Yavuz Bülent Bakiler Şiirleri | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Yavuz Bülent Bakiler Şiirleri

Kaf-Nun

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
14 Haz 2006
Mesajlar
544
Puanları
0
Gözlerin İstanbul Oluyor Birden.

Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.
Martılar konuyor omuzlarıma,
Gözlerin İstanbul oluyor birden.
Akşamlardan, gecelerden, senden uzağım
Şiirlerim rüzgardır uzak dağlardan esen
Durgun sular gibi azalacağım
Bir gün, birdenbire çıkıp gelmesen.
Şarkılarla geleceksin, duygulu, ince
Yalnız gözlerime bak diyeceksin.
Ellerim usulca ellerine değince
Kaybolup gideceksin
Bir elim seni çizecek bütün pencerelere
Bir elim seni silecek.
Kalbim: Ebemkuşağı; günde bin kere
Senin için yeni baştan can kesilecek.
Ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde
Sonra seni kaybetmek hemen her yerde
Ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak
Yapayalnız kalmak iskelelerde.
Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.
Martılar konuyor omuzlarıma,
Gözlerin İstanbul oluyor birden.


Yavuz Bülent Bakiler
 
A

ada

Misafir
Ellerinize sağlık güzel şiir
 

saide

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
17 Haz 2006
Mesajlar
516
Puanları
0
icinde istanbul gecen hersey güzeldir benim icin yaglarim eriyiveriyor:) yüregine saglik
 
Katılım
22 Tem 2006
Mesajlar
930
Puanları
0
Yaş
28
Web sitesi
www.doanforum.tr.cx
Bütün İstanbul la ilgili şiirlerde konu aynı oluyor.. yani martılar vapur falan hep istanbulun güzellikleri anlatılıyor.. Ama nedense hep böyle şiirler MÜKEMMEL oluyor.. (İstanbulla ilgili şiirlerde zaten istanbulun güzelliklerinden başka bişeyden bahsedilmez ki benimkide laf affedin)
 

sultan-ül şark

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
30 Ara 2006
Mesajlar
299
Puanları
0
Çaresİz...

ÇARESİZ

ah bilsen bir bilsen duyduklarımı
sanki bir dağ ağırlığı kalkacak üzerimden
ve nehirler boşalacak bir anda içerimden
sakın bilme...

anlatsan duyarım bütün güzellikleri
erir dağlarımın başındaki kar
sussan içerimde kıyamet kopar
sakın konuşma...

ha küreğe mahkum olmak prangaya vurulmak
ha görmemek gözlerini, ikisi de bir
bütün kördüğümleri çözecek gözlerindir
sakın bakma...

bir haberin gelse iki satırlık
yüreğim birdenbire kanatlanır yücelir
bir martı gibi çıkar kapına gelir
sakın yazma...

çıkıp gittiğinden beri, sessiz sedasız
başıboş kalan esir, zindanda yatan hürüm
dönmezsen çaresiz kalır ölürüm
sakın gelme...

işte dağlar, taşlar şahidim olsun
yüzüme bakma, konuşma, yazma istemiyorum
dipsiz karanlıklara bağırıp duruyorum
sakın işitme...
 

aHuZaR

Can kayıp can firarda
İhvan Üyesi
Katılım
27 Kas 2006
Mesajlar
6,438
Puanları
0
ŞAKAĞIMDAKİ KANSA O BENİM GÜLÜŞÜMDÜR
NAMERT SÜRÜNMEKTENSE
ERKEKÇE ÖLÜŞÜMDÜR


eline saglik
sultan-ül şark
 

iLkSEnCaN

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
8 Nis 2007
Mesajlar
319
Puanları
0
Bu şiiri okmamıştım epey iyi oldu :)
 

ÜLKÜ HAN

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
7 Nis 2008
Mesajlar
100
Puanları
0
Yaş
41
Cebeci Istasyonu Ve Sen

Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
İncecikten bir yağmur yağıyordu yollara
Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi
Sıcak bir kara sevda
Yüreğimizin başında bağdaş kurup oturmuştu;
Acımsı, buruk.
mühürlenmişti ağzımız bir sessizlik içinde
Sessizliği üstümüzden atamıyorduk
Bir saçak altında kararsız, yorgun
Saatlerce duruyorduk
Kimse görmüyordu bizi

Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi
Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
Bir başka türlüydü bu insanlar
Sen bir başka türlüydün
Gözlerin yine öyle bir bilinmez renkteydi
Gözlerin gözlerimde erimekteydi
Bir mermer heykel gibi yanımda duruyordun
Beni bırakma diyordun

Meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam
Bir yalnızlık duyuyorduk
Ağlıyordun, ağlıyordun...

Cebeci İstasyonunda bir tren
Nefes nefese soluyordu
Gerilmiş bir keman teli gibiydik

Ankara Kalesi`nde bir eski çalar saat
Bilmem kaça vuruyordu
Bir yağmur yağıyor inceden ince
İçimizdeki binbir düşünce
Harmanlar misali savruluyordu
Islanmış bir ceylan yavrusu gibi
Tiril tiril titriyordun
Gitsek gitsek diyordun.

Yüreğimin atışından deli gönlümce
Sırıl sıklam, paramparça, permeperişan
Türküler söylüyordum
Ağlıyordun, ağlıyordun...

Şimdi, şimdi seni düşünüyorum
Cebeci yollarında rüzgarlar esiyor, serin
Paramparça düşmüş gönül ufkuma
İki yıldız gibi gözlerin
Gel Ey ciğerime saplanan hançer
Gel ey yüreğime oturmuş kurşun
Göçmen kuşlar gibi çok uzaklardan
Gel artık
Ne olursun

Yavuz Bülent Bakiler



 

Berre Tuna

Nazende
İhvan Üyesi
Katılım
3 Kas 2007
Mesajlar
1,816
Puanları
0
Çaresiz

ÇARESİZ

ah bilsen bir bilsen duyduklarımı
sanki bir dağ ağırlığı kalkacak üzerimden
ve nehirler boşalacak bir anda içerimden
sakın bilme...

anlatsan duyarım bütün güzellikleri
erir dağlarımın başındaki kar
sussan içerimde kıyamet kopar
sakın konuşma...

ha küreğe mahkum olmak prangaya vurulmak
ha görmemek gözlerini, ikisi de bir
bütün kördüğümleri çözecek gözlerindir
sakın bakma...

bir haberin gelse iki satırlık
yüreğim birdenbire kanatlanır yücelir
bir martı gibi çıkar kapına gelir
sakın yazma...

çıkıp gittiğinden beri, sessiz sedasız
başıboş kalan esir, zindanda yatan hürüm
dönmezsen çaresiz kalır ölürüm
sakın gelme...

işte dağlar, taşlar şahidim olsun
yüzüme bakma, konuşma, yazma istemiyorum
dipsiz karanlıklara bağırıp duruyorum
sakın işitme...

Y.Bülent Bakiler
 

Bahar

Katılımcı Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 Şub 2008
Mesajlar
2,509
Puanları
83
bir haberin gelse iki satırlık
yüreğim birdenbire kanatlanır yücelir

bir martı gibi çıkar kapına gelir
sakın yazma...
bunu imza olarak kullanabilir miyim??? çok güzel..
 

.şüheda.

depresif polyanna
İhvan Üyesi
Katılım
18 Mar 2008
Mesajlar
2,149
Puanları
0
işte dağlar, taşlar şahidim olsun
yüzüme bakma, konuşma, yazma istemiyorum

dipsiz karanlıklara bağırıp duruyorum
sakın işitme...

aynen öyle...........
 

polatini

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
13 Ağu 2007
Mesajlar
3,538
Puanları
0
çok güzel şiir.........
 

Ya Leyl!

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
17 Ağu 2009
Mesajlar
260
Puanları
0

Bir dağbaşı yalnızlığı yaşıyorum yeniden.,
Dağbaşı yalnızlığı ölümden beter.
Hiç kimse aramasa sormasa beni
Sen gelsen yeter..

Huzur ellerinin güzelliğidir.
Gözlerin karşımda mutluluk denizi.
Her sabah soframızda ekmeğimizi
Sen bölsen yeter..

Yüreğim seninle yaylalar kadar serin
Ne bir çizgi hasret, ne bir nokta gam
Yayla dumanı gibi gözlerime her akşam
Sen dolsan yeter..

Bende çaresizlik sonsuz kördüğüm.
Bende sabır sende naz..
Gündüzünden vazgeçtim düşümde biraz
Bir yüz görümlüğü sen olsan yeter..

Duymasa da hiç kimse şâir gönlümün,
Sende karar kıldığını...
Ve içimin şerha şerha yarıldığını,
Sen bilsen yeter..

Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi..
Çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek..
Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek,
Eğilsen yeter.........



Yavuz Bülent Bâkîler
 

eylül

Veled-i kalbî
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
5,223
Puanları
0
Gözlerin İstanbul Oluyor Birden

Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.
Martılar konuyor omuzlarıma,
Gözlerin İstanbul oluyor birden.
Akşamlardan, gecelerden, senden uzağım
Şiirlerim rüzgardır uzak dağlardan esen
Durgun sular gibi azalacağım
Bir gün, birdenbire çıkıp gelmesen.
Şarkılarla geleceksin, duygulu, ince
Yalnız gözlerime bak diyeceksin.
Ellerim usulca ellerine değince
Kaybolup gideceksin
Bir elim seni çizecek bütün pencerelere
Bir elim seni silecek.
Kalbim: Ebemkuşağı; günde bin kere
Senin için yeni baştan can kesilecek.
Ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde
Sonra seni kaybetmek hemen her yerde
Ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak
Yapayalnız kalmak iskelelerde.
Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.
Martılar konuyor omuzlarıma,
Gözlerin İstanbul oluyor birden.

Yavuz Bülent Bakiler
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
43
İSİMSİZ ŞİİR

Üstüme, lapa lapa kar yağıyor yeniden
Yeniden yüreğim beyaz bir lâle
Berrak sular, ışıklar, çiçekler, renkler...
Yeniden karşımda birer şelâle.

Artık benim için ne ekmek, ne su...
Sağımda, solumda vehim ordusu
Ve hep O'nu, bulamamak korkusu
Soyundum yeniden büyük melâle...

Bana, alev gibi bir şeyler yazdı

Sanki baştanbaşa şiirdi, nazdı...
Kırk yıl bile düşünseydim olmazdı
Gelmezdi bu sevda akla-hayale.

Bitmiş tükenmiştim; efkârım çoktu

Salkım söğütlerden bir farkım yoktu
Yâr beni yeni bir yarışa soktu
Şu hâlime bakın: deli-divane...

Gönlüm nakış-nakış renkli bir kilim

Bir kınalı-sürmeli türküdür dilim
Yeminle anlatsam kim inanır; kim
İçinde düştüğüm bu çılgın hâle?

Karışıp gitsem mi ebâbillere...

Adını versem mi karanfillere
Seslenip dursam mı şu sahillere


Yavuz Bülent BAKİLER
 

ArZu

GülenAy
İhvan Üyesi
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
30,610
Puanları
0
Web sitesi
www.arzuzum.blogcu.com
Seni Yazdım…



seni yaşadıktan sonra anladım
bana sensin mahşer nuru, kol-kanat
içimde şahlanıp duran huysuz at
dizginsiz gemsiz değil!

unuttum gözyaşı döken kadını
ördüm gerçek aşkın ruh mihrabını
bir yay gibi gerdim göğe adını
gönül kubbem artık alemsiz değil!

benim neme gerek yıldız, dolunay
rahatlığa paydos, çileye hayhay
ne kuştüyü yatak ne ruhsuz saray
günlerim İbrahim Etem’siz değil!

açılın açılın kalabalıklar
içerim zemheri, dışarım bahar
bir alev halinde geçtiğim yollar
Hallac-ı Mansur’suz, Keremsiz değil!

uzakların daha uzaklarına
büyük zaferlerin nur tabakalarına
seni yazdım ebemkuşaklarına
ellerim çaresiz, kalemsiz değil!

Yavuz Bülent Bakiler
 

Yüzde bir

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
18 Haz 2011
Mesajlar
698
Puanları
63
 
Üst