+ Yeni Konu aç
Sayfa 1/2 12 SonSon
7 sonuçtan 1 ile 6 arası

Konu: Mağfiret Nedir?

  1. #1

    • Üye
    • Offline

      Üyelik tarihi
      20-09-2007
      Yaş
      42
      Mesajlar
      5
      Konular
      1

    Standart Mağfiret Nedir?

    Selam
    Mağfiret nedir ? diye başlarsak, kısaca, günahların sevaba çevrilmesi diyebiliriz.
    Hayır, günahların affedilmesi değil. Kişinin ne kadar günahı varsa, bunların hepsinin sevab hanesine geçirilmesi.

    FURKÂN-70: İllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen).
    Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü’min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur’dur (günahları sevaba çevirendir), Rahîm’dir (rahmet gönderendir).

    Demek ki, kişide bazı şartların oluşması durumunda, Allah bu kişinin günahlarını sevaba çeviriyor. Bu ayetle illiyet rabıtası olan diğer bir ayeti kerime ise;

    NİSÂ-64: Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh(iznillâhi), ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festagferûllâhe vestagfere lehumur resûlu le vecedûllâhe tevvâben rahîmâ(rahîmen).
    Biz, resûlleri ancak Allah’ın izniyle, kendilerine itaat edilsin diye göndeririz. Onlar(insanlar), nefslerine zulmettikleri zaman eğer sana gelselerdi ve Allah’tan mağfiret dileselerdi, Resûl de onlar için mağfiret dileseydi; Allah’ı tövbeleri (her iki tarafın mağfiretini, tövbesini) kabul eden ve rahmet gönderici olarak bulurlardı.

    Ne oluyor? İnsanlar kendilerine zulmetmekten, günahlarından kurtulmak için, Allahın resulünün yanına gelip tövbe ederek tabii oluyorlar. Resul de onlar için mağfiret diliyor. Allah o insanların tövbesini kabul ediyor, günahlar af oluyor, resulün onlar için yaptığı mağfiret talabini de kabul ediyor, önce af olan bu günahları daha sonra sevaba dönüştürüyor.

    Devam edecek...
    Selamlar

    Tüm forumdan rastgele konular:

    • » Bu sözler de mi söylenmiş
    • » Gerçek ve Yaşanmış Bir Katliam..
    • » Dinlendiginizi nasil anlarsiniz?
    • » AKP'li belediye başkanı mahyaya kendi...
    • » Formdan ayrılıyorum.
    • » Tecvid - Dualar - Sureler - Ezan -...
    • » Açık Saçıklık, Karı-Koca Arasındaki...
    • » Suriyeli Muhalifler Ermeni Kilisesine...
    • » 70'li Yılların Çocuğuyum Ben, Ya Siz?
    • » Yokluğuna Sürüklenirim

    Aynı kategoriden rastgele konular:

    • » Ölümün Yakınlığını Düşünmek..
    • » Tasavvuf büyüklerinin kendi...
    • » Dünyaya düşkünlüğün ilacı ölümü...
    • » Kimya-i Saadet...
    • » Önce edebi yazmalı kalem
    • » Isınmaya Hakkım Yok
    • » öfkemiz Ne Için????
    • » seçim senin..
    • » Tasavvuf Gerçeği
    • » Açın gözlerinizi

  2. #2

    • Üye
    • Offline

      Üyelik tarihi
      20-09-2007
      Yaş
      42
      Mesajlar
      5
      Konular
      1

    Standart

    Selam
    3 çeşit tövbe vardır.


    1-Kişinin her zaman kendi kendine, heryerde yapabileceği tövbe
    Bu tövbenin kabul olup olmayacağı belli değil. Allahu teala bu tövbeyi kabul edebilir de, etmeyebilirde.
    "Sakın şeytan sizi, Benim affıma inandırıpta günaha sürüklemesin" buyruluyor. Birde,
    "Günahlarınız hakkında ümitsizliğe kapılıpta karamsarlığa düşmeyin" buyruluyor Kuranı kerimde.


    2-Tabiyet tövbesi
    Bu tövbe bir mürşit önünde tabiyet maksadıyla yapılır. Kişi bu tövbeye müsait durumda ise(Allah kişinin kalbinde Allaha ulaşma dileğini gördü,işitti,bildiyse), tabiyetin sonunda kişiye Allahu teala 7 nimet verir.

    2.1-Zamanın imamının ruhu kişinin başının üzerine gelir
    MU'MİN-15: Refîud derecâti zul arş(arşi), yulkır rûha min emrihî alâ men yeşâu min ıbâdihî li yunzire yevmet telâk(telâkı).
    Dereceleri yükselten ve arşın sahibi olan Allah, kullarından (Kendisine ulaştırmayı) dilediği kişinin (Allah’a ulaşmayı dilediği için Allah’ın da Kendisine ulaştırmayı dilediği kişinin) üzerine (başının üzerine) Allah’a ulaşma gününün geldiğini (o kişinin ruhuna) haber vermek için, Kendi emrinden bir ruh gönderir.

    2.2-Kişinin kalbine "iman" kelimesini yazar.
    MUCÂDELE-22: ... ulâike ketebe fî kulûbihimul îmâne ve eyyedehum bi rûhin minhu, ve yudhıluhum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ, ...
    İşte onlar ki, (Allah) onların kalplerinin içine îmânı yazdı. Ve onları, Kendinden bir ruh ile destekledi (orada eğitilmiş olan, devrin imamının ruhu onların başlarının üzerine yerleşir).


    2.3-Kişinin günahları sevaba dönüştürülür.
    FURKÂN-70: İllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen).
    Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü’min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur’dur (günahları sevaba çevirendir), Rahîm’dir (rahmet gönderendir).

    2.4-Kişi o zamana kadar 1'e 10 kazanırken, o andan itibaren 1'e 100 den başlayıp ilerleyeceği nefs tezkiyesi kademelerine orantılı olarak, 1'e 100, 1'e 200.....1'e 700 e varan bir kazanç sisteminin sahibi kılıyor Allah.
    BAKARA-261: Meselullezîne yunfikûne emvâlehum fî sebîlillâhi ke meseli habbetin enbetet seb’a senâbile fî kulli sunbuletin mietu habbeh(habbetin), vallâhu yudâifu li men yeşâu, vallâhu vâsiun alîm(alîmun).
    Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, her sünbülünde (başağında) yüz adet tane (tohum) olmak üzere, yedi sünbül (başak) veren bir tek tohumun durumu gibidir. Allah, dilediği kimse için (onun rızkını) kat kat artırıp verir. Ve Allah Vâsi’dir, Alîm’dir.

    2.5- Kişinin kalbindeki küfür kelimesini kaldırır.
    BAKARA-7: Hatemallâhu alâ kulûbihim ve alâ sem’ıhim, ve alâ ebsârihim gışâveh(gışâvetun), ve lehum azâbun azîm(azîmun).
    Allah onların kalplerinin üzerini ve işitme (sem’î) hassasının üzerini mühürledi ve görme (basar) hassasının üzerine gışavet (perde) çekti. Onlar için azîm (büyük) bir azap vardır.
    MUCÂDELE-22: ... ulâike ketebe fî kulûbihimul îmâne ve eyyedehum bi rûhin minhu, ve yudhıluhum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ, ...
    İşte onlar ki, (Allah) onların kalplerinin içine îmânı yazdı. Ve onları, Kendinden bir ruh ile destekledi (orada eğitilmiş olan, devrin imamının ruhu onların başlarının üzerine yerleşir).


    2.6-Kişi nefs tezkiyesine başlar.
    ŞEMS-9: Kad efleha men zekkâhâ.
    Kim onu (nefsini) tezkiye etmişse felâha (kurtuluşa) ermiştir.


    2.7-Kişiye Rahmet-Fazl-Salavat nurları gönderilirki; tezkiyeye mazhar olsun, nefsinin kalbi temizlensin.
    AHZÂB-43: Huvellezî yusallî aleykum ve melâiketuhu li yuhricekum minez zulumâti ilen nûr, ve kâne bil mu’minîne rahîmâ(rahîmen).
    Sizi (nefsinizin kalbini), karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için, üzerinize salâvât (nuru) gönderen, O ve O’nun melekleridir ki O, mü’minlere Rahîm’dir (Rahîm esmasıyla tecelli eden).

    NÛR-21: Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni), ve men yettebi’ hutuvâtiş şeytâni fe innehu ye’muru bil fahşâi vel munker(munkeri) ve lev lâ fadlullâhi aleykum ve rahmetuhu mâ zekâ minkum min ehadin ebeden ve lâkinnallâhe yuzekkî men yeşâu, vallâhu semî’un alîm(alîmun).
    Ey âmenû olanlar, şeytanın adımlarına tâbî olmayın! Ve kim şeytanın adımlarına tâbî olursa o taktirde (şeytanın adımlarına uyduğu taktirde) muhakkak ki o (şeytan), fuhşu (her çeşit kötülüğü) ve münkeri (inkârı ve Allah’ın yasak ettiklerini) emreder. Ve eğer Allah’ın rahmeti ve fazlı sizin üzerinize olmasaydı (nefsinizin kalbine yerleşmeseydi), içinizden hiçbiri ebediyyen nefsini tezkiye edemezdi. Lâkin Allah, dilediğinin nefsini tezkiye eder. Ve Allah, Sem’î’dir (en iyi işitendir) Alîm’dir (en iyi bilendir).




    3- Üçüncü tövbe ise Nasuh tövbesidir. (Geri dönülmesi mümkün olmayan tövbe)

    Değerli arkadaşlar çok uzun bir paylaşım oldu galiba. Eğer ilgilenen olursa Allahın izniyle devam ederiz inşallah.

    Selamlar.




  3. #3

    • Üye
    • Offline

      Üyelik tarihi
      29-03-2007
      Yaş
      54
      Mesajlar
      63
      Konular
      1

    Standart



    metatak arkadaşım şu nasuh tövbesini detaylı
    anlatırmısın huu :flowers::flowers::flowers:

  4. #4

    • Asistan
    • Offline

      Üyelik tarihi
      07-03-2007
      Yaş
      51
      Mesajlar
      366
      Konular
      24

    Standart

    merhaba arkadaşlar iki çeşit töğbe var..
    birincisi salik mürşidine sıkkiyet samimiyetle ve teslimiyetle bağlandığında yapılan töğbe hakiki töğbedir...nasuh tüğbesidir
    ikincisi tavuk töğbesi vardır bütün gün pislikte dolaşıp pislik yer durur nezaman yeşillik bulur başlar gagasını yeşilliye surter durur tüğbe tüğbe biye ..
    bu nasıl olur salik aldığı dersi önemsemezse kendi benliğiyle hareket eder durur huuu
    ölmezden evvel ölüpte kabre giren anlar bizi ..

  5. #5

    • Üye
    • Offline

      Üyelik tarihi
      20-09-2007
      Yaş
      42
      Mesajlar
      5
      Konular
      1

    Standart

    eveeet uzun bir aradan sonra yine beraberiz. kusuruma bakmazsınız inşallah.
    Daha evvel de söylediğimiz gibi 3 çeşit tövbenin 3. sü ise nasuh tövbesidir.

    Kişi mürşidinden aldığı görevleri yerine getirmeye devam eder. günlük zikirlerini yapar, başkaları için yaşamaya çalışmaktadır. Ve gün geçtikçe sıratı müstakim üzerinde ilerleyişi sürer, artar. Nefsi tezkiyeye ulaşan kişi 1.velayet makamının sahibidir. Artık kişi islam(teslim) olmanın 1.gereğini yerine getirmiş ruhunu Allaha teslim etmiştir. İşte, Ölmeden evvel ölmek budur. Yoksa, kabre girmek felan değil.
    Daha sonra kişinin zikrine paralel olarak
    2. velayet kademesi(Beka)
    3.velayet kademesi(Zühd)
    ve 4. velayet kademesi(Muhsinler)
    e ulaşır.
    Ne olur?
    Vechi, Fizik bedeni Allaha teslim etmiş olur. İslamın(teslimin) ikincisi.
    Al-i imran suresi (20), Nisa suresi (125)

    ve
    zikir artarak devam ediyor.
    5. velayet kademesi(Ulul Elbab)
    6. velayet kademesi(ihlas)
    ne oldu?
    Kişii ulul elbab oldu. kimdir ulul elbab? Bir çoğu diyecekki, olgun akıl sahibi. Hayır, arkadaşlar. Kuranı Kerim de allahu teala böyle demiyor.
    Al-i imran 190-191 "...Liulul elbab. Ellezine yezkurunallahe, kıyamen, ve kuuden, ve alacunubihim.
    "O ulul elbab kullarım, (kıyamen) ayaktayken, (kuuden)otururken, (alacunubihim)yanları üzeri yatarlarken hep allahı zikrederler"

    yani zikirehli, yani ehlizikir.
    "Eğer bilmiyorsanız zikir ehline sorun" byuruyor allahu teala. Enbiya 7' de
    "Bu kuranın bir kısmının manası açık birkısmının manası kapalıdır. .... Manası açık olanı herkes anlayabilir, te'vil edebilir. Fakat manası kapalı olanları rusuh sahipleri(konunun ileri gelenleri de) bilemezler. Fakat ancak ulul elbab bilir." buyuruyor allahu teala. (Al-i imran 7)
    Bu kişiye allahu teala zemin kat ve 7 kat aşağısının sırlarını gösteriyor. kalb gözünü açıyor. kalb kulağını açıyor.
    Devam ediyoruz. İhlas.
    Kişi nefs tezkiyesinden sonra nefsini tasfiye etmeyi de başarıyor.(Mürşidinin himmetiyle.)
    islam (teslim olmanın) 3. sü Nefsin teslimi.
    Nefsin kalbi tamamen zulmetle karanlıklarla doluyken, zikir sebebiyle allahtan gelen nurların sayesinde (Hadid 16) , Kalb tamamen temizlendi, aydınlandı, nurlarla doldu.
    Burada ise 7 kat göklerin sırları gösteriliyor, 7. katın 7 alemi;
    illiyn(kader hücreleri),
    Ümmül kitap,
    Kudret denizi,
    Makam-ı Mahmut(Pey.Efendimiz(SAV)'in makamı),
    Divan-ı salihiyn,
    Zikir hücreleri,
    ve İndiilahi.
    ta ki Sidret-ül Müntehaya kadar...

    İşte burası kişinin nasuh tövbesi yapacağı zamandır.
    Bir seher vaktinde allahu teala kişiye nasuh tövbesini yaptırır.
    Allah söyler, kişi tekrar eder.
    ve Salihlerden olmuştur.
    Allahu teala dilerse, bu kişiyi müşitlik makamıyla görevlendirir. İşte mürşit dediğimiz(hakk mürşit) o mübarek zatlar bu merhaleleri aşmışlardır.

    TAHRÎM-8: Yâ eyyuhellezîne âmenû tûbû ilâllâhi tevbeten nasûhâ(nasûhan), asâ rabbukum en yukeffire ankum seyyiâtikum ve yudhılekum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru yevme lâ yuhzîllâhun nebiyye vellezîne âmenû meahu, nûruhum yes''â beyne eydîhim ve bi eymânihim yekûlûne rabbenâ etmim lenâ nûrenâ vagfirlenâ, inneke alâ kulli şey''in kadîr(kadîrun).
    Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler)! Allah’a Nasuh Tövbesi ile tövbe edin! Umulur ki Rabbiniz, sizin günahlarınızı örter ve sizi altından nehirler akan cennetlere koyar. O gün Allah, nebîleri ve O’nunla beraber olanları mahzun etmez. Onların nurları, önlerinde ve sağlarında koşar. “Rabbimiz, bizim nurumuzu tamamla ve bize mağfiret et (günahlarımızı sevaba çevir). Muhakkak ki Sen, herşeye kaadirsin.” derler.

    İşte bu tövbeden geri dönüş varmıdır.?
    Kişi:
    Hep hayır işliyor.
    Hep Allahı zikrediyor.
    Nefsin kalbi Yüzde yüz nurlarla dolu.
    Allahın sırlarının sahibi.
    Allahla tezekkür ediyor.
    Bütün teslimleri yerine getirmiş.

    Sanırım çok uzun oldu arkadaşlar. Ama inanın konuları üstün körü geçerek anlatmak zorunda kaldım. 2 ay aradan sonra bir okuyan çıkar inşallah.
    selametle.


  6. #6

    • Profesör
    • Offline

      Üyelik tarihi
      09-09-2007
      Mesajlar
      1.913
      Konular
      110

    Standart İlâhi Af...


    Kullarının ebedi saâdeti için her fırsatta tevbe etmelerini emir buyuran Rabb’imiz Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri Âyet-i kerime’lerinde şöyle buyurmaktadır:

    “De ki: Ey kendilerine kötülük edip haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Allah bütün günahları bağışlar. Çünkü O çok bağışlayan, çok merhamet edendir.” (Zümer: 53)

    “Yaptığı zulümden sonra tevbe edip hâlini düzelten kimse, bilsin ki Allah onun tevbesini kabul eder. Allah çok bağışlayıcı ve merhamet edicidir.” (Mâide: 39)

    Yüce Rabb’imiz Âyet-i kerime’lerde, günah bataklığına düşmüş olan biz kullarını dalâletten hidayet yoluna ve günahlardan tevbeye dâvet etmekte, Allah’ın rahmetinden umut kesilmeyeceğini, kim tevbe eder uslanırsa Allah-u Teâlâ onun tevbesini kabul edeceğini, bağışlayacağını bildirmiştir. Bu Âyet-i kerime’ler biz günahkâr kullara ne güzel ve ne büyük müjdedir.

    Ahiret sermayesi olarak bize verilen kıymetli ömür, gece ve gündüz durmadan günah işlemekle, kusur yapmakla, yanılmakla, gereksiz söz ve işlerde geçmektedir. Her nefes bizi kabre çekmekte, geçen zamanlarda saçlarımıza aklar düşmekte, yüzümüzde oluşan çizgiler derinleşmekte, bedenimiz eski gücünü kaybetmektedir. Saniye saniye yaklaşan sonu görememekteyiz. Ne kadar da kör ve zavallıyız. Nasıl da dalmışız geçici, aldatıcı, süslü dünyaya.

    Çevremizde gördüklerimiz de bir delildir, bu sona gittiğimize. Mahallemizde sık sık ölüm haberini veren hoparlörün sesi, yanından geçtiğimiz kabristan, kaybettiğimiz dostlarımızı anarken duyduğumuz buruk acı, âkıbetimizin de böyle olacağını düşündürmeye sevk eden kuvvetli etkenlerdir.

    Kaçış yoktur ölümden, ölmemek elimizde değildir amma günahlara tevbe edip, hazırlık yapmak elimizdedir. Bize ikram edilen zamanın bir dakikası hazinedir. Bir dakika içinde neler olmaz ki!

    Yüce Rabb’imiz şöyle buyuruyor:

    “De ki: Sizin kendinizden kaçtığınız ölüm muhakkak sizi bulacaktır. Sonra görünmeyeni ve görüneni bilen Allah’a döndürüleceksiniz. O size yaptıklarınızı haber verecektir.” (Cuma: 8)

    Şu halde elde fırsat dilde ruhsat varken, ecel kapıyı çalmadan bu ilâhi af’tan yararlanıp tevbe edip, Hakk’a yönelip tarlamızı bol bol âmel-i sâlih ile ekelim. Biz günahkâr kullar O’nun rahmet ve mağfiret kapısının her zaman açık olduğunu bilelim.

    Hakk Celle ve Alâ Hazretleri:

    “Rabb’inizden mağfiret dileyiniz. Sonra tevbe ediniz.” buyurmaktadır.

    Bağışlanma talebi demek olan “istiğfar” dil ile Allah’tan mağfiret dilemektir.
    İyinin iyiliği herkese, en büyüğü kendine,
    Kötünün kötülüğü çok kişiye, en çoğu da kendine!



+ Yeni Konu aç
Sayfa 1/2 12 SonSon

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67