Edeb Yâ Hû!
Status :
Üyelik tarihi: 25-03-2007
Mesajlar: 6.883
Zulüm, insanın bilerek veya isteyerek başkasının ruh ve bedenine ıstırap vermesidir. Zulüm, merhamet mahrûmu kalplerde yerini bulur. Kaynağı ise hırs, hased, kin ve menfaat duygusu gibi süflî hayvânî ihtiraslardır. İnsanlığın tarihi, zâlimlerin binlerce, ürpertici kıyım tablosuyla doludur.
İşte bunlardan zulüm ve gaddarlığıyla vicdanını yitirmiş olan bedbaht Firavun, gördüğü bir rüya üzerine, tahtının yıkılmasından korkarak İsrailoğullarının doğan bütün erkek çocuklarının katledilmesini emretmişti. Bu, çok ağır bir zulüm ve kıyıma dönüşmüştür. Muhyiddîn İbn-i Arabî -kuddise sirruh- Fusûsu’l-Hikem isimli eserinde bu durumu şöyle anlatır:
“Firavun, zuhûr edecek olan Hazret-i Mûsâ’yı imhâ için 980.000 mâsumu katletmiştir. Bu çocukların hepsi, Hazret-i Mûsâ’ya hayâtında imdâd olmak, onun rûhâniyetini güçlendirmek için öldürülüyorlardı. Çünkü Firavun ve Firavun âilesi, Mûsâ’yı henüz bilmiyorlarsa da Hak Teâlâ biliyordu. Elbette bunların her birinin alınan hayâtı, Mûsâ’ya âit olacaktı. Zîrâ gâye, O idi.”
Firavun yeni doğan mâsumları katlederken, yani zulmünün zirvesindeyken Hak Teâlâ, yanı başında, kendi sarayında nazlı bir fidan büyütmekteydi: Hazret-i Mûsâ!..
Hazret-i Mûsâ küçüklüğünden îtibâren Firavun’un sarayında, Allâh’ın sıyâneti altında yetişti. Hazret-i Mûsâ büyüyüp gençlik yıllarına geldiğinde, İsrailoğullarından bir sıbtîyi, Firavun’un fırıncısı ve zâlim biri olan bir kıbtînin elinden kurtarmak isterken, yanlışlıkla kıbtînin ölümüne sebep oldu. Bunun üzerine korkarak Mısır’ı terk etti. Bu kaçışı esnasında Medyen’e gelen Hazret-i Mûsâ, Hazret-i Şuayb’la karşılaştı. Mehir olarak sekiz sene Hazret-i Şuayb’a hizmet mukâbilinde onun kızlarından biriyle evlendi. Daha sonra tekrar Mısır’a dönmek için yola çıkan Hazret-i Mûsâ’ya, mukaddes Tûvâ vâdîsinde peygamberlik verildi. Ve burada kendisine Firavun’u îmâna dâvet etmesi emredildi.
"Muhabbetten Muhammed oldu hasıl.
Muhammed'siz muhabbetten ne hasıl."