soru: BİR MÜSLÜMAN DİNSİZ/ ATEİST BİRİSİYLE EVLENEMEZ
Selamın aleykum hocam benim bir tanıdığım var evliler. önceden ikiside ayetler hakkında falan şüpheli idiler peygamberi eleştiriyorlardı. şimdi bayan islama döndü ama eşi hala içkinin haram olmasıyla dalga falan geçebiliyor. benim fıkıh kitaplarından okuduğum kadarıyla ikiside mürted olan eşlerden biri islama dönünce nikah fesh oluyor diyor. bayan boşanmak istiyor ama erkek boşanmıyor(resmi olarak). şimdi bunların dinen aynı evde yaşaması caiz mi? kadın başka biri ile evlenebilirmi? kadın kocası resmi olarak boşanmasa bile başka şehire gitmek istiyor. gittiği şehirde dini olarak evlenebilirmi.?(kadın 3 senedir islama tam dönmüş durumda) mailime gönderirseniz sevinirim.
Allah'a emanet.

cevap:
Değerli kardeşim,
Normal şartlarda Müslüman bir kadın dinsiz/ateist bir erkekle evlenemez.
Fakat sizin belirttiğiniz olay bundan biraz daha farklı bir olay. Bu tür konularda kişileri tanımadan ve taraflarla konuşmadan "fetva" vermek yanlış sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle size bir şey söyleyemeyeceğim. Bu konuda Prof. Dr. Hayreddin Karaman Hocamız da şunları belirtmekte:
"..Mümtehine Sûresi'nin 10. âyetinde, inanmayanların ülkesinden müslümanların ülkesine hicret eden kadınlarla ilgili olarak "...eğer mümin olduklarını anlarsanız, onları kâfirlere iade etmeyin" buyurulmuştur. Başka bazı delillerle de desteklenerek burada geçen "kâfirler" kelimesinin ehl-i kitabı da içine aldığı, müslüman bir kadının Ehl-i kitap'tan bir erkekle de evlenemeyeceği ve evliliğini sürdüremeyeceği sonucuna ulaşılmıştır (bk. Bakara 2/221). Fıkıhçıların çoğu bu hükümde, önceden evli olanlarla yeni evlenecek olanları birbirinden ayırmamış olmakla beraber, özellikle Hz. Peygamber ve Hz. Ömer devirlerine ait uygulamalara dayanan bazı fıkıhçılar, baştan evlenmenin câiz olmadığını, ancak müslüman olmadan önce gayr-i müslim ile evli bulunan tarafın, ihtida yüzünden nikahının bozulmayacağını ileri sürmüşlerdir (İbn Kayyim, Ahkâm-u Ehli'z-Zimme, Dimaşk 1961, 317 vd., 340 vd.). Çağdaş âlimlerden Kardâvî de bu ictihadı benimsemiştir..." ( http://www.hayrettinkaraman.net/sc/00100.htm )


Selam ve dua.


.................................................. .................................................. .....................

Soru:
Ben 19 yaşında evlilik planları olan bir genç kızım ve mezhebim sunni fakat evlenmek istediğim kişi alevi ama gusül abdesti alıyor,namaz kılabiliyor.aileden gelen bi alevilik sadece.
öğrenmek istediğim ailesi beni ne derece etkiler? benim o kişiyle evlenmem günah olur mu?yada alevi bir erkeğin sunni olma şansı var mı?
Cevap:
Değerli Kardeşim,
Dinimize göre mümin bir kadın yine mümin bir erkekle evlenebilir. Kur’an’da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“ Bugün size temiz ve iyi şeyler helâl kılınmıştır. Kendilerine kitap verilenlerin (yahudi, hıristiyan vb. nin) yiyeceği size helâldir, sizin yiyeceğiniz de onlara helâldir. Mümin kadınlardan iffetli olanlar ile daha önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadınlar da, mehirlerini vermeniz şartıyla, namuslu olmak, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. Kim (İslâmî hükümlere) inanmayı kabul etmezse onun ameli boşa gitmiştir. O, ahirette de ziyana uğrayanlardandır.” (Maide suresi:5)

Buna göre Allah’a ve O’nun peygamberimiz aracılığıyla göndermiş olduğu her şeye inanan kişi mü’mindir. Bunlara inandıktan sonra kültürel ya da sosyolojik bir tanım olarak sünni ya da alevi adının verilmesi önemli değildir. Bugün ülkemizde sünni olarak tanımlanan nice kişiler var ki sünni olmayı bırakınız, Mü’min bile değildirler. Çünkü bütün evrenin gerçek Hükümdarı olan Yüce Allah’ın göndermiş olduğu ilkelerle savaş durumundalar ve bu insanlar sünni(!) kabul edilmekte. Allah’ın gönderdiklerine inanan ve bunları yerine getiren kişi zaten mü’mindir ve Peygamberimizin yolundan gittiği için de sünnidir. (Sünni sünnete uyan demektir.) Bu kişinin alevi olarak tanımlanması önemli değildir.
İslam’ın ilkelerini kabul eden, inkar etmeyen alevi diye tanımlanan insan zaten mü’min ve müslümandır.
Netice olarak belirttiğiniz genç İslam’a inanıyor ve hiçbir ilkesini inkar etmiyorsa kültürel olarak alevi de olsa onunla evlenebilirsiniz. Diğer taraftan islam’ın ilkelerinden birisini inkar eden kimse sünni diye tanımlansa da onunla da evlenilemez.

Ancak şu uyarıyı da yapmak gerekir. Evleneceğiniz kişinin ailesi evliliğinizi nasıl etkiler, ilerde sosyolojik ve kültürel çatışmalar yaşayabilir misiniz, evleneceğiz kişi ailesine aşırı bağımlı biri mi ve bu durum ilerde sorun çıkarabilir mi? Bu gibi konuları da siz düşünüp danışıp karar vereceksiniz.
Yüce Allah’tan mutluluklar dilerim.



.................................................. .................................................. ............................

soru:
EVLİLİKTE AİLENİN VE GENÇLERİN SEÇENEĞİ slm herkese ben şu anda çok zor günler geçiriyorum.21 yasındayım 5 yıl biriyle birbirimizi seviyoruz evlenmek istıyoruz yalnız ailem karsı çıkıyor sevdigim insandan vazgecemiyorum lütfen bana yardım edin acele cevabınızı bekliyorum.haklarını helal etmıceklerini soyluyolar.çok korkuyorum Allah u teala bana sırtını döner mı.bizim uygun gördüğümüz insanla evleniceksın diyolar..Allah rızası için yardım edin.


cevap:
Değerli kardeşim,
Bu konularda sizleri ve ailelerinizi tanımadan söyleyeceğim şeyler yanıltıcı olabilir. Ayrıca uzun uzadıya açıklama yapmam ise imkan dahilinde değil.
Şunları kısaca söyleyeyim:
Ailenizin görüşleri de önemlidir. Özellikle de bir bayanın evlendikten sonra da her zaman ailesinin desteğine ihtiyacı olabilir. Bu sebeple onları küstürmemeye çalışınız. Ayrıca ailenizin evliliğinize karşı çıkma sebepleri nelerdir? Acaba haklı oldukları yönler neler? Onların tecrübesini de kulak ardı etmeyin.
Fakat nihayetinde evlendiğiniz kişiyle inşaallah, siz bir ömür süreceksiniz. Dolayısyla karar verirken ailenin görüşleri de dikkate alınmalı fakat son kararı evlenecek gençler kendileri vermeli. Yani ailenin, çocuklarının görüşlerin dikkate almadan, kendi istedikleriyle evlendirmeleri de asla doğru değildir.
Evlenmeyi düşündüğünüz genç gerçekten sizin için uygun ve mutlu olabileceğiniz birisiyse tabi ki ailenizin karşı çıkması da doğru değil. Gerçekten mutlu olabileceğinizi düşünüyorsanız ailenizi ikna edecek kişileri devreye koyabilirsiniz.
Bu konularla ilgili daha ayrıntılı bilgiler için sitemizin aşağıdaki linkini okuyunuz:

www.suffe.net/mutluyuva.htm

İnşaallah hakkınızda hayırlısı olur.


.................................................. .................................................. ...........................

soru
DİNDAR OLMAYAN EŞ
Eşi dindar olmayan ya da inançsız olan birisi nasıl davranmalı?


cevap:
Değerli Kardeşim,
Şüphesiz ideal olan aile fertlerinin aynı inancı paylaşması ve inanç doğrultusunda yaşamalarıdır. Bu sebeple Müslüman bir erkeğin yine Müslüman bir hanımla evlenmesi esastır. Fakat eşlerden bazıları sonradan hidayete ermekte, ya da eşler aynı derecede titiz ve hassas olmamakta ve bundan sonra eşler arasında sorunlar çıkmaktadır. Bu durumda kimi alimlere göre eş tamamen inançsız ise (gerekli dini bilgiler doğru bir yöntemle sunulduktan sonra eş hala kabul etmiyorsa) o eşten ayrılmak gerekir. Kimi alimlerimiz ise bu evliliğin taraflar isterse sürebileceği görüşündedirler.

