Kuran'a bakınca nelere iman edeceğiz? | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Kuran'a bakınca nelere iman edeceğiz?

lafons7275

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Şub 2013
Mesajlar
21,533
Puanları
83
Kur’ân’da,

(Bir) Bâzen sırf Îmân’a veya Îmân ve Amel-i Sâlih’e dâir âyet veya âyetler gelmiştir. Hiçbir îmân esâsından bahsedilmemiştir. Kur’ân fihristinden neye îmân edildiği gösterilmeden, sadece “îmân edenler” hitabıyla (258) âyet bulacaksınız..



(Îmân edip sâlih amel işleyenlere gelince, onlar için Me’vâ Cennetleri vardır.)[10]



Nelere îmân edildiği gösterilmemiş. Tabiî ki, îmân esaslarının tamâmına îmân edenler kastedilmektedir. “Bu îmân, her hangi bir tasdîkdir” deyip, îmân esasları inkâr mı edilsin?



(İki) Bâzen sırf Allâh’a îmân’a dâir âyetler gelmiştir:


(Çünki O, azîm olan Allah’a îmân etmezdi.)[11]


(Kim Allah’a îmân ederse Allah onun kalbine hidâyet verir.),[12]

(Kim Rabbine îmân ederse, artık ne eksiklik’den ne de ğadirlikden/haksızlığa uğramakdan korkmayacaktır)[13]


(Artık kim Tâğût’u inkâr eder ve Allah’a îmân ederse o sapasağlam bir kulpa sarılmıştır.)[14]


Bu âyetlerde diğer îmân esaslarından bahsedilmiyor. Âhiret ve diğer îmân edilecek şeyler inkâr mı edilsin?


(Üç) Bazen sırf Allah’a, Peygamber’e veyâ Peygamberlere, îmân’a dâir âyet gelmiştir:



(Kim Allah’a ve Resûlüne îmân etmezse şüphesiz biz kâfirler için bir alevli ateş hazırladık.)[15]

(O halde Allah’a ve Resûllerine îmân ediniz.)[16]

Âhiret ve diğer îmân esasları inkâr mı edilsin?



(Dört) Bazen sırf Kitâb’a veya kitâblar’a veya Allah’dan İndirilenler’e îmân’a dâir âyet gelmiştir:


(Allah’ın âyetlerine inanmayanları Allah hidâyet etmeyecektir.),[17]

(Yalan iftirâyı ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlar yaparlar.),[18]

(Âyetlerimizi ancak kâfirler topluluğu inkâr eder.),[19]

(Şübhesiz sana bir takım açık âyetler indirdik. Onları ancak fâsıklar (kâfirler) inkâr eder.)[20]

(Şübhesiz ki, Allah’ın âyetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azâb vardır.),[21]

(Kim Allah’ın âyetlerini inkâr ederse, hiç şübhe yok ki, Allah, azâbı çok şiddetli olandır.),[22]

(Âyetlerimizi yalanlayanlar ve büyüklenerek onlardan uzak duranlar. Onlar cehennemliklerdir.),[23]

(Âyetlerimiz hakkında ancak kâfir olanlar (inanmamak, inkâr etmek, bâtıl olduklarını ortaya koymaya çalışmak, cennete girebilmek için onlara da îmân edilmesinin şart olmadığını iddiâ etmek gibi yollarla) mücâdele ederler.),[24]


(Âyetlerimizi inkâr edenlere gelince, onlar amel defterleri solundan verilecek olanlardır. Üzerlerinde kapatılmış bir ateş vardır)[25] ve daha niceleri…


Allâh, Âhiret ve diğer îmân edilecek şeyler inkâr mı edilsin?




(Beş) Bazen sırf Âhiret Günü’ne, îmân’a dâir âyetler gelmiştir.[26]


Allah ve diğer îmân edilecek şeyler inkâr mı edilsin?


(Altı) Bazen sırf Meleklerle alâkalı âyetler gelmiştir.[27]


Allah, Âhiret ve diğer îmân edilecek şeyler inkâr mı edilsin?



(Yedi) Bazen sırf Kader’e Îmân’a esas olacak âyetler gelmiştir.[28]


Allah, Âhiret ve diğer îmân edilecek esaslar inkâr mı edilsin?


(Sekiz) Bazen sırf Allah’a, Âhiret’e ve Melekler’e îmân’a dâir âyetler gelmiştir.[29]


Diğer îmân edilecek şeyler inkâr mı edilsin?



(Dokuz) Bazen sırf Allâh’a ve Âhiret Günü’ne îmân’a dâir âyetler gelmiştir.[30]


Diğer îmân edilecek şeyler inkâr mı edilsin?


(On) Bazen sırf Allah’a, Âhiret Günü’ne îmân’a ve Sâlih Amel’e dâir âyetler gelmiştir.[31]

Yine diğer îmân edilecek şeyler inkâr mı edilsin?


(On Bir) Bazen, sırf Allah’a, Melekler’e, Kitâblar’a ve Peyğamberler’e îmân etmeye dâir âyet gelmiştir.[32]



Âhiret inkâr mı edilsin?


[10] Secde:19

[11] Hâkkah:52

[12] Teğâbun:11

[13] Cin:13

[14] Bakara:256

[15] Fetih:13

[16] Âl-iİmrân:179, A’râf:158, Hadîd:7

[17] Nahl:104

[18] Nahl:105

[19] Ankebût:47

[20] Bakara:99

[21] Âl-i İmrân:4

[22] Âl-i İmrân:19

[23] A’râf:36

[24] Ğâfir:4

[25] Beled:19-20

[26] Nahl:22,60, İsrâ:10,45

[27] Kur’ânda sadece “Melâike” kalıbının geçtiği (68) âyet vardır ki, diğer kelimeler ayrıdır.

[28] Kamer:49,Ahzâb:38

[29] Bakara:177

[30] Bakara:232

[31] Bakara:62, Mâide:69 vd.

[32] Bakara:285
 

lafons7275

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Şub 2013
Mesajlar
21,533
Puanları
83
Kur’ân’da Kader’e Îmân ile alâkalı bir âyet değil, âyetler vardır.Aksini iddiâ edenler hem yalan söylemekte hem de Allah celle celâlühû’yu yalanlamaktadırlar.



Evet,“Kur’ân’da kader’e îmân ile alâkalı âyet yoktur” diyenler yalan söylemekte ve birçok âyeti inkâr etmektedirler. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile bütün bir Ümmet’in karşısına geçerek bir takım âyetleri “farklı yorumlama” ismi altında tahrîf etmeleri ve yaptıklarına yorum kılıfı geçirmeye çalışmaları Onları sözü edilen âyetleri inkâr etmiş olmaktan aslâ kurtaramaz.

Nitekim Kur’ân’da, (Şüphesiz biz her şeyi bir kaderle yarattık)[1],

(Allah’ın emri/işi, takdîr edilen bir kader olmuştur.),[2]

(Bu azîz ve alîm(olan Allah)’in takdîridir.)[3] gibi birçok âyette Kader isbât edilmektedir.



Bu âyetlerde geçen “kader” veyâ “takdîr” nasıl manalandırılacaktır?



Kimi câhillere âid “belli bir ölçü ile yaratmak” ve benzeri meâllerde olduğu gibi gelişi güzelce veya bir takım keyfî lüğat yakıştırmalarına dayanarak mı, Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem’e sorarak mı?...



Gerçi âyetleri manalandırma ve îzâh etmeyi bir yanda kendilerine noter senediyle verilmiş bir hak olarak görürlerken, bunu Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem’e çok gören ve O’nu mes’eleye karıştırmamaya yeminli görünen nice uyanıklar var… Bu mânâlandırmak bir Mü’mine göre ilk önce elbette Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem’e sorarak olacaktır…



[1] Kamer: 49

[2] Ahzâb:38

[3] Yâsîn:38
 

lafons7275

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Şub 2013
Mesajlar
21,533
Puanları
83
İmâm Süyûtî ed-Dürrü’l-Mensûr’unda şöyle naklediyor:


Ahmed İbnü Hanbel, Müslim, Abd İbnü Humeyd, Tirmizî, İbnü Mâce, İbnü’l-Münzir, İbnü Merdûye (ve Beyhakî) Ebû Hureyre radıyallahu anhu’dan şöyle dediğini rivâyet ettiler:

“Kureyş Müşrikleri Kader hakkında münâkaşa yapmak üzere Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldiler. Bunun üzerine, ((Müşrikler) o günde sürüklenip ateşe atılacaklardır. (Onlara) Cehennem’in dokunmasını tadın (denilecektir.) Şübhesiz biz her şeyi bir kaderle yarattık) âyetleri indi.”[4]


Bu rivâyetin Abdullah İbnü Amr, Zürâre İbnü Evfâ, Ebû Ümâme ve başkalarından şâhidleri vardır.

Peki, Müşriklerin bu sözü edilen münâkaşaları kaderin nesi hakkındaydı?
Müşrikler Allah’a inanan insanlardı… O’nun kâinâtın tek yaratıcısı olduğunu i’tirâf ediyorlardı… Böyle bir inançta olanların Allah’ın, yarattıklarını “belli bir ölçü ile yaratma”sı husûsunda i’tirazları hiç olur muydu? Elbette olmazdı…

Öyleyse, itirazları ne hakkındaydı? Elbette kaderin inkârı veya ucu inkâra varan ve götüren te’vîli hakkındaydı. Nitekim,


Bezzâr ve İbnü’l-Münzir ceyyid/iyi bir senedle Amr İbnü Şuayb yoluyla babasından, O da dedesinden şöyle dediğini rivâyet ettiler:


“(Şübhe yok ki, müşrik günahkarlar (dünyada) sapıklıkta ve (Âhiret’te de) alevli ateşler içindedirler. (Müşrikler) o günde sürüklenip ateşe atılacaklardır. (Onlara) Cehennem’in (azabının) dokunmasını tadın (denilecektir) Şübhesiz biz her şeyi bir kaderle yarattık.) âyetleri, ancak kader ehli/kader inkârcıları hakkında inmiştir.”[5]

İbnü Ebî Hâtim, Taberânî, İbnü Merdûye, İbnü Şâhîn, İbnü Mende, Bâverdî, Hatîb ve İbnü Asâkir, Zürâre radıyallahu anhu’dan şöyle dediğini rivâyet ettiler:
“Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ((Onlara) Cehennem’in (azabını) dokunmasını tadın (denilecektir.) Şübhesiz biz her şeyi bir kaderle yarattık) âyetlerini okudu., ‘Bu âyetler, Âhir zamanda Ümmetimden Allah’ın kaderini inkâr edecek bir takım insanlar hakkında (indi)’ buyurdu.”[6]

Ve daha nice rivâyetler…

Âyetin iniş sebeblerinin birden fazla olmasına da hiçbir mâni’ yoktur… Âyet birden fazla sebeble inmiş olabilir.

Bu âyetlerde bir amel bulunmamaktadır. Bunlar Allah’ın verdiği haberler olduklarına göre Mü’min tarafından îmân/tasdîk edilmek mecbûriyeti olan hakîkatlerdendir. Bunu, ister Allah’ın Mukaddir/takdîr edici sıfatı çerçevesinde olarak Allah’a Îmân’a, ister Kur’ân’ın verdiği bir habere îman etmek dâiresinde düşünerek Kur’ân’a Îmân’a dâhil eder, isterse hakkındaki müstakil âyetlere ve manevî Tevâtür haddine varmış hadîslerin tasnîfine uyarak müstakil bir “Kader’e Îmân” esâsı kabûl edersiniz. Böylece de bu sınıflandırmada Resûlüllâh sallallâhu aleyhi ve sellem’e uymakla en münâsib olanı yapmış olursunuz. Nitekim Selefimiz dahî böyle yapmışlardır.


