+ Yeni Konu aç
2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Konu: Bir Baba Olarak Hz. Muhammed S.a.v.

  1. #1

    • Has Uşak
    • Offline

      Üyelik tarihi
      19-06-2006
      Yaş
      28
      Mesajlar
      13.800
      Konular
      1368

    Standart Bir Baba Olarak Hz. Muhammed S.a.v.


    Bir Baba Olarak Hz. Muhammed (s.a)

    1. Özevlat Babası Olarak Hz.Muhammed (s.a.)

    [COLOR=#1e384c]Hz.Muhammed’in (s.a.), Kasım, Abdullah ve İbrahim adında üç oğlu, Zeyneb, Rukiye, Ümmü Gülsüm ve Fatma adında dört kızı vardı. İbrahim dışındakilerin annesi, ilk hanımı Hz.Hatice’dir. İbrahim’in annesi ise, Mâriye’dir. Diğer hanımlarından çocuğu olmamıştır.
    1.1 Erkek Çocuk Babası Hz.Muhammed (s.a.)

    Hz.Muhammed’in (s.a.) erkek çocuklarının hepsi, küçük yaşlarda ölmüştür. Peygamberimizin nesli, kızları, özellikle de Hz.Fatma tarafından devam etmiştir.

    Kasım’ın Babası

    Hz.Muhammed’in (s.a.), peygamberlikten önce doğan en büyük oğlu Kasım, 2 yaşında öldü. Doğumundan sonra Hz.Muhammed’e (s.a.), bir Arap töresi olarak, Ebu’l-Kâsım (Kâsım’ın Babası) sanı verildi. Kendisine, bu sanla hitap edildi. Bu hitap, Peygamberimizin de çok hoşuna giderdi.

    Bu Acıya Sen Bile Dayanamazdın, ey Dağ!
    Müslümanları üç yıl boyunca bunaltan müşriklerin sosyo-ekonomik boykotu, peygaberliğin 10. yılında sona ermişti. Artık, az da olsa sevinmenin zamanıydı. Ama bu sevinç, çok sürmedi. Hz.Muhammed’in (s.a.) büyük oğlu Kasım öldü. İçli bir baba olarak Hz.Muhammed (s.a.), bu ölüme çok üzüldü. Cenazesini götürürken, acısını kalbine gömen Hz.Muhammed (s.a.), Mekke’nin batısındaki Kuaykıan Dağı’na seslenerek şöyle dedi:
    -Ey dağ! Benim başıma gelen, senin başına gelseydi, bu acıya dayanamazdın.

    Onlar Şimdi Neredeler?
    Yine bu sıralarda, Hz.Muhammed’in (s.a.) diğer oğlu Abdullah da öldü. Acı üstüne acı, anneleri Hz.Hatice’ye, şu soruyu sordurmuştu: “Onlar, şimdi neredeler?” Hz.Muhammed’in (.s.a.), bu soruya cevabı şu oldu:
    -Cennetteler.
    Üst üste gelen bu evlat acısına, müşrik liderlerin “ebter” (soyu kesik) suçlaması eklendi: “Muhammed, ebterdir, soyu kesilmiştir. Neslini sürdürecek erkek çocuğu kalmamıştır. Kendisi ölünce, adı sanı unutulacaktır.” Bu olay üzerine, Kevser Sûresi inmiş ve Yüce Allah asıl soyu kesiklerin müşrikler oduğunu belirtmiştir, Böylece, Hz.Muhammed’in (s.a.) acısı hafiflemiştir.

    İbrahim’in Babası
    İbrahim, peygamberimizin 8/630’da Zilhicce ayında doğan en küçük çocuğuydu. Çok sevinen Hz.Muhammed (s.a.), oğlu İbrahim’in doğum haberini getiren Ebu Râfî’ye, bir köle hediye etmiştir. Annesi Mâriye’yi de azat etmiştir. İbrahim yedi günlükken, akîka kurbanı olarak, bir koç kesti, başını tıraş ettirip, saçının ağırlığınca gümüşü yoksullara dağıtmıştır.

    Babam İbrahim’in Adı
    İbrahim doğduğu gün, babası Hz.Muhammed (s.a.), şöyle buyurmuştur:
    -Bu gece bir oğlum oldu. Ona, babam İbrahim’in adını koydum.

