DAVAYI SENDEN ÖĞRENDİK



Ne güzel önderdin sen Raif Cilasun
Oğlum Osman’dır, İlim Yayma’dır, Kestanepazarı’dır, İmam Hatip’tir Raif Cilasun..



Sene 1997. Arkadaşlarla bir dergi hazırlığındayız. Henüz öğrenciliğin ilk zamanları, ama yazma heyecanımız bol. Diyoruz ki, okul işi bu dergide güzel bir ismin röportajı olsun. Aklımıza Raif Cilasun geliyor. Bir telefon açtırıyoruz büyüklere. Asla hayır demeyen güzel insan, bizi mekanına davet ediyor hemen: Kestanepazarı Kuran Kursu’na. Çok şükür ki gittik ve o yıllara ait en güzel hatıralarımdan biri, bu vesile ile Raif Cilasun’la tanışmak oldu.


Raif Cilasun’la sohbet..
Yaşlıydı. Sesi titriyordu. Biz, belki duymaz endişesiyle yüksek sesle konuşunca kibarca ikaz ettiğini hatırlarım. Eskiden-yeniden, birçok şeyden konuşmuştuk. İmam Hatip liselerinin açılması için verdiği uğraşları, bilinçli gençlerin yetişmesi uğruna yaptıklarını, içine asla “ben yaptım” vurgusu katmadan anlatışı.. Üstattı. Yaşamının her anında amacını hatırlayan ve çevresindekilere hatırlatan bir kutlu yürekti. Bazı sözlerini “Bunu yazmayın” diyerek söyledi. Bazılarını söylemeye dili varmadı. Dinledik. Dinledikçe boşa geçen günlerimize yandık.



Hizmetle geçen yaşam

1906 İzmir doğumlu olan Raif Cilasun, İzmir işgali sonrasında İstanbul’a gitmiş. Eğitiminde önemli bir devam noktası olarak gördüğü Robert Koleji’nde, insanları incelemiş. Görmüş ki, eğitim sürecindeki genç, ne kazanırsa büyük oranda bu zaman diliminde kazanıyor. Din eğitimindeki eksiklik ve gençlerin ihtiyaçları, ülkede İmam Hatip okullarının açılması gerektiğini düşündürmüş O’na. Ve çabalamış. Sonrası, kelimelerle anlatılamayacak kadar büyük uğraşlar... Engeller, bürokrasi, maddî sıkıntılar ve daha birçok şey çıkmış önüne, yine de pes etmemiş. Büyük adamların, büyüklüklerini borçlu oldukları azim, Raif Hoca’da fazlasıyla mevcut çünkü. Sadece okulların açılmasını da yeterli görmemiş üstelik: 1951’de hizmetlerine başlayan İlim Yayma Cemiyeti’nin kurulmasında önemli katkıları olmuş. İzmir’de bir ilim yuvası olan Kestanepazarı’ndan bahsedip de, onun adını anmamak olmaz mesela. Birçok eylemin, sohbetin, ilmi yaymak adına yapılan pek çok hareketin öncüsü olmuş. Ama adını koca pankartlar üzerine yazdırmamış Raif Hoca. Bütün amelleri ve amellerin ardında saklı olan gerçek niyetleri bilene olan kayıtsız teslimiyetinden olacak, yaptıklarının üstüne adını kazımamış.



Ne güzel yazardı Üstad..

Gençlere ulaşmak, onlara bazı değerleri aşılamak.. Raif Hoca, bunun yolunu kitapta bulmuş. Ve yazmış Raif Cilasun. Çoğu roman olan eserlerini yazmış birbiri ardına. “Beklenen Sabah”, “Bir Annenin Feryadı”, “Haram Lokma”… Tam 17 roman. Hele ki Oğlum Osman! Değerlerini unutan, batıdan esen rüzgarın ve geçici dünya zevklerini yücelten içi boş yaşam tarzının şaşaasına kanan Osman’dan umudunu hiç kesmeyen babası.. Ve Osman’ın hayatı.. Kitaplarıyla, yapılan kötü seçimlerin sonucunu göstermek istemiş Raif Cilasun. Romanları sevdirmiş hepimize sürüklenip gittiğimiz o maceralar içinde. Yazdıklarından kendimize pay çıkaracağımızı bilmiş. “İyi ki yazmış, iyi ki okumuşuz” dediğimiz eserler bırakmış peşinde. “Dinmeyen Gözyaşları” demiş, “Gafiller” demiş. Yazdıklarına sadece belirli bir çevre değer vermiş de değil üstelik, bazı eserleri Yeşilçam için senaryolaştırılmış. “Oğlum Osman”ın filmi de 1973’te filmi çekilmiş.



Her şeyiyle örnek

Eşi Hatice Hanım ile olan 70 yıllık evliliği ise, başlı başına ayrı bir yazı konusu olacak kıymette. Büyük bir sevgi ile bahsettiği eşi, hep yanında olmuş. Zaten önemli eylem adamlarının, hayat arkadaşlarından destek almadan hareket etmeleri çok zor. Vefatından kısa bir zaman önce, televizyonlarda, haberlerde gördüğümü hatırlarım Raif Hoca’yı. “Örnek çift” ödülü aldığında, 70 yıllık evliliğinden bahsederken, oldukça dinç bir halde kameralara hanımından razı olduğunu ve mutluluğunun temel kaynağının evliliği olduğunu anlatırken, O’nu gıpta ile izledik.

Her nefis, ölümü tadacaktır!

Ve gün geldi, o acı haberi aldık. Gözyaşları ile Kuran Kursu’nu aradığımı hatırlarım. 19 Ağustos 1998.. 92 yaşındaydı. Haberi doğruladılar, arkadaşlarla toplanıp dua ettik. Şimdilerde de elimiz ne zaman bir romana gitse, Kestanepazarı’nın yanından geçsek, birileri İmam Hatip liselerinden bahsetse, duaya devam eder dillerimiz. Yüreğimizin bir kısmını O’na ayırdık. O’nu kendimize örnek bildik. Allah’ın razı olacağına inandığı bütün işlerde en ön saflardaydı Raif Hoca, biz de kendisinden razı olduk. Çizdiği yolda devam etmeye söz verdik. Yüreğimiz elverdiğince sevdik kendisini. Bir ilim aşığı, bir dava adamı nasıl olurmuş, en başta O’ndan öğrendik.


Sümeyye Karaarslan, Hacı Raif Cilasun’a Allah’tan rahmet diledi

Tüm forumdan rastgele konular:

  • » Beyin Atağı Nedir?
  • » "İran'a Saldırırsanız...
  • » Ankara, muhaliflerin ofisini tanımadı
  • » Musa Carullah Ve Mustafa İslamoğluna ...
  • » Risk !!!
  • » Sen anla
  • » veri Tarafından Rapor Edildi!
  • » Ne idin ne oldun - Muhteşem müziksiz...
  • » Söz Taşımak
  • » Kaspersky Internet Security &...

Aynı kategoriden rastgele konular:

  • » İzdivac ve Mahremiyetleri
  • » M.Kemal Hayta / Biraz Hiperaktifiz...
  • » Mehmet Özger / Türk Romanında 12 Eylül
  • » Mevlâna İdris Zengin / İyi Geceler Bayım
  • » Kitap okuma alışkanlığı mı hastalığı mı?
  • » Nuraydın Arıkan / 28 Şubat Sürecinde...
  • » Erik Fosse,Mads Gilbert / Gazze'nin...
  • » Kadir Mısıroğlu / Tarihten Günümüze...
  • » Mehmet Altan / Muş'ta Meryem Olmak
  • » Şerif Benekçi / Bir Şafak Yürüyüşü