+ Konu Cevaplama Paneli
Sayfa 2 Toplam 2 Sayfadan
BirinciBirinci 1 2
Toplam 15 adet sonuctan sayfa basi 11 ile 15 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Eşcinsellik üzerine mülahazalar

  1. #11
    Asistan
    Status :halidali isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
    Üyelik tarihi: 09-04-2007
    Mesajlar: 476
    halidali Çok istikrarlı popülarite halidali Çok istikrarlı popülarite halidali Çok istikrarlı popülarite halidali Çok istikrarlı popülarite halidali Çok istikrarlı popülarite halidali Çok istikrarlı popülarite halidali Çok istikrarlı popülarite
    Teşekkür Etti : 11
    40 Teşekkür Aldı

    Al Parayı ; Ver Ahlakını

    Fatma Aykaç - Kadın Haberleri



    www.acikistihbarat.com
    13.04.2008

    Eşcinsellerin; ciddi örgütlenmeleri, finansal kaynakları, hukuksal çalışmalarını çeşitli fonları ile Türkiye'de çoktan oluşturdukları lobilerini ilk kez geçen yıl Haber Ajanda'da Gülenay Pınarbaşı'nın "Eşcinselliğe kim neden Özendiriyor " haberiyle öğrenmiştik.

    Şimdi sahnede bu örgütlenme zincirinin turizm ayağı, Uluslar arası Gay ve Lezbiyen Seyahat Acentaları Birliği (IGLTA) var.

    Bu birliğin Türkiye'deki üye kuruluşları bir komite kurarak, Eylül'de düzenlenecek, 3 gece 4 gün sürecek "Seyahat Sempozyumu"na ev sahipliğini yapmak üzere adaylığını koydu. Bu sempozyuma ev sahipliği için üç ülke aday oldu: İsrail,Yunanistan ve Türkiye. Sonuç olarak birlik ülkemizde karar kıldı.

    Kuşadası Esnafına Ödül mü???

    25 yıl önce kurulan ve merkezi Miami'de bulunan Uluslararası Gay ve Lezbiyen Seyahat Acentaları Birliği'ne (IGLTA) bağlı 159 turizm şirketini bir araya getirmek amacıyla Eylül ayı sonunda düzenlenecek uluslararası sempozyuma ev sahipliğini Türkiye yapacak.

    Sempozyumun düzenleneceği şehrin seçilmesi için başlatılan çalışmalar kapsamında Türkiye'ye gelen IGLTA Avrupa Satış ve Pazarlama Temsilcisi Carlos Kykta, İstanbul'un elendiğini ve sadece tur kapsamında yer alacağını belirterek, Kuşadası veya Bodrum'dan birinin seçileceğini, ancak Kuşadası'nın bir adım önde olduğunu açıkladı.

    Eşcinseller; Türkiye'de ilk kez 1993 yılında "uluslar arası eşcinsel etkinlikleri"ni düzenlemek amacıyla girişimde bulunmuşlardı. Daha sonraki yıllarda olduğu gibi bu girişimleri engellendi. 2008 yılına geldiğimizde ise görüyoruz ki, dünyada 60 milyar dolarlık ölçekten Türkiye'nin de pay sahibi olabilmesi için-ahlaki değerleri çiğnemek pahasına-her türlü engel kaldırılmak isteniyor.

    Bu pragmatist zihniyet, toplumu "özel yaşamla bir kere hiç birimiz ilgili değiliz" diyerek, özellikle esnaf guruplarını etkileyip yönlendirmeye çalışıyor.
    Bu Yönlendirmeye Sessiz Kalmayalım
    Eşcinselliğin,-olağanüstü istisnalar dışında- tamamiyle sonradan elde edildiği gerçeğinden hareketle; bu birliğin ve benzerlerinin planladıkları hedeflerin ve doğuracağı sonuçların farkındalığıyla hareket etmeliyiz.

    Bu sempozyum "eşcinsellik propagandası"dır ve "Al parayı, ver ahlakını" teklifidir.

    Sempozyumun Türkiye'de gerçekleşmesine, toplum olarak seyirci kalamayız ve dahi kalmamalıyız.

    Psikiyatrist Mustafa Merter'e kulak verelim:

    "Aydınlanma hareketi sonrası meydana çıkan materialist, pozitivist, reduksionist (indirgeyici), paradigma kendi icadı olan bir tür ahlâki rölativizmi savunuyor ve tüm insanlığın binlerce yıllık tecrübelerini ve sağduyusunu hiçe sayıyor".

    Bu ahlak anlayışı içersinde

    "Ne yaparsan yap, başkasına zarar vermediğin sürece bu geçerlidir"

    mantığı var.

    Çünkü yatay nedensellik (horizontal causality) kurallarına göre düşünen bu insanlar, dikey nedenselliği (vertical causality) yani ilâhi kuralları kabul etmiyor.

    Netice, çevre kirliliğinde olduğu gibi üstünde yaşadığımız şu hassas mavi gezegenin felâkete doğru sürüklenmesi.

    Aynı şekilde seküler düşüncedeki sözde bilim adamları, insanın varoluş ekolojisini kirletecek yanlış kararlar da verebiliyorlar.

    Bu karacahil ahlâki rölativizm içinde homoseksüaliteyi de bir tür varoluş özgürlüğü, cesaret belirtisi hatta fazilet olarak telakki ediyorlar."

    www.acikistihbarat.com

  2. #12
    Mürde
    Status :girdap isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
    Üyelik tarihi: 08-02-2007
    Mesajlar: 1.031
    girdap Mükemmel üstü popülarite girdap Mükemmel üstü popülarite girdap Mükemmel üstü popülarite girdap Mükemmel üstü popülarite girdap Mükemmel üstü popülarite girdap Mükemmel üstü popülarite girdap Mükemmel üstü popülarite girdap Mükemmel üstü popülarite girdap Mükemmel üstü popülarite girdap Mükemmel üstü popülarite girdap Mükemmel üstü popülarite
    Teşekkür Etti : 158
    214 Teşekkür Aldı

    Peki, neden böyle birşey oluyor? Böylesi bir cinsel sapma neden ve nasıl yaşanıyor?

    Önce biyolojik-genetik faktörlerle başlayalım:

    Aslında hepimizin vücudunda karşı cinsin hormonları da az miktarda bulunur. Zaten, öyle olmasa, bütün erkekler aşırı sert ve maço, bütün kadınlar ise aşırı kırılgan olurlardı ve cinslerin birbirini anlayıp hissetmesi pek de mümkün olmazdı. Ancak normalde var olan bu minimal yönelimler, genetik ve hormonal bozulmalar sonucu, bazı kişilerde ileri düzeylere varabiliyor. Ve ortaya doğuştan eşcinselliğe yatkın bireyler çıkabiliyor.

    "E, sonra?" diyorsanız, şu sohbeti dinleyin:

    Geçenlerde bir psikiyatrist arkadaşım beni telefonla aradı. Kısa bir girişten sonra, "Baksana!" dedi, "Biliyorsun; son araştırmalar eşcinselliğin bazı durumlarda neredeyse önlenemez olduğunu gösteriyor. İşin doğuştan gelen genetik bir boyutu da olduğu tesbit edildi; sen de okumuşsundur. Yani, bu kişilerin en azından bir kısmı, yaratılışlarında var olan meyil dolayısıyla o yöne gidiyorlarmış; bu açık artık. Oysa biz İslâmî yönden bunun kabul edilemez bir yönelim olduğunu, hatta ceza gerektirdiğini okuyoruz. Nasıl çözüyorsun bu ikilemi?"

    Ona, "Belki garip bir örnek olacak ama" dedim, "Biliyorsun, meselâ çok eşlilik de erkekler için neredeyse genetik ve tabiî bir meyildir." "Evet?" dedi. "Peki sen çok-eşli misin?" diye sordum. "Tabiî ki hayır" dedi. "Neden?" diye üsteledim. "İçinde böyle bir meyil yok mu? Açık konuş lütfen." "Var aslında" dedi, "Ama hem eşim buna izin vermez, hem toplumsal kurallar, kanunlar vs. bir yığın engel var; biliyorsun. Üstelik günaha girmiş olurum. O yüzden düşünmem bile."

    "Kendi sorunun cevabını kendin vermiş oldun işte" dedim. "Eşcinsel meyiller de bazı kişiler için genetik bir temelden kaynaklanan, neredeyse zorunlu bir yönelim olabilir; ama o kişilerin de bu anormal yönelimlerini kontrol etmeleri beklenir, bunu becerebilirler de aslında."

    "Bu yönden düşünmemiştim" dedi arkadaşım.

    Ardından, kısa bir düşünme sonrası, "Ama" dedi, "meselâ, bilirsin, beyindeki bazı bozukluklar, örneğin temporal epilepsi gibi hastalıklar, kontrolü güç saldırganlıklara yol açabiliyor. Böyle bir hastalığın da etkisiyle, diyelim ki bilincinde olmadan birini öldüren bir şahıs ceza görür mü? Görmez. Bünyesel hastalığın etkisiyle bu suçu işlediği tesbit edilirse Türk Ceza Kanununun 46. veya 47. maddesine göre cezası ya hafifletilir ya da tamamen affedilir. Buna ne diyeceksin?"

    "Peki," dedim, "O hasta, cezası affedildikten sonra, bir cinayet daha işlesin diye serbest mi bırakılır? Yoksa hastalığı düzelene kadar tedaviye alınıp sonra da uzun süre izlenip kontrol mü edilir?"

    Arkadaşım, "Yine haklısın" dedi.

    Ergenliğe geçiş döneminde sırf meraktan bu tür bir ilişkiyi (kısmen) denemiş gençler de olabilir. Nerdeyse ne yaptığını bilmeden, ‘doktorculuk’ oynarcasına.

    "Çocukça bir hata" bile denebilir belki. Ancak, esas önemli olan, bundan sonrasıdır. Bu tür bir olayın ardından, bazen yıllar sonra, "Eyvah, ben ne yapmışım?" muhasebesi yaşanır genellikle. Bu dönemde bunalımını paylaşmayıp kendi kendini yiyip bitirmek; kendini aşırı suçlayıp "Yoksa ben ‘gay’dım mı?" sorgulamasına dalmak, bazen genci tam zıt bir sonuca götürebilir. "Battı balık yan gider" durumu gerçekleşir. Gerçekte öyle olmayan genç, gerçekte öyle olmadığı halde kendisini öyle zannettiği için, gerçekten öyle olur!

    Traji-komik bir örnek anlatayım: Bir eşcinsel hastam vardı. İlkokul yıllarında bağırsak paraziti problemi varmış. Bilen bilir; bu parazit anüs kaşıntısı yapar. Belki inanmazsınız ama, bu kaşıntı gitgide delikanlıyı "Yoksa ben..?" kuşkusuna götürmüş. Sonuç maalesef kötü! Üstelik, anlattığım tek değil. Literatürde, sadece ve sadece bağırsak paraziti yüzünden cinsel tercihi bozulan birçok vak’a var. Yani? Utanıp konuşmamak, gurur yüzünden anlatmamak, yardım istemeyip kendi kendini yemek yok mu? İşte bu şey o kadar çok yerde ayaklara dolanıyor ki! Sırf bu yüzden ne hayatlar kayıyor, bilemezsiniz.

    Şimdi, gelelim konunun bizi esas ilgilendiren kısmına:

    1. Bu tür hassas konuları ne yok farz etmeli, ne de kaşınmayan yeri kaşımalı. Uyanık bir sessizlik ve dengeli bir müdahale gerek.

    2. Küçük yaşlardan itibaren giyim, oyuncak gibi konularda cinsiyeti vurgulayacak ve cinsel kimlik oluşmasına yardım edecek yönlendirmeler yapılmalı. Meselâ, cinsiyete göre giydirmek, uygun oyuncaklar almak gibi.

    3. Çocuk, normal gelişimi içinde, özellikle belli dönemlerde, cinselliği çok merak eder; onu doğru bilgilendirmek gerekir. Eşcinselliği anlatın demiyorum. Normal, doğal, insanî merakların doyurulması ilerisi için sağlam bir temel olacaktır diyorum. Bu konularda çekinip utanmayın lütfen: Siz doğrudan utanıyorsunuz ama, birileri yanlıştan bile utanmıyor. Ve hiç unutmayın: "Çocuklar öğrenmeye hazır olmadıkları konuları zaten sormazlar." Çocuk birşeyi soruyorsa mutlaka cevap vermeniz gerekir—elbette, usulünce!

    4. Özellikle ergenlik çağında gençlerin kendi cinslerinden ebeveynlerle, yani babayla daha fazla vakit geçirip paylaşım içinde olması şarttır. Bunu vurguluyorum; tâ ki, "İşten eve, evden işe," ‘pijama-terlik-televizyon,’ "Hanım, sen ilgileniver, ben çok yorgunum" hastalıklarına yakalanmış babaların kulakları çınlasın!

    5. Aile içinde erkeğin hafif başat ve saygın konumunun korunması lazım. Yoksa, meselâ evde kadın bariz biçimde baskın, erkekse pasif ise—ki, neredeyse ahirzaman alameti olarak çoğu evde mevcut durum maalesef budur—erkek çocuk için kadın konumu imrenilecek bir durum kazanabilir.

    6. Bu tür bir problemle karşılaşıldığında aşırı tepki ve açıklamasız yasaklar merakı artırır sadece. Konuş(tur)masanız bile, gencin aklındaki soru işaretleri artarak devam eder.

    7. Darda kalırsanız bir psikiyatristten yardım isteyin.

    Not: Eşcinsellik aslında sadece erkeklere has bir durum değil. Kadınlar arasında da bu problem hatırı sayılır biçimde yaşanıyor. Yalnız, bayanlardaki şekli daha belirsiz seyrediyor ve pek de dirençli, devamlı olmuyor. Normal bir cinsel hayat ve mutlu bir evlilik, problemi çözmeye yetiyor genellikle. Yine de, özellikle bayanların toplu kaldığı yerlerde dikkatli olmak gerekiyor.

    Maalesef biz toplum olarak kadın-erkek mahremiyetine ‘çok’ dikkat ederken, mahremiyetin erkek-erkek ve kadın-kadın arasındaki biçimlerini bazı zamanlar sanırım ihmal ediyoruz. Her iki cins açısından, problemin bir sebebi de bu. Bu noktada, biraz kitap karıştırıp erkeğin erkeğe, kadının kadına karşı mahremiyet ve tesettür ölçüsünü öğrenmeye ne dersiniz?

    DR. YUSUF KARAÇAY
    Selam ve dua ile...

    Kaynak:http://www.sorularlaislamiyet.com/su...ow_qna&id=3347

    Yani özetle;

    1) Bu durum doğuştan da gelebilir, onun için bu insanlara yaklaşımımız daha insaflı ve toleranslı olabilir, olmalıdır.

    2) Bu konuda aileye çok önemli görevler düşmektedir, çocuklar eğitilirken bu hususlara bilhassa dikkat edilmeli ve ayıptır falan denilerek cinsel eğitim vermeme gibi büyük bir hataya düşülmemelidir..
    Ağlarım dâr-ı fenâda gülmezem
    Yâr mıyım ağyâr mıyım hîç bilmezem
    Ölmeden ön ölmek ister ölmezem
    N'ideyim âh ile zâr oldu günüm
    Âşıkım mihnet-i hâr oldu günüm

  3. #13
    Asistan
    Status :halidali isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
    Üyelik tarihi: 09-04-2007
    Mesajlar: 476
    halidali Çok istikrarlı popülarite halidali Çok istikrarlı popülarite halidali Çok istikrarlı popülarite halidali Çok istikrarlı popülarite halidali Çok istikrarlı popülarite halidali Çok istikrarlı popülarite halidali Çok istikrarlı popülarite
    Teşekkür Etti : 11
    40 Teşekkür Aldı

    1- Bu durumun "doğuştan" geldiğine inanmıyorum.Bu; pisliği toz şekere bulayıp yutturmak olur.Bu görüşü savunmak, yani bazı eşcinsellik vakalarının doğuştan geldiğini kabul etmek cemiyeti bitirir.Olsa olsa doğum sonrası aile-arkadaş-cemiyet etkisi ile sapma gelir.Bu fiiliyatı yapan Lut kavmi'nin helakını bilirsiniz.Orada bu fiili yapmayan, sana ibadet edenler de var ya Rabbi ! dendiğinde "Onlar bu pis fiile ses çıkarmadılar" ihtarıyla hepsi helak olmuştur.Yani ses çıkarmamak bile helak için yeterli sebeptir.

    Doğuştan/genetik bir psikolojik hastalık ise neden fiiliyata dökülüyor ? Bir masum bebeğin eşcinsel doğduğunu kabul etmeyi (lezbiyen ya da homoseksüel) hafsalam almıyor...Sonradan aile-arkadaş-cemiyet etkisiyle gerçekleşmiş bir durumdur ve tedaviye davet edilir.Olmazsa cezai tedbir, hapis, vs...

    2-Cinsel eğitim ve aile konusundaki fikirlerinize katılıyorum.

  4. #14
    MarmaranınKralı
    Status :Alper... isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
    Üyelik tarihi: 10-10-2006
    Yaş: 21
    Mesajlar: 3.617
    Alper... Mükemmel üstü popülarite Alper... Mükemmel üstü popülarite Alper... Mükemmel üstü popülarite Alper... Mükemmel üstü popülarite Alper... Mükemmel üstü popülarite Alper... Mükemmel üstü popülarite Alper... Mükemmel üstü popülarite Alper... Mükemmel üstü popülarite Alper... Mükemmel üstü popülarite Alper... Mükemmel üstü popülarite Alper... Mükemmel üstü popülarite
    Teşekkür Etti : 218
    367 Teşekkür Aldı

    eşcinselliği ilk yapanlar Lut'un (aleyhis selam) kavmiydi. yerle bir oldular. Hz Muhammed ( ) hadisi şeriflerinde bu gibi olayların zuhur edeceğini bizlere bildirmiş ve kim bu ameli yaparsa mahşere lutun kavmi ile haşrolunaktır demişti...

    Benim anlamadığım şey ,ayrı cami ve ayrı imam olayı...

  5. #15
    SIR
    Gül Sultan
    Status :SIR isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
    Üyelik tarihi: 17-12-2007
    Yaş: 25
    Mesajlar: 999
    SIR Popülarite yükselme trendinde SIR Popülarite yükselme trendinde
    Teşekkür Etti : 0
    3 Teşekkür Aldı

    Alıntı Alper... Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Benim anlamadığım şey ,ayrı cami ve ayrı imam olayı...
    İnsanın fıtratında birşeylere tapınma, birşeylere tabi olma duygusu vardır , ne kadar günah ya da küfür batağına da düşmüş olsalar bir ilah ihtiyacı hissediyorlar ..

    Kimi puta, kimi insana, kimi hayvana tapıyor kimi de Rabbi'nin rahmeti sayesinde sıratı mustakim'de ilerliyor...

    o hâlleri ile normal bir camiye giremeyecekleri için ihtiyaçları ayrı bir cami isteği ile karsılamaya çalışıyorlar sanırım....
    ..::عرفتك يا ربى قبل المتى::...

+ Konu Cevaplama Paneli

Benzer Konular

  1. "Eşcinsellik Allah'tan Geliyor Doğaldır"
    By inkişaf_ in forum Gündem
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02-04-2008, 19:24
  2. FiLler ÜzEriNe
    By ..HayRiye.. in forum Mizah
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 26-01-2008, 10:00
  3. Yaprak üzerine Hat...
    By selsebil in forum Resim - Karikatür
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 27-11-2007, 13:49
  4. Aşk üzerine
    By berraksu in forum Genel Edebiyat
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09-09-2006, 19:34
  5. Aşk Üzerine........
    By Rüveydaa in forum Öykü - Hikâye
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 25-06-2006, 00:20

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok