.

Artık beni bilen ve gören her mümin sevdi. [Bu hadis-i şerif de gösteriyor ki, Ebu Hüreyre hazretlerini ancak mümin sever, ona ancak İbni Sebeci buğzeder.]
Eshab-ı kiramın en fakiri olduğu için, Eshab-ı Suffa arasına katıldı. Eshab-ı Suffa, Mescid-i Nebi’de kalır, hep ilimle meşgul olurdu. Hazret-i Ebu Hüreyre, Peygamber efendimizin hep huzurunda bulunduğu için, pek çok hadis-i şerif işitip rivayet etmiştir. Eshab-ı kiram arasında Abdullah bin Ömer’den sonra, en çok hadis bilen budur.



Âişe validemize, Resulullahın söz ve hallerini en iyi bilenin kim olduğu sorulduğunda, buyurdu ki:
(Resulullahın hâl ve sözlerini, en iyi bilen Ebu Hüreyre’dir. Yemin ederim ki, Ebu Hüreyre, bütün vaktini Resulullahın huzurunda geçirmiştir.)
Hazret-i Ebu Hüreyre, yıllarca, gece gündüz Resulullahın huzurundan ayrılmamış, bütün işini, gücünü bırakmış, hep Peygamber efendimizin buyurduklarını dinleyip, ezberlemiştir. Hatta günlerce aç kaldığı halde, dini öğrenme gayretiyle buna katlanmıştır. Bu sahabinin rivayet ettiği hadis-i şeriflere, istisnasız bütün hadis kitapları yer vermiştir. Hep abdestli bulunur, Resulullah, (Abdestli olan uzva [organa] Cehennem ateşi dokunmaz) buyurdu derdi. Bu büyük hadis âlimi asla kötülenemez. O, kötülenince, ahkam-ı şeriyyenin yarısı kötülenmiş olur. Çünkü, ahkam-ı şeriyyeyi bildiren üç bin hadis-i şerif vardır. Yani dinimizin üç bin hükmü, sünnet ile belli olmuştur. Bu üç bin hükmün yarısını haber veren Hazret-i Ebu Hüreyre’dir. Onu kötülemek, ahkam-ı şeriyyenin yarısını kötülemek olur.



Savaşta ve barışta Resulullah efendimizin yanından ayrılmazdı. Hafızası çok kuvvetli olduğundan, çok hadis-i şerif ezberlemişti. Eshab-ı kiramdan ve Tabiinden 800’den fazla kimsenin, kendisinden hadis öğrendiği, Buhari’de yazılıdır. (Bilerek bana yalan isnat eden, Cehennemdeki yerine hazırlansın) hadisinin ravisidir. Hadis rivayet etmek istediğinde, bu hadisi zikrederdi. Sahabiler onun hadis rivayetindeki üstünlüğünü kabul edip, ondan hadis naklettiler. (Hakim Nişaburi, III, 513)


Ebu Hüreyre, sahabe ve muhaddislerce son derece güvenilir, yüce bir zattır. (Buhari)

O, ( Ebu Hureyre) benden daha hayırlı ve naklettiğini daha iyi bilendir. (Abdullah ibni Ömer)
O, bizim işitmediğimiz bir çok hadisi işitmiştir. (Hazret-i Talha) [H. Nişaburi, III, 511]
İmam-ı Şafii gibi büyük âlimler, (Ebu Hüreyre, kendi dönemindeki hadis ravileri içinde, hafızası en sağlam olanıdır) buyurdu. (İbni Hacer, el-İsabe fi Temyizis-Sahabe, IV, 205)

Çok hadis rivayet etmesinin sebeplerinden bazıları:
1- Peygamber efendimiz ile gece gündüz beraber olmuştur. (Çok hadis rivayet etmemin sebebi şudur: Muhacirler, alış-verişle, ensar da, kendi mal ve mülkleriyle uğraşırken, ben Resulullahın meclislerindeydim) demiştir. (Buhari, Müslim)
2- İlme çok tutkundu. Resulullah efendimiz, (İçinizden hanginiz elbisesini çıkarıp yere yayar? Bazı şeyler söyleyeceğim. Sonra elbisesini toplayıp, katlasın, sözlerimi hiç unutmaz) buyurunca, Paltosunu çıkarıp yaydı. Resulullah dua etti. Kendisi, (Paltomu giydikten sonra, işittiğim hiçbir şeyi unutmadım) dedi. (Buhari)
Hakim Nişaburi, şunu haber vermektedir:

Bir zat, Zeyd bin Sabit’e bir mesele sordu. O da Ebu Hüreyre’ye gitmesini söyledi ve dedi ki: Bir gün ben, Ebu Hüreyre ve bir arkadaşla mescitte oturuyorduk. O sırada Resulullah geldi, yanımıza oturup, (Hepiniz Allah’tan bir dilekte bulunsun) buyurdu. Ben ve arkadaşım, Ebu Hüreyre’den önce dua ettik, Resulullah da, bizim duamıza âmin dedi. Sıra Ebu Hüreyre’ye gelince, (Ya Rabbi, senden iki arkadaşımın isteği ile unutulmayan bir ilim dilerim) dedi. Resulullah efendimiz bu duaya da âmin dedi. Biz de, (Ya Resulallah, biz de, Allah’tan, unutulmayan bir ilim isteriz) dedik. Bize, (Devsli genç [Ebu Hüreyre] sizden önce davrandı) buyurdu. (Müstedrek III, 508, Nesai, III, 440)
Kendisi anlatır:


(Ya Resulallah, kıyamette senin şefaatine nail olacak en mesut kişi kim?) dedim. Bana, (Ya Eba Hüreyre, senin hadislerime olan sevginin çokluğunu bildiğim için, böyle bir soruyu senden önce hiç kimsenin sormayacağını tahmin etmiştim. Kıyamette şefaatime nail olacak en mesut kişi, La ilahe illallah diyen Müslümandır) buyurdu. (Buhari)
3- Resulullah efendimizden naklettiği hadisleri halka öğretmeyi, ilmi gizlemenin günahından kurtulmak için, kendine vazife kabul ediyordu. (Buhari)


Sahabe içinde hadisi en iyi bilen, hadis alma ve rivayet etmede diğerlerinden daha üstün bir duruma gelmişti. İbni Ömer, onun cenaze namazında, (Resulullahın hadisini muhafaza eden) diyerek onu övmüştür. Ayrıca, (Ebu Hüreyre, Resulullahın sohbetine en fazla devam eden ve onun hadislerini en iyi ezberleyen zattır) derdi. (Tirmizi)


Yine kendisi anlatır:
Bekara 159, Al-i İmran 187. âyetleri olmasa idi, hiç hadis rivayet etmezdim. (Buhari)
Bu iki âyet-i kerimenin mealleri şöyledir:
(İndirdiğimiz açık delilleri ve hidayeti gizleyenler var ya, işte onlara hem Allah lanet eder, hem de bütün lanet ediciler lanet eder.) [Bekara 159]
(Allah, kendilerine kitap verilenlerden, “Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz” diyerek söz almıştı. Onlar ise bunu kulak ardı ettiler, onu az bir dünyalığa değiştiler. Yaptıkları alış-veriş ne kadar kötü!) [Al-i İmran 187]
Üç hadis-i şerif meali:
(İlmini gizleyen, hazineyi gömüp, kimseye yardım etmeyene benzer.) [Taberani]
(İlmini gizleyene, denizdeki balıklardan, gökteki kuşlara kadar her şey lanet eder.) [Darimi]
(İlmini gizleyen kimseye, kıyamette ateşten gem vurulur.) [İbni Mace, Taberani]
İşte bu sebeplerden dolayı, Hazret-i Ebu Hüreyre, ilmini gizlemeyip, yaymıştır.

Ehl-i Sünnet
08-03-2011, 14:26
Şia ve Caferiler Tarafından Hz. Ömer’e ve Hz. Ebubekr’e (Radıyallahu Anh) Atılan İftiralar.
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/hz-omer.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/hz-omer.jpg)



Hz. Ömer RA demiştir ki: “Üç şeyde Rabbime muvafakat ettim:

1. (Resûlullah AS’a:) “Ey Allah’ın Resulü! Makâm-ı İbrahim’de bir namaz yeri edinsen!” dedim, arkadan “İbra*him’in makamını namazgâh edinin” (Bakara 125) ayeti nazil oldu.”
2. “(Bir gün) “Ey Allah’ın Rasûlü! Huzurunuza iyiler de facirler de giriyor. Emretseniz de ümmühâtu’l-mü’minin ör*tünseler!” dedim. Bunun üzerine hicab (örtünme) ayeti nazil oldu.”
3. “Resûlullah AS’ın hanımları kıskançlıkta birleştiler. Ben de: “O sizi boşarsa Allah O’na sizden hayırlısını verir” demiştim, bunun üzerine şu ayet indi. (Mealen): “Rabbi O’na sizden daha hayırlı olan, Allah’a teslim olmuş, İman etmiş, ibadet ve itaatte sebat eden, günahlarından tevbe eden, allah’a kullukta bulunan, orucunu tutan hanımlar nasib eder ki, onlardan dul olanı da bâkire olanı da bulunur” (Tahrim 5).


EMİRUL MU’MİNİN, ALLAHIN ASLANI, ENSANLARIN EN FAZİLETLİLERİNDEN HZ ÖMER’İ (Radıyallahu Anh) faziletlerini hiç anlatmasak yukarıdaki bahis onun ferasetini, faziletini ve Rabbimiz ile olan bağını anlatmaya yeter… Amma Velakin aşağıda vereceğimiz yazıları görünce hayretler içinde kalacaksınız ki bu büyük sahabiye ne büyük iftiralar atmışlar … Kaynaksız mesnedsiz hiç bir ayet ve hadise dayanmayan sözler ancak SAPIK bir fırkaya ithaf edilebilir …. Allah Teala Sahabeye Lanet edenlere Lanet Etsin (Amin) İnşaAllah bir sonraki yazı HZ ÖMER’İN (Radıyallahu Teala Anh) fazileti hakkında olacaktır…

http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/omer-300x210.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/omer.jpg)
Kuveytli Şii Yasir El-Habib öncülüğünde İngiliz başkentinde gösteri yapan bir grup Şii, Mekke ve Medine’nin Birleşmiş Milletler gözetimine terkedilmesini istedi.

Suudi Arabistan aleyhine sloganlar atan grup, Hz. Ömer’i Şeytan, Firavun ve Nemrud ile aynı kefeye koyan pankartlar açtı.
Pankartta sağ tarafa “Adem, İbrahim, Musa, Muhamed, Fatıma, Ali, Hüseyin, Kazım ve Mehdi” yazan Şii göstericiler, bu isimlerin karşılarına da sırasıyla “İblis, Nemrud, Firavun, Ebu Süfyan, Muaviye, Yezid, Harun ve El-Suud” yazdılar.
Bir başka pankartta ise “Allah katiline lanet etsin ey Fatıma” yazdığı görüldü. Şiiler, Hz. Ömer’in Hz. Fatıma’yı karnındaki cenini düşürene kadar dövdüğünü ve Hz. Fatıma’nın bu nedenle hayatını kaybettiğini öne sürüyor. Iraklı Şii düşünür Ahmed El-Katib gibi bazı Şiiler ise bu tür rivayetlerin asılsız ve hurafe olduğunu söylüyor

İŞTE KENDİ KAYNAKLARINDAKİ UYDURMA BAZI SAPIK İFTİRALARI:
Aişe dedi ki: Hz. Fatma, Ebu Bekre bir risale yazıp babası Resulullah tan mirasını sordu. Ebu Bekir kabul etmeyip bir şey vermedi. Bu yüzden fatıma darıldı ve ölünceye kadar onunla konuşmadı ..

Not: Hz Fâtıma ile Hz Ebû Bekir arasında Hz. Peygamber’den miras kalan Fedek arazisi yüzünden ihtilâf çıktı Hz. Fâtıma’nın mirasın kendisine verilmesi isteğini Hz Ebû Bekir, “Biz miras bırakmayız Bıraktığım sadakadır Ancak Muhammed’in ailesi bu maldan yer” hadis-i şerifini delil göstererek geri çevirir. Daha sonra Hz Ömer bu araziyi Hz. Ali’ye verdi; Olayın aslı budur. Burada Hz. Ebubekr kendi kafasına göre mi davmıştır yoksa Rasulullah efendimiizn sözüne dayanarakmı.
Hz. Ebu Bekir, Efendimiz’in mirasını “Hz. Fatıma’ya vermem” derken, aynı mirastan ezvâc-ı tahirattan olan kendi kızı Hz. Aişe’yi de mahrum ediyordu. Dolayısıyla ortada Hz. Fatıma’ya karşı takınılan menfî bir tutum yoktu. Mesele, Allah Rasulü’nün konu ile ilgili talimatını, bir anlamda vasiyetini uygulamaktan ibaretti.



———–
Hz. Fatma öldüğünde vasiyeti gereğince Ebu Bekir ve Ömer cenazelerinde bulunmamaları için geceleyin defnedildi.
Not: Tün sahih kitaplarında siyer ve muteber tarih kitaplarında şu yazılıdır..
Fâtıma’nın hastalığının iyice arttığı bir dönemde kendisine gelen ziyaretçiler arasında Hz. Ebû Bekir de vardır ve Fedek arazisi yüzünden aralarında hafif bir kırgınlık devam etmektedir Hz.Fâtıma Ebû Bekir’i kabul eder ve helâlleşirler Fâtıma misafirlerinden izin alarak temizlenmek istediğini söyler, onlar ise şaşırır; çünkü Fâtıma her zaman temizdir, “Betül”dür; Kadınların özel halleri onda yoktur Fatıma temizlenir, kokulanır giyinir ve misafirlerine dönerek; “Ben öleceğim” Ve son vasiyeti: “Ben şimdi öleceğim Kimse yıkamasın beni; yıkandım Kefenlemesinler beni; çünkü temiz elbiselerimi giydim Ancak vasiyetim şu ki, beni kabrime babam Resulullah gibi GECE defnetsinler Bu sözlerinden sonra temiz örtüsünün üzerine, sağ elini kafasının altına koyarak yanı üzeri yatar ve kıbleye döner Hz. Ali’ye de, “Ya Ali, benim üzerime kimsenin eli değmeden sen al götür Bakı mezarlığına göm Ve Hz. Peygamber’in müjdesine kavuşur Fâtıma Vasiyeti gereği gece Hz. Ali tarafından defnedildi (3 Ramazan 1 1/22 Kasım 632) Cenaze namazı Hz. Ali -diğer bir rivâyette ise amcası Hz Abbâs- tarafından kıldırılmıştır. Vasiyeti gereği Hz. Ali’nin gecenin karanlığında defnettiği yer konusunda da üç değişik rivâyet vardır: Bakî mezarlığındadır; Akil’in evinin avlusundadır; amcası Abbas için ileride yapılacak olan türbenin içindedir …
Bu olay sadece Şia kaynaklarında yok !!!

————————
Ebu Bekir, Fatıma’ ya “Fedek Hurmalığı” için bir temlik senedi vermişti.
Ömer, hemen oraya geldi ve “Ne o verdiğin” diye sordu. Ebu bekir: Babasının mirası için belge verdim. Diye cevap verdi. Ömer sen ne yapıyorsun, görüyorsun ki, kimi yörelerde dönme olayları başladı, savaş kaçınılmaz bir duruma geldi, sen orduyu neyle besleyeceksin. diyerek Hz.Fatıma’nın elindeki kağıdı aldı ve yırtıp attı.
Not: BU uydurmaları hiç bir muteber kitapda, siyerde veya tarih kitaplarında yazılı değildir. Sadece Şia kaynağında vardır.. İsnad ettikleri kitapda ise bahsi hadi yoktur..
————————
Şii rivayetlere göre Ömer Fatıma’nın elindeki kağıdı aldıktan sonra önce üzerine tükürdü, sonra yırtıp attı. Bunun üzerine Hz. Fatıma kızdı ve “Benim sayfayı yırttığın gibi inşallah karnın yırtılsın” diye beddua etti. (Haklılık ve Haksızlık s.150-151)
(BU yazı aynen onlara ait, Şia kaynakları diyor. Ne gülünçtür ki kendilerini ehli sünnetiz diyemi yutturmaya çalışıyorlar acaba ? )
————————
Halit bin Velid diyor ki : Ben Uhut Savaşında Ömer’ i kaçarken gördüm ..
( Bu rivayetin Hiç bir kaynağı yok . İsnad ettikleri kaynakta sahih muteber değil ayrıca kitapdada yok zaten, şerhlerinede tarafımızdan bakıldı .. Birde hz. Ömer gibi birine denirse hakaten gülünür. O ki Allahın gözü kara aslanı)
————————-
Ömer diyor ki: Uhut Savaşında peygamberin yanından dağıldık. Ben dağın tepesine çıkıncaya kadar kaçtım, orada bir ceylan gibi sıçradığımı hissediyorum. Aşağıda muhammed öldürüldü nidaları geliyordu bana, ben o zaman her kim muhammed öldürüldü derse onu öldüreceğim dedim. ( Kaynaksız bir iftira)
NOT: Bu savaşta Müslümanlar Okçıların yerlerini terketmesinden ötürü malesef 3 parçaya ayrılmışlardır.. Amma Velakin Rasûlullah (s.a.s.)’in etrâfını çevirip, vücutlarıyla O’na siper olan, O’nu düşman saldırısına karşı koruyanlar. Bu ilk panik esnasında da Hz. Peygamber(a.s.m)’in yanından 30’dan fazla sahabe vardır. Bununla beraber kaynaklarda bunlardan isimleri zikredilen 16 kişi vardır. Bunlardan 8’si Mühacir, 7’si de Ensardandır. Muhacirler şunlardır: Hz. Ebubekir, H.z Ömer, Hz. Ali, Abdurrahman b. Avf, Sad, Talha, Zübeyir, Ebu Ubeyde.
————————
Uhut savaşında kaçanlardan Osman bin Affan ve Velit bin Ukbe vardı. Ancak üç gün sonra Hz. Peygamberin yanına döndüler.
Not : Hiç bir muteber kaynakta yok. Hz. Osman Bin Affan’a düşman olmalrının sebebi Hz. Ömerin hilafetinde Hz. Ömere ilk biat eden kişi olması hasebiyledir..
————————–
Bir gün Ayşe Resulullaha Sen kendini peygamber mi sanıyorsun? Diye sordu.(el-Gazali’nin “?hya
Ulumiddin” kitabında c.2, s.29)
Buda Aişe validemize iftirasıdır ki neuzubillah hakaten aklı olmayan bile buna inanmaz. Cennet kadınlarını efendisi küçük yaşta iman etmiş ve hanımı oma şerefine nail olmuş annemize ne büyük bir iftiradır.. Verdiği kaynak kitap Ehli Sünnetin muteber kitaplarından ki kesinlikle böyle birşey yazmıyor.
————————
Bir gün sahabelerden birisi halife Ömer’ e gelip dedi ki: Medain şehrini fethettiğimiz zaman İranlılar’ a
ait çok faydalı bir kitap bulduk. Adamcağız kitap hakkında bir şeyler anlatmaya başlamadan halife parladı ve eline bir değnek alıp adamın başına, yüzüne, gözüne rastgele vurmaya başladı. Vururken kurandan bir ayet okuyarak kuran sana yetmez mi sersem? Dedi. (ibni Ebil Hadid’in “erh-u Nehc’ül Belağa” c.3 s.122)
( Kaynak kitap da böyle bir bahis yok, muteber kitaplarda ise hiç yok )
————————
ALLAH TEALA SAHABEYE SÖVEN BU HAİNLERİ DÜNYA VE AHİRET LANET ETSİN..
ALLAH TEALA YAVUZ SULTANLAR GİBİ SAHİPLER GÖNDERSİNDE BU HAİNLERİ HELAK EYLESİN AMİN..

Ehl-i Sünnet
08-03-2011, 14:28
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/kurbulisnad2.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/kurbulisnad2.jpg)Şii Mezhebini kendi alimleri ve eserlerine dayanarak kamuoyuna aktarmaya devam ediyoruz. İslam dininde nikah akdi ve şahitlik gibi evlilik için geçerli olan dini kuralların Şii mezhebinde nasıl anlaşıldığına dair TÜRKÇE İLK DEFA YAYIMLANAN şaşırtıcı bilgilerle Şiilik ve Mahiyeti adlı dosyamıza devam ediyoruz. Burada Şii alim açık bir şekilde şahitsiz, delilsiz bir evliliğe izin vererek bir nevi zinaya giden yola da fetva vermiş oluyor… Kurbul İsnad adlı kitaptan alıntı.Kitap: Kurbul İsnad

Yazar: Şeyh Cayil ebil Abbas Abdullah bin Cafer el Himyeri
Yayımlayan: Müessesetül Alül Beyt

“997: Bana dedi: Şahitler olmaksızın veya evli olup olmadığından emin olunmaksızın bir erkeğin bir kadınla evlenmesine ne dersiniz? Bu hoş görülmez mi?
Bana dedi ki: Hayır. Aksine. Herhangi bir şahit olmaksızın veya herhangi bir delil bulunmaksızın o kişi “evlenebilir.”

Ehl-i Sünnet
08-03-2011, 14:31
13-12 2010 Pazartesi tarihli Wikileaks sitesinin açığa çıkardığı belgelerden bir tanesinde İran İslam Cumhuriyeti’nin kendileri üzerinde nüfuz kurma ve manipülasyon için Arap aşiret şeyhlerine kadın temin ettiği ve muta nikahını yaygınlaştırmak istediği yönünde önemli bilgiler yer alıyor. Bağdat’taki Amerikan elçiliğinden sızdırılan bilgilere göre Tahran rejiminin Irak’taki etkisini güçlendirme yollarından bir tanesi muta nikahı adı altında Arap şeyhlerine verilecek kadınların kullanılması.


Wikileaks belgesine göre 2010 yılının başlarında Amerikan elçiliğinde çalışan birisine bir Iraklı aşiret önde geleni şunları aktardı ve bunu çalışan hemen raporlayarak üst birimlerine iletti: “İran hükümeti bizlere Irak’taki nüfuzunu güçlendirmek için cariye olarak bazı kadınları verdi.”

Aşiret lideri sözlerine şunları ekledi: “İranı ilk ziyaretimizin ardından şunu fark ettim: bu ülkeyi ziyaret eden tüm aşiret önderleri muta nikahından istifade etmişler!”

