Al Parayı ; Ver Ahlakını
Fatma Aykaç - Kadın Haberleri
www.acikistihbarat.com
13.04.2008
Eşcinsellerin; ciddi örgütlenmeleri, finansal kaynakları, hukuksal çalışmalarını çeşitli fonları ile Türkiye'de çoktan oluşturdukları lobilerini ilk kez geçen yıl Haber Ajanda'da Gülenay Pınarbaşı'nın "Eşcinselliğe kim neden Özendiriyor " haberiyle öğrenmiştik.
Şimdi sahnede bu örgütlenme zincirinin turizm ayağı, Uluslar arası Gay ve Lezbiyen Seyahat Acentaları Birliği (IGLTA) var.
Bu birliğin Türkiye'deki üye kuruluşları bir komite kurarak, Eylül'de düzenlenecek, 3 gece 4 gün sürecek "Seyahat Sempozyumu"na ev sahipliğini yapmak üzere adaylığını koydu. Bu sempozyuma ev sahipliği için üç ülke aday oldu: İsrail,Yunanistan ve Türkiye. Sonuç olarak birlik ülkemizde karar kıldı.
Kuşadası Esnafına Ödül mü???
25 yıl önce kurulan ve merkezi Miami'de bulunan Uluslararası Gay ve Lezbiyen Seyahat Acentaları Birliği'ne (IGLTA) bağlı 159 turizm şirketini bir araya getirmek amacıyla Eylül ayı sonunda düzenlenecek uluslararası sempozyuma ev sahipliğini Türkiye yapacak.
Sempozyumun düzenleneceği şehrin seçilmesi için başlatılan çalışmalar kapsamında Türkiye'ye gelen IGLTA Avrupa Satış ve Pazarlama Temsilcisi Carlos Kykta, İstanbul'un elendiğini ve sadece tur kapsamında yer alacağını belirterek, Kuşadası veya Bodrum'dan birinin seçileceğini, ancak Kuşadası'nın bir adım önde olduğunu açıkladı.
Eşcinseller; Türkiye'de ilk kez 1993 yılında "uluslar arası eşcinsel etkinlikleri"ni düzenlemek amacıyla girişimde bulunmuşlardı. Daha sonraki yıllarda olduğu gibi bu girişimleri engellendi. 2008 yılına geldiğimizde ise görüyoruz ki, dünyada 60 milyar dolarlık ölçekten Türkiye'nin de pay sahibi olabilmesi için-ahlaki değerleri çiğnemek pahasına-her türlü engel kaldırılmak isteniyor.
Bu pragmatist zihniyet, toplumu "özel yaşamla bir kere hiç birimiz ilgili değiliz" diyerek, özellikle esnaf guruplarını etkileyip yönlendirmeye çalışıyor.
Bu Yönlendirmeye Sessiz Kalmayalım
Eşcinselliğin,-olağanüstü istisnalar dışında- tamamiyle sonradan elde edildiği gerçeğinden hareketle; bu birliğin ve benzerlerinin planladıkları hedeflerin ve doğuracağı sonuçların farkındalığıyla hareket etmeliyiz.
Bu sempozyum "eşcinsellik propagandası"dır ve "Al parayı, ver ahlakını" teklifidir.
Sempozyumun Türkiye'de gerçekleşmesine, toplum olarak seyirci kalamayız ve dahi kalmamalıyız.
Psikiyatrist Mustafa Merter'e kulak verelim:
"Aydınlanma hareketi sonrası meydana çıkan materialist, pozitivist, reduksionist (indirgeyici), paradigma kendi icadı olan bir tür ahlâki rölativizmi savunuyor ve tüm insanlığın binlerce yıllık tecrübelerini ve sağduyusunu hiçe sayıyor".
Bu ahlak anlayışı içersinde
"Ne yaparsan yap, başkasına zarar vermediğin sürece bu geçerlidir"
mantığı var.
Çünkü yatay nedensellik (horizontal causality) kurallarına göre düşünen bu insanlar, dikey nedenselliği (vertical causality) yani ilâhi kuralları kabul etmiyor.
Netice, çevre kirliliğinde olduğu gibi üstünde yaşadığımız şu hassas mavi gezegenin felâkete doğru sürüklenmesi.
Aynı şekilde seküler düşüncedeki sözde bilim adamları, insanın varoluş ekolojisini kirletecek yanlış kararlar da verebiliyorlar.
Bu karacahil ahlâki rölativizm içinde homoseksüaliteyi de bir tür varoluş özgürlüğü, cesaret belirtisi hatta fazilet olarak telakki ediyorlar."
www.acikistihbarat.com



Alıntı ile Cevapla

) hadisi şeriflerinde bu gibi olayların zuhur edeceğini bizlere bildirmiş ve kim bu ameli yaparsa mahşere lutun kavmi ile haşrolunaktır demişti...