[4] Ed-Dürrü’l-Mensûr (7/601), Ahmed, Müsned (9443), Müslim (2656), Tirmizî (2157), İbnü Mâce (83), (benzerini) İbnü Cerîr, Tefsîr (27/65, bir çok yolla), Beyhakî, El-Kadâ ve’l-Kader (177,180), [Halku Ef’âli’l-İbâd (104), Beğavî, Şerhu’s-Sünne (80), Beyhakî, El-Kadâ ve’l-Kader dipnotu:180]

[5] Ed-Dürrü’l-Mensûr (7/602)

[6] Ed-Dürrü’l-Mensûr (7/602) Meselâ, “Kader ölçüdür, kadere iman Allahın hiçbir şeyi ölçüsüz yaratmamış olduğuna imandır” gibi sözleriyle…
 

kilicarslan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Mar 2013
Mesajlar
4,054
Puanları
48
Kur’ân’da,

(Bir) Bâzen sırf Îmân’a veya Îmân ve Amel-i Sâlih’e dâir âyet veya âyetler gelmiştir. Hiçbir îmân esâsından bahsedilmemiştir. Kur’ân fihristinden neye îmân edildiği gösterilmeden, sadece “îmân edenler” hitabıyla (258) âyet bulacaksınız.
emin misin ?

"Ey iman edenler, Allah'a, peygamberine, peygamberine indirdiği kitaba, daha önce indirdiği kitaba da iman edin! Kim Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gününe inanmazsa, pek derin bir sapıklığa saplanıp gitmiştir." (nisa, 136)
 

lafons7275

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Şub 2013
Mesajlar
21,533
Puanları
83
emin misin ?

"Ey iman edenler, Allah'a, peygamberine, peygamberine indirdiği kitaba, daha önce indirdiği kitaba da iman edin! Kim Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gününe inanmazsa, pek derin bir sapıklığa saplanıp gitmiştir." (nisa, 136)


(Şüphesiz biz her şeyi bir kaderle yarattık)[1],

(Allah’ın emri/işi, takdîr edilen bir kader olmuştur.),[2]

(Bu azîz ve alîm(olan Allah)’in takdîridir.)[3] gibi birçok âyette Kader isbât edilmektedir.



Bu âyetlerde geçen “kader” veyâ “takdîr” nasıl manalandırılacaktır?



Kimi câhillere âid “belli bir ölçü ile yaratmak” ve benzeri meâllerde olduğu gibi gelişi güzelce veya bir takım keyfî lüğat yakıştırmalarına dayanarak mı, Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem’e sorarak mı?...



Gerçi âyetleri manalandırma ve îzâh etmeyi bir yanda kendilerine noter senediyle verilmiş bir hak olarak görürlerken, bunu Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem’e çok gören ve O’nu mes’eleye karıştırmamaya yeminli görünen nice uyanıklar var… Bu mânâlandırmak bir Mü’mine göre ilk önce elbette Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem’e sorarak olacaktır…



[1] Kamer: 49

[2] Ahzâb:38

[3] Yâsîn:38
 

lafons7275

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Şub 2013
Mesajlar
21,533
Puanları
83
Hadîslerle Veya Sünnet’le
Îmân Esâsı Sâbit Olmaz mı?

Gurabâ mecmuasında neşredilen Haber-i Vâhid ile alakalı makalede de anlatıldığı gibi, -Cumhûr’a göre- Mütevâtir olmayan Sünnet ile -kesinlik bildirmediği için- Temel Îmânî bir esas sâbit olmaz. Yalnız Cumhûrun bu aslı/temel Usûl kaidesi câhillerin zannettiği gibi mutlak değildir, kayıtlıdır.




Şöyle ki, Ümmet’in âlimleri bir Haber-i Vâhid’i söz birliği ile kabûl ederlerse, o zaman haber artık kesin olur; onunla da temel îmân esası sâbit olur.

Yani, Ümmet bir Haber-i Vâhid’in sâbitliğinde İcmâ’/sözbirliği ederse, artık o haber tartışmasız kesinlik arz eder. Başka bir ifâdeyle, İcmâ’ ile pekişen Haber-i Vâhid artık Mütevâtir seviyesine çıkar. Hattâ bu hadîsler, -İcmâ’ ile kabûl edilmeselerdi bile- bir tarafta Manevî Mütevâtirlik kazanmanın yanında, diğer tarafta da lafzî Meşhûrluk seviyesine ulaşmışlardır.

Üstelik, bir çok hadîs âlimine göre ise -Mütevâtir olmasa da- Sahîh Sünnetle Îmânî bir esas sâbit olabilir. Bütün bunlardan dolayı, Kader ile alâkalı hadîsleri yalanlamak da -Kur’ân hesâba katılmasa bile- başlı başına bir İslamdışılıktır.

Kaldı ki, buradaki kaderle alâkalı Sünnet rivâyetleri Kader’e Îmân’ı isbâtta müstakil değillerdir; aksine bu babtaki âyetleri tefsîr etmektedirler. O sebeble ortada hiçbir müşkil kalmamaktadır.

Sünnetle îmân sabit olmaz”mış(!)… Kim demiş?... Böylesi bir saçmalığı demokrasi/Laik rejimlerinde yetiştirilen küflü ve zehirli kültür mantarlarından başka kim söylemiş?...

Bu anlayış, hadd-i zâtında mevcûd olmamasına rağmen var zannettikleri akıllarına tapınan muâsır putperestler tarafından yontulup ibâdet edilmeye başlanılan bir puttur. Asrî/çağdaş hurâfecilerin uydurup tapındığı sahte dîn prensiplerindendir.
 

lafons7275

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Şub 2013
Mesajlar
21,533
Puanları
83
Mustafa İslamoğlu Kader hakkında kendine sor(dur)ulan bir suâle internette yine kendi sesiyle görüntülü olarak cevâbı verdi.[7] Biz O’nun cevâbını aşağıya parça parça olarak kelimesi kelimesine ele alacağız. Cevâb diye sarfettiği cümleler esâsen cevâba değmese de, yanlışa sürüklediği kimseleri hesaba katarak onları cevâplandıracağız:


İslamoğlu:


Ebu’l-A’lâ el-Mevdûdî’nin İslam’a Giriş kitabını ben görmedim, böyle bir kitabının olduğunu da bilmiyorum. İslam’a Giriş kitabı Muhammed Hamidullah’a ait. Onun için acaba bir yanlış var mı, kardeşimiz daha iyi bilir, ama ben sadece bir soru işareti koymakla yetindim. Fakat Ebu’l A’lâ el-Mevdûdî’nin kadere imanı ayırmasını da bilmiyorum.



Cevâb:


Hiç mühim değil. Mü’minler ayırmıyorlar… Ayıramazlar… Allah korusun ayırırlarsa kâfir olurlar…




İslamoğlu:


Çünkü kadere imanı ayıran Ebu’l A’lâ el-Mevdûdî değil, koca koca muhaddisler o bize nakl edilen hadisteki kadere imanı ayırırlar. Hatta İman isimli kitabımda bize aktarılan iman hadisi, Cibril hadisindeki kadere imanın olmadığı versiyonlar var Buhari ve Müslim’de. Her versiyonda o geçmez.




Cevâb:


Bu “kadere îmân etmeyi diğer îmân esaslarından ayırmak” iddiâ ve isnâdı o muhaddislere yapılan süflî bir iftirâdır. Eğer bu iddiâ “Cibril hadisindeki kadere imanın olmadığı versiyonlar var Buhari ve Müslim’de, her versiyonda o geçmez” sebebine dayandırılıyorsa, anlatılması zor bir câhillik veya ardniyetlik sergilenmektedir. Çünki Onlar, sözü edilen kitâblarında Kadere îmânla alakalı olarak onlarca rivâyet getirmişlerdir. Meselâ Buhârî Sahîh’inde açtığı “Kitâbu’l-Kader” başlığı altında tam (27) hadis getirmiştir.[8] İmam Müslim de Sahih’inde Kitabu’l-Kader başlığı altında mükerrerler haric (34) rivayet getirmiştir.[9]

Bütün bunlara rağmen “Buhârî ve Müslim Kader’e Îmânı Îmân esaslarından ayrı tuttu” demek ne ile anlatılabilir?



Dinleyenleri ve okuyanları bilgisizliklerinden faydalanmakla mı?

Buhârî’nin ve Müslim’in Sahîh’lerini hiç okumamış olmakla mı?

Buhârî’ye ve Müslim’e ne dediğini anlamayacak kadar bunak olmak çamurunu atmak çamurluğuyla mı?


Hadîs ilimlerinden hiç nasîbi olmamakla beraber o sahada konuşma densizliğiyle mi?


O halde Onların îmân esaslarının bazılarını bulunduran şu rivâyetleri getirmeleri başka rivâyetlerde bulunanları inkâr etmeleri manasına gelemez. Yoksa onlar, şimdiki sulu beyinliler gibi çelişkiler kumkuması ne dediğini bilmeyenlerin derekesine düşmüş olurlardı.

Doğrusu Onlar îmân esaslarını Kur’ân’dan, açıklamalarını da Sünnet’ten ve Selef’in anlayıp yaşadığından alıyorlardı. Bu sebeble hadîs rivâyetlerindeki çelişki arz etmeyen eksiklik veya fazlalık bulunan lafızları “sağlam râvînin ziyâdesi makbûldur” kaidesi çerçevesinde kabûl ediyorlardı. Çünki, nakleden yahud nakledenlerden nakleden bir veya birkaç kelimeyi duymamış veya unutmuş olabilirdi. Başka yollarla ve Ümmet’in Selef’inin İcmâıyla, hatta Kur’ân’la pekişen ilâvelerin kabûlünde İslâm âlimlerinden hiçbir kimsenin zıd bir düşünce ve sözü bilinmemiş ve görülmemiştir. Tevâtür-i Ma’nevî denilen bir ilmî mesele vardır ki o, hoşaf değildir. Olsaydı bile onu herkesin yemesi bahis mevzuu değildi. Neydi o Ma’nevî Tevâtür? Bir maddenin değişik rivâyetlerde tevâtür mertebesinde gelmesiydi… Kader Meselesi de öyledir. Mücerred hadis rivâyetleri olarak başta Ma’nevî Mütevâtir, âlimlerin tartışmasız kabûlü ve bütün bir Ümmetin âlimi ve câhilinin kabulü ve tatbîki ile de sonunda kesin Mütevâtirdir. Bütün bu Mütevâtir Sünnet ve İcmâ’ Kur’ân’daki kader ve takdîr âyetlerinin tefsîri ve açıklamasıdır.

Hâsılı, bazı rivâyetlerde bir veya birkaç îmân esasının bulunmaması onların gerçekte mevcûd olmadığını göstermez. Değişik münâsebetlerle, îmân esaslarından bir kısmı açıklanmış olabilir.


[7] Süâl: “Seyyid Ebu’l A’lâ el-Mevdûdî

imanın şartlarından olan kaderi İman
dan ayırıp Ehl-i Sünnet akidesine ters
düşmüş müdür? Zannedersem İslama
giriş kitabı.” Link: http://video.google.com/videoplay?docid=-6747512870901472320&ei=aDX_SaOnIcLQ-AbN_cSnAg&q=islamo%C4%9Flu+kader

[8] Buhârî, Sahîh (6594-6620) Yani tam (27) aded hadis.

[9] Müslim, Sahih (3/2036-2052)
 

Kaptan

Mecra Yazarı
İhvan Üyesi
Katılım
9 Ocak 2012
Mesajlar
15,445
Puanları
113
Tamam İslamoglunu sevmeyebiliriz ben de bircok konudaki marjinal cikislarini begenmem ama İslamoglu kaderi inkar etmez, edemez de. Onun dediklerini carpitmanin anlami yok, ne dedigi ortada ama onu anlayacak beyinler nerede?

Gidin tefsirine bakin bakalim inkar ediyormus mu.

Yok oyle camur at izi kalsin. Birileri İslamoglu uzerinden sohret devsirme pesinde anlasilan.
 

Kaptan

Mecra Yazarı
İhvan Üyesi
Katılım
9 Ocak 2012
Mesajlar
15,445
Puanları
113
Oldu canim baska?

İftira atan sizlersiniz arastirip dogrusunu bulmak neden bana dussun? Ben zaten biliyorum bilmeyen sizlersiniz. Millete camur atacaginiza gidin dogrusunu ogrenin. Belki bu sayede baska hakikatleri de gormus olursunuz.
 

lafons7275

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Şub 2013
Mesajlar
21,533
Puanları
83



İftira atan sizlersiniz arastirip dogrusunu bulmak neden bana dussun?
Adamın kendi sözlerini noktasına virgülüne dokunmadan buraya astık, link de verdik.

Ne iftirasından bahsediyorsun?

Azıcık yukarılara bakaydın bu cehaleti sergilemezdin.
 

Kaptan

Mecra Yazarı
İhvan Üyesi
Katılım
9 Ocak 2012
Mesajlar
15,445
Puanları
113
İslamoglu, kaderi sizin anladiginiz "insan iradesi ve hurriyetini yok saymak" seklinde anlamiyor hepsi bu.

Nasil mi anliyor, baskalarinin iddia ve iftiralarinin pesine kosacaginiza gidin kendi eserlerine bakin. Sonra da gelin burada ozur dileyin, hadi bu zor gelecektir bari gidin Allah'tan af dileyin.
 

lafons7275

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Şub 2013
Mesajlar
21,533
Puanları
83
İslamoglu, kaderi sizin anladiginiz "insan iradesi ve hurriyetini yok saymak" seklinde anlamiyor hepsi bu.

Biz ehli sünnet (maturidi ekolü) olarak ne zaman cüzzi iradeyi inkar edip de insanları iradesiz bıraktık?

Yazmak için yazma.
 

çelebiler

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
4 Ocak 2013
Mesajlar
7,457
Puanları
63
Baktık, inkar ediyor.

Etmiyor diyorsan getir buraya yazdıklarını.


ama onu getirecek beyinler nerede?
Ne kadar acayip.Bilgiyi inkar ederek sadece kendinizi cahil bırakıyorsunuz.

Bilenlere de suç işliyorlarmış gibi tavır takınıyorsunuz.

Komik olmakla kalmıyor,ömrünüzü böyle harcayıp zarar eden sadece siz oluyorsunuz.
 

lafons7275

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Şub 2013
Mesajlar
21,533
Puanları
83
Ne kadar acayip.Bilgiyi inkar ederek sadece kendinizi cahil bırakıyorsunuz.

Bilenlere de suç işliyorlarmış gibi tavır takınıyorsunuz.

Komik olmakla kalmıyor,ömrünüzü böyle harcayıp zarar eden sadece siz oluyorsunuz.
Ey sevgili peygamberim sav. ne dediysen bir bir çıkıyor.

"İnkar tek millettir."


Anam babam sana feda olsun Ya Resulallah, seni konuşturmak istemeyenlerle fiili cihad imkanını inşaAllah Rabbim nasip eder.
 

kilicarslan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Mar 2013
Mesajlar
4,054
Puanları
48


(Şüphesiz biz her şeyi bir kaderle yarattık)[1],

(Allah’ın emri/işi, takdîr edilen bir kader olmuştur.),[2]

(Bu azîz ve alîm(olan Allah)’in takdîridir.)[3] gibi birçok âyette Kader isbât edilmektedir.



Bu âyetlerde geçen “kader” veyâ “takdîr” nasıl manalandırılacaktır?



Kimi câhillere âid “belli bir ölçü ile yaratmak” ve benzeri meâllerde olduğu gibi gelişi güzelce veya bir takım keyfî lüğat yakıştırmalarına dayanarak mı, Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem’e sorarak mı?...



Gerçi âyetleri manalandırma ve îzâh etmeyi bir yanda kendilerine noter senediyle verilmiş bir hak olarak görürlerken, bunu Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem’e çok gören ve O’nu mes’eleye karıştırmamaya yeminli görünen nice uyanıklar var… Bu mânâlandırmak bir Mü’mine göre ilk önce elbette Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem’e sorarak olacaktır…



[1] Kamer: 49

[2] Ahzâb:38

[3] Yâsîn:38
kardes iyimisin, ben ne diyorum sen ne cevap veriyorsun.

YUkardaki yazinda, "KURAN´da neye iman edilecegi yok " diye yazi paylastin , bende ayeti paylastim. Yani Kuran´da yaziyor demek istiyorum.
 

lafons7275

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Şub 2013
Mesajlar
21,533
Puanları
83
kardes iyimisin, ben ne diyorum sen ne cevap veriyorsun.

YUkardaki yazinda, KURAN´da neye iman edilecegi yok " diye yazi paylastin , bende ayeti paylastim. Yani Kuran´da yaziyor demek istiyorum.
Verdiğin ayette Kadere iman yok.

Başka ayetlerde var.

Ne olacak şimdi?

Kuranın bütününe ve Efendimiz'in sözlerine mi bakacaz yoksa İslamoğlunun Kuran anlayışına mı?

Seçimini yap.
 

kilicarslan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Mar 2013
Mesajlar
4,054
Puanları
48
henüz kader konusuna deginmedim, KURAN´da neye iman edilecegi yok diyen bir yaziya aksini göstermek icin bir ayet paylastim.

Ayet kader diyorsa, kimse kadere yok diyemez.


Not: yazinin ilk basindaki iddia düzeltilmelidir.
Orda ayet yok deniliyor, halbuki var.
 

lafons7275

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Şub 2013
Mesajlar
21,533
Puanları
83
henüz kader konusuna deginmedim, KURAN´da neye iman edilecegi yok diyen bir yazi ya aksini göstermek icin bir ayet paylastim.

Ayet kader diyorsa, kimse kadere yok diyemez.


Not: yazinin ilk basindaki iddia düzeltilmelidir.
Orda ayet yok deniliyor, halbuki var.
Sen okuduğunu anlamakta zorlanıyor musun?

Nerde ben böyle demişim?
 

kilicarslan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Mar 2013
Mesajlar
4,054
Puanları
48
Sen okuduğunu anlamakta zorlanıyor musun?

Nerde ben böyle demişim?

Kur’ân’da,

(Bir) Bâzen sırf Îmân’a veya Îmân ve Amel-i Sâlih’e dâir âyet veya âyetler gelmiştir. Hiçbir îmân esâsından bahsedilmemiştir. Kur’ân fihristinden neye îmân edildiği gösterilmeden, sadece “îmân edenler” hitabıyla (258) âyet bulacaksınız.
belki hatirlamiyor olabilirsin, copy-paste ta olur böyle seyler.
Ayeti (nisa,136) cevap olsun diye paylasmistim.
 
Üst