Etiketlenen üyelerin listesi

9 sonuçtan 1 ile 9 arası

Konu: İstiklal Marşımız'ın İncelemesi (Tahlili)

  1. #1

    • Akşam ... Yine Akşam ...
    • Offline
    • Ordinaryus

      Üyelik tarihi
      09-06-2006
      Mesajlar
      1.224
      Konular
      194

    Thumbs up İstiklal Marşımız'ın İncelemesi (Tahlili)

    Üniversite yıllarında, Rahmetli Prof. Dr. Mehmet KAPLAN hocanın, Yeni Türk Ed. Araştırmaları adlı eserinden özetlediğim bu güzel tahlili okumanızı rica ediyorum.

    İSTİKLÂL MARŞI’NIN İNCELEMESİ (TAHLİLİ)

    İstiklâl Marşı, Cumhuriyet’in İlânı’ndan önce 1921’de yazılmış olmakla beraber, Cumhuriyet’i müjdeler ve millî marş olarak kabul edildikten sonra, hemen her gün tekrarlandığı için Atatürk ile beraber Cumhuriyet devrinin sembolü olur. Bu devirden sonra yetişen bütün nesillerin daha ziyâde merasim dolayısıyla kendine has bestesi ile söyledikleri bu marş, şiir olarak da üzerinde durulmaya değer.

    İstiklâl Marşı’nı değerlendirirken, yazıldığı devri göz önünde bulundurmak lâzımdır. Şiiri söyleyen Mehmet Âkif olmakla beraber, aslında o, kendi beni ile birleştirdiği Türk milletinin duygu ve inancını dile getirir.

    İstiklâl Marşı’nın yazıldığı yıllarda, henüz İstiklâl Savaşı kazanılmamıştır. Türk ordusu, bu şiir yazıldıktan bir yıl sonra, 16 Ağustos’ta Büyük Taarruz’a geçer.

    Düşmana karşı ordu ve millete cesaret vermek isteyen büyük şâir, şiirine “Korkma!” diye başlar.

    “Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın
    Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın.” mısraları da ümitli bekleyişi ve geleceğe inancı gösterir.

    Şiirin birinci dörtlüğünde söz konusu olan; “al sancak”tır. Al sancak, Türk milletinin sembolüdür. Türk bayrağının al rengi, şairde alev intibaı uyandırmıştır. Bu alev “sönmez”dir. Zira onun çıktığı kaynak her Türk ailesinin evinde yanan “ocak”tır. Yurdun üstünde tüten “en son ocak” kaldıkça, bu bayrağın alevi, bu şafaklarda dalgalanacaktır.
    Türk bayrağında dikkati çeken ikinci sembol; “yıldız”dır. Birinci dörtlüğün üçüncü mısrasında şair, bu yıldız ile gökteki yıldızı birleştirir. Gökteki yıldıza kimsenin eli dokunamayacağı gibi, “Türk milletinin yıldızı” olan al bayrağın yıldızına da kimse el süremez.

    İkinci dörtlükte, Türk bayrağının üçüncü sembolü olan “hilâl”den hareket edilmiştir. “Hilâl” Eski Türk Edebiyatı’nda sevgiliye benzetilir. Türk bayrağındaki “ay”, kendisini sevenlerden fedâkârlık beklediği için, kaşlarını çatmıştır. Eski Türk Edebiyatı’nda sevgilinin kaşı, genellikle “ay”a benzetilir. Şâir, burada vatanın simgesi olan hilâle (sevgiliye) gülmesi için yalvarır. Bu millet, onun uğruna on binlerce şehit vermiştir.

    Üçüncü dörtlükte, “hürriyet” kavramı söz konusudur. Burada şair, “ben” kelimesini kullanmakla beraber, anlatılmak istenen, “Türk milleti”dir. Şair, burada Türk milletini konuşturmaktadır.

    Dördüncü dörtlükte, Türk milleti ile düşmanlar karşılaştırılmaktadır. Garb (Batı) maddî silahların üstünlüğüne güvenerek, yurdumuza saldırmıştır. Düşmanların bu maddî üstünlüğüne karşı, Türkler’in hiçbir şey ile sarsılmayan imanları vardır. “Ulusun” kelimesiyle; “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar, bırak varsın ulusun, onda artık korkulacak bir taraf kalmamıştır.” demek istemiştir.

    Beşinci dörtlükte, düşmanla çarpışan askere hitap ediliyor. Bu parçada geleceğe büyük bir inançla bakılmaktadır.

    Altıncı dörtlükte, “vatan” söz konusudur. Bu vatan, binlerce şehit verilerek kazanılmış ve korunmuştur. Bundan dolayı ona bakarken toprağı değil, ona gömülü olan şehitleri görmelidir. Dünyada hiçbir şey, vatan kadar kutsal ve değerli değildir.

    Yedinci dörtlükte de “vatan” kavramı söz konusudur. Burada da “vatan” ile “şehitler” (şühedâ) arasındaki münâsebet üzerinde durulmuştur. Burada; “vatan”ın, “cân” ile “cânân”dan (sevgiliden) da üstün bir değer taşıdığı inancı vardır.

    Sekizinci dörtlükte, “din” söz konusudur. Mehmed Âkif’in Allah’tan istediği tek şey, mâbedine (ibâdet yerlerine) yabancıların elini dokundurmaması ve dinin temeli olan şeylere şehâdet (şâhitlik) eden ezanların yurdun üstünde ebedî olarak inlemesidir.

    Dokuzuncu dörtlükte konuşan, “şehit”tir. Din uğruna, vatan uğruna savaşan asker, kendi öldükten sonra ezanları, ezan seslerini işitirse, mezarından kalkarak, yarasından kanlar aka aka, bir ruh gibi yükselir ve başı arşa değer. İslâm inancına göre şehitler, doğrudan doğruya cennete giderler. Bundan dolayı onlar din ve vatan uğruna ölmekten korkmazlar.

    Onuncu ve sonuncu dörtlük; şiirde ortaya konulan fikir ve inançların bir nevî özetidir. Burada da milletin ölmeyeceği, ebedî olarak yaşayacağı inancı vardır.

    Dil ve şekil bakımından şiire hâkim olan düşünce; kuvvet, güven duygusu, sağlamlık ve sâdeliktir. Bunlar Türk halkı ve askerinin temel vasıflarıdır.


    (Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Yeni Türk Ed. Araştırmaları, Dergâh Yay.)

  2. #2

    • Üye
    • Offline
    • Üye

      Üyelik tarihi
      17-10-2006
      Yer
      kayseri
      Mesajlar
      32
      Konular
      1

    Standart

    evet güzel bir inceleme .sağ ol kardeş..
    öğrenci arkadaşlara dağıtılması gereklii...

  3. #3

    •      ada
    • Misafir

    Standart

    bencede çok güzel bilgi Allah razı olsun.Keşke ben okuldayken görseydim bunu

  4. #4

    • Ebu-Begümay
    • Offline
    • Profesör

      Üyelik tarihi
      19-09-2006
      Yer
      Ayıntab
      Yaş
      36
      Mesajlar
      839
      Konular
      77

    Standart

    Alıntı volkanca3 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    evet güzel bir inceleme .sağ ol kardeş..
    öğrenci arkadaşlara dağıtılması gereklii...
    Aynen katılıyorum...

  5. #5

    •      SaLtan
    • Misafir

    Standart

    Alıntı AdigeBatur Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Aynen katılıyorum...
    hükmünüde koy yaff

    marştan öte şiirdir ve bir şiiri marş edinmek sebebiyle onur kaynağıdır. mehmet akif bu şiiriyle milli marş yarışmasını kazanmasını müteakip kendisine sunulan ödülü kabul etmemiş, törene de bir arkadaşından ödünç aldığı hırkayla katılmıştır.bir kalemin yazabileceği en güzel dizeler bir dilden çıkabilecek en güzel sözlerdirde.. sanırımm

  6. #6

    • Sakallı
    • Offline
    • Paylaşımcı Üye

      Üyelik tarihi
      17-08-2009
      Yaş
      42
      Mesajlar
      247
      Konular
      67

    Standart

    EyvAllah..

  7. #7

    • Muhammed
    • Offline
    • Kıdemli Üye

      Üyelik tarihi
      11-04-2007
      Mesajlar
      3.352
      Konular
      239

    Standart

    Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
    Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
    O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
    O benimdir, o benim milletimindir ancak!

    Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
    Kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu celâl?
    Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
    Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal.

    Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
    Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
    Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
    Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

    Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
    Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
    Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
    'Medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

    Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
    Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
    Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,
    Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

    Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı!
    Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
    Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
    Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

    Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
    Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
    Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
    Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

    Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
    Değmesin ma' bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
    Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
    Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

    O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
    Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım;
    Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım;
    O zaman yükselerek arşa değer belki başım!

    Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
    Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
    Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
    Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
    Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!

    10 yaşındayken bunu tümüyle nasıl ezberlemiştim yahu

  8. #8

    • Kıdemli Üye
    • Offline
    • Kıdemli Üye

      Üyelik tarihi
      02-09-2009
      Mesajlar
      4.558
      Konular
      136

    Standart

    her bir kelimesi binlerce şey anlatıyor
    ne büyük bir iman coşkusu ile yazılmış
    her satırından belli oluyor ,şairin yürek acısı
    ama malesef melodisi hiç mi hiç yakışmıyor ,
    bu kadar büyük anlam yüklü satırlara .

  9. #9

    • Börtecine
    • Offline
    • Kıdemli Üye

      Üyelik tarihi
      12-10-2009
      Yer
      izmit/istanbul
      Mesajlar
      3.866
      Konular
      185

    Standart

    İstiklâl Marşı
    -Kahraman Ordumuza-

    Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
    Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
    O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
    O benimdir, o benim milletimindir ancak!

    Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
    Kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu celâl?
    Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
    Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal.

    Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
    Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
    Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
    Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

    Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
    Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
    Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
    'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

    Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
    Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
    Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,
    Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

    Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı!
    Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
    Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
    Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

    Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
    Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
    Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
    Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

    Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
    Değmesin ma' bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
    Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
    Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

    O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
    Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım;
    Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım;
    O zaman yükselerek arşa değer belki başım!

    Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
    Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
    Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
    Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
    Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!
    Bîdâr (02-11-2012) Bunu beğendi.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Zülmü alkışlayamam - Diriliş muştuları (Eskimeyen marşımız)
    By enderhafızım in forum EZGİ ve İLAHİ
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08-07-2011, 02:43
  2. Bizim marşımız
    By thetevhit in forum SERBEST KÜRSÜ
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 18-08-2010, 10:40
  3. Kitap Tahlili
    By eylül in forum KİTAP
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 30-04-2010, 17:12
  4. ilk besteleniş şekliyle istiklal marşımız...
    By Alper... in forum Kapatılan Konular
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 26-01-2007, 00:25

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •