Etiketlenen üyelerin listesi

11 sonuçtan 1 ile 11 arası

Konu: Bünyamin Doğruer Şiirleri

  1. #1

    • Üye
    • Offline
    • Üye

      Üyelik tarihi
      14-11-2006
      Yaş
      31
      Mesajlar
      75
      Konular
      38

    Standart Bünyamin Doğruer Şiirleri

    Yolumuz uzun
    Sevdamız ağır
    Yüreğimizde nice canlar taşınır
    Harlı öfkenle
    Acılara isyan eden zamanın toprağında
    Ne özgür gözlerin var Musa
    Umudun ustası
    Onca ihanetlerin ardından
    Ey acıların hüzünlü yüreği
    Bir gün kırılır yahudi zincirleri
    Gökyolları açılır
    Bir sevdaya büyür çağ
    Kristal akşamlar dağılır saçlarımızda
    Bağrında baharla
    Kuşanarak hayat veren levhaları
    Gül kokulu rüzgârınla
    Gelen sen misin Musa

    Bıraktığın denizlerde unuttuk kendimizi
    Köleliği bitirecek aşk adına
    Vur tur-i sina’dan mührünü
    Güneşler öldü üşüyoruz Musa
    Gönüller mahsun
    Mahsun mescid-i aksa
    Güzelliğimiz yıkıldı
    Hep hıçkırıklar koşuyor yollarda
    Çıktım yıkılan evimin altından, bağrını
    Birleştir kardeşim
    Neyleyim ah kardeşlik yok oldu
    Dönüp gülümsemeye mecalim yok
    Dilinde hikmetle
    Gelen sen misin Musa
    Söz bitmedi
    Mutlak çağrı bir gün ulaşacak
    Firavun saraylarına

    Ey insan tutun kerim sayfalara
    Denizi yaracak aşka
    Bilensin umutlar
    Öfkeli bakışlarını çevir arz-ı mev’uda
    … (Bünyamin Doğruer)

  2. #2

    • !Duygularım Sende MaKBeR!
    • Offline
    • Doçent

      Üyelik tarihi
      04-11-2006
      Mesajlar
      662
      Konular
      50

    Standart

    güzel paylaşımlarınızın devamını bekleriz.. ruh halimizi koruyor bu şiirler

  3. #3

    • SesS!zL!k...
    • Offline
    • Kıdemli Üye

      Üyelik tarihi
      14-02-2008
      Yer
      Çorum
      Mesajlar
      20.750
      Konular
      3945

    Standart Bünyamin DOĞRUER Şiirleri

    Öfkenin Şiiri !

    Ben; kim ne derse desin savaştan gayrısında yokum,
    haydi düş peşime gidelim ebedi diri kalmaya doğru.

    Nicedir hain suskunluğumuzdan, bak bir kez daha dağlandı yüreğimiz,
    Roketlerle gelen ölümle yitirdik hasretimizi..

    Ama gül açmaz deme sakın,
    siperden sipere seken ölümlere dost
    Canlar namluya kondu, anltlar içildi..

    Şimdi bırakalım artık ağalamayı sızlamayı,
    savaşın dilini konuşturalım,
    erkekçe bir kavgaya soyunan,
    intikama tutkun yürekleri konuşalım..

    Öfkeler çıksın kınından,
    hayat bağışlayan silahlara yüklensin umutlar,
    o tetiğe basan eller, şehadeti anlatırlar..

    Gözlerimiz yoruldu bu topraklarda,
    Gidelim kanda gelir arkamızdan aşkta,
    kanatarak toprakları, tel örgülü sınırları,
    gidelim görelim yahudiyi hayberce !…

    “vel ba’su ba’del mevt” günü,
    Yahudiye dost olma suçu önümüze elbet düşecek,
    O zulüm karışmış imanlarla, işlenen cürümlerle,
    misakı milli hudutlarında zevku sefa var dostlar,
    Ama Gazze’de hergün yürekler yanar..

    Aman ey gözlerim,
    sen bakmaya devam et yahudiye hayberce !..
    Savaşa soyun gönlüm, savaşı solu,
    iki elim silahlarda çözülmek için ,
    Vaktidir şimdi, yumruk yumruk kavgalara girmenin..

    Şimdi damarlarda uyuyan kanlar utansın,
    alçaklık damgası vurulmuş yahudi şakağına,
    namluyu doğrultmayan eller utansın..

    Susmak, beklemek nöbetinde;
    savaşsız, kavgasız, rahat ölümler düşleyip, uykuları derin olanlar,
    ve hala biz, siz zamirlerini çekenler utansın..

    Çatlamaz yüreğinse taşıdığın,
    Bunca mümin avından, ucuz dervişlik postuna bürünmüş insan,
    ve ey omuzlarından aşağıya birikmiş suçları akan,
    ve Siz; kansız, cansız, bedelsiz, beleş cennet yolcuları;
    O lanetlenmiş aşağılık maymunlara,
    hiç değilse bir taş atmazsanız,
    taşıdığınız eller utansın…

  4. #4

    • SesS!zL!k...
    • Offline
    • Kıdemli Üye

      Üyelik tarihi
      14-02-2008
      Yer
      Çorum
      Mesajlar
      20.750
      Konular
      3945

    Standart

    TEPEDEN TIRNAĞA YÜREK

    Hayat sıkılmış bir yumruk gibi
    sanki zaman ortaçağ
    ve çiviliyoruz zulmün kahrını
    yanına asıyoruz başörtülü bir fotoğrafı
    burda beyazıt meydanında
    çynar yaprağını dökerken
    yorgun gölgeleri düşer taşlara
    umut gözlü kyzlaryn
    sevinçleri direniş
    düşleri peygamber çiçeği döker
    özgürlük günlerine
    konuşsan birisiyle
    başörtüye uzanan elin akıbetini
    anlatır beni kaynuka yahudilerini
    dinlenen zulmün sesi
    bu memleketi
    ihaneti
    bunca inananları düşündüm
    marazlı kalpleri, kalpteki lekeleri
    yaz yağmuru gibi kesildi yardım elleri
    güneş buluta girdi
    haykırmasını öğrendi de parke taşlary
    biz öğrenemedik, biz utanmazlar
    ey tepeden tırnağa yürek olan bacılar
    vurmuş
    faşizmin kırılası elleri
    örtünüz galip ve onurlu
    "Ey iman edenler iman ediniz" bir daha
    analar sürün yiğitleri alanlara
    öfkeleri, yumrukları sürün meydanlara
    susmak daha acı
    ne güzel şey direnişle beklemek
    doğacak baharı...

  5. #5

    • SesS!zL!k...
    • Offline
    • Kıdemli Üye

      Üyelik tarihi
      14-02-2008
      Yer
      Çorum
      Mesajlar
      20.750
      Konular
      3945

    Standart

    Vurulduğum Yerde

    Sis ve intihar çöküyor
    Sustuğum yerde
    Bir şeyler kırılıyor
    Bir de seni ekliyorum susuşlarıma
    İsyan olmuyor
    Acılar dibe çökmüyor
    Hüznü sadece siyah atlarım duyuyor
    Sesime ses veren olursa
    Yine gelirim
    Paslı soğuklarda
    Yine yakılır şiirlerim
    Vurulduğum yerde
    Sis ve intihar çöküyor

    Havada bulut yok mu söylersin usta
    Vurulduğum yerde
    Paslı soğuklar kalır geceye
    Geceyim ben
    Ve ya gökyüzünü kaybetmiş kış
    Dışarda müthiş bir fırtına
    Sazın tellerinde yürüyen bir el
    Havada bulut yok mu söylersin usta
    Ayrılığın kapısından çıktığımda
    Sis ve intihar çöküyor
    Kim ölü
    Kim canlı


  6. #6

    • SesS!zL!k...
    • Offline
    • Kıdemli Üye

      Üyelik tarihi
      14-02-2008
      Yer
      Çorum
      Mesajlar
      20.750
      Konular
      3945

    Standart

    YORGUN ATLARIMLA GELİYORUM

    Şu yaralı yüreğini göreyim
    nedir bu uğultu gecenin derinliğinde
    ey düşler akıtan su
    ne kadar berrak ölümler var
    aldıran kim
    bir yerleri kanar coğrafyamın
    öfkelerin türküsünü coğrafyamın
    öfkelerin türküsünü söyler yüreğim
    aldıran kim
    Ne dedin beyefendi, filistin mi?
    Şöyle biraz biftek...
    göğüs ızgara...
    yarım kilo sarma...
    açıver lütfen ve biraz baharat...
    tamam, ne kadar borcum.

    Şu yaralı yüreğini göreyim
    yanarak sevmenin toprağında
    ey selahaddin
    yorgun düşmüş atlarımla geliyorum
    senin hatırana
    hayatın bir tenha yerinden girerek geliyorum
    ey filistinin güzel başağı
    şöyle bir görsem seni doyasıya
    yıldız çiçeklerini koklasam
    o zaman başlasam yaşamaya
    baksam vınlayan sapan taşlarına
    ben de atsam bismilllah deyip ölümsüz kılsa beni

    dilimde hep hüzün ey selahaddin
    ne zaman patlayacak aşkın suskunluğu
    yanarak sevmenin toprağında
    içimdeki dağların başında şaha kalkar intifada
    aldıran kim
    ben marşlar söylerken sarılırım yüreğime
    mazlum ırmaklara açılır tüm kapılarım
    büyük fırtınaların bahçesinde
    o kırmızı gül
    ansızın meydanlarda sapan taşıyla
    yağmur tufan ve bunalma
    başlar yahudi de ölüm korkusu
    çevir yapraklarını tarihin
    kalbim hayberde atıyor

    bir anneden akan muhacir güller solarken
    ben gidiyorum
    göğsüme doldurup can veren kelimeleri
    saçlarını özgürlük türküsüne bağlayan yıldız
    çocukları görmeye
    ey selahaddin yorgun atlarımla geliyorum
    başımda alev
    yanarak sevmenin toprağına

    Bil ki umut intifada'dır
    yenilmeyen intifada
    atılan her kurşun yanacak senin alnında
    Davud'dan kalma sapanını çapraz astıkça marşlarına
    soluk soluğa atan şahdamar
    ve kudüsün nabzında
    ürperir bir rüzgarla
    avuçlarda sımsıkı bir taş
    başları dik yüreklerinde celadet
    bir kurşun bir deli kurşun ey güzelim şehadet
    bekle beni ey selahaddin
    yorgun atlarımla geliyorum
    yana yıkıla sevmenin toprağına
    saçlarını özgürlük türküsüne bağlayan
    yıldız çocukları görmeye...

  7. #7

    • SesS!zL!k...
    • Offline
    • Kıdemli Üye

      Üyelik tarihi
      14-02-2008
      Yer
      Çorum
      Mesajlar
      20.750
      Konular
      3945

    Standart

    Baskın

    İçimin serin ırmaklarına
    Tek tek düşüyor yıldızlar


    Kül ve kan
    Geceyarısı baskınlarında
    Duvarlara buluşan


    Öfkem sızlıyor
    Duyun beni
    Sapanımdaki taş gibi
    Kesilmemişse insanların yüreği


    Örselenmiş vakitler içinde
    Sabrımı yükleniyorum
    İçimde dağları büyüterek
    Gizlenmiş ay’ı yıldızları soruyorum


    Gözaltılar kelepçeler sürgünler
    İnsafsızca lanetli lekeler
    Bir de yokluğunda seni özlediğim günler
    Bizleri habire kendine çeken ölümler


    Sorgusuz sualsiz bir gece yarısı
    Bileklerimde buz gibi demirler
    Sonra bir pencere açılır karanlığa
    Kırık bir cam parçası gibi artık tüm renkler


    Bu tüten zehirli duman boğuluyorum
    Sesim acının kördüğümünde
    Küf kokusu zindan güneşte bir telaş
    Avuçlarımda kanayan benim yüzüm arkadaş


    Yağmurlar yağdı içime üşüdüm
    Sen yoktun kalbimi zorlayan işkencelerde
    Kıyısız bir nehir gibiydin sokaklarda
    Yusufça duruşun hazzı başkadır mapushanede


    Bünyamin Doğruer

    http://www.tasfiyedergisi.com/?p=107

  8. #8

    • SesS!zL!k...
    • Offline
    • Kıdemli Üye

      Üyelik tarihi
      14-02-2008
      Yer
      Çorum
      Mesajlar
      20.750
      Konular
      3945

    Standart

    Ölüm ve umut sahneleri


    /yalnızım ben ağrı gibi/
    Ağıtlar yansıyan topraklarda
    Ölümümüz birden olur
    Hayatın en anlamlı yaşında
    Turnalarımız göçeder
    Gözleri batıda yürekleri doğuda
    Sırtlarında ağır yolculuk
    Yine de umut bu can verir
    Canevimize kurulsa da tuzaklar
    Bir nice sevdanın resmi koynumuzda
    Sıra dağları devire devire
    Bir muhacir sızısını tutarak kalbimizde
    Gurbeti kafesleyip iri bir kente yaslandık
    Yalnızız
    Yalnızım

    /suskunum ben dersim gibi/
    İnan bana gardaş buralarda ölümün yüzü
    Silaha panzere benziyor
    Kurşunlar dolduruyor gecemizi
    Acılar
    Umutlar
    Öfkeler kan kan…
    Ekmekler
    Buranın gecesi gündüzü kan
    Az önce geçti mayın yüzlü ölüm
    Gül kadınların yüzü soldu
    Çocuklar aynı yaşta kaldı
    En soğuk günlerde bile terlettiler bedenlerimizi
    Ama sökemediler yüreğimizi

    İmanımız konuştu be gardaş
    İnkar geldik izini atanın
    Bu yüzden astılar burada
    Yirmi sekiz haziranda dağ gibi yürekleri dağ kapıda
    Kıyama mektep olmuş dağlarda
    Ah dersim ah vardır bir yolu seni diriltmenin
    Gümrah yürekler unutmadı seni
    Unutmadım…

    /deliyim ben Fırat gibi /
    Alınmamış intikamlarım
    Az ötede açacak çiçekler
    Sevda derim pervazsızca
    Elimizde delikanlılık var
    Fırat gibi deli dolu ve dürüst
    Belki bir yağlı ipte kırılacak boynumuz
    Gün olur
    Yedi veren güller ayaklanır dağlardan
    Gün olur
    Ciğerlerimizi patlatırcasına bağırırız
    Diyetini öderiz delikanlılığın
    Gün olur
    Evleri ekinleri yakılmış köylerin
    Dönen yolcusu olurum
    İki gözüm sevgilim
    İşte ben böyleyim
    Dersim gibi suskun
    Ağrı gibi yalnız
    Fırat gibi deliyim…


    Bünyamin DOĞRUER


  9. #9

    • SesS!zL!k...
    • Offline
    • Kıdemli Üye

      Üyelik tarihi
      14-02-2008
      Yer
      Çorum
      Mesajlar
      20.750
      Konular
      3945

    Standart

    Susar dar ağaçları

    Bir tohumun ısrarıdır yüzler
    Yiğitler türkü söyler
    Susar darağaçları
    Kan pıhtıları güllerin tazeliği
    Yüzünde nehirlerin uykusuzluğu
    Yiğitler türkü söyler

    Onurlu bir kavgaya doğduk
    Ve umut çok yakın
    Susar darağaçları
    Ölümün bittiği yerde
    Kalbim kadar hoyratlar söyledim
    Çiçekler taşıdım güneşe
    Ben bu yangını imanımdan almışım

    Çarmıha
    Yürür bir gönüllü İsa
    Kurban kanı
    Hayınlara galib İsalar büyür
    Yiğitler haykırır
    Susar darağaçları
    Sevdanın tan vaktinde
    Kımıldar bedel ödemeye
    Pazarlıksız yanmaya hazır yürekler...

  10. #10

    • GülenAy
    • Offline
    • Kıdemli Üye

      Üyelik tarihi
      07-06-2006
      Yer
      Kayıp Şehir...
      Mesajlar
      15.643
      Konular
      549

    Standart Yorgun atlarımla geliyorum!!...

    YORGUN ATLARIMLA GELİYORUM




    Şu yaralı yüreğini göreyim
    nedir bu uğultu gecenin derinliğinde
    ey düşler akıtan su
    ne kadar berrak ölümler var
    aldıran kim
    bir yerleri kanar coğrafyamın
    öfkelerin türküsünü coğrafyamın
    öfkelerin türküsünü söyler yüreğim
    aldıran kim
    Ne dedin beyefendi, filistin mi?
    Şöyle biraz biftek...
    göğüs ızgara...
    yarım kilo sarma...
    açıver lütfen ve biraz baharat...
    tamam, ne kadar borcum.

    Şu yaralı yüreğini göreyim
    yanarak sevmenin toprağında
    ey selahaddin
    yorgun düşmüş atlarımla geliyorum
    senin hatırana
    hayatın bir tenha yerinden girerek geliyorum
    ey filistinin güzel başağı
    şöyle bir görsem seni doyasıya
    yıldız çiçeklerini koklasam
    o zaman başlasam yaşamaya
    baksam vınlayan sapan taşlarına
    ben de atsam bismilllah deyip ölümsüz kılsa beni

    dilimde hep hüzün ey selahaddin
    ne zaman patlayacak aşkın suskunluğu
    yanarak sevmenin toprağında
    içimdeki dağların başında şaha kalkar intifada
    aldıran kim
    ben marşlar söylerken sarılırım yüreğime
    mazlum ırmaklara açılır tüm kapılarım
    büyük fırtınaların bahçesinde
    o kırmızı gül
    ansızın meydanlarda sapan taşıyla
    yağmur tufan ve bunalma
    başlar yahudi de ölüm korkusu
    çevir yapraklarını tarihin
    kalbim hayberde atıyor

    bir anneden akan muhacir güller solarken
    ben gidiyorum
    göğsüme doldurup can veren kelimeleri
    saçlarını özgürlük türküsüne bağlayan yıldız
    çocukları görmeye
    ey selahaddin yorgun atlarımla geliyorum
    başımda alev
    yanarak sevmenin toprağına

    Bil ki umut intifada'dır
    yenilmeyen intifada
    atılan her kurşun yanacak senin alnında
    Davud'dan kalma sapanını çapraz astıkça marşlarına
    soluk soluğa atan şahdamar
    ve kudüsün nabzında
    ürperir bir rüzgarla
    avuçlarda sımsıkı bir taş
    başları dik yüreklerinde celadet
    bir kurşun bir deli kurşun ey güzelim şehadet
    bekle beni ey selahaddin
    yorgun atlarımla geliyorum
    yana yıkıla sevmenin toprağına
    saçlarını özgürlük türküsüne bağlayan
    yıldız çocukları görmeye...


    Bünyamin Doğruer

  11. #11

    • SesS!zL!k...
    • Offline
    • Kıdemli Üye

      Üyelik tarihi
      14-02-2008
      Yer
      Çorum
      Mesajlar
      20.750
      Konular
      3945

    Standart

    Kurak Mevsimler

    Yangın yerlerinden geldin

    avuçlarında aynalar kırıldı

    geldin bizi biz olarak görmedin

    denizimiz kayboldu kardeşliğimizde

    yağmuru soran yorgun güller kaldı geride


    Ey insan

    bak / ateş çukurunun kenarındayız/

    kimin umurunda yoksul acılar

    rüzgarımızı kesen tefrikalar

    gökkubbeye saldığımız çığlıklar

    kimin umurunda

    kan fışkıran topraklar


    Varoluş yumağının ucunda

    bildiklerimiz ve öğrendiklerimiz

    bir kıvılcım

    bir ışık

    bir diriliş olmayacaksa

    iman aşka durup çiçek açmayacaksa

    müslüman sadece bir isim olarak kalacaksa

    üç heceden oluşmuş

    güzel elbiseler içinde

    kurak mevsimler saklı eyyamın gözlerinde


    Demek geldin kurak geçen mevsimlerde

    bizi biz olarak görmedin

    şimdi insanlık karanlık bir kuyunun dibinde

    aşka dönük yüzümüz kalmadı
    kalbimiz düş yorgunu örümcek ağı şölenlerde

    Bünyamin Doğruer

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 2 kullanıcı var. (0 üye ve 2 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 23
    Son Mesaj: 01-04-2014, 18:29
  2. Cevaplar: 27
    Son Mesaj: 02-01-2014, 14:08
  3. Gül Şiirleri
    By cahid in forum ŞİİR DEFTERİ
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 17-04-2010, 22:22
  4. Zafer Şık Şiirleri
    By akinci1453 in forum Şairlerden Şiirler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25-11-2007, 22:47
  5. Şiirleri
    By Cümle Mühendisi in forum ŞİİR DEFTERİ
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02-07-2006, 21:21

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •