+ Yeni Konu aç
Sayfa 1/2 12 SonSon
7 sonuçtan 1 ile 6 arası

Konu: Cemil Meriç Şiirleri

  1. #1

    • SesS!zL!k...
    • Offline

      Üyelik tarihi
      14-02-2008
      Mesajlar
      20.586
      Konular
      3938

    Standart Cemil Meriç Şiirleri

    Cemil Meriç (d. 1916 - ö. 1987), Türk yazar ve düşünür. Gerçek ismi Hüseyin Cemil'dir.

    12 Aralık 1916'da Hatay, Reyhanlı'da doğdu. Antakya Lisesi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümüne girdi. Öğrenimini tamamlayamadan Hatay'a döndü. Bir süre ilkokul öğretmenliği ve nâhiye müdürlüğü, Tercüme Kalemi'nde reis muâvinliği yaptı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Elâzığ Lisesi'nde Fransızca öğretmenliği yaptı (1942-1945). İstanbul Üniversitesi yabancı diller okulunda okutman olarak çalıştı (1946). 1955'te görme yeteneğini kaybetti. Fakat öğrencilerinin yardımıyla çalışmalarını ölümüne kadar sürdürdü. 1974 senesinde İstanbul Üniversitesi'nden emekli oldu. 13 Haziran 1987 günü İstanbul'da vefât etti. Kızı Sosyoloji Prof. Ümit Meriç'tir.

    Cemil Meriç'in ilk yazısı Hatay'da Yeni Gün Gazetesi'nde çıktı (1928). Sonra Yirminci Asır, Yeni İnsan, Hisar, Türk Edebiyâtı, Yeni Devir, Pınar, Doğuş ve Edebiyat dergilerinde yazılar yazdı. Cemil Meriç, gençlik yıllarında Fransızca'dan tercümeye başladı. Honoré de Balzac ve Victor Hugo'dan yaptığı tercümelerle kuvvetli bir mütercim olduğunu gösterdi. Batı medeniyetinin temelini araştırdı. Dil meseleleri üzerinde önemle durdu. Dilin, bir milletin özü olduğunu savundu. Sansüre ve anarşik edebiyata karşı bir yazar ve düşünür olarak tanınmaktadır.

    Cemil Meriç'in eserlerinde toprağından kopan insanın trajedisi ve kendini bulma çabasının yanı sıra, Türk aydınlarının düştüğü amansız açmaz da bütün çıplaklığıyla gözler önüne serilir.

    Yaşamı

    1916 12 Aralık günü Hatay'ın Reyhanlı kazasında dünyaya gelir. İki de ablası vardır: Zehra ve Nadide. Ailesi Yunanistan göçmenidir.

    1920 Birinci Dünya Savaşı'nı izleyen yıllarla 1936 arası, Suriye Fransa'nın mandası altındadır. Misak-ı Milli dışında bırakılan Hatay'da da Fransa muhtar bir idare kurmuştur: Bağımsız İskenderun Sancağı.

    1923 Babasının memuriyetten ayrılması üzerine Reyhanlı'ya dönerler. Aynı yıl Reyhanlı Rüştiyesi'nde okula başlar. Bu ilkokulda, üçüncü sınıftan itibaren Fransızca dersleri de okutmaktadır.

    1928 İlkokulu bitirir, elindeki diplomanın adı: "Certificat d'études primaires"dir. Aynı yıl Antakya'ya gider ve Antakya Sultanîsi'nde ortaokula başlar. Eğitim Fransız kültürü ağırlıklıdır.

    1933 Çalışkan bir öğrenci olmasına rağmen cebirden ikmale kalır, gözleri zayıftır ve sınıftaki tahtayı iyi görmemektedir, altı numara miyobu olduğu anlaşılır. Aynı yıl, yerel Yenigün gazetesinde ilk yazısı yayımlanır: "Geç kalmış bir muhasebe"

    1936 İstanbul'a gelir. Üniversiteye giremez. Bir süre pertevniyal lisesi 12. sınıfına devam eder. Hocaları, felsefede İhsan Kongar, tarihte Resat Ekrem Koçu, edebiyatta Keyise İdali, Fransızca'da Nurullah Ataç'tır. Kumkapı ve kadırga talebe yurtlarında kalır. Nazım Hikmet ve Kerem Sadi ile tanışır. Onlar için kendi imzasını kullanmadan iki kitap çevirir Türkçe'ye: Gaston Jèze'in maliye ile ilgili 400 sayfalık bir kitabı ile Stalin'in "Pratik ve Teori" adlı kitabı. Bu kitaplar için herhangi bir ücret almamıştır.

    1937 Mayıs ayında vapurla İskenderun'a döner

    1938 Hatay Reyhanlı'ya dönüp Batı Ayrancı köyünde ilkokul öğretmenliğine başlar. Türk Hava Kurumu'nda sekreterlik, ^belediye'de katiplik gibi geçici görevlerde de bulunur.

    1939 Nisan ayında tevkif edilir, üç yüz kadar kitabına ve dergi koleksiyonlarına el konur. Antakya'ya götürülür, Hatay hükümetini devirmek suçundan idam talebiyle yargılanır, iki ay sonra beraat eder. Aynı yıl 29 Haziran'da Hatay Türkiye'ye katılır.

    1940 Tekrar İstanbul'a gider.

    1941 İstanbul'daki ilk yazısı "İnsan" dergisinde yayımlanır: "Honoré de Balzac"

    1942 İkinci Dünya Savaşı yüzünden Yabanci Diller Okulu öğrencileri Avrupa'ya gönderilemez, mecburi hizmeti vardır, kurada şansına Elazığ çıkar. Buraya gitmeden az önce tarih ve coğrafya ögretmeni olan Fevziye Menteşoğlu ile tanışır ve 19 Mart günü evlenir, eşi İstanbul'ludur. Aynı yıl, Haziran ayında babası ölür. Aynı yıl, 29 Ekim'de Elazığ Lisesi'nde Fransızca öğretmenliğine başlar.

    1942-1943 "Ayın Bibliyografyası" adlı dergide tercüme tenkitleri yayımlanır.

    1943 İlk çeviri kitabi yayımlanır, "Altın Gözlü Kız", Balzac, (Üniversite Kitabevi), 189 sayfalık kitabın 74 sayfası Balzac'la ilgili bir incelemenin yer aldığı önsözdür.

    1945 Elazığ'daki stajyer ögretmenlik görevinden, iki sene dört ay sonra ayrılır. Eşinin Elazığ'a tayini çıkmadığı gibi, aile burada iki de çocuk kaybetmiştir. Ancak İstanbul'da doğum yapabileceğinin anlaşılması üzerine İstanbul'a gidilir. Tıp Fakültesi'nden gözlerinin yorgun olması nedeniyle aldığı rapora rağmen bakanlıkça izinli de sayılmayınca istifa eder. Aynı yıl, 1 Nisan'da bir oğlu dünyaya gelir, ismini Mahmut Ali koyar. Aynı yıl, Balzac'dan iki çevirisi çıkar: "Otuzundaki Kadın" (A. Bolat Yayınevi, 168 sayfa) ve "Onüçlerin Romanı (Ferragus)" (Yüksel Yayınevi), 157 sayfanın 28 sayfası önsözdür.

    1946 16 Aralık, bir kızı gelir dünyaya: Ümit. Aynı yıl bir çevirisi daha basılır, Balzac'tan: "Kibar ******lerin İhtişam ve Sefaleti" (İnkilap Yayınevi), 471 sayfa, 17 sayfalık bir önsöz. Aynı yıl, Aralık ayının son günlerinde sınavla İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde Fransızca okutmanı olur.

    1947 Bir yıl kadar "Yirminci Asır" dergisinde yazar. 1947-1953 yılları arasında makale yazmaya ara vermiş gibidir. 1953'te aynı dergide birkaç makalesi daha yayımlanacaktır.

    1948Victor Hugo'nun "Hernani" adlı piyesinin manzum olarak tercümesi Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kendisine verilir.

    1951 İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne doktora ögrencisi olarak kaydolur.

    1952-1953 İstanbul Işık Lisesi'ne Fransızca öğretmeni olur.

    1954 Gözlerini tamamen kaybeder.

    1956 Aralık ayında "Hernani" çevirisi, Maarif Vekaleti'nin "Klasikler" dizisi arasında yayımlanır.

    1959 Victor Hugo'nun "Sefiller" adlı eserini Türkçe'ye çevirmesi bakanlıkça uygun görülür.

    1964 Bir yıl kadar bastırılamayan "Hint Edebiyatı", sonunda yayımlanır (Dönem Yayınları, 266 s.).

    1965 Uzun aradan sonra ilk kez "Dönem" ve "Çağrı" dergilerinde makaleleri çıkar.

    1966 Victor Hugo'dan, Mahmut Sait Kılıççı ile beraber manzum olarak çevirdiği "Marion de Lorme" basılır (M.E.B. Yayınları, 192 s.). Aynı yıl, Hugo'dan yapmış olduğu "Hernani" çevirisi ikinci kez basılır (M.E.B. Yayınları, 184 s.).

    1967 Makale yazmayı "Yeni İnsan" ve "Hisar" dergilerinde sürdürür. "Hisar"daki yazıları aralıklarla da olsa on yılı aşkın bir süre devam edecektir. "Saint-Simon: İlk Sosyolog, İlk Sosyalist" bu yıl basılır. (Çan Yayınları, 143 s.). Aynı yıl, A. Meillet ile M. Lejeune'ün Encyclopédie Française'deki bir yazısını "Dillerin Yapısı ve Gelişmesi" başlığı altında, talebesi Berke Vardar ile Türkçe'ye çevirirler. (Dönem Yayınları, 86 s.).

    1969 "Sosyalizm ve Sosyoloji Tarihinde Pierre Joseph Proudhon" adlı bir çalışması Fakülteler Matbaası'nda basılır. (Türkiye Harsi ve İctimai Araştırmalar Derneği, sayı 101, 23 s.).

    1970 İ.Ü.E.F. Sosyoloji dergisinde 1968 yılında çıkan "İdeoloji" ile ilgili bir başka çalışması (sayı 21-22), bir kitapçık halinde yayımlanır (Fakülteler Matbaası, 23 s.).

    1973 Balzac'tan çevirmiş olduğu "Kibar ******lerin İhtişam ve Sefaleti" adlı eser, ikinci defa, "İhtisam ve Sefalet (Vautrin)" adıyla gözden geçirilip basılır (Ötüken Yayınevi, 543 s.).

    1974 "Bu Ülke" yayımlanır (Ötüken Yayınevi, 170 s.). "Umrandan Uygarlığa" adlı eseri de bu yıl basılır (Ötüken Yayinevi, 371 s.) ve Türkiye Milli Kültür Vakfı'ndan "fikir dalında" ödül alır. Aynı yıldan itibaren "Türk Edebiyatı", "Kubbealtı Akademi" ve "Orta Doğu" gazetesinde yazıları çıkmaya başlar.

    1976 "Hint Edebiyatı" adlı eserı, "Hint ve Batı" başlıklı bir bölümün de eklenmesiyle "Bir Dünyanın Eşiğinde" adıyla ikinci kez basılır (Ötüken Yayınevi, 344 s.).

    1978 Aynı yıl Mart ayında TRT televizyonun birinci kanalında roman üzerine bir söyleşisi yayımlanır.

    1980 "Kırk Ambar" basılır (Ötüken Yayınevi, 487 s.). Aynı yıl eser, Türkiye Milli Kültür Vakfı Ödülü'ne layık görülür. Uriel Heyd'den "Ziya Gökalp, Türk Milliyetçiliğinin Temelleri" isimli kitabı çevirir (Sebil Yayınevi, 134 s.). "Milli Eğitim ve Kültür" dergisinde ve "Yeni Devir" gazetesinde makaleleri yayımlanmaktadır.

    1981 "Bir Facianın Hikayesi" Ankara'da bir yayınevi tarafından basılır (Ümran Yayınları, 167 s.). Thornton Wilder'in "Köprüden Düşenler" adlı kitabını Lamia Çataloğlu ile birlikte İngilizce'den Türkçe'ye çevirirler (Tur Yayınları, 112 s.). Aynı yıl, Ankara Yazarlar Birliği Derneği tarafından "yılın yazarı" seçilir.

    1982 Kayseri Sanatçılar Derneği'nden, inceleme dalında bir ödül alır. Aynı yıl, 15 Ocak Nişantaşı Akademi Kitabevi'nde bir imza günü düzenlenir. İlk kez okuyucusuyla buluşur. Aynı yıl, 30 Ocak'ta "Cemil Meriç'le Türk kültüründeki değişmeler hakkında bir söyleşi" başlığını taşıyan bir televizyon programına katılır.

    1983 Maxime Rodinson'un "Batıyı Büyüleyen İslam" adlı eserini dilimize kazandırır (Pınar Yayınları, 233 s.). Aynı yıl İletişim Yayınları'nın çıkardığı "Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi"'ne makaleler yazar. 7 Mart günü 41 yıllık bir beraberlikten sonra eşini kaybeder. Aynı yıl TÜYAP Kitap Fuarı'nda kitaplarını imzalar.

    1984 "Işık Dogudan Gelir" adlı kitabı yayımlanır (Pınar Yayınları, 233 s.). Aynı yılın Ağustos ayında bir beyin kanaması geçirir: sol hemipleji sonucu sol tarafına felç iner. Cerrahpaşa Hastanesi'nde üç ay süren bir tedaviden sonra taburcu olur.

    1985 "Kültürden İrfana" adlı eseri İnsan Yayınları arasında çıkar (405 s.). Aynı yayıneviyle bütün eserlerinin basılması konusunda imzalanan sözleşmeye rağmen diğer eserleri basılmaz.

    1986 İletişim Yayınları'nın bu kez de "Tanzimattan Cumhuriyet'e Türkiye Ansiklopedisi"nde makaleleri yer alır.

    1987 13 Haziran günü, kendisini yatağa mahkum eden uzunca bir hastalıktan sonra, 71 yaşında yaşama gözlerini yumar. Karacaahmet mezarlığı'na eşinin yanına defnedilir.


    Başlıca Eserleri

    İNCELEME KİTAPLARI: Hind Edebiyatı (1964), Saint Simon İlk Sosyolog, İlk Sosyalist (1967), Bu Ülke (1974) Umrândan Uygarlığa (1974), Bir Dünyanın Eşiğinde (1976), Işık Doğudan Gelir (1984), Kültürden İrfana (1985)

    DENEME KİTAPLARI: Mağaradakiler (1978), Bu Ülke (1985)

    GÜNLÜK: Jurnal (1992)

    DİĞER KİTAPLARI: Kırk Ambar (1980), Bir Facianın Hikayesi (1981), Sosyoloji Notları ve Konferanslar (1993)

    Ödülleri

    Umrandan Uygarlığa (1974) (Türkiye Millî Kültür Vakfı ödülü)

    Kırk Ambar (1983) (Türkiye Millî Kültür Vakfı ödülü, Ankara Yazarlar Birliği Derneği'nin Yılın Yazarı ödülü)

    Kültürden İrfana (Türkiye Yazarlar Birliği Yılın Fikir Eserleri ödülü)

    Tüm forumdan rastgele konular:

    • » Yüreğime Batan Cam Kırıkları
    • » Ve Yargıtay Darbe Yaptı
    • » 3. Yila Özel 35 tl deĞerİndekİ kİtap...
    • » Üstadımızın vefatının 48.vefat yıl...
    • » İmam Gazali-ey Oğul,...
    • » 'Halepçe Katliamı' beyaz perdeye...
    • » **..yazık etme kendine gel...**
    • » Kuran'a Gore Namaz
    • » Peynirli Çıtır Börekler:
    • » İnsani Yardım Vakfı

    Aynı kategoriden rastgele konular:

    • » İsmail Okutan Şiirleri
    • » Bilal Can şiirleri
    • » Şehriyar Şiirleri
    • » Fetih Öncesi,Fetih Anı
    • » Aziz Nesin Şiirleri
    • » Mehmet Narlı Şiirleri
    • » Jorge Luis BORGES Şiirleri
    • » Muhammed Varol Öztürk (E. İbrahim)...
    • » Ahmet Eroğlu Şiirleri
    • » İsmet Özel Şiirleri

  2. #2

    • SesS!zL!k...
    • Offline

      Üyelik tarihi
      14-02-2008
      Mesajlar
      20.586
      Konular
      3938

    Standart

    YOLCU

    Bugün son sinek de soğuktan öldü
    Son gül soldu,son yaprak döküldü
    Ay bulutların içine gömüldü
    Son ahbap da diyar-ı ahirete göçtü

    Bir bu heyhula kaldı buracıkta
    O da ölümünü bekliyor küçük bir odacıkta
    Bir damla su misali küçük bir kovacıkta
    Bir mezardır istediği kdüz bir ovacıkta

    Halini soran yok mu bu kimsesize
    Sorarlar bir gün bunun hesabını size
    Muhtaç bu garip bir çift söze
    Basar bağrını küçük bir köze


    Cemil MERİÇ

  3. #3

    • SesS!zL!k...
    • Offline

      Üyelik tarihi
      14-02-2008
      Mesajlar
      20.586
      Konular
      3938

    Standart

    HÜZÜNLÜ GURBET

    Güz mevsiminin ortasındayız
    Dağların tepelerinde kar var
    Kar bir yük gibi binmiş dağlara
    Benim hüzünle yüklendiğim gibi adeta
    Dağ nice yükler kaldırır daha
    Oysa ben
    Diyar-ı gürbette
    Küçük bir han odasında
    Mum ışığının altında
    Bilmem daha ne kadar yük kaldırabilirim
    Bilmem daha ne kadar dayanabilirim gurbete
    HÜZÜNLÜ GURBETE
    Karlar eridiğinde mi kavuşurum acaba
    Geride bıraktığım ahbaba
    Kader güldürür benim de yüzümü elbet
    Biter elbet bu HÜZÜNLÜ GURBET

  4. #4

    • SesS!zL!k...
    • Offline

      Üyelik tarihi
      14-02-2008
      Mesajlar
      20.586
      Konular
      3938

    Standart

    Bi ÇARE AŞIK

    Seni düşünüyorum gecenin sessizliğinde
    Bir ateş yanıyor ruhumun derinliklerinde
    Hayallerinle besleniyor bu ateş
    Ben ölsemde hiç sönmeyecek bu ateş

    Bir an kaybolsan hayalimden
    Olur bu dünya bana cehennem
    Ne zaman biter bu aşk bilmem
    Sensiz olamam bir an bile ben

    Hani hasret kalır ya toprak suya
    Hasretim sana toprak misali
    Ne mecnunlar gördü bu dünya
    Leyla olmazsa zindan misali


    cemil meriç

  5. #5

    • Profesör
    • Offline

      Üyelik tarihi
      06-12-2009
      Mesajlar
      1.025
      Konular
      330

    Standart

    Acı, hassasiyetini kabuklaştırıyor insanın.

    Ölmek galiba bu.

    Ayrılığa alışmış gibiyim.

    Tevekkül, teslimiyet.

    Ve heyecanların gün geçtikçe kararan pırıltısı...

    Alışkanlıkların insanı pestile çeviren çarkı.

    Artık yanarak değil, tüterek yaşıyorum.

    Nemli bir tomar gibi.

    Kanatlarım her gün bir parça daha ağırlaşıyor.

    Galiba ihtiyarlıyorum....

    Cemil Meriç
    Rabbim katından gelecek her hayra muhtacım...

  6. #6

    • Börtecine
    • Offline

      Üyelik tarihi
      12-10-2009
      Mesajlar
      3.874
      Konular
      186

    Standart

    "Kitap bir limandı benim için. Kitaplarda yaşadım. Ve kitaptaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim. Kitap benim has bahçemdi. Hayat yolculuğumun sınır taşları kitaplar. Bir kanat darbesiyle Olemp, bir kanat darbesiyle Himaleya. Ayrı bir dil konuşuyordum çağdaşlarımla. Gurbetteydim. Benim vatanım Don Kişot'un Ispanya'sıydı. Don Kişot'un İspanya'sı veya Emma Bovary'nin yaşadığı şehir, kasaba. Sonra Balzac çıktı karşıma. Balzac'da bütün bir asrı yaşadım. Zaman zaman Vautrin oldum, Rastignac oldum, 4000 kahramanda 4000 kere yaşamak."
    Bir İstanbul kızısın…

    Yaşadığın şehre benziyorsun aslında…

    Sen biraz o musun nedir?




    ebkem (28-07-2012) Bunu beğendi

+ Yeni Konu aç
Sayfa 1/2 12 SonSon

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67