Etiketlenen üyelerin listesi

Ebu Leheb'in karısı kendisi ile ilgili ayet indiğini duyunca ne yaptı?

Ebu Leheb'in Karısı Ümmü Cemil'in Peygamberimiz (a.s.)a Düşmanlığı ve İşkenceleri Ebu Leheb'in karısı Ümmü Cemil ki, Ebu Süfyan'ın kızkardeşi ve Muaviye b. Ebi Süfyan'ın da halası idi-Peygamberimiz (a.s.)a düşmanlıkta aşırı gider; küfründe, inkârında ve inadında kocasına yardımcı olurdu. Ümmü Cemil her gece pıtrakları, dikenleri, dikenli ağaç dallarını toplayıp büyük demet yapar, boynuna bağlar, geceleyin ayağına batsın yaralar açsın diye Peygamberimiz (a.s.)ın geçeceği yollara

Bu konu 20110 kez görüntülendi 85 yorum aldı ...

Sayfa 1/6 123456 SonSon
  1. #1
    Profesör Emektar Üye adalı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10-09-2007
    Mesajlar
    1.913
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    10
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu

    Reklamsız forum için Üye Olmalısınız.

    Standart Ebu Leheb'in karısı kendisi ile ilgili ayet indiğini duyunca ne yaptı?

    Ebu Leheb'in Karısı Ümmü Cemil'in Peygamberimiz (a.s.)a Düşmanlığı ve İşkenceleri


    Ebu Leheb'in karısı Ümmü Cemil
    [372] ki, Ebu Süfyan'ın kızkardeşi ve Muaviye b. Ebi Süfyan'ın da halası idi-Peygamberimiz (a.s.)a düşmanlıkta aşırı gider;[373] küfründe, inkârında ve inadında kocasına yardımcı olurdu. [374]

    Ümmü Cemil her gece [375] pıtrakları,[376] dikenleri,[377] dikenli ağaç dallarını[378] toplayıp [379] büyük demet yapar, boynuna bağlar, [380] geceleyin [381] ayağına batsın [382] yaralar açsın diye Peygamberimiz (a.s.)ın geçeceği yollara atar, saçardı. [383]

    Peygamberimiz (a.s.) ise, onlara kum yığınına,[384] ipeküzerine[385] basar gibi basar, geçerdi. [386]

    Yüce Allah, gerek Ebu Leheb, gerek karısı Ümmü Cemil hakkında indirdiği sûrede:

    "Yuh oldu iki eli Ebu Leheb'in, kendisi de yuh oldu!
    Ona ne malı yarar verdi, ne de kazandığı!
    O da, boğazında kıskıvrak bükülmüş bir urgan bulunduğu halde odun hammalı olarak karısı da, yaslanacak bir alevli ateşe!"
    [387] buyurdu; onların âhiretteki durumlarını duyurdu.[388]

    Ümmü Cemil kendisi ve kocası hakkında Tebbet sûresinin indiğini işitince [389] Peygamberimiz (a.s.)ın Hz. Ebu Bekir ile birlikte [390] Kabe Mescidinde [391]* oturduğu sırada oraya vardı. Kendisinin elinde bir taş bulunuyordu. [392]
    Hz. Ebu Bekir, onu görünce, [393] Peygamberimiz (a.s.)a:
    "Yâ Rasûlallah! Bu Ümmü Cemil'dir. [394] Eziyet edici bir kadındır. [395] Sana doğru[396] geliyor! Onun seni görmesinden korkuyorum! [397] Keşke bu kadın sana bir zarar vermeden, [398] eziyet etmeden [399] kalkıp gitmiş olsaydın, [400] bir köşeye çekilseydin!" dedi.[401]

    Peygamberimiz (a.s.):

    "O beni göremez!" buyurdu.
    [402]

    Gerçekten de, Ümmü Cemil Peygamberimiz (a.s.)ı göremedi! Yüce Allah ona göstermedi.

    O ancak Hz. Ebu Bekir'i görebildi. Gelip, Hz. Ebu Bekir'in başına dikildi.
    [403] Ona:

    "Ey Ebu Bekir! Arkadaşın nerede?" diye sordu.
    [404]

    Hz. Ebu Bekir:
    "Ne yapacaksın onu? [405] Sen benim yanımda hiç kimse görmüyor musun?" dedi.

    Ümmü Cemil:

    "Benimle alay etme! Ben senin yanında senden başkasını göremiyorum [406]. Bana haber verildi ki, arkadaşın beni hicvetmiş. [407]
    O şairse, [408] vallahi, ben de şair bir kadınım. [409] Kocam da şairdir. [410]
    İşte, ben de onu hicvediyorum: [411]

    'Biz o verilmişe isyan ediyoruz.
    Onun peygamberlik işinden yüz çeviriyoruz.
    Onun dininden hiç hoşlanmıyoruz.'
    [412]

    Vallahi, onu bulsaydım, sutaşı kendisinin ağzına vuracaktım!" dedi. [413]

    Hz. Ebu Bekir:
    "Hayır! [414] Vallahi, arkadaşım şair değildir. [415] O şiir söylemez de. [416]
    Şu Beyt'in (Kabe'nin) Rabbine andolsun ki, o seni hicvetmiş değildir" dedi. [417]

    Ümmü Cemil:
    "Muhakkak ki, sen benim katımda doğru sözlüsündür.
    Kureyşîler iyi bilir ki, ben onların ulu kişilerinin
    [418] kızıyımdır!" diyerek dönüp gidince, [419] Hz. Ebu Bekir:

    "Yâ Rasûlallah! O seni görmedi mi?" diye sordu.

    Peygamberimiz (a.s.):

    "Beni görmedi! Allah onun gözünü alıp beni göremez hale getirdi!" buyurdu.
    [420]





    [372] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c.1, s. 380, Belânın, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1,s.12O.

    [373] Fahru'r-R âzı, Tefsir, c. 32, s. 171, Hâzin, Tefsir, c. 4, s. 425, Ebu'l-Fidâ, Tefsir, c. 4, s. 564.

    [374] Ebu'l-Fidâ, Tefsir, c. 4, s. 564.

    [375] Kurtubİ, Tefsir, c. 20, s. 240.

    [376] Fahru'r-Râzî, Tefsir, c. 32, s. 171, Kurtubi, Tefsir, c. 20, s. 240, Nesefi, Medârik, c. 4, s. 382, Hâzin, Tefsir, c. 4, s. 425,Beyzâvî, Tefsir, c. 2, s. 581, E bussuud, Tefsir, c. 9, s. 211.

    [377] İbn İshak, İbn Hisam, Sîre, c. 1, s. 380, Taberî, Tefsir, c. 30, s. 338, Fahru'r-Râzî, Tefsir, c. 32, s. 171.

    [378] Belâzulî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 122, Taberî, Tefsir, c. 30, s. 339, Hâzin, Tefsir, c. 4, s. 425.

    [379] Taberî, Tefsir, c. 30, s. 338-339.

    [380] Zemahşeri, Ke ssâf, c. 4, s. 297, F ahru'r-R â zf, Tefsir, c. 32, s. 171,1 73, M eseff, M edârik, c. 4, s. 38 2, 383.

    [381] Taberî, c. 30, s. 339, Fahru'r-RâzT, c. 32, s. 171 , Kurtubi, c. 20, s. 240, Nesefi, c. 4, s. 382, Hâzin, c. 4, s. 425, Beyzâvî,c.2,s.581,Ebussuud,c.9,s. 211.

    [382] Taberî, Tefsir, c. 30, s. 338.

    [383] İbn İshak, İbn Hişam, c. 1, s. 380, Belâzurî, Ensâb, c. 1, s. 122, Taberî, c. 30, s. 339, Fahru'r-Râzî, c. 32, s. 171, Kurtubi,c. 20, s. 240, Nesefi, c. 4, s. 382, Beyzâvî, c. 2, s. 581, E bussuud, c. 9, s. 211 .

    [384] Taberî, Tefsir, c. 30, s. 339, Kadı I yaz, eş-Şifâ, c. 1, s. 291.

    [385] Kurtubi, Tefsir, c. 20, s. 240, Ebussuud, c. 9, s. 211.

    [386] Taberî, c. 30, s. 339, Kadı I yaz, eş-Şifâ, c. 1, s. 291, Kurtubi, c. 20, s. 240. Ebussuud, c. 9, s. 211.

    [387] Tebbet: 1-5.

    [388] İbn İshak, İbn Hisam, c. 1, s. 380, İbnSa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1, s. 200, Ahmed b. Hanbel, Müsned, c.1 ,s. 281, Buhârî,Sahih, c. 6, s. 17, Müslim , Sahih, c. 1,s.194, Belâzurî, Ensâb, c. 1.S.120,121, Taberî, Târih, c. 2, s. 216, Beyhakî, Delâil, c. 2, s.183, Begavf, Mesâbfhu's-sünne, c. 2, s. 175, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 1, s. 184, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 60-61.

    [389]

    [390] İbn İshak, İbn Hişam, c. 1, s. 381, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 1 23, Beyhakî,D el âil ü'n-nübüvve, c. 2, s. 195, Kadı Iyaz,eş-Şifâ,c.1, s. 291 , F ahru 'r-R âzf, Tefsir, c. 32, s. 17 3, M uhi bbüt-Ta berf, R ı yâdu 'n-n adrâ,c. 1, s. 81, K urt ubf, Tefsir, c. 20, s. 234, İ bn Seyyi d, U yun u'l-eser, c. 1, s. 102, Zeheb f, T ârfh u'l-İ si âm, s. 147, E bu'l -Fi dâ, Tefsir, c. 4,s. 565, Diyarbekrî, Hamfs, c. 1, s. 288.

    [391] İbn İshak, İbn Hişam, c.1 , s. 381, Belâzurî, Ensâb, c. 1, s. 123, Beyhakî, c. 2, s. 195, Kadı lyaz, c. 1, s. 291 , Fahru'r-Râzî, c. 32, s. 172, Muhibbü't-Taberî, c. 1, s. 81, Kurtubi, c. 20, s. 234, Zehebı, s. 147, Ebu'l-Fidâ, Tefsir, c. 4, s. 565.

    * Hicr'de (Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316).

    [392] İbn İshak, İbn Hişam, t 1, s. 381-382, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316, Beyhakî, c. 2, s. 195, Fahru'r-Râzî, c.32, s.17, Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 81, Kurtubi, Tefsir, c. 20, s. 234, Zehebî, Târih, s. 147, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565, Diyarbekrî, Hamfs, c.1,s. 288.

    [393] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316, Beyhakî, c. 2, s. 195, Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 80, 81, İbn Seyyid, Uyun, c. 1 , s. 103,Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565.

    [394] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316.

    [395] Ebu Nuaym, D el âil ü'n-nübüvve, c. 1, s. 193, İbn Seyyid, Uyun, c. 1, s. 103, Kastalani, Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1, s. 62.

    [396] Fahru'r-Râzî, Tefsir, c. 32, s. 172.

    [397] Beyhakî, Delâil, c. 2, s. 195, Fahru'r-Râzî, c. 32, s. 1 72, Muhibbü't-Taberî, c. 1, s. 81, Zehebî, s. 147, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s.565.

    [398] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316.

    [399] Ebu Nuaym, c. 1, s. 193, İ bn Seyyid, c. 1 , s. 103, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565.

    [400] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 103.

    [401] E b u N uaym .Delâil ü'n-nübüvve, c. 1, s. 193, E bu 'I-Fi dâ, Tefsir, c. 4, s. 565, K asta lânf, M evâ hibu'l -ledün niye, c. 1, s. 6 2.

    [402] Ezrakî, c. 1 , s. 316, Ebu Nuaym, c. 1, s. 193, Beyhakî, c. 2, s. 195, Fahru'r-Râzî, c. 32, s. 172, Muhibbüt-Taberî, c. 1,s.81, İbn Seyyid, c. 1, s. 103, 147, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565.

    [403] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 1, s. 381, Ezrakî, c. 1, s. 316, Belâzurî, c. 1, s. 81, Kurtubi, c. 20, s. 234, Ebu'l-Fidâ, c. 4,s. 565.

    [404] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c.1, s. 381, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 123, Kadı lyaz, eş-Şifâ, c.1, s. 291.

    [405] Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 123.

    [406] Diyarbekrî, Târıhu'l-hamıs, c. 1, s. 288.

    [407] İbn İshak, İbn Hişam, c.1, s. 381, Ezrakî, c. 1, s. 316, Belâzurî, c. 1, s. 123, Beyhakî, c. 2, s. 195, Kadı lyaz, c.1, s. 291 ,Fahru'r-Râzî, Tefsir, c. 32, s. 172, Muhibbüt-Taberî, R ı yâdu 'n-n adrâ, c. 1, s. 81, Kurtubi, Tefsir, c. 20, s. 234, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1 , s. 103, Zehebî, Târıhu'l-İslâm, s. 147, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565, Kastalani, Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1, s. 62, Diyarbekrî,Hamfs, c.1, s. 288.

    [408] Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 123.

    [409] İbn İshak, İbn Hişam, c. 1, s. 381, Ezrakî, c. 1, s. 316, Kurtubi, c. 20, s. 234.

    [410] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316.

    [411] Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 122, Zehebî, Târîhu'l-İslâm, s. 147.

    [412] İbn İshak, İbn Hişam, c. 1, s. 381-382, Belâzurî, c. 1, s. 122, Fahru'r-Râzî, c. 32, s. 172, Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 80,Kurtubi, t 20, s. 234, Zehebî, s. 147, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565, Kastalani, İrşâdü's-sârf, c. 6, s. 25, Diyarbekrî, c. 1,s.288.

    [413] İbn İshak, İbn Hişam, c. 1,s. 381, Belâzurî, c. 1, s. 123, Kadı Iyaz c.1, s. 291, Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 81, Kurtubi, c.20, s. 234.

    [414] Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 195, Fahru'r-Râzî, c. 32, s. 172, Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 81, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 103, Zehebî, s. 147, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565.

    [415] Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 81, Kastalani, Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1, s. 62.

    [416] Ebu Nuaym , Delâil, c. 1, s. 194, İbn Seyyid, c. 1, s. 103, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565, Kastalani, Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1, s. 62.

    [417] Beyhaki, D el âil ü'n-nübüvve, c. 2, s. 195, F ahru'r-Râ zf, c. 32, s. 172, M u hibbü't-Taberî, c. 1, s. 81, Ze hebi, T ârıhu'l -İslâm, s. 147.

    [418] Ebu Nuaym, Delâilü'n-nübüvve, c. 1, s. 193, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 103, Ebu'l-Fidâ, Tefsir, c. 4, s. 565.

    [419] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 1, s. 382, Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 195, Fahru'r-Râzî, Tefsir, c. 32, s. 172, Muhibbüt-Taberî, Rıyâdu'n-nadrâ, c. 1, s. 81, Kurtubi, Tefsir, c. 20, s. 234-235, Zehebî, Târıhu'l-İslâm, s. 1 47.

    [420] İbn İshak, İbn Hişam, c. 1, s. 234-235, Zehebî, Târıhu'l-İslâm, s. 147.



    İslam Tarihi

    Asım Köksal
    dostluk (06-01-2015) Bunu beğendi.

  2. 07-02-2008, 00:14
    #1
    Ebu Leheb'in Karısı Ümmü Cemil'in Peygamberimiz (a.s.)a Düşmanlığı ve İşkenceleri


    Ebu Leheb'in karısı Ümmü Cemil
    [372] ki, Ebu Süfyan'ın kızkardeşi ve Muaviye b. Ebi Süfyan'ın da halası idi-Peygamberimiz (a.s.)a düşmanlıkta aşırı gider;[373] küfründe, inkârında ve inadında kocasına yardımcı olurdu. [374]

    Ümmü Cemil her gece [375] pıtrakları,[376] dikenleri,[377] dikenli ağaç dallarını[378] toplayıp [379] büyük demet yapar, boynuna bağlar, [380] geceleyin [381] ayağına batsın [382] yaralar açsın diye Peygamberimiz (a.s.)ın geçeceği yollara atar, saçardı. [383]

    Peygamberimiz (a.s.) ise, onlara kum yığınına,[384] ipeküzerine[385] basar gibi basar, geçerdi. [386]

    Yüce Allah, gerek Ebu Leheb, gerek karısı Ümmü Cemil hakkında indirdiği sûrede:

    "Yuh oldu iki eli Ebu Leheb'in, kendisi de yuh oldu!
    Ona ne malı yarar verdi, ne de kazandığı!
    O da, boğazında kıskıvrak bükülmüş bir urgan bulunduğu halde odun hammalı olarak karısı da, yaslanacak bir alevli ateşe!"
    [387] buyurdu; onların âhiretteki durumlarını duyurdu.[388]

    Ümmü Cemil kendisi ve kocası hakkında Tebbet sûresinin indiğini işitince [389] Peygamberimiz (a.s.)ın Hz. Ebu Bekir ile birlikte [390] Kabe Mescidinde [391]* oturduğu sırada oraya vardı. Kendisinin elinde bir taş bulunuyordu. [392]
    Hz. Ebu Bekir, onu görünce, [393] Peygamberimiz (a.s.)a:
    "Yâ Rasûlallah! Bu Ümmü Cemil'dir. [394] Eziyet edici bir kadındır. [395] Sana doğru[396] geliyor! Onun seni görmesinden korkuyorum! [397] Keşke bu kadın sana bir zarar vermeden, [398] eziyet etmeden [399] kalkıp gitmiş olsaydın, [400] bir köşeye çekilseydin!" dedi.[401]

    Peygamberimiz (a.s.):

    "O beni göremez!" buyurdu.
    [402]

    Gerçekten de, Ümmü Cemil Peygamberimiz (a.s.)ı göremedi! Yüce Allah ona göstermedi.

    O ancak Hz. Ebu Bekir'i görebildi. Gelip, Hz. Ebu Bekir'in başına dikildi.
    [403] Ona:

    "Ey Ebu Bekir! Arkadaşın nerede?" diye sordu.
    [404]

    Hz. Ebu Bekir:
    "Ne yapacaksın onu? [405] Sen benim yanımda hiç kimse görmüyor musun?" dedi.

    Ümmü Cemil:

    "Benimle alay etme! Ben senin yanında senden başkasını göremiyorum [406]. Bana haber verildi ki, arkadaşın beni hicvetmiş. [407]
    O şairse, [408] vallahi, ben de şair bir kadınım. [409] Kocam da şairdir. [410]
    İşte, ben de onu hicvediyorum: [411]

    'Biz o verilmişe isyan ediyoruz.
    Onun peygamberlik işinden yüz çeviriyoruz.
    Onun dininden hiç hoşlanmıyoruz.'
    [412]

    Vallahi, onu bulsaydım, sutaşı kendisinin ağzına vuracaktım!" dedi. [413]

    Hz. Ebu Bekir:
    "Hayır! [414] Vallahi, arkadaşım şair değildir. [415] O şiir söylemez de. [416]
    Şu Beyt'in (Kabe'nin) Rabbine andolsun ki, o seni hicvetmiş değildir" dedi. [417]

    Ümmü Cemil:
    "Muhakkak ki, sen benim katımda doğru sözlüsündür.
    Kureyşîler iyi bilir ki, ben onların ulu kişilerinin
    [418] kızıyımdır!" diyerek dönüp gidince, [419] Hz. Ebu Bekir:

    "Yâ Rasûlallah! O seni görmedi mi?" diye sordu.

    Peygamberimiz (a.s.):

    "Beni görmedi! Allah onun gözünü alıp beni göremez hale getirdi!" buyurdu.
    [420]





    [372] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c.1, s. 380, Belânın, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1,s.12O.

    [373] Fahru'r-R âzı, Tefsir, c. 32, s. 171, Hâzin, Tefsir, c. 4, s. 425, Ebu'l-Fidâ, Tefsir, c. 4, s. 564.

    [374] Ebu'l-Fidâ, Tefsir, c. 4, s. 564.

    [375] Kurtubİ, Tefsir, c. 20, s. 240.

    [376] Fahru'r-Râzî, Tefsir, c. 32, s. 171, Kurtubi, Tefsir, c. 20, s. 240, Nesefi, Medârik, c. 4, s. 382, Hâzin, Tefsir, c. 4, s. 425,Beyzâvî, Tefsir, c. 2, s. 581, E bussuud, Tefsir, c. 9, s. 211.

    [377] İbn İshak, İbn Hisam, Sîre, c. 1, s. 380, Taberî, Tefsir, c. 30, s. 338, Fahru'r-Râzî, Tefsir, c. 32, s. 171.

    [378] Belâzulî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 122, Taberî, Tefsir, c. 30, s. 339, Hâzin, Tefsir, c. 4, s. 425.

    [379] Taberî, Tefsir, c. 30, s. 338-339.

    [380] Zemahşeri, Ke ssâf, c. 4, s. 297, F ahru'r-R â zf, Tefsir, c. 32, s. 171,1 73, M eseff, M edârik, c. 4, s. 38 2, 383.

    [381] Taberî, c. 30, s. 339, Fahru'r-RâzT, c. 32, s. 171 , Kurtubi, c. 20, s. 240, Nesefi, c. 4, s. 382, Hâzin, c. 4, s. 425, Beyzâvî,c.2,s.581,Ebussuud,c.9,s. 211.

    [382] Taberî, Tefsir, c. 30, s. 338.

    [383] İbn İshak, İbn Hişam, c. 1, s. 380, Belâzurî, Ensâb, c. 1, s. 122, Taberî, c. 30, s. 339, Fahru'r-Râzî, c. 32, s. 171, Kurtubi,c. 20, s. 240, Nesefi, c. 4, s. 382, Beyzâvî, c. 2, s. 581, E bussuud, c. 9, s. 211 .

    [384] Taberî, Tefsir, c. 30, s. 339, Kadı I yaz, eş-Şifâ, c. 1, s. 291.

    [385] Kurtubi, Tefsir, c. 20, s. 240, Ebussuud, c. 9, s. 211.

    [386] Taberî, c. 30, s. 339, Kadı I yaz, eş-Şifâ, c. 1, s. 291, Kurtubi, c. 20, s. 240. Ebussuud, c. 9, s. 211.

    [387] Tebbet: 1-5.

    [388] İbn İshak, İbn Hisam, c. 1, s. 380, İbnSa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1, s. 200, Ahmed b. Hanbel, Müsned, c.1 ,s. 281, Buhârî,Sahih, c. 6, s. 17, Müslim , Sahih, c. 1,s.194, Belâzurî, Ensâb, c. 1.S.120,121, Taberî, Târih, c. 2, s. 216, Beyhakî, Delâil, c. 2, s.183, Begavf, Mesâbfhu's-sünne, c. 2, s. 175, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 1, s. 184, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 60-61.

    [389]

    [390] İbn İshak, İbn Hişam, c. 1, s. 381, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 1 23, Beyhakî,D el âil ü'n-nübüvve, c. 2, s. 195, Kadı Iyaz,eş-Şifâ,c.1, s. 291 , F ahru 'r-R âzf, Tefsir, c. 32, s. 17 3, M uhi bbüt-Ta berf, R ı yâdu 'n-n adrâ,c. 1, s. 81, K urt ubf, Tefsir, c. 20, s. 234, İ bn Seyyi d, U yun u'l-eser, c. 1, s. 102, Zeheb f, T ârfh u'l-İ si âm, s. 147, E bu'l -Fi dâ, Tefsir, c. 4,s. 565, Diyarbekrî, Hamfs, c. 1, s. 288.

    [391] İbn İshak, İbn Hişam, c.1 , s. 381, Belâzurî, Ensâb, c. 1, s. 123, Beyhakî, c. 2, s. 195, Kadı lyaz, c. 1, s. 291 , Fahru'r-Râzî, c. 32, s. 172, Muhibbü't-Taberî, c. 1, s. 81, Kurtubi, c. 20, s. 234, Zehebı, s. 147, Ebu'l-Fidâ, Tefsir, c. 4, s. 565.

    * Hicr'de (Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316).

    [392] İbn İshak, İbn Hişam, t 1, s. 381-382, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316, Beyhakî, c. 2, s. 195, Fahru'r-Râzî, c.32, s.17, Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 81, Kurtubi, Tefsir, c. 20, s. 234, Zehebî, Târih, s. 147, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565, Diyarbekrî, Hamfs, c.1,s. 288.

    [393] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316, Beyhakî, c. 2, s. 195, Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 80, 81, İbn Seyyid, Uyun, c. 1 , s. 103,Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565.

    [394] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316.

    [395] Ebu Nuaym, D el âil ü'n-nübüvve, c. 1, s. 193, İbn Seyyid, Uyun, c. 1, s. 103, Kastalani, Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1, s. 62.

    [396] Fahru'r-Râzî, Tefsir, c. 32, s. 172.

    [397] Beyhakî, Delâil, c. 2, s. 195, Fahru'r-Râzî, c. 32, s. 1 72, Muhibbü't-Taberî, c. 1, s. 81, Zehebî, s. 147, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s.565.

    [398] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316.

    [399] Ebu Nuaym, c. 1, s. 193, İ bn Seyyid, c. 1 , s. 103, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565.

    [400] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 103.

    [401] E b u N uaym .Delâil ü'n-nübüvve, c. 1, s. 193, E bu 'I-Fi dâ, Tefsir, c. 4, s. 565, K asta lânf, M evâ hibu'l -ledün niye, c. 1, s. 6 2.

    [402] Ezrakî, c. 1 , s. 316, Ebu Nuaym, c. 1, s. 193, Beyhakî, c. 2, s. 195, Fahru'r-Râzî, c. 32, s. 172, Muhibbüt-Taberî, c. 1,s.81, İbn Seyyid, c. 1, s. 103, 147, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565.

    [403] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 1, s. 381, Ezrakî, c. 1, s. 316, Belâzurî, c. 1, s. 81, Kurtubi, c. 20, s. 234, Ebu'l-Fidâ, c. 4,s. 565.

    [404] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c.1, s. 381, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 123, Kadı lyaz, eş-Şifâ, c.1, s. 291.

    [405] Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 123.

    [406] Diyarbekrî, Târıhu'l-hamıs, c. 1, s. 288.

    [407] İbn İshak, İbn Hişam, c.1, s. 381, Ezrakî, c. 1, s. 316, Belâzurî, c. 1, s. 123, Beyhakî, c. 2, s. 195, Kadı lyaz, c.1, s. 291 ,Fahru'r-Râzî, Tefsir, c. 32, s. 172, Muhibbüt-Taberî, R ı yâdu 'n-n adrâ, c. 1, s. 81, Kurtubi, Tefsir, c. 20, s. 234, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1 , s. 103, Zehebî, Târıhu'l-İslâm, s. 147, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565, Kastalani, Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1, s. 62, Diyarbekrî,Hamfs, c.1, s. 288.

    [408] Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 123.

    [409] İbn İshak, İbn Hişam, c. 1, s. 381, Ezrakî, c. 1, s. 316, Kurtubi, c. 20, s. 234.

    [410] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316.

    [411] Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 122, Zehebî, Târîhu'l-İslâm, s. 147.

    [412] İbn İshak, İbn Hişam, c. 1, s. 381-382, Belâzurî, c. 1, s. 122, Fahru'r-Râzî, c. 32, s. 172, Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 80,Kurtubi, t 20, s. 234, Zehebî, s. 147, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565, Kastalani, İrşâdü's-sârf, c. 6, s. 25, Diyarbekrî, c. 1,s.288.

    [413] İbn İshak, İbn Hişam, c. 1,s. 381, Belâzurî, c. 1, s. 123, Kadı Iyaz c.1, s. 291, Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 81, Kurtubi, c.20, s. 234.

    [414] Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 195, Fahru'r-Râzî, c. 32, s. 172, Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 81, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 103, Zehebî, s. 147, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565.

    [415] Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 81, Kastalani, Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1, s. 62.

    [416] Ebu Nuaym , Delâil, c. 1, s. 194, İbn Seyyid, c. 1, s. 103, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565, Kastalani, Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1, s. 62.

    [417] Beyhaki, D el âil ü'n-nübüvve, c. 2, s. 195, F ahru'r-Râ zf, c. 32, s. 172, M u hibbü't-Taberî, c. 1, s. 81, Ze hebi, T ârıhu'l -İslâm, s. 147.

    [418] Ebu Nuaym, Delâilü'n-nübüvve, c. 1, s. 193, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 103, Ebu'l-Fidâ, Tefsir, c. 4, s. 565.

    [419] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 1, s. 382, Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 195, Fahru'r-Râzî, Tefsir, c. 32, s. 172, Muhibbüt-Taberî, Rıyâdu'n-nadrâ, c. 1, s. 81, Kurtubi, Tefsir, c. 20, s. 234-235, Zehebî, Târıhu'l-İslâm, s. 1 47.

    [420] İbn İshak, İbn Hişam, c. 1, s. 234-235, Zehebî, Târıhu'l-İslâm, s. 147.



    İslam Tarihi

    Asım Köksal
    dostluk (06-01-2015) Bunu beğendi.
  3. #2
    Gül Sultan Profesör SIR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    17-12-2007
    Yaş
    32
    Mesajlar
    973
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    4
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu

    Standart

    Nebiler Serverini görme, hatta akraba olma saadetine erişmiş ama hiç bir nasib alamamış,kendi azgınlıkları içinde boğulmuş,kendilerini atese sürüklemiş iki insan .... heyhat.. yazık etmişler diyesi geliyor insanın, (( ''yazık etmek'' dahi yetersiz ama)) ...

    Allah razı olsun güzel insan

  4. 07-02-2008, 09:53
    #2
    Nebiler Serverini görme, hatta akraba olma saadetine erişmiş ama hiç bir nasib alamamış,kendi azgınlıkları içinde boğulmuş,kendilerini atese sürüklemiş iki insan .... heyhat.. yazık etmişler diyesi geliyor insanın, (( ''yazık etmek'' dahi yetersiz ama)) ...

    Allah razı olsun güzel insan
  5. #3
    Hizmet, Nimettir... Kıdemli Üye Dut_agaci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14-01-2007
    Mesajlar
    7.198
    Beğenmiş
    1.078
    Beğenilmiş
    2.748
    Adı geçen
    6 Mesaj
    Etiketlenme
    3 Konu

    Standart

    Cemil yada Cemîle; Arapça'da güzel olarak biliyorum, yada güzel demek
    -yanlışım varsa düzeltilsin inşallah-

    Ümmü; Bunun da anne manasına geldiğini sanıyorum.

    Ümmü Cemil = Güzel Anne yada güzel nitelikli kadın gibi birşey olsa gerek.

    Ebu; Bu da baba demek.

    Ebu Leheb'e bilirsiniz Ebu Cehil, yani CEHALETİN BABASI
    onun karısına ise Ümmü Cehil, yani CEHALETİN ANASI

    böyle denildiğini duymuştum, ama metinde Ümmü Cemil olarak tekrar edilmiş.

    ben mi yanlış duymuşum acaba?

  6. 07-02-2008, 10:06
    #3
    Cemil yada Cemîle; Arapça'da güzel olarak biliyorum, yada güzel demek
    -yanlışım varsa düzeltilsin inşallah-

    Ümmü; Bunun da anne manasına geldiğini sanıyorum.

    Ümmü Cemil = Güzel Anne yada güzel nitelikli kadın gibi birşey olsa gerek.

    Ebu; Bu da baba demek.

    Ebu Leheb'e bilirsiniz Ebu Cehil, yani CEHALETİN BABASI
    onun karısına ise Ümmü Cehil, yani CEHALETİN ANASI

    böyle denildiğini duymuştum, ama metinde Ümmü Cemil olarak tekrar edilmiş.

    ben mi yanlış duymuşum acaba?
  7. #4
    Profesör Emektar Üye adalı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10-09-2007
    Mesajlar
    1.913
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    10
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu

    Standart

    Dut_agaci Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Cemil yada Cemîle; Arapça'da güzel olarak biliyorum, yada güzel demek
    -yanlışım varsa düzeltilsin inşallah-

    Ümmü; Bunun da anne manasına geldiğini sanıyorum.

    Ümmü Cemil = Güzel Anne yada güzel nitelikli kadın gibi birşey olsa gerek.

    Ebu; Bu da baba demek.

    Ebu Leheb'e bilirsiniz Ebu Cehil, yani CEHALETİN BABASI
    onun karısına ise Ümmü Cehil, yani CEHALETİN ANASI

    böyle denildiğini duymuştum, ama metinde Ümmü Cemil olarak tekrar edilmiş.

    ben mi yanlış duymuşum acaba?
    İnternette bir çok kaynağa baktım ve ardından Ömer ÖNGÜT Efendinin Hazreti Muhammed A.S. kitabına da baktım, Ebu Lehebin karısının adı Ümmü Cemil yada Ebu Süfyanın kızkardeşi Ümmü Cemil olarak geçiyor kayıtlarda.

  8. 07-02-2008, 12:21
    #4
    Dut_agaci Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Cemil yada Cemîle; Arapça'da güzel olarak biliyorum, yada güzel demek
    -yanlışım varsa düzeltilsin inşallah-

    Ümmü; Bunun da anne manasına geldiğini sanıyorum.

    Ümmü Cemil = Güzel Anne yada güzel nitelikli kadın gibi birşey olsa gerek.

    Ebu; Bu da baba demek.

    Ebu Leheb'e bilirsiniz Ebu Cehil, yani CEHALETİN BABASI
    onun karısına ise Ümmü Cehil, yani CEHALETİN ANASI

    böyle denildiğini duymuştum, ama metinde Ümmü Cemil olarak tekrar edilmiş.

    ben mi yanlış duymuşum acaba?
    İnternette bir çok kaynağa baktım ve ardından Ömer ÖNGÜT Efendinin Hazreti Muhammed A.S. kitabına da baktım, Ebu Lehebin karısının adı Ümmü Cemil yada Ebu Süfyanın kızkardeşi Ümmü Cemil olarak geçiyor kayıtlarda.
  9. #5
    Agâh ol ey nefsim.. Ordinaryus Edibe Ziyâi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13-11-2006
    Mesajlar
    1.293
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    8
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu

    Standart

    Dut_agaci Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Cemil yada Cemîle; Arapça'da güzel olarak biliyorum, yada güzel demek
    -yanlışım varsa düzeltilsin inşallah-

    Ümmü; Bunun da anne manasına geldiğini sanıyorum.

    Ümmü Cemil = Güzel Anne yada güzel nitelikli kadın gibi birşey olsa gerek.

    Ebu; Bu da baba demek.

    Ebu Leheb'e bilirsiniz Ebu Cehil, yani CEHALETİN BABASI
    onun karısına ise Ümmü Cehil, yani CEHALETİN ANASI

    böyle denildiğini duymuştum, ama metinde Ümmü Cemil olarak tekrar edilmiş.

    ben mi yanlış duymuşum acaba?
    araplarda künye o kişinin en önemli özelliğinden dolayı verilir... ümmü cemilin gerçek adı "Ardiya " dır...ama çok güzel bir kadın olması hasebiyle güzelliğin annesi denmiştir..

    Ebu leheb in de çok güzel yüzlü olduğu rivayet edilir .. Leheb ateş gibi kırmızı yüzlü demektir ... ona da o yüzden ebu leheb denmiştir.

  10. 07-02-2008, 12:57
    #5
    Dut_agaci Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Cemil yada Cemîle; Arapça'da güzel olarak biliyorum, yada güzel demek
    -yanlışım varsa düzeltilsin inşallah-

    Ümmü; Bunun da anne manasına geldiğini sanıyorum.

    Ümmü Cemil = Güzel Anne yada güzel nitelikli kadın gibi birşey olsa gerek.

    Ebu; Bu da baba demek.

    Ebu Leheb'e bilirsiniz Ebu Cehil, yani CEHALETİN BABASI
    onun karısına ise Ümmü Cehil, yani CEHALETİN ANASI

    böyle denildiğini duymuştum, ama metinde Ümmü Cemil olarak tekrar edilmiş.

    ben mi yanlış duymuşum acaba?
    araplarda künye o kişinin en önemli özelliğinden dolayı verilir... ümmü cemilin gerçek adı "Ardiya " dır...ama çok güzel bir kadın olması hasebiyle güzelliğin annesi denmiştir..

    Ebu leheb in de çok güzel yüzlü olduğu rivayet edilir .. Leheb ateş gibi kırmızı yüzlü demektir ... ona da o yüzden ebu leheb denmiştir.
  11. #6
    Kıdemli Üye Kıdemli Üye bi husben - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    07-03-2007
    Mesajlar
    4.577
    Beğenmiş
    481
    Beğenilmiş
    968
    Adı geçen
    13 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu

    Standart

    Dut_agaci Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Cemil yada Cemîle; Arapça'da güzel olarak biliyorum, yada güzel demek
    -yanlışım varsa düzeltilsin inşallah-

    Ümmü; Bunun da anne manasına geldiğini sanıyorum.

    Ümmü Cemil = Güzel Anne yada güzel nitelikli kadın gibi birşey olsa gerek.

    Ebu; Bu da baba demek.

    Ebu Leheb'e bilirsiniz Ebu Cehil, yani CEHALETİN BABASI
    onun karısına ise Ümmü Cehil, yani CEHALETİN ANASI

    böyle denildiğini duymuştum, ama metinde Ümmü Cemil olarak tekrar edilmiş.

    ben mi yanlış duymuşum acaba?

    cemilin annesi anlamındada kullanılmış olabilir

  12. 07-02-2008, 14:17
    #6
    Dut_agaci Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Cemil yada Cemîle; Arapça'da güzel olarak biliyorum, yada güzel demek
    -yanlışım varsa düzeltilsin inşallah-

    Ümmü; Bunun da anne manasına geldiğini sanıyorum.

    Ümmü Cemil = Güzel Anne yada güzel nitelikli kadın gibi birşey olsa gerek.

    Ebu; Bu da baba demek.

    Ebu Leheb'e bilirsiniz Ebu Cehil, yani CEHALETİN BABASI
    onun karısına ise Ümmü Cehil, yani CEHALETİN ANASI

    böyle denildiğini duymuştum, ama metinde Ümmü Cemil olarak tekrar edilmiş.

    ben mi yanlış duymuşum acaba?

    cemilin annesi anlamındada kullanılmış olabilir
  13. #7
    Profesör Emektar Üye adalı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10-09-2007
    Mesajlar
    1.913
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    10
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu

    Standart Ebu Leheb ile Karısının, Oğullarını Peygamberimiz (a.s.)ın Kızlarından Ayırmaları



    Peygamberimiz (a.s.)a peygamberlik gelmeden önce, Peygamberimiz (a.s.)ın kızı Hz. Ümmü Külsûm Ebu Leheb'in oğlu Uteybe ile, Hz. Rukayye de Ebu Leheb'in diğer oğlu Utbe ile nişanlanmış olup, henüz evlenmemiş bulunuyorlardı.

    Tebbet sûresi nazil olunca, Ebu Leheb'in karısı Ümmü Cemil oğullarına:

    "Rukayye ve Ümmü Külsûm dinden çıkmışlardır. Onları boşayın, ayrılın onlardan!" dedi.

    Ebu Leheb de, oğullarının her ikisine:

    "Muhammed'in kızını boşamazsan, başım başına haram olsun!" diyerek yemin etti.

    Bunun üzerine, Uteybe Peygamberimiz (a.s.)ın yanına gelerek:

    "Ben senin dinini tanımıyorum. Kızından da ayrı idim. Artık ne sen beni sev, ne de ben seni sev­erim. Ne sen bana gel, ne de ben sana gelirim!" dedikten sonra, Peygamberimiz (a.s.)ın gömleğini yırttı!

    Uteybe o sırada ticaret maksadıyla Şam tarafına gitmek üzere idi.

    Ebu Leheb, Uteybe'nin satması için, Şam'a elbise yüklemişti.

    Peygamberimiz (a.s.) Uteybe'nin yapmış olduğu çılgınlığa karşı:

    "Dilerim ki, Allah köpeklerinden bir köpeği senin üzerine salar!"
    "Allah köpeklerinden bir köpeği senin üzerine salsın!"
    "Allah'ım! Köpeklerinden bir köpeği onun üzerine sal!" diyerek aleyhinde dua etti.

    Buna binaen, Ebu Leheb:

    "Muhammed'in oğlum aleyhindeki duasından korkuyorum!" dedi.



    Kaynak:


    İslam Tarihi – Asım Köksal
    dostluk (06-01-2015) Bunu beğendi.

  14. 13-02-2008, 12:52
    #7


    Peygamberimiz (a.s.)a peygamberlik gelmeden önce, Peygamberimiz (a.s.)ın kızı Hz. Ümmü Külsûm Ebu Leheb'in oğlu Uteybe ile, Hz. Rukayye de Ebu Leheb'in diğer oğlu Utbe ile nişanlanmış olup, henüz evlenmemiş bulunuyorlardı.

    Tebbet sûresi nazil olunca, Ebu Leheb'in karısı Ümmü Cemil oğullarına:

    "Rukayye ve Ümmü Külsûm dinden çıkmışlardır. Onları boşayın, ayrılın onlardan!" dedi.

    Ebu Leheb de, oğullarının her ikisine:

    "Muhammed'in kızını boşamazsan, başım başına haram olsun!" diyerek yemin etti.

    Bunun üzerine, Uteybe Peygamberimiz (a.s.)ın yanına gelerek:

    "Ben senin dinini tanımıyorum. Kızından da ayrı idim. Artık ne sen beni sev, ne de ben seni sev­erim. Ne sen bana gel, ne de ben sana gelirim!" dedikten sonra, Peygamberimiz (a.s.)ın gömleğini yırttı!

    Uteybe o sırada ticaret maksadıyla Şam tarafına gitmek üzere idi.

    Ebu Leheb, Uteybe'nin satması için, Şam'a elbise yüklemişti.

    Peygamberimiz (a.s.) Uteybe'nin yapmış olduğu çılgınlığa karşı:

    "Dilerim ki, Allah köpeklerinden bir köpeği senin üzerine salar!"
    "Allah köpeklerinden bir köpeği senin üzerine salsın!"
    "Allah'ım! Köpeklerinden bir köpeği onun üzerine sal!" diyerek aleyhinde dua etti.

    Buna binaen, Ebu Leheb:

    "Muhammed'in oğlum aleyhindeki duasından korkuyorum!" dedi.



    Kaynak:


    İslam Tarihi – Asım Köksal
    dostluk (06-01-2015) Bunu beğendi.
  15. #8
    Profesör Emektar Üye adalı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10-09-2007
    Mesajlar
    1.913
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    10
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu

    Standart Uteybe'nin Bir Arslan Tarafından Isırılıp Öldürülüşü



    Uteybe Kureyşîlerden bir ticaret kafilesiyle yola çıktı.

    Zerka diye anılan bir yerde geceleyin konakladılar.

    O gece bir arslan gelip çevrelerinde dolaşmaya başlayınca, Uteybe:

    "Vay anam! Vallahi, Muhammed'in dediği gibi, bu beni yiyecek! Benim katilim İbn Ebi Kebşe'dir. Kendisi Mekke'de, ben Şam'da olsam da!" dedi.

    Arslan o gece çevrelerinde dolaştıktan sonra dönüp gitti!

    Arkadaşları Uteybe’yi ortalarına alıp uyudular.

    Arslan geri geldi. Aralarından geçti. Yavaş yavaş ve koklaya koklaya, Uteybe'nin yanına kadar vardı, başını yakalayıp öyle bir ısırışla ısırdı ki, işini bitiriverdi!

    Uteybe, can çekişirken:

    "Ben size 'Muhammed insanların en doğru sözlüsüdür.' demedim mi?" diyerek ölüp gitti.

    Oğlunun arslan tarafından öldürüldüğünü işitince, Ebu Leheb de:

    "Ben size 'Muhammed'in oğlum hakkındaki duasından korkuyorum.' dememiş miydim?" demiştir.


    Kaynak:
    İslam Tarihi – Asım Köksal
    dostluk (06-01-2015) Bunu beğendi.

  16. 13-02-2008, 12:54
    #8


    Uteybe Kureyşîlerden bir ticaret kafilesiyle yola çıktı.

    Zerka diye anılan bir yerde geceleyin konakladılar.

    O gece bir arslan gelip çevrelerinde dolaşmaya başlayınca, Uteybe:

    "Vay anam! Vallahi, Muhammed'in dediği gibi, bu beni yiyecek! Benim katilim İbn Ebi Kebşe'dir. Kendisi Mekke'de, ben Şam'da olsam da!" dedi.

    Arslan o gece çevrelerinde dolaştıktan sonra dönüp gitti!

    Arkadaşları Uteybe’yi ortalarına alıp uyudular.

    Arslan geri geldi. Aralarından geçti. Yavaş yavaş ve koklaya koklaya, Uteybe'nin yanına kadar vardı, başını yakalayıp öyle bir ısırışla ısırdı ki, işini bitiriverdi!

    Uteybe, can çekişirken:

    "Ben size 'Muhammed insanların en doğru sözlüsüdür.' demedim mi?" diyerek ölüp gitti.

    Oğlunun arslan tarafından öldürüldüğünü işitince, Ebu Leheb de:

    "Ben size 'Muhammed'in oğlum hakkındaki duasından korkuyorum.' dememiş miydim?" demiştir.


    Kaynak:
    İslam Tarihi – Asım Köksal
    dostluk (06-01-2015) Bunu beğendi.
  17. #9
    ...Pürkusur... Üye yesrib - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    31-08-2007
    Mesajlar
    90
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    0
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu

    Standart

    ALLAH razı olsun...Onlar istemese de Allah nurunu tamamlayacaktı elbette...azgınlıkları hiç bir şeye fayda vermedi , nihayetinde göçüp gittiler işte...gerçekten merak cezbedici konulardı kardeşim..iyiki eklemişsin..

    dua ile..

  18. 13-02-2008, 13:00
    #9
    ALLAH razı olsun...Onlar istemese de Allah nurunu tamamlayacaktı elbette...azgınlıkları hiç bir şeye fayda vermedi , nihayetinde göçüp gittiler işte...gerçekten merak cezbedici konulardı kardeşim..iyiki eklemişsin..

    dua ile..
  19. #10
    bamda
    Misafir bamda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    adalı Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ebu Leheb'in Karısı Ümmü Cemil'in Peygamberimiz (a.s.)a Düşmanlığı ve İşkenceleri


    Ebu Leheb'in karısı Ümmü Cemil
    [372] ki, Ebu Süfyan'ın kızkardeşi ve Muaviye b. Ebi Süfyan'ın da halası idi-Peygamberimiz (a.s.)a düşmanlıkta aşırı gider;[373] küfründe, inkârında ve inadında kocasına yardımcı olurdu. [374]

    Ümmü Cemil her gece [375] pıtrakları,[376] dikenleri,[377] dikenli ağaç dallarını[378] toplayıp [379] büyük demet yapar, boynuna bağlar, [380] geceleyin [381] ayağına batsın [382] yaralar açsın diye Peygamberimiz (a.s.)ın geçeceği yollara atar, saçardı. [383]

    Peygamberimiz (a.s.) ise, onlara kum yığınına,[384] ipeküzerine[385] basar gibi basar, geçerdi. [386]

    Yüce Allah, gerek Ebu Leheb, gerek karısı Ümmü Cemil hakkında indirdiği sûrede:

    "Yuh oldu iki eli Ebu Leheb'in, kendisi de yuh oldu!
    Ona ne malı yarar verdi, ne de kazandığı!
    O da, boğazında kıskıvrak bükülmüş bir urgan bulunduğu halde odun hammalı olarak karısı da, yaslanacak bir alevli ateşe!"
    [387] buyurdu; onların âhiretteki durumlarını duyurdu.[388]

    Ümmü Cemil kendisi ve kocası hakkında Tebbet sûresinin indiğini işitince [389] Peygamberimiz (a.s.)ın Hz. Ebu Bekir ile birlikte [390] Kabe Mescidinde [391]* oturduğu sırada oraya vardı. Kendisinin elinde bir taş bulunuyordu. [392]
    Hz. Ebu Bekir, onu görünce, [393] Peygamberimiz (a.s.)a:
    "Yâ Rasûlallah! Bu Ümmü Cemil'dir. [394] Eziyet edici bir kadındır. [395] Sana doğru[396] geliyor! Onun seni görmesinden korkuyorum! [397] Keşke bu kadın sana bir zarar vermeden, [398] eziyet etmeden [399] kalkıp gitmiş olsaydın, [400] bir köşeye çekilseydin!" dedi.[401]

    Peygamberimiz (a.s.):

    "O beni göremez!" buyurdu.
    [402]

    Gerçekten de, Ümmü Cemil Peygamberimiz (a.s.)ı göremedi! Yüce Allah ona göstermedi.

    O ancak Hz. Ebu Bekir'i görebildi. Gelip, Hz. Ebu Bekir'in başına dikildi.
    [403] Ona:

    "Ey Ebu Bekir! Arkadaşın nerede?" diye sordu.
    [404]

    Hz. Ebu Bekir:
    "Ne yapacaksın onu? [405] Sen benim yanımda hiç kimse görmüyor musun?" dedi.

    Ümmü Cemil:

    "Benimle alay etme! Ben senin yanında senden başkasını göremiyorum [406]. Bana haber verildi ki, arkadaşın beni hicvetmiş. [407]
    O şairse, [408] vallahi, ben de şair bir kadınım. [409] Kocam da şairdir. [410]
    İşte, ben de onu hicvediyorum: [411]

    'Biz o verilmişe isyan ediyoruz.
    Onun peygamberlik işinden yüz çeviriyoruz.
    Onun dininden hiç hoşlanmıyoruz.'
    [412]

    Vallahi, onu bulsaydım, sutaşı kendisinin ağzına vuracaktım!" dedi. [413]

    Hz. Ebu Bekir:
    "Hayır! [414] Vallahi, arkadaşım şair değildir. [415] O şiir söylemez de. [416]
    Şu Beyt'in (Kabe'nin) Rabbine andolsun ki, o seni hicvetmiş değildir" dedi. [417]

    Ümmü Cemil:
    "Muhakkak ki, sen benim katımda doğru sözlüsündür.
    Kureyşîler iyi bilir ki, ben onların ulu kişilerinin
    [418] kızıyımdır!" diyerek dönüp gidince, [419] Hz. Ebu Bekir:

    "Yâ Rasûlallah! O seni görmedi mi?" diye sordu.

    Peygamberimiz (a.s.):

    "Beni görmedi! Allah onun gözünü alıp beni göremez hale getirdi!" buyurdu.
    [420]





    [372] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c.1, s. 380, Belânın, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1,s.12O.

    [373] Fahru'r-R âzı, Tefsir, c. 32, s. 171, Hâzin, Tefsir, c. 4, s. 425, Ebu'l-Fidâ, Tefsir, c. 4, s. 564.

    [374] Ebu'l-Fidâ, Tefsir, c. 4, s. 564.

    [375] Kurtubİ, Tefsir, c. 20, s. 240.

    [376] Fahru'r-Râzî, Tefsir, c. 32, s. 171, Kurtubi, Tefsir, c. 20, s. 240, Nesefi, Medârik, c. 4, s. 382, Hâzin, Tefsir, c. 4, s. 425,Beyzâvî, Tefsir, c. 2, s. 581, E bussuud, Tefsir, c. 9, s. 211.

    [377] İbn İshak, İbn Hisam, Sîre, c. 1, s. 380, Taberî, Tefsir, c. 30, s. 338, Fahru'r-Râzî, Tefsir, c. 32, s. 171.

    [378] Belâzulî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 122, Taberî, Tefsir, c. 30, s. 339, Hâzin, Tefsir, c. 4, s. 425.

    [379] Taberî, Tefsir, c. 30, s. 338-339.

    [380] Zemahşeri, Ke ssâf, c. 4, s. 297, F ahru'r-R â zf, Tefsir, c. 32, s. 171,1 73, M eseff, M edârik, c. 4, s. 38 2, 383.

    [381] Taberî, c. 30, s. 339, Fahru'r-RâzT, c. 32, s. 171 , Kurtubi, c. 20, s. 240, Nesefi, c. 4, s. 382, Hâzin, c. 4, s. 425, Beyzâvî,c.2,s.581,Ebussuud,c.9,s. 211.

    [382] Taberî, Tefsir, c. 30, s. 338.

    [383] İbn İshak, İbn Hişam, c. 1, s. 380, Belâzurî, Ensâb, c. 1, s. 122, Taberî, c. 30, s. 339, Fahru'r-Râzî, c. 32, s. 171, Kurtubi,c. 20, s. 240, Nesefi, c. 4, s. 382, Beyzâvî, c. 2, s. 581, E bussuud, c. 9, s. 211 .

    [384] Taberî, Tefsir, c. 30, s. 339, Kadı I yaz, eş-Şifâ, c. 1, s. 291.

    [385] Kurtubi, Tefsir, c. 20, s. 240, Ebussuud, c. 9, s. 211.

    [386] Taberî, c. 30, s. 339, Kadı I yaz, eş-Şifâ, c. 1, s. 291, Kurtubi, c. 20, s. 240. Ebussuud, c. 9, s. 211.

    [387] Tebbet: 1-5.

    [388] İbn İshak, İbn Hisam, c. 1, s. 380, İbnSa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1, s. 200, Ahmed b. Hanbel, Müsned, c.1 ,s. 281, Buhârî,Sahih, c. 6, s. 17, Müslim , Sahih, c. 1,s.194, Belâzurî, Ensâb, c. 1.S.120,121, Taberî, Târih, c. 2, s. 216, Beyhakî, Delâil, c. 2, s.183, Begavf, Mesâbfhu's-sünne, c. 2, s. 175, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 1, s. 184, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 60-61.

    [389]

    [390] İbn İshak, İbn Hişam, c. 1, s. 381, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 1 23, Beyhakî,D el âil ü'n-nübüvve, c. 2, s. 195, Kadı Iyaz,eş-Şifâ,c.1, s. 291 , F ahru 'r-R âzf, Tefsir, c. 32, s. 17 3, M uhi bbüt-Ta berf, R ı yâdu 'n-n adrâ,c. 1, s. 81, K urt ubf, Tefsir, c. 20, s. 234, İ bn Seyyi d, U yun u'l-eser, c. 1, s. 102, Zeheb f, T ârfh u'l-İ si âm, s. 147, E bu'l -Fi dâ, Tefsir, c. 4,s. 565, Diyarbekrî, Hamfs, c. 1, s. 288.

    [391] İbn İshak, İbn Hişam, c.1 , s. 381, Belâzurî, Ensâb, c. 1, s. 123, Beyhakî, c. 2, s. 195, Kadı lyaz, c. 1, s. 291 , Fahru'r-Râzî, c. 32, s. 172, Muhibbü't-Taberî, c. 1, s. 81, Kurtubi, c. 20, s. 234, Zehebı, s. 147, Ebu'l-Fidâ, Tefsir, c. 4, s. 565.

    * Hicr'de (Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316).

    [392] İbn İshak, İbn Hişam, t 1, s. 381-382, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316, Beyhakî, c. 2, s. 195, Fahru'r-Râzî, c.32, s.17, Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 81, Kurtubi, Tefsir, c. 20, s. 234, Zehebî, Târih, s. 147, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565, Diyarbekrî, Hamfs, c.1,s. 288.

    [393] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316, Beyhakî, c. 2, s. 195, Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 80, 81, İbn Seyyid, Uyun, c. 1 , s. 103,Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565.

    [394] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316.

    [395] Ebu Nuaym, D el âil ü'n-nübüvve, c. 1, s. 193, İbn Seyyid, Uyun, c. 1, s. 103, Kastalani, Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1, s. 62.

    [396] Fahru'r-Râzî, Tefsir, c. 32, s. 172.

    [397] Beyhakî, Delâil, c. 2, s. 195, Fahru'r-Râzî, c. 32, s. 1 72, Muhibbü't-Taberî, c. 1, s. 81, Zehebî, s. 147, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s.565.

    [398] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316.

    [399] Ebu Nuaym, c. 1, s. 193, İ bn Seyyid, c. 1 , s. 103, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565.

    [400] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 103.

    [401] E b u N uaym .Delâil ü'n-nübüvve, c. 1, s. 193, E bu 'I-Fi dâ, Tefsir, c. 4, s. 565, K asta lânf, M evâ hibu'l -ledün niye, c. 1, s. 6 2.

    [402] Ezrakî, c. 1 , s. 316, Ebu Nuaym, c. 1, s. 193, Beyhakî, c. 2, s. 195, Fahru'r-Râzî, c. 32, s. 172, Muhibbüt-Taberî, c. 1,s.81, İbn Seyyid, c. 1, s. 103, 147, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565.

    [403] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 1, s. 381, Ezrakî, c. 1, s. 316, Belâzurî, c. 1, s. 81, Kurtubi, c. 20, s. 234, Ebu'l-Fidâ, c. 4,s. 565.

    [404] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c.1, s. 381, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 123, Kadı lyaz, eş-Şifâ, c.1, s. 291.

    [405] Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 123.

    [406] Diyarbekrî, Târıhu'l-hamıs, c. 1, s. 288.

    [407] İbn İshak, İbn Hişam, c.1, s. 381, Ezrakî, c. 1, s. 316, Belâzurî, c. 1, s. 123, Beyhakî, c. 2, s. 195, Kadı lyaz, c.1, s. 291 ,Fahru'r-Râzî, Tefsir, c. 32, s. 172, Muhibbüt-Taberî, R ı yâdu 'n-n adrâ, c. 1, s. 81, Kurtubi, Tefsir, c. 20, s. 234, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1 , s. 103, Zehebî, Târıhu'l-İslâm, s. 147, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565, Kastalani, Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1, s. 62, Diyarbekrî,Hamfs, c.1, s. 288.

    [408] Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 123.

    [409] İbn İshak, İbn Hişam, c. 1, s. 381, Ezrakî, c. 1, s. 316, Kurtubi, c. 20, s. 234.

    [410] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316.

    [411] Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 122, Zehebî, Târîhu'l-İslâm, s. 147.

    [412] İbn İshak, İbn Hişam, c. 1, s. 381-382, Belâzurî, c. 1, s. 122, Fahru'r-Râzî, c. 32, s. 172, Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 80,Kurtubi, t 20, s. 234, Zehebî, s. 147, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565, Kastalani, İrşâdü's-sârf, c. 6, s. 25, Diyarbekrî, c. 1,s.288.

    [413] İbn İshak, İbn Hişam, c. 1,s. 381, Belâzurî, c. 1, s. 123, Kadı Iyaz c.1, s. 291, Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 81, Kurtubi, c.20, s. 234.

    [414] Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 195, Fahru'r-Râzî, c. 32, s. 172, Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 81, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 103, Zehebî, s. 147, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565.

    [415] Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 81, Kastalani, Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1, s. 62.

    [416] Ebu Nuaym , Delâil, c. 1, s. 194, İbn Seyyid, c. 1, s. 103, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565, Kastalani, Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1, s. 62.

    [417] Beyhaki, D el âil ü'n-nübüvve, c. 2, s. 195, F ahru'r-Râ zf, c. 32, s. 172, M u hibbü't-Taberî, c. 1, s. 81, Ze hebi, T ârıhu'l -İslâm, s. 147.

    [418] Ebu Nuaym, Delâilü'n-nübüvve, c. 1, s. 193, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 103, Ebu'l-Fidâ, Tefsir, c. 4, s. 565.

    [419] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 1, s. 382, Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 195, Fahru'r-Râzî, Tefsir, c. 32, s. 172, Muhibbüt-Taberî, Rıyâdu'n-nadrâ, c. 1, s. 81, Kurtubi, Tefsir, c. 20, s. 234-235, Zehebî, Târıhu'l-İslâm, s. 1 47.

    [420] İbn İshak, İbn Hişam, c. 1, s. 234-235, Zehebî, Târıhu'l-İslâm, s. 147.



    İslam Tarihi

    Asım Köksal
    Ebu leheb ile ilgili bir makale var elimizde.Arkadaş da bir yerden alıntı yapmış muhtemelen.Fakat bu makale sizlere inandırıcı geliyormu?
    Makaledeki senaryo, "leheb suresini" akla uyudurmak için kurgulanmış gibi.
    Belkide biz yanlış anlıyor olabiliriz.birlikte bakalım.

    1-sure indiğinde ebu leheb hayatta imiş .Bu senaryoya göre ebu lehebin tevbe kapısı hayatta iken iradesi dışında kapatılmış.artık bu süre var iken ebu leheb tevbe edebilirmi?

    2-Allah cc tarafından karısınında ipi çekilmiş .Kadının küfretmekten başka yapacağı bir şey yok.cehennemdeki yeri bile müjdelenmiş daha geri dönüşü varmı bunun?ta


    peki kuranın fıtratına uyuyormu bu senaryo?kuran'a göre ölüm anına kadar tövbe kapısı açık.


    4:18 - Yoksa günah işleyip de kendisine ölüm gelince: "İşte ben şimdi tevbe ettim." diyen kimselerin tevbesi kabul edilmez. Kâfir olarak ölenlerin de tevbeleri kabul edilmez. İşte bunlara ahirette can yakıcı bir azap hazırlamışızdır.

    leheb süresine uydurulan bu senaryo çok yanlış !
    Ebu Computer (30-01-2015) Bunu beğendi.

  20. 30-01-2015, 08:13
    #10
    bamda
    Misafir
    adalı Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ebu Leheb'in Karısı Ümmü Cemil'in Peygamberimiz (a.s.)a Düşmanlığı ve İşkenceleri


    Ebu Leheb'in karısı Ümmü Cemil
    [372] ki, Ebu Süfyan'ın kızkardeşi ve Muaviye b. Ebi Süfyan'ın da halası idi-Peygamberimiz (a.s.)a düşmanlıkta aşırı gider;[373] küfründe, inkârında ve inadında kocasına yardımcı olurdu. [374]

    Ümmü Cemil her gece [375] pıtrakları,[376] dikenleri,[377] dikenli ağaç dallarını[378] toplayıp [379] büyük demet yapar, boynuna bağlar, [380] geceleyin [381] ayağına batsın [382] yaralar açsın diye Peygamberimiz (a.s.)ın geçeceği yollara atar, saçardı. [383]

    Peygamberimiz (a.s.) ise, onlara kum yığınına,[384] ipeküzerine[385] basar gibi basar, geçerdi. [386]

    Yüce Allah, gerek Ebu Leheb, gerek karısı Ümmü Cemil hakkında indirdiği sûrede:

    "Yuh oldu iki eli Ebu Leheb'in, kendisi de yuh oldu!
    Ona ne malı yarar verdi, ne de kazandığı!
    O da, boğazında kıskıvrak bükülmüş bir urgan bulunduğu halde odun hammalı olarak karısı da, yaslanacak bir alevli ateşe!"
    [387] buyurdu; onların âhiretteki durumlarını duyurdu.[388]

    Ümmü Cemil kendisi ve kocası hakkında Tebbet sûresinin indiğini işitince [389] Peygamberimiz (a.s.)ın Hz. Ebu Bekir ile birlikte [390] Kabe Mescidinde [391]* oturduğu sırada oraya vardı. Kendisinin elinde bir taş bulunuyordu. [392]
    Hz. Ebu Bekir, onu görünce, [393] Peygamberimiz (a.s.)a:
    "Yâ Rasûlallah! Bu Ümmü Cemil'dir. [394] Eziyet edici bir kadındır. [395] Sana doğru[396] geliyor! Onun seni görmesinden korkuyorum! [397] Keşke bu kadın sana bir zarar vermeden, [398] eziyet etmeden [399] kalkıp gitmiş olsaydın, [400] bir köşeye çekilseydin!" dedi.[401]

    Peygamberimiz (a.s.):

    "O beni göremez!" buyurdu.
    [402]

    Gerçekten de, Ümmü Cemil Peygamberimiz (a.s.)ı göremedi! Yüce Allah ona göstermedi.

    O ancak Hz. Ebu Bekir'i görebildi. Gelip, Hz. Ebu Bekir'in başına dikildi.
    [403] Ona:

    "Ey Ebu Bekir! Arkadaşın nerede?" diye sordu.
    [404]

    Hz. Ebu Bekir:
    "Ne yapacaksın onu? [405] Sen benim yanımda hiç kimse görmüyor musun?" dedi.

    Ümmü Cemil:

    "Benimle alay etme! Ben senin yanında senden başkasını göremiyorum [406]. Bana haber verildi ki, arkadaşın beni hicvetmiş. [407]
    O şairse, [408] vallahi, ben de şair bir kadınım. [409] Kocam da şairdir. [410]
    İşte, ben de onu hicvediyorum: [411]

    'Biz o verilmişe isyan ediyoruz.
    Onun peygamberlik işinden yüz çeviriyoruz.
    Onun dininden hiç hoşlanmıyoruz.'
    [412]

    Vallahi, onu bulsaydım, sutaşı kendisinin ağzına vuracaktım!" dedi. [413]

    Hz. Ebu Bekir:
    "Hayır! [414] Vallahi, arkadaşım şair değildir. [415] O şiir söylemez de. [416]
    Şu Beyt'in (Kabe'nin) Rabbine andolsun ki, o seni hicvetmiş değildir" dedi. [417]

    Ümmü Cemil:
    "Muhakkak ki, sen benim katımda doğru sözlüsündür.
    Kureyşîler iyi bilir ki, ben onların ulu kişilerinin
    [418] kızıyımdır!" diyerek dönüp gidince, [419] Hz. Ebu Bekir:

    "Yâ Rasûlallah! O seni görmedi mi?" diye sordu.

    Peygamberimiz (a.s.):

    "Beni görmedi! Allah onun gözünü alıp beni göremez hale getirdi!" buyurdu.
    [420]





    [372] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c.1, s. 380, Belânın, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1,s.12O.

    [373] Fahru'r-R âzı, Tefsir, c. 32, s. 171, Hâzin, Tefsir, c. 4, s. 425, Ebu'l-Fidâ, Tefsir, c. 4, s. 564.

    [374] Ebu'l-Fidâ, Tefsir, c. 4, s. 564.

    [375] Kurtubİ, Tefsir, c. 20, s. 240.

    [376] Fahru'r-Râzî, Tefsir, c. 32, s. 171, Kurtubi, Tefsir, c. 20, s. 240, Nesefi, Medârik, c. 4, s. 382, Hâzin, Tefsir, c. 4, s. 425,Beyzâvî, Tefsir, c. 2, s. 581, E bussuud, Tefsir, c. 9, s. 211.

    [377] İbn İshak, İbn Hisam, Sîre, c. 1, s. 380, Taberî, Tefsir, c. 30, s. 338, Fahru'r-Râzî, Tefsir, c. 32, s. 171.

    [378] Belâzulî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 122, Taberî, Tefsir, c. 30, s. 339, Hâzin, Tefsir, c. 4, s. 425.

    [379] Taberî, Tefsir, c. 30, s. 338-339.

    [380] Zemahşeri, Ke ssâf, c. 4, s. 297, F ahru'r-R â zf, Tefsir, c. 32, s. 171,1 73, M eseff, M edârik, c. 4, s. 38 2, 383.

    [381] Taberî, c. 30, s. 339, Fahru'r-RâzT, c. 32, s. 171 , Kurtubi, c. 20, s. 240, Nesefi, c. 4, s. 382, Hâzin, c. 4, s. 425, Beyzâvî,c.2,s.581,Ebussuud,c.9,s. 211.

    [382] Taberî, Tefsir, c. 30, s. 338.

    [383] İbn İshak, İbn Hişam, c. 1, s. 380, Belâzurî, Ensâb, c. 1, s. 122, Taberî, c. 30, s. 339, Fahru'r-Râzî, c. 32, s. 171, Kurtubi,c. 20, s. 240, Nesefi, c. 4, s. 382, Beyzâvî, c. 2, s. 581, E bussuud, c. 9, s. 211 .

    [384] Taberî, Tefsir, c. 30, s. 339, Kadı I yaz, eş-Şifâ, c. 1, s. 291.

    [385] Kurtubi, Tefsir, c. 20, s. 240, Ebussuud, c. 9, s. 211.

    [386] Taberî, c. 30, s. 339, Kadı I yaz, eş-Şifâ, c. 1, s. 291, Kurtubi, c. 20, s. 240. Ebussuud, c. 9, s. 211.

    [387] Tebbet: 1-5.

    [388] İbn İshak, İbn Hisam, c. 1, s. 380, İbnSa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c. 1, s. 200, Ahmed b. Hanbel, Müsned, c.1 ,s. 281, Buhârî,Sahih, c. 6, s. 17, Müslim , Sahih, c. 1,s.194, Belâzurî, Ensâb, c. 1.S.120,121, Taberî, Târih, c. 2, s. 216, Beyhakî, Delâil, c. 2, s.183, Begavf, Mesâbfhu's-sünne, c. 2, s. 175, Ebu'l-Ferec İbn Cevzî, el-Vefâ, c. 1, s. 184, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 60-61.

    [389]

    [390] İbn İshak, İbn Hişam, c. 1, s. 381, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 1 23, Beyhakî,D el âil ü'n-nübüvve, c. 2, s. 195, Kadı Iyaz,eş-Şifâ,c.1, s. 291 , F ahru 'r-R âzf, Tefsir, c. 32, s. 17 3, M uhi bbüt-Ta berf, R ı yâdu 'n-n adrâ,c. 1, s. 81, K urt ubf, Tefsir, c. 20, s. 234, İ bn Seyyi d, U yun u'l-eser, c. 1, s. 102, Zeheb f, T ârfh u'l-İ si âm, s. 147, E bu'l -Fi dâ, Tefsir, c. 4,s. 565, Diyarbekrî, Hamfs, c. 1, s. 288.

    [391] İbn İshak, İbn Hişam, c.1 , s. 381, Belâzurî, Ensâb, c. 1, s. 123, Beyhakî, c. 2, s. 195, Kadı lyaz, c. 1, s. 291 , Fahru'r-Râzî, c. 32, s. 172, Muhibbü't-Taberî, c. 1, s. 81, Kurtubi, c. 20, s. 234, Zehebı, s. 147, Ebu'l-Fidâ, Tefsir, c. 4, s. 565.

    * Hicr'de (Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316).

    [392] İbn İshak, İbn Hişam, t 1, s. 381-382, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316, Beyhakî, c. 2, s. 195, Fahru'r-Râzî, c.32, s.17, Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 81, Kurtubi, Tefsir, c. 20, s. 234, Zehebî, Târih, s. 147, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565, Diyarbekrî, Hamfs, c.1,s. 288.

    [393] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316, Beyhakî, c. 2, s. 195, Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 80, 81, İbn Seyyid, Uyun, c. 1 , s. 103,Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565.

    [394] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316.

    [395] Ebu Nuaym, D el âil ü'n-nübüvve, c. 1, s. 193, İbn Seyyid, Uyun, c. 1, s. 103, Kastalani, Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1, s. 62.

    [396] Fahru'r-Râzî, Tefsir, c. 32, s. 172.

    [397] Beyhakî, Delâil, c. 2, s. 195, Fahru'r-Râzî, c. 32, s. 1 72, Muhibbü't-Taberî, c. 1, s. 81, Zehebî, s. 147, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s.565.

    [398] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316.

    [399] Ebu Nuaym, c. 1, s. 193, İ bn Seyyid, c. 1 , s. 103, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565.

    [400] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 103.

    [401] E b u N uaym .Delâil ü'n-nübüvve, c. 1, s. 193, E bu 'I-Fi dâ, Tefsir, c. 4, s. 565, K asta lânf, M evâ hibu'l -ledün niye, c. 1, s. 6 2.

    [402] Ezrakî, c. 1 , s. 316, Ebu Nuaym, c. 1, s. 193, Beyhakî, c. 2, s. 195, Fahru'r-Râzî, c. 32, s. 172, Muhibbüt-Taberî, c. 1,s.81, İbn Seyyid, c. 1, s. 103, 147, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565.

    [403] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 1, s. 381, Ezrakî, c. 1, s. 316, Belâzurî, c. 1, s. 81, Kurtubi, c. 20, s. 234, Ebu'l-Fidâ, c. 4,s. 565.

    [404] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c.1, s. 381, Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 123, Kadı lyaz, eş-Şifâ, c.1, s. 291.

    [405] Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 123.

    [406] Diyarbekrî, Târıhu'l-hamıs, c. 1, s. 288.

    [407] İbn İshak, İbn Hişam, c.1, s. 381, Ezrakî, c. 1, s. 316, Belâzurî, c. 1, s. 123, Beyhakî, c. 2, s. 195, Kadı lyaz, c.1, s. 291 ,Fahru'r-Râzî, Tefsir, c. 32, s. 172, Muhibbüt-Taberî, R ı yâdu 'n-n adrâ, c. 1, s. 81, Kurtubi, Tefsir, c. 20, s. 234, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1 , s. 103, Zehebî, Târıhu'l-İslâm, s. 147, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565, Kastalani, Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1, s. 62, Diyarbekrî,Hamfs, c.1, s. 288.

    [408] Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 123.

    [409] İbn İshak, İbn Hişam, c. 1, s. 381, Ezrakî, c. 1, s. 316, Kurtubi, c. 20, s. 234.

    [410] Ezrakî, Ahbâru Mekke, c. 1, s. 316.

    [411] Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 122, Zehebî, Târîhu'l-İslâm, s. 147.

    [412] İbn İshak, İbn Hişam, c. 1, s. 381-382, Belâzurî, c. 1, s. 122, Fahru'r-Râzî, c. 32, s. 172, Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 80,Kurtubi, t 20, s. 234, Zehebî, s. 147, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565, Kastalani, İrşâdü's-sârf, c. 6, s. 25, Diyarbekrî, c. 1,s.288.

    [413] İbn İshak, İbn Hişam, c. 1,s. 381, Belâzurî, c. 1, s. 123, Kadı Iyaz c.1, s. 291, Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 81, Kurtubi, c.20, s. 234.

    [414] Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 195, Fahru'r-Râzî, c. 32, s. 172, Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 81, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 103, Zehebî, s. 147, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565.

    [415] Muhibbüt-Taberî, c. 1, s. 81, Kastalani, Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1, s. 62.

    [416] Ebu Nuaym , Delâil, c. 1, s. 194, İbn Seyyid, c. 1, s. 103, Ebu'l-Fidâ, c. 4, s. 565, Kastalani, Mevâhibu'l-ledünniye, c. 1, s. 62.

    [417] Beyhaki, D el âil ü'n-nübüvve, c. 2, s. 195, F ahru'r-Râ zf, c. 32, s. 172, M u hibbü't-Taberî, c. 1, s. 81, Ze hebi, T ârıhu'l -İslâm, s. 147.

    [418] Ebu Nuaym, Delâilü'n-nübüvve, c. 1, s. 193, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 103, Ebu'l-Fidâ, Tefsir, c. 4, s. 565.

    [419] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 1, s. 382, Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, c. 2, s. 195, Fahru'r-Râzî, Tefsir, c. 32, s. 172, Muhibbüt-Taberî, Rıyâdu'n-nadrâ, c. 1, s. 81, Kurtubi, Tefsir, c. 20, s. 234-235, Zehebî, Târıhu'l-İslâm, s. 1 47.

    [420] İbn İshak, İbn Hişam, c. 1, s. 234-235, Zehebî, Târıhu'l-İslâm, s. 147.



    İslam Tarihi

    Asım Köksal
    Ebu leheb ile ilgili bir makale var elimizde.Arkadaş da bir yerden alıntı yapmış muhtemelen.Fakat bu makale sizlere inandırıcı geliyormu?
    Makaledeki senaryo, "leheb suresini" akla uyudurmak için kurgulanmış gibi.
    Belkide biz yanlış anlıyor olabiliriz.birlikte bakalım.

    1-sure indiğinde ebu leheb hayatta imiş .Bu senaryoya göre ebu lehebin tevbe kapısı hayatta iken iradesi dışında kapatılmış.artık bu süre var iken ebu leheb tevbe edebilirmi?

    2-Allah cc tarafından karısınında ipi çekilmiş .Kadının küfretmekten başka yapacağı bir şey yok.cehennemdeki yeri bile müjdelenmiş daha geri dönüşü varmı bunun?ta


    peki kuranın fıtratına uyuyormu bu senaryo?kuran'a göre ölüm anına kadar tövbe kapısı açık.


    4:18 - Yoksa günah işleyip de kendisine ölüm gelince: "İşte ben şimdi tevbe ettim." diyen kimselerin tevbesi kabul edilmez. Kâfir olarak ölenlerin de tevbeleri kabul edilmez. İşte bunlara ahirette can yakıcı bir azap hazırlamışızdır.

    leheb süresine uydurulan bu senaryo çok yanlış !
    Ebu Computer (30-01-2015) Bunu beğendi.
  21. #11
    Kıdemli Üye Kıdemli Üye lafons7275 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    19-02-2013
    Mesajlar
    21.111
    Beğenmiş
    6.858
    Beğenilmiş
    5.729
    Adı geçen
    95 Mesaj
    Etiketlenme
    12 Konu

    Standart

    bamda Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ebu leheb ile ilgili bir makale var elimizde.Arkadaş da bir yerden alıntı yapmış muhtemelen.Fakat bu makale sizlere inandırıcı geliyormu?
    Makaledeki senaryo, "leheb suresini" akla uyudurmak için kurgulanmış gibi.
    Belkide biz yanlış anlıyor olabiliriz.birlikte bakalım.

    1-sure indiğinde ebu leheb hayatta imiş .Bu senaryoya göre ebu lehebin tevbe kapısı hayatta iken iradesi dışında kapatılmış.artık bu süre var iken ebu leheb tevbe edebilirmi?

    2-Allah cc tarafından karısınında ipi çekilmiş .Kadının küfretmekten başka yapacağı bir şey yok.cehennemdeki yeri bile müjdelenmiş daha geri dönüşü varmı bunun?ta


    peki kuranın fıtratına uyuyormu bu senaryo?kuran'a göre ölüm anına kadar tövbe kapısı açık.


    4:18 - Yoksa günah işleyip de kendisine ölüm gelince: "İşte ben şimdi tevbe ettim." diyen kimselerin tevbesi kabul edilmez. Kâfir olarak ölenlerin de tevbeleri kabul edilmez. İşte bunlara ahirette can yakıcı bir azap hazırlamışızdır.

    leheb süresine uydurulan bu senaryo çok yanlış !
    İsra 46:
    : Kur’ân’ı anlamamaları için, kafalarına, kalplerine kılıflar geçirir, kulaklarına bir sağırlık veririz. Sen Kur’ân’da, Rabbinin birliğini, bir tek olduğunu hatırlatarak anlattığında, onlar, canları sıkılmış bir vaziyette gerisin geri dönüp giderler.
    levent48 (03-02-2015) Bunu beğendi.

  22. 30-01-2015, 10:05
    #11
    bamda Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ebu leheb ile ilgili bir makale var elimizde.Arkadaş da bir yerden alıntı yapmış muhtemelen.Fakat bu makale sizlere inandırıcı geliyormu?
    Makaledeki senaryo, "leheb suresini" akla uyudurmak için kurgulanmış gibi.
    Belkide biz yanlış anlıyor olabiliriz.birlikte bakalım.

    1-sure indiğinde ebu leheb hayatta imiş .Bu senaryoya göre ebu lehebin tevbe kapısı hayatta iken iradesi dışında kapatılmış.artık bu süre var iken ebu leheb tevbe edebilirmi?

    2-Allah cc tarafından karısınında ipi çekilmiş .Kadının küfretmekten başka yapacağı bir şey yok.cehennemdeki yeri bile müjdelenmiş daha geri dönüşü varmı bunun?ta


    peki kuranın fıtratına uyuyormu bu senaryo?kuran'a göre ölüm anına kadar tövbe kapısı açık.


    4:18 - Yoksa günah işleyip de kendisine ölüm gelince: "İşte ben şimdi tevbe ettim." diyen kimselerin tevbesi kabul edilmez. Kâfir olarak ölenlerin de tevbeleri kabul edilmez. İşte bunlara ahirette can yakıcı bir azap hazırlamışızdır.

    leheb süresine uydurulan bu senaryo çok yanlış !
    İsra 46:
    : Kur’ân’ı anlamamaları için, kafalarına, kalplerine kılıflar geçirir, kulaklarına bir sağırlık veririz. Sen Kur’ân’da, Rabbinin birliğini, bir tek olduğunu hatırlatarak anlattığında, onlar, canları sıkılmış bir vaziyette gerisin geri dönüp giderler.
    levent48 (03-02-2015) Bunu beğendi.
  23. #12
    أبوكمبيوتر Kıdemli Üye Ebu Computer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    11-06-2013
    Mesajlar
    21.592
    Beğenmiş
    2.885
    Beğenilmiş
    6.167
    Adı geçen
    157 Mesaj
    Etiketlenme
    1 Konu

    Standart

    Konu 2008 de açılmış ama 7 sene sonra hata fark edilmiş.

    Ebu Leheb ve eşi ile peygamberimiz arasında yaşadıkları dönemler olarak fark var.

    Biraz olaylar birbirine karışmış gibi.

    Selam ve dua ile...

  24. 30-01-2015, 10:11
    #12
    Konu 2008 de açılmış ama 7 sene sonra hata fark edilmiş.

    Ebu Leheb ve eşi ile peygamberimiz arasında yaşadıkları dönemler olarak fark var.

    Biraz olaylar birbirine karışmış gibi.

    Selam ve dua ile...
  25. #13
    Kanalizasyoncu Kıdemli Üye adams77 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14-06-2013
    Mesajlar
    20.186
    Beğenmiş
    2.610
    Beğenilmiş
    2.274
    Adı geçen
    217 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu

    Standart

    Ebu Computer Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Konu 2008 de açılmış ama 7 sene sonra hata fark edilmiş.

    Ebu Leheb ve eşi ile peygamberimiz arasında yaşadıkları dönemler olarak fark var.

    Biraz olaylar birbirine karışmış gibi.

    Selam ve dua ile...
    Biraz açabilirmisiniz?

  26. 30-01-2015, 10:13
    #13
    Ebu Computer Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Konu 2008 de açılmış ama 7 sene sonra hata fark edilmiş.

    Ebu Leheb ve eşi ile peygamberimiz arasında yaşadıkları dönemler olarak fark var.

    Biraz olaylar birbirine karışmış gibi.

    Selam ve dua ile...
    Biraz açabilirmisiniz?
  27. #14
    أبوكمبيوتر Kıdemli Üye Ebu Computer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    11-06-2013
    Mesajlar
    21.592
    Beğenmiş
    2.885
    Beğenilmiş
    6.167
    Adı geçen
    157 Mesaj
    Etiketlenme
    1 Konu

    Standart

    Açayım sayın @adams77

    Ebu Leheb ve Fil vakıası peygamberimizin doğumundan önce meydana geldi.

    O dönemde Kabe'nin hadimi hizmetkarı peygamberimizin dedesi Abdulmuttalip idi.

    Peygamberimize peygamberlik geldiğinde 40 yaşında geldi.

    Ebu Leheb'in karısı Fil vakıası olduğunda 25 yaşlarında olsa peygamberimiz döneminde de 65 yaşlarında olurdu.

    Aslında hata yok gibi, yaşanan olaylar mümkün görünüyor.

    Sayın @bamda fikriniz nedir.

    Selam ve dua ile...

  28. 30-01-2015, 10:21
    #14
    Açayım sayın @adams77

    Ebu Leheb ve Fil vakıası peygamberimizin doğumundan önce meydana geldi.

    O dönemde Kabe'nin hadimi hizmetkarı peygamberimizin dedesi Abdulmuttalip idi.

    Peygamberimize peygamberlik geldiğinde 40 yaşında geldi.

    Ebu Leheb'in karısı Fil vakıası olduğunda 25 yaşlarında olsa peygamberimiz döneminde de 65 yaşlarında olurdu.

    Aslında hata yok gibi, yaşanan olaylar mümkün görünüyor.

    Sayın @bamda fikriniz nedir.

    Selam ve dua ile...
  29. #15
    Kanalizasyoncu Kıdemli Üye adams77 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14-06-2013
    Mesajlar
    20.186
    Beğenmiş
    2.610
    Beğenilmiş
    2.274
    Adı geçen
    217 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu

    Standart

    Ebu Computer Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Açayım sayın @adams77

    Ebu Leheb ve Fil vakıası peygamberimizin doğumundan önce meydana geldi.

    O dönemde Kabe'nin hadimi hizmetkarı peygamberimizin dedesi Abdulmuttalip idi.

    Peygamberimize peygamberlik geldiğinde 40 yaşında geldi.

    Ebu Leheb'in karısı Fil vakıası olduğunda 25 yaşlarında olsa peygamberimiz döneminde de 65 yaşlarında olurdu.

    Aslında hata yok gibi, yaşanan olaylar mümkün görünüyor.

    Sayın @bamda fikriniz nedir.

    Selam ve dua ile...
    Anladım teşekkürler peki eller kurumuş mu?

  30. 30-01-2015, 10:26
    #15
    Ebu Computer Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Açayım sayın @adams77

    Ebu Leheb ve Fil vakıası peygamberimizin doğumundan önce meydana geldi.

    O dönemde Kabe'nin hadimi hizmetkarı peygamberimizin dedesi Abdulmuttalip idi.

    Peygamberimize peygamberlik geldiğinde 40 yaşında geldi.

    Ebu Leheb'in karısı Fil vakıası olduğunda 25 yaşlarında olsa peygamberimiz döneminde de 65 yaşlarında olurdu.

    Aslında hata yok gibi, yaşanan olaylar mümkün görünüyor.

    Sayın @bamda fikriniz nedir.

    Selam ve dua ile...
    Anladım teşekkürler peki eller kurumuş mu?
  31. #16
    Kıdemli Üye Kıdemli Üye lafons7275 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    19-02-2013
    Mesajlar
    21.111
    Beğenmiş
    6.858
    Beğenilmiş
    5.729
    Adı geçen
    95 Mesaj
    Etiketlenme
    12 Konu

    Standart

    adams77 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Anladım teşekkürler peki eller kurumuş mu?
    Eller kadir kıymet bilmiyor.
    levent48 (03-02-2015) Bunu beğendi.

  32. 30-01-2015, 10:35
    #16
    adams77 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Anladım teşekkürler peki eller kurumuş mu?
    Eller kadir kıymet bilmiyor.
    levent48 (03-02-2015) Bunu beğendi.
+ Yeni Konu aç
Sayfa 1/6 123456 SonSon

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 15-05-2014, 20:35
  2. İsrailli Levy Ezanı duyunca...
    By Büşra in forum GÜNDEM VE SİYASET
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21-06-2012, 22:57
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15-07-2011, 09:51

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •