Kuran mealini okumak hatim sayılır mı

Hakperest

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
13 May 2013
Mesajlar
7,515
Puanları
113
Senin sorunun da bu zaten. Dediğin şu;
“Ben böyle düşünüyorum sen de öyle düşünüyorsun, aynı şeyleri düşünmek zorunda değiliz ve ikimizde kendi ölçeğimizde doğruyuz”. Iste bu düşünce sabit doğruları da değişken doğrular haline getiren sakat bir düşüncedir. Herkesin her söylediği doğru olabilir mi? Bir sorunun tek cevabı vardır. Bir sorunun iki tane çözümü olmaz.

Hal böyle olunca yani sabiteleriniz olmayinca Allah ve Peygamber dusmani birine rahmet de okursunuz veyahutta "Bir vakit olur ki kul şüphesiz Rab olur.
Başka bir vakitte de iftirasız kulluk derekesine iner. Allah beni över, ben de O’nu. O bana kulluk eder, ben de O’na.
Ey nefsinde varlıkları yaratan! Sen halk ettiğin şeylerin hepsisin. Küfür ve isyan ehli cehenneme girseler de, orada kendileri için bir zevk ve lezzet vardır. O da onlar için bir cennettir. Ancak onların cennetleri Huld cennetlerine benzemez. İkisi birdir amma aralarında tecelli farkı vardır… " diyen Arabi'yi de islamin bir zenginligi telakki edersiniz.

Biz böyle bir din bilmiyoruz. Birilerine göre doğru olabilir, güzel ve estetik görünebilir ama biz İslam'ı Rabbimizin gönderdiği sekilde kabul ettik ve ona öyle inandık.
Hayır sabitelerim var ve bana göre doğru yanlış ayrımı var
Ancak şu da var; bir insanı dinden çıkaran öğeler nelerdir senden farklı olabilir.

Bir insan anlaşılması güç, imanın olmasa olmazı olmayan bir şeyi red etmesi; kültür, meztepten, meşrepten kaynaklı sorunlar ile İslam'a uymada, İslam'ın temelinden olmayan yerlerde sorun yaşamasını görmezden gelirim. Ancak bu uyarmam anlamı taşımaz.

İslam'ı herkes aynı anlamaz ve herkesin hikayesi farklıdır ve hiç kimse %100 haklı değildir.

sana örnek vereyim;
Vahdeti vücuda göre Allah tan başka mevcudat yoktur, çünkü bu şirk olur zira kaim, gerçek olan tek varlık Allah CC tır, yaratılan sadece gölge varlıklardır. Öbür yandan müstakil evreni savunan ise siz kâinata Allah tan bir cüz diyemezsiniz deyip şirkle itham ederler. İki çıkış doğru görünmekle beraber biri doğrudur.
İşte bu noktada iki görüş sahibi mazurdur zira tam olarak bilmek imkansızdır. Bu noktada iki taraf da Allah CC birlemektedir.
Ancak senin yaptığın mazur görmeyip kendi görüşünü savunmayanı şirkle itham etmek.
 

Hakperest

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
13 May 2013
Mesajlar
7,515
Puanları
113
TERTÎL
    
Tertîl kelimesi, Arapça "rtl" kökünden "tefîl" ölçüsünde bir mastardır. Sözlükte; sözü güzel, yerinde ve düzenli söylemek, bir şeyi doğru yapmak, düzenlemek, sıralamak, açık açık hakkını vererek açıklamak gibi anlamlara gelmektedir (bkz. Râgıb, Müfredât, 273). Aralarında çok az açık bulunan ve gayet düzgün görünen dişler için de "sağr retl" ifadesi kullanılır (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, VIII, 5426). Bir metni okurken yavaş yavaş, acele etmeksizin, tâne tâne, her bir harfin edâsının, nazmının ve manasının hakkını vermek suretiyle okumaya da tertil denmektedir. Kur'an okunuşuyla ilgili olarak, kelimeleri ağızdan kolaylıkla ve düzgün bir biçimde çıkarmak anlamındadır (İbn Kuteybe, Tefsîru Garîbi'l-Kur'an, 262). Kıraatta tertîl; yavaş yavaş, acele etmeden, harfleri ve hareketleri dizilmiş inci taneleri gibi açık bir şekilde, mana ve hikmeti düşünerek metni tâne tâne okumak anlamında kullanılmaktadır (Kurtubî, Tefsîr, I, 17).

Kur'an tertîl üzere nâzil olmuştur. Hz. Peygamber; "Allah, Kur'an'ı indirildiği şekilde okuyanı sever" sözleriyle Kur'an'ı tertîl ile okumayı teşvik etmişlerdir (İbnü'l-Cezerî, en-Neşr, I, 207). Nitekim Kur'an-ı Kerîm'deki "Kur'an'ı açık açık, tâne tâne (tertîl ile) oku" (Müzzemmil, 73/4) ayet-i kerîmesi de bu konuyu açık bir şekilde anlatmaktadır. Alimler bu ayetle ilgili olarak bazı yorumlarda bulunmuşlardır. Fahreddin Râzî, "Kur'an'ı tertîl ile okumak; manasını anlayarak, ayetlerin içerdiği gerçekleri iyice düşünerek okumaktır. Allah'ın azametini belirten ayetleri, bu azameti gönlünde hissederek, tehdîd ve müjdeyi içeren ayetleri de, ümit ve korku duygularıyla dolup taşarak okumaktır" (bkz. Râzî, Tefsîr, XXX, 174) demektedir. Gazâlî de, Kur'an okumaktan maksadın, manasını anlamak ve üzerinde düşünmek olabileceğini; bunun için de Kur'an'ın tertl üzere okunmasının gerekli olduğunu vurgulamıştır (bkz. Gazâlî, İhyâ, I, 289). Bu açıklamalar ışığında Kur'an'ın tertil ile okunmasını; onun anlamını düşünerek, harflerin çıkış yerlerine ve tecvide dikkat ederek, anlamına göre sesi yükseltip alçaltarak, bir hadiste belirtildiği gibi, hitap ifade eden yerlerde karşıdakine hitab eder gibi bir ses tonuyla, durulacak yerde durup, geçilecek yerde geçerek, ağır ağır, Kur'an'ın gerçek amacını hem duyup, hem de dinleyenlere duyurarak okumaktır, şeklinde açıklayabiliriz (bkz. Ali Ünal, Kur'an'da Temel Kavramlar, 71).

Âlimler, Kur'an-ı Kerîm'i sür'atlice okuyup, çok okumanın mı, yoksa ağır olarak okuyup az okumanın mı daha üstün olduğu konusunu tartışmışlar, bir kısmı "Tertîl ve tedebbür ile az okumak diğerinden daha üstündür" demişlerdir. İbn Abbas ve İbn Mes'ud bu görüşü savunmaktadırlar. Bu görüşün sahiplerine göre, kıraatten maksat; Kur'an'ı anlamak, düşünmek, içindekileri bilmek ve onunla amel etmektir (İbn Kayvim el-Cevziyye, Zâdü'l-Meâd, I, 88). Buhârî, Sahîh'inde Kur'an'ın tertîl ile okunmasının gerekliliğine ve sür'atli olarak okumanın mekruh olduğuna dâir bir bab açmış ve bu şekilde okumanın hoş olmadığını Abdullah b. Mes'ud'dan rivâyet ettiği bir hadisle açıklamıştır (Buhârî, Sahîh, VI, 109 vd). İbn Kayyim, İbn Mes'ud'dan şu rivâyeti nakleder: "Alkame, İbn Mes'ud'dan Kur'an okurdu, sesi güzel bir kimse idi. İbn Mes'ud ona "Anam babam sana feda olsun, Kur'an'ı tertil ile oku, çünkü tertîl onun süsüdür" dedi. Yine İbn Mes'ud: "Şiir söyler gibi Kur'an okumayın, çürük hurma atar gibi dağıtmayın. O'nun incelikleri üzerinde durun, kalbinizi onunla harekete geçirin" (İbn Kayyim, Zâdü'l-Meâd, 1, 89). Bu konuda İbn Abbas'tan da şöyle bir rivâyet nakledilmektedir: İbn Abbas'a Ebû Hamze: "Ben süratli Kur'an okuyan bir kimseyim. Çoğu zaman bir gecede Kur'an'ı bir veya iki defa okurum" deyince, İbn Abbas: "Benim ağır ağır bir sure okumam, bana senin bu yaptığından daha güzel geliyor. Eğer sen bu işi yapacaksan, kulakların duyacağı ve kalbin anlayacağı bir kıraatle oku" demiştir (İbn Kayyim, Zâdü'l-Meâd, I, 89). Süratli okuyup, çok okumanın daha fazîletli olduğunu söyleyenler de kim ne kadar fazla Kur'an okursa, o kadar çok sevap kazanacağını belirten hadisi (bkz. Şerhu Sahîhi't-Tirmizî, XI, 34) hareket noktası yapmışlardır. Üçüncü bir görüş daha vardır ki, o da konuyu insanın tabiat ve alışkanlığı ile değerlendirenlerin görüşüdür. Yani Kur'an'ın kıraatini sür'atli veya ağır şekilde okumaya alışmış olan kimseler, alıştıkları şekilde okumalarıdır (geniş bilgi için bkz. İsmail Karaçam, Kur'an-ı Kerîm'in Fazîletleri ve Okunma Kâideleri, 189-191).

Kur'an-ı Kerîm'de "r-t-l" kökü dört defa ve hepsi de "tefîl" ölçüsünde geçmektedir. İkisi Furkan suresi, 4. ayetinde "ve rattili'l-Kur'âne tertîlen" şekillerinde geçmektedir. Furkan, 32. de, inkâr edenlerin Hz. Peygamber'e, Tevrat ve İncil'de olduğu gibi, Kur'an-ı Kerîm'in de parça parça değil de, hepsinin birden indirilmesi gerektiği yolundaki sözlerini anlatan ayetin devamında "Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle (parça parça indirdik) ve onu tane tane (ayırarak) okuduk" (Furkan, 25/32) ifâdesinde, Kur'an'ın parça parça indirilmesinin sebep ve hikmetleri anlatılmakta, Müzzemmil, 4.'de de, daha önce açıkladığımız gibi, Kur'an'ın tertîl ile; açık açık, tane tane okunması istenmektedir (Müzzemmil, 73/4). Bu Kur'an ifâdelerinden anlaşıldığına göre, "tertîl" kavramı hem Kur'an'ı kalbe iyice yerleştirmek amacıyla bölümlere ayırmak, açıklamak (bkz. Sâbûnî, Safvetü't-Tefâsir, II, 573), hem de onun manasını düşünmek, anlamak ve yaşamak amacına yönelik olarak ağır ağır, dura dura okumak anlamlarını ifâde etmektedir (Bkz. Sâbûn, III, 728).

Erdoğan PAZARBAŞI
Kaynak sorularla İslamiyet
 

Hakperest

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
13 May 2013
Mesajlar
7,515
Puanları
113
Hz. Ali (ra) şöyle demiştir: "Hikmetini düşünmeden ibadet etmek ve mânasını düşünmeden Kur'ân okumak faydasızdır."
(İhyai ulumuddin)
 

Yiğido

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
23 Ağu 2006
Mesajlar
3,564
Puanları
83
Yaş
30
Devletin ne tür hesaplar içine girdiği, bu kişilerin ne hesaplar yaptığı, cemaat yapıları vs benim ilgi alanına girmez.
Ben şuna bakarım; hatasıyla sevabıyla kişi mümin mi değil mi?
Bu noktada elimi çekerim
Hatta eğer zararsız bir münafık bile olsa dalaşmam zira peygamber sav de tahammül göstermeyi tercih etmiştir asıl gücünü küffara saklamıştır.

Ancak fetö gibi İslam'ın ruhuna saldırı yapıyorsa duramam
Burda fetöcülerle çok dalaştım zamanında

El hasılı günahkar hatalı da olsa mümine müşfik kâfire sert olmak lazım
Kehf 49 . Isra 80.
Munafik nasıl zararsız oluyor , insanların imanlarından mı mesuluz yoksa kendimizden mi ? Yea nizam olmayınca zaten herkes kendine muctehid işte:) Mesele insanları kategorize etmek değil ki bu bizim alanımız değil bize düşen her durumda hakikati söyleyebilmek. Var olan bütün yasalar batıl dolayısı ile bireysel olarak ibadet edebiliyoruz bize bulaşan bir sürü kötülük var kibarca diyorum, bunlardan mesuluz diyorum. Buradaki insanların belki donanımlı bi birikimi var yoksa mahreci tartışırdık, insanlarda amel yok amel . Boğaz harfi ne ,bilmeyen insanlara meal okuyun diyorsun efendim :) talak nedir diye sorsan küfrediyorsun zanneder vs vs . Hepimiz illaki değişiyoruz batıla bulaşıyoruz istemeden çünkü sistemin boyundurugundayiz ve bu mazaret değil... Kendi adıma konu için çok teşekkür ediyorum
 

Hakperest

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
13 May 2013
Mesajlar
7,515
Puanları
113
Kehf 49 . Isra 80.
Munafik nasıl zararsız oluyor , insanların imanlarından mı mesuluz yoksa kendimizden mi ? Yea nizam olmayınca zaten herkes kendine muctehid işte:) Mesele insanları kategorize etmek değil ki bu bizim alanımız değil bize düşen her durumda hakikati söyleyebilmek. Var olan bütün yasalar batıl dolayısı ile bireysel olarak ibadet edebiliyoruz bize bulaşan bir sürü kötülük var kibarca diyorum, bunlardan mesuluz diyorum. Buradaki insanların belki donanımlı bi birikimi var yoksa mahreci tartışırdık, insanlarda amel yok amel . Boğaz harfi ne ,bilmeyen insanlara meal okuyun diyorsun efendim :) talak nedir diye sorsan küfrediyorsun zanneder vs vs . Hepimiz illaki değişiyoruz batıla bulaşıyoruz istemeden çünkü sistemin boyundurugundayiz ve bu mazaret değil... Kendi adıma konu için çok teşekkür ediyorum
Yahu meramı anla işte :)
Adam inanmıyor ama İslam'la sistematik savaş halinde değil
Yani fetö vs gibi kripto değil
 

Admin

Admin
Yönetici
Katılım
15 Şub 2007
Mesajlar
371
Puanları
63
Allah kabul etsin bay admin... Madem lezzet aldın şu halde biz de size soralım : Eskiye nazaran yani meal okumadan yaptığın hatimlerle bu sefer yaptığın hatim arasında şer-i şerife salih amel olarak eklediğin ya da yanlış biliyormuşum diyerek terkettiğin bir amelin oldu mu, var mı ?
Polemik sevmiyorum. Allah nasip etti bir cüz arapça aslını okumanın yanında bir cüz de meal okuyorum. Bunda ne gibi bir beis gördünüz bilmiyorum. Kur 'an - ı Kerim'in orjinal dili başlı başına bir mucizedir ve terk edilmemelidir. Anlamak için meal okumak ise bence şarttır
 

muallim08

Paylaşımcı Üye
İhvan Üyesi
Katılım
21 Eyl 2007
Mesajlar
7,335
Puanları
113
Polemik sevmiyorum. Allah nasip etti bir cüz arapça aslını okumanın yanında bir cüz de meal okuyorum. Bunda ne gibi bir beis gördünüz bilmiyorum. Kur 'an - ı Kerim'in orjinal dili başlı başına bir mucizedir ve terk edilmemelidir. Anlamak için meal okumak ise bence şarttır
Allah kabul etsin.
 

ilke

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
6 Kas 2017
Mesajlar
824
Puanları
43
İslâm Dünyasında bir mealcilik ve meal okıuyarak Kuranı öğrenme hastalığı yaygınlaştı !
Oysa, mealden asla Kurandaki ayetlerde Rabbimizin ne murad ettiğinin özü ve detayı öğrenilemez.
Ne öğrenilebilir ? Ancak manası verilen ayetin tercemesi öğrenilebilir, o da sıhhatli bir çevirme yapılmışsa!..Ama, çeviri sıhhatli de olsa, Mael, Arapça "evl " kökünden türeme ve eksik-noksan terceme anlamına gelen bir kelimedir.
Meallere takılıp kalındığında kafa karışıklığınızın artmasından başka hiç bir şey öğrenemezsiniz.
İşte aşağıdaki videoda da kendisi sadece Kuranı kaynak olarak kabul eden Prof.Dr. M Okuyan, sadece
bir meale bağlı kalınarak din öğrenilmez, en az bir kaç meal okumalısınız tavsiyesinde bulunuyor !
Oysa, bir-kaç değil yüzlerce meal okusanız İslâm Dinini asla öğrenemezsiniz çünkü, meallerde fıkıh bilgisi yoktur.
Fıkıh bilgisinin olmadığı bir yerde de dinin emrettiği ve nasıl yapılması gerektiği hakkında bilgi sahibi
olamadığımız ibadetleri yapamayız.

 
Üst