    Bana Benziyor mu?
    Hz.Muhammed (s.a.), İbrahim’in doğumuna çok sevinmişti. Bir defasında onu kucağına alıp, Hz.Ayşe’ye götürmüştü. Şöyle soruyordu:
    -Baksana şuna, baksana! Nasıl, bana benziyor mu?

    İlgi Odağı İbrahim
    Hz.Muhammed (s.a.), İbrahim’in bakımı ve yetiştirilmesiyle yakından ilgilenmiştir. Sütannesine bir hurmalık tahsis etmiştir. Sık sık sütannesi Ümmü Bürde Havle’nin bulunduğu yere gitmiştir.

    Koklamaya Doyamadığı İbrahim
    Hz.Muhammed’in (s.a.) uzun süre hizmetinde bulunan Enes anlatır:
    Ailesine karşı peygamberden (s.a.) daha şefkatli hiç kimseyi görmedim. Oğlu İbrahim’in Medine’nin kenar mahallelerinden birinde oturan, bir sütannesi vardı. Bu sütannenin kocası, demircilik yapıyordu. Her gün oğlunu öpmek için oraya giden peygamberimiz (s.a.), eve varınca duman dolu eve girer, çocuğunu kucaklayarak bağrına basar, koklar ve öper, sonra dönerdi.

    Senin İçin Hüzünleniyoruz, ey İbrahim!
    Hz.Muhammed’in (s.a.) son oğlu İbrahim rahatsızlanınca, babası haber gönderilip çağrıldı. Enes bin Mâlik’le birlikte, İbrahim’in sütannesinin kocası olan Ebu Seyf el-Kayn’ın evine gittiler. Rasulüllah (s.a.), İbrahim’i kucaklayıp öptü ve kokladı. İbrahim, can vermek üzereydi. Onun başında toplandılar. Küçük İbrahim, babasının gözleri önünde son nefesini verdi. Hz.Muhammed’in (s.a.) gözü yaşlarla doldu. İbrahim, 1.5 yaşında öldü.
    Elele birlikte gittikleri Abdurrahman bin Avf, “Sen de mi ağlıyorsun ey Allah’ın rasulü? Sen, insanlara böyle ağlamayı yasaklamamış mıydın?” diye sordu. İbrahim’in ardından, şu ibretlik sözleri söyledi:
    -Ey İbn Avf! Bu gözyaşları, rahmet ve şefkat gözyaşları. Gözlerimiz yaşla, kalbimiz hüzünle doldu. Fakat, Allah’ın hoşnut olacağından başka bir söz söylemeyeceğiz. Senin ayrılığın için hüzünleniyoruz, ey İbrahim, senin için.
    İbrahim, Medine’de, Cennetü’l-Bakî’ mezarlığına gömüldü. Hz.Muhammed (s.a.), İbrahim’in mezarı için, bir taş getirilmesini istedi ve mezarı başına dikti. Böylece, bir işaretle yeri belirlendi. Kabrinin üzerine ilk su serpilen de, İbrahim oldu.

    Sütünü Cennette Tamamlayacak
    İbrahim’in henüz süt çağında ölümüne çok üzülen Hz.Muhammed (s.a.), şöyle buyurmuştur:
    -Oğlum İbrahim, süt emmesini tamamlamadan öldü. O, sütünü cennette tamamlayacaktır.

    Güneş Kimsenin Ölümüne Tutulmaz
    İbrahim’in öldüğü gün, güneş tutulması olmuştu. Bazı insanlar, “İbrahim’in ölümünden dolayı güneş tutuldu” dediler. Bunun üzerine Hz.Peygamber (s.a.), şöyle buyurdu:
    -Güneş ve ay, Allah’ın birer işaretidir. Bir insanın doğumu veya ölümü için tutulmazlar. Böyle bir durum görürseniz, geçene kadar Allah’tan af dileyin ve namaz kılın.

    1.2 Kız Çocuk Babası Hz.Muhammed (s.a.)
    Hz.Muhammed’in (s.a.), Zeyneb, Rukiye, Ümmü Gülsüm ve Fatma adında 4 kız çocuğu olmuştur. Hepsinin de annesi, Hz.Hatice’dir. Hz.Muhammed (s.a.), erkek çocuğu kız çocuklarına üstün tutan (Nahl, 16/58-59) Câhiliye anlayışına karşı, kız çocukları için şöyle buyurmuştur:
    -Kimin kızı (veya kızkardeşi) olur da, onlara iyi davranışta bulunur, erkek çocuklarını bunlara tercih etmez ve eğitimlerini en güzel şekilde sağlarsa, Allah onları kendisi için cehenneme karşı bir perde yapar ve onu cennetine koyar.

    Zeyneb’in Babası
    Zeyneb, Peygamberimizin en büyük kızıydı. Doğduğunda Peygamberimiz 30 yaşındaydı. Annesiyle birlikte müslüman oldu. Medine’ye, Bedir Savaşı’ndan sonra göç etti. Zeyneb’in, Ebu’l-Âs’la evliliğinden, Ali adında bir oğlu ile Ümâme adında bir kızı vardı. Zeyneb, 31 yaşında öldü.

    Rukiye’nin Babası
    Rukiye, Zeyneb’ten 3 yıl sonra doğdu. Hz.Osman’la evlendi. Hz.Osman ve Rukiye, Habeşistan’a ve Medine’ye ilk hicret edenler arasında yer almışlardır. Habeşistan’dayken doğan oğulları, altı aylıkken öldü. Rukiye, Medine’de, Bedir zaferinin müjdelendiği gün, 22 yaşında öldü.

    Kızım Nasıldı
    Hz.Muhammed (s.a.), Habeşistan’a göç eden, Hz.Osman’la evli, kızı Rukiye’yi özlemişti. Bir süre, haberleri gelmedi. Hz.Peygamber (s.a.), şehir dışına çıkıp, Habeşistan diyarından gelenlere, kızını ve damadını sorup soruştururdu. Kureyş’ten bir kadın, bu diyardan gelmişti. Hz.Muhammed (s.a.), kızını ve damadını hemen ona sordu. Kadın, “Ey Ebu’l-Kasım! Ben onları gödüm.” dedi. Hz.Peygamber (s.a.), hasretle sordu:
    -Ne şekilde gördün, hangi haldedirler?
    Kadın, şöyle cevap verdi: “Osman, Rukiye’yi, bir eşeğe bindirmiş götürüyor, kendisi de ardından yürüyordu.” Bunun üzerine Hz.Muhammed (s.a.), sevinç duydu ve onlar için Allah’ın yardımını diledi. Hz.Osman için de, şu sözleri söyledi.
    -Allah, hanımıyla birlikte hicret etmesini, ilk Osman’a nasip etmiştir.

    Rukiye’ye Gözyaşı
    Rukiye öldüğünde, babası mezarı başında oturdu. Fatma da, ablası Rukiye’nin ölümüne ağlayarak yanına geldi. Bu sırada, Hz.Muhammed (s.a.), kızı Fatma’ya şefkat ve merhametinden, kızının gözyaşlarını sildi ve onu teselli etti.

    Ümmü Gülsüm’ün Babası
    Ümmü Gülsüm, peygamberimizin, 3. kızıdır. Önce Ebu Leheb’in oğlu Uteybe’yle evlendi. Ancak, Ebu Leheb’in isteğiyle, nişan atarak ondan ayrıldı. Daha sonra, Hz.Osman’la evlendi. Bazı rivayetlere göre, Ümmü Gülsüm’ün hiç çocuğu olmamıştır. Başka rivayetlere göre ise, iki oğlu, bebekken ölmüştür.
    Ümmü Gülsüm, 28 yaşındayken vefat etti.

    Osman, Ümmü Gülsüm’le Evlen
    Hz.Muhammed’in (s.a.) kızlarından Rukiye’yle evlenen Hz.Osman, Rukiye’nin Bedir Savaşı sırasında ölümünden sonra son derece üzgün olarak yapayalnız kalmıştı. Hz.Muhammed (s.a.), halini hatırını sorunca, “Ey Allah’ın elçisi! Bana olan hiç kimseye olmadı. Karımın ölümünden sonra, akrabalık bağı kesildi.” dedi. Hz.Muhammed (s.a.), ona şu teselliyi verdi:
    -Ey Osman! Yüce Allah, diğer kızım Ümmü Gülsüm’ü de sana nikâhlamamı buyurdu.
    Böylece Hz.Osman’a, Hz.Muhammed’in (s.a.) iki kızıyla evlendiğinden dolayı, Zinnûreyn (iki nur sahibi) sanı verildi. Bugün bile Müslümanlar, “Osman Zinnûreyn” diyerek onu anarlar.

    Ümmü Gülsüm’e Gözyaşı
    Ümmü Gülsüm ölünce, cenaze namazını bizzat babası Hz.Muhammed (s.a.) kıldırdı. Daha sonra da, mezarının başında oturdu, evlat sevgisi ve şefkatiyle, gözyaşlarını tutamayarak ağladı.

    Fatma’nın Babası
    Fatma, Hz.Muhammed’in (s.a.) en küçük kızıdır. Fatma’ya, Gülün Gülü, Fâtımatü’z-Zehrâ denmiştir. 15 yaşındayken, Hz.Ali’yle evlendi. Hasan, Hüseyin, Muhsin (Muhassin), Ümmü Gülsüm ve Zeyneb adında beş çocuğu oldu.
    Hz.Fatma, Peygamberimizin vefatından 6 ay sonra, henüz daha 29 yaşındayken öldü. Peygamberimizin, Fatma dışındaki bütün çocukları, kendisinden önce ölmüşlerdi. Böylece son ölen çocuğu, Fatma oldu. Hz.Muhammed’in (s.a.) nesli, Fatma’nın çocuklarıyla devam etmiştir.

    Sen Ağlama Yavrum
    Hz.Hatice’nin ve Peygamberimizin amcası Ebu Tâlib’in ölümünden sonra Ebu Leheb’in Hâşimoğullarının reisi oluşunu fırsat bilen Kureyş kâfirleri, bir gün Hz.Muhammed’e (s.a.) pusu kurdular, yoldan geçerken üstüne taş, toprak, çamur ellerine ne geçerse attılar. Hz.Muhammed (s.a.), üstü başı toz toprak içinde eve geldi. Fatma, babasını bu vaziyette görünce ağlamaya başladı. Bir yandan babasının üstünü temizliyor, bir yandan da ağlıyordu. Annesi Hatice’nin ve büyük amcası Ebu Tâlib’in ölümlerinin verdiği acı yetmezmiş gibi, babasının gördüğü bu hakaretler Fatma’nın kalbini derinden yaralamıştı. Kızına teselli veren, yine babası oldu:
    -Sen ağlama yavrum. Şüphesiz ki Allah, babanı koruyacaktır.
    Bu acımasızlık karşısında ölen amcasını vefakârlıkla hatırlayan Hz.Muhammed (s.a.), şunu söylemiştir:
    -Âh amca, âh! Sen olsaydın, bunlar başıma gelmezdi. Sen sağken, bunlar bana bir şey yapamıyorlardı.

    Annem Nerede
    Hz.Muhammed’in (s.a.) küçük kızı Fatma, annesi Hatice öldüğünde 10 yaşındaydı. Artık annesiz kalmıştı. Minik yüreğinde, annesinin acısı vardı. Annesinin nereye gittiğini de babasına sordu: “Annem şimdi nerede?” Babası şu cevabı verdi:
    -Kamıştan bir köşkün içinde.
    -Şu bildiğimiz kamış mı?
    -Hayır, inciler, yakutlar ve mercanlarla süslü bir kamış.

    Eteğini Biraz Uzat Kızım
    Hz.Muhammed (s.a.), kızı Fatma’dan eteğinin, erkek eteğinden bir-iki karış uzun olmasını istemiştir. Hz.Muhammed (s.a.) döneminde erkekler de, günümüzde birçok yerde olduğu gibi, “kamîs” adı verilen erkek entarisi giyerlerdi.

    Fatma Benim Can Parçam
    “Fatma, benim can parçamdır. Dolayısıyla, onu sevindiren beni de sevindirmiş, onu üzen beni de üzmüş olur

    Son Veda, İlk Uğrayış
    Hz.Muhammed (s.a.), sefere çıkarken en son Fatma’yla vedalaşır, seferden dönüşte de ilk olarak ona uğrardı, şefkatle yanaklarından öperdi.

    Kızı Gelince Ayağa Kalkan Peygamber
    Hz.Muhammed (s.a.), kızı Fatma, kendisini ziyarete gelince, ayağa kalkar, elini tutar, kendisini öper, ona yer verip yanına oturturdu ve iltifat yağdırırdı. Fatma da kendisine, aynı şekilde karşılık verirdi.

    Fatma Bile Suç İşlese, Cezalandırırım
    Hırsızlık yapan Mahzum kabilesine mensup kadının durumu, Kureyşlileri fazlasıyla üzmüştü. Hz.Muhammed’in (s.a.) katında şefaat edecek hatırlı birini arıyorlardı. Bunu sadece Üsâme yapabilir diye düşündüler. Üsâme’ye ricada bulundular. Rasulüllah (s.a.), şöyle çıkıştı:
    -Sen, Allah’ın yasaklarından biri için şefaatta mı bulunuyorsun?
    Sonra kalkıp, camide şu konuşmayı yaptı:
    -Sizden öncekileri helak eden şey, şudur: İçlerinden asil birisi hırsızlık yaptı mı, onu cezasız bırakırlardı. Ama kimsesiz zayıf biri hırsızlık yapınca, derhal ona ceza verirlerdi. Allah’a yemin osun ki, Muhammed’in kızı Fatma bile hırsızlık yapmış olsa, mutlaka ona da aynı cezayı verirdim.

    2 Üvey Evlat Babası Olarak Hz.Muhammed (s.a.)
    Hz.Muhammed’in (s.a.) evlendiği kadınların sadece bir tanesi bâkire, diğerleri ise hep duldu. Dolayısıyla, bu dul kadınlardan Hz.Hatice ile Hz.Ümmü Seleme’nin önceki eşlerinden çocukları da vardı. Hz.Muhammed, öz evlatlarına gösterdiği ilgiyi, üvey evlatlarına da göstermekten geri durmamıştır.
    Hz.Muhammed, Hz.Hatice’nin ilk kocasından olan Hind adlı üvey oğluyla yakından ilgilenmiştir. Hind, annesini ziyarete geldiğinde, üvey babası Hz.Muhammed’i (s.a.) hayranlıkla seyrederdi. Üvey babası da ona, çok müşfik davranmıştır.

    Yetimlerim Çok
    Ümmü Seleme’nin, ilk evliliğinden olan çocukları; Zeyneb, Seleme, Ömer ve Dürre olmak üzere, 4 tanedir. Hz.Muhammed (s.a.), Ümmü Seleme’ye evlilik teklif ettiğinde, yetimlerinin çokluğunu, dolayısıyla çalışması gerektiğini öne sürerek, ilk başta olumlu cevap vermedi. Hz.Peygamber’in (s.a.) nafakayı üstlenmesiyle, evlilik gerçekleşti.

    Önünden Ye Yavrum
    Hz.Muhammed, hanımı Ümmü Seleme’nin önceki kocasından oğlu Ömer bin Seleme’yle özen içinde ilgilenmiştir. Bir gün Ömer’in, yemek yerken, elini tabağın her tarafına götürdüğünü gördü. Tatlı bir dille, şöyle dedi:
    -Sofraya yaklaş yavrucuğum. Yavrum! Besmele çek, sağ elinle ve hep önünden ye.
    3 Evlatlık Babası Hz.Muhammed (s.a.)
    Evlatlık almak, Câhiliye törelerinden biriydi. Hz.Muhammed (s.a.) de, peygamber olmadan önce evlatlık almıştır.

    Babayı Reddettiren İyilikler
    Zeyd bin Hâriseyi, Hz.Muhammed henüz Peygamberlikle görevlendirilmeden önce evlatlık edinmiştir. Hicretten yaklaşık 43 yıl önce doğmuş olan Zeyd, komşu kabilelerden birinin baskını sonucunda esir edilmiş, Ukaz panayırı’nda satılmak üzere Mekke’ye köle olarak getirilmişti. Hz.Hatice’nin yeğeni Hakîm bin Hizâm tarafından satın alınmış 10 yaşında bir çocuktu. Hakîm, köle Zeyd’i, halası Hatice’ye hediye etti. Hz.Hatice, bu çocuğu daha sonra kocası Hz.Muhammed’e hediye etti. Zeki, sevimli ve saygılı bir çocuktu. Hz.Muhammed, evlatlığı Zeyd’i, âdetâ kendi evlâdı gibi sevdi.
    Zeyd’in babası, oğlunu yana yakıla arıyordu. Onu sağ-salim bulup getirene büyük ödül vaat ediyordu. Zeyd’in Mekke’de olduğunu öğrenir öğrenmez, kardeşiyle birlikte Mekke yollarını tuttu. Henüz peygamberlik görevi verilmemiş olan Hz.Muhammed’in yanına geldi. Şöyle bir öneri yaptı:
    -Ey Muhammed! Siz, Allah’ın evinin komşususunuz. Esiri serbest bırakan ve ona yemekler yediren, hayırsever kimselersiniz. Oğlum, sendedir. Onu bağışla, bize iyilik et. Sen bu kavmin efendisinin oğlusun. Onu bağışlarsan, sana ne istersen vereceğim.
    Hz.Muhammed, şu cevabı verdi:
    -Size, daha iyisini veririrm. Huzurunuzda, onu serbest bırakıyorum. Arzu ederse, hiçbir şey istemeden, onu size veririm.
    Zeyd’in babası, bu müjdeye elbette çok sevinmişti:
    -Bize, çok iyilik etmiş olursun. Allah, seni ödüllendirsin.
    Zeyd’i huzura çağırdılar. Hz.Muhammed, Zeyd’e sordu:
    -Zeyd! Bunları, tanıyor musun?
    -Evet, tanıyorum. Şu babam, şu da amcam.
    -Şu baban, şu amcan, beni de tanırsın. Şimdi, kimi istiyorsun, dilediğini seçmekte serbestsin.
    Zeyd, hiç tereddüt etmedi:
    -Asla, senden başka kimseyi istemem. Sen, benim hem babamsın, hem de amcam yerindesin.
    Zeyd’in babası, bu sözlerinden hiç hoşlanmamış ve çok kırılmıştı:
    -Yazıklar olsun sana! Köleliği, nasıl hürriyetten üstün tutuyorsun?
    -Ben, bu adamdan öyle iyilik gördüm ki, ondan ayrılmam mümkün değil. Ondan başka, hiç kimseyi istemem.
    Bunun üzerine Hz.Muhammed, şöyle dedi:
    -Şahit olunuz. Zeyd, benim oğlumdur. Ben, onun mirasçısıyım. O da, benim mirasçımdır.
    Bu sözlerden, Zeyd’in hem babası, hem de amcası hoşlanmışlardı. İçleri rahat biçimde, Zeyd’i, Hz.Muhammed’e (s.a.) bırakıp döndüler.
    Hz.Muhammed (s.a.), Câhiliye töresine göre, kölesini seven kişinin evlat edinerek kendi çocuğuymuş gibi sayması kuralına uymuş, Zeyd’i evlatlık edinmişti. Bu yüzden ona, Zeyd bin Muhammed denirdi. Ancak İslâm, daha sonra, bu şekilde evlatlık edinmeyi yasaklamıştır.

    vecdi akyüz

    Tüm forumdan rastgele konular:

    • » Sonsuzluk ve Madde...
    • » Hareketli profillik resimler
    • » M.ESAD ÇOŞAN Rh A. TESETTÜR RÖPORTAJI
    • » bu kahramanlar çok acayip
    • » Imam et-tahâvî ve şerhu ma'âni'l-âsâr'
    • » Merhum Şeyh İsmail Çetin Hocaefendi,...
    • » Rahman
    • » "Said'in başını kesecekler!"
    • » Ayakkabılara mekanik klima
    • » Yeni doğan bebeklere pudra zararlı

    Aynı kategoriden rastgele konular:

    • » Daha vakit var mı !...
    • » Kaçımız biliriz bu büyük alimi?
    • » İzz b. Abdisselâm
    • » Ahir zaman şeyhleri!
    • » Darende Velileri
    • » Yönetme Sorumluluğu
    • » İmanla birlikte şu 3 şeyi işlemiş...
    • » Zünnûn-i Mısrî
    • » öyle Geliyorum
    • » Güllerin Efendisi'ne Yakarış ::..
    ....Sanal mücahit olacağıma cami safında sıradan cemaat olmayı yeğlerim.
    ☻/
    /▌


    göbeğini kaşırken düşünen adam


    Yönetici Başvurusu ||Tepkisel ihvan || İhvanforum'un tanıtımına katkı Sağlayın! || Uygunsuz Reklam Bildir ||İhvan Facebook Sayfaları || Forum Kuralları ||

  2. #2

    • Kıdemli Üye
    • Offline

      Üyelik tarihi
      18-05-2011
      Mesajlar
      7.863
      Konular
      321

    Standart

    Tüm babalara rabbim sağlıklı uzun hayırlı ömürler versin.Amin...

+ Yeni Konu aç

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67