Etiketlenen üyelerin listesi

Her Şey Allah'ın Dilemesiyle Oluyorsa İnsan Yaptıklarından Niçin Sorumlu ?

- Tümü de programları (şâkılesi) doğrultusunda fiiller yapar… (İsra-84) - Yürür hiçbir mahlûk hariç olmamak üzere hepsini alnında çekip götüren o’dur! (Hud- 56) - Siz dileyemezsiniz, isteyemezsiniz… İstek sadece “ALLAH”a aittir”.. (İnsan-30) - Sizi ve yaptıklarınızı Allah yarattı. (Saffat- 96) - Biz HER ŞEYİ KADERİYLE halkettik. (Kamer-49)

Bu konu 7810 kez görüntülendi 45 yorum aldı ...

Sayfa 1/3 123 SonSon
  1. #1
    Doçent Doçent Özduygu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13-12-2006
    Mesajlar
    653
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu

    Reklamsız forum için Üye Olmalısınız.

    Standart Her Şey Allah'ın Dilemesiyle Oluyorsa İnsan Yaptıklarından Niçin Sorumlu ?

    - Tümü de programları (şâkılesi) doğrultusunda fiiller yapar… (İsra-84)

    - Yürür hiçbir mahlûk hariç olmamak üzere hepsini alnında çekip götüren o’dur! (Hud- 56)

    - Siz dileyemezsiniz, isteyemezsiniz… İstek sadece “ALLAH”a aittir”.. (İnsan-30)

    - Sizi ve yaptıklarınızı Allah yarattı. (Saffat- 96)

    - Biz HER ŞEYİ KADERİYLE halkettik. (Kamer-49)

    - Size yeryüzünde veya nefislerinizde isabet eden bir olay, bizim onu yaratmamızdan önce, mutlaka bir kitapta yazılmıştır!… Bunu, önceden takdir edilmiş ve yazılmış olduğunu bilip; elinizden çıkan şeylerden dolayı üzülmemeniz ve elinize geçen ile de sevinip şımarmamanız için açıklıyoruz… (Hadid- 22/23)

    - …Eğer onlara bir hayır gelirse; -Bu Allah`tandır!.. Derler… Eğer onlara bir şer gelirse; -Bu sendendir!.. Derler… De ki: -Hepsi Allah`tandır!. (Nisa-78)

    -”Eğer bir hasenat (iyilik,hayr) olursa Allah’tan; (yok eğer) Bir Seyyiat (kötülük* şer) olursa nefsinden”. (Nisa-79).

    - Bir zerre hayır da etseniz, bir zerre şer de işleseniz; hesaba çekileceksiniz (Zilzal-7,8)
    -
    Ayetler çerçevesinde; İRADE TEK, DİLEYEN TEK, ZUHUR EDEN HERŞEY ONUN DİLEMESİ SONUCU OLUŞUYOR; ÜZERİMİZDE DE SORUMLULUK (MÜKELLEFİYET) VAR VE HESAP VERECEĞİZ- VERİYORUZ!..

    Nasıl açıklarsınız. İnsan niçin sorumlu ?

  2. 11-01-2008, 21:59
    #1
    - Tümü de programları (şâkılesi) doğrultusunda fiiller yapar… (İsra-84)

    - Yürür hiçbir mahlûk hariç olmamak üzere hepsini alnında çekip götüren o’dur! (Hud- 56)

    - Siz dileyemezsiniz, isteyemezsiniz… İstek sadece “ALLAH”a aittir”.. (İnsan-30)

    - Sizi ve yaptıklarınızı Allah yarattı. (Saffat- 96)

    - Biz HER ŞEYİ KADERİYLE halkettik. (Kamer-49)

    - Size yeryüzünde veya nefislerinizde isabet eden bir olay, bizim onu yaratmamızdan önce, mutlaka bir kitapta yazılmıştır!… Bunu, önceden takdir edilmiş ve yazılmış olduğunu bilip; elinizden çıkan şeylerden dolayı üzülmemeniz ve elinize geçen ile de sevinip şımarmamanız için açıklıyoruz… (Hadid- 22/23)

    - …Eğer onlara bir hayır gelirse; -Bu Allah`tandır!.. Derler… Eğer onlara bir şer gelirse; -Bu sendendir!.. Derler… De ki: -Hepsi Allah`tandır!. (Nisa-78)

    -”Eğer bir hasenat (iyilik,hayr) olursa Allah’tan; (yok eğer) Bir Seyyiat (kötülük* şer) olursa nefsinden”. (Nisa-79).

    - Bir zerre hayır da etseniz, bir zerre şer de işleseniz; hesaba çekileceksiniz (Zilzal-7,8)
    -
    Ayetler çerçevesinde; İRADE TEK, DİLEYEN TEK, ZUHUR EDEN HERŞEY ONUN DİLEMESİ SONUCU OLUŞUYOR; ÜZERİMİZDE DE SORUMLULUK (MÜKELLEFİYET) VAR VE HESAP VERECEĞİZ- VERİYORUZ!..

    Nasıl açıklarsınız. İnsan niçin sorumlu ?
  3. #2
    Üye Üye necmettin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    03-01-2008
    Yaş
    24
    Mesajlar
    52
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu

    Standart

    allahın işine karışma

    o nederse o olur

  4. 11-01-2008, 22:18
    #2
    allahın işine karışma

    o nederse o olur
  5. #3
    Gül-i Siyahım.. Katılımcı Üye Es'ad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    27-09-2007
    Mesajlar
    146
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    1
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu

    Standart

    Kaderimizin çizili olması ömrümüz boyunca yaşayacaklarımızın Allah tarafından bilinmesi demektir.

    Mesela, A yönünden çıkan bir tren ile B yönünden çıkan bir trenin belli bir saat ve noktada çarpışacakları biliniyor. Bu durumda bu bilindiği için çarpıştıkları iddia edilemez. Bilakis çarpışacakları için bilinmiştir. Bu bilinme durumu makinistlerin hatalarındaki sorumluluğu kaldırmaz. Bu durum dini literatürde " ilim maluma tabidir, malum ilime tabi değildir" şeklinde ifade edilir.

    Allah'ın iradesi ve bilmesi o hareketi yapmaya zorlayıcılık anlamı taşımaz. Fakat şu da var ki Allah izin vermezse o şey gerçekleşmez. Bunu ise şöyle açıklayabiliriz:

    Mesela, bir kişi kötülük yapmak istiyor. Onu padişah engelleyebilir yani padişah izin vermezse yapamaz. O kötülüğü yapacağı zaman onu engellemeye gücü yettiği halde "bu kötüdür yapma" diye onu uyarıp, yapıp yapmama konusunda bir imkan tanıyor. O da yapıyor. Padişah onu o kötülüğü yapmakta serbest bıraktığı ve yapmaması için uyardığı halde o kötülüğün sorumluluğu kime aittir. Onun gibi esas sorumluluğu çeken bir şeyin bizzat istenilmesidir. Allah insana gerçekten ilginç bir irade vermiştir. Herşeyi yaratan o olduğu halde isteme denen bu sanal yapıyı bize bırakmıştır ki sorumluluk çekmektedir.

    Zaten mahkemelerde kişi yargılanırken işlenen suç değerlendirilirken esas dayanak olayın içerisindeki kasıt ve iradedir.
    [Alıntı]

  6. 12-01-2008, 12:10
    #3
    Kaderimizin çizili olması ömrümüz boyunca yaşayacaklarımızın Allah tarafından bilinmesi demektir.

    Mesela, A yönünden çıkan bir tren ile B yönünden çıkan bir trenin belli bir saat ve noktada çarpışacakları biliniyor. Bu durumda bu bilindiği için çarpıştıkları iddia edilemez. Bilakis çarpışacakları için bilinmiştir. Bu bilinme durumu makinistlerin hatalarındaki sorumluluğu kaldırmaz. Bu durum dini literatürde " ilim maluma tabidir, malum ilime tabi değildir" şeklinde ifade edilir.

    Allah'ın iradesi ve bilmesi o hareketi yapmaya zorlayıcılık anlamı taşımaz. Fakat şu da var ki Allah izin vermezse o şey gerçekleşmez. Bunu ise şöyle açıklayabiliriz:

    Mesela, bir kişi kötülük yapmak istiyor. Onu padişah engelleyebilir yani padişah izin vermezse yapamaz. O kötülüğü yapacağı zaman onu engellemeye gücü yettiği halde "bu kötüdür yapma" diye onu uyarıp, yapıp yapmama konusunda bir imkan tanıyor. O da yapıyor. Padişah onu o kötülüğü yapmakta serbest bıraktığı ve yapmaması için uyardığı halde o kötülüğün sorumluluğu kime aittir. Onun gibi esas sorumluluğu çeken bir şeyin bizzat istenilmesidir. Allah insana gerçekten ilginç bir irade vermiştir. Herşeyi yaratan o olduğu halde isteme denen bu sanal yapıyı bize bırakmıştır ki sorumluluk çekmektedir.

    Zaten mahkemelerde kişi yargılanırken işlenen suç değerlendirilirken esas dayanak olayın içerisindeki kasıt ve iradedir.
    [Alıntı]
  7. #4
    Doçent Doçent rota - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15-04-2007
    Mesajlar
    554
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    5
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu

    Standart

    “Biz insanı kaderiyle halk ettik” ayetinin de açıkladığı gibi, insan kaderini ancak yaşadıktan sonra bilebilir.

    İnsanın bir olayın sonunu bilmesi muhaldir. Çünkü bir olay üzerindeki tutumunu ancak, o olaya karşı gösterdiği reaksiyonu sonucunda bilebilir.

    Sonuçta aldığı tedbir de onun kaderindendir. Yaşadıktan sonra yaptıklarının sonucunu görür.

    Hiç bir şey yapmaması da kaderindendir. Ne düşünürsen düşün, ne yaparsan yap, o şeyi yapıp yapmamak diye birşey söz konusu değildir.

    Her yaratılmış kaderini yaşayacaktır, istese de istemese de.

  8. 12-01-2008, 13:00
    #4
    “Biz insanı kaderiyle halk ettik” ayetinin de açıkladığı gibi, insan kaderini ancak yaşadıktan sonra bilebilir.

    İnsanın bir olayın sonunu bilmesi muhaldir. Çünkü bir olay üzerindeki tutumunu ancak, o olaya karşı gösterdiği reaksiyonu sonucunda bilebilir.

    Sonuçta aldığı tedbir de onun kaderindendir. Yaşadıktan sonra yaptıklarının sonucunu görür.

    Hiç bir şey yapmaması da kaderindendir. Ne düşünürsen düşün, ne yaparsan yap, o şeyi yapıp yapmamak diye birşey söz konusu değildir.

    Her yaratılmış kaderini yaşayacaktır, istese de istemese de.
  9. #5
    Asistan Paylaşımcı Üye nedim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    17-12-2007
    Mesajlar
    254
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu

    Standart

    Özduygu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    -
    Nasıl açıklarsınız. İnsan niçin sorumlu ?
    İnsan iradesi olduğu için sorumlu...

  10. 18-01-2008, 15:53
    #5
    Özduygu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    -
    Nasıl açıklarsınız. İnsan niçin sorumlu ?
    İnsan iradesi olduğu için sorumlu...
  11. #6
    BİR ACİZ KUL İŞTE!! Doçent gercek_musluman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13-12-2007
    Mesajlar
    562
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    1
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu

    Standart

    ALLAH(C.C) herkese cüz-i bir irade vermiştir ve ALLAH(C.C) insanı doğruyu bulabilecek şekilde yaratmıştır.Her insanın yaratılışında vardır bu.Ama bazı insanlar doğruyu görmezden gelirler.halbuki isteseler herşeyi YARATANI,nimet vereni,yaratılış sebebimimizi rahatlıkla görebiliriz.Bizleri yoktan vareden,nimetlerin engüzellerini veren,cennetle müjdeleyen ALLAH(C.C)'a elbetteki kulluk görevlerimizi yapacağız.ibadetlerimizi yapacağız ki kul olduğumuz belli olsun.O yüzden de hesaba çekileceğiz.

  12. 18-01-2008, 16:48
    #6
    ALLAH(C.C) herkese cüz-i bir irade vermiştir ve ALLAH(C.C) insanı doğruyu bulabilecek şekilde yaratmıştır.Her insanın yaratılışında vardır bu.Ama bazı insanlar doğruyu görmezden gelirler.halbuki isteseler herşeyi YARATANI,nimet vereni,yaratılış sebebimimizi rahatlıkla görebiliriz.Bizleri yoktan vareden,nimetlerin engüzellerini veren,cennetle müjdeleyen ALLAH(C.C)'a elbetteki kulluk görevlerimizi yapacağız.ibadetlerimizi yapacağız ki kul olduğumuz belli olsun.O yüzden de hesaba çekileceğiz.
  13. #7
    Paylaşımcı Katılımcı Üye bilgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    28-06-2006
    Mesajlar
    173
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu

    Standart

    Herşeyi ALLAH yaratmışsa bizim günahımız ne,Bu çok yanlış bir düşünce.Çünkü bir çok fiili Allah değil, insanın kendisi yaratır.Fiille, fiilin yapılmasına olanak sağlama olguları maalesef birbirine karıştırılmıştır.(Yâni illet ile mâlul birbirine karıştırılmıştır.)


    Örneğin görme fiilini ele alırsak.Bir insan kendisine haram edilen bir şeye bakmaktadır.Burada ki "bakmak" bir fiildir.Bu fiili de gerçekleştiren Allah değil insandır.Yâni fiili yaratan Allah değildir.Hâşa eğer bu fiili gerçekleştiren insan değil, Allah ise, o halde bu insana ceza verilmesi, neden kendine haram edilen bir şeye baktın denilerek, bu kişiye hesap sorulması mantıksız değilmidir.Bu eylemin bir insanın elini kolunu bağlayıp, denize atıp ardından da neden ıslandın diye hesap sorumaktan farkı nedir?

    Doğru olanı şudur.İnsan Allah'tan bağımsız bir şekilde ne görebilir, ne yürüyebilir, ne hayır işleyebilir, ne de şer işleyebilir.Dolayısıyla şerri yaratmak farklıdır, şerrin oluşmasına imkan sağlamak farklıdır.Allah dilemesse ne şer gerçekleşebilir, ne de hayır gerçekleşebilir.Ama bu şerri Allah yaratır mânasına asla gelmez.İkisi çok farklı kavramlardır.

