Etiketlenen üyelerin listesi

Münafık nedir kime denir...?

Içinden gerçek anlamda iman etmemiş olup, dışından müslüman görünen kimse, aslî mânâsını değiştirmeden dilimize geçmiş olan münafık kelimesi Islâm toplumu içinde -çeşitli sebeblerden dolayı ve menfaati icabı kendini müslüman göstererek Allah'a, Rasûlüne ve mü'minlere düşmanlığını gizleyen kimsedir (el-Bakara, 2/8; Âli Imrân, 3/167; el-Mâide, 5/41) "Nifak, kalbte olursa küfür, amelde olursa suçtur" (Kurtubî, Tefsir, VIII, 212). Münafıklardaki nifak hâli îtikâdî ve amelî olarak iki

Bu konu 96380 kez görüntülendi ve 7 yorum aldı ...
Bu Konuya abone ol…

Sayfa 1/2 12 SonSon
8 sonuçtan 1 ile 6 arası
  1. #1
    Durumu:
    Çevrimdışı
    - - --^[ valiant ]^-- - -
    the_valiant - ait Kullanıcı Resmi (Avatar) Katılımcı Üye

    Üyelik tarihi
    22-02-2007
    Mesajlar
    133

    Standart Münafık nedir kime denir...?

    Içinden gerçek anlamda iman etmemiş olup, dışından müslüman görünen kimse, aslî mânâsını değiştirmeden dilimize geçmiş olan münafık kelimesi Islâm toplumu içinde -çeşitli sebeblerden dolayı ve menfaati icabı kendini müslüman göstererek Allah'a, Rasûlüne ve mü'minlere düşmanlığını gizleyen kimsedir (el-Bakara, 2/8; Âli Imrân, 3/167; el-Mâide, 5/41)


    "Nifak, kalbte olursa küfür, amelde olursa suçtur" (Kurtubî, Tefsir, VIII, 212).


    Münafıklardaki nifak hâli îtikâdî ve amelî olarak iki grupta toplanır:


    1. Itikâdî nifak: Kur'an-ı Kerim'de karakterize edilen, dünyada iken müslüman muamelesi görüp, âhirette inançsızlığı ortaya çıkınca kâfirlerden daha kötü muâmeleye tâbî tutulmasına sebeb olacak olan nifak hali. (en-Nisâ, 4/145) "Akîdenin hilafına îmanda mürâîliktir" (M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, VI, 4997).


    Kur'an-ı Kerim insanları mü'min, kâfir, münâfık olmak üzere üç grupta toplar (el-Bakara, 2/1-20) ve insanların en kötüsü ve iki yüzlü olanı şeklinde tarif edilen münafıkların şu özelliklerinden sözeder:


    Islâm toplumu içinde fesatçıdırlar. "Yeryüzünde fesat çıkarmayın, denildiğinde; "biz ıslah edicileriz" derler", (el-Bakara, 2/9-13). "Müslümanların inandıkları gibi inanın, diye örnek verilince; "biz de o beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız?" diye itiraz ederler. Inananlarla yanyana gelince de; "sizinle beraberiz" derler. Fakat reisleri ve şeytanlarıyla başbaşa kalınca; "biz onları aldattık" diye alay ederler" (el-Bakara, 2/13-15).


    Iman ile küfür arasında bocalayan münafıklar, bazan Allah'ı hatırlar gibi davranırlar. Fakat, Allah'a oyun etmeye çalışırlar ve gösterişte bulunurlar. Namaza da üşene üşene kalkarlar (en-Nisâ,4/142-3). Insanları Allah yolundan döndürmek için yalan yere yemin ederler (Mücadele, 58/14; Münâfıkûn, 63/2).


    Münafıkların kalbi verimsiz toprak gibidir (el-A'raf, 7/58), menfaatlerine göre şekil alırlar, dönektirler (en-Nisâ, 4/141; el-Ankebût, 29/10-11) Asr-ı Saadetteki münâfıklara; "Hz. Peygamber'in yanına gelmeden önce sadaka verin de öyle gelin" denildiğinde bunların, menfaatlarına dokunduğu için, kaçtıkları tesbit edilmiştir. (Mücâdele, 58/13). Münafıklar bir taraftan da maddî kazanç sağlamak için ahlâk dışı davranışlara başvururlar. Nitekim, münafıkların başı Abdullah Ibn Ubeyy b. Selûl, kazanç sağlamak amacıyla câriyelerini zinaya zorluyordu. Bu maksatla bir nevi genelev de kurmuştu. Zina yoluyla câriyelerinden gelir sağlama çabası üzerine, olayı yasaklayan âyet nazıl olmuştur (et-Taberî, Tefsir, XVIII, 132; en-Nûr, 24/33).


    Münafıklar Allah'ı unutup cimrilik yaparak ellerini yumarlar (et-Tevbe, 9/67), bir belâya uğrayıp sıkışınca hemen fitneye düşerler (el-Ankebût, 29/10), felâketin dönüp kendilerine çarpmasından korktuklarını, kendi aralarında fısıldaşırlar (el-Mâide, 5/52, 53); olayların akışı münafıkların lehine gibi ise, itaatla koşa koşa Peygamber'in yanına gelirler (en-Nûr, 24/49); bunlar zâhiren îman edip kalpleriyle kâfir olanlardır (el-Münafıkûn, 63/3).


    "Allah'a, Peygamber'e inandık, itaat ettik" diyen münafıklar (en-Nûr, 24/47; Münafıkûn, 63/1); diğer taraftan Hz. Peygamber'e isyanı, düşmanlığı fısıldaşırlar (el-Mücâdele, 58/9-10). Onlar aynen şeytanlara benzerler (el-Haşr, 59/16); tabiatları gereği Allah'a ve Peygamber'e muhalefet üzeredirler (el-Mücadele, 58/20); fakat kalblerindeki gizlediklerini ortaya çıkaran âyetlerin inmesinden de çok korkarlar (el-Infitâr, 82/4-5; et-Tevbe, 9/64).


    Allah'a kötü zanda bulunan erkek ve kadın münafıklar (el-Fetih, 48/6), biribirlerinin tamamlayıcı parçası olup, insanları kötülüğe çağırır, iyilikten vazgeçirmeye çalışırlar. Onlar ebedî Cehennemliktirler (et-Tevbe, 9/67-69). Kötü sözlerin müslümanlar arasında yayılmasını isterler (en-Nûr, 24/19); kötülük yapınca sevinirler; yapmadıkları şeylerle övünmekten hoşlanırlar (Âlu Imrân, 3/188); Kur'an-ı Kerim âyetleriyle alay ederler (en-Nisa, 4/140); Islâm toplumu içinde yalan-yanlış uydurma haber yayarlar (el-Ahzâb, 33/60-61); cihada çıkacaklarını yemin ile ifade ettikleri halde iş fiiliyata dökülünce kaçarlar (en-Nûr, 24/63); düşman korkusundan ölüm baygınlığına düşer (el-Münâfıkûn, 63/19); böyle bir ortamda kaçacak delik ararlar (et-Tevbe, 9/57). Mü'minler zafer kazanınca, başarıya ortak olmak, ganîmetten faydalanmak için; "sizinle beraber değil miydik?" derler. Kâfirler gâlip gelince; "size mü'minlerden gelecek ziyanı biz önlemedik mi?" derler (en-Nisâ, 4/141). Savaşta çok şehid düşen olursa; "Allah lutfetti de iyi ki savaşta bulunmadım" diyen münafıklar, eğer ganîmet bölüşülecekse, "ah keşke ben de şu ganîmete erseydim" derler (el-A'râf, 7/72, 73).


    Kur'an-ı Kerim'de özelliklerini tanıtıp haber verdiği münafıklar için Yüce Allah, peygamberini şöyle uyarmaktadır: "O münafıkların dış görünüşlerine aldanma. Onların liderlerini gördüğün zaman, yakışıklıdır, gövdeleri hoşuna gider. Konusurlarsa güzel konusurlar, dinlersin. Işte onlar sıra sıra dizili kereste gibidirler. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar" (el-Münafıkûn, 63/1-4). Hak söz tanımayan, âhirette topluca kâfirlerle bir araya gelecek olan (en-Nisa, 4/140), münafıklara istiğfar etsen de etmesen de birdir. Çünkü Allah bu fâsıkları affetmeyecektir (el-Münafıkûn, 63/6).


    Münafıkların Islâm toplumu içinde bulunmalarından dolayı elde ettikleri menfaatların, âhiret hayatında da devamını isteyeceklerini, fakat bunun mümkün olmayacağını Kur'an-ı Kerim şöyle haber verir: "Âhirette münafık erkek ve kadınlar îman etmiş olanlara; "bizi bekleyin, nûrunuzdan bir parça ışık alalım" diyecekler. O gün onlara; alayla "dönün arkanızda bir nur arayın" denilecek de, neticede îman edenlerle aralarında bir duvar olduğunu görecekler. O zaman münâfıklar, mü'minlere şöyle seslenirler: "Biz sizinle beraber değil miydik? ". "Evet", diyecekler; fakat kendinizi siz kendiniz yaktınız, kuruntunuz sizi aldattı"(el-Hadıd 57/13-15). Böylece münafıklar ve kâfirler Cehennemde bir araya gelmiş olacaklardır (el-Nisâ, 4/140).


    Medine döneminde, Yahudilerle dostluk kuran münafıklarla mü'minlerin dost olmamaları hatırlatılmakta (el-Maide, 5/51) ve Hz. Peygamber'e; asıl düşmanın münafıklar olduğu, onlarla savaş yapması, hattâ sert davranması vahiy yoluyla bildirilmektedir. Hz. Peygamber'in de münafıklara karşı gayet ihtiyatlı, temkinli bir siyaset uyguladığı, gayr-i müslimlere yapılan muameleye tâbi tutmadığı; bilakis onları Islâm toplumu içerisinden ayırmayıp, üzerlerinde kurduğu kuvvetti bir otorite ile tesirsiz hale getirdiği müşahede edilmektedir.


    2. Amelî Nifak: Bazı tutum ve davranışlarıyla itikadî nifaka kısmî bir benzeyiş içinde bulunmakla beraber, inançlarında açık bir nifakın söz konusu olmadığı müslüman kişilerin durumu. Hadislerde geçen münafık türü amelî (ahlâkî) yönden olan nifakı vurgulamaktadır. Meselâ: "Münafığın alâmeti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, vadettiğinde vaadınden döner, kendisine birşey emanet edildiğinde emanete hıyanet eder" (Tirmîzî, Îman, 14) hadisi benzerî hadisler îtikâdî nifaka yaklaşılmaması için alınan tedbirler ve tenbihler mahiyetindeki emirlerdir. Zîra, amelî nifak çoğalınca ileride müslümanın îtikâdî nifaka yaklaşma tehlikesi doğabilir.

  2. #2
    Durumu:
    Çevrimdışı
    Ordinaryus
    nefahtü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar) Emektar Üye

    Üyelik tarihi
    22-06-2013
    Mesajlar
    2.444

    Standart

    kafir ve münafık arasında ne kadar fark var? İkisinden biri daha imanlı görünsede aslında farksız gibi geliyor kalbime.

  3. #3
    Durumu:
    Çevrimdışı
    kul
    garip70 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar) Emektar Üye

    Üyelik tarihi
    30-11-2009
    Mesajlar
    2.576

    Standart

    Alıntı nefahtü Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    kafir ve münafık arasında ne kadar fark var? İkisinden biri daha imanlı görünsede aslında farksız gibi geliyor kalbime.
    Olur mu cancağızım... Farksız gibi olan sadece inançları... İkisi de kafir... Kafir açıkça söylediği için en azından önlemini ona göre alırsın. En azından ciddiye almazsın, adamın ne olduğu belli. Ama münafığa güvenirsin seni arkandan vurur. Seni bitirmek için senden görünür ve en mahrem sırlarını bilir, bildiği içinde en fazla zararı münafık verir...
    nefahtü (29-08-2013) Bunu beğendi.
    Her kimi veya neyi seversen sev,
    Öbür tarafta daha güzeli var garibim.

  4. #4
    Durumu:
    Çevrimdışı
    Kıdemli Üye
    lafons7275 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar) Kıdemli Üye

    Üyelik tarihi
    19-02-2013
    Mesajlar
    18.920

    Standart

    Peygamber'imize (S.A.S.) «mümin ve münafık kimdir» diye sormuş-lar, Peygamber'imiz şu cevabı vermiştir:



    Müminin gözü namazda, oruçta olur, münafığın gözü ise yemekte, içmekte, ibadet ve namazdan uzak durmakta olur.

    Mümin, eli vardıkça sadaka verir, Allah'dan günahlarının affedilmesini diler. Münafık ise ihtiras ve boş kuruntular peşindedir.

    Müminin Allah'dan başka hiç bir kimsede umudu olmaz, münafık ise Allah'dan başka herkese umut bağlar.


    Mümin, dini yerine malını feda eder, münafık ise malı uğruna dinini satar.

    Mümin Allah'dan başka hiç kimseden korkmaz. Münafık ise Allahdan başka herkesten çekinir.

    Mümin iyilik işlemekle birlikte ağlar, münafık ise kötülük işlediği halde güler.


    Mümin yalnızlıktan ve kendi başına kalmaktan hoşlanır. Münafık ise girişkenlikten ve kalabalıktan hoşlanır.


    Mümin tohum eker, (yapıcı ve üreticidir) kargaşalıktan hoşlanmaz, münafık ise yıkıcıdır, bununla birlikte emeksiz ürün peşindedir.

    Mümin dininin prensiplerine uygun bir idare uğruna emir verir ve yasaklar koyar, düzelticidir. Münafık ise baş olma ihtirası uğruna emirler verir ve yasaklar koyar, yıkıcıdır. Daha doğrusu kötülüğü emrederken iyiliği ve doğruyu yasaklar.»
    alitufan2003 (11-09-2013) Bunu beğendi.
    Değerli misafirler, bu forum "Özgür düşünce paylaşım platformudur." Bu sebeple bu forumda İslam'a dair söylenenler sadece söyleyeni bağlamaktadır. Kesinlikle bu forumda İslamı öğrenme maksadınız olmasın.

  5. #5
    Durumu:
    Çevrimdışı
    Kıdemli Üye
    lafons7275 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar) Kıdemli Üye

    Üyelik tarihi
    19-02-2013
    Mesajlar
    18.920

    Standart

    Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
    - Münafık, iki koyun sürüsü arasında gâh sürünün birine, gâh öbürüne katılan şaşkın bir koyun gibidir. O bu sürülerin hiç birinde devamlı barınmaz, çünkü her iki sürüye de yabancıdır. Münafık da tıpkı böyledir, ne tamamen müslümanlarla kaynaşabilir ve ne de kâfirlerle.»
    Değerli misafirler, bu forum "Özgür düşünce paylaşım platformudur." Bu sebeple bu forumda İslam'a dair söylenenler sadece söyleyeni bağlamaktadır. Kesinlikle bu forumda İslamı öğrenme maksadınız olmasın.

  6. #6
    Durumu:
    Çevrimdışı
    Kıdemli Üye
    lafons7275 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar) Kıdemli Üye

    Üyelik tarihi
    19-02-2013
    Mesajlar
    18.920

    Standart

    Rivayete göre Cebrail'in (A.S.) gelişlerinden birinde Peygamber'imiz (S.A.S.) O'na «ya Cebrail, bana cehennemi ve onun hararet derecesini tasvir et» der. Cebrail de Peygamber'imizin (S.A.S.) isteği üzerine şun-ları anlatır, «Ulu Allah, cehennem ateşini yarattıktan sonra bin yıl boyunca yaktı, sonunda kıpkırmızı oldu. Arkasından bin yıl daha yaktı, nihayet ağardı. Daha sonra onu koyu bir kara renge bürününceye kadar bin yıl daha yaktı.



    Seni hak dinle Peygamber olarak gönderen Allah adına yemin ede-rim ki, cehennemliklerin üzerlerindeki elbiselerden biri yeryüzü halkına gösterilecek olsa, hepsi ölürlerdi. Yine eğer cehennem içeceğinin bir tek kovası yervüzü sularının tamamına katılsa, tadanlar derhal ölürdü.



    Ulu Allah'ın «sonra onu boyu yetmiş arşın zincire vururuz» ayetinde belirttiği zincirden bir arşın kadarı —ki o arşının uzunluğu doğu ile ba-tı arası kadardır— dünya dağlarına düşse, dağlar erirdi. Eğer aranızdan biri cehenneme girdikten sonra çıkarılarak aranıza gönderilse yeryüzün-dekiler, kokusununun keskinliğinden bayılarak ölürlerdi.»



    Peygamber'imiz (S.A.S.) Cebrail'in sözünün burasında araya girerek «ya Cebrail, bana cehennemin kapılarını tarif et, şu bildiğimiz kapılar gibi midirler?» diye sordu.



    Cebrail (A.S.) «hayır», Ya Rasulellah fakat birbiri üzerinde katlar halindedirler. Kapıdan kapıya yetmiş yıllık mesafe vardır. Her kapının ısı derecesi üzerindekinden yetmiş kat fazladır.



    Peygamber'imiz (S.A.S.) Cebrail'e bu kapılara tekabül eden katlara kimlerin gireceğini sordu, Cebrail şöyle cevap verdi, «ismi —haviye— olan en alt katın kapısından münafıklar gireceklerdir. Nitekim ulu Allah:

    «hiç şüphesiz, münafıklar cehennemin en alt katindadırlar» buyuruyor.


    İsmi —cahim— olan ikinci katın kapısından Allah'a ortak koşanlar gireceklerdir. İsmi —Sakar— olan üçüncü katın kapısından yıldızlara ta-pan putperestler (sabiiler) gireceklerdir.

    Adı —Lezza— olan dördüncü katın kapısından şeytan ile birlikte ona uyan ateşperestler girecektir Adı —hutame— olan beşinci katın kapı-sından yahudiler gireceklerdir. İsmi - Sair— olan altıncı katın kapısından hristiyanlar gireceklerdir.»




    Cebrâil, sözünün burasında susunca Peygamber'imiz (S.A.S.) «hani yedinci katın kapısından girecek olanları söylemedin» diye sordu. Ceb-rail bu soruya Ya Muhammed «onu sorma» diye cevap verdi. Peygam-ber'imiz «söyle» diye ısrar edince Cebrail «yedinci kapıdan da senin üm-metinden tevbesiz ölen büyük günahkârlar gireceklerdir» diye sözünü ta-mamladı. Rivayete göre:
    «Hepiniz teker teker oraya (cehenneme) mutlaka gireceksiniz»
    mealindeki âyet-i kerime indiği zaman Peygamber'imizin ümmeti hesabı-na duyduğu korku artmış ve hüngür hüngür ağlamıştı
    Değerli misafirler, bu forum "Özgür düşünce paylaşım platformudur." Bu sebeple bu forumda İslam'a dair söylenenler sadece söyleyeni bağlamaktadır. Kesinlikle bu forumda İslamı öğrenme maksadınız olmasın.

Sayfa 1/2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. Tefsir nedir, müfessir kime denir?
    By Kadir Razlık in forum HASBİHÂL
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-02-2015, 16:15
  2. İlim nedir ve alim kime denir ?
    By fakiri in forum DİNİ SORULARINIZ
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 28-02-2014, 22:29
  3. Takva nedir, müttaki kime denir?
    By ziruh in forum DİNİ SORULARINIZ
    Cevaplar: 33
    Son Mesaj: 10-09-2013, 22:42
  4. Şehid Nedir ? Kime Denir ?
    By CENDEL in forum İSLAMİ HAYAT
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 21-11-2007, 23:58
  5. takva nedir müttaki kime denir
    By seyyah in forum DİNİ SORULARINIZ
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 23-08-2006, 19:40

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
Hakkında
İhvan Forum 2006 yılında kurulmuş ve kuruluşundan itibaren kesintisiz yayın yapmış bir forum sitesidir. "Özgür düşünce paylaşım platformu" sloganıyla yayın yapan sitemiz her kesimin düşüncesini kolaylıkla yazabilmesini misyon edinmiştir.

Genel Genel
Tavsiye Siteler
Sitenizin link reklamı için bilgi@ihvanforum.org adresi ile iletişime geçiniz.
Takip Et