Belgeye göre görüşmede aşiret lideri şunları da ifade etti: “İran’a her gittiğimde akrabalarımıza tedavi için oraya gittiğimizi söylüyorduk. İran’da bizler İslam Cumhuriyeti yetkililerinin bizlere sağladığı imkanları kullanıyor, muta nikahının keyfini çıkarıyorduk.”


MUT’A NİKAHI NEDİR?
Geçici evlilik olarak adlandırılan ve Şii mezhebince meşru görülen Mut’a evliliği bir erkek ile rızası olan kadın arasında belirli bir ücret karşılığında anlaşarak belirli bir süreliğine evlenmesi demektir. Hali hazırda Şii İran devletinde resmen kurumsal olarak teşvik ve uygulama görmekte.
İslam dinince haram kabul edilen ve zina hükmünde sayılan bu çirkin uygulamaya göre taraflar belirlenen süre (İran’da resmen bunun süreleri belirlenmiştir) zarfında bir araya geliyor, cinsel ilişki de dahil tüm ilişkilerde bulunuyor! Sözleşme bitince de muta evliliği sona ermiş oluyor. Yani sözleşmeli evlilik olmuş oluyor. Bu konuda Tüm Ulemanın ittifakı vardır ki kesinlikle haramdır.

Ehl-i Sünnet
08-03-2011, 14:32
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/SIA-300x210.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/SIA.jpg)
Resme dikkatle bakarsanız yazının devamını okumadanda sapıklığın resmini görebilirsiniz. Muvaye r.a ve Ömer Radıyallahu anh , iblisin grubunda diğer tarafda ise peygamberimiz Hz.Muhammed Aleyhisselam Fatima Radıyallahu anh Ali Radıyallahu anh H.z Huseyin Radıyallahu anh Mehdi Aleyhisselam var …


İran’ın resmi devlet ideoloji olarak başını çektiği Şii mezhebine dair kamuoyunda oldukça yanıltmalar ve yanlış yönlendirmeler söz konusu. Bizler sitemizde bizzat Şiilerin (11 İmamcılar, Caferiler, İsna Aşeriye, Ehli Beyt, Alevi, Nusayri vs gibi etiketler taşıyorlar) tarihten günümüze kadar gelen en temel eserlerine, mevcut Ayetullahları, Merciiyyet makamı alimleri ve düşünürlerinin kitaplarını, fetvalarını ve demeçlerini yayımlamaktayız. 1979 İran’daki Humeyni devrimi ile aslında Müslümanlar arasında vahdetin temin edildiği, Sünni-Şii arasında farkın olmadığı gibi sloganlar ile tüm dünyada sahte bir birliktelik rüzgarları estirildi. Oysa başta Humeyni olmak üzere hiçbir Şii alimin, düşüncesini şekillendiren temel mezhep eserlerini, alimlerini ve kitaplarını inkar ettiğini, bunların içeriğini kabul etmediğini, yeni bir şey getirdiğini hiç kimse söyleyemez!



Bu inkarı mümkün olmayan; ancak üstü son derece sinsi şekilde belirli çıkarlar doğrultusunda gizlenmeye çalışılan hakikat yeniden açığa çıkartılmalıdır. Şiilerin en temel inanç eserlerini, düşünce yapılarını, yaşayışlarını, diğer Müslümanlara bakış açısını ve Ortadoğu başta olmak üzere İran eliyle Şii oluşumların yürüttüğü projeleri, faaliyetleri ve planları irananaliz sitesi olarak kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz. Onlarca Şii mezhebine ait eserler ve bunlardan Şiilerin ne düşündüklerine dair alıntılar…


1. Hz. Peygamberin (sav) vefatından sonra üç kişi hariç herkes İslam’ı reddetti: Mikdad, Ebu Zer ve Selman-ı Farisi! (Kur’an-ı Mecid, Makbul Hüseyin Dehlevi, Sayfa 134)


2.Tüm imamlar makam ve mertebe olarak Hz. Muhammed (sav)’e denktirler. (Usûl-u Kâfi, Cilt 1, Sayfa: 270)


3. Gerçek Kur’an-ı Kerim’de 17.000 ayet vardır! (el Şafi, Cilt 2, Sayfa 616)


4. Sahabey-i Kirâm (ra) Hz. Ali’nin (ra) ilahi hakkını (vilayet) inkar ederek kafir olmuşlardır. İlk üç halife ve diğer Sahabeler vilayeti kabul etmeyerek kafir olmuşlardır. (irananaliz:Bu sapkın düşünce Selahaddin Özgündüz’ün başını çektiği Zeynebiye dahil diğer Türkiye’deki Şii-Caferilerin tıpkı diğer mezhepdaşları gibi en temel inanç esaslarından bir tanesidir. En temel başvuru kitapları olan Usûl-u Kâfi adlı eser internet taraması ile Türkçesine ulaşılabilecek içinde binlerce sapkın, uydurma, bidat ve çirkin ithamlar ve hakeret içeren bilgiler yer almaktadır. Bunlara ait sitelerdeki dini içerikli makalelerin herhangi birisine veya Caferiyol adlı dergilerine bakıldığında referans verdikleri kitapların en başında usûl kitaplarının baş tacı olan el Kafi gelmektedir. İşte bu bidat fırkasının düşüncesi yine aynı kitabın 420. Sayfasında yer almaktadır. Farklı basımlarda doğal olarak sayfa sayıları değişiklik arz edebilir.)


5. Allah ile Ali arasında farklılık. (Cila’ul-Uyûn, Cilt 2, Sayfa 66)


6. Bizler Allah’ın nazarında kullarının gözleriyiz ve tüm insanlık için nihai otoriteyiz. (Usûl-u Kâfi, Cilt 1, Sayfa 145)


7. Kur’an-ı Kerim’in tam bilgisine İmamlar hariç kimse sahip değildir. (Usûl-u Kâfi, 1, Sayfa 228)


8. “Bidat”; Allah (cc) haşa yalan söylüyor. (Türkiye’deki Şii Caferiler de dahil tüm Şiilerin en temel eseri olan Usûl-u Kâfi, Cilt 1, Sayfa 148)


9. Hz. Ebubekir (ra) öldüğü sırada kelimeyi (şehadet) söyleyemedi! (Israr-ı Muhammed, Sayfa 211)


10. Kaimimiz (12. İmam) kalktığında, Humira (Hz. Ayşe) mezarından kaldırılacak ve Muhammedin (sav) kızı Fatıma’nın intikamını almak için kırbaçlanarak cezasını çekecek. (el Şafi, Cilt 2, Sayfa 108) (irananaliz:Aslında nerdeyse tüm Şiilerin, aliminden avamına kadar Hz. Ayşe (ra)’ye karşı taşıdıkları nefret, kin ve çirkin ithamları gayet iyi biliniyor. Tıpkı İfk hadisesi sırasında olduğu gibi ve günümüzdeki İslam düşmanları ve Şarkiyatçı literatürüyle paralel bir zihniyetin izdüşümü Şiilerin bu bakış açısı)


11. Ali İlahtır! (Cila’ul-Uyûn, Cilt 2, Sayfa 66)


12. Allah (cc)’ın (varlığının hücceti) bilinmesinin yolu İmam olmaksızın tesis edilemez. (Usûl-u Kâfi, Cilt 1, Sayfa 177)


13. Sarhoş Hulafay-i Raşidin için Kur’an’da değişiklik yapılmıştır. (Kur’an Tercümesi, Makbul Hüseyin Dehlevi, Sayfa 479)


14. Şeytan camide Ebu Bekir’e sadakat yemini edenlerin birincisiydi. (Israr-ı Muhammed, Sayfa 30)


15. Hz. Muhammed (sav)’i hanımları olan Hz. Ayşe (ra) ile Hz. Hafsa (ra)’nın zehirlediği iftirasını atmaları. (Cila’ul-Uyûn, Sayfa 118)


16. İmamlar İlahtır. (Cila’ul-Uyûn, Cilt 2, Sayfa 85)


17. İmam ölüm saatini bilir ve ölümü onun kontrolü altındadır! (Şiilerin en muteber kitabı Us’ul el Kâfi, Cilt 1, Sayfa 258)


18. Pakistan hakiki Kur’an-ı Kerim’de bahsedilmiştir, şimdiki Kur’an anlamsızdır. (Hazar Tümhari Das Hamari, Sayfa 554)


19. Hz. Ömer (ra)’in kafirliği hakkında şüpheye düşmek küfürdür! (Cila’ul-Uyûn, Sayfa 63)


20. Abdullah İbni Sebe İmamet’in zorunlu olduğunu savundu ve Hz. Ali (ra)’nin gerçek ilah olduğunu iddia etti. (Envar-ı Nu’maniye, Cilt 2, Sayfa 234)


21. Şiilere göre hiçbir şey İmamlardan gizli kalamaz ve onlar geçmiş, mevcud ve gelecek zamanın tam bir bilgisine sahiptirler. (Usûl-u Kâfi, Cilt 1, Sayfa 260)


22. Kur’an dört kısımda indirilmişken şimdiki Kur’an üç kısımdan oluşmaktadır. (Şia Aur Tahrif-i Kur’an, Sayfa 62)


23. Hz. Ali (ra)’in ilk halife olduğunu inkar edenler kafirlerdir. (Envar-ı Nu’maniye, Cilt 3, Sayfa 264)


24. Hz. Ayşe (ra) kafir bir kadındı. (Hayat’ul Kulûb, Cilt 2, Sayfa 726)


25. Bizler halifesi Ebubekir olan ne Allah’ı ne de Peygamberi kabul etmeyiz! (Envâr-ı Nu’maniye, Cilt 2, Sayfa 278)


26. İmam Peygamberin (as) sahip olduğundan daha fazlasına sahiptir. (Usûl-u Kâfi, Cilt 1, Sayfa 388)


27. Şimdiki Kur’an kısaltılmışken Gerçek Kur’an İmam Mehdi tarafından muhafaza edilmektedir. (Hazaar Tumhari Das Hamari, Sayfa 553)


28. Ebu Bekir ve Ömer Şeytan’dan daha fazla zorbaydılar. (Hakkul Yakîn, Sayfa 509)


29. İmam Mehdi (12. İmam) Ayşe’yi (ra) soyarak cezalandıracaktır. (Hayat’ul Kulûb, Cilt 2, Sayfa 901)
30. Farklı bir şehadetin kabul edilmesi (Usûl-i Şeriat fi Akaidul Şiâ, Sayfa 423)
31. İmam’ın hareketlerine ağlamak ve gizli tutmak Cihaddır. (Usûl-u Kâfi, Cilt 2, Sayfa 226)
32. Şeyheyhn (Hz. Ebubekir ile Hz. Ömer kast ediliyor) Hz Ali (ra) tarafından derlenen Kur’an-ı kabul etmediler! (Faslul-Hitab, Sayfa 44)
33. Hz. Ebubekir ile Hz. Ömer (ra) cehennemin yedi kapısı arasındadırlar. (Hakkul Yakîn, Sayfa 500)
34. Hz. Ayşe ve Hz. Hafsa (ra) münafık ve kafir kadınlardı! (Hayat’ul-Kulûb, Cilt 2, Sayfa 900)
35. Kelime-i Tayyibe’nin değiştirilmesini kabul etmeleri (Şii Mezhebi Hak Hai, Cilt 2, Sayfa 57)
36. Şiilerin (yanılmaz) 14 İmamı, kainatın efendileri tüm Peygamberler ve Meleklerin kutsiyetine saygısızlık etmektedirler. (Cilâ’ul-Uyûn, Cilt 2, Sayfa 29)
37. Kur’an bir keçi tarafından yendi. (Min Kitabul Burhan Fi Tefsir’ul Kur’an, Sayfa 38)
38. İmam Mehdi, Şeyheyhin (Hz. Ebubekir ile Hz. Ömer Efendilerimiz) mezarlarının kazılarak ölü cesetlerini çıkartacak, onları diriltecek ve cezalandıracaktır. (Hakkul Yakin, Sayfa 371)
39.“Ayşe bir münafıktı!” (Hayatul Kulûb, Sayfa 867) (irananaliz:Şiilerin en bariz Ehli Beyt düşmanlığı, zira bu sakat mantık Hz. Muhammed (sav)’in mübarek eşlerini ailesinden saymayacak, Hz. Fatıma (ra) ve onun soyundan gelenleri Ehli Beyt sayacak!)
40. Hz. Ali’den (ra) yardım dilemek bir şirk olmayıp Hz. Peygamberin (sav)’in yoludur! (Hathi Kay Daant Khanay Kay Aur Dikhanay Kay Aur, Cilt 2, Sayfa 41)
41. İmam Mehdi tüm Sünni alimleri katledecek. (Hakkul Yakîn, Sayfa 527) (irananaliz:Bu sebeple olsa gerek ki Rafizi İran’ın desteklediği ve meşhur Şii merciiyetlerin fetva verdiği Şii terör şebekeleri Irak’ta dünyanın en meşhurları olan yüzlerce Ehli Sünnet alimlerini kaçırdı, işkence etti ve katletti. Halen işbirlikçi Şii Irak Hükümetine, milis örgütlere ait gizli-açık cezaevlerinde ve merkezlerde çok sayıda Sünni alim, imam, hatip, önde gelen ve mazlum Iraklılar tutulmaya devam etmektedir.)
42. Kur’an-ı Kerim’i başlıca derleyenler tahrif edilmiş, bozulmuş ve kötüye kullanılmış Kur’an-ı Kerim’i aktardılar. (El İhticac, Sayfa 257)
43. Ebubekir, Ömer, Osman ve Muaviye tıpkı put gibidirler, onlar Allah’ın tüm yaratıklarının en kötüsüdürler. (Hakkul Yakin, Sayfa 519) (irananaliz:Türkiye’de 1990’larda her ne kadar ilk üç halifeye cesaret edilmese de sahabe Hz. Muaviye (ra)’ye yönelik İrancı radikal ve çevirilerle yetişen bir güruhun çirkin hareketleri ve saldırıları aslında bilmedikleri, temelde Şiilerin düşünce dünyasında derin yer edinenen bu tür menfur esaslara dayanmaktadır.)
44. Aişe (Hz. Peygamberin -sav- eşleri) alenen terbiyesizlik işlemiştir. (Kuran-ı Mecid, Makbul Hüseyin Dehlevi, Sayfa 840) (irananaliz:Bu aşağılık iftira Resulullah – sav- döneminde Yahudiler ve İslam düşmanları tarafından yapılırken kurulduğu günden bu yana Şiiler nezdinde hiç değişmeden aynı mel’unlukla dillendiriliyor oluşu mezkur güruhlarla aynı dünyanın insanları olduğunu da gözler önüne sermektedir. Tabi modernist ilahiyatçılar ve köksüz oluşumların da Hz. Ayşe (ra) mevzubahis olduğunda aynı ebter ağacın dalları oldukları gözlerden kaçmıyor.)
45. Aliyyun Veliyullah demeksizin kelimey-i tayyibe yanlıştır. (Şia Mezheb Hak Hai, Sayfa 2) (irananaliz:Yani kelimey-i şehadet getirince veya kelimey-i tevhid getirence bir Müslüman oraya buraya uyduruk Şii mezhebinin icbar kıldığı, dinde yeri olmayan şeyleri söyleyecek!)
46. Ebubekir ve Ömer Şeytan’ın takipçileriydi! (Kur’an-ı Mecid, Makbul Hüseyin Dehlevi, Sayfa 674)
47. Allah (cc) mutlu olduğunda Farsça konuşmaya başlar, kızdığında ise Arapça konuşur! (Tarihul İslam, Sayfa 163)
48. Kur’an-ı Kerim’de fahşa (kötülük) Ebubekir’i, munkir Ömer’i, baği (isyankar) Osman’ı kast etmektedir. (Kur’an-ı Mecid, Makbul Hüseyin Dehlevi, Sayfa 551)

Ehl-i Sünnet
08-03-2011, 14:33
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/selahattin-eyyubi1-300x272.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/selahattin-eyyubi1.jpg)Mısır’daki Şii aktivistlerden Ahmet Rasim el Nefis yaptığı açıklamasında Kudüs’ü Haçlılardan kurtaran İslam tarihinin önemli simalarından birisi olan Mubarek Komutan Selahaddin Eyyubi’yi Mısır’ı yıkan ve tahrip eden biri olarak nitelendirdi.
Şii aktivist blogunda yayımlanan makalesinde: “Selahaddin Eyyubi Mısır’ın tamamını mahvetti. Sadece Fatimilerin ve Şiilerin tarihini yıkmakla kalmadı, iki milyondan fazla kitabı barındıran Darul Hikme kütüphanesini de mahvetti. Bu tüm Mısırlılar için medeniyete karşı işlenmiş bir suç mesabesindedir.” dedi.
Ahmet Rasim el Nefis adlı Şii iddialarını dayanağı ve tarihi bir belge veya delili olmadan daha da ileri götürerek şunları yazdı: “İsrail devleti Selahaddin Eyyubi eliyle kurulmuştur. Yine Filistin’de Yahudi yerleşmesi onun eliyle olmuştur. Haçlıların Kudüs’ü işgalinden önce Filistin topraklarında hiçbir Yahudi yoktu.”

Bilindiği gibi Selahaddin Eyyubi Mısır’daki Şii Fatimi devletine son vermiş, İslam coğrafyasındaki iktidarını genişleterek Şam, Kuzey Irak, Yemen ve Hicaz’a kadar yaymıştı. Yine 1187 tarihinde Hıttin savaşında Haçlılarla savaşarak Mescid-i Aksa’yı ve Kudüs’ü işgalden kurtarmıştı.

Şiilerin tarihsel düşmanları olarak addettiği Selahaddin Eyyubi’nin yanı sıra Mecusilerin iktidar olduğu Fars İmparatorluğunu yıkan Hz. Ömer’e de aynı travmatik bakış açısıyla düşmanlık beslendiğine dikkat çekiliyor.
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/selahattin-eyyubi.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/selahattin-eyyubi.jpg)
Kaynak: El Reşid Araştırmalar Merkezi

Ehl-i Sünnet
08-03-2011, 14:34
http://www.youtube.com/watch?v=IhrHn6HpSOk&feature=player_embedded

Bu videoda terörist Şii milisler Sünni müslümlara ait Hatice (ra) Camisini hedef alarak camiyi yakıp yıkıyorlar. Tıpkı diğer yüzlercesinde olduğu gibi….
Şiiler arasında şu an oldukça popüler olan, Sünni dünyasının haberdar olmasını istemedikleri; lakin Humeynisinden tüm alimlerine kadar Şii külliyatından yüzlerce kitaplarında ve eserlerinde mevcut olan fikirleri yazıdan söze döken Yasir Habib adlı şahıs bakınız alenen neler söylüyor.

Sözde namaz kılıyor gibi gözüken bu sapkın güruh ellerini açarak Hz. Ebubekir’e, Hz. Ömer’e, Hz. Ayşe’ye ve sahabelere lanet ediyor…
Tüm Şiilerin iman ettiği kitaplarında yazdığı ve tarih boyunca kinle, nefretle Müslümanların önde gelen sahabelerine (nerdeyse birkaçı hariç tümüne) ve Hz. Peygamberin (sav) hanımlarına lanet ettiklerinin bir delilidir bu video…

Ehl-i Sünnet
08-03-2011, 14:36
Sapkın bir fırka olan Şiiliğe ve gerçek mahiyetine dair TÜRKÇE İLK DEFA YAYIMLANAN ve çoğu okuyucumuzu gerçekten hayretler içinde bırakacak bilgileri paylaşmaya devam ediyoruz.

Şeyh Cafer bin el Kummi adlı şahsın yazdığı bu eserde İslam’ın farzlarından biri olan Hacc ibadetinin Şiiler tarafından terkedilebileceği ve Haccın yapılmasına gerek olmayıp haram ve emin olan Kerbela’daki türbelerin ziyaret edilmesinin sözkonusu olabileceğini iddia ediyor?

BİLGİLER
Eser Adı: Kamiluz Ziyarat
Yazar: Şeyh Muhammed bin …
Basım: Neşrul Fukaha

http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/siikitap.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/siikitap.jpg)
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/siikitap2.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/siikitap2.jpg)
Hac kısmında bu Şii din alimi Hacc’ın ayette de yazıldığı gibi gücü yetenin yapabileceği bir farz olduğunu, yapılmasa da olabileceğini, bunun Şiiler tarafından terkedilebileceğini, haram ve emin olan (bu İslam’da sadece Ravzay-ı Mutahhara, Kabey-i Muazzama ve Mescid-i Aksa için sözkonusudur) Kerbeladaki türbesinin ziyaret edilmesini….iddia ediyor.
Kaynak: Muhtedun (Eskiden Şii olup da hidayete eren Müslümanların kurduğu site) (http://www.wylsh.com/)

Ehl-i Sünnet
08-03-2011, 14:36
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/Untitled-2-300x300.png (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/Untitled-2.png)’Sultan Yavuz, tarihimizin kara lekesi’ymiş!
Halkın değerleriyle, kültürüyle, tarihiyle sürekli kavga eden CHP, şimdi de Yavuz Sultan Selim’e taktı. CHP’nin resmî yayın organı olan Halk Gazetesi’nde, “Türk tarihinin kara lekelerinden birisini Yavuz Sultan’ın oluşturduğu” iftirası atıldı.


CHP’nin din ve ecdat düşmanlığı dur durak bilmiyor. Bir gün Genel Sekreteri Peygamber Efendimiz’e (sav) hakaret ederken, diğer bir gün milletvekili İslam’ın emri tesettüre dil uzatıyor. CHP son olarak da, partinin resmî yayın organında İslam’a büyük hizmetlerde bulunmuş olan Osmanlı padişahlarından Yavuz Sultan Selim Han’a hakaret etti.

YA MECZUP…
CHP’nin aylık yayın organı Halk Gazetesi’nin son sayısının okurlardan gelen yazıların yayınlandığı bölümünde, “Türk Gençlerine İlk Talimat” isimli bir yazı kaleme alan Yaşar Paşaoğlu isimli şahıs, saçma sapan görüşler eşliğinde tarihimize yönelik hakaretleri dile getirdi. “Gerçek İnanç Felsefesi” isimli “39 ilke”den oluşan bir misyonu dillendirdiğini anlatan Paşaoğlu, her bin yılda bir Türkler’in hata yaptığını, bugünlerde de o hatanın sonuçlarının görüldüğünü savundu. Yazısında daha sonra “Türk tarihindeki kara lekeler”den sözeden Yaşar Paşaoğlu, şu herzeleri savurdu: “Bizim tarihimizin en kara lekeSİ Sultan Yavuz Selim ‘dir. Onların, bizleri karanlıklara götüren yollarını silmemiz gerekir.”

http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/images-11.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/images-11.jpg)


YA DA MEZHEP ASABİYETİ VAR
Başta Deniz Baykal olmak üzere ilgili CHP yetkililerinin onayı ile yayınlanan Halk Gazetesi’nde bu değerlendirmelerin yer alması akıllara ilginç şüpheleri getirdi. Tuhaf değerlendirmelerle adeta bir “meczup sayıklaması”nı andıran yazının, bunun dışında “azınlık mezhebi asabiyetiyle” kaleme alınma ihtimali de bulunuyor. Bilindiği gibi Yavuz Sultan Selim, devrinde bütün bir Sünnî İslam alemini tehdit eden İran’daki Şah İsmail tehlikesine karşı büyük bir mücadele vermişti.


İSLÂM SANCAĞINI BAŞARIYLA DALGALANDIRDI
Yavuz Sultan Selim, Doğu Anadolu”dan başka, Güney Anadolu’da da devletine ilhak ettiği yerler ve Ramazanoğulları’na ait Adana, Tarsus ve havalisi, Memlûk Devleti’nden aldığı el-Cezire, Suriye, Filistin , Misir ve Hicaz ile Osmanlı ülkesine bir misli daha ilavelerde bulunmuştu. Bundan başka, o asırlara göre en büyük İslam devleti olması hasebiyle Halifeliği de Osmanlı’nın bünyesine almıştı. Bu arada, Hicaz Bölgesi’nin Osmanlı idaresine girmesi ve Yavuz’un, bu bölgeye olan saygısını göstermesi bakımından, mütevazı bir tabir olarak kullandığı “Hadimu’l-Haremeyn es-Şerifeyn” unvanı, bütün bir İslam dünyasında bu devlete karşı bir saygı ve itibarın doğmasına sebep olmuştu.
“HAKİMİ DEĞİL HADİMİYİZ”


Mekke Şerifi, Yavuz Sultan Selim’e şehrin anahtarlarını teslim etmiş, Abbasi Halifesi tarafından da kendisine Halifelik tevcih edilmişti. Bu olaydan sonra ilk Cuma Namazı kılındı. Cumanın ilk sünneti eda edildikten sonra camii imam hutbeye çıktı Son derece heyecanlıydı.
Hutbede ilk defa bugün Sultan Selim’in adı okunacaktı. İşte şimdi hutbenin bu kısmında Halifenin isminin anılması gerekiyordu. İmam sesini yükseltti ve şöyle dedi: “Hakimü’l Haremeyn (Mekke ve Medine’nin hakimi) Sultan Selim Han” İmam Efendi’nin söyleyecekleri henüz bitmeden, Padişahın sesi duyuldu: “Hayır! Biz Hakimü’l-Haremeyn değil, Hadimü’l-Haremeyn’iz (Mekke ve Medine’nin hizmetkarıyız) Hutbe bu şekilde değiştirilsin.” Ve böyle de oldu Hutbede bu ifade Yavuz Sultan Selim’in isteği üzerine imam tarafından değiştirilerek şöyle okundu: “Hadimü’l-Harameyn eş-Şerefeyn Sultan Selim Han bin Bayezid Han.” Yine o dönemde, kölelerin kulaklarına küpe takmak mecburiyeti olduğu ve Yavuz Sultan Selim’in kendisini Mukaddes toprakların bir kölesi olarak gördüğü içinde kulağına küpe taktığı da rivayet edilir


ALKIŞ İÇİN DEĞİL ALLAH RIZASI İÇİN SAVAŞIRDI
Yavuz Sultan Selim, Mısır Seferi’nden başarılı dönmüştü Bütün halk toplanmış onu şehre girerken alkışlamak için sabırsızlanıyordu Ama Padişah, gece olmadan şehre girmek istemiyordu Bunun sebebini herkes merak ettiği halde hiç kimse sormaya cesaret edemiyordu. Sonunda büyük alimlerden olan İbnî Kemal, “Padişahım, bir maruzatım var” dedi. Padişahın, “Efendi, ne istediğin varsa hiç çekinmeden söyle” demesi üzerine de İbnî Kemal cevabı merak edilen soruyu şöyle sordu: “Askerler merakta, bütün halk sokağa dökülmüş, sizi alkışlamayı beklerken siz hala şehre girmezsiniz Bunun sebebi hikmeti nedir?” Yavuz şu şahane cevabı verdi: “Efendi, sen bizi hala tanıyamadın mı? Biz; şan, şöhret ve alkış toplamak için değil, ALLAH rızasını kazanmak için savaşırız.”


HEP MÜTEVAZILIĞI BENİMSEMİŞTİ
Devlet harcamalarında olduğu gibi şahsi harcamalarında da sadeliği ön planda tutan Yavuz Sultan Selim, lüks ve israfa kaçan süslü elbiseleri giymeyi sevmezdi Süslü elbiselerin kadınlara yakıştığını düşünür ve erkeklerin böyle giyinmelerini de doğru bulmazdı. Günün birinde oğlu Şehzade Süleyman, pek süslü ve parlak elbiseler giyinmiş ve pahalı mücevherleri takınmış olduğu halde huzuruna çıktı. Oğlunun bu süslü giyiminden hoşnut olmayan Yavuz Sultan Selim, şöyle dedi: “Sen böyle giyinirsen anan ne giyinsin Süleyman? Anana takacak ziynet bırakmamışsın.”
SAPITANLAR.COM
—————————-
Bazı tarihçilerimizin kitaplarında zikrettiğine göre , Ehl-i diyanetten bir kimse rüyasında Hazret-i Ali’yi (r.a) gördü. Hz.Ali Yavuz Padişah’a Peygamberimizin (s.a.v) ve Dört Halife’sinin selamlarını tebliğ etmesini istedi.
Ve dedi ki : ” Yavuzumuza söyleyin Kalkıp gelsin Haremeyn hizmeti ona verildi.”
Bunu öğrenen Yavuz Padişah’ın gözleri yaşardı.

“Biz demezmiyiz ki bir canibe memur olmadan hareket itmemişüz.”


Bu mubarek Ecdadımız vilayetten behremend olup kerametleri vardır. Onlara Lanet edene Allah lanet etsin. Amin

Molla Şemseddin yazıyor:
“İslam sultanı olan Osmanlı Sultanı Hakkın nazarındadır .Selim Han dahi daire-i taşra değildir.”
Hoca Sadüddin yazıyor:
“Ruhaniyetten behremend olduklarına müteallik kelamın tevafuku ile Padişahın (Yavuz Selim’in)
kerameti tasdik edilmiştir.”
Bir şey daha :

Osmanlı padişahları,Avrupa kralları gibi taç giymez,sadece kılıç kuşanırlardı.Taç debdebenin sembolü,
kılıç ise İ’lay-ı kelimatullah uğruna cihadın almetive fethin sembolüdür.
Sonuç olarak:

Yavuz Sultan Selim bir büyük davanın arkasında yürüyen, ittihad-ı İslam mefkuresinin öncülüğünü yapan, mert, cesur, kararlı, genellikle sert, aynı zamanda müşfik şair ruhlu bir cihangirdi.
Babası Sultan II. Beyazid’in dervişanı uzletinden bilistifade Anadolu’ya Şia bis’atını sokan Şah İsmail-i
Safevi’yi bertaraf etmeseydi,Osmalı Devleti büyük bir kargaşaya sürüklenebilirdi.Yavuz’un kılıcı yolunu
kesti ve Çaldıran sahrasına emeli kursağına tıkandı.
Osmalı’yı Hilafetle kucaklaştıran bu büyük Padişah, getirttiği mukaddes emanetleri, Topkapı Sarayı’nda
yaptırdığı özel bir daireye yerleştirmiştir. Peygamber vediasına duyduğu engin hürmetin bir ifadesi olarak
da, Hırka-i Saadet dairesini hem süslemiş´, hem de 24 saat kuran okuyacak hafızlar tutmuştu. Ama bugün
tıpkı Fatih’in muazzam yadigarı Ayasofya gibi, Hırka-i Saadet odası da suskundur..
Biri ezan sesi,diğeri Kur’an sesine hasrettir.
Kaynak: Yılmaz Öztuna, Yavuz Bahadıroğlu, Selim-name(tacu’t-tevarih Zeyli)

Ehl-i Sünnet
08-03-2011, 14:38
Ayetullah Humeyni adlı İran Devrimin manevi lideri ve neredeyse İslam dünyasının yegane alimi !!! gibi takdim edilen şahsın kendi el yazısıyla Farsça kaleme almış olduğu TÜRKÇE İLK DEFA YAYIMLANAN tarihi bir belgeyi kamuoyunun dikkatine sunuyoruz. Farsça kaleme aldığı bu yazısında Humeyni aleni bir şekilde İslam Dinini insanlığa ulaştıran ve Müslümanların kıyamete kadar örnek alacağı Hz. Muhammed (sav) Peygamberimizi kendisine verilen görevi yerine getirmemekle suçluyor?!

http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/humeynielyazili.gif (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/humeynielyazili.gif)
İşte Şii dünyasının en önemli temsilcisi konumunda olan bir Şii alimin Hz. Muhammed’e (sav) yönelttiği çirkin iftira ve ibretlik bir vesika?! Ki bu anlayış Şiilerin temel düşünce esaslarını oluşturan en önemli alimlerinde bulunduktan sonra sıradan bir Şiinin nasıl düşündüğünü varınız siz kestiriniz?
Ne yazıkki bazı çevrelerce halen ülkemizde ve İslam dünyasında değerli bir Müslüman alim, İslam dünyasının iyiliğini isteyen bir şahıs gibipropagandası yapılan Humeyni’nin ve elbette Şiilerin İslam dininin dışına çıkarak Hz. Muhammed (sav)’i bile suçlayıp, görevini yerine getirmediğine dair çirkin iftiralarına dair İNKARI MÜMKÜN OLMAYAN, ŞİİLERİN KENDİ EL YAZILARI, ESERLERİ VE KİTAPLARINDAN tarihi bir vesikayı sizlerle paylaştık…
Kaynak: Kasr al Sanam

Ehl-i Sünnet
08-03-2011, 14:39
İşgal güçleriyle birlikte kendisine karşı çıkan tüm oluşumları tasfiye etmek için resmi üniformalı ve üniformasız silahlı Şii güçlerin (mehdi Ordusu) kendilerine hedef olarak seçtikleri SÜNNİ İMAM’lara karşı tüyler ürpertici videoyu TÜRKİYE KAMUOYU ile paylaşıyoruz….
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/IRAK-sii-katliam-150x150.png (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/IRAK-sii-katliam.png)Videoda Bakuba’daki el Huvaylis Camisi imamı olan 70 yaşındaki Muhammed Casim Halil el Nevaşi’nin bölücü Şii Mehdi Ordusu adlı terörist örgüt militanlarınca sokak ortasında dövülerek katledildiği görülmektedir. Asıl şaşırtıcı ve acı olan ise mezhepçi Mehdi Ordusu ve Bedir Tugayları gibi terörist Şii örgütlerin Türkiye’de masum bir hareket gibi lanse edilmesidir. bu video ve vesikalar Şiiliğin gerçek mahiyetine, İran’ın bölgesel ve küresel politikalarının altyapısına ve Irak’ta halihazırda yaşanan duruma ait tarihi misyona hizmet etmeye devam edecektir.

Ehl-i Sünnet
08-03-2011, 14:40
İslam’ın ana çizgisi dışında batıl ve sapkın bir fırka olarak adlandırılan Şii mezhebinin kendi alimlerinin eserlerinden tanıtılmasına dair bir kitabı ve alıntıyı değerli okurlarımızla paylaşıyoruz. Takiyye gibi olmadığı şekilde görünmek ve her şekilde maslahatı icabı davranmayı imani bir esas gibi telakki eden bu zihniyetin gıybet ve laneti nasıl meşru gördüğüne dair önemli bir alıntı…


Misbahul Fekahe fil Muamelat kitabı…
Eserin Adı: Misbahul Fekahe fil Muamelat
Yazar: Mirza Muhammed Ali Tevhidi


Ayetullah el Uzma Es Seyyid Ebul Kasım el Musevi el Hui’nin araştırmalarına dayalı olarak el Mirza Muhammed Ali el Tevhidi tarafından hazırlanan bu kitabın Dar’ul Hadi adlı yayımevi tarafından Beyrut’ta basılan ikinci cildinin 11. sayfasında gıybet etmeye, lanet etmeye, onları (Ehl-i Sünnet ) itham etmeye cevaz veriliyor. Bunun gerekçesi olarak da muhaliflerin bidat ehli oldukları iddia ediliyor!

http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/gheebah-1.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/gheebah-1.jpg)

Ehl-i Sünnet
08-03-2011, 14:41
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/wa11.jpg
İslam dinince batıl ve sapkın bir fırka olarak kabul edilen Şii/Caferi mezhebinin bu özelliği uydurduğu literatür ve metinlerde açık bir şekilde ortaya çıkıyor. İşte şimdi bu iftira ve uydurmalara dair enteresan bir alıntı yapmak istiyoruz. Ayetullah el Uzma Molla Zeynelabidin el Galbagani adlı Şii din adamının yazdığı kitapta Hz. Adem (as) ile Hz. Havva (as)’nın Cennetten çıkartılmaları hadisesine dair hiçbir İslami eserde, kitapta ve ilmi külliyatta yer almayan uydurma ve zoraki bir yorumu paylaşıyoruz değerli okurlarımızla….
Kitap Adı: Envarul Vilayeh
Yazar: Ayetullah el Uzma Molla Zeynelabidin el Galbagani


Eserde Şii mezhebin en temel düşünme ve akıl yürütme kodlarını deşifre eden, afaki ve uydurma rivayetler üzerinden bir din algılayışı ve retrogressif bir okuma ile inşa edilen bakış açısını göreceksiniz. İşte Şii din adamının akıllara ziyan iddia ve uydurmalarıyla dolu metni:
“Allah (cc)’ın melekleri kendisine secde etmekle onurlandırdığı ve cennetine koyduğu Hz. Adem (as) kendisine şunu söyledi: “Allah benden daha iyi bir insanoğlu yaratacak mı?”


Bu nedenle Allah (cc) Hz. Adem’in kalbinde ne olduğunu bildi ve ona şöyle seslendi: “Ey Adem, başını kaldır ve Arşın en alt kısmına bir bak.”

Bu sebeple Hz. Adem başını kaldırdı ve arşın altında şöyle yazıldığını gördü: “Allah’tan başka kendisine ibadet edilecek başka bir ilah yoktur, Muhammed (sav) onun elçisidir. Hz. Ali bin Ebi Talib (ra) müminlerin emiridir, eşi Hz. Fatıma (ra) dünya kadınlarının başıdır, Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin (ra) ise cennet gençliğinin önderleridir.”


Dahası Hz. Adem (as) sordu: “Ey Rabbim, Bu insanlar da kimler?
Yüce Allah (cc) şöyle cevap verdi: “Bunlar senin soyundandırlar ve senden daha hayırlıdırlar, tüm yarattıklarımın en iyisidirler. Eğer onlardan olmasaydı, seni yaratmazdım; ne cenneti, ne cehennemi, ne yeryüzünü ne de gökyüzünü yaratmazdım.”
İşte bu sepeple onlara kıskançlıkla bakmamaya çok dikkat et ki haddi zatında seni yakınımdan almayayım. Ancak o onlara kıskançlıkla baktı ve onların durumuna ulaşma isteği duydu.


Böylece şeytan ona galebe çaldı, ta ki o yasak ağaçtan yedi ve şeytan Hz. Havva’ya da galebe çaldı; çünkü o da Hz. Fatıma’ya kıskançlık nazarıyla baktı, Hz. Adem gibi yasak ağaçtan yedi. Böylece Allah (cc) onları cennetinden çıkardı ve himayesinden uzaklaştırarak yeryüzüne gönderdi.”

Ehl-i Sünnet
08-03-2011, 14:43
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/iranicisleribakani1.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/iranicisleribakani1.jpg)

Cumhurbaşkanlığı sonrası halen sosyal ve siyasal karışıklık içinde bulunan İran rejimindeki genel yapının anlaşılmasına yardımcı olacak eski ama güncelliğini koruyan bir haberi sitemizde yayımlıyoruz. Ahlaki çöküntünün önemli bir parçası olan Mut’a adlı dönemsel evlilik olarak kılıf bulunan zina alenen teşvik ediliyor. İşte İran eski İçişleri Bakanı ve Hüccetülislam sıfatını haiz Mustafa Pur Muhammedi adlı Şii din alimi de tıpkı diğer dindaşları gibi “Muta’yı” savunuyor ve teşvik ediyor. Modern zina olarak değerlendirilen, İslam’ın hak mezheplerince haram kabul edilen, hiçbir İslami meşruiyeti bulunmayan ancak Şii mezhebince helal görülen Muta nikahının bir ihtiyaç olduğu yönünde eski İçişleri Bakanı teşvik edici cümleler serdetti. Bunun üzerine bazı insan hakları temsilcileri Muta olayında hep kadınların kurban olduğuna dikkat çekti ve Şii dini otoriteleri eleştirdi.



İran eski İçişleri Bakanı Mustafa Pur Muhammedi evliliklerinin gecikmesi nedeniyle İran’daki genç erkeklerin ihtiyaçlarının giderilmesi için Muta Nikahının yaygınlaştırılması yönünde görüşler dile getirdi. İran’da evlilik dışında ilişkilerin belirli sürelerle (bir, iki, üç, dört aylık, senelik gibi) yapıldığı “Mut’a denilen” çirkin zina fiili devletin resmi kurum ve kuruluşlarınca teşvik ediliyor ve yürütülüyor. Sözde İslam Devleti denilen Şii İran Rejiminde apaçık zina olan Mut’a nikahı için başvuran kişilere ne kadar dönemlik evlenmek istediğine göre kadınların fotoğraflarının da yer aldığı listeler sunuluyor ve resmi işlemler yürütülüyor.


Tartışmalar bir gazetenin Ahmedinecat’ın içişleri bakanı olarak seçtiği ve bir Şii din adamı olan Hüccetülislam Mustafa Pur Muhammedi’nin Kum’daki bir dini toplantı esnasında : “İslam dininin Allah’ın içine şehvet koyduğu 15 yaşındaki bir gencin durumundan cahil kalması mümkün müdür? sözlerini aktarmasından sonra başladı. Yabancı çiftlerin geçici dönemlerde bir araya gelmesi (zinanın biraz uzun dönemli olanı) olarak açıklanacak Mut’a nikahının İranlı gençlerin cinsel ilişkilerini gidermesi için tek çözüm yolu olduğunu iddia eden Şii din adamı sözlerini: “Evlenmek için imkanı olmayan gençliğin şehvet ihtiyaçlarını gidermek için karar almak gerekmektedir. İran ciddi sosyal problemler yaşamaktadır. Çünkü işsizlik nedeniyle ciddi ekonomik sıkıntılar mevcut. Hayat standartlarının yükselmesi gibi sebeplerle de gençler evlenme imkanından yoksun kalıyor. “ şeklinde sürdürdü.

Bunun üzerine çeşitli halk kesimlerinden eleştiriler yöneltildi. Kadın haklarıyla ilgili bir aktivist olan Şadi Sadr şunları söyledi: “Her ne kadar Mut’a nikahı kanunlarımızda mevcut olsa da bu İran kültüründe uygunsuz olarak kabul edilmektedir.” Şadi Sadr açıklamasında Şii (Caferi, 12 İmam vs) mezhep kitaplarında meşru ve helal olarak görülen Mut’a nikahıyla ilgili görüşlerinden dolayı din adamlarını ve basın-yayın kuruluşlarını eleştirdi.
Öte yandan Fatıma Sıddiki adlı başka bir kadın aktivisti ISNA haber ajansına : “Birçok kadın geçici evliliği (Mut’a) kabul ediyor; zira mali ihtiyaçları ve sıkıntıları mevcut!” şeklinde yorumda bulundu.
Bilindiği gibi İslam dinince haram kabul edilen Mut’a (geçici dönem birlikte olma) adlı çirkin hadise batıl bir mezhep olan Şii mezhebince meşru görülmekte, teşvik edilmekte ve halen uygulanmaktadır.
Hüccetülislam Mustafa Pur Muhammedi 1959 yılında Kum’da dünyaya geldi. 2005 yılında Mahmut Ahmedinecat tarafından Ayetullah Ali Hamaney’in onayı ile içişleri bakanı olarak atandı. Ayetullah Humeyni ve diğer kilit mevkideki siyasilerden aldığı emirler muvacehesinde 1988 yılında İranlı mahkumların katledilmesi olayında yer aldığı kaydedildi. Ayetullah el Uzma Hüseyin Ali Muntaziri adlı meşhur Şii alimin naklettiğine göre Mustafa Pur Muhammedi katliam esnasında Evin Cezaevinde mahkumların sorgulanmasından sorumlu içişleri bakanlığı temsilcisi idi. Yine Muntaziri onu Tahran’daki cezaevlerinde toplu infazlarda yer alan “merkezi bir isim” olduğunu söylüyor.
Kaynak: Muslim Net

Ehl-i Sünnet
08-03-2011, 14:47
İslam’ın ana omurgası dışında israiliyyat, felsefe, aşırı zorlama teviller, akidevi temellerle ilgili uydurmalar ve siyasi bir reaksiyonerlikten bir dini halini alan bidat fırkası Şiiliğe (Caferilik/12 İmam vs) dair eserlerden birine daha yer veriyoruz. Kamilul Ziyarat adlı bu eserde Şii alim bizzat Allah (cc)’ın ağzından kaleme döktüğü iftiralarla Kerbela’nın Mekke’den nasıl faziletli olduğunu vs iddia ediyor.
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/kabahkarabala.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/kabahkarabala.jpg)
Eser Adı: Kamilul Ziyarat
Müellif: Ebil Kasım Cafer bin Muhammed bin Cafer bin Musa bin
Konu Başlığı: Kerbela’nın ve İmam Hüseyinin (a.s) Ziyaretinin Fazileti
Sayfa 811′de son derece komik ve sapkın bir Şii literatürü rivayeti naklediliyor. Alemlerin Rabbi olan Allah’a (cc) bu insanların neler atfettiği ve neler uydurduğuna dair önemli bir belge niteliği taşıyor kitap.

İlgili sayfada şunlar iddia ediliyor:

“Ebu Abdullah’tan rivayet edildi ki o: “Kabe’nin toprağı dedi ki: “Kim benim gibidir? Şüphesiz ki Allah benim üzerime bu evi inşa etti, her vadiden insanlar akın akın bana geliyorlar. Ve ben kutsal bir mabed yapıldım!?”


Bu münasebetle Allah şunu vahyetti: (haşa) “Sen durmalı ve bir ara vermelisin. Benim kudretim ve azametimle, sana verdiğim mükemmellik Kerbela’ya verdiğimle kıyaslandığında bir hiçtir. Okyanusa dağıltığında bir iğne ne kadar su alırsa onun gibi bir şey müstesna!
Eğer Kerbela’nın tozu toprağı olmasaydı sana hiçbir mükemmellik vermez idim. Eğer Kerbela toprağı zorunlu kılmasaydı; seni yaratmazdım, ve Ben senin iftihar ettiğin Kabe’yi yaratmazdım! Bu yüzden sakin ol ve yerinde dur, mütevazı ol, Kerbela toprağına doğru boynu bükük ol, Kerbela toprağının karşısında böbürlenme: Eğer böyle olmazsan sana öfkenirim ve seni Cehennem ateşine fırlatırım!”


Kitaptan alıntı burada bitiyor. İşte birçok Ayet-i Celileyi alenen çarpıtan, meallerini akla gelmedik şekilde tevil ederek yanlış çeviren, Hz. Resulullah (cc)’ı itham eden, Sahabeleri tekfir edip lanetleyen Şii alimlerden birinin daha genel Şii mantalitesini gözöne serdiği eseri!Bugün bu eser ve benzeri yüzlerce rivayetle döşenmiş, Yüce Allah’ı bile korkusuzca kendi adlarına konuşturan bu zihniyete mensup kesimler Mekke’de mübarek Kabe’de terörist eylemlere girişmiş, yüzlerce masum hacı katledilmişti! Türkiye’de “Kabe Direnişi” ve ölenlerin şehit kahramanlar olarak lanse edildiği bu çirkin hain eylemin dini, teorik çerçevesi işte bu tür Şii literatürü tarafından besleniyor.


Hacca giden Şiilerin temel düşüncesi de bu istikamette olup tüm dünya müslümanların kin ve nefretini kazanan eylemler sergiliyorlar. Son olarak Ahmedinecat, Hamaney ve diğer sair Şii liderlerin, ilim adamların sözde Vahhabileri, Suudileri hedef alarak yaptığı saldırılar aslında daha derinde Kabe’ye ve hakiki Müminlere yönelik sahip oldukları düşmanlık, akidevi bağnazlık ve sapkınlıktan kaynaklanmaktadır.
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/kabahkarabala1.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/kabahkarabala1.jpg)

|SEÇKiN|
08-03-2011, 14:52
yokla bakalım kendini hocam sende nasıl bir eminlik hasıl oluyor neye istinaden oluyor hakça mı bencilce mi hareket ediyorsun bir ölç-tart bakalım derim ben iznin olursa..

türkü kardeşim, baştan sona yazılanları okudunuz mu bu suali sorarken?
bencilce derken neyi kastediyorsunuz? benlikle bunun ne alakası var? biz buradan şahsi bir çıkar mı temin ediyoruz, maddi ya da manevi?
fakat bu gibi konulara duyarsız kalmanızı anlayabiliyorum, zira belli ki yaşınız çok genç...
bu ülkenin kemirilen, berhava edilmeye çalışılan harcını, çimentosunu bilemiyecek kadar genç olmalısınız...
iranda sünni alimler, hocalar en ağır şartlarda yaşarken, hapsedilip zindanlara sürülürken, camileri yıkılıp 28 şubatvari engizisyonlardan geçirilirken kimse bunun nedenini, niçinini sual etmiyor, sormuyor, sorgulamıyor... da, siz olan biten hakkında biraz kalem oynatayım derseniz suçlanıyorsunuz, en ağır ithamlarla yaftalanıyorsunuz....
hem de kendi insanınız, kendinizden bildikleriniz tarafından...
sahiden öyle midir türkü kardeş?!
ben artık kimseye cevap vermek istemiyorum, inandığım yolda Rabbim izin verdiği müddetçe yürümeye çalışacağım, o kadar...
kim kimdir, kim nedir, ne amaç peşindedir bilemem elbet, bunu Rabbime havale ediyorum, o her şeyi en iyi bilendir.

Ehl-i Sünnet
08-03-2011, 14:54
Oysa başta Humeyni olmak üzere hiçbir Şii alimin, düşüncesini şekillendiren temel mezhep eserlerini, alimlerini ve kitaplarını inkar ettiğini, bunların içeriğini kabul etmediğini, yeni bir şey getirdiğini hiç kimse söyleyemez!
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/humeyni-222x300.gif (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/humeyni.gif)
İran’ın resmi devlet ideoloji olarak başını çektiği Şii mezhebine dair kamuoyunda oldukça yanıltmalar ve yanlış yönlendirmeler söz konusu. 1979 İran’daki Humeyni devrimi ile aslında Müslümanlar arasında vahdetin temin edildiği, Sünni-Şii arasında farkın olmadığı gibi sloganlar ile tüm dünyada sahte bir birliktelik rüzgarları estirildi. Oysa başta Humeyni olmak üzere hiçbir Şii alimin, düşüncesini şekillendiren temel mezhep eserlerini, alimlerini ve kitaplarını inkar ettiğini, bunların içeriğini kabul etmediğini, yeni bir şey getirdiğini hiç kimse söyleyemez! Bu inkarı mümkün olmayan; ancak üstü son derece sinsi şekilde belirli çıkarlar doğrultusunda gizlenmeye çalışılan hakikat yeniden açığa çıkartılmalıdır. Şiilerin en temel inanç eserlerini, düşünce yapılarını, yaşayışlarını, diğer Müslümanlara bakış açısını ve Ortadoğu başta olmak üzere İran eliyle Şii oluşumların yürüttüğü projeleri, faaliyetleri ve planları irananaliz sitesi olarak kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz. Onlarca Şii mezhebine ait eserler ve bunlardan Şiilerin ne düşündüklerine dair alıntılar…
Not: ( islamoğlu ve Avanesinin Ehli Beyt Mezhebi !!! diye yutturmaya çalıştığı Şia ‘ları onlarında okumasını tavsiye ederim.)

1. Hz. Peygamberin (sav) vefatından sonra üç kişi hariç herkes İslam’ı reddetti: Mikdad, Ebu Zer ve Selman-ı Farisi! (Kur’an-ı Mecid, Makbul Hüseyin Dehlevi, Sayfa 134)
2.Tüm imamlar makam ve mertebe olarak Hz. Muhammed (sav)’e denktirler. (Usûl-u Kâfi, Cilt 1, Sayfa: 270)
3. Gerçek Kur’an-ı Kerim’de 17.000 ayet vardır! (el Şafi, Cilt 2, Sayfa 616)
4. Sahabey-i Kirâm (ra) Hz. Ali’nin (ra) ilahi hakkını (vilayet) inkar ederek kafir olmuşlardır. İlk üç halife ve diğer Sahabeler vilayeti kabul etmeyerek kafir olmuşlardır. (irananaliz:Bu sapkın düşünce Selahaddin Özgündüz’ün başını çektiği Zeynebiye dahil diğer Türkiye’deki Şii-Caferilerin tıpkı diğer mezhepdaşları gibi en temel inanç esaslarından bir tanesidir. En temel başvuru kitapları olan Usûl-u Kâfi adlı eser internet taraması ile Türkçesine ulaşılabilecek içinde binlerce sapkın, uydurma, bidat ve çirkin ithamlar ve hakeret içeren bilgiler yer almaktadır. Bunlara ait sitelerdeki dini içerikli makalelerin herhangi birisine veya Caferiyol adlı dergilerine bakıldığında referans verdikleri kitapların en başında usûl kitaplarının baş tacı olan el Kafi gelmektedir. İşte bu bidat fırkasının düşüncesi yine aynı kitabın 420. Sayfasında yer almaktadır. Farklı basımlarda doğal olarak sayfa sayıları değişiklik arz edebilir.)
5. Allah ile Ali arasında farklılık. (Cila’ul-Uyûn, Cilt 2, Sayfa 66)
6. Bizler Allah’ın nazarında kullarının gözleriyiz ve tüm insanlık için nihai otoriteyiz. (Usûl-u Kâfi, Cilt 1, Sayfa 145)
7. Kur’an-ı Kerim’in tam bilgisine İmamlar hariç kimse sahip değildir. (Usûl-u Kâfi, 1, Sayfa 228)
8. “Bidat”; Allah (cc) haşa yalan söylüyor. (Türkiye’deki Şii Caferiler de dahil tüm Şiilerin en temel eseri olan Usûl-u Kâfi, Cilt 1, Sayfa 148)
9. Hz. Ebubekir (ra) öldüğü sırada kelimeyi (şehadet) söyleyemedi! (Israr-ı Muhammed, Sayfa 211)
10. Kaimimiz (12. İmam) kalktığında, Humira (Hz. Ayşe) mezarından kaldırılacak ve Muhammedin (sav) kızı Fatıma’nın intikamını almak için kırbaçlanarak cezasını çekecek. (el Şafi, Cilt 2, Sayfa 108) (irananaliz:Aslında nerdeyse tüm Şiilerin, aliminden avamına kadar Hz. Ayşe (ra)’ye karşı taşıdıkları nefret, kin ve çirkin ithamları gayet iyi biliniyor. Tıpkı İfk hadisesi sırasında olduğu gibi ve günümüzdeki İslam düşmanları ve Şarkiyatçı literatürüyle paralel bir zihniyetin izdüşümü Şiilerin bu bakış açısı)
11. Ali İlahtır! (Cila’ul-Uyûn, Cilt 2, Sayfa 66)
12. Allah (cc)’ın (varlığının hücceti) bilinmesinin yolu İmam olmaksızın tesis edilemez. (Usûl-u Kâfi, Cilt 1, Sayfa 177)
13. Sarhoş Hulafay-i Raşidin için Kur’an’da değişiklik yapılmıştır. (Kur’an Tercümesi, Makbul Hüseyin Dehlevi, Sayfa 479)
14. Şeytan camide Ebu Bekir’e sadakat yemini edenlerin birincisiydi. (Israr-ı Muhammed, Sayfa 30)
15. Hz. Muhammed (sav)’i hanımları olan Hz. Ayşe (ra) ile Hz. Hafsa (ra)’nın zehirlediği iftirasını atmaları. (Cila’ul-Uyûn, Sayfa 118)
16. İmamlar İlahtır. (Cila’ul-Uyûn, Cilt 2, Sayfa 85)
17. İmam ölüm saatini bilir ve ölümü onun kontrolü altındadır! (Şiilerin en muteber kitabı Us’ul el Kâfi, Cilt 1, Sayfa 258)
18. Pakistan hakiki Kur’an-ı Kerim’de bahsedilmiştir, şimdiki Kur’an anlamsızdır. (Hazar Tümhari Das Hamari, Sayfa 554)
19. Hz. Ömer (ra)’in kafirliği hakkında şüpheye düşmek küfürdür! (Cila’ul-Uyûn, Sayfa 63)
20. Abdullah İbni Sebe İmamet’in zorunlu olduğunu savundu ve Hz. Ali (ra)’nin gerçek ilah olduğunu iddia etti. (Envar-ı Nu’maniye, Cilt 2, Sayfa 234)
21. Şiilere göre hiçbir şey İmamlardan gizli kalamaz ve onlar geçmiş, mevcud ve gelecek zamanın tam bir bilgisine sahiptirler. (Usûl-u Kâfi, Cilt 1, Sayfa 260)
22. Kur’an dört kısımda indirilmişken şimdiki Kur’an üç kısımdan oluşmaktadır. (Şia Aur Tahrif-i Kur’an, Sayfa 62)
23. Hz. Ali (ra)’in ilk halife olduğunu inkar edenler kafirlerdir. (Envar-ı Nu’maniye, Cilt 3, Sayfa 264)
24. Hz. Ayşe (ra) kafir bir kadındı. (Hayat’ul Kulûb, Cilt 2, Sayfa 726)
25. Bizler halifesi Ebubekir olan ne Allah’ı ne de Peygamberi kabul etmeyiz! (Envâr-ı Nu’maniye, Cilt 2, Sayfa 278)
26. İmam Peygamberin (as) sahip olduğundan daha fazlasına sahiptir. (Usûl-u Kâfi, Cilt 1, Sayfa 388)
27. Şimdiki Kur’an kısaltılmışken Gerçek Kur’an İmam Mehdi tarafından muhafaza edilmektedir. (Hazaar Tumhari Das Hamari, Sayfa 553)
28. Ebu Bekir ve Ömer Şeytan’dan daha fazla zorbaydılar. (Hakkul Yakîn, Sayfa 509)
29. İmam Mehdi (12. İmam) Ayşe’yi (ra) soyarak cezalandıracaktır. (haşa ve kella)(Hayat’ul Kulûb, Cilt 2, Sayfa 901)
30. Farklı bir şehadetin kabul edilmesi (Usûl-i Şeriat fi Akaidul Şiâ, Sayfa 423)
31. İmam’ın hareketlerine ağlamak ve gizli tutmak Cihaddır. (Usûl-u Kâfi, Cilt 2, Sayfa 226)
32. Şeyheyhn (Hz. Ebubekir ile Hz. Ömer kast ediliyor) Hz Ali (ra) tarafından derlenen Kur’an-ı kabul etmediler! (Faslul-Hitab, Sayfa 44)
33. Hz. Ebubekir ile Hz. Ömer (ra) cehennemin yedi kapısı arasındadırlar. (Hakkul Yakîn, Sayfa 500)
34. Hz. Ayşe ve Hz. Hafsa (ra) münafık ve kafir kadınlardı! (Hayat’ul-Kulûb, Cilt 2, Sayfa 900)
35. Kelime-i Tayyibe’nin değiştirilmesini kabul etmeleri (Şii Mezhebi Hak Hai, Cilt 2, Sayfa 57)
36. Şiilerin (yanılmaz) 14 İmamı, kainatın efendileri tüm Peygamberler ve Meleklerin kutsiyetine saygısızlık etmektedirler. (Cilâ’ul-Uyûn, Cilt 2, Sayfa 29)
37. Kur’an bir keçi tarafından yendi. (Min Kitabul Burhan Fi Tefsir’ul Kur’an, Sayfa 38)
38. İmam Mehdi, Şeyheyhin (Hz. Ebubekir ile Hz. Ömer Efendilerimiz) mezarlarının kazılarak ölü cesetlerini çıkartacak, onları diriltecek ve cezalandıracaktır. (Hakkul Yakin, Sayfa 371)
39.“Ayşe bir münafıktı!” (Hayatul Kulûb, Sayfa 867) (irananaliz:Şiilerin en bariz Ehli Beyt düşmanlığı, zira bu sakat mantık Hz. Muhammed (sav)’in mübarek eşlerini ailesinden saymayacak, Hz. Fatıma (ra) ve onun soyundan gelenleri Ehli Beyt sayacak!)
40. Hz. Ali’den (ra) yardım dilemek bir şirk olmayıp Hz. Peygamberin (sav)’in yoludur! (Hathi Kay Daant Khanay Kay Aur Dikhanay Kay Aur, Cilt 2, Sayfa 41)
41. İmam Mehdi tüm Sünni alimleri katledecek. (Hakkul Yakîn, Sayfa 527) (irananaliz:Bu sebeple olsa gerek ki Rafizi İran’ın desteklediği ve meşhur Şii merciiyetlerin fetva verdiği Şii terör şebekeleri Irak’ta dünyanın en meşhurları olan yüzlerce Ehli Sünnet alimlerini kaçırdı, işkence etti ve katletti. Halen işbirlikçi Şii Irak Hükümetine, milis örgütlere ait gizli-açık cezaevlerinde ve merkezlerde çok sayıda Sünni alim, imam, hatip, önde gelen ve mazlum Iraklılar tutulmaya devam etmektedir.)
42. Kur’an-ı Kerim’i başlıca derleyenler tahrif edilmiş, bozulmuş ve kötüye kullanılmış Kur’an-ı Kerim’i aktardılar. (El İhticac, Sayfa 257)
43. Ebubekir, Ömer, Osman ve Muaviye tıpkı put gibidirler, onlar Allah’ın tüm yaratıklarının en kötüsüdürler. (Hakkul Yakin, Sayfa 519) (irananaliz:Türkiye’de 1990’larda her ne kadar ilk üç halifeye cesaret edilmese de sahabe Hz. Muaviye (ra)’ye yönelik İrancı radikal ve çevirilerle yetişen bir güruhun çirkin hareketleri ve saldırıları aslında bilmedikleri, temelde Şiilerin düşünce dünyasında derin yer edinenen bu tür menfur esaslara dayanmaktadır.)

44. Aişe (Hz. Peygamberin -sav- eşleri) alenen terbiyesizlik işlemiştir. (Kuran-ı Mecid, Makbul Hüseyin Dehlevi, Sayfa 840) (irananaliz:Bu aşağılık iftira Resulullah – sav- döneminde Yahudiler ve İslam düşmanları tarafından yapılırken kurulduğu günden bu yana Şiiler nezdinde hiç değişmeden aynı mel’unlukla dillendiriliyor oluşu mezkur güruhlarla aynı dünyanın insanları olduğunu da gözler önüne sermektedir. Tabi modernist ilahiyatçılar ve köksüz oluşumların da Hz. Ayşe (ra) mevzubahis olduğunda aynı ebter ağacın dalları oldukları gözlerden kaçmıyor.)
45. Aliyyun Veliyullah demeksizin kelimey-i tayyibe yanlıştır. (Şia Mezheb Hak Hai, Sayfa 2) (irananaliz:Yani kelimey-i şehadet getirince veya kelimey-i tevhid getirence bir Müslüman oraya buraya uyduruk Şii mezhebinin icbar kıldığı, dinde yeri olmayan şeyleri söyleyecek!)
46. Ebubekir ve Ömer Şeytan’ın takipçileriydi! (Kur’an-ı Mecid, Makbul Hüseyin Dehlevi, Sayfa 674)
47. Allah (cc) mutlu olduğunda Farsça konuşmaya başlar, kızdığında ise Arapça konuşur! (Tarihul İslam, Sayfa 163)
48. Kur’an-ı Kerim’de fahşa (kötülük) Ebubekir’i, munkir Ömer’i, baği (isyankar) Osman’ı kast etmektedir. (Kur’an-ı Mecid, Makbul Hüseyin Dehlevi, Sayfa 551)

Ehl-i Sünnet
08-03-2011, 14:54
Bu mezarda bulunan şahıs, Ömer ibn Hattab’ı şehit eden Mecusi katil Ebu Lulu’dur. http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/images1-188x300.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/images1.jpg)


Mezar iran tarafından süslenmiş, korunma altına alınmıştır. Bu mezarın duvarında ALLAH Ebu Bekir’e, Ömer’e, Osman’a lanet etsin yazılıdır, ayrıca bu 3 büyük sahabiye şeytan, put, tağut denilmektedir. Hz. Ömer’i hançerledikten sonra kaçarken öldürülen veya bir rivayete göre yakalanacağını anlayınca intihar eden ve Medine’ye gömülen Ebu Lü’lüe Feyruz El-Mecusi adına İran’ın Keşan kentinde büyük bir türbe inşa edilir.
Şiilerin bir kısmı “Baba Şucaeddin” dedikleri Ebu Lü’lüe’nin Medine’den kaçarak kurtulduğuna ve Keşan’da öldüğüne,

adına inşa edilen simgesel mezarda gerçekten gömülü olduğuna inanmaktadır.
Mecusi olarak ölmesine rağmen Şiiler tarafından Müslüman olduğu öne sürülen Ebu Lü’lüe El-Mecusi’nin Keşan’daki türbesi yerli ve yabancı Şiilerin akınına uğramaktadır.
Allah’ın veli kulu olduğuna inandıkları Ebu Lü’lüe için Allah’tan rahmet dileyen Şii ziyaretçilerin, ahirette Hz. Ömer’in katiliyle birlikte haşrolmak için dua ettikleri görülmektedir.

Mecusi’yi ziyaret duası:
Rebiulevvel ayının 9. gününü “Beklenen Mehdi”nin taç giydiği gün olarak “Ferhatuz-Zehra” (Hz. Fâtıma’nın Sevinci) adıyla kutlayan Şiilerden bazıları Hz. Ömer’in bu günde öldürüldüğüne inanmakta ve Hz. Fâtıma’nın intikamının alındığını öne sürmektedir.

Hz. Ali’nin sahabisi olarak nitelendirdikleri Ebu Lü’lüe El-Mecusi’nin Keşan’daki türbesini ziyaret teşvik edilmekte ve “Yüce Sahabi (!) Ebu Lü’lüe”ye şöyle selam verilmesi tavsiye edilmektedir:
“Ey salih kul! Allah’ın rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun. Ey lanetlenmiş o kişiye rağmen cennetle müjdelenen! Sana selam olsun! Ey dünya kadınlarının intikamını alan! Sana selam olsun! Ey Mü’minlerin kalbine sevinç girdiren! Sana selam olsun! Ey münafıkların gücünü kıran! Sana selam olsun! Ey putlara tapanı (Hz. Ömer’i kastediyor) öldüren! Sana selam olsun! Ey mucizeyle Keşan’a taşınan! Sana selam olsun!
Seni ziyarete geldim. Yaptığına şükretmeye geldim. Allah senin elinle düşmanını ve Rasulü’nün düşmanını helak etti. Fâtımatu’l-Betül’ün duasını kabul etti, Peygamber’in ve ailesinin gözünü aydın eyledi. Şirkin ve sapıklığın binasını yıktı. Böylece Şiilerin övünç kaynağı ve beraatin şahidi oldun. Allah mü’minler adına seni ihsan sahiplerinin mükafaatıyla mükafaatlandırsın.
Ey Ebu Lü’lüe! Şehadet ederim ki sen Nasıbilerin (Şiilerin Ehli Sünnet’e verdiği isim) ve münafıkların kalbini kederle doldurdun. Hayatlarını zehir ettin. Seni asılsız ihtamlarla ve sözlerle suçladılar. (Onlar tuzak kurarken Allah da tuzak kuruyordu. Hiç kuşkusuz Allah en etkili tuzak kurucudur.) (Enfâl Suresi; Ayet:30)
Allah’ın laneti dört putun (Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Muaviye’yi kastediyor) ve dört kadının (Hz. Aişe, Hz. Hafsa, Hz. Muaviye’nin kardeşi Ümmü’l-Hakem, Hz. Muaviye’nin annesi Hind’i kastediyor), onlara uyanların ve onların tarafını tutanların, onların yaptıklarına razı olanların üzerine olsun. Ümeyye oğullarının hepsine Allah lanet etsin. Allah’ın laneti Muhammed’in ve Muhammed ailesinin hakkını vermeyen ilk kişiye (Hz. Ebu Bekir’i kastediyor) ve ona tâbi olana (Hz. Ömer’i kastediyor) olsun.
Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun ey Ebu Lü’lüe!
Allah’ım! Gurbetinde ona rahmet et, onun yalnızlığını gider ve ona ünsiyet ver. Onu korkudan emin kıl. Ona rahmetinden öyle bir rahmet ver ki, senin rahmetinden başkasına ihtiyacı olmasın. Onu dost edinenleri de ona kavuştur.”
Sitede verilen bilgide bu selamlamadan ve duadan sonra yedi kere Kadir Suresi’nin okunarak Ebu Lü’lüe El-Mecusi’nin ruhuna hediye edilmesi gerektiği bildiriliyor.
Sözkonusu sitede Şii din adamlarından Ayetullah El-Vahid El-Horasani’nin “Masum imamlardan sonra bu şahıstan (Mecusi Ebu Lü’lüe’den) daha çok saygıya layık kim olabilir?” dediği nakledilmektedir.
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/images2.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/images2.jpg)
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/pislikler.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/pislikler.jpg)

Resme dikkatle bakarsanız Muvaye r.a ve Ömer Radıyallahu anh , iblisin grubunda diğer tarafda ise peygamberimiz Hz.Muhammed Aleyhisselam Fatima Radıyallahu anh Ali Radıyallahu anh H.z Huseyin Radıyallahu anh Mehdi Aleyhisselam var
Londra’daki Suudi Arabistan Büyükelçiliği önünde gösteri yapan Şiiler Hz. Ömer ile İblis’i aynı kefeye koydu.
Kuveytli Şii Yasir El-Habib öncülüğünde İngiliz başkentinde gösteri yapan bir grup Şii, Mekke ve Medine’nin Birleşmiş Milletler gözetimine terkedilmesini istedi.
Suudi Arabistan aleyhine sloganlar atan grup, Hz. Ömer’i Şeytan, Firavun ve Nemrud ile aynı kefeye koyan pankartlar açtı.

Pankartta sağ tarafa “Adem, İbrahim, Musa, Muhamed, Fatıma, Ali, Hüseyin, Kazım ve Mehdi” yazan Şii göstericiler, bu isimlerin karşılarına da sırasıyla “İblis, Nemrud, Firavun, Ebu Süfyan, Muaviye, Yezid, Harun ve El-Suud” yazdılar.
Bir başka pankartta ise “Allah katiline lanet etsin ey Fatıma” yazdığı görüldü. Şiiler, Hz. Ömer’in Hz. Fatıma’yı karnındaki cenini düşürene kadar dövdüğünü ve Hz. Fatıma’nın bu nedenle hayatını kaybettiğini öne sürüyor. Iraklı Şii düşünür Ahmed El-Katib gibi bazı Şiiler ise bu tür rivayetlerin asılsız ve hurafe olduğunu söylüyor.

Ehl-i Sünnet
08-03-2011, 14:55
ALTTA SİZLERE Öyle belgeler yayınlayacağız ki, Şiaya müslüman demek bile kerih görülecek… Ne yazıkki bu ümmetin YAHUDİSİ Sapık 72 fırkanın en tepesindeki konumundaki bu sapıklar Osmanlıyıda bir zaman uğrastırmıstı.

http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/images.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/images.jpg)ALLAH TEALA YAVUZ SULTAN SELİM HAN ‘ dan razı olsun ki BU TOPRAKLARDAN ŞİA yı uzak tuttu, onlarla çok mücadele etti. Yoksa Türkiye’ de şia tehlikesi altında idi..
İŞTE DELİLLER :

http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/ZEMR.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/ZEMR.jpg)
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/mukte2-300x241.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/mukte2.jpg)
Muktada Sadr’ın fetvasının tercümesi:
Biz mehdi ordusunu destekleyen bir grup kadınız. Siz İslam ve
Müslümanların hüceti Muktada Sadr’a bir soru sormak istiyoruz. Mehdi
ordusun bir grup bize Grup sigası (Muta nikahı olarak) yapmayı teklif
ettiler. Onlar bize diyorlar ki grup halindeki nikah yapılan nikah 70 defa
daha faziletlidir. Biz bunu hacda şeyh yakuptan sorduk ve bidat olduğunu
söyledi. Biz grup nikahı edebilirmiyiz? Bu nikah bir geceden az bir müddet içindir. Maksadımız mehdi ordusunun askerlerinin ihtiyaçlarını ortadan kaldırmaktır. Çünkü ;onlar nasiblerle (sunilerle) savaşırken kafaları
karışmasın.
Zeynebbiye
Az-zihar hasan al-qartusi
Şevval 17/1426
Cevap:
Malumdurki muta nikahı bizim mezhebimizde helaldir. Suniler bu konuda
kafamızı karıştırıp bizim çoğalmamızı engellemek istiyorlar. Grup mutasına
bizim alimlerimiz icazet vermektedirler fakat Müslüman olmayanların veya
avam tabakadaki insanların grup sex mutasında olmasını istmezler. Çünkü
onlar bu şekilde müminlerin bedenini görebilirler.
Şeyh yakub da bu sebep ile bunu istememiş olabilir. Mehdi ordusunun askerleri ile muta nikahı
yapmak başkaları ile muta nikahı yapmaktan daha güzeldir. Zeynebbiyede olan bacılarımızdan talep ediyoruzki Allah’ın onlara verdikleri bedenlerive malları istifadeye vermekte sakınca görmesinler. Grup mutası yaparkende başkalarına haber vermesinler ve kimseye görünmesinler.
Bu aynı zamanda Ayetullah el-Hairi’nin de
görüşüdür.


ŞİA SİTESİ

http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/MUTAnikahi.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/MUTAnikahi.jpg)

http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/39.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/39.jpg)http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/41.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/41.jpg)


http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/40.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/40.jpg)









Humeyni, “El-Kur’an – Bab Marifetullah”adı ile yazdıgı kitapta, Kur’an-ı Kerim’de diğer İlahi Kitaplar gibi tahrif edildiğini iddia eder! Sari renk ile isaretlenmis bolumun tercumesi soyledir:
“… . bu da bütün İlahi Kitaplar, Kur’an-i Şerif ve bütün Serif Ayetleri de dahil olmak
üzere, tahrif edildiklerinin bir göstergesidir, daha sonra zaman içersinde bir çok tahrif
eylemlerinden geçerek insanların eline sunulmuştur,… …”

http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/tahrif.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/tahrif.jpg)
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/TAHrif-2.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/TAHrif-2.jpg)
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/ehlisunnettahkir.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/ehlisunnettahkir.jpg)http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/ehlisunnettahkir2.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/ehlisunnettahkir2.jpg)
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/hzaisetekfir.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/hzaisetekfir.jpg)
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/hzaisetekfir2.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/hzaisetekfir2.jpg)http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/ehlisunnettahkir3.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/ehlisunnettahkir3.jpg)
Aşağıdaki Biharu’l Envar adlı şiilerin en muteber kaynağından alınmış bir metin
çıkacaktır, bu metinde cehennemin 7 kapısından Ebu Bekir, Ömer, Aişe…..gibi
ashabın gireceğini yazmaktadır.
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/1-1.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/1-1.jpg)http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/2-2.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/2-2.jpg)http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/3-2.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/3-2.jpg)

Humeyni’nin Tahrirul Vesile adlı kitabından; bu fetvasında humeyni aşağıda altı kırmızıyla çizili bölümde; “11. mesele: eşine dübürden ilişkinin caiz olması, bunun şiddetle mekruh olmasından daha kuvvetli bir görüştür. eğer eşinin rızası yoksa ihtiyaten bunu terk etmelidir.” diyor. 12. meselede ise dokuz yaşından küçük eşiyle süt emme çağında olsa bile ona şehvetle dokunup sarılabileceğini söylüyor!

Humeyni’nin Tahrirul Vesile adlı kitabından; bu fetvasında humeyni aşağıda altı kırmızıyla çizili bölümde; “11. mesele: eşine dübürden ilişkinin caiz olması, bunun şiddetle mekruh olmasından daha kuvvetli bir görüştür. eğer eşinin rızası yoksa ihtiyaten bunu terk etmelidir.” diyor. 12. meselede ise dokuz yaşından küçük eşiyle süt emme çağında olsa bile ona şehvetle dokunup sarılabileceğini söylüyor!
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/humeyni.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/humeyni.jpg)http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/humeyni2.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/humeyni2.jpg)

Aşağıda örneği verilen kitapta Humeyni Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in tebliğ görevini gerektiği gibi yerine getirmediğini iddia ediyor.
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/humeyni3.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/humeyni3.jpg)
AYETULLAH ASFAHANİYE GÖRE KURAN TAHRİFİ
Şia alimlerinden sayılan Ayetullah El-Fani Elasfahani “Ara’un Havle-l Kur’an” adlı
eserinde, Şia alimlerin çoğu Kur’an tahrif
edildiğine inandıklarını itiraf ediyor!
TERCUMESI:
” Beşinci soru: Kur’an Tahrif edildi diyenler kim ve delilleri ne?
Cevap: Muhaddis ve Hafızlardan bir cemaat Noksan ile tahrif edildiğini tesbit ettiler, onda Noksan Tahrifini (yani Kur’anda (haşa) eksiklik olduğu anlamına geliyor) kabul ediyorlar.
Bildiğime göre onlardan ilk olarak Ali Bin İbrahim
Tefsiri, içinde … ..”
“Tefsiru-l Kummi” eserinden bir alıntı ile devam ediyor, daha sonra şöyle devam etmekte:

“Buda El-Kelini’nin rivayet ettiği hadislerden anlaşılıyor, ki kendisi bu konu ile ilgili -Kuran
tahrifini kasdediyor- zahir bütün hadisleri talik (yorum) yapmadan rivayet ediyor, Sayin El-
Cezairi’de aynı yolda gidip Tahrif konusunu ”Tehzibeyn Serhi” nde ele aldı, Fakat bunu daha geniş bir şekilde “Menbeu-l Hayat” isimli risalesinde ele aldı.
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/humeyni4.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/humeyni4.jpg)http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/humeyni5.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/humeyni5.jpg)
Altı çizili yerin tercümesi:

Ali bin Hüseyin (as)’ın yanında idim. Ona “Şüphesiz ki sen benim katımda haksın. Bana
Ebubekir ve Ömer adlı iki şahıs hakkında haber verir misin dediğimde Ali’nin oğlu
Hüseyin (as): “İkisi de kafirdir. Bu ikisini seven de kafirdir”
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/humeyni6.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/humeyni6.jpg)http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/humeyni7.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/humeyni7.jpg)

Aşağıda Biharul Envar adlı şii kitaptan alıntı yapılmıştır, bu metinde Ebu Bekir ve Ömer’in kafir olduklarına dair bab denmiş bu hususta deliler getirilmiştir.
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/humeyni8.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/humeyni8.jpg)http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/humeyni9.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/humeyni9.jpg)

Aşağıdaki metin el-Kafi denilen şianın muteber hadis kitabından alınmadır. Şiiler, el-Kafi’yi en büyük hadis kitapları olarak kabul ederler, bizim yanımızda İmam Buhari nasılsa onlarda da el-Kafi öyledir. İşte bu eserde Ebu Bekir ve Ömer’in tevbe etmeden önce öldükleri, kafirler oldukları, ayrıca Allah’ın Meleklerin lanetlerinin üzerlerine olsun
diye yazılıdır.
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/humeyni10.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/humeyni10.jpg)http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/humeyni11-300x225.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/humeyni11.jpg)

SİSTANİNİN İLGİNC BİR FETVASI
Aşağıdaki fetva örneğinde fetva soran kişi, evinde kızkardeşini yabancı birisiyle uygunsuz vaziyette yakaladığını, kızkardeşinin de kendisine o adamla muta nikahı yaptığını söylediğini, bunun üzerine onu bir odaya hapsedip bıçaklayarak öldürmek istediğini belirtiyor.

Sistani’nin cevabı şu şekilde; “Kız kardeşinin velayeti sana ait değildir. haram işlese bile sen ona vuramaz, hapsedemezsin…” diğer bir ifadeyle sistani şöyle demek istiyor; “sen kızkardeşini kıskanmazsın, zina etse de mani olmaya hakkın yok!”
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/sistani.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/sistani.jpg)
ŞİİLERİN BİR DUASI
Allah reslünün seçkin sahabilerine ve zevcelerine lanet ettikleri dua
Allahüme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammedin, vel’an
sanamey kureyşin ve cibteyhima ve taguteysima ve ibne teyhima
YANİ Ey Allahım! Muhammedin kendisine ve Muhameddin Alinin üzerine
rahmetini lütfet, kureyşin iki putuna, iki cibri tagutuna (ki bunlardan kasıt Hz. Ebu Bekir ve Hz Ömer dir) ve Bunların iki kızına (Hz. Aişe validemiz ve Hz Hafsa Validemiz) lanet et.
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/siadua.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/siadua.jpg)http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/siadua2.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/siadua2.jpg)
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/sigarafetva.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/sigarafetva.jpg)

türkü
08-03-2011, 15:00
ya 30 yaşındayım ya ama lütfen yeter artık :P
ne diyeyim bir soru cümlesine tutulmuş kalmışım ben, iyi olunuz keyfinize bakınız.. salla gide :)

Ehl-i Sünnet
08-03-2011, 15:17
ya 30 yaşındayım ya ama lütfen yeter artık :P
ne diyeyim bir soru cümlesine tutulmuşum kalmış ben, iyi olunuz keyfinize bakınız.. salla gide :)

Lütfen Ehl-i Sünnet düşmanlarını bu kadar hafife almayın.. Bazı hoca bozuntuları sapık şia mezhebini ehli beyt gibi gösterip onların sapık fikirlerini ülkemize sokmak istiyorlar. Ey Müslümanlar uyanık olalım!!!

Allah seyyah kardeşimizden razı olsun bu konuyu açtığı için...

türkü
08-03-2011, 15:23
ben benden olanların itibarını yükseltmeye çalıştıkça o parmak hep niye aya işaret ediyor bilmem ki..parmaga bakalım, sahibine, aslımıza, özümüze dönelim yüzleşelim uzlaşalım demişim..yeterince uyanık degil miyim sizce :)

|SEÇKiN|
08-03-2011, 22:47
yüzleşelim uzlaşalım demişim..yeterince uyanık degil miyim sizce :)

deyilsin!
yüzleşmek, uzlaşmak istediklerinde böyle bir maharet, böyle bir niyet hiç olmadı çünki...

Kaçak
08-03-2011, 22:56
Şianın Türkçeye çevrili binlerce eseri oldugunu tahmin ediyorum ....
Caferilerin muteber kabul ettiği Türkçe eserlerdeki çelişki/iftira/yanlışları alıp getirip ve/veya yazılı görsel basınlarındaki haberlerden derleme yapsanız ne güzel olur ...
Söz konusu getirilen delillerin hiç birine itibar etmemiz söz konusu değil , çunku ne bu siteye yapıştıranlar nede bu sitedeki okuyucular söz konusu kaynaklara ulaşıpta bu dogrumu bu yanlışmı diye süzmeleri imkansız ...
ODA TV tarzı hazırlanmış ve amacı Şiayı kritik etme değil , kafir ilan etme olan bu siteden getirilen delillere , nasıl güvenipte bunca vebal altına giriyorsunuz anlamıyorum ...
Şiaya karşı yargınız olması muhtemeldir , dogru yada yanlıştır beni baglamaz ama hüküm cümlelerine hiç bir dahliniz olmadan sunmanız akla makul degildir ...
Türkçemizde duruma uygun güzel deyişler vardır lakin ortam musaid değil ...
Yani ne gerek var ?
Şianın ana iskeleti olan "imamet ve masumiyet" teorisine karşı ilim adamlarımız oldukca doyurucu ve ilmi metinler hazırlamışken ...
Bu tarz ne idüğü belirsiz delillerle hucuma kalkışmak pek mantıklı değil derim ...
Ama genede ben yapıcam diyen arkadaşlara tavsiyem , olaya biraz dışarıdan bakıp , inandırıcı çalışmaları sunmalarını söylerim ...

hirahos
08-03-2011, 23:56
Takiyye ve yalanı bir dini vacip gibi kabullenen Şia'ya ne sorarsanız sorun, doğruyu söylediklerinden emin olamazsınız. Evet, o haklarında olanı onlara yönelttiğinde inkar eder. Biz öyle inanmıyoruz der. Böyle inanıyoruz der Lakin, yalan mı söylüyor? Doğruyu mu anlatıyor, bilinmez. Çünkü yalan onlar için bir ahlak, bir din, bir vecibe haline gelmiştir.

Ashab-ı Kirama iftira ederler, onların dinden döndüklerine inanırlar. Birkaç forumda, İslam'dan dönen mürtedler Hadis-i Şerifini öne sürerek Ashabı töhmet altında bıraktıklarına bizzat şahid oldum. Halbuki akleden anlar ki İslam'dan dönenler elbette olmuştur. Olmaktadır da... İslam'dan dönüp cehennem yolunu tutan 3-5 kişiyi öne sürüp İslam'da kalıp şeref kazananları ve Cennetle müjdelenleri; binlercesini, yüz binlercesini, dinimizi öğrenip yaşayıp bize aktaranları, içinden kendilerince beğendikleri hariç tamamını karalamak ve onlara düşman kesilmek; ancak akılsızların ve İslam'ı iptal etmek isteyenlerin işidir.

O beğendikleri yakınlar da hakkı söylememiş, içlerinde yıllarca gizlemişler, güçlü olana boyun eğmişler, ancak kendilerinden sonra gelenlere içlerinde sakladıklarını gizlice öğretmişlerdir! Haşa, bu yakıştırdıkları sıfatlar münafıklık alametidir. Ehli Beyt ve hususen başımızın tacı, Velayet sultanı, efendimiz Hz. Ali ve ailesi onların yakıştırdığı bu korkaklıktan ve münafıklıktan uzaktır. Onların tamamını tenzih ederiz.

Gördünüz mü: Peygamberimizin Ashabı güya kafir olmuştur, dinden dönmüş; Allah'a ve Resulüne haşa İHANET etmişlerdir. Peygamber efendimizin ailesi de yıllarca münafıkça ve korkakça yaşamışlardır, içlerinde olanı gizleyerek, hakkı saklayarak.... Haşa, haşa. İşte size Şia'nın inancı! Gördünüz mü, mübarek Ashaba ve tertemiz Ehli Beyte yakıştırdıklarını? Dillerinden ne Ashab kurtulabildi, ne Ehli Beyt... Kimseyi bırakmadılar!

Bunlar orada da durmazlar: Resulullah efendimizin görevini tamamlamadıklarını da iddia ederler. Haşa yani ne olmuş: Güya Resulullah efendimiz görevini yapmamış, eksiklik bırakmış; bunlar haşa o eksikliği tamamlamaktalar! Haşa haşa. Böyle adi, böyle rezil bir iftirayı kim atmıştır da kimler onu sahiplenmiştir?! Bu iman mıdır, bu sevgi midir Allah'ınızı severseniz? Korkmayın, Hakkı söyleyin.

Şah Veliyyullah ed-Dehlevi... Müceddid allame şeyh İmam Dehlevi diyorki: ''Ben ehli beyt sevgisini iddia ederek Ashab-ı Kirama küfr eden Şiilerin durumunu ruh aleminde Resulullah efendimize sordum. Bana ruhani olarak ‘Bunların mezhebi yanlıştır, bu da ‘imam’ kelimesinden anlaşılmaktadır' dedi... Sonra kendime geldiğimde Şia’daki İmam kelimesini düşündüm ve anladım ki onlara göre imam masumdur, itaati farzdır ve halka önder olarak gönderilmiştir. Ayrıca onlar imama batıni vahyin geldiğini de caiz görüyorlar. Ancak işin gerçeği şudur, onlar her ne kadar Peygamberimizin son peygamber olduğunu söyleseler de onlar imamet inançları gereği Peygamberliğin sona erdiğini inkar etmektedirler...” (Hikem'den naklen)

Hz. İsa efendimizin tebliğini çarpıtan yahudi, onun tebliğinden Hıristiyanlık denileni uydurmuştur. İslam'ı da Hıristiyanlığa benzetmek için harekete geçen yahudi, Şia'yı uydurmuştur. Yakından inceleyen, ilme ve alimlere müracaat eden, akleden her insan ikisinin de mübarek Dinleri, tertemiz Peygamberlerin tebliğ ettiklerini ifsad ve iptal etmek için yahudi tarafından ortaya atıldığını ve ancak akılsızlar ve nasipsizler tarafından sahiplenildiğini ve kötü neticelerinin Allah Teala tarafından haber verildiğini apaçık görür.

Bu konuda sayfalar, sayfalar dolusu yazılabilir. Nakiller yapılabilir. Ancak, uzun yazıların okunmama ya da az kişi tarafından okunma gibi bir huyu vardır. Biz birkaç hususu daha yazıp bitirelim: Aklı kararmamış ve iman nuru örtülmemiş herkese inşallah yetecektir:

1- Şia, Ashabın büyük kısmının kafir olduğunu, mürted olduğunu iddia eder. Onları güvenilmez bulur. Onların aktardığı Hikmet ve Sünneti de kabul etmez. Halbuki aynı nesiller, Şianın güvenmediği o insanlar Kur'an-ı Kerimi de nakletmişlerdir. Dolayısıyla onlara göre, ortada ne uyulabilecek (takip edilebilecek) bir kitap ne de bir Peygamber kalmaktadır! İşte şianın neticesi budur! Kendileri ne kadar kabul etmese de bu böyledir. Dolayısıyla, haşa Allah Teala, kadirdir derler, hakimdir derler; ancak indirdiği ve koruyacağını vaad ettiği son ve makbul dinini aslında haşa koruyamamıştır. Haşa Peygamber efendimiz de ne kendine güvenilir bir Ashab bulabilmiştir ne de çevresindekileri yetiştirebilmiştir! Şia'nın inançları, Allah'a ve Resulüne bu acizlik ve güçsüzlük, öngörüsüzlük, bilemezlik, ferasetsizlik, tedbirsizlik iftirasıyla neticelenir. Bunun çıktığı başka bir netice yoktur. Haşa Haşa Haşa... Allah ve Resulü elbette onların bu kirli inançlarından beridirler.

2- İspanya İslam hükmü altında iken imam Ebu Muhammed b. Hazm orada bulunan papazlarla, kitapları İncil'in muharref olduğu hakkında münazara eder deliller getirirdi. Papazlar da cevap olarak Şia'nın Kur'an'ın muharref (bozulmuş) olduğuna karar verdiklerini söyleyerek delil getirdiklerinde İbni Hazm onlara şu cevabı vermiştir:

ŞİA'NIN İDDİASI NE KUR'AN ALEYHİNE NE DE MÜSLÜMANLAR ALEYHİNE DELİL OLABİLİR! (Kitabu'l Easl Fi-l-Milel ven-Nihal, Cilt: 2, Sh, : 78 ve Cilt: 4, Sh, 182 İbni Hazm Kahire'deki ilk baskı)

3- Abdulkadir El Bağdadi öl:429 h. dedi ki; Küfrün herhangi bir çeşidini duymayalım veya görmeyelim ki, illa o çeşitten bir çeşidini Rafızi mezhebinde buluruz. [El-Milel: 52]

4- İmam İbni Kesir Ed-Dimaşki (r.h.) Allah Teala'nın şu ayeti konusunda şunu söyledi:

Muhammed, Allah'ın elçisidir. Ve onunla birlikte olanlar da kafirlere karşı zorlu, kendi aralarında ise merhametlidirler. Onları, rüku edenler, secde edenler olarak görürsün; onlar, Allah'tan bir fazl (lütuf ve ihsan) ve hoşnutluk arayıp-isterler. Belirtileri, secde izinden yüzlerindedir. İşte onların Tevrat'taki vasıfları budur: İncil'deki vasıfları ise: Sanki bir ekin; filizini çıkarmış, derken onu kuvvetlendirmiş, derken kalınlaşmış, sonra sapları üzerinde doğrulup-boy atmış (ki bu,) ekicilerin hoşuna gider. (Bu örnek,) Onunla kafirleri öfkelendirmek içindir. Allah, içlerinden iman edip salih amellerde bulunanlara bir mağfiret ve büyük bir ecir vaad etmiştir. [Fetih, 29]

İmam Malik bu ayetten, Sahabelere buğz eden kişilerin kafir olacağı hükmünü çıkarmıştır. Dedi ki; "Çünkü Sahabeler kafirlere nefret verirler. Kim Sahabeye buğz ederse bu ayete binaen kafir olur." Bu konuda bazı alimler onlara muvafakat etmiştir (onun gibi söylemiştir). [İbn Kesir: 4/129]

5- Muhammed Ali Eş-Şevkani (r.h.) dedi ki; Rafızilerin (şianın) ve davetinin aslı, dindeki insanları aldatmak ve Müslümanların şeriatına muhalefet etmektir. Ne kadar acayiptir ki İslam uleması ve din sultanları bunları bu apaçık ve büyük münkerde devam etmelerinde terk ettiler. Bu problemli kişiler, bu temiz şeriatı reddetmek ve ona muhalefet etmek isteyince, onu taşıyanların (yani Sahabenin) şahsiyetlerine dil uzattılar. Çünkü şeriata ulaştıracak yol ancak onlardan geçer. Bu şeytani vesilelerle ve lanetlik bahanelerle aklı zayıf olanları yanılttılar. Onlar en hayırlı halifeye küfredip lanet ederler. Şeriata karşı inatçılığı ve kullardan ahkamı kalkmıştır sözlerini gizlerler. Büyük günahlar arasında bu kötü vesileden kötüsü yoktur. Çünkü o Allah’a, Resulüne (s.a.v) ve şeriatına dik kafalılık demektir. Velhasıl onlar şu dört büyük günah içindedirler ve her biri apaçık küfürdür;

Birincisi: Allah’a inat etmek. İkincisi: Resulüne (s.a.v.) inat etmek. Üçüncüsü: Temiz olan şeriatına inat edip onu iptal etmeye çalışmak. Dördüncüsü: Sahabeleri (Allah onlardan razı olsun, onları) tekfir etmek.

Halbuki onlar (Sahabeler) Allah'ın kitabında; "kafirlere karşı şiddetli", "Allah Teala onlarla kafirleri öfkelendirir" ve "Allah onlardan razı olmuştur" diye vasf edilmiştir. [Usul Mezheb El Şia Lil Kifari: 3/1270-1271]

6- İmam Şankiti (r.h.) şu ayetin tefsirinde şöyle der;

Öne geçen Muhacirler ve Ensar ile onlara güzellikle uyanlar; Allah onlardan hoşnut (razı) olmuştur, onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır ve (Allah) onlara, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur. [Tevbe: 100]

Bu ayette Allah Teala açıkça Muhacir ve Ensarın evvelkilerinden ve onlara güzellikle uyanlardan razı olduğunu beyan etmektedir. Onlara küfreden ve onlara kin besleyenin sapkın olduğu, Allah Teala’ya muhalif olduğunu Kur'an'daki (bu gibi) delilden alıyoruz. Çünkü o (şii) Allah’ın razı olduğu kişiye nefret etmiştir. Şüphesiz Allah’ın sevdiğine buğz etmek Allah’a karşı zıtlık, isyan ve başkaldırıdır. [Advaul-Beyan: s. 352]

7- İmam Şafii (r.a) diyor ki: Ey Malik! Eğer Şiilerin adamlarını köle olarak almak ya da evimi tamamen altınla doldurmalarını isteseydim, onlar için Hz. Ali (r.a) adına yalanlar uydururdum ve bunu yapardım. Fakat ben Allah'ın adına yemin ederim ki Onun adına hiç yalan uydurmadım. Seni hevalarına uymuş, saptırıcılardan sakındırırım. Onların en şerlileri de Şiilerdir. Şiilerin imtihanı ile yahudilerinkisi aynıdır:

Yahudiler dedi ki: Sultanlık ancak Davut (a.s) un soyuna verilir. Şiiler dedi ki: Emirlik ancak Hz. Ali (r.a) nin soyuna verilir. Yahudiler dedi ki: Mesih ve Deccal çıkana kadar ya da İsa (a.s) semadan inene kadar Allah yolunda cihad yoktur! Şiiler dedi ki: Mehdi zuhur edip sonra gökten birisi nida edene kadar Allah yolunda cihad yoktur! Yahudiler akşam namazını yıldızlar gökyüzünü kaplayana dek ertelerler! Aynı şekilde Şiiler de!

Ve Nebi (s.a.v) efendimiz, Peygamberimiz buyuruyor ki: "Ümmetim akşam namazını yıldızların gökyüzünü kaplamasına kadar ertelemedikçe hayır üzeredir, fıtrat üzeredir"

Yahudiler elbiselerini sarkıtırlar (uzun bırakırlar) ve aynı şekilde Şiiler de! Yahudiler kıbleden az da olsa yüzlerini çevirirler, aynı şekilde Şiiler de! Yahudiler Tevrat’ı tahrif ettiler, aynı şekilde Şiiler Kur’anı tahrif etti! Yahudiler tüm Müslümanların kanlarını helal görmekteler aynı şekilde Şiiler de! Yahudiler boşanmanın üç defa olduğunu kabul etmezler ve aynı şekilde Şiiler de! Yahudiler kadınlar için iddet olmadığını söylüyorlar, aynı şekilde Şiiler de! Yahudiler Cibril (a.s)e buğz etmekte ve o bizim meleklerden düşmanızdır demektedirler. Şiiler de: Yanlışlıkla Muhammed (s.a.v)e vahiy indirdi demektedir.

İki konuda Yahudi ve Hıristiyanlar, Şiilerden daha üstündürler:

Yahudilere sordular: Sizin en hayırlı milletiniz (en iyileriniz) kimdir Dediler ki: Musa (a.s)nın ashabı… Şiilere sordular: Sizin milletinizin en şerlileri (kötüleri) kimlerdir Dediler ki: Muhammed (s.a.v)in ashabı

Hıristiyanlara sordular: Sizin milletinize bağlı olanların en hayırlıları kimlerdir Dediler ki: İsa (a.s)nın havarileri (yardımcıları)… Şiilere sordular: Sizin milletinize bağlı olanların en şerlileri kimlerdir Dediler ki: Hz. Muhammed (s.a.v) in havarileri.

Onlara (Ashaba, geçmişlerimize) bağışlanma dilemekle emr olundular lakin bunlar onlara sövdüler ve kınından çıkarılmış kılıçlar kıyamet gününe kadar boyunlarının üzerinde olacaktır biiznillah. (Şerh usulu itikadi ehli sunne vel cemaa: 1549 / 8)

------------------------------------

Daha fazla yazıp uzatmadan ve bıktırmadan bitirelim. Aklı olan ve az da olsa ilimden nasipli herkes şu kısa yazımızdan dahi idrak eder. Şia, İslam dininin temellerine ve Sünnet ehli Müslümanlara yönelmiş bir ciddi fitne ve tehlikedir. Tarih boyu ve günümüzde küffar ile hemen hemen hiç savaşmamış olmaları; daima Müslümanlara yönelip onlarla savaş ve mücadele etmeleri, Müslümanları katleden küffarla hep işbirliği yapmış olmaları ve onlarla beraber katliama girişmeleri; vakıa da ne olduklarını bize hatırlatmalıdır. (Mesela günümüzdeki ve gözümüzün önündeki Irak'a bakınız. Yukarda olanlar yazılmıştır.) İyi niyetli ya da kötü niyetli olarak; birlik, beraberlik, ümmet şuuru, emperyalizme karşı durma gibi masum ve güzel talepler altında şiayı pazarlayanlar ya da şiayı temize çıkarmaya çalışanlar, kendi bindikleri dalı da kestiklerini görmek zorundadırlar. Ortada iptal edilen, geçersiz kılınan bir din kalacaktır ve güya o dinin kardeşliği tesis edilmiş olacaktır! Kimse dininden olmak istemez sanırım. Uyanık ve tedbirli olunuz.

Haa, devlet olarak, Şia'yla alış veriş yaparsınız, siyasi, uluslararası, ekonomik ilişkilere girer, ittifaklar tesis edebilirsiniz. Gerektiğinde bu işleri yapmak gerektiğinde vazgeçmek devletin işidir. Bizim işimiz değil. Biz dinimizi ve ahiretimizi koruyalım. Ves'selam.

|SEÇKiN|
09-03-2011, 04:52
HUMEYNİ: PEYGAMBERLER BİLE İMAMLARIN MERTEBESİNE ULAŞAMAZ! (http://irananaliz.wordpress.com/2009/02/10/humeyni-peygamberler-bile-imamlarin-mertebesine-ulasamaz/)


İslam dininde batıl, müfsit ve bozuk bir düşünce akımı olarak tavsif edilen Şia mezhebinin son dönem önde gelen alimlerinden biri olan; “Hz. Peygamber (sav)
görevini hakkıyla yerine getirmemiştir”, “Elimizdeki mevcut Kur’an tahrif edilmiştir” diyen Ayetullah Humeyni bakınız bu kitabının 93. sayfasında neler söylüyor? Eserinde imamların manevi mertebesine Peygamberler de dahil kimsenin ulaşamayacağını iddia eden Humeyni ve Şii anlayış “imamiye” mefhumuna inanmayan, buna iman etmeyenleri de tekfir etmekte, Şia dışındakileri gerçek mümin olmayanlar olarak tavsif etmektedirler.

ESER HAKKINDA BİLGİLER

İsmi: el İslam ve Meşru ed Devleh ve Nizamul Hükm – el Hukumeh el İslamiye
Yazar: el İmam el Humeyni
İkinci Basım

İslam dininde batıl, müfsit ve bozuk bir düşünce akımı olarak tavsif edilen Şia mezhebinin son dönem önde gelen alimlerinden biri olan; “Hz. Peygamber (sav) görevini hakkıyla yerine getirmemiştir”, “Elimizdeki mevcut Kur’an tahrif edilmiştir” diyen Ayetullah Humeyni bakınız bu kitabının 93. sayfasında neler söylüyor?
Humeyni eserinin ilgili sayfasında: “Mezhebimizin zaruriyatlarından biri de imamların manevi mertebesine kimsenin ulaşamayacağıdır. Hatta ne yakın bir melik ne de gönderilen bir Peygamber! Esasında Resulü kiramlar ve imamlar – rivayetlerimize göre – arşın gölgesi altında bu dünyadan önce nur idiler…” demektedir.

Şii inancının İslam düşüncesinden ayrılan en önemli müfsit yönü de “imam” mefhumunu itikadın bir parçası olarak kabul etmeleridir. Dahası İslam’da bulunmayan imam kavramını ayetleri de çarpıtarak imanın bir rüknü haline getiren Şii anlayışı “imamiyet” mefhumuna inanmayan herkesi de tekfir etmektedirler. Bu mantıksal çıkarım da doğal olarak Şiilerin dışındakilerin kafir olduğu gibi hastalıklı bir zihniyetin inşasını sağlamaktadır.


Kaynak: İmam Humeyni Sitesi (http://www.khomainy.com/arkho/?ID=107)




http://irananaliz.files.wordpress.com/2009/02/khomainy-151.jpg?w=460&h=699 (http://irananaliz.wordpress.com/2009/02/10/humeyni-peygamberler-bile-imamlarin-mertebesine-ulasamaz/khomainy-15-2/)

|SEÇKiN|
09-03-2011, 05:12
HUMEYNİ: MEHDİ ÇIKINCAYA KADAR CİHAD YOKTUR!


http://www.islamway.com/SF/mhrm/doc/10.jpg

İran Şii Devriminin lideri olan Şii Ayetullah Humeyni’nin İslam’la yakından uzaktan ilgisi olmayan; lakin ne ilginçtir ki Türkçe’ye hiçbiri kasıtlı olarak çevrilmeyen gerçek düşünce yapısına, anlayışına, itikadına ve dinine dair HEPSİ HUMEYNİNİN ORİJİNAL ESERLERİNDEN alıntılarla gizlenen bilgileri TÜRKÇE İLK DEFA yayımlıyoruz.
Tahrirul Vesile adlı İran İslam Cumhuriyeti elçiliği, Şam, 1988 basımlı bu kitapta Ayetullah Hümeyni Şiilerin (İmamiye) nezdinde Mehdi çıkıncaya kadar cihad olmadığını itiraf etmektedir. Tabi Şiilerdeki bu cihad İslam ülkelerini işgal eden düşman ülkelere karşı sözkonusu değilken; Irak’ta, Afganistan’da, Lübnan’da, Kuveyt’te, Bahreyn’de ve ülkemizde Sünni müslümanlara (yani Navasıblara) karşı sözkonusu olup yüzbinlerce Ehli Sünnet mensubu gaib imamı veya mehdiyi bekleyen, onların temsilcileri olan Şii alimlerin fetvalarıyla hareket eden Şii militanlar tarafından öldürülmektedir!
Hakikat böyle olunca İran’dan Ahmedinecat’ın, Hamaney’in veya Hizbullah lideri Nasrallah’ın televizyon ekranlarından çıkıp Filistin halkına karşı yardım edilmesi çağrılarının gerçekte bir karşılığının olmadığı, takiyyeden ibaret olduğu da onların kitapları tarafından teyid edilmektedir.


Kaynak: Delil Hakaik el Rafidah (http://dhr12.com/?a=214&w=169)

(http://dhr12.com/?a=214&w=169)
http://irananaliz.files.wordpress.com/2009/01/humeynicihad.jpg?w=460&h=710
(http://dhr12.com/?a=214&w=169)

|SEÇKiN|
09-03-2011, 12:51
Türkiye’de yıllardır kitaplarının önemli kısımları çevrilen, İslam dünyası rehberi, uleması ve önde gelen bir önder gibi takdim edilen Ayetullah Ruhullah Humeyni kimdir? Humeyni adlı Şii alimin aslında gerçekte İslam’dan ne kadar uzakta olduğuna dair BİZZAT HUMEYNİNİN KİTABINDAN TÜRKÇE İLK DEFA YAYIMLANAN şok edici bilgileri kamuoyuyla paylaşmaya devam ediyoruz. Bakınız tıpkı diğer ekser Şii ulema gibi mevcut Kur’an-ı Kerimlerin tahrif edildiğini iddia eden Humeyni , ilk defa Türkçede yayımlanan bu eserinde Suudi Arabistan’ın bastığı Kur’an-ı Kerimlerle ilgili olarak neler neler söylüyor?

BİLGİLER
Eser Adı: El Vasiyyetül Siyasiyyetül İlahiyye lil İmam Humeyni
Sayfa 10′da Humeyni bozulmuş yönetim olarak takdim ettiği Suudi Arabistan Yönetiminin Kur’anı Kerimleri basarak sözde İslami eğitim amacıyla İslamla irtibatlı olarak dağıtım yaptığını, bunun yalan olduğunu, büyük şeytana hizmet amacı taşıdığını iddia ediyor.
Daha da ileri giden Hümeyni, Suudi Meliki Fahd’ın kendi malvarlığından büyük meblağlar ayırarak Kur’an-ı Kerim bastırdığını bunları duatlar vasıtasıyla dağıttırdığını söyleyerek bununla Vahhabiliği yaymaya çalıştığını söylüyor.
Humeyni, aziz İslam’ın ve Kur’an’ı Kerim’in Suudi Arabistan Devleti tarafından İslam’ın ve Kur’an’ın yıkılması amacıyla kullanıldığını dillendiriyor?!”
Humeyni’nin bu dediklerini okuyan normal bir vatandaş da Suudi Arabistan’ın bastığı Kur’an-ı Kerimlerde Vahhabiliğin, farklı farklı bilgilerin yer aldığı zehabına kapılacak! (Haşa). Oysa Türkiye’de de Suudi Arabistan’ın bastığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kontrolüyle piyasada yer alan milyonlarca Kur’an-ı Kerim mevcut.
Öte yandan Şii mezhebi mensupları ve başta Humeyni tüm dünya müslümanlarının indiği günden bu yana ellerindeki mevcut ve yüzbinlerce hafızın zihninde yer alan Kur’an-ı Kerim’e inanmazken Suudi Arabistan’a neden saldırıyor sorusunu bir kez daha sormak gerekiyor?
Hatırlanacağı gibi bu hafta içerisinde Tahran’da Suudi Havayollarına ait bir büro basılarak yakıldı. Irak’ta da binlerce Sünni müslüman Vahhabilik kılıfı kullanılarak Şii terör örgütlerince katledildi. Gayri resmi iddialara göre Irak’taki cezaevlerinde binlerce Suudi Arabistanlı vatandaş haksız bir şekilde tutuklu kalmaya devam ediyor.


Kaynak: Khomainy (Humeyninin kendi eserlerine, videolarına dair kapsamlı bir site) (http://www.khomainy.com/arkho/?ID=146)



(http://www.khomainy.com/arkho/?ID=146)
http://irananaliz.files.wordpress.com/2008/12/khom-111.jpg?w=318&h=448 (http://irananaliz.wordpress.com/2008/12/16/imam-humeyni-dosyasi-3/khom-11-3/)
http://irananaliz.files.wordpress.com/2009/01/khom-12.jpg?w=460&h=649 (http://irananaliz.wordpress.com/2009/01/04/imam-humeyni-dosyasi-4/khom-12-2/)

Kaçak
09-03-2011, 13:57
Söz konusu Kur'andan kasıt meallendirilmiş hali değil dimi abi ...
Diyanetin onay verdiği ve Suud yönetimi tarafından bastırılan mealli Kur'an a Türkiyeden de pek çok itiraz geldi ...
Hayrettin Karaman Hocada , aceleye geldi yan yattı çamura battı tarzında açıklamalar yapmak zorunda kaldı , çunku meallendirmesinde ciddi sıkıntı oldugu söylendi ...
Kast olunan kısım bu degil dimi ?
İddia şu olsa anlayacagım ...
Kur'anı Kerim şu an elimizde bozuk , tahrif edilmiş ...
Ama Suudun bastırdıgı dedigin zaman, bunu deşifre etmeye gerek yok , herkesler anlar zaten ...
Ortada bir anlatım sıkıntısı var yani ...
Bilmiyorum anlatabildimmi ...

ummuhan
09-03-2011, 14:21
SeYYaH yanlış yere temas eylediniz şimdi size muhabbet duyan şia hayranları sizi artık sevmeyecekler:)

Kaçak
09-03-2011, 14:56
Yönlendirme yapıldı merkez tamam ...

|SEÇKiN|
09-03-2011, 15:46
Söz konusu Kur'andan kasıt meallendirilmiş hali değil dimi abi ...
Diyanetin onay verdiği ve Suud yönetimi tarafından bastırılan mealli Kur'an a Türkiyeden de pek çok itiraz geldi ...
Hayrettin Karaman Hocada , aceleye geldi yan yattı çamura battı tarzında açıklamalar yapmak zorunda kaldı , çunku meallendirmesinde ciddi sıkıntı oldugu söylendi ...
Kast olunan kısım bu degil dimi ?
İddia şu olsa anlayacagım ...
Kur'anı Kerim şu an elimizde bozuk , tahrif edilmiş ...
Ama Suudun bastırdıgı dedigin zaman, bunu deşifre etmeye gerek yok , herkesler anlar zaten ...
Ortada bir anlatım sıkıntısı var yani ...
Bilmiyorum anlatabildimmi ...

kaçak hocam, bahsettiğiniz mevzuyu hatırladım ben de...
evet, geçmişte böyle bir durum söz konusu olmuştu. suud'un hacca giden türk hacıları için hediye olarak sunduğu mealler için, bizim diyanet'ten türkçe çeviri yardımı istemişti. diyanet bunu hayrettin karaman hocanın da içinde olduğu bir ekibe havale etmiş, sizin de bahsettiğiniz gibi hayrettin hoca eleştirilere konu olan bu çeviri için özür beyan etmişti. lakin, burada suudileri suçlayacak bir durum olmadığı kanısındayım. zira onlar kendi mantığıyla hazırlayacağı meal yerine saygı gösterip hangi ulusun hacısına meal verecekse o milletin içinden alimlerin tercümesiyle bunu yapmaya çalışmıştı. buna saygı duyulur ancak. suudi rejimini günahım kadar sevmem, kraliyet ve uygulamaları sebebiyle, ancak bu konuda onları suçlayabileceğimiz bir durum yok. suç varsa eğer bu bizde, bize ait olan bir kabahattir.

imam humeyni bunu fırsat bilerek haksız bir şekilde suud rejimine yüklenmiş, kur'an'ın tahrifi hakkındaki kendine ait görüşleri çerçevesinde bunu bir fırsat olarak ittihaz edinmişti. olay bundan ibarettir muhterem abim.

|SEÇKiN|
09-03-2011, 15:47
SeYYaH yanlış yere temas eylediniz şimdi size muhabbet duyan şia hayranları sizi artık sevmeyecekler:)

ne o abla, saksı düşmedi başınıza demi?! :)

Ehl-i Sünnet
20-03-2011, 10:57
Caferî, Şiî ve Rafizîlerin İnanç Esasları
(http://www.ikder.net/index.php?view=article&catid=21%3Amakaleler&id=80%3Acaferi-ii-ve-rafizilerin-nanc-esaslar-&format=pdf&option=com_content&Itemid=10)


1. ALLAH İNANCI:

-Beda (ilimden önce cahil olma) sahibidir. Buna karşın imamları bütün ilimleri bilir, onlara gizli bir şey kalmaz.
-Zaman, mekan, keyfiyet, hareket, intikal ve cisimlerin sıfatlarından hiçbiriyle sıfatlanamaz. O nuzül etmez, dünyada ve ahirette asla görünmez.

2. KUR’AN İNANCI:

-Mahluktur.
-Sahâbe tarafından ekleme ve artırma yapılmıştır.
-Kur’an’dan ‘Velayet Suresi’ ile ‘Ali ve Muhammed Ailesi’ lafızları çıkarılmıştır.
-Cebrail (Aleyhi's-Selam) in getirdiği Kur’an 17000 (on yedi bin) ayetti, halbuki şu an 6236 ayettir.
-Kur’an’ı Allah’ın indirdiği şekliyle yalnızca Ali (Radıyallahu Anh) ve vasileri (imamlar) cem edebilir (bilebilir).
-Kur’an’ın tertibi Allah ve Rasûlü’nün razı olacağı şekilde değildir.
-Kur’an’da geçen tağut kelimesi ile kastedilen Ebu Bekir ve Ömer (Radıyallahu Anhuma) dir.
-Nahl Suresi 90. ayette geçen ‘fahşa’ Ebu Bekir, ‘münker’ Ömer ve ‘bağy’ ise Osman (Radıyallahu Anhum) dır.

3. SAHÂBE İNANCI:

-Sövme, hakaret ve tekfir etme (kafirlikle itham) üzere kuruludur.
-Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) den sonra Mikdam bin Esved, Ebu Zerr ve Selman-ı Farisi (Radıyallahu Anhum) haricindeki sahâbe dinden dönmüştür.
-Ebu Bekir ve Ömer ile o ikisini sevenler kafirdir.
-Ebu Bekir ve Ömer ile kızları Aişe ve Hafsa (Radıyallahu Anhum) ya lanet okurlar.
-İmamiye dininin gereklerinden bazıları:
a) Mut’a nikahını helal bilmek,
b) Temettü Haccı yapmak,
c) Ebu Bekir, Ömer ve Osman (Radıyallahu Anhum) dan beri (uzak) olmak,
d) Muaviye, oğlu Yezid ve Ali’ye karşı savaşan herkesten uzak olmaktır.
-Ömer (Radıyallahu Anh) in katledildiği günde düğün yaparlar ve onun katili olan Mecusi Ebu Lu’lu’ya ‘Şucauddin (Dinin Yiğidi/Kahramanı)’ derler.

4. YAHUDİLERLE BENZERLİKLERİ:

-Yahudiler ‘Mesih Deccal ve kılıç inene kadar cihad yoktur.’, Rafiziler ise ‘Mehdi gelip bir münadi de gökten seslenene kadar cihad yoktur’ derler.
-Yahudiler ‘Krallığa ancak Davud’un soyu layıktır.’, Rafiziler de ‘İmamlık ancak Ali’nin evladına layıktır.’ derler.
-Yahudiler namazı yıldızlar görününceye kadar tehir ederler, Rafiziler de akşam namazını aynı vakte geciktirirler.
-Yahudiler insanları ‘Yahudiler ve diğerleri’ diye ikiye ayırır ve kendi dışındakileri putperest olarak görürler. Rafiziler de ‘Velayet’i kabul etmedikleri için kendileri dışındakileri kafir sayarlar.
-Yahudiler Tevrat’ı tahrif ettiler, Rafiziler ise Kur’an’ın tahrif edildiğini iddia ederler.
-Yahudiler de Rafiziler de mestlere meshetmezler.
-Yahudiler Cebrail (Aleyhi's-Selam) e düşmanlık ederler, Rafizilerden Gurrabiyye fırkası ise vahyi Ali (Radıyallahu Anh) yerine Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) e getirdiği için onun hata ettiğini söylerler.

5. HIRİSTİYANLARLA BENZERLİKLERİ:

-Hıristiyanlar hanımlara mehir ödemezler, mal gibi faydalanırlar. Rafiziler de mut’a nikahını helal sayarak böyle evlenirler.

6. YAHUDİ VE HIRİSTİYANLARIN ÜSTÜN YÖNLERİ:

-‘Dininizin en hayırlıları kimdir?’ diye sorulduğunda Yahudiler ‘Musa ve ashâbı’, Hıristiyanlar da ‘İsa’nın havarileri’ diye cevap verirler. Rafizilere de ‘Dininizin en şerlileri kimdir?’ denildiğinde ‘Muhammed’in ashâbı’ derler.

7. İMAMLARI HAKKINDAKİ İNANÇLARI:

-Allah’ın belirlemesiyle belirlenirler.
-İlahi koruma sonucunda masumdurlar (günah işlemezler).
-Yeryüzü, insanlar var oldukça imamsız kalmaz.
-Allah tarafından desteklenirler.
-Kulların amelleri bilgileri dahilindedir.
-Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hariç (melekler dahil) tüm mahlukattan üstün ve şereflidirler.
-Tüm nebilerden daha alimdirler.
-Allah onlarla bilinir ve onlarla Allah’a ibadet edilir.
-Sözleri ve emirleri Allah’tan indirilmiş gibidir.
-Göğün ve yerin ilmi, olmuş ve olacakların ilmi onların yanındadır.
-Varlıkların yaratılmasında vasıta ve sebeptirler.
-Ne zaman öleceklerini bilirler ve istedikleri zaman ölürler.
-Tekvini (yaratılışla ilgili) velayet hakları vardır.
-Dua, ancak onların isimleri ve aracılıkları ile kabul edilir.
-Nuh boğulmaktan, İbrahim ateşten, Musa Firavun’dan ve İsa (Aleyhimu's-Selam) asılmaktan onların hakkı için dua ettiklerinden dolayı kurtulmuşlardır.
-İlah ve Rab olduğuna inanmaksızın (ister diri, ister ölü, ister taş ve ister çamur olsun) Allah’tan başkasından istekte bulunmak şirk değildir.
-Onların helal kıldıkları helal, haram kıldıkları haramdır.
-Onlar Ali (Radıyallahu Anh) nin sulbünden Allah’ın çocuklarıdır.
-12. İmamları olan Kaim, h.255 yılında doğmuştur ve halen (şu an h.1428 yılındayız) yaşamaktadır.
-İmamlara bu şekilde inanmayanlar kafirdir.

8. RİCAT AKİDESİ:

-12. İmamları olan Kaim, ahir zamanda ortay çıkacak, siyasi düşmanlarını boğazlayacak ve diğer fırkaların gasbettiği hakları Şia’ya iade edecektir.
-Ebu Bekir ve Ömer (Radıyallahu Anhuma) onun zamanında asılacaktır.
-O, Aişe (Radıyallahu Anha) yi diriltecek ve ona had cezası uygulayacaktır.
-Zimmet ehli olan Yahudi ve Hıristiyanlarla barış yapacak ve onlardan cizye alacaktır.

9. TAKİYYE (İNANCINDAN BAŞKASINI SÖYLEME/YAPMA) İNANCI:

-En faziletli ameldir.
-Yapmayanın imanı yoktur.
-Dinin 9/10 u (onda dokuzu) takiyyedir, yapmayanın dini yoktur.
-Takiyyeyi terk edenin bu günahı ebediyyen mağfiret edilmez (bağışlanmaz).
-Takiyye ile bir münafığın arkasında kılınan namaz, imamlarının arkasında namaz kılmak gibidir.
-Mecbur kalınırsa takiyye olarak her türlü yemin edilebilir.

10. ÇAMUR AKİDESİ:

-Hüseyin bin Ali (Radıyallahu Anhuma) nin kabrinin çamuru her derde şifadır.
-O çamurla çocuklara tahnik (yeni doğan bebeğin ağzına konulması ki, Rasûlullah bunu hurma ile yapardı) yapılır.
-O, bir yere gönderilen herhangi bir şeyle beraber bulundurulursa onun için bir güvencedir.
-O vesile yapılarak Allah’tan istekte bulunulabilir. Buna tevessül etmek diyoruz.
-Şiiler seçkin bir topraktan, Sünniler ise başka bir (kötü) topraktan yaratılmıştır. Bu ikisinin karışımından Şiilerin günahkarları ortaya çıkmıştır. Sünnilerdeki salah ve güvenilirlik ise karışımdaki Şia toprağının etkisi sebebiyledir.
-Kıyamet günü Şia’nın günah ve cezası Sünnilere, Sünnilerin hasenatları ise Şia’ya verilecektir.

11. EHLİ SÜNNET HAKKINDAKİ İNANÇLARI:

-Malları ve kanları mübahtır.
-Şia dışındakiler pis olarak doğar.
-Şeytan parmağını her doğan çocuğun vücuduna sokarak zarar verir, çocuk da bu sebeple ağlar. Doğan Şii ise ondan uzaklaşır ve ona zarar vermez.
-Şia dışındakiler veled-i zinadırlar.
-Yahudi ve Hıristiyanlar aslen kafir, Ehli Sünnet ise mürteddir. (Dinden çıkan manasına gelen mürtedin küfrü, aslen kafir olanınkinden daha şiddetlidir. Bu sebeple tarih boyunca Ehli Sünnet’in aleyhine onlarla yardımlaşmışlardır. Özellikle Tatarların Müslümanları katletmesinde onların tarafında bulunmuşlar ve yardımlarını esirgememişlerdir.)

12. MUT’A İNANCI VE ONUN FAZİLETİ:

-Mut’a (para veya mal vererek geçici süreyle bir kadınla birlikte olma şeklindeki nikah şekli) dindir.
-Onunla amel edenler dinleriyle amel etmiş, inkar edenler ise dinlerini inkar etmiş olurlar.
-Mut’ayı inkar eden kafir olur.
-Mut’a çocuğu, şer’i nikah çocuğundan faziletlidir.
-Allah onlara sarhoş edici içecekleri haram kılmış, onun yerine mut’ayı helal kılmıştır.
-Mut’ayı bir kere yapan Hüseyin (Radıyallahu Anhuma) in, iki kere yapan Hasan (Radıyallahu Anhuma) ın, üç kere yapan Ali (Radıyallahu Anh) nin ve dört kere yapan da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nin derecesinde olur.
-Mü’min bir kadınla mut’a yapan Kabe’yi 70 kere ziyaret etmiş gibi olur.
-Mut’anın bir sınırı yoktur, 1000 kere de yapılabilir.
-Aynı zamanda kadına dübüründen (makatından) yanaşmak (birleşmek) caizdir.

13. NECEF VE KERBELA İNANCI, ORALARI ZİYARETİN FAZİLETİ:

-Allah’ın haremi Mekke, Rasûlü’nün haremi Medine, Ali’nin haremi Kufe ve onların haremi ise Kum şehirleridir.
-Kerbela toprağı eklenmeseydi Kabe yaratılmaz ve faziletli kılınmazdı.
-Hüseyin (Radıyallahu Anhuma) in kabrinin ziyaret sevabı, makbul 20 hac ve 20 umreye, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile yapılmış 20 savaşa denktir.
-Bu ziyaret (hacıların Arafat’a çıkma günü olan) Arafe günü yapılırsa sevap, 1000 hac ve 1000 umre ile 1000 savaşa denk olur.
-Hüseyin (Radıyallahu Anhuma) in kabrini özürsüz olarak ziyaret etmeyi terk eden cehennem ehlindendir.
-Hüseyin (Radıyallahu Anhuma) in kabrini ziyaret, Arşı üzerinde Allah’ı ziyaret gibidir.
-Allah, Arafe günü (Arafat’ta vakfe yapanlara değil de) Hüseyin (Radıyallahu Anhuma) in kabrini ziyaret edenlere bakar.
-Allah melekleriyle birlikte, nebiler ve mü’minler de Ali (Radıyallahu Anh) nin kabrini ziyaret ederler.
-Ziyaret esnasında kabre yönelmek gereklidir. Çünkü o, Allah’ın yüzü olduğu için kıbleye yönelmek gibidir.
-İmamların türbelerinde kılınan namaz mescitlerde kılınandan üstündür.
-(Kabe’de değil de) Ali (Radıyallahu Anh) nin kabrinin yanında kılınan namaz, başka yerde kılınandan 100.000 (yüz bin) kat üstündür.
-(Kabe dahil) Kerbela’dan daha kutsal bir yer yoktur.
-Kufe Mescidi’nde kılınan farz namaz hac yerine, nafile namaz ise umre yerine geçer.

14. AŞURA (MUHARREM’İN ONUNCU) GÜNÜ İNANCI:

-Muharrem Ayı’nın ilk on günü Allah’a yakınlaştırıcı bir amel olarak siyah elbise giyerler.
-Aşura günü ise yanaklar, göğüsler ve sırtlarını döverler, bazen bunun için zincir ve kılıç kullanırlar.
-Yakalarını parçalayarak ağıtlar yakarlar.
-Aşura günü törenlerinde ayrıca;
a) Ömer ismini verdikleri bir köpeği ortaya getirerek bastonla döverler ve taşlarla öldürürler.
b) Aişe ismini verdikleri bir oğlağı ortaya getirerek tüylerini yolarlar ve öldürünceye kadar döverler.
-Bütün bunlar Allah’ın şiarlarına (gösterge ve değerlerine) tazim (yüceltme) sayılır.

15. BEY’AT (EMİRE TABİ OLMA) İNANCI:

-Kaim dışındaki her sancak sahibi emir tağuttur.
-Diğer emir ve hakimlere itaat, takiyye olarak caizdir.
-Üç raşit halife gaspçı, zalim ve mürteddirler.
-O üçüyle beraber olup onlara yardım edenler de tağut ve zalimdirler.

16. RAFİZİLERLE YAKINLAŞMANIN HÜKMÜ:

-Allah’ın Kitabı’na hakaret ederek O’nu başka türlü yorumlayan,
-Kur’an’da eksiltme ve artırma olduğunu iddia eden,
-Fatıma (Radıyallahu Anha) ya Kur’an’dan sonra da ilahi bilgiler nazil olduğunu iddia eden (Fatıma’ya Nebi’den sonra Cebrail tarafından Levh-i Fatıma diye adlandırdıkları bir vahyin getirildiğini iddia etmektedirler),
-İmameti nübüvvet (peygamberlik), hatta ondan daha üstün gören,
-İmamların meleklerden ve nebilerden daha üstün olduğuna inanan,
-İmamlarını Allah’a mahsus olan bazı sıfatlarla sıfatlayan,
-Ali, Hasan, Hüseyin (Radıyallahu Anhum) ve imamlarından istekte bulunup onlara yalvaran,
-Birkaçı dışında sahâbenin kafir olduğuna inanan,
-Takiyye adı altında yalanı ve aldatmayı din kabul edinen,
-Ve daha bir çok sapıklıklarla donanmış olan bu taifeyi;
a) Dost edinmek,
b) Onlarla yakınlaşmak,
c) Yardımlaşmak,
d) Allah’ın ismini ansalar bile kestiklerini yemek,
e) Kardeşlik ve muhabbet çağrılarını kabul etmek caiz değildir.
Çünkü;
-Dr. Nasır el-Kifari onların Müslümanlardan ayrılmış olduklarını haber vermiş,
-İmam Malik onlarla konuşmaktan ve onlardan rivayette bulunmaktan sakındırmış, İslam’dan nasipleri olmadığını söylemiş ve sahâbeye buğz etmeleri sebebiyle onların kafir olduklarına hükmetmiş,
-İmam Kurtubi, İmam Malik’in bu görüşünün isabetli olduğunu belirterek sahâbeyi küçük gören ve onlara dil uzatan kimselerin Allah’ın buyruğunu reddetmiş ve Müslümanların şeriatlarını iptal etmiş olacaklarını söylemiş,
-İmam Şafi, Rafiziler kadar yalancı şahitlikte bulunan kimse görmediğini bildirmiş,
-İmam Ahmed bin Hanbel, Ebu Bekir ve Ömer (Radıyallahu Anhuma) e buğz edenlerden uzak durulması gerektiğini, onlara ve Aişe (Radıyallahu Anha) ye söven kimseyi Müslüman olarak kabul etmeyeceğini belirtmiş,
-Kufe Kadısı Şureyk bin Abdullah, Rafiziler dışında herkesten ilim alınabileceğini, onların hadis uydurarak onu din edindiklerini söylemiş,
-Şeyhu’l-İslam İbni Teymiyye, Rafiziliğin aslının zındıklık, ilhad, kasıt ve yalan olduğu, bunun ise münafıklık olduğu görüşüne gitmiş,
-el-Firyabi, Ebu Bekir (Radıyallahu Anh) e sövenin kafir olduğunu ve cenaze namazının kılınmayacağını belirtmiş,
-İbni Hazm, Rafizilerin Müslüman olmadığını söylemiş,
-Suudi Arabistan’da bulunan ve Abdulaziz bin Abdullah bin Baz başkanlığında, Abdurrezzak Afifi, Abdullah bin Ğudeyyan ve Abdullah bin Kuud’dan oluşan Daimi Fetva Komisyonu ise, onların dinden çıkmış kafirler oldukları fetvasını vermiş,
-Abdullah bin Abdurrahman el-Cibrin ise, onların sıkıntı ve bolluk anlarında Ali ve oğullarına (Radıyallahu Anhum) ve imamlarına seslenip dua ettiklerinden dolayı onların İslam’dan çıkaran ve öldürülmelerini hak eden büyük şirk işleyen müşrik olduklarını, Ali (Radıyallahu Anh) ye ilahi vasıflar verdiklerinden dolayı da mürted olduklarını, kalplerinde olmayanı söylediklerinden dolayı da münafıklık yaptıklarını haber vermiştir.
Allahu a’lem ve’s-salatu ve’s-selamu alâ Rasûlina Muhammed ve’l-hamdu lillahi Rabbi’l-alemîn.

*Bu yazı Abdullah bin Muhammed es-Salih’in yazdığı ‘Yedi İklim Kitabevi’nden çıkan ‘Caferi, Şii ve Rafizilerin (Kendi Ağızlarından) İnanç Esasları’ isimli kitabın özetidir.

Ehl-i Sünnet
24-04-2011, 16:01
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/aysedusmanligi-300x223.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/aysedusmanligi.jpg)Kuveyt güvenlik güçlerinin Hz. Muhammedin (sav) eşi Hz. Ayşe’ye (ra) hakaret içeren yazıları Mübarek el Kebir bölgesindeki el Zehra camisinde yazan şahsın tutuklandığı bildirildi. Olayla ilgili açıklama yapan milletvekili Cem’an el Harbeş: “İçişleri Bakanlığını kısa sürede bu zındığı bulduklarından dolayı tebrik ediyorum.Bu zındığa diğer zındıklara örnek olacak şekilde bir ceza verilmelidir.” dedi.
Zehra adlı camide soruşturma ve araştırmanın ardından tutuklanan Şii şahısla ilgili olarak milletvekili Cem’an el Harbeş açıklama yaparak: “Müminlerin Annesi Hz. Ayşe’ye (ra) yönelik çirkin iftiralar atan bu zındık çok şükür yakalanmıştır. İnşallah buna diğer zındıklara da ders olacak şekilde ceza verilecektir.” şeklinde konuştu.
Milletvekili Doktor Cem’an el Harbeş olayların arka planına da değinerek konuşmasını sürdürdü ve : “İçişleri Bakanlığına çağrıda bulunarak Mübarek el Kebir bölgesinde yer alan Zehra camisinde Müminlerin Annesi Hazreti Ayşe’ye (ra) yönelik kötü sözler ve çirkin cümleler serdeden bu kişiyi süratla yakalamaya davet etmiştik. Hz. Peygamber Efendimize (sav) yönelik haddini aşan bu zındık diğer zındıklara caydırıcı örnek olması için cezasız bırakılmamalıdır.” dedi.


Kaynak: Difa Sunnah

Ehl-i Sünnet
24-04-2011, 16:02
İŞTE fetva: ” Kuveyt sınırına kadar uzanan müttefik güçlere karşı direnmeyiz, zorluk çıkarmayın bu caiz değildir “
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/sistani1-228x300.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/sistani1.jpg) Sistani, Irak’ın işgali öncesi Amerika’dan 200 milyon dolar yardım aldığını itiraf etti.
Amerikalı neoconların en şahinlerinden ve Irak’ın işgali sırasında ABD Savunma Bakanı olan Donald Rumsfeld’in anılarını kaleme aldığı kitabında Sistani’ye 1987 yılından bu yana Kuveyt’teki Cevad el Mihri aracılığıyla milyonlarca dolar para yardımı yapıldığını söylemesi üzerine Sistani’ye bu parayı alıp almadığı yönünde yazılı olarak yöneltilen soruya Sistani’den olumlu cevap geldi.
“Son dönemlerde sizin liderliğinizdeki dini merciiyetin Amerikalılardan işgalin kolaylaştırılması ve işgal aleyhine fetva verilmemesi karşılığı 200 milyon dolar aldığı yönünde söylentiler dolaşıyor, bu konuda görüşünüz nedir?” şeklindeki soruya Sistani, “Evet, bu mahrum halkın fakirleri ve muhtaçları için bu meblağ alındı” diyerek cevap verdi. Sistani’nin ofisinin mührünü taşıyan belgede cevabın altında 7 Cemaziyelevvel 1432 (yaklaşık bir hafta önce) yazıyor.
200 MİLYON DOLARLIK FETVA!
Rumsfeld, Amerikan işgaline destek olması karşılığı Sistani’ye para verilmesi olayını kitabında şu şekilde anlatıyor: “Irak’taki arkadaşlarımıza ve elbette bunların başında müttefikimiz olan Sistani’ye Amerika Birleşik Devletleri’ne razı olması için 200.000.000 (ikiyüzmilyon) Amerikan doları tutarında hediye verdik.

http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/iran-sistani-300x210.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/iran-sistani.jpg)Kuveyt aracılığıyla Sistani’ye verilen bu hediyenin ardından ilişkilerimiz oldukça gelişti ve gelişti. Sistani’nin hediyeyi aldığı yönündeki bu haber Başkan Bush’a ulaştı ve kendisi bilgilendirildi. Bunun üzerine Sistani ile ilişkiler ofisi adlı bir birimi CIA bünyesinde açmaya karar verdik. Başkanlığına deniz kuvvetlerinden emekli general Simon Yolande atandığı ofis aracılığıyla bilgi alışverişinde bulunma ve irtibatın sağlanması hedeflenmekteydi. Açılan bu ofis tüm ciddiyetiyle çalışmalarını yürüttü.
Karşılıklı ilişkilerin meyvelerinden birisi de Sistani’nin yayımladığı fetva idi. Kuveyt sınırına kadar uzanan müttefik güçlere karşı direnmemeleri yönünde Şiilere ve müntesiplerine fetva yayımladı.”

Ehl-i Sünnet
24-04-2011, 16:04
Şİİ’lerden KURAN-I KERİM’E Eklemeler !!!



http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/siibab-359x1024.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/siibab.jpg)İmam Humeyni başta olmak üzere hemen hemen tüm önde gelen Şii alimlerin kitaplarında yazdıkları, bu zihniyete sahip olanların böyle inandığı Şii mezhebinin İslam’ın dışında batıl bir fırka olarak kabul edilmesine neden olan bir inanış mevcuttur. Bu düşünce “Kur’an-ı Kerim’in (haşa) tahrif edildiği, değiştirildiği” yönündeki Yahudi-Hıristiyan karışımı müfsit bir anlayıştır.
(daha önceki yazımızda bunu defaatle belirtmiştik)
Bu sitede yer verilen daha önceki eserlerde bahsedilen mevcut Kur’anın Şiilerin elindeki Kur’an olmadığına dair iddialara TÜRKÇE İLK DEFA YAYIMLANAN korkunç bir eserle devam ediyoruz. Ayetullah el Necefi el Kavcani adlı bu rafizi şahıs kitabında Kur’an’daki bir sureye ayetler ekleme dinsizliğini bakınız nasıl göstermektedir?BİLGİLER
Yazar: Ayetullah Seyyid Muhammed Hasan el Necefi el Kavcani
Eser Adı: Es Seyyahe el Şarkiyye
Arapçaya Nakleden: Nasır el Rebii Sayfa 388′de bu rafizi alim şunları söylüyor:
“o zaman şu şekilde kısa bir sure oluşturuldu: ve iza esabetha semi’tu savtun takbiluha, kane za zairun ve zalike mezura, feyaleyteni mittu kable haza ve ma reeyteha mesura feremetaha atuv atuvven ve kanu kavmen bura…”şeklinde net olarak okunmayan kitabında Kur’an-ı Kerimde geçen ayetleri alenen tahrif ederek, kafasından uydurduğu kelimeleri buraya dahil etmektedir.
İslam’ın dışındaki bu anlayışın günümüz temsilcilerinden Hizbullah hareketi genel sekreteri, Humeyninin talebesi Hasan Nasrallah’ın Kur’an ayetleriyle dalga geçercesine, ayetleri değiştirip kalabalıklar huzurundaki arsız hitabı için bu sitenin Hizbullah dosyasını tekrar hatırlatalım.
İşte Kur’an’a inanmayan, ilk fırsatta dalga geçen, ekleyip çıkarma yapan Şii mezheb alimleri ve müntesipleri bu nedenle Irak’ta, Belucistan’da, Afganistan’da, İran’da ve ellerine fırsat geçirdikleri muhtelif yerlerde bastıkları, işgal ettikleri, yaktıkları ve yıktıkları Sünni camilerde Kur’an-ı Kerimleri hiç acımadan yırtmış, yakmış ve yok etmişlerdir.

Bunun en son kanıtı İran’daki İmam Ebu Hanife Camisi ve okulunun 2008 yaz ayında İran tarafından tamamen yıkıldığında ortalığa saçılmış Kur’an-ı Kerim nüshalarıdır.

Ehl-i Sünnet
24-04-2011, 16:05
Şii’lerden Zinaya Teşvik ve Peygamber Efendimize Açık İftira



http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/siikitap1-375x1024.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/siikitap1.jpg)Her ne kadar günümüzde özellikle ülkemizde olmadığı yönünde propagandalar yapılsa da resmen gayri meşru ilişki olan zinanın Şiiler arasında ”muta” diye isimlendirilerek nasıl meşrulaştırıldığına, hatta sevap gibi görüldüğüne dair TÜRKÇE İLK DEFA YAYIMLADIĞIMIZ bu şok edici kitapları gördüğünüzde oldukça şaşıracaksınız?Bu çirkin eylem Şii alimler tarafından fetvalarla cevazatı alınmış bir husus olmasının yanı sıra yine Şiilerce İslam Peygamberi’ne nisbet edilecek kadar haddi aşan bir zihniyet parametreleri halini almıştır.
Bakınız Şiilerin bu kitabının (el Miftah) Babul Muta kısmında sözde isimlerini silsile ile sıraladıkları kişilerin neler söylediklerini iddia edilmektedir!
Hatta bu sapık Şiiler Hz. Muhammed’in (Aleyhissalatu vesselam) Cebrail’in kendisine muta nikahı yapan ümmetinin kadınlarının bağışlandığını söylediği iftirasını atmaktadırlar! Metinde;
“Burada muta yapanlar sevap alırlar mı? sorusuna elbette alacakları, hatta Allah’ın günahlarını affedeceği, yıkanırsa Allah’ın onu sudan kıllarına kadar affedeceği iddia edilmektedir?
O kadar ki kitapta Hz. Muhammed (sav)’e bile iftira atmaktan çekinmeyen Şiiler sözde Cebrail’in (as) Hz. Peygambere ; “Allah’ın ümmetinin kadınlarından muta yapanları bağışladığını” söylediğini arsız bir şekilde iddia etmektedirler.
İşte zinayı meşrulaştırmakla kalmayıp muta adı altında zina işleyenleri bile mükafatlandıran Şii anlayışın yer aldığı bir kitaptan alıntılar….

Ehl-i Sünnet
24-04-2011, 16:05
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/arielsaron-194x300.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/arielsaron.jpg)Gerek düşünce, gerek inanış ve gerekse uygulamalar bağlamında kökenlerinden tarihin tüm kritik anlarında sergiledikleri stratejik tavırlara kadar Şiiler ile Yahudiler arasında şaşırtıcı derecede benzerlikler görünmektedir.
Özellikle İslam Dünyasına yönelik silahlı yok etme saldırılarında tarihten bu yana düşmanlarla işbirliği yapan Şiiler Lübnan’da da Filistinlilerin katledilmesinde benzer tavırlar sergilemişlerdir. Bu işbirliğine dair en açık kanıtlar siimezhebi.com (http://www.siimezhebi.com/) sitesinin Hizbullah dosyasında detaylı olarak yer almaktadır.
Şimdi TÜRKÇE İLK DEFA YAYIMLANAN bu ibretlik dosyamızda Ariel Şaron’un bir kitabından alıntıya yer vereceğiz. Şaron bu kitabında “Şiilerin uzak dönemde hiçbir zaman İsrail’e düşman olarak görmediğini” söylemektedir.
BİLGİLER
Eser Adı: Hatıralar
Yazar: Ariel Şaron
Mütercim: Antovan Ubeyd
Basım: Mektebet el Bisan – Beyrut
Sayfa 584′te kasap lakaplı Siyonist İsrail Rejimi sabık başbakanı Ariel Şaron bakınız nasıl bir tarihi gerçeği ifşa ediyor. Şaron; “Uzun dönemde hiçbir zaman Şiileri İsrail’in düşmanı olarak görmedim, hatta Dürzileri de…”
….Burada gördüğümüz asıl düşman Filistinli terörist örgütlerle temsil edilmektedirler…”
Şaron tıpkı Sabra ve Şatilla ile diğer Filistin mülteci kamplarında korkunç şekilde katliamlar yapan Şii Emel Hareketini öven diğer Yahudi komutanlar gibi bir hakikati dile getirmektedir…

İşte Lübnan’da yaşayan Filistinli binlerce mülteciyi İsraille paslaşarak vahşice katleden başkanlığını İran’dan aldığı onayla yürüten Musa Sadr’ın yaptığı Şii Emel Hareketidir. Ki şimdi Hizbullah’ın genel sekreterliğini yapan Seyyid Hasan Nasrallah da bu eli kanlı örgütün o zamanlarki Bekaa sorumlusudur?
Sünni müslüman olan Filistinlilere karşı Şii örgütlerin taşıdığı bu kin ve nefret halen devam etmektedir. Bunun en açık delili ise geçtiğimiz senelerde 15.000 civarındaki Filistinli mültecinin yerinden edilmesine sebebiyet veren,tamamen yakılıp yıkılan Nehrul Barid Mülteci kampına yönelik saldırılar sırasında Hizbullah’ın takındığı tavırdır.
Klasik ve sloganik söylevlerin dışında elinde onca güç olmasına rağmen Hüseyin Fadlallah ve Hasan Nasrallah’ın genel anlamda liderlik ettiği Şii örgütler fiili anlamda ortaya hiçbir şey koymamışlardır.
Kaynak: Islamway (http://www.islamway.com/SF/mhrm/doc/8.jpg)

Ehl-i Sünnet
24-04-2011, 16:06
Şiilik mezhebinin ve doğal olarak Şiilerin İslam’ı ilk kabul eden, İslamı tüm dünyaya yayan, Hz. Peygamberin (sav) yanında bulunarak O’na iman eden Sahabeye düşmanlığı onların temel düşünce esaslarındandır. Sıradan basit bir Caferi (Şii) bile Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Muaviye veya herhangi bir sahabe ismini duysa rengi atar ve bir kin, bir nefret ile bakar karşısındakine…Zira Şii inanışında en temel düşman, en nefret edilen şahsiyet ve sürekli lanet ettikleri, küfürle itham ettikleri kişiler ne dinsizler, ne imansızlar, ne Siyonistler, ne Haçlılar ve ne de kafirlerdir: ŞİİLERİN LANET ETTİKLERİ, KÜFRETTİKLERİ KİŞİLER SAHABELERDİR.

İşte TÜRKÇE İLK DEFA YAYIMLANAN yandaki eser de Şiilerin hastalıklı bir bakış açısını gözler önüne sermektedir.
Yazar: Muhammed Cevad Muğniye
Eser Adı: Eş Şia vel Hakimun
Basım: Darul Cevad
Sayfa 53′te Sahabeden Amr ibnül As’ın (haşa) zina çocuğu olduğu iftirası atılmaktadır…
Kaynak: Difa Sunnah (http://www.dd-sunnah.net/records/view/action/view/id/1584/)
http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/ethamamru221-150x150.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/ethamamru221.jpg) http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/ethamamru111-150x150.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/ethamamru111.jpg)

Ehl-i Sünnet
24-04-2011, 16:07
TÜRKÇEDE BİR İLK! SİSTANİ’DEN ŞOK FETVA!



http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/sistanicihadfetva.gif (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/sistanicihadfetva.gif)1.5 milyonun üstünde Iraklının öldüğü, 5 milyon çocuğun yetim kaldığı, 1 milyondan fazla kadının dul bırakıldığı, milyonlarca insanın göç ettiği, altyapısı ve şehirlerinin yıkıma uğradığı Irak işgaline karşı yapılan meşru direnişe en büyük darbeyi Şii din adamlarının başında gelen merci makamındaki Ayetullah Uzma el Hac Seyyid Ali Sistani vurmuştur.
TÜRKÇE İLK DEFA YAYIMLANAN BU ŞOK EDİCİ tarihi belge Sistani ve benzeri Şii otoritelerin Irak işgaline ve özellikle son günlerde Amerikan işgal yönetimiyle imzalanacak “Güvenlik Anlaşmasına” karşıymış gibi yapılan asılsız, (http://www.islamidavet.com/hekim-ayetullah-sistani-anlasmaya-karsi.html)uydurma haberleri, (http://www.yakindoguhaber.com/haber_detay.php?haber_id=5813)propagandaları (http://www.israhaber.com/sistani-maliki-abd-baskilarina-boyun-egmemeli-855-haberi.html)ve sloganları tamamen yalanlamaktadır.Amerika’nın Irak topraklarını işgali tıpkı bu belgede görüldüğü gibi Şii din adamlarının direnişin yapılmamasına dair fetva yayımlamaları, devleti ele geçirmek için Irak İslam Yüksek Konseyi, Dava Partisi ve Sadr Grubu gibi Şii oluşumların ittifak etmesi ve en önemlisi İran Devleti’nin verdiği zımni destek sayesinde olmuştur.
Tarih: 25 Safer 1427 Hicri
Konu: İşgalcilere karşı cihad hakkında
İsim: Ahmed el Hac Hanta
Konu: İşgalcilere karşı cihadın meşruiyeti hakkında
Elektronik mektup
Soru: Amerikan işgalcilerine karşı Allah yolunda cihad etmek üzerimize vacip midir? Sizin değerli mesajınızda Cihadla ilgili bir fetva bulmaya çalıştım; ancak bulamadım. Bizlere faydalı olunuz, Allah (cc) karşılığını versin.
Sistani’nin Cevabı: Bismihi Teala,
Gaib zamanda Cihad’ın hududu yoktur, savunmanin birkac asamasi olup onları aşmak caiz değildir!
İşte bu fetva nedeniyle milyonlarca Şii körü körüne itaat ettikleri bir bozuk zihniyet neticesinde Irak’ın işgaline ve parçalanmasına, akabinde seçimler ile devlet nimetlerinden faydalanma yoluna gittiler! Elbette Cevad Halisi gibi vatansever ve işgal karşıtı çok az sayıda Şii alim bunların dışında yer alarak mücadele yolunu seçti…

Ehl-i Sünnet
24-04-2011, 16:10
Şİİ KAYNAKLARINDA 'Hz. FATIMA'YA SECDE' !!!


http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/fateemh-363x1024.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/fateemh.jpg)İslam tarafından batıl, bozulmuş ve sapkın bir mezhep olarak bilinen Şii Mezhebinin gerçek yapısına, düşüncesine ve itikadına dair TÜRKÇE İLK DEFA YAYIMLANAN orijinal eserlerle Şiilik ve Gerçek Mahiyetini açıklamaya devam ediyoruz. Bu dosyamızda Seyyid Hasan el Abtahi adlı Şii şahsın yazdığı eserde Hz. Fatıma’ya secde edilmesine dair çok enteresan bilgiler yer almaktadır.
Şiiler arasında aşırı şekilde yüceltilen ve her fırsatta ismi İslam dışı düşüncelerine alet edilen Hz. Fatıma (ra)’ya atfedilen konum ve iftiraya dair korkunç cümleler…BİLGİLER
Yazar: Seyyid Hasan el Abtahi
Eser Adı: Envar el Zehra
Tercüme: Nasır el Necefi
Basım: Müessesetül Belağ, Darus Selam
Sayfa 45′te Hz. Fatıma’ya secde etmek caiz midir? başlıklı kısımda şu sapık görüş yazmaktadır:
“İstiğase namazından sonra Fatımatuz Zehra’ya secde edilmesi gerektiğine dair rivayetler bulunmaktadır. Secdede 100 kere ” Ya Mevlai ya Fatıma Eğisini” diye dua söylenmektedir. Elbette doğal olarak bizler ismini secdede olduğumuzda anmaktayız. Ondan mağrifet dilemekteyiz. Ona yönelmek ve ona secde etmek gereklidir; çünkü insanın Fatıma (as) ile konuşması, ona yönelip onu muhatap alması, onun dışındakilere secde etmesi mantıklı değildir…”

Kaçak
24-04-2011, 17:53
Diğerlerine hiç bir şey demiyorum , dememin bir faydası olmayacagını düşündügümden ...
Zerre kadar "adalet" içerisinde konuyu değerlendireceginize inansam , konuşulur konular lakin bu konuda inancım olmadıgı için fazlaca söylenmiş sözlerin tekrarına gerek duymuyorum ...
Lakin şu Ariel Şaron muhabbetiniz var ya , komedi ötesi ...
Olayları ne kadar idrak edebildiginizin gizli , türkçede ilk , özel belgesi filan degil ...
Resmen tapudan öte açık belgesi ...
Allah akıl fikir versin ne diyim

saglıkcı
24-04-2011, 18:13
Yahu kaçak bırak bu ismin kendisinide deruhte ettiği manayıda.Sen kaçak güreşmekten vazgeç artık.Yani İlk önce İmanın gereklerinden birisi olan En başta Hulafıyı Raşidin efendilerimizi ve tüm Eshabı Kıram efendilerimizi sevmenin derdine düş.Göreçeksinki Dosta düşmanlık edenler seninde düşmanın olaçaktır.Ashabı Kirama düşmanlık edenler özellikle Dört Halifeye,Hazreti Ayşe validemize,Aşereyi Mübeşşireye düşmanlık alenen küfürdür.Alyen şeron hain bir yahidi kafiridir.Bu şia (Küfür edenleri)da zalim kafirdir.Bize düşen her ikisinide sevmemek düşman bilmektir.

melikguleryuz
15-05-2011, 15:53
sağolun seyyah kardeş ,aydınlandık Allah tüm şiilere hidayet nasib etsin. Buradan islami vahdetçilerin ders çıkarması lazımdır diye düşünüyorum.

Cevad
11-01-2012, 17:10
Şİİ KAYNAKLARINDA 'Hz. FATIMA'YA SECDE' !!!


http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/fateemh-363x1024.jpg (http://www.sapitanlar.com/wp-content/uploads/fateemh.jpg)İslam tarafından batıl, bozulmuş ve sapkın bir mezhep olarak bilinen Şii Mezhebinin gerçek yapısına, düşüncesine ve itikadına dair TÜRKÇE İLK DEFA YAYIMLANAN orijinal eserlerle Şiilik ve Gerçek Mahiyetini açıklamaya devam ediyoruz. Bu dosyamızda Seyyid Hasan el Abtahi adlı Şii şahsın yazdığı eserde Hz. Fatıma’ya secde edilmesine dair çok enteresan bilgiler yer almaktadır.
Şiiler arasında aşırı şekilde yüceltilen ve her fırsatta ismi İslam dışı düşüncelerine alet edilen Hz. Fatıma (ra)’ya atfedilen konum ve iftiraya dair korkunç cümleler…BİLGİLER
Yazar: Seyyid Hasan el Abtahi
Eser Adı: Envar el Zehra
Tercüme: Nasır el Necefi
Basım: Müessesetül Belağ, Darus Selam
Sayfa 45′te Hz. Fatıma’ya secde etmek caiz midir? başlıklı kısımda şu sapık görüş yazmaktadır:
“İstiğase namazından sonra Fatımatuz Zehra’ya secde edilmesi gerektiğine dair rivayetler bulunmaktadır. Secdede 100 kere ” Ya Mevlai ya Fatıma Eğisini” diye dua söylenmektedir. Elbette doğal olarak bizler ismini secdede olduğumuzda anmaktayız. Ondan mağrifet dilemekteyiz. Ona yönelmek ve ona secde etmek gereklidir; çünkü insanın Fatıma (as) ile konuşması, ona yönelip onu muhatap alması, onun dışındakilere secde etmesi mantıklı değildir…”


evet bu var hatta videosunu izledim. biz hz.fatımaya tapmıyoruz onu vesile ediniyoruz diyorlar.hz.yakubun hz.yusufa secdesınıde secde etmekte sorun yok sozune delil yapıyorlar. oysa secde ve ibadet sadece Allahadır.

Cevad
11-01-2012, 17:23
cilaul uyunda Ali Allahtır diyor mu. Böyle birşey varsa getirin araştırmalarıma koyayım. Çünkü nusayriler kısmı hariç caferiler ali allahtır demezler evet allahın sıfatlarını kısmen ona verirler ama direk ali allahtır diyeceklerini sanmam. ama varsa getirin bakalım.

Hikem
11-01-2012, 18:09
Caferiler beş şartla tekfir edilmezler

1-Teçbih, tecsim, ve ta'tile girmemek, Rafiziyye, Havariciyye, Cehmiyye ve Neccariyye bid'atlerinden sakınmak.

2Ehli beyti Nebilerin seviyesine çıkarıp masum görmemek.

3-Ashabın büyüklerini mesela Sıddıki Ekber ve kızı Sıddıkayı,Ömer-ul-Faruk ve Zinnureyni tekfir etmemek

4-Hulul ve ittihadı, doğrusu Uluhiyet ve Nasutiyyeti karıştırmamak

5-Ehli Sünneti tekfir etmemek şartıyla imanlarına hükmedilir.

(itiba' Ehli Sünnete s. 226)

Cevad
11-01-2012, 18:16
Caferiler beş şartla tekfir edilmezler

1-Teçbih, tecsim, ve ta'tile girmemek, Rafiziyye, Havariciyye, Cehmiyye ve Neccariyye bid'atlerinden sakınmak.

2Ehli beyti Nebilerin seviyesine çıkarıp masum görmemek.

3-Ashabın büyüklerini mesela Sıddıki Ekber ve kızı Sıddıkayı,Ömer-ul-Faruk ve Zinnureyni tekfir etmemek

4-Hulul ve ittihadı, doğrusu Uluhiyet ve Nasutiyyeti karıştırmamak

5-Ehli Sünneti tekfir etmemek şartıyla imanlarına hükmedilir.

(itiba' Ehli Sünnete s. 226)

4 v 5 hariç hepsi caferilerin inandığı şeyler.

Cevad
11-01-2012, 18:48
Caferiler beş şartla tekfir edilmezler

1-Teçbih, tecsim, ve ta'tile girmemek, Rafiziyye, Havariciyye, Cehmiyye ve Neccariyye bid'atlerinden sakınmak.

teşbih ve tescim caferilede bulunmaz ama zatı sıfatların aynısı sayarlar.

2Ehli beyti Nebilerin seviyesine çıkarıp masum görmemek.

tüm caferiler imamlarının hz.muhammed s.a.a hariç tüm nebilerden ustun gorurler.

3-Ashabın büyüklerini mesela Sıddıki Ekber ve kızı Sıddıkayı,Ömer-ul-Faruk ve Zinnureyni tekfir etmemek

maalesef hemen hemen hapsi bu hataya düşer.(çok az kısmı hariç)

4-Hulul ve ittihadı, doğrusu Uluhiyet ve Nasutiyyeti karıştırmamak
Nusayriler ve gulatlar hariç böyle inanmazlar.

5-Ehli Sünneti tekfir etmemek şartıyla imanlarına hükmedilir.

bu konuda muhtelif.kimisi eder kimisi etmez. ama imameti inanmak dinin şartı ise imama inanmayanlar otomatikmen kafir olur.

(itiba' Ehli Sünnete s. 226)