Kur'an'da şöyle buyurulur:
Ey iman edenler, gerçek şu ki, sizin eşlerinizden ve çocuklarınızdan bir kısmı sizler için (birer) düşmandırlar. Şu halde onlardan sakının. Yine de affeder, hoş görür (kusurlarını yüzlerine vurmaz) ve bağışlarsanız, artık elbette Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
Mallarınız ve çocuklarınız sizin için ancak bir fitne (bir deneme)dir. Allah ise, büyük ecir (en güzel karşılık) O'nun katında olandır.(Teğabun Suresi:14,15)
Bu ayetlerle ilgili kıymetli Üstad Mevdudi Tefhimül Kur'an isimli eserinde şu açıklamaları yapmaktaBu açıklamaları dikkatle okursanız nasıl bir yol izlemeniz gerektiğini görebilirsiniz)
Bu ayet iki anlama da gelebilir. Birincisi, Allah yolunda yürüyen inanmış bir erkek veya kadına, eşi, anne ve baba ise çocukları büyük sorunlar çıkartır. Dünyada bir mümine, mücahide bir eşin nasip olması ve çocuklarının da inanç, amel, ahlak bakımından onların gönüllerini ferahlatacak vasıflarda bulunması oldukça nadir rastlanır bir durumdur.
Genellikle mümin bir erkeğin hanımı ve eşi, onun bu imanını ve dürüstlüğünü kendileri açısından bir talihsizlik olarak değerlendirirler. Öyle ki onlar koca ve babalarının akibeti cehenneme gitmek bile olsa, haram-helal gözetmeksizin kendilerine refah ve zenginlik sunmasını isterler. Yine mümin bir kadın, kendisinin İslâm'ın hükümlerine sıkı bir şekilde bağlanmasını istemeyen bir kocaya sahip olur ve çocuğu da babasının izinden giderek, annesine hayatı cehennem eder. Özellikle İslâm ile küfr arasında savaş olduğunda, imanının gereği olarak her türlü zararı ve tehlikeyi göze alarak, gerekirse ülkesinden hicret edeceği, hatta cihad edip canını tehlikeye atacağı zaman, bir mümine en büyük engel yine ailesi olur.
İkincisi, bu ayetlerin nazil olmasına, o dönem Müslümanlarının şartlarını ilgilendiren özel bir durum neden olmuştur. Günümüzde de kafir bir toplumda, İslâm'ı kabul eden kimseler için de aynı şey geçerlidir. O dönemde Mekke'de ve Arabistan'ın diğer bölgelerinde, öyle durumlar meydana geliyordu ki, bir kimse Müslüman oluyor, hanımı ve çocukları İslâm'ı kabul etmedikleri gibi, onu İslâm'dan döndürmeye çalışıyorlardı. Elbette aynı şeyler mümin bir kadın için de sözkonusuydu.
Bu tür sorunlar içinde olan Müslümanlara seslenerek, şu üç nokta vurgulanmıştır
a) "Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar vardır." Öncelikle, her ne kadar beşeri nedenlerle, akrabalık bağları önemliyse de, bu kimselerin dinî açıdan müminlerin düşmanları olduğu vurgulanmaktadır. Bu düşmanlık, onların (eş ve çocukların) müminleri iyilikten alıkoyup kötülüğe sevketmek istedikleri veya imandan alıkoyup, küfre sürükleme arzusunda oldukları, ya da kafirlere sempati beslediklerinden dolayı müminlerin sırlarını öğrenip, onlara aktarmak durumunda olmaları nedeniyledir. Bu bakımdan düşmanlıkları keyfiyet itibariyle farklı bile olsa, yine de onlar müminlerin düşmanlarıdır:
"Ey iman edenler! Şayet iman sizin için daha önemliyse, bunları (kafir olan eş ve çocuklarınızı) düşman olarak görün ve onlara duyduğunuz yakınlık, onlarla aranızda bir iman ve küfr, itaat ve isyan duvarının olduğunu sizlere unutturmasın!"
b) "Onlardan sakının"; Daha sonra müminler, dünyadaki çıkarları yüzünden ahiretlerini mahvetmemeleri için, uyanık olmaları konusunda uyarılmışlardır. Onlara, Allah ve Rasulü'ne sevginiz ve İslâm'a sadakatınız ile aranıza girecek kadar düşkünlük göstermeyin. Yine onlara çok güvenmeyin. Çünkü boş bulunduğunuz bir anda, ağzınızdan aldıkları Müslüman topluma ait bir sırrı, düşmanlarınıza ulaştırabilirler. Böyle bir zaafı Hz. Peygamber, bir hadisinde şu şekilde vurgulamıştır: "Bir şahıs kıyamet günü getirilir ve ona tüm iyiliğini ailesinin alıp götürdüğü söylenir."
c) "Ama affeder, kusurlarından geçer ve bağışlarsanız, muhakkak ki Allah da çok bağışlayan, çok esirgeyendir." Bu, şu anlama gelmektedir. Sizlere onların düşmanlıkları hakkında, dininizi onlardan korumanız için bilgi verilmiştir. Ama şunu iyi bilin ki, size bu ikazın yapılmasının nedeni, eşinizi ve çocuklarınızı dövmeye başlayın, onlara şiddetle muamele edin ve onlarla ilişkinizi bozarak ev hayatınızı bir azap haline getirin diye değildir.
Bu ikaz, sözkonusu tutumun şu iki açık zarara yol açabileceği nedeniyle yapılmıştır. Birincisi, böyle bir tutum çocukların ıslahı konusunda tüm kapıların kapanması ve hiçbir imkanın kalmaması tehlikesine yol açar. İkincisi, böyle bir tutum, toplum içinde İslâm ile ilgili yanlış kanaatlerin doğmasına neden olabileceği gibi, ayrıca Müslümanlar kötü ahlaklı, geçimsiz, şiddete başvuran, zorba, ailesi ile bile geçinemeyen bir kimse olarak tanınırlar.
Burada, hep İslâm'ı yeni kabul edenlerin bu tür sorunlar ile karşılaşmaları dikkate değerdir. Sözgelimi, Müslüman olan bir gencin anne ve babası müşrik ise, onlar çocuklarının yeni dininden dönmesi için baskı yapıyordu. Yahut erkek Müslüman olur da onun karısı ve çocukları (kadın Müslüman olduğunda kocası ve çocukları) müşrik iseler, onu bulunduğu hak yoldan vazgeçirmek için gayret gösteriyorlardı. Birinci durumla ilgili olarak Ankebut: 8 ve Lokman 14-15'te, "Din konusunda anne ve babaya itaat etmeyin ama dünyevi meselelerde onlarla iyi geçinin" buyurulmuştur. İkinci durumla ilgili olarak, "Eşiniz ve çocuklarınız karşısında dininizi koruyun ama onlara karşı şiddete başvurmayın, bilakis yumuşak davranın ve onları bağışlayın" denilmiştir. (İzah için bkz. Tevbe: 23-24, Mücadile an: 37, Mümtahine an: 1-3, Münafikun an: 18.)
Sorunuza tekrar dönersek;
Yani öncelikle eşinize İslam inançlarını sabırla ve doğru bir şekilde anlatmaya devam edin. Bu konuda gerekiyorsa güvendiğiniz kişilerden de yardım alın.
Evet hanımınız sizin için helal olmaya devam etmektedir. Fakat iyi niyetle yaptığınız bütün çabalarınızdan sonuç alamazsanız ve eşinizin tavırları -şayet varsa- çocuklarınızı da inkara sürüklüyorsa o zaman boşanmayı düşünebilrsiniz. Fakat bu kararı acele etmeden ve iyice ölçüp tartarak vermelisiniz. Boşanmanın sonuçlarını da dikkate alarak karar vermelisiniz.
En iyisini Allah bilir.
Selam ve dua ile.


.................................................. .................................................. .........................

soru: merhaba
ben eşime tartışmıştım ve bana ve aileme ağıza alınmayacak küfürler etti anneme baba ve bana bu durumda ne yapmalıyım nikah düşermi? en kısa zamanda cevap verirseniz sevinirim
kolay gelsin iyi çalışmalar...

cevap:
Değerli Kardeşim,
Şüphesiz insan sinirlenebilir, kızabilir fakat bu durumda bile insanın ağzından Allah'ın razı olmayacağı sözler çıkmamalıdır. Şüphesiz bir insanın başkasına -ki bu eşiyse- küfretmesi günahtır ve kul hakkıdır. Bununla birlikte belirttiğiniz durumda nikah düşmez, ancak elbette bu çirkin bir günahtır. Siz yine de sabırlı ve sağduyulu olun. Dualarımızla...



.................................................. .................................................. .......................

Soru:
Erkeklerin yanında okumasının dini hükmü Kadının kur an okuması yada ilahi söylemesi


cevap:
Değerli Kardeşim,
Kaynaklarımızda genel görüşe göre kadının sesi (sesine kadınsı bir cilve katmadığı sürece) avret olarak kabul edilmemiştir. Yalnız erkekleri kendine meylettirecek ve şehvetlerini tahrik edecek şekildeki bir kadın sesi dinlemek elbette caiz değildir. İlahi söyleyen veya Kur'an okuyan bir kadın çizilen bu çerçeve dışına çıkmıyorsa onu dinlemekte mahzur yoktur. Fakat daha güzeli, kadınların kadınların yanında Kur'an okuması ve ilahi söylemesidir.

Dualarımızla...



.................................................. .................................................. .........................
soru:
Değerli hocam benim sorum bir adamın eşi zina etmiş ve bunu öğrenmiş kadın inkar etmiyor fakat tövbe edip 5 vakit namaz kılmaya başlamış ve kocasından af diliyor küçük bi çocuklarıda var bu adamın islama göre ve Allah için yapması gereken en doğru şey nedir.kadını sadece çocuğuna baksın diye yanına alması doğrumu ?


cevap:
Değerli kardeşim,
Şüphesiz İslam'da zina büyük bir günahtır. Ve bu günahtan uzak durulmalıdır:
" Zinaya da yaklaşmayın, çünkü o pek çirkindir ve kötü bir yoldur." (İsra Suresi:32)
Ancak samimi ve ciddi bir tevbe ile Yüce Allah'a yönelinir ve bu günaha bir daha dönülmezse Yüce Rabbimiz bağışlayıcı olduğu müjdesini bize haber vermekte.“Ancak kim işlediği zulümden/günahtan sonra tevbe eder ve (davranışlarını) düzeltirse, şüphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Muhakkak Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (Maide s./39)

Buna göre, kişi eşinin daha önce gizlice yaptığı zinadan sorumlu değildir. Madem ki eşi artık pişman olmuş, tevbe etmiş ve ibadetlerini de yapıyorsa ve bir de ortada çocuk varsa bu evliliğin sürmesi daha doğru olacaktır inşaallah. Unutmayalım ki Yüce Rabbimiz affedici olduğu gibi bize de affedici olmayı tavsiye etmektedir. Ayrıca önceki günahı/hatası artık yüzüne vurulmamalı ve halini düzeltmişse gereksiz şüpheciliğe de girilmemelidir.
Rabbim yuvalarımıza huzur versin.Selam ve dualarımızla...


.................................................. .................................................. .......................
soru:
SEBEPSİZ BOŞANMA VE KUL HAKKI Merabalar.Size bir konuda danışmak istiyorum.Ben imam nikahıyla erkek arkadaşımla evlendim.Öğrenciydim.İlerde resmi nikahla evlenmeyi düşünüyorduk.Benim ailem bilmiyordu onun annesi ve kardeşleri biliyordu.Artık beni istemediğini ve başka birinden hoşlandığını söyledi ona çok inanmıştım çünkü namaz kılan ve Allahtan korkan biriydi onu okadar çok seviyordum ki.Ona yalvardım Allah ve peygamber aşkına beni bırakma dedim oda ilk ayrılan çift bizmiyiz dedi seni sevmiyorum dedi ben okadar bağlanmıştımki ona.O benim 2. erkeğimdi ve bunuda biliyordu bana dediki senin kızlığını ben almadımki niye bukadar üzülüyon dedi hala çok ağlıyorum ve onu seviyorum.Sormak istediğim beni böyle durup dururken boşaması caizmidir benim hiçbir suçum günahım yokken namussuzlugum yokken, benim günahıma girmedi mi



cevap:
Değerli kardeşim,
Öncelikle "gizli nikah" yaptırmakla malesef baştan bir hata yapmışsınız. Biz bu siteden verdiğimiz cevaplarda kesinlikle gizli nikah denilen bir nikahtan kaçınmak gerektiğini defalarca belirttik. İnşaallah başka kardeşlerimiz bundan sonra bu hataya düşmezler.

Fakat her ne kadar gizli nikah da yaptırmış olsanız (ki belirttiğinze göre tamamen gizli de değil, eşinizin ailesinin haberi varmış) nikah ve aile ciddi bir kurumdur. Canın sıkılınca "artık ben sıkıldım" denilerek boşanılmaz. Evlilik sadece geçici duygu ve hevesler üzerine kurulmaz ve yürütülmez.
Sevgili Peygamberimiz Veda Hutbesi'de erkekleri uyarmış ve kadınlar size Allah'ın emanetidir buyurmuşlardır:" Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir." (Veda Hutbesi'nden)
Yine Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmaktalar:“Yüce Allah’ın en sevmediği helal talaktır(boşanma). “ (Ebu Davut Nikah:3)
Şüphesiz ortada gerçekten ciddi bir sebep yokken eşlerin birbirlerini boşamaları Allah katında bir vebal ve sorumluluktur. Ortada ciddi bir gerekçe yokken eşinizin sizi boşaması elbette günahtır. Ayrıca gerçekten dine bağlı biri ise, eğer daha önce ödemedi ise boşandıktan sonra size "mehir" denilen bir para/altın vb... ödemelidir.
Bizler insanlara değil bizi her an görüp gözeten Rabbimize güvenelim. Selam ve dua...

.................................................. .................................................. ..
soru:
1-Din açısında iki gencin çıkma anlamında değil ciddi anlamda zina yapmadan birbirlerini sevmesi dinin gerekli olan hükümlerini yerine getirerek görüşmesi günah mı olur nikah olmadan iki gencin de ortak kararı ilerde evlenmek olduğunda görüşmeleri uygun mudur
teşekkürler yaradan sizden razı olsun..
2-sa ben size bir şey sormak istiyorum dinimin gereklerini yaşamak istiyorum dinde görücü üsulu ile evlenmek mi uygun yoksa kişilerin evleneceği eşlerini kendilerinin bulması mı bu konuda sizden bilgi almak istiyorum yardımcı olursanız sevinirim.ben ilerde evlenme konusunda açıkcası evleneceğim kişiyi kendim seçmek isterim ama ailem buna razı da olmayabilir bilmiyorum bu konuda ne yapmam gerekiyor.
cevap:
Değerli Kardeşim,

Sitemizde daha önce sorduğunuz benzeri soruları cevapladığımıziçin sorularınızın cevabını oradan alıntı yaparak size gönderiyorum. Açıklanması gereken bir durum olursa tekrar sorabilirsiniz.
1.a) "Sağlıklı bir evliliğin oluşabilmesi için nikâhtan önce dikkat edilmesi gereken hususlar, başvurulması kaçınılmaz, yahut faydalı olan tedbirler vardır: Biri kadın, diğeri erkek de olsa iki insanın ve iki müslümanın, belli şartlara ve sınırlara riâyet ederek görüşmesi, konuşması, tanışması caizdir. Eğer bir kadınla bir erkek, evlenmek maksadı ile tanışmak ve görüşmek istiyorlarsa, şerîat sınırları biraz daha gevşemekte, görülebilecek yerler ve şehvet duyma ihtimâli bulunsa bile bakma konularında ruhsatlar getirmektedir. Şerîatın bu müsâmahası bile nikâhtan önce tarafların birbirini görmesi ve tanımasının ne kadar önemli olduğunu anlatmaya kâfidir. Bu görme ve tanımanın sınırı, ruhsatları aşmamaktır. Umûma açık yerlerde, başkalarının da bulunduğu evlerde, gerektiğinde -bu yerlerde- başbaşa kalarak tarafların birbirini görmesi, konuşması, birbirlerinin dünya görüşleri, zevkleri, evlilikten beklentileri, alışkanlıkları... gibi konularda bilgi alışverişinde bulunmaları elzemdir. Bu ölçüde bir görüşme, konuşma ve tartışma taraflara, sağlıklı bir evlilik birliğinin kurulmasının mümkün ve muhtemel olup olmadığı konusunda yeterli kanâat verir. Bundan ötesi hem gerekli değildir, hem de mümkün değildir. Meselâ günümüzde flört kelimesi ile ifade edilen ve İslâmî sınırları aşan görüşmeler, beraberlikler, âdetâ deneme evlilikleri taraflara, gelecek hakkında -İslâm'ın tecviz ettiği görüşmeden daha çok ve daha kesin- bilgi ve kanâat veremez. Tecrübe göstermiştir ki, evlilikten öncesi ile evlilikten sonrası arasında tarafların duygu ve davranışlarında farklılıklar ortaya çıkmakta, yahut oluşmaktadır. Bu sebepledir ki, flört sonrası evlenen çiftler arasında da birçok geçimsizlik ve boşanma örnekleri yaşanmaktadır. Orta yol, genel bir kanâat elde edecek kadar görüşme ve tanışmadır; bu kadarına da İslâm izin vermiştir, hatta bunu tavsiye etmiştir. " (Prof.Dr. Hayrettin Karaman'dan alıntı... www.hayrettinkaraman.net)
Yani flört denecek bir kız erkek arkadaşlığına izin yoktur. Sitemize gelen bir çok soru da sonrada nice dönülmez günah ve sorunların ortaya çıktığını göstermektedir. Ancak islam'ın belirttiği ölçü ve sınırlarda Orta yol, genel bir kanâat elde edecek kadar görüşme ve tanışmadır; bu kadarına da İslâm izin vermiştir, hatta bunu tavsiye etmiştir. (A. Elçi)

2. Elbette eşinizi kendiniz seçersiniz. Görücü usulüyle evlenilecek diye bir zorunluluk yoktur. Ancak evleneceğiniz kişiyi objektif değerlendirmek için ailenizle de görüşüp karar vermeniz daha iyi olur. Zira gençlik yıllarındaki duygusal yaklaşımlar çoğu kez yanıltıcı olabilir. İnsanı objektif değerlendirmeden uzaklaştırabilir



.................................................. .................................................. ........................

Soru = babam annemin çocuklarının ve ailesinin haberi olmaksızın bir başkasıyla evlendi . bu kadına annemin yardımıyla kazandığı paralarla hediyeler almış ve annem hakkını helal etmiyor.bu evlilik için öne sürdüğü hiç bir zaruri gerekçesi yok bunun dinen hükmü nedir.
Cevap:
Değerli Kardeşim,
İslam’a göre erkek gibi kadının da mülkiyet (mal edinme) ve bunu meşru sınırlar içerisinde dilediği gibi harcama hakkı vardır. Kadını malına kocası, hanımının rızası dışında zorla müdahale edemez. Ancak hanım kendi rızasıyla eşine harcama izni verebilir. Erkek eşine bakmakla yükümlüdür ancak bunun dışında erkeğin malı da kendine aittir. Elbette bu açıklama olayın hukuk yönündendir. Ancak aile sadece hukuk kurallarıyla işleyen resmi bir kurum değildir. Daha güzeli eşlerin birbirlerinin mülkiyet haklarına saygı göstermekle birlikte harcamalarını danışarak karşılıklı rıza ile yapmalarıdır.
Çok evlilikle ilgili sayfamızda başka yerlerde geniş açıklama yaptığımız için oraları okumanızı istirham ediyorum. Ancak sonuçta babanız ikinci evliliğini nikâhın şartlarını yerine getirerek yapmışsa bu evlilik de geçerlidir. Madem babanız ikinci evliliğini yapmış artık ona düşen annenizi ihmal etmeden gönlünü almaya çalışması ve iki eşi arasında adaletle davranmasıdır.
Allah’ım evlerimize huzur ve bereketler lutfetsin.
Selam ve dua ile…

.................................................. .................................................. .........................
soru:
Selamun Aleykum.. Geçmişte çok hatalarım ve günahlarım oldu.Fakat yaklaşık 2yıldır düzenli bir şekilde ibadetlerimi yerine getiriyorum ve ALLAH'ın izniyle de devamı gelecektir.Bir hanımla tanıştım,kendisiyle evlenmek istiyorum fakat onun da geçmişinde benzer hataları var.Benimle tanıştıktan sonra O da ibadetlerini eksiksiz sürdürmeye başladı.ikimiz de ALLAH'ın rızasına uygun bir hayat tarzı benimseyip hayırlar işlemek istiyoruz.Zaten halihazırda birbirimize imani konularda çok destek olup faydalı oluyoruz.tanıştığımız günden beri hayat tarzımız çok değişti,ahlakımız gelişti.Fakat sorun şu ki: ben geçmişte zina yaptım, O da aynı hataya düşmüş geçmişte.Böyle bir durumda evlenmemiz caiz midir? Konuyu iki taraf için de ele alıp doyurucu bir cvp verirseniz sevinirimALLAH sizlerden razı olsun..ALLAH a emanet olunuz..Saygılar.


Cevaplar:
Değerli Kardeşim,
Rabbimiz Kur'an'ın bir çok ayetinde tevbe edip, halini düzeltenleri affedeceğinin haber ve işaretlerini vermekte.

Ancak kim işlediği zulümden sonra tevbe eder ve (davranışlarını) düzeltirse, şüphesiz Allah onun tevbesini kabul eder. Muhakkak Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (Maide s./39)

Yine de Allah'a tevbe edip bağışlanma istemeyecekler mi? Oysa Allah bağışlayandır, esirgeyendir. (Maide s./74)

Kötülük işleyip bunun ardından tevbe edenler ve iman edenler; hiç şüphesiz Rabbin, bundan (tevbeden) sonra elbette bağışlayandır, esirgeyendir. (Araf/153)

Sonra gerçekten Rabbin, cehalet sonucu kötülük işleyen, sonra bunun ardından tevbe eden ve ıslah olanlar(la beraberdir). Şüphesiz Rabbin bundan sonra bağışlayandır, esirgeyendir. (Nahl/119)

Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunup davranan başka; işte onların günahlarını Allah iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. (Furkan/70)”


Ne mutlu ki siz hatanızı görmüş ve tevbe edip halinizi düzeltme gayretindesiniz. Belirttiğinize göre eş adayınız da aynı durumda. Evlenmenizde sakınca olmadığı gibi, madem ki dini konularda birbirinize destek oluyorsunuz sevap dahi vardır inşaallah.

Kur'an'da "zina yapan erkek/ ya da kadınla evlenmeyin" şeklinde bir buyruk vardır(Nur suresi 3), fakat bu tevbe etmeyen ve zinaya devam edenler için geçerlidir. Sizin ikiniz de, belirttiğinize göre bu kapsamın dışındasınız. Siz tam tersi Allah'ın rızasına uygun bir hayat yaşamak istiyorsunuz. Rabbim size mutluluklar versin. Samimi bir tevbe ve halini düzeltmek Allah'ın izniyle geçmiş günahları siler.

Not:Geçmişteki hatalarınızı siz de hanımefendi de çok yakınınız da olsa eğer bilmiyorlarsa kimseye söylemeyin.



.................................................. .................................................. ...............
soru.
dini nikah esnasında kişilerden birinin cünüp
> veya şüpheli olması durumunda dini nikah kabul olurmu.cevabınızı email
> olarak gönderirseniz sevinirim.şimdiden ALLAH razı olsun.

Kıymetli kardeşim,
Bana gelen soruları bir hafta içerisinde cevaplandırmaktayım. Fakat sizin e-mail'i diğer e-mailler arasında unutmuşum. Özür dilerim.

Sorunuza gelince; Bir Müslüman, eğer cünüpse, bir namaz vaktini geçirmeden gusül abdesti almalıdır.
Cünüp kimseye gusül/boy abdesti alıncaya dek şunlar yasaktır:Namaz kılmak, Kur'an okumak ve Kur'an-ı eline almak,Kâbe'yi tavaf etmek.Mescide girmek de uygun değildir.

Müslüman hayırlı işleri yaparken maddi ve manevi anlamda temiz olmaya özen göstermelidir. Bununla birlikte taraflardan biri cünüpken ya da bayan hayızlı(aybaşı hali) iken yapılan nikah dinen geçerlidir.
.................................................. .................................................. ..................



ÖFKE HALİNDE BOŞANMA VE ÜÇ TALAK > 2 YILLIK EVLİ VE BİR ÇOÇUK BABASIYIM. DİNİ BİLGİM NAMAZ KILMAK
> ORUC TUTMAK TESBİH ÇEKMEK DERECESİNDEDİR.
>
> BABAMLARLA AYNI APT. OTURUYORUZ. EŞİMLE BU KONU HAKKINDA
> GEÇMİŞTEN BUGÜNE TARTIŞIYORDUK. ÜÇ HAFTA ÖNCE YİNE TARIŞTIK. (BİR GECE
> ÖNCESİ BİRLEŞTİK) BENDE "GÖZÜM GÖRMESİN BABANA SÖYLE SENİ GÖTÜRSÜN" DEDİM
> BABASIDA GÖTÜRMÜŞ KAYINPEDE-RİN EVİNE GİTTİĞİMDE EŞİM BENİ KARŞILAMADI.
> EŞİ-MİN YANINDA KAYINPEDERDE İLERİ GERİ KONUŞTU ONUR KIRCI HAKARETE VARAN
> SÖZLER ETTİ.BENDE FEVRİCE ÖFKEYLE GADABLA O ATMOSFERDE, DİNİ OLARAK BU
> KONULARDA CAHİLİM O KELİMEYİ ÜÇ DEFADA SÖYLEDİM.
ÇOK PİŞMAN OLDUM. HOCALARA DANIŞTIM KİMİ BU İŞ BİTMİŞTİR.
> BİRŞEŞİRSENİZ ZİNA YAPMIŞ OLURSUNUZ. ÇOCUĞUNUZ OLURSA ZİNA YAPMIŞ
> OLURSUNUZ. ALLAHIN LANETİNİ ALIRSINIZ DİYORLAR. KİMİDE NİTEKİM EBU DAVUDUN
> EFENDİMİZDEN (ASM) NAKLETTİĞİ GAZAP HALİNDE İKA EDİLEN TALAKA VE KÖLE
> AZADINA İTİBAR OLUNMAZ. EBU HÜREYRENİN EFENDİMİZDEN NAKLETTİĞİ HER TALAK
> CAİZDİR ANCAK AKLINA HKİM OLAMAYAN MA'TUHUN (BUNĞIN, ASABİYETTEN AKLINI
> KAYBEDEN KİŞİNİN)TALAKI CAİZ DEĞİLDİR.HADİSİ ŞERİFLERİYLE ÇIKIŞ YOLU
> BULURSUN DİYORLAR. İLİMİZİN MÜFTÜLÜĞÜ İSE ÖFKEYLE SÖYLENEN ÜÇ TALAK BİR
> TALAKTIR DİYOR. DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULUNA I MAIL ATTIM BİR TEMİZLİK
> DÖNEMİNDE SÖYLENEN TALAKLAR BİR TALAK DEDİLER. FAKAT KALBİM MÜTBAİN OLMADI
> NE YAPAYIM....
> EŞİMİ VE KIZIMI ÇOK SEVİYORUM BÜYÜK BİR BUHRAN İÇİNDEYİM ALLAH
> RIZASI İÇİN BANA DOĞRU YOLU GÖSTERİNİZ.
>


Cevap:
Değerli Kardeşim,
Öfke halinde boşanma konusunda alimlerimiz iki düşüncededirler. Bir kısmı
öfke halinde boşamayı geçerli kabul etmişlerdir. Fakat bir kısmı ise "öfkenin
bir nevi cinnet hali" olduğunu dikkate alarak insanın dengesini kaybettiren
öfke durumundaki boşamayı geçersiz kabul etmişlerdir. Zira aslında koca ,daha önce eşini boşama gibi bir niyet, kasıt içerisinde değilken öfkenin tesiriyle böyle bir söz ağzından çıkmıştır.(Ancak gadap halindeki öfkeyle, hafif kızgınlığı birbirinden ayırmamız gerekir.)Günümüz alimlerinden Yusuf el Kardavi, Prof. Dr. Hayrettin Karaman gibi hocalarımız da bu kanattedirler.
(Bakınız: http://www.hayrettinkaraman.net/kitap/helalharam/0201.htm )
Artık boşanmışsınız diyenler birinci görüşü size aktarmışlardır. Ancak
böyle durumlarda farklı görüşler varsa ve delilleri de sağlamsa "ehlince"
"uygun" olan "fetva" verilir. Siz ,öfke halindeki boşanma geçersizdir
görüşüyle hareket edersiniz ve evliliğiniz de devam eder. Zira bu görüşün de sağlam delileri vardır. (Bakınız Çağdaş Meselere Fetvalar,c:2,S:207 vd.;Yusuf el Kardavi,Hikmet Neşriyat)
Boşanma geçerli kabul edilse bile, Diyanetin de size bildirdiği gibi bu
boşanma 1 boşanma kabul edilir ve geriye 2 boşanma hakkınızla birlikte
evliliğiniz yine devam eder.
Bunalıma girmenize gerek yoktur.Allah kullurı için zorluk değil kolaylık diler. Ancak bundan sonra daha dikkatli davranın.
"Boşama" kelimesini gerekli gereksiz ağzınıza almayın. Artık "doğru cevaba"
ulaştıktan sonra da gereksiz şüpheye düşmeyin.
Selam ve mutluluklar.




hayrettin karaman sorulan sorulardan derlemeler.....