+ Konu Cevaplama Paneli
Sayfa 2 Toplam 2 Sayfadan
BirinciBirinci 1 2
Toplam 12 adet sonuctan sayfa basi 11 ile 12 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: (Mesneviye göre) Hazret-i Mûsâ ve Firavun

  1. #11
    Edeb Yâ Hû!
    Status : Kamer isimli üye çevrimiçidir (Online)
    Üyelik tarihi: 25-03-2007
    Mesajlar: 6.883
    Kamer Mükemmel üstü popülarite Kamer Mükemmel üstü popülarite Kamer Mükemmel üstü popülarite Kamer Mükemmel üstü popülarite Kamer Mükemmel üstü popülarite Kamer Mükemmel üstü popülarite Kamer Mükemmel üstü popülarite Kamer Mükemmel üstü popülarite Kamer Mükemmel üstü popülarite Kamer Mükemmel üstü popülarite Kamer Mükemmel üstü popülarite

    Zulüm, insanın bilerek veya isteyerek başkasının ruh ve bedenine ıstırap vermesidir. Zulüm, merhamet mahrûmu kalplerde yerini bulur. Kaynağı ise hırs, hased, kin ve menfaat duygusu gibi süflî hayvânî ihtiraslardır. İnsanlığın tarihi, zâlimlerin binlerce, ürpertici kıyım tablosuyla doludur.
    İşte bunlardan zulüm ve gaddarlığıyla vicdanını yitirmiş olan bedbaht Firavun, gördüğü bir rüya üzerine, tahtının yıkılmasından korkarak İsrailoğullarının doğan bütün erkek çocuklarının katledilmesini emretmişti. Bu, çok ağır bir zulüm ve kıyıma dönüşmüştür. Muhyiddîn İbn-i Arabî -kuddise sirruh- Fusûsu’l-Hikem isimli eserinde bu durumu şöyle anlatır:
    “Firavun, zuhûr edecek olan Hazret-i Mûsâ’yı imhâ için 980.000 mâsumu katletmiştir. Bu çocukların hepsi, Hazret-i Mûsâ’ya hayâtında imdâd olmak, onun rûhâniyetini güçlendirmek için öldürülüyorlardı. Çünkü Firavun ve Firavun âilesi, Mûsâ’yı henüz bilmiyorlarsa da Hak Teâlâ biliyordu. Elbette bunların her birinin alınan hayâtı, Mûsâ’ya âit olacaktı. Zîrâ gâye, O idi.”
    Firavun yeni doğan mâsumları katlederken, yani zulmünün zirvesindeyken Hak Teâlâ, yanı başında, kendi sarayında nazlı bir fidan büyütmekteydi: Hazret-i Mûsâ!..
    Hazret-i Mûsâ küçüklüğünden îtibâren Firavun’un sarayında, Allâh’ın sıyâneti altında yetişti. Hazret-i Mûsâ büyüyüp gençlik yıllarına geldiğinde, İsrailoğullarından bir sıbtîyi, Firavun’un fırıncısı ve zâlim biri olan bir kıbtînin elinden kurtarmak isterken, yanlışlıkla kıbtînin ölümüne sebep oldu. Bunun üzerine korkarak Mısır’ı terk etti. Bu kaçışı esnasında Medyen’e gelen Hazret-i Mûsâ, Hazret-i Şuayb’la karşılaştı. Mehir olarak sekiz sene Hazret-i Şuayb’a hizmet mukâbilinde onun kızlarından biriyle evlendi. Daha sonra tekrar Mısır’a dönmek için yola çıkan Hazret-i Mûsâ’ya, mukaddes Tûvâ vâdîsinde peygamberlik verildi. Ve burada kendisine Firavun’u îmâna dâvet etmesi emredildi.
    "Muhabbetten Muhammed oldu hasıl.
    Muhammed'siz muhabbetten ne hasıl."



  2. #12
    Edeb Yâ Hû!
    Status : Kamer isimli üye çevrimiçidir (Online)
    Üyelik tarihi: 25-03-2007
    Mesajlar: 6.883
    Kamer Mükemmel üstü popülarite Kamer Mükemmel üstü popülarite Kamer Mükemmel üstü popülarite Kamer Mükemmel üstü popülarite Kamer Mükemmel üstü popülarite Kamer Mükemmel üstü popülarite Kamer Mükemmel üstü popülarite Kamer Mükemmel üstü popülarite Kamer Mükemmel üstü popülarite Kamer Mükemmel üstü popülarite Kamer Mükemmel üstü popülarite

    Kur’ân-ı Kerîm’de, Hazret-i Mûsâ’nın Firavun’u îmâna davet etmesi anlatılırken, takib etmesi gereken teblîğ metodu da Allâh Teâlâ tarafından öğretilmişti:
    “Ona yumuşak söz söyleyin. Belki o, aklını başına alır veya korkar.” (Tâhâ, 44)
    Böylece muhatab azılı bir kâfir bile olmuş olsa tebliğde “kavl-i leyyin” (yumuşak, tatlı bir ifâde) kullanılması gerektiği ifâde edilmiştir. Ayrıca:
    “Sen ve kardeşin, birlikte âyetlerimi (mûcizelerimi) götürün. Zikrimden de uzak kalmayın!” (Tâhâ, 42) buyrularak böyle bir tebliğ faaliyetine nasıl hazırlanılması gerektiğine dikkat çekilmiştir.
    Cenâb-ı Hak, Mûsâ ve Hârûn -aleyhimesselâm-’a peygamber oldukları hâlde, kendisini zikretmelerini emrettiğine göre; bu ilâhî emrin, bizler için ne kadar ehemmiyet arz ettiği âşikârdır. Kalbî eğitim, her mü’min için zarûrîdir. Îman cevherinin merkezi kalb olduğu gibi, zikir cevherinin merkezi de kalbdir. Zikir kalbde mekân bulduğu zaman hakîkî huzur hâline kavuşulur. Âyet-i kerîmede buyrulur:
    “…İyi bilin ki, gönüller ancak Allah’ın zikriyle huzur bulur.” (er-Ra’d, 28)
    Yâ Rabbi!.. Göz açıp kapayıncaya kadar nefsimizin esiri olmaktan Sana sığınırız. Bizi Sen’in zikrinle huzur bulan, kalbine takvayı ikâme edip fücurdan uzak duran kullarından eyle!.. İlâhî, içimizdeki Firavun’u, kudret ve rahmetinle yok ederek, ruhumuzu günah kirlerinden arındır.

    Âmin!..

    Osman Nuri Topbaş
    "Muhabbetten Muhammed oldu hasıl.
    Muhammed'siz muhabbetten ne hasıl."



+ Konu Cevaplama Paneli

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok