+ Yeni Konu aç
Sayfa 1/2 12 SonSon
9 sonuçtan 1 ile 6 arası

Konu: İstiklal Marşımız'ın İncelemesi (Tahlili)

  1. #1

    • Akşam ... Yine Akşam ...
    • Offline

      Üyelik tarihi
      08-06-2006
      Mesajlar
      1.225
      Konular
      200

    Thumbs up İstiklal Marşımız'ın İncelemesi (Tahlili)

    Üniversite yıllarında, Rahmetli Prof. Dr. Mehmet KAPLAN hocanın, Yeni Türk Ed. Araştırmaları adlı eserinden özetlediğim bu güzel tahlili okumanızı rica ediyorum.

    İSTİKLÂL MARŞI’NIN İNCELEMESİ (TAHLİLİ)

    İstiklâl Marşı, Cumhuriyet’in İlânı’ndan önce 1921’de yazılmış olmakla beraber, Cumhuriyet’i müjdeler ve millî marş olarak kabul edildikten sonra, hemen her gün tekrarlandığı için Atatürk ile beraber Cumhuriyet devrinin sembolü olur. Bu devirden sonra yetişen bütün nesillerin daha ziyâde merasim dolayısıyla kendine has bestesi ile söyledikleri bu marş, şiir olarak da üzerinde durulmaya değer.

    İstiklâl Marşı’nı değerlendirirken, yazıldığı devri göz önünde bulundurmak lâzımdır. Şiiri söyleyen Mehmet Âkif olmakla beraber, aslında o, kendi beni ile birleştirdiği Türk milletinin duygu ve inancını dile getirir.

    İstiklâl Marşı’nın yazıldığı yıllarda, henüz İstiklâl Savaşı kazanılmamıştır. Türk ordusu, bu şiir yazıldıktan bir yıl sonra, 16 Ağustos’ta Büyük Taarruz’a geçer.

    Düşmana karşı ordu ve millete cesaret vermek isteyen büyük şâir, şiirine “Korkma!” diye başlar.

    “Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın
    Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın.” mısraları da ümitli bekleyişi ve geleceğe inancı gösterir.

    Şiirin birinci dörtlüğünde söz konusu olan; “al sancak”tır. Al sancak, Türk milletinin sembolüdür. Türk bayrağının al rengi, şairde alev intibaı uyandırmıştır. Bu alev “sönmez”dir. Zira onun çıktığı kaynak her Türk ailesinin evinde yanan “ocak”tır. Yurdun üstünde tüten “en son ocak” kaldıkça, bu bayrağın alevi, bu şafaklarda dalgalanacaktır.
    Türk bayrağında dikkati çeken ikinci sembol; “yıldız”dır. Birinci dörtlüğün üçüncü mısrasında şair, bu yıldız ile gökteki yıldızı birleştirir. Gökteki yıldıza kimsenin eli dokunamayacağı gibi, “Türk milletinin yıldızı” olan al bayrağın yıldızına da kimse el süremez.

    İkinci dörtlükte, Türk bayrağının üçüncü sembolü olan “hilâl”den hareket edilmiştir. “Hilâl” Eski Türk Edebiyatı’nda sevgiliye benzetilir. Türk bayrağındaki “ay”, kendisini sevenlerden fedâkârlık beklediği için, kaşlarını çatmıştır. Eski Türk Edebiyatı’nda sevgilinin kaşı, genellikle “ay”a benzetilir. Şâir, burada vatanın simgesi olan hilâle (sevgiliye) gülmesi için yalvarır. Bu millet, onun uğruna on binlerce şehit vermiştir.

    Üçüncü dörtlükte, “hürriyet” kavramı söz konusudur. Burada şair, “ben” kelimesini kullanmakla beraber, anlatılmak istenen, “Türk milleti”dir. Şair, burada Türk milletini konuşturmaktadır.

    Dördüncü dörtlükte, Türk milleti ile düşmanlar karşılaştırılmaktadır. Garb (Batı) maddî silahların üstünlüğüne güvenerek, yurdumuza saldırmıştır. Düşmanların bu maddî üstünlüğüne karşı, Türkler’in hiçbir şey ile sarsılmayan imanları vardır. “Ulusun” kelimesiyle; “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar, bırak varsın ulusun, onda artık korkulacak bir taraf kalmamıştır.” demek istemiştir.

    Beşinci dörtlükte, düşmanla çarpışan askere hitap ediliyor. Bu parçada geleceğe büyük bir inançla bakılmaktadır.

    Altıncı dörtlükte, “vatan” söz konusudur. Bu vatan, binlerce şehit verilerek kazanılmış ve korunmuştur. Bundan dolayı ona bakarken toprağı değil, ona gömülü olan şehitleri görmelidir. Dünyada hiçbir şey, vatan kadar kutsal ve değerli değildir.

    Yedinci dörtlükte de “vatan” kavramı söz konusudur. Burada da “vatan” ile “şehitler” (şühedâ) arasındaki münâsebet üzerinde durulmuştur. Burada; “vatan”ın, “cân” ile “cânân”dan (sevgiliden) da üstün bir değer taşıdığı inancı vardır.

    Sekizinci dörtlükte, “din” söz konusudur. Mehmed Âkif’in Allah’tan istediği tek şey, mâbedine (ibâdet yerlerine) yabancıların elini dokundurmaması ve dinin temeli olan şeylere şehâdet (şâhitlik) eden ezanların yurdun üstünde ebedî olarak inlemesidir.

    Dokuzuncu dörtlükte konuşan, “şehit”tir. Din uğruna, vatan uğruna savaşan asker, kendi öldükten sonra ezanları, ezan seslerini işitirse, mezarından kalkarak, yarasından kanlar aka aka, bir ruh gibi yükselir ve başı arşa değer. İslâm inancına göre şehitler, doğrudan doğruya cennete giderler. Bundan dolayı onlar din ve vatan uğruna ölmekten korkmazlar.

    Onuncu ve sonuncu dörtlük; şiirde ortaya konulan fikir ve inançların bir nevî özetidir. Burada da milletin ölmeyeceği, ebedî olarak yaşayacağı inancı vardır.

    Dil ve şekil bakımından şiire hâkim olan düşünce; kuvvet, güven duygusu, sağlamlık ve sâdeliktir. Bunlar Türk halkı ve askerinin temel vasıflarıdır.


    (Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Yeni Türk Ed. Araştırmaları, Dergâh Yay.)

    Tüm forumdan rastgele konular:

    • » Bilmem ki ne yapsam, şu nefesimi aşk...
    • » Gönül sızısı, can acısı, nasıldır umut...
    • » Üniversiteye giden bayan öğrencilerin...
    • » Taraf Alay Ediyor: Gel Vatandaş Gel...
    • » Kurban günleri yaklaşıyor
    • » Kopya koyundan kurbanlık olur mu?
    • » Fazla Söze Gerek Yok: Küfür Tek...
    • » *.Hangi partiyi değil-neye oy...
    • » Tesettür böyle mi olur Allah aşkına!...
    • » FORUM ESKİLERİ BİLİR yerli uçağımız NUG...

    Aynı kategoriden rastgele konular:

    • » Ölüler Konuşunca.....
    • » Sebebler de Bir Dua
    • » Kırılış
    • » öylesine bir serzenis !......
    • » Bir Deli Kız Türküsüdür Sevmelerim
    • » yoksulluktur aşk... (:
    • » Sen de gittin ya!!
    • » Susmaya ne dersin
    • » -Bekleyenler..Bekleyenler-
    • » Allah'ım, DÜNYAN NE GÜZEL!!

  2. #2

    • Üye
    • Offline

      Üyelik tarihi
      17-10-2006
      Mesajlar
      32
      Konular
      1

    Standart

    evet güzel bir inceleme .sağ ol kardeş..
    öğrenci arkadaşlara dağıtılması gereklii...

  3. #3

    •      ada
    • Misafir

    Standart

    bencede çok güzel bilgi Allah razı olsun.Keşke ben okuldayken görseydim bunu

  4. #4

    • Ebu-Begümay
    • Offline

      Üyelik tarihi
      18-09-2006
      Yaş
      34
      Mesajlar
      841
      Konular
      80

    Standart

    Alıntı volkanca3 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    evet güzel bir inceleme .sağ ol kardeş..
    öğrenci arkadaşlara dağıtılması gereklii...
    Aynen katılıyorum...
    Hüzünle titreyen gönüle ince bir âh dokunur
    Kalbi kırık olanın kalbine Allah dokunur.


  5. #5

    •      SaLtan
    • Misafir

    Standart

    Alıntı AdigeBatur Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Aynen katılıyorum...
    hükmünüde koy yaff

    marştan öte şiirdir ve bir şiiri marş edinmek sebebiyle onur kaynağıdır. mehmet akif bu şiiriyle milli marş yarışmasını kazanmasını müteakip kendisine sunulan ödülü kabul etmemiş, törene de bir arkadaşından ödünç aldığı hırkayla katılmıştır.bir kalemin yazabileceği en güzel dizeler bir dilden çıkabilecek en güzel sözlerdirde.. sanırımm

  6. #6

    • Sakallı
    • Offline

      Üyelik tarihi
      17-08-2009
      Yaş
      40
      Mesajlar
      246
      Konular
      67

    Standart

    EyvAllah..




    DÜNYANIN EN CİMRİ İNSANI KİMDİR BİLİRMİSİNİZ?
    PEYGAMBER SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM'İN ADI GEÇTİĞİNDE
    ONA SALAVAT GETİRMEYENDİR.


    Sabret gönül sabret, sakın isyan etme,
    Birgün elbet bitecek, bu çile isyan etme.

+ Yeni Konu aç
Sayfa 1/2 12 SonSon

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67