    Siz şimdi yukarıdaki babayı şerri, kötülüğü yaratmakla suçlayabilir misiniz? Babanın amacı oğlunun katil olması değildi, oğlunun âlim olması idi.


    Aynı şekilde, Allah hiçbir şeyi de, şerre imkan sağlamak için yaratmamıştır.Allah bir şeyi güzel olduğu için yaratmıştır.Allah cinsel ilişki arzusunu, insanların üremesi için yaratmıştır, o arzu sebebiyle çocuklara tecavüz etmeleri için değil.Allah açlık hissini, vücudunun gereksinimlerini karşılayıp, daha fazla yaşayabilmesi için yaratmıştır, o açlık hissinden dolayı hırsızlık yapıp karnını doyurması için değil, midesi için şerefini halsiyetini, satması için değil.

    O halde demeyin ki, şer Allah'tandır.Şer insandandır.Ancak deyin ki, insan Allah dilemesse ne şer işleyebilir, ne de hayır işleyebilir.Doğru olanı budur.
    "insan Allah dilemesse ne şer işleyebilir, ne de hayır işleyebilir."


    :"kulun iradesi neyi tercih ederse ALLAH onu yaratıyor..." Çok yanlış bir söz

    Allah hâşâ insanın suç ortağı mıdır? Örneğin Sad Bin Ömer Hz Hüseyn'in başını kesmiştir.Sad burada bir tercih yapmış ve şerri dilemiştir.

    Şimdi Allah burada ne gibi bir yaratma da bulunmuştur?Hz Hüseyn'in boğazını kesen kılıcı çeken kimdir? Veya Sad öyle bir istekte bulunduğu için Allah "kerbela" diye bir ortam mı sağlamıştır.Peki Kerbela'da Hz Hüseyin'in öldrülmesini istemeyen kişilerin isteğini, yâni hayır isteğini neden Allah kabul etmemiştir.Eğer kişinin iradesi neyi tercih ediyorsa, Allah onu yaratır düşüncesini kabul edersek, o halde Kerbela'da hayrı dileyenler ve şerri dileyenler olmuşsa, Allah neden hayrı dileyenlerin tercihini kabul etmiyor da, şerri dileyenlerin dileğini kabul ediyor ve onların dileklerini yerine getiriyor?


    Veya çok özür diliyorum bir sapığı ele alalım.Bu sapık şerri diliyor ve bir mâsum çocuğa tecâvüz ediyor.Allah niçin kendisine yalvaraıp bu olayın gertçekleşmemesi için Allah'a yalvaran çocuğun hayır dileğine karşılık vermiyor da, şerri dileyenin talebini karşılıyor.Eğer "kulun iradesi neyi tercih ederse onu yaratıyor..." sözü doğru ise neden burada çocuğun tercihi kabul edilmiyor?


    Ne demek Allah şerri yaratır?Allah sana göz vermiş.Gözün konturolünü iradesini sana vermiş.Gözü açıp kapamayı, bakıp bakmamayı senin tercihine bırakmış.Bu gözle hayırda işleyebilirsin şer de.Ayakları yaratmış ve senin irâdene vermiştir.Harama yürümeyi veya yürümemeyi, helale yürümeyi veya yürümemeyi senin iradene bırakmıştır.

    Ne Allah insanları yapmış olduğu fiileri yapmalarına zorlamıştır ,nede insanları başı boş bırakmıştır.

  14. 18-01-2008, 16:56
    #7
    Herşeyi ALLAH yaratmışsa bizim günahımız ne,Bu çok yanlış bir düşünce.Çünkü bir çok fiili Allah değil, insanın kendisi yaratır.Fiille, fiilin yapılmasına olanak sağlama olguları maalesef birbirine karıştırılmıştır.(Yâni illet ile mâlul birbirine karıştırılmıştır.)


    Örneğin görme fiilini ele alırsak.Bir insan kendisine haram edilen bir şeye bakmaktadır.Burada ki "bakmak" bir fiildir.Bu fiili de gerçekleştiren Allah değil insandır.Yâni fiili yaratan Allah değildir.Hâşa eğer bu fiili gerçekleştiren insan değil, Allah ise, o halde bu insana ceza verilmesi, neden kendine haram edilen bir şeye baktın denilerek, bu kişiye hesap sorulması mantıksız değilmidir.Bu eylemin bir insanın elini kolunu bağlayıp, denize atıp ardından da neden ıslandın diye hesap sorumaktan farkı nedir?

    Doğru olanı şudur.İnsan Allah'tan bağımsız bir şekilde ne görebilir, ne yürüyebilir, ne hayır işleyebilir, ne de şer işleyebilir.Dolayısıyla şerri yaratmak farklıdır, şerrin oluşmasına imkan sağlamak farklıdır.Allah dilemesse ne şer gerçekleşebilir, ne de hayır gerçekleşebilir.Ama bu şerri Allah yaratır mânasına asla gelmez.İkisi çok farklı kavramlardır.

    Siz şimdi yukarıdaki babayı şerri, kötülüğü yaratmakla suçlayabilir misiniz? Babanın amacı oğlunun katil olması değildi, oğlunun âlim olması idi.


    Aynı şekilde, Allah hiçbir şeyi de, şerre imkan sağlamak için yaratmamıştır.Allah bir şeyi güzel olduğu için yaratmıştır.Allah cinsel ilişki arzusunu, insanların üremesi için yaratmıştır, o arzu sebebiyle çocuklara tecavüz etmeleri için değil.Allah açlık hissini, vücudunun gereksinimlerini karşılayıp, daha fazla yaşayabilmesi için yaratmıştır, o açlık hissinden dolayı hırsızlık yapıp karnını doyurması için değil, midesi için şerefini halsiyetini, satması için değil.

    O halde demeyin ki, şer Allah'tandır.Şer insandandır.Ancak deyin ki, insan Allah dilemesse ne şer işleyebilir, ne de hayır işleyebilir.Doğru olanı budur.
    "insan Allah dilemesse ne şer işleyebilir, ne de hayır işleyebilir."


    :"kulun iradesi neyi tercih ederse ALLAH onu yaratıyor..." Çok yanlış bir söz

    Allah hâşâ insanın suç ortağı mıdır? Örneğin Sad Bin Ömer Hz Hüseyn'in başını kesmiştir.Sad burada bir tercih yapmış ve şerri dilemiştir.

    Şimdi Allah burada ne gibi bir yaratma da bulunmuştur?Hz Hüseyn'in boğazını kesen kılıcı çeken kimdir? Veya Sad öyle bir istekte bulunduğu için Allah "kerbela" diye bir ortam mı sağlamıştır.Peki Kerbela'da Hz Hüseyin'in öldrülmesini istemeyen kişilerin isteğini, yâni hayır isteğini neden Allah kabul etmemiştir.Eğer kişinin iradesi neyi tercih ediyorsa, Allah onu yaratır düşüncesini kabul edersek, o halde Kerbela'da hayrı dileyenler ve şerri dileyenler olmuşsa, Allah neden hayrı dileyenlerin tercihini kabul etmiyor da, şerri dileyenlerin dileğini kabul ediyor ve onların dileklerini yerine getiriyor?


    Veya çok özür diliyorum bir sapığı ele alalım.Bu sapık şerri diliyor ve bir mâsum çocuğa tecâvüz ediyor.Allah niçin kendisine yalvaraıp bu olayın gertçekleşmemesi için Allah'a yalvaran çocuğun hayır dileğine karşılık vermiyor da, şerri dileyenin talebini karşılıyor.Eğer "kulun iradesi neyi tercih ederse onu yaratıyor..." sözü doğru ise neden burada çocuğun tercihi kabul edilmiyor?


    Ne demek Allah şerri yaratır?Allah sana göz vermiş.Gözün konturolünü iradesini sana vermiş.Gözü açıp kapamayı, bakıp bakmamayı senin tercihine bırakmış.Bu gözle hayırda işleyebilirsin şer de.Ayakları yaratmış ve senin irâdene vermiştir.Harama yürümeyi veya yürümemeyi, helale yürümeyi veya yürümemeyi senin iradene bırakmıştır.

    Ne Allah insanları yapmış olduğu fiileri yapmalarına zorlamıştır ,nede insanları başı boş bırakmıştır.
  15. #8
    hadim-hademe Kıdemli Üye fakiri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14-01-2007
    Mesajlar
    16.081
    Beğenmiş
    735
    Beğenilmiş
    1.975
    Adı geçen
    35 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu

    Standart

    alıntı :
    Çünkü bir çok fiili Allah değil, insanın kendisi yaratır.Fiille, fiilin yapılmasına olanak sağlama olguları maalesef birbirine karıştırılmıştır.

    Asıl yanlış düşünce budur. Bütün fiillerin yaratan ve onlara müsade eden FAİL-İ MUTLAK olan Rabbimizdir. Esasen böyle bir inanca sahip olmayn müslümanlığın içine dahil olmuş mudur, olmamış mıdır bu şüphelidir. Çünkü, herhangi bir fiili Cenab-ı Hak'ka atfetmemek yani onun izni olmadan meydana gelebileceğini düşünmek insanı dinden çıkarır.
    Bir kimse hiçbir şey bilmese sadece Ayete'l-Kürsideki "Menzellezi yeşfu indehu İLLA BİİZNİH..." ayetini tefekkür etse fiillerin yegâne yaratıcısının Allah olduğunu çıkarabilir ve bilir.
    Rabbimiz akıl-fikir versin.

  16. 18-01-2008, 23:43
    #8
    alıntı :
    Çünkü bir çok fiili Allah değil, insanın kendisi yaratır.Fiille, fiilin yapılmasına olanak sağlama olguları maalesef birbirine karıştırılmıştır.

    Asıl yanlış düşünce budur. Bütün fiillerin yaratan ve onlara müsade eden FAİL-İ MUTLAK olan Rabbimizdir. Esasen böyle bir inanca sahip olmayn müslümanlığın içine dahil olmuş mudur, olmamış mıdır bu şüphelidir. Çünkü, herhangi bir fiili Cenab-ı Hak'ka atfetmemek yani onun izni olmadan meydana gelebileceğini düşünmek insanı dinden çıkarır.
    Bir kimse hiçbir şey bilmese sadece Ayete'l-Kürsideki "Menzellezi yeşfu indehu İLLA BİİZNİH..." ayetini tefekkür etse fiillerin yegâne yaratıcısının Allah olduğunu çıkarabilir ve bilir.
    Rabbimiz akıl-fikir versin.
  17. #9
    Paylaşımcı Katılımcı Üye bilgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    28-06-2006
    Mesajlar
    173
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu

    Standart

    fakiri Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    alıntı :
    Çünkü bir çok fiili Allah değil, insanın kendisi yaratır.Fiille, fiilin yapılmasına olanak sağlama olguları maalesef birbirine karıştırılmıştır.

    Asıl yanlış düşünce budur. Bütün fiillerin yaratan ve onlara müsade eden FAİL-İ MUTLAK olan Rabbimizdir. Esasen böyle bir inanca sahip olmayn müslümanlığın içine dahil olmuş mudur, olmamış mıdır bu şüphelidir. Çünkü, herhangi bir fiili Cenab-ı Hak'ka atfetmemek yani onun izni olmadan meydana gelebileceğini düşünmek insanı dinden çıkarır.
    Bir kimse hiçbir şey bilmese sadece Ayete'l-Kürsideki "Menzellezi yeşfu indehu İLLA BİİZNİH..." ayetini tefekkür etse fiillerin yegâne yaratıcısının Allah olduğunu çıkarabilir ve bilir.
    Rabbimiz akıl-fikir versin.
    sen benim yazdıklarımı okumamışsın yada anlamamışsın,sen hayır ve şer Allahtandır de işine devam et

  18. 18-01-2008, 23:50
    #9
    fakiri Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    alıntı :
    Çünkü bir çok fiili Allah değil, insanın kendisi yaratır.Fiille, fiilin yapılmasına olanak sağlama olguları maalesef birbirine karıştırılmıştır.

    Asıl yanlış düşünce budur. Bütün fiillerin yaratan ve onlara müsade eden FAİL-İ MUTLAK olan Rabbimizdir. Esasen böyle bir inanca sahip olmayn müslümanlığın içine dahil olmuş mudur, olmamış mıdır bu şüphelidir. Çünkü, herhangi bir fiili Cenab-ı Hak'ka atfetmemek yani onun izni olmadan meydana gelebileceğini düşünmek insanı dinden çıkarır.
    Bir kimse hiçbir şey bilmese sadece Ayete'l-Kürsideki "Menzellezi yeşfu indehu İLLA BİİZNİH..." ayetini tefekkür etse fiillerin yegâne yaratıcısının Allah olduğunu çıkarabilir ve bilir.
    Rabbimiz akıl-fikir versin.
    sen benim yazdıklarımı okumamışsın yada anlamamışsın,sen hayır ve şer Allahtandır de işine devam et
  19. #10
    Profesör Emektar Üye adalı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10-09-2007
    Mesajlar
    1.913
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    10
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu

    Standart

    Özduygu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    Ayetler çerçevesinde; İRADE TEK, DİLEYEN TEK, ZUHUR EDEN HERŞEY ONUN DİLEMESİ SONUCU OLUŞUYOR; ÜZERİMİZDE DE SORUMLULUK (MÜKELLEFİYET) VAR VE HESAP VERECEĞİZ- VERİYORUZ!..

    Nasıl açıklarsınız. İnsan niçin sorumlu ?
    Allah-u Teâlâ “Âlim”dir. Her şeyi bilir. İlmi ezelisinde, kişinin dünyada neler yapacağını neler söyleyeceğini bütün icraatlarını, ahiretteki yerini biliyordu ve o şekilde takdir etmişti. Bildiği için de beyan etmişti. Çünkü hiçbir şey O’nun bilgisi dışında değildir. Kâinat da böyledir. İnsan da böyledir. Her şeyin filmi çekilmiş ve dürülmüş, kaseti tutulmuştur. O’nun hudutsuz bilgisi dışında, bir zerre ile mükevvenat arasında hiç fark yoktur.

    Allah-u Teâlâ Âyet,i kerime’sinde:

    “Biz herkesin dünyadaki amelini kendi boynuna doladık.” (İsrâ: 13) buyurduğu üzere; Hazret-i Allah insanoğlunun bütün icraatlarının filmini çekti. O filme göre insanın icraatları husule geliyor. Bizi dünyaya göndermesindeki maksat; biz kendimizi görelim ve bilelim içindir. Yoksa O’nun öğrenip, bizi bilmesi için değildir.

    “Allah onların geçmişlerini, geleceklerini de bilir. Kulların ilmi ise asla bunu kavrayamaz.” (Tâhâ: 110)

    “O hanginizin daha güzel amel işleyeceğinizi imtihan etmek için ölümü ve hayatı yaratandır.” (Mülk: 2)

    Biz insanlar göstereceğimiz sadakat nispetinde Cenâb-ı Hakk derecemizi ölçmüş ve bize vermiş olacak. Yoksa bizim ne yapacağımızı ezeli ilminde biliyordu. Bu şuna benzer; Şehirlerin giriş ve çıkışında levhalar bulunur. O şehre giriş, çıkış yaptığını öğrenmek içindir. Bunun gibi Hazret-i Allah da biz dünyaya gelmezden evvel girişimizi de çıkışımızı da takdir etmiştir.

    İman-küfür, itaat-isyan, hayır-şer... Bunların her biri insanın kabiliyetine göre Cenâb-ı Hakk’tan talep ettiği şeylerdir. Ne diledi ise o verilmiş ve verildiği şeyin yolu kendisine kolaylaştırılmıştır. Bir Âyet-i celile’de Hakk Celle ve Alâ Hazretleri:

    “Kim âhiret ekimini dilerse, onun ekimini artırırız. Kim de sâdece dünya ekimini isterse ona da yalnız bundan veririz. Âhirette ise onun hiçbir nasibi yoktur.” buyuruyor. (Şûrâ: 20)

    Birisi Hazret-i Allah’tan âhireti istiyor, iman ve taatı istiyor. Hazret-i Allah da ona o yolu kolaylaştırıyor, iyiliği sevdiği için ona iyilik yaptırıyor.

    “Bizim uğrumuzda mücâhede edenlere elbette yollarımızı gösteririz.” (Ankebut: 69)

    Azim nisbetinde Cenâb-ı Hakk kulunu destekliyor, hidayetini artırıyor ve önüne ışık tutuyor.

    Diğeri yalnız dünyâyı istediği için Cenâb-ı Hakk da onu müyesser kılıyor. Yani istediği için, kötülük yapmayı kolaylaştırıyor. Yaptıkça hoşlanıyor, böylece arzusuna nail olmuş oluyor. İyilik isteyene iyilik, kötülük isteyene kötülük veriyor.

    Buradaki maksat şu ki, yarın huzur-u ilâhîye çıktıkları zaman “Yâ Rabb’i, sen bizi dünyada istediğin gibi hareket ettirdin, bizim kabahatimiz ne?” diyemesinler.

    Hakk Celle ve Alâ Hazretleri Âyet-i kerime’de:

    “İşte bu şahidlendirme, kıyamet günü ‘Bizim bundan haberimiz yoktu’ dememeniz içindi.” (Â’raf: 172)

    Kullarının hep iyiliğini isteyen Hazret-i Allah, hiç kimseye cebren aslâ kötülük yaptırmaz. Herkese arzusu verilmiş ve herkes onları yapmaya koyulmuşlardır. Binâenaleyh bir kulun “Sâlâhımı isterse sâlâh olurum, etmezse olmam.” diyerek kaçamak yollar aramaya, yaptığı-yapacağı bütün kötü işlere bunu perde yapmaya hakkı yoktur. Kendi kendisini kandırmaktan başka bir şey yapmış olmaz. Şeytan işini kadere havale etti kâfir oldu, Âdem Aleyhisselâm Cenâb-ı Hakk’a sığındı. Cenâb-ı Hakk da onu affetti.

    Kula düşen şudur: Hazret-i Allah’a muhtaç olduğunu bilecek, O’ndan isteyecek, O’na sığınacak, O’na yalvaracak, O’na boyun bükecek, gözyaşı dökecek, O’nu bilecek başka bir şey bilmeyecek.

    Peygamber Aleyhimüsselâm Efendilerimiz masum oldukları halde ibadet ettiler. Aşere-i Mübeşşere -radiyallahu anhüm- Hazeratı cennetle müjdelenmelerine rağmen ibadetten bir an bile geri kalmadılar.

  20. 18-01-2008, 23:52
    #10
    Özduygu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    Ayetler çerçevesinde; İRADE TEK, DİLEYEN TEK, ZUHUR EDEN HERŞEY ONUN DİLEMESİ SONUCU OLUŞUYOR; ÜZERİMİZDE DE SORUMLULUK (MÜKELLEFİYET) VAR VE HESAP VERECEĞİZ- VERİYORUZ!..

    Nasıl açıklarsınız. İnsan niçin sorumlu ?
    Allah-u Teâlâ “Âlim”dir. Her şeyi bilir. İlmi ezelisinde, kişinin dünyada neler yapacağını neler söyleyeceğini bütün icraatlarını, ahiretteki yerini biliyordu ve o şekilde takdir etmişti. Bildiği için de beyan etmişti. Çünkü hiçbir şey O’nun bilgisi dışında değildir. Kâinat da böyledir. İnsan da böyledir. Her şeyin filmi çekilmiş ve dürülmüş, kaseti tutulmuştur. O’nun hudutsuz bilgisi dışında, bir zerre ile mükevvenat arasında hiç fark yoktur.

    Allah-u Teâlâ Âyet,i kerime’sinde:

    “Biz herkesin dünyadaki amelini kendi boynuna doladık.” (İsrâ: 13) buyurduğu üzere; Hazret-i Allah insanoğlunun bütün icraatlarının filmini çekti. O filme göre insanın icraatları husule geliyor. Bizi dünyaya göndermesindeki maksat; biz kendimizi görelim ve bilelim içindir. Yoksa O’nun öğrenip, bizi bilmesi için değildir.

    “Allah onların geçmişlerini, geleceklerini de bilir. Kulların ilmi ise asla bunu kavrayamaz.” (Tâhâ: 110)

    “O hanginizin daha güzel amel işleyeceğinizi imtihan etmek için ölümü ve hayatı yaratandır.” (Mülk: 2)

    Biz insanlar göstereceğimiz sadakat nispetinde Cenâb-ı Hakk derecemizi ölçmüş ve bize vermiş olacak. Yoksa bizim ne yapacağımızı ezeli ilminde biliyordu. Bu şuna benzer; Şehirlerin giriş ve çıkışında levhalar bulunur. O şehre giriş, çıkış yaptığını öğrenmek içindir. Bunun gibi Hazret-i Allah da biz dünyaya gelmezden evvel girişimizi de çıkışımızı da takdir etmiştir.

    İman-küfür, itaat-isyan, hayır-şer... Bunların her biri insanın kabiliyetine göre Cenâb-ı Hakk’tan talep ettiği şeylerdir. Ne diledi ise o verilmiş ve verildiği şeyin yolu kendisine kolaylaştırılmıştır. Bir Âyet-i celile’de Hakk Celle ve Alâ Hazretleri:

    “Kim âhiret ekimini dilerse, onun ekimini artırırız. Kim de sâdece dünya ekimini isterse ona da yalnız bundan veririz. Âhirette ise onun hiçbir nasibi yoktur.” buyuruyor. (Şûrâ: 20)

    Birisi Hazret-i Allah’tan âhireti istiyor, iman ve taatı istiyor. Hazret-i Allah da ona o yolu kolaylaştırıyor, iyiliği sevdiği için ona iyilik yaptırıyor.

    “Bizim uğrumuzda mücâhede edenlere elbette yollarımızı gösteririz.” (Ankebut: 69)

    Azim nisbetinde Cenâb-ı Hakk kulunu destekliyor, hidayetini artırıyor ve önüne ışık tutuyor.

    Diğeri yalnız dünyâyı istediği için Cenâb-ı Hakk da onu müyesser kılıyor. Yani istediği için, kötülük yapmayı kolaylaştırıyor. Yaptıkça hoşlanıyor, böylece arzusuna nail olmuş oluyor. İyilik isteyene iyilik, kötülük isteyene kötülük veriyor.

    Buradaki maksat şu ki, yarın huzur-u ilâhîye çıktıkları zaman “Yâ Rabb’i, sen bizi dünyada istediğin gibi hareket ettirdin, bizim kabahatimiz ne?” diyemesinler.

    Hakk Celle ve Alâ Hazretleri Âyet-i kerime’de:

    “İşte bu şahidlendirme, kıyamet günü ‘Bizim bundan haberimiz yoktu’ dememeniz içindi.” (Â’raf: 172)

    Kullarının hep iyiliğini isteyen Hazret-i Allah, hiç kimseye cebren aslâ kötülük yaptırmaz. Herkese arzusu verilmiş ve herkes onları yapmaya koyulmuşlardır. Binâenaleyh bir kulun “Sâlâhımı isterse sâlâh olurum, etmezse olmam.” diyerek kaçamak yollar aramaya, yaptığı-yapacağı bütün kötü işlere bunu perde yapmaya hakkı yoktur. Kendi kendisini kandırmaktan başka bir şey yapmış olmaz. Şeytan işini kadere havale etti kâfir oldu, Âdem Aleyhisselâm Cenâb-ı Hakk’a sığındı. Cenâb-ı Hakk da onu affetti.

    Kula düşen şudur: Hazret-i Allah’a muhtaç olduğunu bilecek, O’ndan isteyecek, O’na sığınacak, O’na yalvaracak, O’na boyun bükecek, gözyaşı dökecek, O’nu bilecek başka bir şey bilmeyecek.

    Peygamber Aleyhimüsselâm Efendilerimiz masum oldukları halde ibadet ettiler. Aşere-i Mübeşşere -radiyallahu anhüm- Hazeratı cennetle müjdelenmelerine rağmen ibadetten bir an bile geri kalmadılar.
  21. #11
    Arid Anil Cahilin Emektar Üye elmnightmare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    08-09-2007
    Yaş
    40
    Mesajlar
    1.731
    Beğenmiş
    3
    Beğenilmiş
    7
    Adı geçen
    1 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu

    Standart

    Sizi ve işlediklerinizi yaratan Allah'tır." (Saffat / 96)

    İnsanda yaratma vasfı yoktur. O, fiilini seçme hürriyetine sahiptir. İnsanın seçimine göre yaratma Allah'a aittir. İnsan ancak kâsibtir, müktesiptir, fiillerini kesb eder, kazanır.


    Fiili yaratan kuldur sözü mutezileye aittir...Ehli sünnetin itikadında bu yoktur...

  22. 19-01-2008, 00:01
    #11
    Sizi ve işlediklerinizi yaratan Allah'tır." (Saffat / 96)

    İnsanda yaratma vasfı yoktur. O, fiilini seçme hürriyetine sahiptir. İnsanın seçimine göre yaratma Allah'a aittir. İnsan ancak kâsibtir, müktesiptir, fiillerini kesb eder, kazanır.


    Fiili yaratan kuldur sözü mutezileye aittir...Ehli sünnetin itikadında bu yoktur...
  23. #12
    Paylaşımcı Katılımcı Üye bilgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    28-06-2006
    Mesajlar
    173
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu

    Standart

    Ankebut 40 – Onlardan her birini kendi suçu sebebiyle cezaya çarptırdık:
    Kiminin üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik,
    kimini korkunç bir gürültü bastırıverdi,
    kimini yerin dibine geçirdik,
    kimini de suda boğduk.
    Allah onlara zulmetmedi, onlar asıl kendi kendilerine zulmettiler.


    Nisa 79 – Ey insan! Sana gelen her iyilik Allah’tandır. Başına gelen her fenalık ise nefsindendir.


    Rum 41 – Allah’ın buyruklarını umursamayan şu insanların
    kendi tercihleri ile yaptıkları işler yüzünden karada ve denizde (bütün dünyada) bozukluk ortaya çıktı, nizam bozuldu.
    Doğru yola ve isabetli tutuma dönme fırsatı vermek için,

    Allah, yaptıklarının bazı kötü neticelerini onlara tattırır.

  24. 19-01-2008, 00:14
    #12
    Ankebut 40 – Onlardan her birini kendi suçu sebebiyle cezaya çarptırdık:
    Kiminin üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik,
    kimini korkunç bir gürültü bastırıverdi,
    kimini yerin dibine geçirdik,
    kimini de suda boğduk.
    Allah onlara zulmetmedi, onlar asıl kendi kendilerine zulmettiler.


    Nisa 79 – Ey insan! Sana gelen her iyilik Allah’tandır. Başına gelen her fenalık ise nefsindendir.


    Rum 41 – Allah’ın buyruklarını umursamayan şu insanların
    kendi tercihleri ile yaptıkları işler yüzünden karada ve denizde (bütün dünyada) bozukluk ortaya çıktı, nizam bozuldu.
    Doğru yola ve isabetli tutuma dönme fırsatı vermek için,

    Allah, yaptıklarının bazı kötü neticelerini onlara tattırır.
  25. #13
    Profesör Emektar Üye adalı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10-09-2007
    Mesajlar
    1.913
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    10
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu

    Standart

    Buhârî’nin rivayet ettiği bir Hadîs-i şerif’te Hazret-i Ali -radiyallahu anh- Efendimiz buyuruyorlar ki:

    “Bakî-i Gargad mezarlığında bir cenazede bulunuyorduk. Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yanımıza gelip oturdu. Biz de etrafına oturduk. Elinde bir asâ vardı. Başını eğdi ve asâsıyla yere vurmaya başladı. Sonra buyurdu ki:

    “Sizden hiçbiriniz müstesnâ olmamak üzere hepinizin cennetteki yeri de cehennemdeki yeri de yazılmıştır. Şakî veya said olacağı tesbit olunmuştur.”

    Bunun üzerine Ashâb-ı kiram’dan bir zât sordu:

    “Öyle ise yâ Resulellah, amel ve ibâdeti bırakıp Cenâb-ı Hakk’ın takdirine itimad edemez miyiz? Zira bizden saâdet ehli olanları, ilâhî takdir saâdet ehlinin ameline sevkeder, kişi cennete girer. Yine bizden şekâvet ehli olanları, ilâhî takdir şekâvet ehlinin ameline sevkeder, kişi cehenneme girer.”

    Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz cevâben:

    “Güzel ameller yapmaya devam edin. Çünkü herkes niçin yaratıldıysa, o iş kendisine kolaylaştırılmıştır. Saâdet ehli olan saâdet amelleri yapar. Şekâvet ehli olan ise şekâvet amelleri yapar.” buyurdu ve akabinde şu Âyet-i kerîme’leri okudu:

    “Kim ki (her şeyini Hakk’a) verir, masiyetten sakınır Allah’tan korkarsa ve o en güzel Kelime-i Tevhid’i tasdik ederse; biz de ona kolay yolu hazırlarız, hayra karşı tatlı bir arzu veririz.

    Fakat kim de hasislik edip inâyet-i ilâhîyeden kendisini müstağni görüp, o en güzel kelimeyi tekzip ederse, biz de ona en güç olanı kolaylaştırırız, hayra karşı bir isteksizlik veririz.” (Leyl: 5-10)

    Kişi baktığı zaman kendisini bu hakikat aynasında görebilir.

    Allah-u Teâlâ kişiyi cüz’i iradesi ile sorumlu tutacaktır.

    Âyet-i kerime’de:

    “İşlediklerinizden andolsun ki sorumlu tutulacaksınız.” buyuruluyor. (Nahl: 93)


  26. 19-01-2008, 00:19
    #13
    Buhârî’nin rivayet ettiği bir Hadîs-i şerif’te Hazret-i Ali -radiyallahu anh- Efendimiz buyuruyorlar ki:

    “Bakî-i Gargad mezarlığında bir cenazede bulunuyorduk. Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yanımıza gelip oturdu. Biz de etrafına oturduk. Elinde bir asâ vardı. Başını eğdi ve asâsıyla yere vurmaya başladı. Sonra buyurdu ki:

    “Sizden hiçbiriniz müstesnâ olmamak üzere hepinizin cennetteki yeri de cehennemdeki yeri de yazılmıştır. Şakî veya said olacağı tesbit olunmuştur.”

    Bunun üzerine Ashâb-ı kiram’dan bir zât sordu:

    “Öyle ise yâ Resulellah, amel ve ibâdeti bırakıp Cenâb-ı Hakk’ın takdirine itimad edemez miyiz? Zira bizden saâdet ehli olanları, ilâhî takdir saâdet ehlinin ameline sevkeder, kişi cennete girer. Yine bizden şekâvet ehli olanları, ilâhî takdir şekâvet ehlinin ameline sevkeder, kişi cehenneme girer.”

    Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz cevâben:

    “Güzel ameller yapmaya devam edin. Çünkü herkes niçin yaratıldıysa, o iş kendisine kolaylaştırılmıştır. Saâdet ehli olan saâdet amelleri yapar. Şekâvet ehli olan ise şekâvet amelleri yapar.” buyurdu ve akabinde şu Âyet-i kerîme’leri okudu:

    “Kim ki (her şeyini Hakk’a) verir, masiyetten sakınır Allah’tan korkarsa ve o en güzel Kelime-i Tevhid’i tasdik ederse; biz de ona kolay yolu hazırlarız, hayra karşı tatlı bir arzu veririz.

    Fakat kim de hasislik edip inâyet-i ilâhîyeden kendisini müstağni görüp, o en güzel kelimeyi tekzip ederse, biz de ona en güç olanı kolaylaştırırız, hayra karşı bir isteksizlik veririz.” (Leyl: 5-10)

    Kişi baktığı zaman kendisini bu hakikat aynasında görebilir.

    Allah-u Teâlâ kişiyi cüz’i iradesi ile sorumlu tutacaktır.

    Âyet-i kerime’de:

    “İşlediklerinizden andolsun ki sorumlu tutulacaksınız.” buyuruluyor. (Nahl: 93)

  27. #14
    Paylaşımcı Katılımcı Üye bilgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    28-06-2006
    Mesajlar
    173
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu

    Standart

    adalı Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    [B][FONT=Comic Sans MS]Buhârî’nin rivayet ettiği bir Hadîs-
    Güzel ameller yapmaya devam edin. Çünkü herkes niçin yaratıldıysa, o iş kendisine kolaylaştırılmıştır. Saâdet ehli olan saâdet amelleri yapar. Şekâvet ehli olan ise şekâvet amelleri yapar.”[/COLOR] [I]buyurdu ve akabinde şu Âyet-i kerîme’leri okudu:
    Neuzubillah bu tek kelimeyle cebirdir

  28. 19-01-2008, 00:24
    #14
    adalı Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    [B][FONT=Comic Sans MS]Buhârî’nin rivayet ettiği bir Hadîs-
    Güzel ameller yapmaya devam edin. Çünkü herkes niçin yaratıldıysa, o iş kendisine kolaylaştırılmıştır. Saâdet ehli olan saâdet amelleri yapar. Şekâvet ehli olan ise şekâvet amelleri yapar.”[/COLOR] [I]buyurdu ve akabinde şu Âyet-i kerîme’leri okudu:
    Neuzubillah bu tek kelimeyle cebirdir
  29. #15
    Doçent Doçent Türkay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    02-01-2007
    Mesajlar
    543
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu

    Standart

    İnsan kaderini ancak yaşadıktan sonra bilebilir.

  30. 19-01-2008, 12:46
    #15
    İnsan kaderini ancak yaşadıktan sonra bilebilir.
  31. #16
    Kıdemli Üye Kıdemli Üye bi husben - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    07-03-2007
    Mesajlar
    4.577
    Beğenmiş
    481
    Beğenilmiş
    968
    Adı geçen
    13 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu

    Standart

    fakiri Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    alıntı :
    Çünkü bir çok fiili Allah değil, insanın kendisi yaratır.Fiille, fiilin yapılmasına olanak sağlama olguları maalesef birbirine karıştırılmıştır.

    Asıl yanlış düşünce budur. Bütün fiillerin yaratan ve onlara müsade eden FAİL-İ MUTLAK olan Rabbimizdir. Esasen böyle bir inanca sahip olmayn müslümanlığın içine dahil olmuş mudur, olmamış mıdır bu şüphelidir. Çünkü, herhangi bir fiili Cenab-ı Hak'ka atfetmemek yani onun izni olmadan meydana gelebileceğini düşünmek insanı dinden çıkarır.
    Bir kimse hiçbir şey bilmese sadece Ayete'l-Kürsideki "Menzellezi yeşfu indehu İLLA BİİZNİH..." ayetini tefekkür etse fiillerin yegâne yaratıcısının Allah olduğunu çıkarabilir ve bilir.
    Rabbimiz akıl-fikir versin.

    szin düşüncenize göre yaratan ve yaratılan bir olduğuna göre bir sorun olmaması lazım


    bakın piri azamlardan biri ne demiş



    Ey canı biz ve ben kaydından kurtulan! Ey erkek te kadında söze ve vasfa sığmaz ruh!
    Erkek, kadın kaydı kalkıp bir olunca o bir, sensin. Birler de aradan kalkınca kalan yalnız sensin.
    Kendi kendinle huzur tavlasını oynamak için bu “ben” ve “biz”i vücuda getirdin.
    Bu suretle “ben” ve “sen”ler, umumiyetle bir can haline gelirler, sonun da sevgiliye mustağrak olurlar. ( Şark İslâm Klasikleri, Mesnevi. Mevlâna, Cilt 1. Sayfa 143 Bent 1785-1786-1788. ).

    Burada da, dediğine göre, Allah, kendi kendisiyle oyun oymak için, kedisinden bir parça olarak öbür yaratıkları meydana getirmiş.




    Böylece iyi ve kötü, doğru ve yanlış diye bir şey olmadığını, oynananın sadece karşı rakipler olmadığından , ciddiyeti olmayan bir oyun olduğunu söylemekte, dolayısıyla da Sofizmin bu husustaki temel düşüncesini vurgulamaya çalışıyor. Hatta mesnevinin 2467-2468. Beyitlerinde Firavun’a, Musa demekle, Musa ile Firavunun aynı şahıs olduğunu, dolayısıyla küfür ile İmanın aynı şey olduğunu söylüyor. Şöyle ki:

    “Renksizlik âlemi, renge esir olunca bir Mûsa, öbür Mûsa ile savaşa düştü.
    Renksizlik âlemine ulaşırsan Mûsa ile Firavun’un karıştığı âleme erişirsin.” ( Mesnevi. Mevlâna, Cilt 1. Sayfa 198 Bent 2467-2468. ).



    renksizlik alemndi musa diğer musayla savasa düştü diğer musa firavun oluyor tabiki bu zata göre


    ha bide cehennemde yanacam diye korkmayın çünkü çünkü başka bir pirul azama göre cehenmedeki azap sadece tatlı bir kaşıntıdan ibaretmiş


    Sabah oldu, ey sabahın penehı Tanrı ! (Ben özür serdedemiyorum), bize hizmet eden Husâmeddin’den sen özür dile!”
    “Akl-Küll’ün ve canın özür diliyeni sensin;
    canların canı, mercanın parıltısı sensin.”
    “Sabahın nuru parladı, bize de bu sabah çağında senin Mansur şarabını içmekteyiz.” ( Şark İslâm Klasikleri, Mesnevi. Mevlâna, M.E.G.S.B. Yayınları, İstanbul 1988 çeviren Veled İzbudak. Cilt 1. Sayfa 144 Bent 1807-8-9. ).

    Mevlâna bu sözleriyle, ben Allah’ım diyen Hallacı Mansur gibi sabaha kadar Vahdet-i Vücûd’çuluk yaptığını söylemekte bununla da (haşa) “sen Husameddin’den özür dile” demek suretiyle Allah’a minnet etmektedir.



  32. 19-01-2008, 13:01
    #16
    fakiri Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    alıntı :
    Çünkü bir çok fiili Allah değil, insanın kendisi yaratır.Fiille, fiilin yapılmasına olanak sağlama olguları maalesef birbirine karıştırılmıştır.

    Asıl yanlış düşünce budur. Bütün fiillerin yaratan ve onlara müsade eden FAİL-İ MUTLAK olan Rabbimizdir. Esasen böyle bir inanca sahip olmayn müslümanlığın içine dahil olmuş mudur, olmamış mıdır bu şüphelidir. Çünkü, herhangi bir fiili Cenab-ı Hak'ka atfetmemek yani onun izni olmadan meydana gelebileceğini düşünmek insanı dinden çıkarır.
    Bir kimse hiçbir şey bilmese sadece Ayete'l-Kürsideki "Menzellezi yeşfu indehu İLLA BİİZNİH..." ayetini tefekkür etse fiillerin yegâne yaratıcısının Allah olduğunu çıkarabilir ve bilir.
    Rabbimiz akıl-fikir versin.

    szin düşüncenize göre yaratan ve yaratılan bir olduğuna göre bir sorun olmaması lazım


    bakın piri azamlardan biri ne demiş



    Ey canı biz ve ben kaydından kurtulan! Ey erkek te kadında söze ve vasfa sığmaz ruh!
    Erkek, kadın kaydı kalkıp bir olunca o bir, sensin. Birler de aradan kalkınca kalan yalnız sensin.
    Kendi kendinle huzur tavlasını oynamak için bu “ben” ve “biz”i vücuda getirdin.
    Bu suretle “ben” ve “sen”ler, umumiyetle bir can haline gelirler, sonun da sevgiliye mustağrak olurlar. ( Şark İslâm Klasikleri, Mesnevi. Mevlâna, Cilt 1. Sayfa 143 Bent 1785-1786-1788. ).

    Burada da, dediğine göre, Allah, kendi kendisiyle oyun oymak için, kedisinden bir parça olarak öbür yaratıkları meydana getirmiş.




    Böylece iyi ve kötü, doğru ve yanlış diye bir şey olmadığını, oynananın sadece karşı rakipler olmadığından , ciddiyeti olmayan bir oyun olduğunu söylemekte, dolayısıyla da Sofizmin bu husustaki temel düşüncesini vurgulamaya çalışıyor. Hatta mesnevinin 2467-2468. Beyitlerinde Firavun’a, Musa demekle, Musa ile Firavunun aynı şahıs olduğunu, dolayısıyla küfür ile İmanın aynı şey olduğunu söylüyor. Şöyle ki:

    “Renksizlik âlemi, renge esir olunca bir Mûsa, öbür Mûsa ile savaşa düştü.
    Renksizlik âlemine ulaşırsan Mûsa ile Firavun’un karıştığı âleme erişirsin.” ( Mesnevi. Mevlâna, Cilt 1. Sayfa 198 Bent 2467-2468. ).



    renksizlik alemndi musa diğer musayla savasa düştü diğer musa firavun oluyor tabiki bu zata göre


    ha bide cehennemde yanacam diye korkmayın çünkü çünkü başka bir pirul azama göre cehenmedeki azap sadece tatlı bir kaşıntıdan ibaretmiş


    Sabah oldu, ey sabahın penehı Tanrı ! (Ben özür serdedemiyorum), bize hizmet eden Husâmeddin’den sen özür dile!”
    “Akl-Küll’ün ve canın özür diliyeni sensin;
    canların canı, mercanın parıltısı sensin.”
    “Sabahın nuru parladı, bize de bu sabah çağında senin Mansur şarabını içmekteyiz.” ( Şark İslâm Klasikleri, Mesnevi. Mevlâna, M.E.G.S.B. Yayınları, İstanbul 1988 çeviren Veled İzbudak. Cilt 1. Sayfa 144 Bent 1807-8-9. ).

    Mevlâna bu sözleriyle, ben Allah’ım diyen Hallacı Mansur gibi sabaha kadar Vahdet-i Vücûd’çuluk yaptığını söylemekte bununla da (haşa) “sen Husameddin’den özür dile” demek suretiyle Allah’a minnet etmektedir.


+ Yeni Konu aç
Sayfa 1/3 123 SonSon

Benzer Konular

  1. İnsan niçin kibirlenir?
    By bulut_bey79 in forum İSLAMİ HAYAT
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 13-06-2013, 00:08
  2. İnsan niçin gıybet eder?..
    By bulut_bey79 in forum İSLAMİ HAYAT
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28-09-2011, 22:21
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21-04-2010, 19:26
  4. İnsan Niçin Yaratılmıştır?
    By MAV!M in forum DİNİ SORULARINIZ
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 23-03-2010, 19:44
  5. İnsan Niçin Evlenir?
    By ziruh in forum AİLE ve ÇOCUK
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 17-02-2010, 17:04

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •